T.C ECDADI OSMANLI’YI NASIL BİLİRSİNİZ?

                                                     

Yazı teorik laf kalabalıkları ve “entelektüel” kavramlar ile boğulmadan, net düz sorularla gidecek. Öyle bir çağdayız ki sayfalarca emek verilmiş yazılar yada bilgiler içeren kitaplar “yorucu” gelmek de. O yüzden elden geldiğince kısa ve yormadan sizlere akılda kalan küçük sorular bırakmaya çalışacağım.

                1. Tekke ve zaviyeler yasası Aleviler için nedir! Ya da laikliğin “yeniden yazımı”.

 

“Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması”, 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile uygulamaya konmuş bir “Atatürk Devrimi”dir.

Konya milletvekili Refik Bey (Koraltan) ve beş arkadaşının önerisiyle meclise sunulup kabul edilen Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; bütün tarikatlarla birlikte şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır. Ayrıca yasa ile Türkiye Cumhuriyeti içinde padişahlara ait ya da bir tarikata çıkar sağlamaya yönelik tüm türbeler kapatılmış, türbedarlıklar kaldırılmıştır. Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezası getirilmiştir.”

Objektif olalım. Atatürk kendisi “tekke ve zaviyeler yasasını” hazırlamamış ama hazırlatmış ve onaylamıştır. Tek başına onu suçlamayacağız. Tekke ve zaviyeler yasası kimlere yasak getirdiğini uzun uzun tartışmaya gerek var mı?! Cem evlerinin hala yasal statü içinde olmaması Alevilere acaba bir şeyler anımsatır mı?! Bu yasanın hedef kitlelerinden olan Aleviler diyanet işlerinin Atatürk zamanında kurulduğunu da biliyor değil mi?! En son kılıçtaroğlu bize hatırlatmıştı.

Şimdi laik bir devletin kurulduğunu söyleyerek ama pratik de azınlıkları ya da kendisi kadar çok olan başka inançları bastırıp, resmi olarak Müslümanlığı devlet tekeliyle yaşayan; devletin savunduğu ya da dayattığı dine riayet etmeyen herkesin zulüm ve ölüm yaşaması LAİKLİK İLE nasıl bir görüle bilinir? Üstelik diyanet işleri gibi hala tek din yayılmacılığı ve diğer din ve inanışlara bekçilik yapan bir kurum orta yerde dururken bunu nasıl laiklik ile bağdaştıracağız.? Devlet erkanı ağzını “” %99 Müslümanlık” ile açıp kaparken Ermeni, Alevi, Ezdi, Ateist…vb insanlar üzerinde oluşturduğu baskı nereye konmalı?

Dahası Laiklik nedir : “Laiklik veya laisizm (Fransızca: Laïcisme); devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında TARAFSIZ  olmasını savunan prensiptir.” Burada ki tanım ile T.C tarihinin başlangıcından bu yana laiklik ile benzer bir yan var mıdır?

 

2.Padişahlığın yıkılması T.C kurulması! Ya da aynı tas aynı hamam mı?

Polis teşkilatının kuruluşu neden 10 Nisan 1845 den itibaren alınır?!

Devlet resmi olarak neden İstanbulun fethinin (yani 29 Mayıs 1453) tarihini kutlar?

Osmanlının, padişahlığın kaldırıldığı yerine Cumhuriyetin kurulduğu söylenmesine rağmen Devlet resmi anlayışı neden böyledir?! Aslında birşeyin değişmediği sadece eldeğiştirdiğini en basit hali ile burdan göre bilirmiyiz?!

Sorular çok basit. Madem Padişahlık yıkıldıysa neden devlet iktidarında kim olursa olsun “ecdadı osmanlı” ya atıf da bulunur ve resmi osmanlı günleri kutlanır ya da bazı “kuruluş” tarihi ordan alınır?!

Okullarda neden çocuk yaşda zihinlerimize T.C osmanlının devamı olarak işlenir? İlk okul sıralarında önce osmanlı ardından birleşerek atatürkçü olmak bir tesadüf mü?

kemalist türkiyem den faşist italya ya selam manşeti

3.Irkçılık ve Faşizm denen şey neye benzer?

“Ne mutlu Türküm diyene, Mustafa Kemal Atatürk tarafından ilk kez 10. Yıl Nutkunda kullanılmıştır.”“ Ey Türk gençliği, birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini” der gider.

Bir lider “ne mutlu türküm diyene” ve “ muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur demiş” ise Gerisi bu kelimelerden alınan cesaretin devamı olmaz mı? Sanırım olmuş. Devam edelim.

Mustafa kemalin bu sözlerinden yola çıkan dönemin de adalet bakanı olan, Mahmut Esad Bozkurt bakın neler yumurtluyor:

“Biz TÜRKİYE denen, dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz.”

“TÜRK, bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir!. Dost ve düşman, hatta dağlar, bu hakikati böyle bilsinler!”

“TÜRK’ün en kötüsü, TÜRK olmayanın en iyisinden iyidir!”

“TÜRK DEVLETİ’nin işlerini TÜRKLER’den başkalarına vermeyelim! TÜRK DEVLETİ işlerinin başına ÖZ TÜRKLER’den başkası geçmemelidir. Yeni TÜRK CUMHURİYETİ’nin DEVLET işlerinin başında mutlaka TÜRKLER bulunacaktır!” “Benim fikrim, kanaatim şudur ki, bu memleketin kendisi Türk’tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır”

Mahmut Esat Bozkurt, MUSTAFA KEMÂL’in onayını almadan böyle bir konuşma yapamaz!.. Peki, MUSTAFA KEMÂL ve o dönemin yöneticileri neden bu konuda zerre rahatsız değiller?! Üstelik “ne mutlu türküm” T.C kurulduğundan beri okullarda “ant” olarak ötekinin yüzüne hatta diline sokulması bizlerce rahatsız edici bir şey olması gerekmez mi?

Dolayısıyla bu ülkede yaşayan milyonlarca Pomak, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Ermeni, Arnavut, Arap ve Roman’a  hakaret etmek değil mi?

Çanakkalede Vatan “kurtarıldıktan” sonra, sadece “ey türk genci” veya “Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır” demek bir devlet erkanına yakışır mı?! Daha net bir soru: bu anlayışı taşıyan bir devlete ne denir?!

Sayfa doluyor uzatmama sözü vermiştim. Son durağa geldik. Böylesi hasas konularda bu kadar kısa bir yazı ile elbette her şey izah edilemez. Bu yüzden güncel pratik karşılaştığımız yerlere sorular bırakmak daha doğru geldi. Dolandırmadan sizi varacağınız yere bırakmak istedim. Zaman ayıran değerli okurlar umarım işe yaramıştır !

 

12soytarı.07.2015

Devrimci Aleviler Birliği

Börklüce Mustafa

 

 

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*