HAKK-YOLU TAKVİMİ ve ORUÇ’LAR

HAKK-YOLU TAKVİMİ ve ORUÇ’LAR
Alevi inancının en kutsal zaman Xızır ayıdır. Takvim olarak Xızır Ayı ne anlama gelir, Neden kışın tam ortasında dır.: Hakk-Yolu yolcuları Aleviler Güneş sistemi Çiftçi takviminie göre yaşamlarını organize ederler. Çiftçi Takvimi 21 Martı yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri için bizde anlatımımızı Nevruzla başlatıp Cemrelerle bitireceğiz. Gün dönümlerini anlatmaya çalışacağız. Nedenlerini açarak Hakk Yolundaki önemlerini anlatacağız.
Bunları Anlatırken İKİ KUTSAL ANADAN BAHSETMEK GEREKİR
Toprak Ana ile Bizi Doğuran Aynı Zamanda PİİR ANA. Nur Kapısında Anamızdan doğarız. Sır Kapısında Toprak Naya sırlanırız. Hakk Yolunda Doğada olmayan ve bilimin ispatlamadığı hiç bir şey Hakk Yolu Alevilikte Olmaz. Nevruzla Başlamak gerekir Fakat daha önce bir iki kelam çalışacağım. Alevi Takvimi Çifçi Doğa Takvimidir. Nevruz Yeni yılın başlangıcına gelmeden Hefte mallarda yani Cemrelerden bahsetmeliyizki Tamam anlaşılır olsun….. Doğamızdaki 4 mevsim birbirinde rızalık alır. Gece, gündüzden, Gündüz geceden Rızalık alarak Yolunda yürür. Her dengenin bir hesaplaması olduğu gibi dengelerin oluşmasında rızalıkda var. Evrendeki her varlık rızalıklı ve ikrarlı dır. Bunların en önemlisi. Güneşin kuzey yarımkürede günlerin uzaması ile Cemrelerin gelişinde Isı önce Havaya, Sonra Suya, sonra Toprağa düşer ve bundan sonra Puslu günler geride kalır. Güneşli günlerin başladığı günlerin başlaması ile Kurmanci ve Kurmanciki HefteMalların başlamasıdır. Burda Toprak Ana ve Ana Tanrıça için 12 gün oruç tutulur. Buna MATEM denier. ( Ma= Ana, yani Toprak Ana, Ana Tanrıça. Tem= Puslu yıldız. Güneşin tüm Kış boyu bulutların arkasında olması onu puslu gösterir. Güneşin böyle göründüğü zamanlarda ise kuzey yarım küreye yatay vurduğu için yeterli ısı / sıcaklık sunamadığında. Toprak Ana -Ana Tanrıça uykuda ölü gibidir. Toprak Ana-Ana-Tanrıça Hakka Yürüdü Işığı Puslu görünüyor. Yastayız manasındadır. Bunun için Toprak Ana, Ana Tanrıça için. Muharem de Matem vardır. Mu= Ana, Harem= kadın dünyası. Muharem= Ana-Kadına ya ait olan dünya. Yılın bitim ve başalngıç ayı. Ana Kadın= Ana Tanrıça Toprak Ana için Matemdir Muharemde. Toprak Anaın ve Ana-Tanrıçanın ışığı görünmediği için Yılın Sonu ve yeni yılın başlangıçı olan Ay Muharem’de Matem / Yas tutulur. Bu ayda her zaman sabittir Çemrelerde olur ve 21 Mart Nevruzla, Puslu Yıldız yani Güneş 12 saat gibi ve giderek günlerin uzamasıyla Toprağı ısıtarak canlılığı başlatması ile görünür ve Yas sona erer. 21 Mart aynı zamanda Gün dönümü ve doğa Ananın canlanması ve yeni yılın başlangıcıdır. Matem/ Yas 21 Martta biter ve şenlikler yapılır, Bayram havasında Baharın gelmesi ile Matem sona erer. Ateşler yakılır ve üstünde atlanılır. İçimizdeki vicdanı, Dünyadaki eşitsizliklere karşı Newroz ateş ile ayaklandıra bilmeliyiz. Ve Günümüzdeki Zalime karşi dik durmalıyız. Tarihte Dik durmasını bilen çok kahramanlar vardır. Spartakustan günümüze kadar Denizler, İbrahim kaypakkayalar, Mazlum Doğanlar ve daha bir kaç gün önce Gurup Yorum Muzisiyenleri ile son olur umarız Avukat Ebru Timtikle. Bunların hepsi kendileri aileleri için değil Tüm Halklar için direndiler ve Can verdiler. İmam Hüseyinde Zalıma Karşı direnerek Can verdi hedefi iktidardı. Yezide karşı yapılan direniş yiğitçe bir direniştir. Bu kabul edilmiş bir direniştir. Fakat bu bir Alevilik Yolu için yapılmamış, Ehli Beyit Soyunun Hakkı olan halifeliğin gaspına karşı verilen bir savaşta yenilen tarafın İmam Hüseyin olmasıdır. Onun İçin.:
((((Ölenler, peygamberin kurduğu sistemi savunan Müslümanlar. Öldürenler, peygamberden sonra hakim olan yine müslümanlar. 4 Kuşak arasında Mekke’de süren bir sülale kavgasının özü ve sonudur Kerbela!
