ALEVİ TOPLUMU ve KURMLARININ SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ.

ALEVİ TOPLUMU ve KURMLARININ SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ.

Alevi toplum ve kurumlarının yoğun asimilasyondan dolayı, Aleviliği felsefi bir yaşam öğretisi değil, DİN- olarak algılamaları, ortak bir Alevilik anlayışı, ortak bir amaç, ortak bir kurumda, söylem ve eylemde “Yolda Birlik” olmayışları, yoldan çıkmış “ bin parça olmuş” olmaları  birincil iç sorundur. Halbuki Dinlerin bugüne kadar toplumsal hiçbir  sorunun çözümüne, insanlığa zere yararı olmamıştır. Sadece insanları hakim sömürücü güçlerin yararına uyuşturup uyutmuştur. Aleviliğin anayurdu olan Anadolu (Türkiye’de) siyasi sistem; Aleviliğinde özünü oluşturan evrensel temel insan hakları bilim sevgi emek üzerine değil, tek dil, tek ırk, tek din Türk-İslam faşist ideoloji üzerine kurulmuştur, dolayısı ile TC sistemi, Aleviliğin özü ile insanlıkla çelişmektedir, kökten değişmesi gerektiğidir, buda ikinci dış sorundur.. Sorunun çözümü için yapılması gereken; Aleviler ‘’Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlık dindir” deyip felsefe ile bilinçlenip, bir an önce Din-Irk Türk-İslam asimilasyonundan kurtulup, örgütlenip güç olup, güçlü ittifaklar oluşturup, TC sistemini, doğa, insan ve emekten yana kökten değiştirmelidir.  

1-)  ALEVİ TOPLUMUNUN SORUNLARI ?

Tarihsel toplumsal süreç içerisinde belirli ortak kültürel değerleri ve amacı paylaşan insanlara genelde toplum/topluluk diniyor.   Bir toplumun kendi  geçmişi, iç güncel durumu ile amacı arasında ve içinde yaşadığı siyasi düzen arasında çelişkiler varsa, ortada birinci iç sorun, ikinci dış sorunlar var demektir. 

ALEVİLİĞİN TEMEL ÖZELLİĞİ:  

Alevilik; İlahi dini yaratılış, idealist bir düşünceye değil. Doğal diyalektik materyalist varoluş hakikat felsefesine dayalı; din, dil, ırk cinsiyet dayatmadan, canı, insanı, bilimi sevgiyi doğal varlığı hak kabul eyleyip, temel alan, adı varlığın içindeki ALAW ALEV ışık enerji evrim ve aydınlanma kültürüne dayanan, kendine reva görmediğini başkasına görmeden, ezmeden ezilmeden dünyada doğayla iç içe insanca, eşit özgür, barış içinde birlikte mutlu yaşamayı amaçlayan felsefi bir yaşam inanç öğretisidir. Alevilikte buna “Rızalık Şehri toplumu” denilmekte. Yaklaşık 6 bin yıldır, köleci toplumun ortaya çıkmasından bu yana, Alevileri bir arada tutan bu “Rızalık Şehri” sömürüsüz sınıfsız eşit özgür insanca yaşam, özlemi olmuştur.

Bu amaç özlem dünde bugünde sömürücü sınıf ve iktidarların amaçları ile çelişmiş, çelişmektedir. Aleviler kadim tarihten bu yana, bu yolda ağır bedeller ödemiş katliamlara uğramış, yine de  bu amaç insanca birlikte yaşam mücadelesini sürdürmüş ve halen sürmektedir. Aslında bu amaç ve mücadele sadece Alevi toplumunun değil, %90  dünya haklarının insanlığı evrensel ortak davasıdır.  

