ALEVİ KURUMLARINDA SORUN NERDE ve NASIL ÇÖZÜLMELİ.

ALEVİ KURUMLARINDA SORUN NERDE ve NASIL ÇÖZÜLMELİ.

ALEVİLİK, KIZIL-BAŞLIK değil.
ALEV-i Canlar tanınmaları için hiç bir zaman KIZIL BAŞLIK başlarına almamışlardır. Onlar hep kendilerini gizli tutmaya çalışmışlardır. Çünkü katline fermanlar verilmiştir. Böyle hayati tehlikesi olan bir kadim topluluk kendini ifşe edermi hiç. Kızılbaşlık, Alev-i lği inançsal, kültürel ve hatta fiziki yok edebilmek için tarihte yapılmış ve günümüze kadar gelen sinsi bir planın ismidir.
”Aleviliğin, Cümle varlığı hak bilen ve bütün varlıklarla birlikte insanı yaşamın merkezine alıp, tüm varlığa karşı sevgiyi öne çıkarması, ayrımsız, eşit, paylaşımcı felsefesi ve egemenlerin her daim korkulu rüyası olmuştur. Felsefesi ve erkanlarıyla Vahiy(Semavi) dinlerden ayrılır. Vardan var olmayı savunur.
Baskı ve asimilasyon Aleviliği hedef almıştır. Aleviliği Hedef alna bir Başka inanış ise Sefavilerle gelen Kızılbaşlık tır.Yukarda anlatığım şekli ile Alev-i Yoluna Erkanına saldıran bir plandır.
Geçmişte Aleviler katlediliyordu şimdi ise Alevilik katledilmekte ve asimilasyon beyinleri hedef almaktadır. Alevi kurumları Diyanetin kaldırılmasını isterken Diyanetten Kur’an isteme noktasına varılmıştır. Ayrıca İranlı Mollar ve Caferilerde On-iki İmamları önplana çıkararak Alev-iliği Şiaya bağlamak için var güçleri ile Aleviliğe saldırmaktalar. Bu saldırıyıda kendilerne ” Dede” diyenlerin eliyle yapmaktalar.

OLMA DEDE

Güneş kör olamaz kararamaz.
Sen karanlığa düşme dede.
Evren sağır dilsiz olamaz.
Dilini edeble kullan dede.

Sevgi gönülde Hakk‘ın yeri.
Kin kibirden dönesin geri.
Gerçeği de gelince yeri.
Dedi kodu yapma be dede.

Toplanarak cem olur canlar.
İkrar verenler dara kalkar.
Pirler gerçeği anlatırlar.
O gerçeğe saldırma dede.

Seyid Oğlu Hakk hakkikat var.
Hakka gitmek ikrara bakar.
İkrarsızlar yoldan çıkmışlar.
Sen yol düşkünü olma dede.

19 Nisan 2019 Berlin Ali Koçak

Alev-i ve İnanç olarak kendimiz olursak var oluruz. Gönülleri birleme zamanıdır. Bu süreçten zinde çıkıp, geleceğe emin adımlarla yürüyebilmemiz için, Alevilik temel değerlerini ortaya çıkarmak ve bu değerler üzerinden yapılanmaya gitmek zorundayız. Bugünü örgütleyip yarını yaşanır hale getirmeliyiz. Yeryüzü(doğa)ve insanlık acı ve zülüm içindedir. Biz bundan sorumluyuz. Çünkü görüyor-duyuyor-hissediyoruz, tanığız. Bizler; sorumluluğumuzu yerine getirmek için Yol’a çıktık. ‘’Yol Cümleden Uludur.’’ gerçeğin Aşkı ile.