Ebu Süfyan, Ebu Talip’e rakip ve düşman (1. kuşak) Ebu Cehl, Peygambere rakip ve düşman (2. kuşak) Muaviye, Hz.Ali’ye rakip ve düşman (3. kuşak) Yezid, Hz.Hüseyin’e rakip ve düşman (4. kuşak) Peygamberin sülalesini, Yezid bitirdiği için devlet yönetimi Yezid‘e kalır. Zeynel Abidin hasta olduğu söylemi onu kerbela katliamında sağ kurtulmasını sağlamış. Aynı zamanda Zeynel Abidin 14 yaşındayken Mescidde İmamlık yapar ve Cemaata Namaz kıldırır. Sağ kalan Zeynel Abidinle Alinin yani Muhammedin soyu devam eder. 12. İmam Mehti ” Sır” olup Kaybolunca. İmamet soyu sona erer. )))))
21 Martta Başlayan Yeni Yıl. Nevroz günü Gece ile Gündüz müsevi olurlar yani Saat olarak gece ve gündüz 12 şer Saattır. Gece Gündüz bir birine İkrar verirler. Rızalık alıp Rızalık verirlerken, Gündüz geceden destur isterki gündüzleri doğal olarak uzamaya başlasın. 21 Martta kışın soğuğundan, kar’ından kurtuluş, yeşeren, can bulan doğaya çığlık çığlığa öykünmedir yılın başlangıcı olan Newroz. Dünyanın kuzey yarımküresinin canlanması, karanlık günlerin geride kalması, sıcak günlerin devreye girmesi, aydınlığın çoğalması ile bolluğu, bereketi simgeler 21 Mart/Newroz. Hakkın bir parçası olan DOĞA, Kuzey yarımkürede bugün doğmuştur. Bu doğumla görünmeyen Tanrısal enerji yani öz, bugün Görünür olmuş ve görünüşe taşınmıştır. Bunlar Su, Toprak, Ateş, Maden ve Bitki, Varlığın çocukları olarak 21 Martta Kuzey-yarımküredeki dünyaya gelmişidir. Alevilikte doğmayan ve sırlanmayan doğa bir olanaksızlıktır. Oysa doğan, Sırlanan ve yeniden doğan, doğa ise bir olanaktır. İlk doğum ürünü ışıktır, Isıdır yani Ateştir. Işığı içine alan ve içen Doğa gebe kalır, doğurur. Çünkü ışık, doğanın doğurma gücünü simgeler; Işık İnançta, Hakk’ın spermasıdır. Newroz olgusunun, düşüncede görülebilmesi, somutta kavranabilmesi için ışık tasarımının doğru algılanması gerekir. Işık, Doğadaki gizil nesnelliğin açığa çıkmış biçimidir. İnançta bu biçim, Hakkın yani Doğanın ruhu olarak kimliklendirilmiştir. Bahar günlerinin yaklaşmasıyla ışık havayı, suyu, toprağı, hayvanı ve bitkiyi döller yani Hefte-Mallarla-Cemrelerle, gebelik süresi 21 Martta dolar ve doğum gerçekleşir. 21 Mart’a yaklaşılırken önce havayı, ardından suyu, toprağı, bitkiyi ve hayvanı döller: Döllenmeden sonraki gebelik sürecinde, iç ısının yükselmesi eşlik eder; 21 Mart’ta doğum gerçekleşir. Nevruz-Newroz günü, ateşler yakılır ve üzerinden atlanır: Bu doğanın doğurma gücü olarak algılanan, her şeyin var olma nedeni olan ateşin, ışığın kimliklendirilmiş biçimidir. Varlığın-Hakkın kutsanması/ paklanması ateşle, ışıkla yıkanmasıdır. Pak olmak, yani yıkanıp bütün kış kar altınad aldığı eksikliklerinden ve olumsuzluklardan arınmakdır. Nevroz’da Nimmet olarak Ekmegin kutsiyeti ön pılana çıkarılır. Hakk Nimeti olarak Kabul edilir. Gulbanglarda Nimeti Hakk bize Rızalık ver ey Lokmayı mutlak. Bundan dolayı söylenir 21 Mart Newroz günleri.: Doğanın doğurmak için inlediği gündür, bu inlemeyi, sadece yaralı vicdanların duyabileceği bir sestir. Sesi duyduğumuzda, gelecek kendi acılardan kurtulabileceğinin ÖDÜLÜ olarak, algılamış oluruz. İçimizdeki vicdanı, Dünyadaki eşitsizliklere karşı Newroz ateş ile ayaklandıra bilmeliyiz. Anlatılan ve Kutsal olan’la ilişkilendirilen olaylar nedeniyle Kuzey Yarımkürede 20 Mart Günü Tüm dogadaki canlılar, kuşlarda dahil sürü halinde olurlar ve gün batarken. Gecenin Gündüzün Zaman bakımınnda Eşitlendiği, Doğada Varlıkların bir birine Rızalık verdikleri ve tüm Dengelerin bir Teraziyle Müsavi olduğu Geceyle Gündüzün ikrar verdiği, bu Gün 21 Mart Newroz Günü dür. Doğanın Doğumunun gerçekleştiği 21 Martta Kuşlarında çiftleşme günüdür. Aynı zamnda Gün-içinde veya 21 Mart akşamı Newroz Baba Cemi bağlanır. Sabahın Güneşiyle birlikte mezarlıklar ziyaret edilir. Hakk’a yürüyenlerin toprağı ile konuşulur, neler olup bittiği anlatılır, Toprakta yatanların bir istekleri olup olmadığı sorulur. Daha sonra doğaya çıkılır, doğaya teşekkür edilir, doğanın içinde doğayla birlikte eğlenilir. Niyazlar Lokmalar dağıtılır ve doğanın doğumuna Gulbanglar sunulur. Nefes Pirdedir. Gulbang verilir. Newroz demli ola, güzelikler çok ola, Doğa düşmanları, kötüler, kötülükler yok ola. Newroz Babayla Doğa dertlere derman, hastalara şifa ola. Zülme, Zalime , Despotlara karşı direnen Yoldaşlarımızın duruşu hepimize delil ola. Pir Sulatnın İkrarı İtikati, ikrarımız, İtikatımız ola. Pirimizin nefesi Yolumuza, Erkanımıza Bilim ışığı ola. Dileklerimiz kabul muratlarımız hasıl ola. Ya Xızır sen gerçeksin. Geçege HÜ. Dil bizden nefes Pir-Ana’dan ola. ((Berlinli Mahmut Yildiz Pirime Aşkı Niyazlarımı sunarım. 2016 sohbetimizdeki bir alıntı. ))
