Din ve Felsefe Açısından Kızılbaşlık -13-

BABA İSHAK’IN YAŞAMI ve ÖĞRETİSİ

Türkiye’deki bazı yazarlar başta olmak üzere, toplumun büyük çoğunluğu, Baba İshak ile Babailik tarikatının kurucusu olan Ebul Baka Baba İlyas Horasani’yi, bilerek ya da bilmeden aynı kişi olarak aktarmaktadırlar. Babailik Tarikatının Anadolu’da Baba İshak tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Gel gör ki, Baba İshak’ta Babailik Tarikatına bağlı idi ancak, Tarikatın kurucusu değildir. Babailik Tarikatı Horasanlı Kızılbaş Erenlerinden Ebul Baka Baba İlyas Horasani tarafından tahminen XI.yy da kurulmuştur. Bu tarihe kadar Kızılbaşlık, Mazdek tarafından kendi adı ile yürütülmüş olup, Mazdek öldükten sonra Mazdek’in karısı Hürrem bu yolu, Hürremilik adıyla devam ettirdiği kaynaklarda sabittir. Tahmini olarak miladi 800 yıllarından itibaren Hürremilik adıyla yaşatılan Kızılbaşlık, 11. yüzyıla kadar bu isimle varlığını sürdürmüştür. Hürrem öldükten sonra, Ebul Baka Baba İlyas Horasani tarafından Babailik veya Babek ismini aldığı görülür.
Ebul Baka Baba İlyas’ın doğum ve ölüm tarihi bilinmemekle birlikte, Kızılbaşlık Tarikatının merkezi İran’ın Horasan şehridir. Burada yetişen Kızılbaş Pirler, Mezopotamya başta olmak üzere Anadolu’da Aleviliğin yayılmasına çalışmışlardır. Binlerce Tarikat Piri burada yetişip Mezopotamya ve Anadolu’da görevlendirilir. Babailik Tarikatının kurulduğu yer ve dönem içerisinde, Ebul Baka Baba İlyas Horasani’nin yetiştirdiği ve de Anadolu’ya gönderdiği kişiler içerisinde en önde gelenlerden birisi Hünkâr Bektaşi Veli’dir.
Kaynak kitaptan şu bilgilere ulaşılmıştır…
Ebul Baka Baba İlyas’a göre kadın erkek ayrımı gözetilmemeli; herkes eşit olmalı, üretilenler barış içinde eşit bölüşülmelidir. Baba İlyas’ın bu görüşlerini vaazlarında geliştirerek savunan Baba İshak, Babailik tarikatının ikinci kurucusu sayıldı ve kırsal kesimde kendisine yandaş buldu. Yandaşları peygamberliğine de inandılar. Bir Tarikat olarak ortaya çıkan Babailik, Selçuklulara karşı bir ayaklanma niteliğine dönüştü. Başlıca nedenleri Moğol istilasından kaçarak Anadolu’ya sığınan Türk boyları arasındaki hoşnutsuzluk, kırsal kesimdeki Babailerin, varlıklı kentlilerden pay istemeleriydi. Baba İshak II. Gıyasettin Keyhüsrev döneminde (1235-1240) Tokat, Amasya ve Sivas yörelerinde dolaşarak yandaşlarını ayaklandırdı. Sivas yağma edildi, Amasya’ya yürüdü. Ayaklanmayı bastırmak için Amasya Subaşısı Mübarizüttin Armağan Şah görevlendirildi. Armağan Şah, Baba İshak’ı tutsak ettikten sonra 1240 yılında öldürdü.
Türk Egemen anlayışının, tarihi olayları not tutma ve yazma diye bir düşüncesi olmadığı gibi, egemenliğine aldığı halkların tarihlerini de yakıp yıkarak, onları belirsizlik içerisinde bırakmayı, en iyi asimilasyon politikası olarak görmektedirler. Bu anlayış yüzünden, ne hazindir ki, Alevi Pirlerinin yaşamları hakkında çok fazla tarihi belgeye sahip olamıyoruz. İşte bunlardan birisi de Baba İshak’tır. Anadolu’da doğup yaşamasına rağmen, ciddi bir yazılı kaynağın bulunmaması, çok az bir iki bilgi aktarımından bazı noktalara ulaşılarak yetinilmek zorunda kalınıyor.