  1. BİRİNCİL İÇ SORUN; DİN-İSLAM IRKÇI ASİMİLASYON.

Yoğun dini ve ırkçı asimilasyondan dolayı Alevi toplumu ortak bir Alevilik anlayışını amacını kaybetmiş “yoldan” çıkmış olmasıdır. Aleviler “ 1500 Şah İsmail  ve 1920 Atatürk” döneminden bu yana,  uğradığı yoğun dini-Şii-İslami ve ırkçı/milliyetçi, Türk-İslam asimilasyondan dolayı,  bu yola son sekil verip reform eden Hünkar Bektaş Veli (HBV) gibi pirlerin belirlediği yoldan çıkmıştır, onlardan 800 yıl ileri değil, 1400 yıl geriye gitmiştir. İslam çölleri içinde ”İki arda bir derede” kalmıştır. 

HVB, PİRLERİMİZ YOL NE DİYOR?

Hararet nardadır sacda değildir
Keramet baştadır taçta değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs’te Mekke’de Hacda değildir.

Okunacak en büyük kitap insandır. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Huri cennet için tapınmayız. Enel-Hak,  Hak yeme hakkını yedirme, zalime zulme boyun eğme, bozuk düzende sağlam çark olmaz. Yarın yanağından garısınız Rıza Şehriyle paylaş. 72 Millete bir bakmayan bizden değildir. Kendine reva görmediğini başkasına görme vs. vs..

Görüldüğü gibi Piri, Alevi yol hiç bir şekilde DİN İSALAM, (Allah Muhammed Ali demiyor) ve tek dil ırk millet (Atatürk) demiyor. Fakat bugün Alevi toplumu kurumlarının %98’i Allah Muhammed Ali, 12 imam Ehlibeyt, Kerbela, İslam’ın özüyüz diyor. Vatan millet Sakarya, tek dil, tek din, tek bayrak, tek parti, tek adam, kendilerini TC Türk-İslam devletin sigortası gibi görüyor.

Bu yaman bir çelişkidir. Bunda tabi ki tarihteki  Alevi katliamlarında dolayı, korku, kendini gizleme, kendi kendini asimle etmenin payı vardır, fakat korkunun gizlenmenin “ölüme” faydası olmamıştır.  Osmanlıyı geçtik, TC tarihindeki, Koçgiri, Dersim, Malatya, Maraş , Çorum, Sivas, Gazi, Gezi, vs. Alevi katliamları ve AKP-İŞİD ortadadır.  

BİRİNCİL YAPILACAK İŞ ORTAK BİR ALEVİLİK ANLAYIŞINDA BİRLİKTİR:  

Alevi kurum yöneticileri, Pirleri, araştırmacı yazarları, sanatçıları bir araya gelip; (gerekirse 40 gün kapalı kapılar arkasına kapanıp, 40 defa ölçüp bir defa biçip) Pirim sözüne, yolun özüne uygun, Bilime doğaya cana İnsana emeğe değer veren  güncel ortak bir Alevilik anlayış ve amacında birleşmelidir. Her türlü;  (“Din Mezhep Tarikat,  Allah, İslam, Müslüman, Peygamber, Muhammed, Hz. Ali, Kuran, Zülfikar, 12 İmam, Duvazı İmam, Ehlibeyt, Kerbela, İmam Hüseyin, Mersiye, Muharrem / Orucu, 14 Masumu Pak, 17 Kemerbest, 48 Perşembe/akşamı, Sünnet/Kirvelik, Kurban ee Bayramı, Evladı Resul, Miraç-lama, Tevhit, Hicri Takvim, Cenaze Namazı, Cennet ve Cehennem, Salavat Salat, Secde/Seccade, Halka Namazı, Dua ve Âmin, Arapça-İslami Dil, Milli Bayrak, Atatürk resimi vs. gibi”); Şii-İslami Dini ve Irkçı semboller, Alevi yol erkanından ve kurumlarından kaldırmalı, asimilasyondan kurtulmalı ve Alevilerin güncel hak ve talepleri için kararlı mücadele verme kararı almalıdır.  

