Din ve Felsefe Açısından Kızılbaşlık; Kıtabımdan Bazı Bölümler

DAB Yönetiminin önerisi üzerine kitaptan bazı bölümler 19 yazı dizisi şeklinde yayınlanacaktır. Tüm eleştiri ve yorumların güç katacağına inanarak şimdiden herkese teşekkür ediyorum

KIZILBAŞLAR KİMLERDİR -1-
Türkiye devletinin birçok konuda olduğu gibi Kızılbaşlık ve Kızılbaşlar hakkında bilinçli olarak yanlış bilgilendirmeler yapması yüzünden, halk Kızılbaşlığı aslı astarı olmayan ahlak dışı bir kavram ve Aleviliği ise bir etnik isim olarak bilmektedir. Yahudilikte de benzer durum söz konusudur. Yahudiler etnik olarak İbranı olmasına rağmen, her zaman din adıyla anılmayı sürdürülmesindeki gibi. Kızılbaşlık ve devamı olan Alevilik kendine has bir din ve inanç şekli olup, hiçbir etnik yapıyı temsil etmez. Ancak Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan halklar içerisinde Kızılbaşların yüzde doksan dokuzu Kürt ve Türklerden oluşur. Bunu bilen Türkiye devlet yönetimi, özellikle Kürt adı ve kültürünün tarihten silinmesi için, Aleviliği sevmediği halde Aleviliğin Türklük olduğu imajını yaratıp, Kürtleri hiç yaşamamış veya yokmuş göstermek amacıyla böyle bir dezenformasyon yaratmıştır.
Ortadoğu ya da Müslüman ülkelerde denilebilir ki, din ve etnik bakımdan en büyük sorunlar Kürt, Ermeni, Süryani ve Aleviler (Kızılbaşlar) üzerinde yaşanmıştır ve yaşanıyor. Kürtler etnik yapıları ve Kızılbaş olmaları yüzünden çifte katliamın kurbanı olmuşlar ve olmaya da devam edilmekte. Ermenilerde aynı şekilde hem etnik açıdan hem de Hristiyan oldukları için en ağır baskı, katliam ve sürgünü yaşamışlardır. Süryanilerin ise daha çok Hristiyan olmaları nedeniyle aynı kaderin kurbanları olduklarını görüyoruz. Diğer taraftan aynı şekilde Kızılbaş Türkler, İslam’ı kabul etmeyip İslam dinine göre ibadetlerini yapmamaları yüzünden, asimilasyon ve katliamlara maruz kalmaya devam etmekte. Bölge toplumlarında din, inanç ve etnik açıdan genel tarihsel gerçekler bu doğrultuda olduğuna göre, Kızılbaşların kimler olduğunu daha yakından şu şekilde açıklayabiliriz.
Kızılbaşlar etnik olarak iki toplumdan meydana gelirler. Bunlar Kürt ve Türklerden oluşmaktadır. Daha önceleri Farslardan Kızılbaş olanların varlığı bilinse de günümüzde yok denecek noktaya gelmişler. Kitabın içerisindeki birçok konuda Kızılbaşlığın tarihçesi genişçe ele anlatıldığı için, burada sadece Kızılbaşların kim oldukları ve etnik olarak hangi kültürel değerlerle günümüze gelişleri ifade edilmeye çalışılmıştır. Ve Kızılbaşların nerelerde yaşadıkları, yaşadıkları dönemlerde nasıl bir din ve kültürel değişim geçirdikleri tüm yönleriyle incelenmekte. Kızılbaşlar etnik olarak yüzde doksan dokuzu Kürt ve Türklerden oluşmaktadır. Sırasıyla incelendiğinde Kürt ve Türk Kızılbaşların kim oldukları şu şekilde ortaya çıkıyor.

