Alevilerde Düşünce (Kafa) Karışıklığı

Alevilerde Düşünce (Kafa) Karışıklığı

Alevilik beslendiği tarihsel kültür kaynaklarıyla 1500 yıllarına kadar, bazı siyasi taktik hataların dışında en ufak düşünce karışıklığı yaşamış değildir. Ve bu temel yapısında materyalist felsefe aktif olmak üzere metafiziği de yadsımadan, ikisinin sentezine dayanan inanç ve siyasal felsefi bir düşüncedir.

Bazı siyasi ve inançların düşünce karışıklığına düşmeleri, insanlık yaşamını yönlendiren felsefelerden materyalist ve metafiziği, ya tam kavramak istememeleri veya bunlardan uzak ikilem içerisinde kalınmasıdır. Aleviler; Aleviliği doğacı ateş, güneş, su, toprak, insan ve evrenselcilikle ifade ederken, hangi temel felsefi ilkelere dayandığı neden netleştirilmiyor? Bu ciddi bir düşünce karışıklığıdır. Evrensellik; ırkçı faşizmin dışında yaşamsal tüm değerleri kapsadığından, Alevilik her şey olamayacağına göre, kendisini felsefi açıdan netleştirmek zorundadır. Felsefi şu noktaları Aleviler tartışmalılar.

Dünyada bugüne kadar yapılan, yaşatılan, yürütülen veya icat edilen Çok Tanrıclık, (Poloteist) Çirf Tanrıcılık, (Dualist) Tek Tanrıcılık, (Monoteizm) bilim, sanat, siyaset, meslek, eğitim, kültür ve tüm faaliyetler, materyalist veya metafizik felsefi ilkelere dayanarak var edilmişlerdir. Ya da her iki felsefenin birçok ilkeleri sentezlenerek yaşam için daha faydalı şekle getirilir. Bunlar içerisinde kapitalizm, liberalizm, laiklik, sekülerlik, demokrasi gibi sosyal ve siyasal yapılar, her iki felsefenin bazı ilkeleri sentezlenerek mümkün olmuştur. İşte Alevilik varoluşundan günümüze kadar, canlı cansız yaşamı kadın-erkek, erkek-dişi, iyilik-kötülük, pozitif-negatif, aydınlık-karanlık, artı-eksi gibi her şeyin ikili (Dualist) temelden var olduğunu savunmuştur.

Bu felsefi düşüncede materyalist maddecilik ön planda iken, metafiziği de dışlamadan insanın tüm psikolojik duygularına düalistçe cevap vermiştir. Demokrasi de aynı şekilde insanların maddi manevi duygularını değerli görüp birlikte yaşatmak değil midir? Yalnızca maddi somut değerlere önem verip, manevi inançsal duyguları dışlayan Aleviliğin, asla çağdaş olamayacağını her Alevi bilmelidir. Felsefi bu kısa belirlemeden hareketle, Aleviliğin beslendiği tarihsel kültür aşamalarını üç başlıkta özetlersek, ne zaman düşünce karışıklığına düştüğünü daha net anlayabiliriz.

1-Sümerler Öncesi ve Sonrası Alevilik.
2-Ortaçağ’da Alevilik.
3-Türkiye Sol Hareketlerin Aleviliği Önemsizleştirmesi.

1-Sümerler Öncesi ve Sonrası Alevilik: Bilindiği gibi M.Ö. 30 bin yıllarında Mezolitik Çağ ile, insanlık Animist ve Totemist doğacı inançsal gerçekliğe dayanarak yaşamını idame ettirmiştir. M.Ö.12 binlerde ise Neolitik Çağ’ın tarımcı kültürüne göre, insanlık büyük bir değişim dönüşüm gerçekleştirdi. Tarımcı toplumsal yapıda gerek manevi (Metafizik) gerekse maddi (Materyalist) açıdan insanlık, Ana Tanrıçalara inanıp yaşamsal ilkelerini bu temelde şekillendirdi. Ancak Neolitik insan ne pozitif- materyalist bilimin ne de negatif-metafizik yücelikle ilgili, sistemli bilince sahip değildi. Her şey kendi doğallığı içerisinde gerçekleşiyordu.

Neolitik insanın materyalizmle doğal bağı, kadının şahsında tanrıyı somutlaştırmasıdır. Metafizik bağ ise, tanrısal üstün bir gücün dünyayı ve insanlığı yönettiği duygusudur. Bu düşünce bilinçdışı olsa da düalist temele dayanmaktadır. Her iki duygunun özünde kadının doğurması, aile oluşumu, dil eğitmenliği, lokman hekimliği, tarımı icadı, toplu yaşamı var etmesi, Tanrıçalığa yücelmesini sağlamıştır. Söz konusu çağlarda inançsal ibadet ritüelleri dünyanın her kıtasında, müzikli ve danslı şekilde sürdürülmekteydi. Bu yaşamdan Aleviliğe geçen kültür izleri, müzikli dansın semah şeklini alması. Bağlama ile toplu cem ibadetinin yapılması ve kadının (ANA) Alevilikte erkekle eşit görülmesi, Ana Tanrıçalıktan gelen kültürlerdir.

