ALEVİLİKTE PAYLAŞIM KÜLTÜRÜ /1

ALEVİLİKTE PAYLAŞIM KÜLTÜRÜ (1)

Paylaşım; genel anlam da sorunları gidermeyi alevilik paylasim1amaçlayan dayanışma, özellikle de zor yaşam koşullarında var olanı paylaşarak sıkıntıları hafifletmeye yönelik, dolaysıyla toplumsal barışı sağlayan insansal duygunun tezahürü hümanist ve önemli bir değerdir. Toplumsal ve önemli bir değerdir; zira insanoğlu huzurlu ve mutlu olabilmesi için doğası gereği her yerde ve her zaman hatta yaşam boyu iyiyi, güzeli ve doğruyu aramakta, bu aradıklarını ancak ve ancak çok boyutlu var olanını paylaşarak elde edebilmektedir.

Paylaşım; sosyal veya kişisel ilişkilerde karşılıklı güven duygusunun maddi temelidir; karşılıklı sevgi,  saygı ve barış da bu maddi temel üzerinde şekillenir. İnsansal yaşam içinde ve herhangi bir konuda paylaşımın olmadığı yerde güven ortamı oluşmaz; güven ortamının olmadığı yerde sevgi ve saygıdan, dolaysıyla barış ve huzurdan söz edilemez. Günümüzde birey veya toplum olarak maruz kaldığımız sıkıntıların kaynağı, paylaşım kültürümüzün bencil duygu ve egoist davranışlarla yer değiştirmesidir. Bencilliğin varacağı yer kişisel hırstır. Kişisel hırsın sınırı yoktur; bu kör hırsın yarattığı ortam, insanlık adına felakettir.

Bencil duygu ve egoist davranışların yarattığı kişisel hırsın maddi temeli, üretim araçları üzerinde ki özel mülkiyet sistemidir. Bu sistem daha çok kazanma ve daha çoğuna sahip olma anlayışı üzerine kurulu olduğu için siyasal iktidarlar tüm kurum ve olanaklarıyla, özellikle de eğitim kurumlarında bencil kişilerden oluşan toplum yaratma politikası izler. Özel mülkiyet ilişkileri üzerinde şekillenen siyasal, hukuksal, iktisadi ve sosyal yapı, toplumun yarattığı değerleri toplum adına paylaşımı yadsır, bu yadsıma ülkede yaşanan tüm huzursuzluğun maddi temelidir.

Aleviliği tarihin derinliklerinden günümüze taşıyan temel değer, Onun ekilebilir toprakta ortak mülkiyet ve yarin yanağından gayri her şeyde paylaşımcı yaşam tarzıdır. Bu ortakçı ve paylaşımcı anlayışı, Aleviliği Anadolu tarihinin tüm evrelerinde, özellikle de zalim Bizans’ın, katil Selçuklunun ve kılıcı kanlı Osmanlı’nın yok etmesi gereken boy hedefi yapmıştır. Aleviliğin ortakçı anlayışına yönelik yok etme politikası, özel mülkiyet üzerine kurulu Cumhuriyet Türkiye’sinin de boy hedefidir; zira özel mülkiyet sistemi ve ortakçı mülkiyet birbirini yadsımaktadır.

Alevileri sırtında bir yük gibi gören devletin rahatsızlığı, Alevilerin Müslüman olmayışı değil, bu toplumun yaşam tarzının devletin istediği bencil olmayan, tersine paylaşımcı bir kültüre sahip olmasındandır. Devlet asimilasyon politikasıyla bir yandan Aleviliğin İslami figürler (Ali, 12 İmam, Ehl-i Beyt, Kerbela vb.) üzerinden din gibi algılanmasını sağlamaya çalışırken, diğer yandan dinleştirdiği Aleviliği din algısıyla Alevi toplumunu var eden ortakçı ve paylaşımcı kadim değerlerinden koparacağının planını yapmakta.

(Devam edecek)

Bektaş Özgür / Devrimci Aleviler Birliği (DAB) 07/07/2015

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*