Alevilerin Kapılarına Saldıranların Açık Kimliği

Bin yıldır farklı din, inanç ve düşüncelere sözlü, fiziksel, psikolojik saldırıların arlıksız devam etmesi, faillerin devlet ve kullandığı piyonlardan başkası olamaz. Dünyanın her yerinde bireysel saldırılar, en fazla iki kez tekrar eder. Ve samimi devletler onları bulup anında imha etmiştir. Türkiye devlet yönetimi gerçekten yaşananlardan rahatsızsa, şu duruşu göstererek herkesi kendisine inandırmalıdır.

Hiçbir tereddütte düşmeden olayların direkt faili İslamcı etnik ırkçılardan başkası değildir diyerek, kısa sürede tüm bağlantıları ortaya çıkarılıp, dünyaya rezil edilecek şekilde en ağır cezaya çarptırmalılar. Bir sonraki aşamadaysa, evrensel insan haklarını temel alan demokratik gerçek bir anayasa yapmakla mümkündür. Bunların dışındaki tüm söylem ve eylemler samimi ve inandırıcı değildir.

İslam’ın hakim olduğu toplumlarda, Alevi ve Gayri Müslimlere saldırı, katliamlar bitmek bilmiyorsa, bunların sorumlusunu farklı yerlerde aramak adres şaşırtmaktır. Devlet yönetimleri İslam’ı yücelttiğine göre, failleri yaratan da devletin kendisidir. Hiçbir zaman bir devletin şunu söylemeye hakkı yoktur. Üç beş kendini bilmez kişidir, bulunup gereken cezalar verilecek gibi uyutma ve avutma söylemleri asla inandırıcı değil. Çünkü asırlardır aynı teranelerle, Aleviler kurban görülmeye devam edilmekte.

Kendisini tanrı kadar güçlü gösteren bir devlet yönetiminde, Alevi ve Gayri Müslimler üzerinde aşağılama, katliamlar son bulmamışsa, bu devletin yalancı, samimiyetsiz ve suçlu olduğunu ifade eder. Artık hem Türkiye Devleti hem de Aleviler, bir tercih yapmak zorundalar.

Türkiye Devleti; ya evrensel insan hak ve hukukundan yana olup, samimi ve açık bir şekilde mevcut anayasayı değiştirip katliamcı, ırkçı ve ayrımcı tüm yasaları tamamen çöpe atmalıdır. Veya biz buyuz, beğenmeyen sonucuna katlanır düşmanlığını mertçe ilan etmeli.

Alevilerde; artık ikiyüzlülükten çıkıp ya İslam’ı kabul edip Şii ve Sünniler gibi yaşamalılar veya İslam değiliz deyip gerçek özlerine dönerek, bu çelişkiden kurtulmalıdırlar bir en evvel. İslamcı görünüp, İslam’ın sahip olduğu kültüre, ibadete ters yaşamak, kötü niyetli düşünce ve yapılar için saldırı zemini sunmaktır. Gelinen noktada hem Alevilerin hem de devletin netleşmesi, büyük aciliyet gerektiriyor. Alevilerin tutarsız, siyasi öngörüsüzlük ve korkaklıkları yüzünden, devlet yönetimi sürekli Alevileri ve toplumu şu tekerlemelerle rahatlıkla inandırıp uyutabiliyor. Alevilik, Hz. Ali’yi sevmekse, biz Hz. Ali’nin yolundan gidenleri seviyoruz ifadesiyle, Alevilere şu mesajlar verilmektedir.

Ya Şii İslamcılar gibi yaşayıp ibadet ederek Şiilerin hak ve hukukuna sahip olursunuz veya İslam değiliz der, ona göre talepte bulunmalısınız bizden. Esasında devlet; bu tür ifadelerinde İslam’a bağlı olan ve İslam ibadetini yerine getirenleri insan görürken, onun dışındakileri insandan saymıyor. Fakat Alevilerin çoğu bu mesajı hâlâ kavramış değil.

Aslında bugüne kadar tüm kamu ve özel kurumlardan tutalım her alanda sözlü, fiziksel, psikolojik, katliam ve aşağılamaları her Alevi çeşitli şekillerde yaşadı, yaşamaya da devam ediyor. Buna rağmen Alevilerin birlikte net doğru bir duruş göstermemeleri, bilinç ve şuurlarının kaybolduğunu açığa çıkarıyor.