Nevruzdan Sonra 26 Martta Hallacı Mansur için dar olma günüdür. Bu pek yapılmıyor, darına durduğumuz Hakk Yolunda En-El-Hakk demiş bir bilge Murşid için Aleviler bir şey yapmıyor. Bizden bir hatırlatma. 26 Martta Mansur Cemi yapılmalı. 5 / 6 Mayısta Hıdır-Ellez Doğa Cemleri, ziyartelere gidilip, doğa içinde Cem yapılır, lokmalar dağıtılır ve gençler oyunlar oynayarak eğlenirler. Doğaya ve bir birlerine sevgilerini sunarlar. 20/ 21 Haziran. Gündönümünde. Gecenin enkısa gündüzün en uzun olduğu kuzey yarım kürede. Gece Gündüzden Rızalık ister ve uzanmaya başlar. Ayrıca bazı Hububatların biçilme zamanı olduğu için Orak bayramı olarak ilk orağın çekildiği tarlada bereketli olması için lokmalar sunulur, gulbanglar verilir. 20/ 21 Eylül. Gündönümünde. Geceyle Gündüzün musavi olduğu ve bir birine ikrarverdiği-görgü gördüğü gündür. Rızalıkların alınıp verildiği 21 Martta İkrar veren gece ile gündüz burda görgü görüp, ikrarlarıyle arınırlar. Şarapla-Dem lenilir. 21 Eylül aynı zamnada Bağ bozumu, Pekmez kaynatma zamanı, Üzümlerin Şarap olması için küplere basılma günüdür. Harmanların kaldırılmış olması ile koç katımı başlar buda Ekimin ortalarına kadar sürer, koyunların kuzuya kalmaları ve diğer büyük baş yahvanlarının da döllenme zamanı olduğu için Ekim, Şarap ve Koç bayramıdır. Hanelerde boluk bereketin olması ve kışla birlikte zararsız bahara çıkılması için meyve, buğday, süt ürünleri ve Şarap Lokma olarak sunulur, gulbanglar verilir. ( Bu şarap sunumu Dergahlarımıza kayumların atanmasından sonra islama göre haram olduğu için yasaklandı. Fakat Canlarımız bu geleneğide günümüze kadar yaşatmaya çalışmışlar ve bizde yaşatıyoruz)
Pir Mehmet Turan’ın Doğum gününde Muma üfülnmesi yerine delil uyandırması ve masda Delilin yanında içiki şişesinin olmasını anlamayanlar o içkinin bir dem gulbangı ile DEM olabileceğini anlamayanlar. Saldırı ve l,nç kampanyası başlatmışlardı Bunun üzerine DAB TV da bir sunumla Pir Mehmet Ali Demire ve Pir İbrahim Kılavuza ve Sunum yapan Haydar canımızada. Şarap ve Dem için son günlerde sosyal medyeda saldırılar oldu. Bu saldırılar Mehmet Turan Pire yapan Molalar ve İmamlar Aleviliğin 1826 dan öncesine baksınlar her Cemde Muhabbette DEM vardı. Dem Olmadan Cem olmaz. Hele hele İkrar Cemi hiç olmaz çünkü İkrar verecek canlar bir birlerine dem sunarak Semaha kalkarlar. Karşı çıkanlar bilmediklerinden yada sahiden asimile olmuşlar. Dem Olmadan Cem olmaz. Nokta
20/ 21 Aralık Gündönümünden bir kaç gün sonra Gağan günüdür. GAĞAN.: Kürtçe bir kelimedir (( Ga= Öküz. Ğan= Sütveren. Gağan süt sağmaktır. Yani süt veren öküz. Gağan zamanı öyle bir zamanki paylaşımın yapılamasına dahi öküz süt vererek paylaşıma katkı sunmuş. Efsane yaşlı bir kadının yaşlı bir öküzü varmış. Yetim kalan komşu çocuklarına her gün süt götürür onları doyururmuş. Komşular Da-Pirin inekleri yok bu Sütü nerde buluyorda çocuklara veriyor. Bakmışlarki güneş doğmadan ahıra gidiyor bir barkaç dolusu sütle çıkıyor. Sorduklarında mın Ga-Gağan ( ben Öküzü sağdım) demiş ve ogünden bu yana yardımlaşma gününe GAĞAN demişler.)) ve aynı zamanda Kürt Alevi coğrafyasında. Aleviler Gağan Lokmasını Öküzün bonuzlarında kırarak dağıtırlar bu gelenek günümüze kadar kutlanan İnançsal, Felsefi yardımlaşma ile geleneksel bir etkinliktir. Gağan Kürtçe’nin Zazaca ve Kurmanc‘iden geldiği biliniyor. Kışın en keskin ayı olan Aralık’ayına denk getirilen bu inanç tamamen doğa ile ilintili olduğu bilinmektedir. 21 Aralık Gecenin en uzun gündüzün en kısa olduğu bir Gün dünümüne denk geldiği bu günde Gündüz geceden destur ister ve uzamaya başlar. Güneş ve Ay’ın dönüşümü ve gezegenin soğuması gibi inançlardan yola çıkılarak yeni bir başlangıç için Oruçlarla, Niyetlerle tutulan Cemlerle arınma, duru olma zamanlarının başalngıcıdır diyebiliriz. Karlı kışın başladığı aylarda Güneş yüzünü fazla gösteremez bulutların arkasında hep puslu bir şekilde görünür / puslu yıldız isminide bu sebepten almıştır. Ayrıca kuzey yarım küreye yatay düşen güneş ışıkları fazla sıcaklıkda sunmaz. Ayrıca Alevilerin bulunduğu kuzey yarım kürede Alevi yaşam alanlarında kışlık yiyecekleri daima kıt kanat olmuştur. Bu nedenle yardımlaşmaya ve paylaşıma büyük önem verilmiştir. Aleviler İnsanca ve inanış olarak yardımlaşma ve paylaşımcılık bayramı olan gün dönümü 21 Aralık’ta sonra gündüzlerin bir kaç dakika uzadığı ve ilk Perşembe akşamı GAĞAN akşamı olarak kutlarlar. Dersim, Koçgiri, Adıyaman, Maraş, Malatya, Adana, Erzincan gibi Alevi ve Alevi Kürtler de 21-25 Aralık tarihleri arasına denk gelen Salı Gününde başlıyarak Perşembe gününe kadar oruç tutlur ve Cuma günü Gağan Bayramı olarak kutlarlar Bu bayramda Bilge Canlardan İki can biri Kalık, diğeri Pirik olarak köyün çocukları ile birlikte maniler, türküler, nefesler söyliyerek kap kapı dolanıp, kimi evde un, kiminde buğday, kiminde bulgur, kuruyemiş, şeker gibi yiyecekler lokmalar toplarlar. Burda toplama sırasında önemli olam kim ne verdiği değil kimin kıtkanat geçindiğini verdiği lokmadan çıkarmaktır. O gün toplanan yiyecekler en fakirin evinde pişirilir birlikte tüketilirken geri kalan pişirmedikleri yiyecekleri o evde bırakırlar, böylece bu tolama günüde o köyde/ mahallede kimin yiyeceği az olduğu tesbit edilir. Pir’e bildirilir, Pir durumu iyi olan canlara o fakirlere yardım etmelerini söyler ve yardım yapmalarını sağlar. Paylaşımın, Hakk Yolu gereği böyle günlerde tesbit