Kızılbaş Kürtler Kimdir?
Kürtler Mezopotamya’nın yerli halklarından olan bir topluluktur. En eski tarihleri M.Ö. 2500 ile 1500’lere kadar uzanan derin bir kültürel geçmişe sahipler. Ve bu halkın ilk atalarının krallık adları Kasid Kürt Krallığı, Mittani Kürt Krallığı, Guti Kürt Krallığı ve Medler’dir. Bunların dışında Müslümanlığı kabul eden Mervani Kürt Krallığı ve diğer birçok Kürt Beylikleri de mevcut. Ancak konu Kızılbaş Kürtler olduğu için Kürtlük kökenlerinden ziyade, Kızılbaşlık olarak hangi aşamalardan geçerek Kızılbaşlık inanç ve ibadet kültürüne sahip olmuşlardır, konu açısından burası önem taşımaktadır.
Kasit, Mittani ve Guti Kürt Krallıklarının hangi dine inandıklarını çok net olarak söylemek mümkün değil. Ancak Kürtlerin Anaerkil bir toplumdan geldikleri, Mezopotamya’da en temel kültürel yapıyı Anaerkil Tanrıça inanç ve yaşam belirlediğine göre, doğa inancı olarak ilk başta güneş ve ateşin varlığı öne çıkıyor. Bu bakımdan her üç Kürt Krallığı Zerdüştlüğün ilk adı olan Zervanizm veya bunun daha eski şekline inandıkları ihtimali daha yüksektir.
İfade edilen düşünceye en sağlam kaynaksa, aynı etnik yapıdan gelen ve aynı dili konuşan Med İmparatorluğu’nun resmi dininin Zerdüştlük olması, bizleri bu kanaate sahip kılıyor. Çünkü Zervanizmle, Zerdüştlük tamamen aynı özellikleri taşır. Diğer bir canlı kanıtsa, Ezidi Kürtlerin etnik ve kültür yapısıyla birlikte inanç ve ibadetlerinin Zerdüştlüğün devamı olması, Kürt tarihi hakkında önemli bir kaynak niteliği taşır. Mezopotamya’nın yerli halkı olan Pers ve Sasaniler de Şii Müslümanlığı kabul etmeden önce Zerdüştlüğe inanmışlardır. Ancak daha sonra İslamiyet’in bölgede egemen olup baskı ve katliamları sonucunda, Farsların büyük bir çoğunluğunun Şii İslam’ı kabul edip, eski Zerdüştlük inançlarını terk ettiklerini görüyoruz.
M.S. 610 yılında İslamiyet’in ortaya çıkıp bölgede egemenlik kurarak farklı toplumların büyük bir çoğunluğunu İslamlaştırmasıyla hem Kürtler hem de Farslar içerisinde büyük bir dini ayrışma başlamış oldu. Farsların tamamına yakını Şii İslam’ı kabul ederken, Kürtlerin bir kısmının Müslümanlaşmaları neticesinde, diğer Müslümanlarla birlikte kendi kardeşlerine karşı baskı ve katliam uyguladıkları görülür. Kızılbaş Kürtler olarak tanınan topluluk, eski inançlarının adı olan Zerdüştlükle başlayıp Mazdek, Mani, Ezidilik, Babailik, Kızılbaşlık ve Alevilik temel inançlarından asla vazgeçmemişlerdir. Daha sonra adı Kakailik, Yarsanilik, Alevilik ve Ezidilik olarak bilinen inancın sahipleri İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de yaşayan Kızılbaş Kürlerden oluşmakta.
İslamiyet’in egemenlik kurup birçok din ve etnik topluluklara baskılar yapması neticesinde, bugün Kızılbaş Kürt, Kakai veya Yarsani Alevi olarak bilinenler katliamlar sonucunda Müslümanlaşarak asimile olmuşlar. Aradan onlarca asır geçip İslam katliamları yüzünden, bu halkların çoğunluğu kendilerini Kürt Kızılbaş veya Zerdüşt olarak görmekten hâlâ korkuyorlar. (……..)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*