İKKİNCİ YAPILACAK İŞ İÇ EGİTİM BİLİNÇLENMEDİR:

Alevi toplumu, yeni Alevilik anlayışı, asimilasyondan kurtulma ve Alevilerin hak ve talepleri için kararlı mücadele verme konusunda, her türlü TV medya olanakları kullanarak, toplum sistematik bir şekilde eğitilip, politik olarak bilinçlendirilmeli, talepler toplumsallaştırılmalıdır. Alevi toplumu siyasi iktidara baskı yapabilecek, sistemi değiştirebilecek bir güç haline gelmelidir. Ancak ortak bir amaçta BİLİNÇLİ  birleşmiş eyleme geçmiş bir toplum değiştirici GÜÇ olabilir kendi  ve diğer ezilen halk toplumların hak ve talepleri için mücadele edebilir ve güçlü ittifaklar oluşturup bozuk düzeni değiştirebilir.  Yoksa Aleviler hiç bir hak elde edemezler. Ezilmeye de devam ederler.

2. İKİNCİ DIŞ SORUN; TC DEVLET SİSTEMİNİN ALEVİLERİN HAK ve TALEPLERİ İLE ÇELİŞMESİDİR, DEGİŞTİRİLMESİDİR:  

Temmuz 1993 Sivas katliamı sonrası oluşan Alevi toplum kurumları, aşağıdaki 16 Hak ve talebi dile/ gündeme getirmiştir.  Bu talepler temel evrensel insan hakları, adalet, eşitlik içeren olmazsa olmaz meşru  laik, demokratik hak ve taleplerdir.  Ve bu talepler yeni değildir. Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet  yüzyıllardır süren, fakat bir türlü verilemeyen alınamayan, (Alevi ayaklanmaları katliamları ortadadır) resmi din ideoloji yasaları sömürü düzeni ile çelişen ister istemez sistem değişikliği gerektiren taleplerdir.  TC devleti; laik demokratik sosyal adaletli eşitlikçi özgürlükçü, ana-dilde çağdaş eğitime dayalı,  yasama, yürütme ve yargı güçlerinin özerk olarak işlediği bir hukuk devleti sistemi olsa idi, Alevilerin, Kürtlerin, emekçilerin, kadınların ve diğer halk kesimlerinin yaşadığı sorunların %98 i olmayacaktı, laik hukuk devleti eşitlik ilkesi çerçevesinde bu hak talepler kendiliğinden verilmiş çözülmüş olurdu.   Bu bozuk düzenin değişmesi sadede Ailevilerin değil tüm toplumun yararınadır.

Aleviler hak ve talepleri sistemle çelişiyor diye tabi ki bu hak ve taleplerinden vaz geçmeyecektir. Burada sorun evrensel insan hakları beyannamesi ve Alevilerin hak ve talepleri değil  TC siteminin temelden dün, bugün bozuk, faşist olmasıdır.

Alevi toplumunun Türkiye’de resmi olarak tanınmamasının TC devletinin tek din dayatması dışında, Alevilerin  hem  “Allah Muhammed Ali, 12 imam, Ehlibeyt, Hüseyni Kerbela, yani İslam. Hem de, Sazlı sözlü Semahlı, kadınlı erkekli, lokmalı darlı demli cemli Aleviyiz’’. diye 2 yüzlü çelişkili bir tanınma talebinde bulunmasıdır.   Bu şekilde Alevilik ne Türkiye’de nede dünyanın başka bir ülkesinde “Kendine özgün bir inanç “Alevi toplumu” olarak (Danimarka istisna bir durum)  kabul olması sağlanamamış, olması da mümkün değildir. Yetkili makamlar  Türkiye’de olduğu gibi İslam’sanız İslam’ın şartlarına uyun diyecek resmi olarak tanımayacaktır.  Veya Avusturya, Almanya’da olduğu gibi direk Alevileri İslam altında bir grup olarak kabul edecek. Alevilik ancak Din-İslami  asimilasyon unsurları, kendi yol erkanından çıkarırsa o zaman  “Kendine özgün bir inanç “Alevi toplumu” kabul görür.   Aleviler farkında olmadan İslam’da  (1.Hanbeli, 2.Şafii, 3.Hanefi, 4.Maliki, 5.Caferi) dışında  İslam’ın yeni “6.Ali’i” mezhebi olma/oluşturma konumuna düşmektedir. Buda İslam dünyasında hiç bir şekilde kabul görmeyecektir. Çünkü Alevilik islamın hiç bir kuralına uymuyor.

