Alevilik ve anadili 9

“Bir kişi gayetle sevse Pirini

Osmanlılar TALAN eder malını

Ben sürmezem erkansızın yolunu

Bu yıl bu yayladan Şah’a giderim.”

Pir Sultan Abdal

Babai kalenderi,Celal’i, Koçgiri, börklüce, şah kulu, Pir Sultan…her isyan yada baş kaldırı, kabul ederiz ki “hobi” olarak yapmamıştır.

Mevcut dönemin ezen ile ezilen rekabetinde, ezilenden taraf olmuş. Tarafı net göstermiş. Dönemin ezen sınıfın yaslandığı zemin karşısında, Alevi hareketi  tüm yoksul halkın Birliğine yaslanmış.

Bulundukları Anadolu ve yukarı Mezopotamya halkları içinde yaşayan herkesin, Aleviliğe (farklı inançların dahi destek) can kattıkları ve can verdikleri gerçeği bundandır.

Her “yenilgi” de, onun tarihini, duruşunu sahiplenen ve ona dönüşen ezilenler olmuş! Dinini veya ırkını gözetmeksizin Alevileşen…

Ezilenin önderliği olan, öznesi olan Alevilik, artık o halklarca ÖZ KÜLTÜR OLARAK KABUL EDİLMİŞ OLMASI  da bundandır!

Kendilerini “ışık, babi, kızılbaş, vb” olarak görmüş/gösterilmiş, ona göre yaşamış ve kuşağına aktarmış.

Bilindik  asimilasyona tabi kılınmış ya da “kendini korumak” için takiyeye bürünmüş halinin, Alevilik olmadığı aşikar! Veya  “soydan gelme” meselesi olmadığı, Yunus pratiği ile tarihi ANLAYIŞIMIZ , net olarak aktarılmış.

Semavi dinler ve hiç bir dinle bağımız olmadığını, Pir “her ne ararsan kendinde ara/Mekke’de,Kudüs’te, hacda değil” diyerek, aktarmış.

Sevgi ve aşkla başlayıp aşkla bitirdiğini bize NEFESLERİ ile aktarmış.

Aktardıklarının içinde önemli yanlardan biri de girişte ki nefestir.

Bugün TALAN EDİLEN YOLUN KENDİSDİR!

Sürülmezse özü ile YOL, geriye kendine ait olmayan bir dil ve kültür kalacak.

Anadolu yukarı Mezopotamya Aleviliği, ırk, din, kültür gözetmeksizin YAŞADIĞI, kendine her ırk, dinden, kültürden CAN kattığı ve Alevileştirdiği gerçeği, bugün ırklara, dinlere, kültürlere “talan” ettiriliyor, bölünmeye, bölerek yönetilmeye çalışılıyor. Alevilik devrimci ve felsefi bir YOL olarak serpildiğini, Türkmen, Rum, Kürt, Ermeni..halklarının, Osmanlı’dan bu yana Alevi hareketine direk katılmasından biliriz mesela. Baba-i den Börklüceye büyüyerek, çoğalarak, “belden değil” YOLdan geldi! Şimdi “bele” sıkıştırılan Alevilik, ikili bir yan yaşamakta. Hem evrensel düşünüp, tavır alırken, bir yanda bir ırkın tarafı, bir dinin “özü” karmaşık bir “kültürün” karışımı yapılmak istendi. Oysa Alevilik temel özüyle hala durmakta. Sadece içinden “kendine ait olmayan” dili ayıklamak, atmak ve Alevi ana dilini açığa çıkarmak kalıyor. Ortaya Ozan İbretinin “aşktan başka din iman gerekmez” nefesi kalacaktır. Özgür ve Rızalık bireyi çıkacaktır.

Müslüman bir aileden gelen yoldaşım şunları söylemişti. “Alevi aile babadan doğma, Özgür birey olmada bir avantaj, Ben her cumayı kaçırmamak zorundaydım, kurban bayramlarında hayvanlarım kesilmesini izlemek zorundaydım. Size gelince, aileniz, size göre, maddi ya da manevi bir şey  vermemiş olsun ama özgür birey olmanızda size karışmadı.”

Kendisine hak vererek şunu ekleye bilmiştim,  “ama bu dediğini kapitalizm çözüyor. Artık ailelerimiz kendinizi kurtarın, su ya sabuna dokunmayın diyor” dedim. Bunun asıl nedeni olan, “talan” edilen, takiye üzerinden asimilasyona tabi tutulan Aleviliğin, kapitalist koşullarda, kendinden ve dilinden uzaklaşması olduğunu geçte olsa görene kadar!

O gün yoldaşımın bize yönelik tespitini görmüş olsamda, asıl beslendiğimiz kaynağın yok edilmesine ise seyirciydik. Üstelik bir Alevi çocuğu olarak yetişmiş olmama rağmen. Alevilik üzerine herkesin beslendiği AMA üzerine tek söylem, araştırma koymadığı ve resmî ideolojinin dili ile asimile edilen veya ele alınan bir Alevilik orta yerde “talan” ediliyordu!

Bugün herkesin özgürlüğünün içinde ortak paydada birleşen Alevilerin, asimilasyona uğramasında seyirci kalmak bir yana, savunmak adına resmî ideolojinin söylemleri ile kalmak ciddi bir ÖZELEŞTİRİ getirmez mi?

Ve beraberinde Aleviliği incelemesi, kendini HERKESİN güncellemesi ŞART değil mi?!

İşte belki de en büyük özeleştiriyi, izleyenler Aleviliğe bu noktada vermelidir.

Ortaya karışık “Bulamaç Alevilik” ! İle yol alınamaz.

Aleviliği, YAŞAYANLAR TANIMLAR, TARİHİ TANIMLAR VE TOPLUMSAL KONUMLANMASI..

Alevi asimilasyonuna hizmet eden, Aleviliğin tarihine uzak olanlar değil!

Aleviliğin Anadolu yukarı Mezopotamya halkının YOL’u olduğunu görenler, Aleviliğin ne olduğunu kavrayanlardır.

Kökü #AnadoluYukarıMezopotamyaAleviliği,

KendineÖzgüYoldur, islam asimilasyonu ile Alevi tanımı yapmak kimsenin haddine değil!

#Aleviyiz

Çünkü Alevilik:

Biat değil, Sorgu yolu

Yaradılış değil, varoluş yolu

Irkçı değil, rızalık yolu

İmam değil, pir yolu

Haremlik selamlık değil, CAN yolu

Cihat değil, Aşk ve sevgi yoludur!

Semavi dinler ile alakamız yoktur!

Alevilik Yoldur!

Anadili de Budur!

Ne demişti nefeste Pir “Ben sürmezem erkansızın yolunu/ Bu yıl bu yayladan Şah’a giderim” !

Biz sürmezsek bu Erkan’ı yolu, gideceğimiz yer İSLAM-şii asimilasyonun yolu olacak.

#DevrimciAlevilerBirliği bu gerçekliği er geç halkının tümüne duyuracak!

#Aşkİle

Haydar Ceylan Temmuz 2020

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*