edilerek yardım yapılırken, kime nekadar yardım edileceğide tesbit edilmiş olur. Ve bir dahaki hasda kadar mağduriyeti giderilmiş olur. Pir veya bir Ehil Can varsa Cem de tutulur. Aralık ayına Kürtçede Maha Gağan’e/ Gağan Ayı denir. Dersim, Sivas, Maraş, Kayseri, Malatya, Adana, Erzincan gibi bölgelerde Aleviler tarafından binlerce yıldır, Kadimden Günümüze kadar, paylaşım yaparken, fakir olanları incitmeden bayram havasında kutluyarak yapmış olmaları yol gereğidir. Köy ve Kırsal alanlarda yaşam bulan bu Hakk Yolu, inanış ve paylaşım bayramı; Kentlere göç ile birlikte 1970’li yıllardan buyana yok olmaya yüz tutmuştur. Bölgenin eski geleneklerinden birisi olan Gağan Ayı boyunca dayanışmayı, yardımlaşmanın güzel bir göstergesi olarak öne çıkmışlar. Gağan’da 1 ila 3 gün oruç tutulur. 20 Aralık tan sonraki ilk Salı günü Başlamak üzere başlayan Oruç Perşembeye kadar sürer ve ertesi gün Cuma günüde Paylaşım Bayramı olan Gağan Bayramı Kutlanılır. 21 Aralık Gün dönümü ile başlar ve 24 Aralık akşamına kadar tüm ihtiyaç tespitleri yapılınca 25 Aralık ta bayram havasında kutlama yapılır. Pir veya Ehil Can varsa Cem yapılacak Eve gidilir Cem bağlanır, Gulbanglar okunur ve Ogün toplanan erzaklarada Lokma gulbangı verilir. Gağan Ceminde tüm Hizmetler yapılmaz Delil, Süpürge, Meydancı, saki/ Dem, Lokma ve Semah hizmetleri yapılır. Rızalıklar alınıp verilir. Ermeniler ve Hiristiyan alemide 24-25-26 Aralık tarihlerinde İsanın dünyaya gelişini ve aynı tarihlerde Hristiyanların Noel günü Weinacht olarak kutlanır. Aleviler Gağan’ı kutlarken Hristiyanlar da Noel’i kutlar. Bir başka iddia ise Güney Anadoluda özellikle Hataydan başlıyarak Kuzeye ve Kuzey doğuya doğru Alevilerin kutladığı Gağan’ı 323 yılında toplanan İznik Konsulunda (İznik Hiristiyan konferansında) Hristiyanlığın Bizans İmparatorluğunun Resmi Dini olarak kabullenmesi ile. O tarihe Alınan kararlar doğrultusunda Anadoludaki Işık Taifelerini Fiziki ve İnançlarının yok edilmesiyle birlikte daha önce bölge Halkların kutsadıkları inanç günlerinide Hırısitiyanlığa uyarlıyarak, İsanın doğum gününü, Gağan’a denk getirerek Noel’lerini 323 ten itibaren Hakk Yol-Alevilerin Gağan’dan alıp, Noel olarak kutlamaya başladılar. İsa’nın doğum tarihi olarak 25 Aralık Noel ayinleri ile Alevilerin Gağan Cemini etkilemeyi sürdüre geldiler. Işık Taifesi/ Alevilerin ve Asurilerin bir gurubu olan Yezidi inancında ki Kürtlerin dinsel inanışları büyük oranda aynı ritüeleleri kapsar. Yezidiler 24 Aralık günü oruç tutarlar. Mezopotamya, Anadolu ve Ortadoğu üçgenine eğemen olan dinlerden uzak kalmayı başarmış olan inançlar ve topluluklar kendi inanışlarını onlardan uzak durarak ve sığındıkları dağlarda, platolarda yaşayarak korumaya çalıştılar. Bu anlamda doğayla içiçe olan inançlar, Doğanın olumlu ve olumsuz koşullarına göre inançlarını ve yaşamlarını komünler halinde sürüp, dışa kapalı bir yaşamda, dayanışmayı, paylaşımı tamda yiyeceklerin azalmaya başladığı aylara ve zamanlara denk getirilmesinin, ne kadar önemli olduğunu beleglere kazmışlar. Bu günleri kutsayarak Hakk ve Hakikat için oruçlar tuta gelmişler. Cemler ve İnanç eğlenceleri düzenlenliyerek inanç bayramlarını ortaya çıkarmışlar ki ihtiyaç sahiblerini mağdur etmeden yardım yapabilsinler. Oruç tutmak öyle haydı kalkalım yarın oruç tutalımla ortaya çıkmış değil. Yukarda dediğimiz gibi oruçlar yiyeceklerin azaldığı zamanlarda komunun büyük Anaları komun yönetiminde, yiyeceklerden sorumlu olan, Analar kışı zayat vermeden nasıl bahara, yaza çıkarız için, yiyeceklerin az tüketilmesine karar vermişler. Bu az tüketim toplumun içindeki güçlü insanların günde bir sefer yiyecek tüketmeleri ile başlatmışlar. Onlarca, hatta yüzlerce yıl sonra bakmışlarki günde bir öğün yiyecek tüketenler diğerlerinden daha sağlıklılar. Bu yüzlerce yıllık denemelerden sonra oruç tutan insanlar daha sağlıklı olduklarını bilince çıkramışlar ve hemde yiyecekler fazla tüketilmemiş, kışı zayıat vermeden yaza çıkmaları. Oruç tutmayı gelenek haline getirerek, inanaçsal olarak da kutsanınca oruç tutmakla, ruhsal rahatlamanın da olduğu gözlemlenince, günümüze kadar süre gelmiş. Bütün tek tanrılı ve Peygamberli dinlerin başlangıcı Ortadoğu, Mezopotamya ve Anadolu üçgenidir. Bugünün tarihi ile yaklaşık olarak 3500, 4000 yıllık bir geçmişi olan. M.