Alevi kurumları her biri ayrı ayrı alttaki 16 talebi gündeme getirmiştir, fakat ortak hareket etmediği için arkasına güç ve kararlılık koyamamıştır.  Ayrıca bazı Alevi kurumları Diyanetin, zorunlu din derslerinin tamamen kaldırılmasını isterken, diğer Alevi kurumları diyanetten Alevi dedelerine maaş, okullarda Alevilik dersi öğretmen kadrosu, cemevlerin giderlerinin karşılanması gibi tam tersi, çelişkili  taleplerde bulunmuştur.  Siyasi iktidarlarda bu çelişkilerden yararlanarak Alevileri böl parçala oyala yönet, sömürüye devam et, taktiğini sürdürmektedir.

TC Sistem, dün olduğu gibi bugünde Alevilerin ve diğer hakları hak ve talepleri vermemek için direnecektir. Alevilere karşı GÜÇ gösterip korkutup “çatışmayı” dayatacaktır. (Gezi Parkı bunun bir, Kürt sorunu diğer örneğidir).  Dolayısıyla bunu göze almak, çatışmayı minimuma indirmek için, Aleviler çok güçlü örgütlülük oluşturmalı, kararlı siyasi mücadele vermelidir.  Türk-İslam din ve ırkçılığa dayalı bu sistem, hiç bir toplumsal soruna kalıcı çözüm getirmediği getiremeyeceği ortadadır.

ÜÇÜNCÜ YAPILACAK İŞ; HAK VERİLMEZ ALINIR.

Alevilerin tek başına sistemi değiştirmesi mümkün değildir, bu nedenle mümkün olduğunca en geniş kesimlerle ulaşıp onları ikna ve  diğer toplum kesimleri ile mümkün olduğunca kalıcı ittifaklar oluşturmak zorunludur.  Alevi toplumu, öğretisi ve örgütlenmesi Türkiye’de rejimin çağdaş bir şekilde yenilenmesinde etkin bir güç olabilir ve olmalıdır.   Alevi toplumu kurumları; son 150 yılda bilim iletişim, teknoloji  toplumsal yapıların, üretim ilişkilerinin vs. değiştiğini köyden şehirlere göç ve diğer halk ezilen kesimlerinin taleplerini de dikkate alarak  ortak hak ve taleplerini yeniden belirlemeli toplumsallaştırmalıdır.  Sürekli aynı söylem ve eylemle, sürekli aynı şeyleri deneyerek, faklı sonuçlar beklemenin aptallık olduğu görülmelidir. Artık sürekli yeni söylemler yeni eylemler yöntemler geliştirip denenmelidir.   

Sistemi kökten birden değiştirmek zor olabilir ve zaman alabilir.  Aleviler, HAK VERİLMEZ ALINIR deyip, alttaki taleplerinde, güncel ve geniş kesimlerin desteğini alabilecek, bir talepten başlayarak, her yıl, 1-2 talep için kararlı mücadele vererek işe başlamalıdır. Bu aynı zamanda Alevi toplumu kurumları arasında birlik ve diğer toplum kesimleri ile ittifakı geliştirecek güçlendirecek, karşı olan güçleri zayıflatacaktır, sistemi çağdaş bir şekilde kökten değiştirmek için ortam hazırlayacaktır.

ALEVİLERİN 16 HAK ve TALEBİ

  1. ANAYASAL TANINMA GÜVENCE

Alevilik doğaya bilime sevgiye canlıya değer veren kendine özgü “semavi din-islam’dan  ırk milleten vs. ayrı” müstakil felsefi bir kültür inanç öğretisidir. Ve bu şekilde Alevilik anayurdu Anadolu’da (TC’de) ve Alevilerin var olduğu ülkelerde Alevi kurumları  Cemevleri, dernekleri vs.  “Alevi toplumu / kurumu” olarak resmen tanınıp  varlığı Ana/yasal güvence altına alınmalıdır.