Alevi Kurumları 1970 lerden günümüze kadar gelen sol sosyalist örgütlenme modelleri ile bağlı bulundukları devletin kanunlarına göre örgütlenmek zorunda kaldılar. Bu doğru değilmi diyeceksiniz. Buraya kadar doğru. Resmiyette bunun belki bir başka şekli olmayabilir. Ve Böyle örgütlenmeliyız. Fakat burda Rızalık yok. Alev-i olacaksınız 100 de 100 Rızalık olmadan, 100 de 51 le yönetici oluyorsunuz bu doğru değil. Biz ne diyoruz Zenginlik, Makam, Taht, Tac bizim Yolumuzda yeri yoktur herkes Candır Eşittir. Biri geliyor nufusu var, Parası var, AKM’ye veya CEM- EVİNE başkan oluyor. Bu doğru değil. Olmasında demiyorum fakat zenginliğini, makamını kullanarak olursa buda yolumuza erkanımıza uygun olmaz. Küçük bir örnek her can Cem’e gelirken getirdiği Lokmasının üstünü kapatır öyle getriri ve bu burda kimin çok kimiz az getirdiğine bakılmaz ve bu örtü eşitliğimizin bozulmamasını sağlar. Bazı Canlarımız hala o sol sosyalist gelenkteki tarzlara göre seçime gidip seçilmek istiyorsa. Kendine dönüp bakmalı ben bu seçimde eşitliği nasıl sağlamalıyım ve tüm canlardan nasıl rızalık almalıyım demeli ve gerekeni yapmalı. Birde bu liste halinde seçimler de doğru değil. Ancak Burda Yol / Kannat önderleri seçim gününde önce aday olacak canları bir araya getirip onların birbirlerine Rızalık vermelerini sağlamalı. Daha sonra Aday olacak Canlar birlikte Alev-i liğe nasıl hizmet edebileceklerini tartışarak bir sonuca varmalılar ve seçim günü 100 de 100 Rızalık alınarak seçilen Canlarımız Hakk Yoluna ve Alevi canlara resmiyette yapacakları projeler üzerinde çalışmalılar. Aynı Seçim gününde kaç Pir Hizmet etmek istiyorsa kendisini üyelere tanıtacak ve üyelerden Hakk Yoluna Hizmet edeçeğini, Yola ve Hizmete talib olduğunu anlatacak 100 de 100 Rızalık alarak topluma ikrar vermiş olurki bu Yolumuza Erkanımız Uygun çağdaş bir hizmet için Rızalıkla seçilme olur.
ALEVİ TOPLUMUNUN SORUNLARI NE ?
Aleviliğin ne olduğunu fark edemeden Alevilk yapıyorsak sorun burda başlıyor demektir. Sorunun kaynağını bilmeden sorunu çözmek mümkün olamaz.
Alevi Toplumunun sorunu varmı ? Varsa nedir diye sorulduğunda sorunun olduğu kendiliğinde ortaya çıkmış oluyor. Toplumumuzun örgütlenme sorunu var. Bir örgütlülük var, varda neden bu örgütler sorunun farkında değilller 30 senedir dernekler ve ferdesiyonlar bazında örgütlenmişiz. Yalnız bu örgütlülük şuna benziyor. Siz gömleğinizin ilk düğmesini yanlış düğmelemeye başlarsanız sonunda daima bir düğme açıkta kalır ve yakanız doğru olarak bir araya gelemez. Peki sorun ne ? Sorun şudur Dernekleşme ve örgütlülük Alevi Yol-Erkanına uygun bir örgütlülük yapılmamıştır. Buna uygun yapılmalı. Alevilik dedik mi Aklımıza EDEB-ERAKANA uymak için 100 de 100 lük bir Rızalık ve liyakada uygun yapılmalı. Alevi Toplumu Rızalıktan Uzaklaşmıştır. Sorunda burda başlamış ve devam etmektedir. Bir Sorunda.: Cem Evlerinde İnanç Kurumlarına Dedeler seçilen yöneticiler tarafında atanıyor. Bu hiç doğru bir sistem değil. Birde Dedeler kendi aralarında seçim yapıyorlar ve Dedeler inanç kurulunda hizmet edecek inanç önderlerini seçiyorlar. Burdada Yolun EDEB- Erkanına uygun değildir.
Hakk Yolunda Taliblerin Rızalığı olmadan hiç bir Dede, Pir, Ana Hakk Hizmeti yürütemez. Bu sorun en önemli sorundur. Bunu her Cem evinin Üyeleri O Cemevine Hizmet edecek Pirleri, Dedeleri Rızalık vermeleri gerekiyor buda Taliblerin/ Üyelerin sevdiği ve seçtiği Canlarımız Hakk Yolu Hizmetlerini yürütebilirler. Böylece modern çağdaki Talibler / Üyeler olarak bizler Yola Talib olduğumuz gibi AKM lerimizin üyeleriyiz. Biz Talibler =Üyeler bize hizmet edecek Pirlerimizi seçerken ona İkrar vermiş oluruzki buda Hakk-Yolu EDEB ve ERKAN’ına uygun olur.
Pirlerimiz ne demişler.:
Bu meydanda hakkın binası kurulur.
Arşı rahmanda cümle alem durulur.
Kemalete varmak için dara durulur.
Görgüden geçenden rızalık alınır verilir.