Ö 1500 / 2000 yıl öncesine dayanır. Bütün Peygamberler buradan çıktı, bütün dinlerin kitapları buralarda yazıldı ve yaygınlaştırıldı. İbrani inancı Mezopotamya ve Ortadoğu da var oldu. Musa, İsa ve Muhammed Dinlerini Bölgede yaşayanlara tebliğ ederke, çoğu kez zorla ve savaşla sundukları dinler ve ayetler, inanışlar, yalavarış ve yakarışların ortaya çıkan yer bu üçgendir. Alevilik geleneği bu Dinlerin etki alanlarından uzak dağ başlarında kendisini korumaya çalışmış. Zerdüşt inancındanda önce var olan Hakk Yolu, Zerdüştü inançla birlikte kurumlaşan Gağan Paylaşım bayramı bir inanışı ve kutlama günü olarak günümüze kadar gelmiştir. Hristiyanlığın ve İslamın ulaşamadığı yüksek platolarda, dağ eteklerinde zorlu koşullarda yaşayan Kadim inaçlı halklar kendilerini korumayı başarmışlar. Alevilik inancında, ruhende rahatlama gibi gelenekesel ritüelli günlerden olan Gağan, Xızır, Heftemallar, Nevruz ve Hıdır İlyas günlerindeki uygulamalar, kutsanmış günler inanç Bayramları olarak günümüze gelmiştir. Yahudilik ve İslamiyetin dışında hemen hemen her inançta önemsenen ay Aralık Ayıdır. Asuriler, Ermeniler, Rumlar, Aleviler ve Anadolu’nun en eski halkları Aralık ayında Ruhen rahatlma ayınlar yaparken, dayanışmaya, paylaşıma önem vermişler. Sonuç olarak 21-31 Aralık’tan 6 -7 Ocak tarihlerine kadar bir çok topluluk ve inançlarda kutsal günlerdir. Tek Tanrılı, Peygamberli dinlerin dışında kalan İnançlardaki Halklar, doğayı esas aldıkları için çarpıcı kutsallıklar ortaya çıkmıştır. Hristiyanlıkta ki Hz.İsa’nın doğumuyla lakası olmayan bir dinsel ve yakarış günüdür GAĞAN. Aynısını 21 Mart Newroz gününü Şianın 1. imamı ve İslamın 4. Halifesi Hz. Ali nın suni doğum günü olarak kabul etmeleri gibi. 21 Aralık, 21 Mart, 21 Haziran ve 21 Eylül günleri; Gün dönümü olan zamanlarada önemli günler olarak kutlarız. Bu tarihlerde gün ile gecenin uzaması, denkleşmesi veya iklimin yön değiştirmesi, doğanın renk değiştirmesi gibi etkenlerden yola çıkıldığına kanaat getirmişiz. 21 Aralık Gağan’ın başlaması ile başlıyan çetin kış koşulları ile Doğa inançlı Halklar, Hakk Yolu/ Reya Heq olan ikrarlı Aleviler, özelikle Kürtçe, Kırmanciki/Zazaca konuşan Dersim, Bingöl, Adıyaman, Maraş, Erzincan, Sivas ve diğer bölgelere serpilmiş Alevi Kürtler ve diğer Alevi, Bektaşiler, Kış boyu belirli aralıklarla, 5 Mayıs Hıdır-İlyasa kadar Oruç tutarak bedenlerini temizlerler. Cem tutarak Sohbetler ederek Ruhlarını arındırır ve bilgi gıdası alırlar. Bu aylarda 3 adet Çıle yani 3 x 40=120 Gün vardır. 1. Çıle 21 Aralıkta başlar ve Xızır Ayına kadar sürer. 2. Çıle Xızır’da başlar Nevruz’la son bulur. Bu Çıle ayında Hefte-Mallar/ Cemreler de vardır. 3. Çıle Nevruz dan hemen sonra 26 Martta başlar, (22-26 Mart aynı zamanda Halacı Mansurun Katledildiği Gündür.) Yeni senenin ilk 40 günü olarak kabul görür ve 5-6 Mayısta sona erer. Pirlerimiz, Rehberlerimiz, Murşidlerimiz, Yol Ehli Marifet sahibi Canlar özlerini temizlemek ve arı duru olmak için bu 120 günün içinde 40 gün, bazıları 80 hatta 120 gün Çıleye duran itikatlı Canlarımız var. Burda Erenler nefisleri ile uğraşmak için toplumdan uzak durarak, oruç tutarak, azla yetinerek bedenlerini, özlerini Dara çekmiş olurlar. Bu çılelerden sonra kendi özlerini terbiye etmiş sayar ve arı duru olduklarına inanırlar. Tabiki 40 gün yalnız başına kalan Ehil Canların bu açlığın üstesinde gelebilmesi için belirli deneyimler yapmış ve Marifet sahibi olmuşlar. Bu evrede Kemalete Varan Can. Marifet sahibi bir Murşid durumuna gelmiş ve Bilge olmuştur. Bilge her zaman, her yerde dara düşen canlara Xızır olur. Hakk Yolunda bir Can Kemalete ulaşa bilmesi için en az yedi yıl dergahta eğitim görüp, ariflerle sohbetler ederek ve çile çekerek Kemalete ulaşır ve Rehber olabilir, Rehberden sonra Pir ve Murşid olmak gibi Hakk Yolunda Enel Hakk olmak var. Bir dip Notla bu Çile/40 güne ve Yedi yıla açıklık getirmiş olalım. Bir Çocuk dünyaya gelebilmesi için 280 Gün gerekir yani 9 ay 10 Gün. 280 Gün içinde 7 X 40 gün var. Bir Çocuk Baba Belinde Ana Rahmine düştüğü günde 23 Dişi 23 Erkek Kıromozomlar birleşerek 280 gün içinde Can içinde Can bularak Nur Kapısından Dünyaya gelen Çocuk daha önceki DNA larınıdaki bilgileri alışkanlıkları birlikte getirir. Canlanmaya başlayan Çocuk o DNA larla getirdiği alışkanlıklarını unuturak, yeni bir yaşama başlar. Ehil Canlarımız 40 gün Çile çekerek bazı huy ve alışkanlıkları unutmaya çalışır. Bu unutma ve vazgeçme süreci en az 7 tane 40 günle biter buda her sene 40 gün 7 sene sonra 280 Gün dolunca ve Ehil Canımız kemalete ulaşabildiğini fark ederse yeni bir yaşama kapı açmış olur bu Kapıyada Marifetten Hakikat Kapısına geçişi deriz. Ayrıca yaşlılarımız Gağan‘da 3 günlük oruçla başlıyarak Xızır orucuna kadar bazıları her Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri oruç tuarak, Bazılarıda her Perşembe oruç tutup lokma çıkararak her seferinde bir başka Fakir komşusuna vererek Paylaşımın toplumdaki yerini pekiştirmek isterler. Xızır gelince 7, 5 veya 3 Gün oruç tutulur ve 7. Perşembe Günü Xızır Cemi yürütülür. Xızır-Cem’i için Xızır başlamadan önce Ana’ya, Pire, Murşide ve Reybere birer Kızıl-Elma gönderilir Ana, Pir, Murşid ve Reyber davet edilir. Elmayı götüren Elçi. Ana, Pirim, Murşidim veya Reyberim Destur Talibleriniz sizi Xızır-Cem‘ine davet etmek için bir Kızıl-Elma gönderdiler buyrun kabul edin. Eğer Erenler davetiyeyi kabul ederler. Kızıl-Elmanız, Başım üstüne derler ve Elçiye her biri gulbang verir. Hazırlık yapılır yola çıkılır Davet edilen eve misafir olunur. Pirler geldiği yerde insanların dertlerini dinler esikliklerini öğrenir ve geldiği evlerde verdiği gulbanglardan aldığı hakkullaları/ lokmaları ihtiyacı olan fakirler arasında pay eder. Normalde böyle olması gerekir, fakat