ÖZÜMÜZ DE SÖZÜMÜZ DE BİR

ÖZÜMÜZ DE SÖZÜMÜZ DE BİR

 

“İnsan bir kâinattır, ancak kâinatta insandır. Tek tek bakarsan çok görürsün, bütün bakarsan tek görürsün!”

  Hallac-ı MANSUR

 

Alevilik; tek Tanrılı Semavi dinlerden ayrı, kendine özgün, ikrar ve rıza esaslı bir inanç (öğreti)’dir. Yol’un öğretisi gerici ve şekilci değil, özgürlükçü ve eşitlikçidir. Alevi toplumu için ise laiklik ve demokrasi, ön koşuldur. Alevi hakikati yeryüzündeki tüm canlılarının eşit yaşam hakkına sahip olduğunu savunur. Alevilikte cehennemle korkutma, cennetle mükâfatlandırma yoktur. Alevilik, yeryüzünü cennet kılma derdindedir. Dini dogmaları cesaretle yorumlamak ve sorgulamak, Aleviliğin karakterinde vardır. Semavi dinlerin katı ve aşılmaz kurallarını kırıp-parçalayan; kulluğu ve ümmetçiliği ret ederek kâmil insana ulaşmayı hedefleyen; “her ne arar isen kendinde ara” ve “insan Hakk’ta Hakk insanda” diyen, insan yaşamına aklı egemen kılan, bir yaşayış biçimi, yaşama kuralı, kültürü ve felsefenin adıdır Alevilik!

 

Yukarı da Alevilik, tek Tanrılı Semavi dinlerden ayrı, kendine özgün, ikrar ve rıza esaslı bir Yol (inanç-öğreti) ve yaşam biçimidir demiştik! Tek Tanrılı Semavi dinlerin kendilerine özgü kavramları, kuralları, dilleri ve kültürleri vardır. Aleviliğin de tek Tanrılı Semavi dinler gibi, kendi toplumsal hafızası, kendine özü kendi kural ve kavramları ve de kendine ait bir dili, bir kültürü (ocak = ana = ikrar = rızalık = mürşid = pir = rayber = talip = can= cem = çerağ (delil) = semah = hizmet = düşkünlük) var. Evet,  “Eline, beline, diline sahip ol” / “Gelme gelme, dönme döme” / “Ser ver, fakat sır verme…” Bütün bunlar Aleviliğin temel ilkeleridir. Alevi inancı 72 âlemde mevcuttur ama hiçbir topluluğun tek başına inancı (öğretisi) değildir. Alevi inancında (öğretisinde)’ki kavramlara, kurallara bakıldığında bu inancın yaşam kültürünün çok derinlikli olduğu yani kocaman bir derya olduğu görülecektir.

 

Topyekûn olarak biz Aleviler başka dinlere, inançlara benzemekten vaz geçip kendi değerlerimize döndüğümüzde ve bunu eğip bükmeden açıkça söylediğimizde kendimiz olup, Aleviliğimizi yaşamış olacağız. Unutmayalım ki; birilerine benzeme, birilerini memnun etme adına yapılan her eylem ve söylem kendi değerlerinden uzaklaşmayı ve başkalaşmayı beraberinde getirir. Birilerine şirin görünme ve birilerini memnun etme yaklaşımı, toplumsalımıza zarar veren bir yaklaşımdır ve bu yaklaşım derhal vaz geçilmesi gereken bir yaklaşımdır. Ne kendi hakikatimizden kopma, ne de kendi değerlerimizden uzaklaşıp, başkalaşma Alevilere ve de Aleviliğe hiç bir faydası olmayacaktır. Açıkçası sadece ve sadece kendi dilimizle, değerimizle kültürümüzle, felsefemizle, yaşam biçimimizle ve renklerimizle kendimizi koruyup geliştirebiliriz ve oranda da gelecekte var oluruz.

 

Evrendeki (doğadaki) her canlının kendisini koruması, varlığını,  birliğini ve dirliğini devam ettirmesi Hakk’ın emri rızasıdır. Yol’u sürdürmek ve değerlerimizi korumak için bizlere ışık olup; “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen Pir Hünkâr Bektaş Veli’nin, “Öl ikrar verme, öl ikrarından dönme” diyen Pir Abdal Musa’nın, “Dönen dönsün, ben dönmezem Yol’umdan” diyen Pir Sultan Abdal’ın, “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” diyen Pir Seyid Rıza’nın izinden gidenlere aşk olsun.

 

Aşk olsun ikrarına aşk ile bağlı kalanlara ve hakikat aşkıyla; onurlu ve erdemli yaşamı kendine ilke edinip, zalime karşı dik durup Yol’undan dönmeyenlere. Aşk olsun baskının, sömürünün, çürümenin ve zorbalığın son bulması için ve tüm dünya insanlarının insanca yaşayacağı bir dünya için mücadele eden-lere. Aşk olsun Hakk ve Hakikat âşkına Yol’u yürütüp sürdürenlere. Gerçeğin demi devranına Hü!

 

Mehmet KABADAYI.

İletişim: Mehmet_k.34@hotmail.com