Hakkın binasını yıkmışız. Meydanda Sorgu görgü kalmamış.
Pirler, Dedeler ( Analar posta oturtulmadan ) bilerek veya bilmeyerek yolumuzu yozlaştırıyorlar.
Bunun önüne geçmek gerekir. Geç kalmış olmakla birlikte. Yolumuzu Çağdaş, Eşitlikçi, İkrarlı, EDEB-ERKAN’larımızla özüne kavuşturabiliriz.
Var olan kurumlarımızın işleyiş şekillerini Yolumuzun EDEB-ERKAN’ına uygun hale getirerek. Cümle Alevilik kurumlarını işlevlik kazandırabiliriz. İkrar’lı bir toplum için birlikte Rızalıkla mücadele etmek gerekir.
12 Aralık 2019 Berlin Ali Koçak

Please follow and like us:

4 Comments

  1. Değerli can Hassan Sabah İslam’a karşı isyan eden bir kişiydi. Ancak Kızılbaş değildi. Aynı şekilde Şah İsmail ve atalarıda Kızılbaş değillerdi. Ve esas Kızılbaş Alevi olan Kürt ve Türkleri Şiileştirmek için bazı poltik oyunlar yaptıkları gibi, Kızılbaşlarda İslam katliamlarından kendilerini koruyabilmek için politik amaçlı Hz. Aliciymiş gibi davrandılar. 7 ya da 12 İmamcı Şiiler, Kızılnaşların hiçbir zaman İslamı ve Şiiliği benimsemeyeceklerini bildiklerinden yeterli ve samimi destek vermedikler. Böyle Osmanlı tarafından hep ezildiler. Bilinçli Şii; biz veya ben kızılbaşım demez. İran ya da Mezopotamya’da yaşanan bazı olaylala birlikte, Hassan Sabah gibi kişiler İslam’ın karşıtı tüm oluşumlara sıcak bakmışlardır. Ancak bu demek Kızılbaş oldukları anlamına gelmiyor. Üstelik Kızılbaşlık kelimesi Zerdüşt ve Şamanistlerin Ataş – Güneş kültüründen gelen bir inanç adıdır. Alevilikte aynı şekilde 1800 yıllarında taktik amaçlı bu adı Amadolu Türkmen Türkçesinde Alav- Alev. Alevi kelimeleriyle yine ateş ve güneş kültü olarak yaşatılmaya başlandı. Alevilik Kızılbaşlıkla aynı kavram ve düşünceye hitap eder. Bu iki ismin Şii İslamlşa uzaktan yakından alakası olmadığı gibi, Şiiler zaten Kızılbaşlığı ve Aleviliği kabul etmedilerdirt etmiyorlar da.

  2. Aşk ile Cemal Can, Alevi Kurumları islemdan ve kemalizimden kurtulmalılar doğru buna katılmayan Aleviliğin EDEB ve ERKAN’ında be haberdir. Yalnız Kızılbaşlık ta seninle aynı kanaata değilim. 1. Hasan Sabahın Almutu elegeçirmeden önceki Alamut Ocağına bakmak gerekir. Ayrıca Hasan Sabah alamutu ele geçirdikten sonra Tekke olmasına bakmak gerekir. 2. Safavi Tarikatından Safavi devletine geçişte Sünnü bir Tarikat olan Safavi Tarikatı kendi soyunu 7 imam Musayı kazıma bağlatarak Seyidlik unvanını aldıktan sonra. Sünnü olan Azeri-Bölgesi Kızılbaşlığıda kendi inancı olarak aldıktan sonra Şia-ya evrilerek kariyer ve nufusunu çoğaltarak Safavi devletini kurmuş oldular. Alamut zamanında beri varlığını sürdüren Seyidler 7 İmamcılardan soyunu İsmaile bağlarlarken. Aynı zamanda Fedai idiler yani öç almak için düşmanlarını öldürüyorlardı. ( bu Hakk yoluna ters ve düşkünlüğü getirir.) Safaviler ise soylarını İsmaile değil 7 İmam Musai Kazıma bağlıyarak 12 İmamı kabulenmiş oldular. Bunlar Kızılbaş Sünnülükten, Kızılbaş şiiliğe evrilmiş oldular. Google de de kayıtlar var. Ahmet Ocaklı hocada araştırmıştır. Aşk ile

  3. Değerli Ali Koçak, siz Kızılbaşlığı kafaya bağlanan Bez parçası olarak algılıyorsunuz anladığım kadarıyla. Kızılbaşlık Azeri Şiilerin kafalarına taktıkları kırmızı şerit değildir. Aynı zamanda Kızılbaş kelimesi ile Aleviliğin içerdiği anlam aynı inanç kökeninden gelen Ateş ve güneşin kızıllığının ifade şeklidir. Bunu şimdiye kadar incelemiş ve netleştirmiş olmalıydınız. Ayrıca Alevi kurumlarındaki sorundan ziyade Alevilerin kendilerini İslam görmelerinde düğümlüdür. Aleviler İslam olmadıklarını anlamadıkları sürece, hep kurumları da kendileri de sorunlu olacak. Kendisini İslam ve Atatürkçü gören Aleviler, bu ikiyüzlülükten kurtulmadıkları sürece sorunları hiç bitmeyecektir.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*