Aleviler üzerinde yapmış olduğumuz araştırmalarda, Devrimci Aleviler Birliği’nin (DAB) dışında, diğer tüm Alevi dernek ve kurumları, eski duyarsızlık, siyasetsizlik ve mantıkta ısrar ettiklerinden, hep yerlerinde sayıyorlar. Gerek Türkiye’de faaliyet yürüten Alevi dernekleri, gerekse Avrupa’dakilerin büyük çoğunluğu, Şii Ehlibeytçiler gibi inanıp ibadet etmedikleri halde, İslam ve Hz. Ali’den kopamamaları niye? Bize göre ya derin bir bilinçsizlik ve maddi çıkar söz konusu veya büyük bir korkunun sonucudur. Başka bir anlam çıkarmak hiçbir şekilde mümkün değil.

Aleviler; Anadolu’daki kültürel, sosyolojik farklılıkla birlikte, inançlarının kaynağını doğru kavrayıp, siyasal teori düzeyinde bilince çıkarıp İslam olmadıklarını netleştirseler, devlet vb. kolayca saldıramayacaktır. Alevilerin çoğunluğu tam tersine, kendilerini herkesten önce yok sayan CHP gibi yapıların arkasından gitmeleri, tüm aşağılanma ve katliamlara davetiye çıkarmak demektir.

Örneğin CHP kadroları anayasayı yaparken, Alevilerin ayrı bir inanç, ibadet şekillerinin olduğu, bunu özgürce yaşatma hakları vardır deseydi, hiç kimse Alevilere en ufak yanlışı yapamazdı. Kemalistler bunun yerine Türkiye’de herkes İslam ve Sünniymiş gibi Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurup resmi yetkiyle donatmaları, Alevi ve Gayri Müslimlerin katledilmelerinin onayı anlamına gelmektedir. Aleviler, CHP’nin bu mantığını eleştirip yerden yere vuracağına ona tapınarak kitle tabanını oluşturmaları, siyasi ve tarihsel cahilliğin en açık ifadesidir. Aynı şekilde Kemalist yapı ve Şii İslam, Alevileri insan yerine dahi koymadığı halde, radikal kemalist, sadık Hz. Alici olmaları da derin patolojik duruma işaret ediyor. Aleviler bu tutum ve davranışlarını gözden geçirmedikleri sürece, saldırı ve katliamlardan şikayetçi olmaları ne devlet nezdinde, ne de halka inandırıcı gelmediğini bilmelidirler.

Devletin ilk oluştuğu yıllarda mevcut anayasayı yapanlara karşı, Alevilerin belki itiraz etme güçlerinin olmadığı anlaşılabilir. Ancak daha sonra birçok imkan ortaya çıkmasına rağmen, mevcut anayasayı oluşturan siyasi anlayışın arkasından gitmeleri, katiline aşık olmaktır. Uzun yıllar devlet kurumunda çalışmış ve devletin gerçek işleyiş sistemini analiz etmiş tecrübeye sahip birisi olarak yazıyorum bunları. Mevcut devlet yapısında Kürt ve Türk Aleviler başta olmak üzere tüm Gayri Müslimlerin, resmi ve gayri resmi nasıl aşağılandıklarını ve ne gibi haksızlığa uğradıklarına birebir şahit olan birisiyim. Bunlar her gün yaşanmaya devam ettiği halde, Alevilerin arada bir bazı olaylara cılız tepki vermeleri yaşamlarını değiştirmemiştir. Devlet yönetimi ve işbirlikçileri, Alevilerin bu tepkilerinden bir şey çıkmayacağını çok iyi biliyorlar.

Aleviler; Alevi kalmakta samimi iseler tek çözüm yolu, Alevileri olduğu gibi kabul eden siyasi düşünce ve yapıların yanında yer alıp tüm güçlerini birleştirmelidirler. Devletin, Diyanet çatısı altında Cami Cemevi politikası arkasından gittikleri sürece, katliamlar ve aşağılanmalar eksik olmayacaktır. Doğru ve birlikte hareket edilse, art niyetli kişi ve oluşumların hiçbiri, Aleviler üzerinde kolayca oyun oynayamayacağı bilinmelidir. Ancak Aleviler hâlâ devekuşu gibi kafayı CHP vb. siyasi yapıların içine sokup, vücutları dışarıda kaldıkça, dün olduğu gibi yarında saldırıların son bulmayacağını akıllardan çıkarmamalıdırlar.

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*