Baba İshak; Adıyaman’ın Samsat İlçesinde doğmuştur. Doğum yılı belli olmamakla birlikte, ölüm yılı yapmış olduğu savaşın son bitiş tarihi olan 1240 olarak belirtilmektedir. Selçuklu hanedanlığının gerek gayri Müslimlere yönelik, gerekse Aleviler üzerinde uygulamış olduğu baskı ve zulüm sonucunda, Baba İshak, Hünkâr Bektaşi Veli ve Kardeşi Menteş ile birlikte bir başkaldırıya girişmişlerdir. Kaynaktaki bilgiler ise şu şekilde.
Baba İshak beklenen işareti verince, alevlenmek için yalnızca bir kıvılcım bekleyen Türkmenler, 50 bin kişilik bir güç olarak toplandılar ve 3 Ağustos 1239 da eyleme geçtiler. Baba İshak’ın çağrısı üzerine, Anadolu halkı karınca ve çekirgeler gibi hemen ayaklanıp, sözleştikleri gün ve saatte isyan bayrağını kaldırmışlardı. Türkmenlerden başka bu isyana her ulustan katılanlar bulunuyordu. Müneccim başının deyişi ile din, ulus ayırt etmeksizin sürüler bir araya geldiler. Türkmenler mallarını satarak parası ile silah almışlardı. Yine çocukları ve kadınları ile bulunuyorlardı. Baba İshak eyleme geçmek için buyruğunu gelişi güzel vermemişti. Her şeyden önce halkı öğretisi ile bilinçlendirmişti.
Ve asıl önemlisi, II. Keyhüsrev’in Anadolu’dan sürdüğü Halep ve Antep yöresinde bulunan, Harzem Türkmenleri ile anlaşmıştılar. Ayrıca Selçuklu orduları da Doğu seferinde bulunuyordu. (Buradan alıntı yaptığımız kaynağın yazarları o günden bu zamana kadar bir türlü isyana katılan Kürt Alevileri ağızlarına alma cesaretini gösteremedikleri gibi, Kürt kelimesini kullanmamaya yemin etmiş gibi davranmaları da dikkat çekicidir.)
Türkmenler Samsat (Sümeysat), Kâhta ve Hısn-ı Mansur’u (Adıyaman) ele geçirdiler. Kendilerine uymayanları öldürdüler, mallarını yağmaladılar, katılanlara ilişmediler, aman verdiler. Malatya Subaşısı, Muzafereddin Ali Şir, Babailer üzerine yürüdü fakat yenildi. Subaşı yeniden Malatya’da Kürtleri ve Germiyanlıları silahlandırdı ise de yeniden bozguna uğradı. Bunun üzerine Babailer Sivas’ı ele geçirdiler. İğdişbaşı ile devlet ileri gelenlerini öldürüp, kenti yağmaladılar. Eylem başarı kazandıkça katılanlar çoğalıyordu. Türkmenler Tokat ve Amasya’ya doğru ilerledi. Keyhüsrev Başkenti bırakıp kaçtı.
Bu sırada Baba İshak Amasya’da bulunuyordu. Ancak Keyhüsrev’in Amasya Subaşısı olarak görevlendirdiği Mübarizeddin Armağan Şah, Babailerden önce Amasya’ya ulaştı ve Baba İshak’ı yakalayarak kale duvarına astı. Artık Konya’ya doğru ilerliyorlardı. Keyhüsrev bütün Selçuklu güçlerini bir araya getirdi ve 60 bin kişiyi bulan bu ordunun komutanlığını Necmeddin Berham Şah’a verdi. Berham Şah önce Selçuklu ordusunda bulunan, Hristiyan askerleri Babailer üzerine gönderdi. (Babailer ile son olarak yapılan savaşta Frank Askerlerinin öncülüğü ve yardımı ile Selçuklu ordusu, önce Babailer den 4 bin kişiyi kılıçtan geçirdikten sonra onları yok etti.) Erleri, erenleri öldürdü, genç yaşlı kimseye aman vermedi. Ardından büyük ordu yetiştiği zaman Pişta komutanları işi bitirmişlerdi. İki üç yaşındaki çocuklardan başka hiçbirini sağ bırakmadılar. Keyhüsrev Türkmenleri yok ettikleri için, Frank askerlerine 300 bin florin altın vererek onları ödüllendirdi.

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*