Bir hikâye anlatıldı…

10981210_1603178259915472_5722728687179167578_n

Bir hikâye anlatıldı…

Sözdeki özü anlamayanlar,
hikâyeyi gerçek sandı…

“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz anı var edip ilan eyledik
Hakk’a hiçbir layık mekân yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik”

Harabi henüz Allah da yokken ‘biz’ dediği Hak Erenlerinin var olduğunu anlatıyor. Yani benliklerin ötesinde olan ve kişileştirilemeyecek olan Hakikat’i erenlerin –kitleler anlasın diye- kişileştirip Tanrı-Allah haline getirdiklerini ‘şekil verip tıpkı insan eyledik’ diyerek belirtiyor. Yani Allah (ve dolayısıyla din kapısının) gerçek olmadığını, algı seviyesi arttıkça bunların aşılacağını anlatıyor. Vahdetname’nin devamında peygamberin hikâyelerini de hep Hak Erenlerinin oluşturduğunu açıkça anlatıyor. Her şeyin Birliğini fark etmeyi temel alan Kadim Gnostik Felsefe, kendi üstatları eliyle kitlelere hikâyeleştirilerek sembollerin ardından sunulup dinleşiyor. Ama din burada bir kabuk olmanın ötesine gitmiyor ve her din aynı Hakikat’i gizleyen bir kabuk olarak kavranıyor. Dolayısıyla Alevi yolunu herhangi bir dinin (örneğin İslamın) içine sıkıştırmak mümkün değil. Bu felsefe yapısı gereği tüm dinleri içeriyor ve aşıyor. Alevilik İslamın değil ama İslam Aleviliğin içindedir; tıpkı Hıristiyanlık, Musevilik ve Paganizmin olduğu gibi!

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*