((Ana/yasal tanınma güvence, böyle bir toplumun varlığının kabul edilmesi, topluma gelebilecek herhangi bir saldırı hakaretlere karşı yasalarla korunduğu, yasal olarak örgütlenip faaliyet yürütebileceğinin resmi kanunla kabul edilmesidir. Burada önemle dikkat edilmesi gereken konu, devletin veya başa bir inancın Alevileri Aleviliğin ne olup olmadığını tanımlamasına izin verilmemesi ve Aleviliğin  semavi dinler gibi bir  DİN, dini toplum kategorisine sokulmamasıdır.    Dünyada binlerce değişik din felsefi görüş doğa inancı vardır. Devletin veya başka bir inancın hiç bir toplumu başka birisinin altına sokma hakkı yoktur. Nasıl bir inanç öğreti TOPLUM olduğuna ancak toplumlar kendisi karar verir. Bunun içinde Aleviler kendilerini tanımlarken ve resmi tanınmak için çeşitli devletlere başvurduklarında, Hem İslami söylem hem Alevi söylemlerle başvuru yapmamalıdır, “çatak kazık yere batmaz”,  “Hem Alevi hem Müslüman olunmaz”, kabul edilmez. )))

  • DEVLET DİYANET KURUMU KALDIRILMALIDIR.

Zorunlu vergiden finanse edilen Devlet DinAyet kurumu tamamen kaldırılmalıdır. Her din, inanç ve inanmayanlar vs. kendi toplumunu kurumunu, kendisi yönetip, tüm giderlerini kendi toplumundan karşılamalıdır.

  • EGİTİM – DİN DERSLERİ KALDIRILMALIDR

Resmi okullarda, seçmeli vs. her türlü dini eğitim, din dersi kaldırılmalıdır. Her inanç kurumu, şiddet içermediği, insan sağlığına doğal yaşama ve genel ahlaka aykırı olmadığı sürece, kendi eğitimini, kendi kurumunda verebilecek ve giderlerini de kendi toplumunda karşılayabilecek şekilde yasal düzenleme yapılmalıdır. Resmi devlet okulları herkesin ana dilinde, çağdaş laik bilimsel eğitime dayalı olmalıdır.

  • LAİKLİK – ASİMİLASYON

Devlet ve din işleri tamamen birbirinden ayrılmalıdır. Kamu alanı laik olmalıdır. Kamu hizmeti veren (zorunlu vergiden maaş alan) hiçbir kişi ve kurum işi esnasında, dini inanç veya siyasi kimliğini öne çıkarmamalıdır. TC devleti hiçbir zaman Laik olmadı, laik olmalıdır. Alevilere diğer inanç ve inanmayanlara yönelik her türlü asimilasyon ve sokak baskısına son verilmelidir, devlet siyasi iktidarlar/partiler kendi Alevi’sini yaratmak çabalarından vazgeçmelidir.

  • ALEVİLERİN VERGİ PAYI HAKKI

90 yıldır zorunlu vergiden devletin bütçesinden “din İslam’a” Diyanete aktarılan, Alevilerin ve diğer inanç gruplarını vergi payı, (yenilen hakları) ilgili toplum kurumlarına geri iade edilmelidir.  

  • DİNİ KURUMLAR, CEMEVLERİ İBADETHANE DEĞİLDİR.

Her türlü dini kurum, her tülü faaliyetini kendi yönetip,  Camii, Kilise vs. binasının, eletirdik, su vs. her türlü, TÜM  giderlerini de kendi karşılamalıdır.  Alevilik bir DİN, Alevi kurumları, CemEvleri ibadethane değildir, Alevi öğretisinin yaşanıp yaşatıldığı, Alevi Kültür-eğitim Merkezidir.  Bu anlamda yasal faaliyet gösterme statüsüne sahip olmalıdır. Devlet yasalar kültür eğitim kurumlarına belirli yasal haklar tanıyorsa, Alevi kurumları, isterse bundan yararlanabilir. Prensip olarak Alevi toplumu kurumları, özgürlüğünü korumak için tüm giderlerini kendi karşılamalıdır. 

