SÖZÜNDE DURMAK DÜRÜSTLÜKTÜR!

Atalarımızdan söz ağızdan bir kere çıkar, yapamiyacağın bir işin sözünü verme cümlesini çok duyarız. Sözünde durmak, sözüne sadık olmak veya “Söz namustur.” demek iyi yada kötü, olumlu yada olumsuz, güzel yada çirkin, karanlık yada aydınlık olmada mihenk taşıdır.

Sözünde durmak: Kişilikli olmaktır.
Sözünde durmak: Dürüstlüktür.
Sözünde durmak: Sevgidir, saygıdır ve güvendir.
Sözünde durmak: Emek vermeyi göze almaktır.
Sözünde durmak: Yaşamı algılamaktır.
Sözünde durmak: Namuslu olmaktır.
Sözünde durmak: Çevresine güven vermektir.
Sözünde durmak: Adam gibi adam olmaktır.
Sözünde durmak: Kendisine saygı duymaktır.
Sözünde durmak: İddalarını gerçekleştirmektir.
Söz verince akan sular durmalıdır.

Verilen sözün yaşamımızda yeri ve anlamı olmalıdır. Tüm çabamıza rağmen yerine getirmediğimiz koşullarda ise, önceden mutlak ama mutlak muhatabını haberdar etmeliyiz. Etmeliyiz ki karşıdaki kişiyi zor durumda bırakmayalım. O bize güvenerek işlerini ayarlamıştır. İnsanları yüz üstü, çaresiz bırakmamın zamanını çalmanın, umudu kırmanın insanınlıkla bir ilgisi yoktur.

Herşeyden önce bizler kollektif bir yaşamın içerisindeyiz yada olmak zorundayız. Bu nedenle sözümüzde durmadığımızda zorda kalan esas olarak bireyler değil, ondan da önemli kollektif faliyettir. Onun zaafa uğraması tüm başarısızlıkların zeminini yaratır. Kollektif yaşam içerisinde güven ortamı olmazsa olmaz koşuludur. Bu üretken olmanın ve ileriye atılmanın ön koşuludur. Bununda yolu alınan sorumlulukların yerine getirilmesinin takipçisi olacak mekanızma yaratmaktan geçer.

Güvenin olmadığı yerde her şey kirlenir. Tüm umutlar söner, güzel olan ne varsa çirkinleşir. Sözünde durmak, basit bir olgu değildir. Bu tip davranışların açtığı yaralar tahminimizinde üstündedir. Sözünde durmak, emek cephesinin yaratığı en önemli değerlerden biridir.

Unutmayın bir toplumun gerilemesinde yozlaşma fiziksel imhadan daha etkilidir.

Yozlaşmanın güvensizliğin olduğu bir yerde en haklı dava bile caresiz kalır. Kolu kanadı kırılır, başarı şansı olmaz. Unutmayalım ki, bizim başkalarını ciddiye almadığımız koşullarda başkalarıda bizi ciddiye almaz ve herkes kendi dünyasının değersiz bir varlık olarak sevgi ve güvenden uzak yaşamını sürdürür. Bu koşullarda gerçek mutluluğu yaşadığını söyleyen koca bir yalancıdır.

Engels derki ; ‘Diyalektik kendini yadsıyanları cezalandırmakta gecikmeyecektir.’

Yaşam doğrular üzerine inşa edilmiştir. Ne kadar çarpıtırsan yine de kendi gerçeğini dayatır. Seni saf tutmaya iter. Yalan söyleyen insanın, insani değerlerden uzak olanın, gülüşü sahtedir. Kendini ve çevresini aldatmak için suratına kondurduğu sırıtmadan başka birşey değildir. Sevgisi yalandır. Güvenirliği yoktur ve özünde çok güçsüzdür ne mal, ne mülk kişiyi güçlü kılmaz. Kişiyi güçlü kılan; dürüstlüğü, cesareti, kararlılığı, fedakarlığı ve bununla harmanlanan toplumsal bilincidir.

Makarenko derki ‘Bir insanın vicdanı yoksa hiç birseyi yoktur.’

Vicdan bizim kendimizle hesaplaşmamızdır. Kendimize çeki düzen veren insanlığa davet eden duygudur. Ondan ne kadar uzaklaşırsak insanlığımızdan o kadar uzaklaşırız. Vicdanımızı sızlatan en önemli olgulardan biride, verdiğimiz sözde durmamak olmamalıdır. Sözümüzde durmadığımız zaman rahatsız olamlıyız. Çevrenizdeki insanların yüzüne nasıl bakarım diye üzüntü duymalı. Eğer çevren sana güvenmiyorsa yaşamın oncada anlamı yok demektir ve aslada hedeflediğin yere layıkıyla gelemezsiniz. Hak etmediğinde geldiğin zamanda hem kendine hemde topluma zarar vermek zorunda kalırsın.

Evet bu anlayış iki yüzlü ve riyakar bir anlayıştır. Sözünde durmadınmı tecrit olursunuz. Sorumluluk aldığında yerine getirmelisiniz. Yerine getirmediğinizde yapılması gereken şey yapılmıyor ortada kalıyor. Sonuçları ise ağır oluyor. Bu da beraberinde çürümeyi getiriyor. Onun içindir ki bu tür tavırlara girenleri şiddetle eleştirmeli, hala devam ediyorsa once teşhir, sonrada tecrit etmeliyiz. Çünkü; bu anlayış kanserlli bir hücre gibidir. Girdiği toplumu çürütür.

Yaşamı güzelleştirmek için, ağız dolusu gülebilmek için, güven vermek, güven duymak istiyorsak, ki mutlaka istemeliyiz verdiğimiz sözde durmalı, tutamayacağımız sözü vermemeli, yerine getirmediğimiz koşullarda muhatabını önceden haberdar etmeliyiz.

Sözünde durmak, dürüst düşüncenin özünde yatan bir değerdir. İnsanlık değerleri üzerine inşa edilir. “Özü sözü ve eylemi bir olan insan” kendi bütünlüğü ve tutarlığı acısından “mükemmel” insan, fakirde olsa dünyanın en huzurlu kişisidir.

Devrimci Aleviler Birliği

Barış Aydın

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*