Bir kaç soru üzerine ve cevaplar

Enver Kemerci’nin Soruları..

Alevilikte”öze dönüş”, özden uzaklaşma nasıl ve ne zaman oldu? Özü doğru tanımlayan kim, buna dönüşü nasıl gerçekleştirecek? Alevilik de tüm diğer inançlar gibi belli evrelerden geçmedi mi? Bu evreleri hangisi Aleviliğin gerçek özünün oluştuğu evredir?

Enver Kemeciye Cevabımız.

Alev-i lere Işık Taifesi deniliyordu. Işık Varlığın Anasıdır. Ana olmadan hiç bir şey var olamaz. Ana Vardan Var edendir.

Işık zamansız zeminsiz bir boşlukta idi. İçindeki yanan gazlar kendi kabuğuna sığmadı ve bir patlama meydana geldi. Bu Patlamaya bilim İnsanları BİNG BANG -BÜYÜK PATLAMA Bu Patlama günümüzde 14 Millyar yıl önce meydana geldiği bilim insanları tarafından tesbit edilmiş.

Patlamayla Evrende genişilyerek giden alev kütleleri ki bunlar hala gitmelerini durdurmuş değil genişliyerek bilinmeyen yönlere doğru gidiyorlar. Alev kütleleri kendi içlerindeki çekim gücü sayesinde kendi etrafında girdaplar oluşturarak dönüyorlar. Zaman geçti bu kütleler galaksileri oluşturdu. Galaksiler Güneşleri, yıldızları ve bunların içinde yaklaşık olarak 5 milyar yıldır üstünde yaşadığımız Dünya oluştu. Ve bu oluşumla birliklte soğumalar oldu. Hava, Su, Toprak ve Ateş ten ve bunların içindeki gazlardan, minerallerden Canlılar önce tek hücreliler onlardan çok hücreliler oluştu. Bu çok hücreliler değişim dönüşüm geçirerek hayvanlar oluştu ve Onlarda gelişerek porto insan oluştu. İnsan oldu şimdi o İnsanın duyguları olacak, etrafını anlıyacak, kokusunu alacak, görecek, olan olaylardan korkacak, sevinecek bunlar olurken İn-san İn-nancı çıkmaya başlıyacak. Etrafında gördüğü ağaçları, Taşları, suyu, toprağı, Güneşi, Ayı, Geceyi gündüzü fark edecek ve bunların varlığını ve kendisi için neyin nekadar yaşımına uygun olduğuna karar vererek onları kutsuyacak ve böylece bir inanç ortaya çıkmış olacak. Bu İnanç porto İnsanın Var olduğu dünyanın her yerinde kendini değişik varlıklara bağlılık göstererek insanların beleğine yerleşmiştir. Bu yerleşimler o bölgenin inançını belirlemiştir.

Gelelim Verimli Hilala Yani Mezepotamya, Kenan Ellerine ve Nil Havzasına Medeniyetlerin Toprağın işlenmesi ile Ateşin Fark edilmesi . Medeniyet ve İnanç bazında büyük bir adım atılmış oldu. Özelikle ATEŞ Ana Erkil devrinde toplumu bir Ocak etrafında toplamayı başarınca Kılanlar oluştu. Bu devride Bilge ANA’ların Kılanı/ Toplumu sevk ve idare edebilmesi için belirli kurallar koymak zorunda kalmışlardı. Bunlar.: güçlü erkekler avcılık yapacak, Kadınlar dağ meyvelerini toplayacak. Bilge Analar ilaç/ Merhem yapacağı otları ve kökleri toplamak zorunluğunu koymuşlardı. Bu çaba ve çalışmaların hepsi sadece Kışları aç kalmamak ve yaza sağlıklı çıkabilmek için yapılmaktaydı. Zaten başka bir amaçlarıda yoktu. Ateş yaşama girmeye başlayınca ( ateşde ya bir buzun kırdığı güneş ışınlarında tek noktada toplanan Güneş ısısı orda bulunan ağacı tutuşturması ile başlamış olabilir) İnsanlar bakmışlarki ateş soğukta ısıtıyor ona sahib çıkıp üstüne başka odunlar atarak sürekli yanmasını sağlamışlar. Bu ayrıca tesadüf bir şimşeğin vurması ile çıkan ateşde olabilir. Velhasıl ATEŞ fark edilip yaşanılan Mağaralara getirilince orda Kışları ısınmanın ve avhayvanlarının etlerinin pişirilmesi ile insan hayatına girmiş oldu diyebiliriz.