  • ALEVİ MAHALLE ve KÖYÜNE CAMİ?

1924 yılından kalma, 442 sayılı köy kanunu 24 maddesi ve 3194 sayılı imar kanunu değiştirilmeli, Alevi mahalle ve köylerine cami yapımı ve imam atanması durdurulmalıdır.  Yapılanların cami statüsü minaresi vs. kaldırılmalıdır. Bu mekânlar başka toplumsal amaçlar için kullanılmalıdır.

  • DERGÂHLAR

Hacıbektaş dergâhı başta olmak üzere, devlet tarafından 1925 de 677 sayılı tekke ve zaviyeler kanunu ile el konulan tüm Alevi ve başka inançların dergâhları, mekânları arazileri Alevilere ve diğer inanç toplum kurumlarına geri iade edilmelidir. 100 yıldan fazla geçmişi olan tüm tarihi mekanların restorasyon koruma işlemleri aslına uygun olarak devlet tarafından yapılabilir.  

  • NUFUS DİNİ KİMLİK

Nüfuz cüzdanlarından (vb. resmî belgelerden) din hanesi tamamen kaldırılmalıdır. İnsanların inançlı inançsız olması, olmaması devleti veya başka hiçbir kimseyi ilgilendirmez.

10. HAKARET – AYRIMCILIK

T.C. yasalarından, okul kitaplarında, medyada, kamu alanında işyerlerinde vs. Alevileri (ve başka inançlara, inanmayanlara)  işe alınmama, işten atılma, ayrı muamele rencide eden hakaret ve her türlü ayrımcılık kaldırılmalıdır, bunu yapanlar cezalandırılmalıdır.

11. KATLİAMLAR

Koçgiri, Dersim, Malatya, Maraş, Çorum, Sivas Gazi, Gezi ve DİĞER Ermeni, Kürt azınlıklara yönelik TÜM katliamların sorumluları ve 12 Eylül darbecileri yargılanıp cezalandırılmalıdır.

12. SİVAS MADIMAK

Sivas’ta 33 canımızın yakıldığı Madımak Oteli UTANÇ (ibret) müzesi yapılmalıdır.

13. RESMİ TATİL

13-15 Şubat Hızır Orucu/Aşure, 21 Mart Nevruz, 6 Mayıs Hıdrellez, 2-3 Temmuz Sivas-Çorum, 15-16 Ağustos Hacıbektaş, 15 Kasım Dersim, 23 Aralık Maraş vs. katliam anma günleri ve aynı şekilde diğer inanç ve halkların özel günleri resmî tatil olarak ilan edilmelidir.

14. YENİ ANAYASA

Toplumun %85’nin oluşturan, İşçi emekçiler den yana, sosyal adalet, temel insan hak ve özgürlüklerine dayalı yeni demokratik laik bir eşitlikçi özgürlükçü anayasa yapılmalıdır.

15. SİYASET

Aleviler inanç öğretileri “Rıza şehri” gereği; her zaman emekten sosyal paylaşımdan yana, Hak, Aşk, Sevgi, Eşitlik, Özgürlük, Emek gibi insani değerlerin egemen olduğu sosyalist bir sistem/düzen için mücadele etmiştir, bu yöndeki siyasi faaliyetleri destekler. (Fakat gerekirse kendisi de siyasi partisini kurar.)

16. KÜRD HALKI (DİN & MİLLİYET KONUSU)

Kürt halkının özerklik (kendi kaderini tayin hakkı) Anayasayla güvence altına alınmalıdır. Kürt sorunu barışçıl demokratik bir şekilde çözülmelidir. Din ve Milliyet konusu, toplumsal sorun olmaktan çıkarılıp, siyasetin gündeminden düşürülmelidir.