çok az Pir bunu gerçekleştirir. Bazende Pirler Kış Gelmeden Taliblerin arasına gelir ve baharın gelmesi ile geri evine döner. Tabiki Pir bütün kiş taliblerini dolaşır onların görgülerini yapar eksikliklerini giderir varsa müşkülleri onları hal eder ve böylece Alevi toplumundaki Canlar barış içinde yaşarlar. Xızır Alevilerin gönlünde, bilincinde var olan, ihtiyaç anında, dara düşünce medet umulan manevi bir güç ve kurtarıcı olarak görülür. Xızır İnsanların çağırdığı her yerde hazır ve nazır olan, koruyup kollayan dara düşeni kurtaran, Hakkikat ve kurtarıcı olan İnsanın kendisidir. Xızır nefestir HAVANIN serinliği. Xızır Ateştir ilimin IŞIĞI ve delili. Xızır Paktır SUYUN temizliği. Xızır Sırdır TOPRAĞIN bolluk ve bereketi. Xızır gönüllerde özlem ve umuttur. Xızır dilden dilekleri, gönülde muratları verendir. Xızır yarendir, haldaştır, yoldaştır. Sevgililerin umudu kavuşturanıdır, yaraların yerini bilen ve mehlem olandır. Xızır yoksulun, güçsüzün, kimsesizin, mazlumun, hasretin özlemi ve umududur. Xızır’ın uğradığı her yer Can bulur. Şeksiz, şüphesiz candan çağrılıp, yetiş carımıza, medet ya Xızır denildiğinde, hiç umulmayan bir anda biri çıkar yardım eder, ne sen bilirsinki o Xızırdır, nede yardım eden bilir ki o bir Xızır görevi yapmıştır. Kendi özüne varan, gönlünü, vicdanını genişleten, geliştiren, bilincini olgunlaştıran, anlamadığını aklıyla tartan ve araştıran insan, İnsani kamil bir bilgedir. Bilge İnsan Xızırdır, toplumsal yaşamda adaleti, güvenci temsil eden sembolüdür. XIZIR Rea Heq / Hakk Yolu Alevi inancının özünü oluşturan, kutsallığın kalbi, vicdanıdır. Çünkü yaşamın her alanında Xızır vardır. Dağları, Kayaları, Nehirleri, Gölleri ve Ağaçları Ziyaret olarak kutsayıp renga renk bez bağlayarak oralara Xızır adı vermişiz, yada Xızırın uğradığı mekan diyerek kutsamışız. Xızır vardan var olmakla bereber her zaman bir gizde ve Sırda kalmıştır. Dileklere umut, dara düşeni darda bırakmayan, görünmeden yoldaşlık eden, kılavuz olan, elinden tutandır. Öyle ki dilde ve gönüldeki dilekler hep Xızırın adıyla başlar. Aleviler inançlarında Xızır’a çok büyük önem ve Misyon vermiştir. O adaletin, barışın, dostluğun, kardeşliğin, paylaşımın, emeğin simgesidir. Darda, zorda, karda, boranda, fırtınada, yolda kaldığında, bir müşküle düştüğünde ve şifa ararken en zor zamanda sığınılan, güvenilip medet umulan, derman dağıtan bir umuttur Xızır. İşte bu yönüyle hep sırda kalmıştır. Xızır toplumsal kimlikte. Bilim adamı, İlmi Ledunu, Evrenin Bilmini bilen bir Pir, bir Bilge kişiliktir. Xızır her dilde, her renkte, her inançta, her zaman, her yerde olan, çağıran herkesi duyabilen ve ihtiyacı olanın yanındadır. Xızır doğa ananın verimi ve insanın gönül güzelliğidir. Ona bu kutsallığı insan kendisi vermiştir. Xızır gerçekte somut ve bedensel olarak yasayan bir varlık değildir. Xızır Sır içinde Sır olan. Gönül güzelliğinin, gizil, nesnel arzuları ve istekler doğrultusunda potansiyel olarak var edilmiş insanın düşsel ve gerçeklikte açığa çıkarttığı; insanda bedenselleştirdiği bir kutsalıktır. Yani bu durumda gönlünde sevgi, şefkat, merhamet barındıran sevip, sayan, koruyup, kollayan. Eş ve Eşitlerin dışında, gayri herşeyini paylaşan, yardımı seven her kişi bedensel olarak Xızır’ın ta kendisidir. Alevilikte Xızır kültünün özü ve Sırrı dayanışmalarda bulunarak, paylaşmayı ön planda tutarak, sevgi ve istekle yardım yapabilmektir. Sen ne kadar ihtiyacı olana yardım eder ve paylaşımcı olur, dayanışmada bulunur Xızır olursan. Sen dara düştüğünde, sana da gönülden el uzatan Xızır’da o kadar çok olur. Dardayken hiç beklemediğin bir anda bir Can yardımına koşar seni kurtarır. Halk arasında Xızır gibi yetiştin deyiminin somut algısı da bundandır. Dememiz odurki.: İnsani bir sevgi olarak, Alevilik, dayanışmayı, paylaşımı, yardımseverliği ile Canların yaşam içinde pratikte uygulamalara önem vermeleri olsun. XIZIR düşsel olarak görünüşte ak saçlı, ak sakallı Nur yüzlü beyazlar içinde elindeki asası ile Kızıl yeleli Atlı bir evliya, eren, bilge bir kutsal kişi olarak. Sevgiyi, şefkatı vareden Yaşlı Aksakkalı Pir olarak, insanın bilincinde İnsanlık tarafından var edilmiştir. Ona bu mistik kimliğini her dönemde ve anda yaşatan ve var eden İnsanın kendisidir. Xızır aynı zamanda doğaya can verendir. Xızır’ın bastığı yer Canlanır, güller çiçekler açar, börtü böcek can bulur, bülbüller öter, doğa ana yeniden dirilir can bulur. Xızır baharın müjdecisi doğanın bereketidir. Bolluğun, huzurun, sevincin, üreyişin ve üretimin kendisidir. Her inançta olduğu gibi Alevilikte de Yol Erkan Günleri ile Doğanın bize verdiği günler ve Hakla Hakk olma zamanları vardır. Gağan la başlayan, çıle ayı ile Xızır ayı en çok kutsanan günlerdir. Xızırdan Sonra Hefte mallar / Cemreler ve Nevruz ile Xıdır ilyas gibi günleride sayabiliriz. Gerçi Alevilikte Hakkla Hakk olma şekli yeri günü ve zamanı yoktur. Amaç kutsallıkta inancın doğru ve güzel olanını sahiplenip olgun kâmil insan olmaktır. Xızır Kmil insanın gönül güzelliğinin bir yansımasıdır.