ANA’lar toplumun/ Kılanın yüneticileri olarak Hem Hekimlik yani avcıların yabancı hayvanlar tarafında yaralanmalarını tedavi edebilecek merhemleri bulmaları onlara ilk Porto Hekimlik unvanını kazandırmıştır. Ayrıca kırık, çıkıkları sarmaları Çıbanları deşip amalıyat etmeleri Hekimliklerini pekiştirirken Lokmanı Heime de örnek olmuşlardır. Doğurganlığının dışında bukadar güzelliği insana hizmeti ile Analar Toplumun Kutsadığı Önder Bilge Ana olgusuna varmış oldular.

Hakim olmaları Toplumu yönetebilmek için Kılanın içinde çıkacak olan konfilikleri barışa çevirerek Kavgalı taraflara Ceza yerine onları barıştırarark Hakimlikleri ile Toplumun Ortak yaşayabilmelerinin ilk porto yönetimlerini pekiştirmiş olurken. Özel mülkiyetin olmadığı insanların birlikte yaşayaıp, birlikte üretip birlikte tüketmeyi öğrenmiş oldular. Buda ilk Rızalıklı Ortaklar topluluğu/ Kılanlarını ortaya çıkarmış oldular. Doğurganlığının dışında bukadar güzelliği insana hizmeti ile Analar Toplumun Kutsadığı Önder Bilge Ana olgusuna varmış oldular. demiştik bu barışıda toplumun birlikte ortaklar toplumu olmasının getirdiği yaşam şeklide Anaları Tanrıça durumuna getirip İnanç önderliği unvanınada kavuşmuş oldular. Bu kadar kutsiyeti, önderliği üstlenen anaların her dediği yapılınca Ana sevgi ile toplumu inşa ederken birlikte yaşamanın elzem oluşunu ve Ortaklar topluluğunun yaratılmasına varılmıştır. ( kaynak Die Sumerer , Tanrılar Kadın iken)

Bu topluluk giderek Rızalık Şehrine Ulaşmıştır.