3. Alevi kurumlarının örgütlenme sorunları ?

Çeşitli Alevi grupların yaşadığı diğer ülkeleri bir kenara bırakıp, sadece  Anadolu kökenli (Türkiye ve AB’de yaşayan göçmen Alevileri) yaklaşık 20 milyon Alevi’yi ve 1993 Sivas katliamı sonrası oluşan (öncesi yasak) Alevi örgütlenmesini ele alırsak.  Alevilerin, kültür derneği/merkezi, federasyon, Avrupa konfederasyonu, Vakıf, dergah, cemevi, Alevi köy  yöre derneği, Alevi Pirleri veya Alevi grup kimlikleri adı altında örgütlenip kurumlaşmış tahminen, 3.000 Alevi kurumu var. Bunların üye sayısı 50 ile 5.000 kişi arasında değişmektedir.  Kurum başı ortalama aidat ödeyen aktif 350 üye saysak. bugün yaklaşık 1 milyon kişi bir Alevi kurumlarına üye diyebiliriz. Yani 20/1 oranında bir öğütlenme. 19 milyon Alevinin Alevi kurumları ile ilişkisi bağı yoktur, örgütsüzdür, Alevilikten uzak, asimilasyona daha açık ve ortak bir amaca katkı sunmamaktadır.  Var olan 1 milyonu temsil eden Alevi kurumları da, param parça ve çok başlıdır, niteliği, Alevilik anlayışı vs. de tartışılır, fakat yine de küçümsenmeyecek bir sayıdır. TC devletinin askeri polisi bekçisi koruyucusu kadar üyen var demektir. TC- Türk İslamcı zihniyetin korktuğu, bu gücün diğer Emek, Kadın, Kürd Çevreci vs. toplum kuruluşları ile ittifak yapmasıdır.  Sevindikleri Alevi toplum ve kuruluşlarının halen Türk-İslam asimilasyonun altında olmasıdır. 

Var olan Alevi dernek/kurumlarında alttaki 4 temel eğilim görülmektedir. 

Aleviliği yukarı Mezopotamya Anadolu’ya özgü bir inanç olarak gören fakat  içinde İslami ve milliyetçi vurgular barındıran ve cephesi daha çok sosyal demokrasiye dönük olan eğilim. Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu  ve  (Kürd) Demokratik Alevi Federasyonu’nu da bir boyutu ile bu eğilim içinde sayabiliriz.

Türk – Alevi- İslam ve  Alevilik İslam’ın özü ve Türklük vurgusunu öne çıkaran ve siyasi tercihini genel olarak sistemden, iktidarda olandan yana kullanan eğilim. Bu eğilim içinde Cem Vakfı’nın üyesi bulunduğu Alevi Vakıflar Federasyonu ve Alevi K. Dernekler Federasyonu sayılabilir. Tahtacı Kültür Dernekleri de hem Türkmen hem de İslami vurgusuyla bu kategoride değerlendirilebilir.

Aleviliği İSLAM veya Şii İslam’ın bir kolu olarak değerlendiren Ehlibeyt Vakfı, Caferiler, Alevi dünyası içinde örgütsel olarak en zayıf olan bu “eğilimin” Alevi dünyasında önemli bir karşılığı yoktur, fakat Alevi toplumunu maddi manevi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca daha çok “siyasal İslamcı” güçlere AKP ve Refah Partisi’ne yakın olan ve AKP’nin devletin kendi Alevi’sini yaratmak için desteklediği çevreler.

Başını Devrimci Aleviler Birliği’nin çektiği, Aleviliği semavi DİN, IRK dışı gören, felsefi doğal inanç sitemi öğreti olarak algılayan, doğa bilim sevgi insan emek endeksli algılayan ve yoğun asimilasyondan dolayı Alevilikte köklü bir reform/devrim öneren yeni eğilim. 

(NOT: Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Balkanlar vs. diğer ülkelerde yaşayan Alevileri unutmadan, ayrıca ele almak gerekir. Fakat Türkiye’den pek farklı olmadığını hatta bir çok yönde daha geri durumda olduklarını da biliyoruz.)

Alevi kurumlarının örgütlenme sorunları ?