Sümer, Babil, Mısır, Kasit, Mittani, Guti, Hitit, Urartu, Lidya, Asur, Med, Helenler döneminde, Ana Tanrıçalar ve Kral Tanrılar toplumsal yaşamı ortak yönetmişlerdir. Bu inançsal toplum yönetiminin ilkeleri, Dualistçi Zervanizm, Zerdüştlük, Mazdek, Mani, Ezidilik ve Şamanizm gibi doğacı dinsel inanç kültürüne dayanıyordu. Helenlerin felsefe, demokrasi kültür temeli Zervanizm, Zerdüşt ve Mazdekçilikten etkilenerek şekilendiğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Helenler ile Zerdüştiler Aryani iki akraba topluluktur. Ortaçağ’a gelmeden M.Ö.2000’lerde Tek Tanrıcı İbrani Krallar, erkek egemenlikçi düşünce ve yaşamı yaymaya çalıştıkları halde, daha çok kendi kabileleri içerisinde çatışmaları, hükümranlıklarını geciktirmiş oldu.

2-Ortaçağ’da Alevilik: Tek Tanrılı ilk din Yahudilik, kitaplı yayılmacılığı yükseltmesine rağmen, İbrani kabilelerin öncülerinden Yahuda, Asuri, Araplar birbirleriyle çatışarak ayrıldılar. Yahudiliğin bölünüp parçalanması, ayakta kalıp kalmama sorununu sürekli yaşadı. Miladi 50 yıllarında Yahudiliğin içerisinden çıkan Hıristiyanlık, Avrupa’ya doğru yayılmıştır. İlk Avrupalı Hıristiyan toplum Yunanlılardır. Yahudilik ve Hıristiyanlık içerisinde devam eden çatışmalar, üçüncü tek tanrıcı din İslamiyet’i ortaya çıkardı. İslamiyet dönemine kadar Alevilik (Mazdek-Manicilik) ciddi bir sorun yaşamadan varlığını sürdürdü.

Dikkat edilirse İslamiyet ortaya çıktığı günden itibaren, özellikle Afrika ve Orta Asya Bölgelerine doğru yayılmaya başladı. Nedeni; bu kıta ve bölge insanlarının maddi, askeri açıdan çok zayıf ve yoksul olmaları İslam’ın işini kolaylaştırıyordu. İslam’ın yalana dayanan kültürü, boş teselliye rahatlıkla inanacak yoksul insanları ancak ikna edebilirdi. Ekonomik ve kültürel açıdan gelişmiş toplumları ikna edecek bilgi, kültüre sahip değildir İslam. İslam’ın, Kızılbaşları (Mecusiler) öldürenler direkt cennete gider düşüncesi, yalancı masalsı ayetlerle Kızılbaşları ikna edemediğinin bir sonucudur. Bunu Kuran’daki birçok ayetlerde okuyoruz. Daha sonra İslam yolunda güçlenen Osmanlı, Kızılbaşlara hem fiziki hem de kültürel soykırım uygulamaya devam etti.

Osmanlı’nın katliamlarından çekinen Aleviler; Şii Şah İsmail’den askeri, siyasi yardım talep ederken, 12 İmamlara methiyeler düzmeleri özlerini kaybetmelerine yol açtı. Ve Aleviler, nerede bir Şii şair-ozan varsa sahiplenip ululaştırarak, adeta bunların Aleviliği var ettiğine inandılar. Osmanlı katliamlarla Kızılbaşları yok edemeyeceğini anlayınca, 1500 yıllardan itibaren Bektaşilik Tarikatı’nı kurup, Kızılbaşlığı İslam’ın Şii Mezhebi gibi göstererek, derin kafa karışıklığına sapladı. Osmanlı’nın bunda ciddi başarı sağladığını Alevilik bir din mi, mezhep mi, doğacı inanç mı, felsefi bir akım mı, yoksa siyasal bir düşünce mi? Tartışmalarından biliyoruz. İfade edilen bu döneme kadar Aleviler, gerçek düşünce ve inançlarında en ufak karışıklığı yaşamış değillerdi.