HAKK YOLUNDA ORUÇLAR VE XIZIR ayı. Oruç ve perhize gelmeden burda önemli bir not daha düşmek gerekir. Aleviler genelde kuzey yarım kürede yaşarlar. Bu anlamda Güneş sistemine bağlı davranırlar. Ekonomik olarak çiftçilik ve hayvancılık’la geçinirler. Harmanlar kalkmış hazırlıklar tamamlanmış . Kış ayları geldiğinde 21 Aralıkta kuzey yarım kürede gecenin en uzun, günlerin en kısa olduğu zamandır. Gündüzle gece senenin içinde birbilerine zamanları için rızalık verirler bu zaten doğanın bir olgusudur. Gündüz geceden 3 veya 4 dakika alınca bu 21 Aralıktan sonra gelen ilk Perşembe Gağan günü oruç tutulur. Gağan’dan başlayarak kırk gün sonra gelen ilk Perşembe, Xızır orucu başlar. Sonraki Perşembe Xızır bayramıdır. Bayram akşamı Xızır Cemi yapılır. Bu arada yani Kırkıncı günden sonra gelen ilk Perşembe den başlamak üzere Ondan sonraki Perşembeye kadar 7- , 5 veya 3 gün oruç tutulur. Bu kutsal gelenek kadimden günümüze kadar gelmiştir. Alevi Coğrafyası kışlar uzun ve yiyecekler az, kışı hep kıt kanat idare edilerek çıkarılır. Kıtlığın olduğu toplayıcı ve avcı toplumlarda toplumu kadınlar yönetirlerdi. Ana-soylu toplumda yiyecekler azalınca Komün bir yaşam olan topluluklarda, bedenen Güçlüler günde bir öğün yiyecek verilmesine Ocakta oturan Yönetici-Bilgeler karar verirler ve böylece mecburi bir Oruç tutma başlatılmış oldu. Onlarca hatta yüzlerce yıl yapılan deneyimleden, bakıyorlarki oruç tutan insanlar oruç tutmayanlardan daha sağlıklı oluyorlar. Böylece oruçlar gelenkleştirilerek devmlılık kazandırılıyor, Yukarda Ocakta oturanlar dedik. Evet Ana-Soylu Komunal toplumda toplumun bulunduğu yerde et ve aş pişirmek için tek ocakları olan toplumun birlikte yemeklerinin piştiği ve birlikte tüketildiği, O Ocak giderek Kutsallaşır. Ocağın başındaki Bilge Analar ve Babalar hayat içinde yaptıkları tecrübelerle. Toplum yaşamını kolaylaştırırlar. Her Komunun kendi ocağı ile varlığını sürdürüyor. Ocağın kusallığı ocaktaki yaşlı bilgelerin topluma hem hekimlik hem hakimlik yapmaları. Komunlar barış içinde paylaşımcı, yardımın yapıldığı, artı değerin olmadığı, herşeyin ortak olmasını sağlıyan Ocaklar kutsallaşarak ve daha sonraları Piir ocakları denilmesi de Baştaki Ninelerin ocağın başı olması ile komunal sistemi ayakta tutarlar. Yukarı mezapotamya Halklarında Yaşlı Anaya Piir denmesi ile Piir Ocaklarıda giderek saygınlık kazanır ve bu Bilge Piir’lerden hayatı, toplumun işleyişini, geçimin inceliklerini, hekimliği ve hakimliği öğrenmeye Talib olanlar, toplantılar yaparak bilgileri Öğrenmek istiyen canlarada Talıb denilmiş. Bu anlmda talıbların oluşumasına kaynak olunmuştur. Yapılanların hepsi mecburen Kış aylarında yapılıyordu çünkü insanlar dışarda çalışamıyorlardı, yapılaçak en iyi iş toplumun bilgilerini öğrenmek buda giderek rütüel duruma gelmiş oldu. Bu toplantılara bölgeleredeki dillerde cem / cıvat denildi ve günümüze kadar değişerek ve zamana uyum sağlıyarak geldi. Kış aylarında sadece Gağan’da , Xızır’da değil Heft-Mal’larda ( yani Cemrelerde) da Oruç tutlmaya başlandı. Nerdeyse Xızırla başlıyarak 21 Mart Newruza kadar oruç tutmak zorunda kalınıyordu. Böylece zorunlu Oruç bazen Kırk gün sürerdi. Pirlerimiz çile çekmekten bahsederler. Bu aylara Cıle denmesinin sebebide budur. Aynı zamanda ehil canlar insanlardan uzak durup oruç tutarak özlerini temizlemeye çalışırlar. İnsanlar özlerini temizledikçe Kamil insan olma yolunda önemli adımlar atmış olurlar. Tabiki 40 gün yalnız başına kalan Ehil Canların bu açlığın üstesinde gelebilmesi için belirli deneyimler yapmış ve Marifet sahibi olmuştur. Böylece Kemalete Varan Can. Marifet sahibi bir Murşid durumuna gelmiş ve Bilge olmuştur. Bilge biride dara düşen canlara Xızır olur. Xızır orucunu hep büyüklerimiz bir ayağı çılde bir ayağı gucükte olur derlerdi. Aleviler hep Güneş sistemine bağlı kalmışlardır, sanki gizli bir takvimleri varmış gibi geliyor insan. Zaten hep baskı altında olması sebebi ile kendilerini ve kendilerine ait değerleri hep sır içinde tutmaya çalışmışlardı. Çıledeki ayağı feodal çiftçi takvimine göre 12 Şubat Ocak ayının son günü ile 12 Şubattan sonra gelen ilk Perşembe Xızır gecesi olur ve böylece doğru bir hesaplamayla hersene bir iki gün oynamayla birlikte Xızır Orucu utulur ve Perşembe günüde Xızır bayramı kutlanır, akşamada Xızır Cemi bağlanır. Xızır Orucu veya Alevilikte oruç şöyle olacak böyle olacak diye bir kural yoktur olamazda. Genede herkesin birlik içinde bedenini ve özünü temizliye bilmesi için mümkün olduğu, yada dayana bildiği kadar günde bir kere sofraya oturulur oruç açmakla birlikte oruç biter ve sofradan kalkınca oruç yeniden başlar. O anda başlayan oruç öteki gün akşamına kadar yani Güneşin sır olmasına kadar sürer. Alevilikte oruç/niyet ve yahut perhiz sadece açlıkla kendini terbiye etmek değil. Aynı zamanda insanın negatif istemlerini yok etmsidir. Yani bedensel ve zihinsel olarak can kendisini ahlaki olarak geliştirmesidir. Buda Canın ruhen zenginleşerek Kamil insan olma yolunda kemalete erişmesini sağlar Yani EDEB le ( eline diline beline) aşına işine yoldaşına sahip çıkmaktır, Böylece en güzel perhiz ve oruç tutulmuş olur. Sen kendinle hesaplaşıp vijdanen rahat edebiliyorsan, orucun eksiklikleri olmaz. Aleviler Xızır ayında kimi yörelerde üç gün kimi yörede beş kimisinde de yedi gün perhiz olurlar. Anadolu ve Mezopotamya’da eskiden günümüze kadar pirler, analar, dedeler reyberler. Xızır ayında taliplerini ziyaret ederek Xızır Cemi tutar görgü yürütürler. Xızır’a gulbank ve lokma sunarlar. Tene Can Yola Işık olan Ya Xızır ‘’Gel artık darda olanlarımıza elini uzat. Girdiğin evlere dert, tasa girmesin, bastığın yerlerde bereket taşsın, ekinler yeşersin, bülbüller ötsün. Dokunduğun canlar dertlerden, gönül kırgınlıklarından uzak olsun, hastalar şifa bulsun. Gel artık. Dil bizden, nefes Pir-Andan olsun. YA Xızır sen varsın gerçeksin Gerçeğe HÜ. XIZIR ayında tutulan perhizin ilk gününde Anadolu ve yukarı Mezopotamya’da sabahın ilk ışıkları ile güneşin doğmasıyla karşılanır. Toprak Ana ve güneşe YA XIZIR denilerek aşk i niyaz edilir, dildeki dilekler gönüllerdeki muratlar Xızır’a adanmış olan en yakın Ziyaretlerde/ Kutsanan mekanlarda dile getirilir. Lokmalara gülbenkler verilir. Xızır’a çerag uyandırılır, Ocaklarda ateşler yakılır ve Xızır günleri boyunca vardan var olan ışık kutsanır. Kutsanan ateş ışık karanlığa karşı aydınlığı, cehalete karsı bilimi, zulme karsı mazlumun hakkını aramaya adanır. Xızır uğrasın aydınlık gelsin, barış kardeşlik gelsin, bolluk bereket gelsin denir. Xızır o zalime karşı her zaman mazlumun koruyucusu olmuş olmaya da devam edecektir.