Alevi kurumların ortak bir Alevilik anlayışı yoktur. Alevilik ve Aleviler kurumları (İslami ve ırkçı milliyetçi) asimilasyonun etkisi altındadır. Alevilerin sadece 20/1’ni temsil etmektedir.  Alevi kurumları bölük parça çok başlıdır, örgütsel bütünlük yoktur. Kurumlarda Alevilerin hak ve talepleri konusunda ortak anlayış ve mücadele birliği, siyasi duruşu yoktur. Alevi  pir ana/dede, öğretmen hizmet sahiplerinin, kurum yöneticileri eğitimsizdir. Kurumların cemevlerinin giderlerinin karşılanması, proje finansman ekonomik kaynak sorunu vardır. Kurumlarda halen erkek egemenliği hakimdir. Gençlerin yeni kadroların yetişmesine önem verilmemektedir.  Alevilikte Yol BİR değil BİN; Sürek Binbir gece masalı olmuş durumdadır.  vs. sorunlar çok. Çözüme bir yerden başlamak gerek.

ÇÖZÜM ÖNERSİ ÖNCELİKLE YAPILMASI GREREKEN

  • Var olan Alevi kurumları Pirleri yazarları sanatçıları, bir araya gelip (içinde Din-İslam ırk milliyet barındırmayan) yolun özüne evrensel değerlere dayalı  bir Alevi tanımı yapıp, ve bu doğrultuda 40 temel ilke belirleyip, bunu üye tabanına Alevi toplumuna anlatılıp benimsenmelidir.
  • Dünya, ülke, bölge ve yerel düzeyde “4 kapı katlı” tek bir tüzük hazırlanmalıdır, ve var olan tüm Alevi kurumları kendini fes edip, bu tüzük altında yeniden yapılanıp Alevilerin kurumsal birliği sağlanmalıdır. (Diğer dünya ülkelerindeki Alevi gruplarda bu sürece dahil edilmelidir.)
  • Alevi toplumunun kurumlarının tüm giderlerini kendi toplumundan karşılayacak şekilde üye aidat (kendi vergi) sistemi oluşturulmalı, Alevi toplumu  ekonomik bağımsızlığına kavuşmalıdır.
  • Alevi  Pir (ana/dede) öğretmen, diğer hizmet sahipleri, kurum yöneticilerini eğitmek yetiştirmek ve görev diploması  yetki hizmet belgesi vermek için bir eğitim programı yapılıp, çeşitli ülke bölgelerde, Alevi kurumlarına bağlı,  özel Alevi akademisi (ve  yerel kurs merkezleri) açılmalıdır.

“‘Yolda Birlik, Mücadelede Birlik”’  ?

Sivas katliamından bu yana Alevi kurumları arasında, her yıl üst düzeyde, yolda birlik toplantıları yapılmıştır, fakat birlik sağlanamamıştır. 16 Kasım’da 2019’da Garip Dede Dergahında  içinde Cem Vakfı ve Kürt Alevi kurumlarının da olduğu  “‘Yolda Birlik, Mücadelede Birlik”’  adı altında bir toplantı yapılmıştır. Videodan izlediğim kadarı ile, konuşmacıların  toplantıda  ileri sürdüğü görüşlere %98 oranında katılıyorum. Katılmadığım %2 yanı; 1. Toplantıya Aleviliği din-İslam ırk millet dışı, bilimsel çağdaş yorumlayan kurum veya kişilerin davet edilmemesidir. 2. Toplantıda tüm konuşmacıları  “Allah Muhammed Ali”, ve TC Atatürk “Türk İslamcı”  söylemleridir. YOL bu ise bu yolda birlik bugüne kadar sağlanmadı sağlanamaz. Yine de olumsuzluk umutsuzluk tohumları saçmak doğru değildir, bekleyip görmek gerek. En azından faşist rejime karşı Alevilerin hak ve talepleri için kararlı “Mücadelede Birlik” sağlanmalıdır.

  Saygılarımla

Feramuz Acar  15.12.2019

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*