3-Türkiye Sol Hareketlerin, Aleviliği Önemsizleştirmesi: Türkiye solu emek sermaye çelişkisini Türkiye özgünlüğüne uyarlayamadığı gibi, Alevilikle ilgili de somut bir düşünceye sahip olmamıştır. Teorik açıdan Alevileri yalnız bırakırken, kendilerine en yakın olan bu kitleyi örgütleyememeleri, ciddi siyasal çelişki ve eksiklik değil midir? Alevilerin büyük çoğunluğu gerek korkudan gerekse bilgisizlikten kaynaklı, kendilerini İslam görmelerine rağmen, İslam’ın hiçbir inanç ve ibadetini gerçek anlamda kabul etmemeleri, Türkiye sol hareketlerin hâlâ umurunda değil. Devlet bu durumları çok iyi değerlendirip, Alevileri daha büyük bilgi, düşünce kirliliğine sürüklerken, sol hareketler en azından kültürel açıdan bu konuda devlete engel olabilirdi. Ne yazık ki sol entelektüeller, Alevilikle ilgili makale dahi yazmış değiller. Solun başarısızlığını gören sosyalist Alevilerin çoğu, bugün Alevi derneklerinde Alevileri örgütlemeye çalışırken, soldaki teorik eksikliği burada da sürdürdüklerini görüyoruz. Örneğin Alevilik nedir? Diye sorulduğunda, kendine has felsefi bir inançtır ifadesi, yine derin bir teorik eksiklik ve belirsizlikle birlikte, kafa karışıklığı devam etmekte.

Alevilik kendine has felsefi bir inanç denilirken güneş, toprak, su, ateş ve insan olgusuyla, “HAK” denilen üstün yüceliğe dua (Gülbang) okuyup, semah dönmek, 12 İmam Orucu, Aşure yapmak, Hızır yardımcın olsun demek, materyalizm veya metafizikten nasıl ayrı şey olarak görülür? Şayet kendi başına ayrı bir felsefe ise, bunun üçüncü bir temel felsefe olduğunu, dünya felsefecileri neden görmemişlerdir? Alevilik temel bir felsefi ilkeyle açıklanmadığı sürece, nihilizmde dahil birçok bilinmezliğe doğru yol almaktır. İnsanın tüm sosyal siyasal faaliyetleri, temel felsefelerden birisine dayanmadan, ya da bu iki felsefenin sentezi olmadan ifade edilmesi felsefesiz yaşamaktır. Felsefe dışı yaşamak edilgen, güdüsel, tepkisizlik demektir. Aleviler böyle bir topluluk değil olmazlar da. Bu yüzden Alevilik somut bir felsefi temele dayanmak zorunda. Aleviliğin genel geçer evrenselci ifadelerle her şey olduğunu düşünmek, esasında özünü belirsizleştirmektir ki, hiçbir düşünce her şeyi ifade edemez.

Kaynaklar:
Ali Şeriatı- Dinler Tarihi, Seçkin Yay.
İ. Zeki Eyüpoğlu- Tarikatlar ve Mezhepler Tarihi, Der Yay.
İhsan D. Dağı-Ortadoğu’da İslam ve Siyaset, Boyut Yay.
Kitabı Mukaddes Şirketi- Orhan Matbaacılık. 
E. Hamdi Yazır- Kur’an-ı Kerim ve Yüce İlmi Hali, Huzur Yay. 
Felicien Challeye-Dinler Tarihi, Varlık Yay.
Yaşar Nuri Öztürk- İslam’ı Anlamaya Doğru, Yeni Boyut Yay.
Charles Keiht Maisels- Uygarlığın Doğuşu, İmge Yay.
Willian M. Mc Neil-Dünya Tarihi, İmge Yay.
Alaeddin Şenel- İlkel Toplumdan Uygar Topluma, Birey Toplum Yay.
İlhan Arsel- Şeriat ve Kadın, İstanbul 1995.
Faik Bulut- Alisiz Alevilik, Doruk Yay.
M. İlin- E. Segal-İnsan Nasıl İnsan Oldu, Say Yay.
Misea Eliade-Şamanizm, İmge Yay.
Sigmund Freud- Günlük Yaşamın Psikolojisi, Payel Yay.
Eugene Enriguez-Sürüden Devlete, Ayrıntı Yay.
Turan Dursun- Kuran Ansiklopedisi 8 Cilt. Turan Dursun-Din Bu 2 Cilt. Kaynak Yay.
Fuat Bozkurt- İmam Caferi Buyruğu, Salon Yayınları.
Ethem Xemgin- Aleviliğin kökenindeki Ahuramazda ve Zerdüşt Öğretisi, Berfin Yay.
Friedrich Nietsche- Böyle Buyurdu Zerdüşt, İlgi Kültür Sanat Yay.
Musa Şanak-Mezopotamya’da Dinlerin Doğuşu, Aram Yay.
Mircea Eliade- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi 3 Cilt. Kabalcı Yay.
Cemal Zöngür-Din ve Felsefe Açısından Kızılbaşlık, Ozan Yayıncılık
Alaeddin Şenel- İnsanlık Tarihi, İmge Yayaınları

 

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*