Topluluğun yazları topladıkları Meyvelerle Avladıkları hayvanların etleri Kışın sonları yaklaşırken tüketilecek yiyecekler azalmıya başlamış olması. Bilge ANA’ları çözüm üretmeye zorlamıştır. Bu Çözüm Kılanın / Toplumun içindeki güçlü gençlerin ( Kadın Erkek) yiyecekleri günde sadece bir sefer hayatta kalabilecekleri kadar tüketmelerini kararlaştırırlar ve bu kararlılıkla yiyeceklerin ikicanli kadınlara, çocuklara ve yaşlılara tüketme olanağı yaratmış oldular ve hiç bir zayıat vermeden kışı sağ selim atlatmış olmalarını yaratmış olmaları yeni bir tebiri çıkarmıştır. Bunu hersene tekrarlarken bakıyorlarki günde bir sefer yiyecek tüketenler daha çok sağlıklı olduklarını gözetleyince her sene aynı günleri kutsal oruç günleri olarak inançlarının içine koymuş olsdular. Bu Günler Şubat ortalarından Martın sonlarına kadar yapılırken günümüzde, Xızır, Cemreler, Nevruz günlerine denk gelmeleri hiç de tesadüf olmaması gerekir. Bu günlerin İnsanın bahara çıkması babında Kutsanmış ve 21 Martta Günü Gece-Gündüzün birbirine eşit olduğunuda fark edince ve Nevruz gününü yeni yılın başlangıcı olarak kutsanmış oldu. Bunları anlatırken İlk Cemin Analar dargın olan Kılan bireylerini barıştırırken onları Halk Mahkemesinde ve Kılan bireylerinin katılımı ile muhakeme ederken sorgu sualdan geçirerek mahkul bir karar vermesi Porto Cem / ilk Cemin Hakk/ Halk Mahkemesinin Ceminin yapılmasıdır. Toplumun birlikte yaşaya bilmesi için bu sorgu görgü işlemi giderek kutsallık kazanıp. Toplumun Ortaklar topluluğu olmasını pekiştirmiştir. Şubatın Otalarında Başlanan ve Günde bir sefer yiyecek tüketme işlemide yaklaşık her sene 40 güne yakın sürmekteydi bu mecburi oruç olarak başlayan oruç tutma insanların sağlığına iyi geldiğini farkeden Ana’lar bu günlere kutsiyetler yükliyerek Xızır Günleri/ Kurtuluş günleri7 Cemreler ( Heftemallar), Nevruz deyip. Oruçların tutulması gelenek haline getirmiş oldular. Ve bunlarla birlikte Ateş , Güneş, Toprak, Su ve Hava Kutsanarak 4 Ana elementin yaşamın genel maddeleri olduklarıda kutsanmış oldu ve böylece Güneşi Kutsayan İnsanlar Güneş / Ateş Kültünüde bir İnanç ritüellerini kutsamış olmaları, Doğal inanç olan Işık Taifesini ve tarih içinde değişik isimler alan bu işik taifesi son 200 yıldır Alev-i olarak adlandırılmıştır. Alev den gelen bir i eki alarak ALEV-İ olmuştur.

Işık Taifesinin inaç akımı böyle iken 1500 lü yıllardan sonra Gerek Sefavilerle Şia inancını Nakşibendi Şeyhleri vasıtası ile Aleviliğin ve bektaşiliğin Tekkelerine Kayum olarak Osmanlı tarafında atayınca. O Doğal Aleviliğin içine İslami Terimler girmeye başladı. Aleviler Devletin baskılarında kaçarak ulaşımı zor olan dağlık bölgelere yerleşerek Alev-iliklerini korumak istedilersede. Osmanlı araştırıp Alevi köylerinden satın alabilecek Yol önderlerinin çocuklarını alıp medreselerde islam dini ile yetiştirilip alevilerin içine maaşlı olarak gönderilince Bunlarda başladılar İslamı anlatmaya, Fakat bazılarıda baktılarki sünnü müslüman olmaktansa Siiliğin Aleviliği fazla bozmayacağına kanaat getrirerek ve bazı hesaplamalrı aleviliğe uygularayarak Şiiliğe bnezemeye başladılar. Hatta Ocakzade ”Dedeler” kendilerini Muhammedin soyunda sayarak yeni yeni ocaklar kurarak Ehlibeyitçi, İslamcı bir Alevilik ortaya çıkarmış oldular. İşte bu Evladı Resuluz diyen ”Dedeler” Aleviliği Özünde uzaklaştırdılar. Biz baştan beri anlattığımız Doğal Alev-i’liğin tekrar hayata geçmesi gerektiğine inandığımız için. Alev-i’liğin hiç bir Dinin devamı olmadığını ve Tüm İnançlardan önce var olan Işığı kutsayan bir İnanç olması sebebi ile özelmülkiyeti kabul etmeyen, paylaşımcı, eşitlikçi, kadın erkek ayrımı yapmayan. Emeğe Hakk diyen Emeği Hakk gören ve İnsanı EDEB ERKAN la yetiştirip kemalete ulaştıran bu yolun tekrar bu normlarına dönmesine Evrensel düzeyde kendi normlarına dönmesine. Özümüze dönüş diyebiliriz.

Aşk ile

Ali Koçak

7 Eylül 2019 Berlin

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*