XIZIR perhizi ve orucunun son gününde. Xızır aşkına akşam Cem yürütülür. Cem köylerde Piir ve Taliblerin uygun gördüğü büyük odalı evlerde yürütülürdü, günümüzde ise cemevleri veya Alevi kültür merkezlerinde görülmekte. Xızır cemleri herkesin/ çoğunluğun katılabileceği bir güne denk getirilir. Gün aranmaz Aleviler için dün nekadar doğal bir gündü ise yarında öyle bir gündür. Cem illada Perşembe günü olsun diye bir kural olamaz. Aleviler her anı Hakk ve Hakkikata ulaşmak için hizmet eder. Xızır ceminin yürütülmesinde Piir ve Reyber sorumludur. Piir, Reyber öncelikle özünü dara çekip talibinden erkan hizmetini yürütmek için; Rızalık İster.: Canlar bu meydan hakk ve hakikat meydanıdır, bu meydanda hizmet görmeye darı didar olmaya, Siz gül cemallerden rızalık isteriz der. Talipler Aşk ile yürüye, meydan yürüye der. Pir ve Rehber Cem-Erkanını yürütürler. Birde Xızır ceminde talip Piir ilişkisinde, Canların, Canlara Rızalıkları alınır. Piir,Rehber.: Canlar dar görmeye didar olmaya karar kıldık. Xızır askına meydana durduk birbiriyle küskün dargın alacağı vereceği olan varımı? İste meydan dile gelsin, bilenler gelsin. Mansur Darında hakkını talep etsin. Der. Eğer varsa dargın küskün hakk talep eden incinmiş can, sorunlar çözülür ve ancak ondan sonra cem erkânı yürütülür. Sorunlu olan toplumuda Cem yürütülmez. Bunun içinde canların birbirinden rızalık göstermesi için nişan istenir. Herkes sağındakine, solundakine niyaz olur ve erkan hizmeti başlar. Cem görülür, Süpürge çalınır, çerag uyandırılır, semah yürünür, lokmalar paylaşılır. Dilden dilekler, gönülden muratlar Xızır askına adanır. Gulbanglar alınır birlik olunur. Aşk olsun bu meydanda hizmet görenlere, Onlar ki yolun car anasırı olan, hava ateş su topraktan olan Gulbangın öğretinin insanlarıdır. Yol Cümleden Uludur. Yol bilimdir, yol aşktır, sevgidir, ışıktır, umuttur, yola can olmayı bilmektir o nedenledir dilekler barışa insanlığa evrene ve doğa anaya adanır. Hakk için halk için, Xızır darda olanın carına yetişe, Xızır aşkı ile Yola bend olanların dilde dilekleri gönülde muratları hasıl ola. Elde dilde özde Yol yürüyen ve yürütenler, lokma pay edenlerin, lokması bol olsun. Hakka ulaşsın. Hakk için Yol için Xızır aşkına oruç tutan lokma pay edenlere aşk olsun. Xızır’ın nezdinde Alevi inancının özünde sevgi vardır. Sevgi Alevi insanın kişiliğinde Dünyaya bakışında, Dünyayı yorumlamasında yol gösterici bir öğedir. Alevi insanı bu sevgi ve hoşgörüyü, insana ve doğaya karşı, özünde tutar. Bir geldi Piir geldi sözü bilgisiyle geldidir. Alevi inancında insani-Kamil, yola kılavuz olan Rehber, Velilere Erenlere, insanlara sevgi ile yaklaşmış ve onları kendi gönlünde mihman etmiş kendine Dost yoldaş ve yaren bilmiştir. Bu Erlerden biride Alevi insanının dilinden düşürmediği Kızıl Yeleli Dur-Bıbinle her çağıranın imdadına yetişen Xızır’dır. Aşk olsun Xızır diyen gönüllere. Cemi cümlenizi Hakk saklaya Xızır bekleye..
YETİŞ YA XIZIR Niyetleriniz kabul ola. Hava daki Nefesle Pir aşkına. Oruçlarınız Kabul ola. Pir Ocağında yanan ateşin alevi aşkıyla. Evliyanın ışığı aşkına. Muratlarınız kabul ola. Serçeşmede akan sudaki abu hayatla Xızır aşkına. Dilekleriniz kabul ola.Toprağın doğurganlığı, Taşın içindeki cevheri farkeden ilim aşkına.
Tene Can Yola Işık olna Xızır Aşkına. Hizmetler kabul ola. Hakk ile ola. Hakka vara. Durduğunuz dara, gittiğiniz yola, hizmet ettiğiniz pire, çağırdığınız Xızıra, tutuğunuz oruça, hizmet ettiğiniz yere sahib olun, sahib çıkınki didar olasınız. Hakk, Eren, Evliya yardimciniz, Xızır yoldaşınız ola. Vardığınız meydanda. Uyandırdığınız çerağın aydınlığı bilim ola. Cehalet, Karanlık yok ola. Hakk, Evren, Kamil İnsanın birliği. Murşidin pençesi. Işığın yedi rengi. Pir ocağının alevi. Delilimiz mihmanımız ola. Marifete varanlarla. Xızır gözcümüz, yoldaşımız ola. İkrarını kemer yapan kemerbestler. Bizleri Marifet kapısında mahrum etmeye. Cümle Canlar hakk yolunda ayrılmaya, doğru yola gide. Kemalete ere. Canların Xızır niyetleri, Oruçları, dilden dilekleri, gönülden muratları kabul ola. Verilen lokmalar, yapılan hizmetler yerine ulaşa kabul ve makbul ola. Dil bizden, nefes Pir-Ana’dan ola. Ya Xızır sen Gerçeksin. Gerçeğ HÜ
YA XIZIR YA XIZIR
Vardık biz Pire didar ile.
Geldik meydana ikrar ile.
Vurduk saz teline Aşk ile.
Yetiş Pirim, ya Xızır yetiş.

Çıkarız meydana kavgayla.
Bakarız güzele sevdayla.
Yoktur hevesimiz havayla.
Yetiş Pirim, ya Xızır yetiş.

Coşarız pirin avazıyla.
Uçarız güneşe turnayla.
Pervane oluruz sunayla.
Yetiş Pirim, ya Xızır yetiş.

Kitabı ortasında gördük.
İlim irfan aldık yol sürdük.
İmlik imlik gönülde ördük.
Yetiş Pirim, ya Xızır yetiş.

Kekko Oğlu mektebi irfan.
Gül sendedir dikensiz olan.
Bülbülün nağmesini alan.
Yetiş Pirim, ya Xızır yetiş.
12 Temmuz 2015 Ali Koçak Berlin

4 Eylül 2020 Berlin Ali Koçak

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*