Alevilik ve ana dili 11

Alevi dilimiz ne halde?

Kuran Kerim’i okumadığımız halde değiştirildiğini iddia ediyor , 1.5 milyar müslüman, islam tarihçisi ve tarihçilerden daha iyi “islamı” biliyor ve hatta “özü” olduğumuzu söylemeyi de ihmal etmiyoruz(!)

Asimilasyonun vardığı nokta derinleşiyor.  Takiye’ye baş vurmada ki mantık canı ve yolu korumakken (“Öyle imiş gözükürken”) bugün ÖYLELEŞİYORUZ!

Gerçeğe Hü diyen dilimiz, Osmanlı döneminde, islam baskısı ve katliamı, safevi devletinin de bizi şii islama asimile etmesi ile başlayan, DİL KAYMASI, cumhuriyet döneminde sürecinde, başarıya ulaşmasına neden oldu. Ama asıl “başarı” 12 Eylül 1980 de başlatılan ve Sivas olayları ile birlikte dernekleştirme faliyetinde, Alevilik kendinden ve yolundan iyice uzaklaştırıldı. Dernekleşme sürecinde,  Aleviliğin evrensel değerlerini savunanlar dışlandı ve asimilasyona hız verildi!

Devlet bir yanından çekerken, şiiler başka bir yanından çekiştirdi ve Alevi dinamiği kafa karışıklığı ile birlikte bunun bir parçasına dönüştürüldü!

Muhammed mürşit Ali pir diyen dil ve bazı “nefesler”, yaptığımızın takiyeyi olduğunu ortaya koyuyor olmasına  rağmen, sürekli tekrarı üzerine, sorgusuz inanılan bir hale döndü.

Mürşit Muhammed kabul eden takiye ile bakınca, islam senin yolun oluyor,

Kuranı Kerim kitabın, Allah’ın emirleri senin görevin oluyor! Kuran  Kerim,  sorgulamadan biat etmen gerektiğini, “emri” olarak yazıyor! Böylelikle sorgu yolu Alevilik ile işin kalmıyor.

Bununla da bitmiyor. Hz Ali cami de öldürüldü, o yüzden “abdestimiz alındı namazımız kılındı” diyen, takiyeci “dedeler”e dayanan asimilasyoncular da Aleviliği kuşattı.

Bu mantık doğruyu temsil ediyor olsaydı, 11 imam da ardından aynı namazı kılıp aynı Kuranı Kerim emriyle yaşamaması gerekirdi! Oysa tarih tersini yazıyor.

Kaldı ki buna iman edip, biat ediyorsan gidip öyle yaşaman gerekir. Çünkü Sana bana göre tarih yok!

Oysa takiyeden çıkardığımız Alevilik bize ne diyor?!  Vahdeti mevcut, varlığın Birliği, devri daim… böyle olunca, varoluşçu yaşarsın ve yaradılış ile alakan kalmaz. Aşktan başka din iman tanımazsın(Ozan İbreti)

Heleki pir Bektaşı Veli “her ne ararsan kendinde ara/Mekke’de Kudüs’te hac da değil” diyorsa, bize (hele ki günümüzde) takiye dayatılmamalı! Takiye bir dönem zorunluluk hali olması, bunun sürdürülür olmasını gerektirmez. Bakın Ozan ve pirlerimiz ne kadar net!

Araştırmak zor değil! Mantık kullanmak ise hiç zor değil.

Şimdiler de Aabk “inanç başkanı”, Kerbela’nın 1340. Yılı dönümünde, pir imam Hüseyin” diyerek tanımlıyor. Mürşitlik islam peygamberine, Pirlik makamı, imamlara veriliyor(!) sonra “asimile olmayacağız” diyor(lar)

Matem-i yas ve ya 12 İmam orucu tutuyor. Metem ile yas’ın aynı kelime olduğunu düşünmüyoruz. Yas ise oruç ne alaka diye düşünmüyoruz. Mesele Kerbela  ise 12 imam ne alaka demiyoruz…?! Mitolojik olarak anlatılan ve  şii islam tarafından özellikle, 15.yy da uydurulan hikayeyi esas alıyoruz. Aleviler, Kendi tarihinde tutulası gereken asıl  yaslarını hatırlamayacak, görmeyecek halde, yönü şii islam ile islamın merkezine çekiliyor.

Ara not: Ayşe Hür “kerbela gerçek mi mitoloji mi?” 2014 Radikal yazısına göz geçirilmesini isterim.

Buna direnen ve tarihsel yaşanmışlıkları, Aleviliği ve islamı ortaya koyanlar “düşman” görülüyor.

“Minaresiz cami gibi olmuş Cem evleri/ Alevi’yi namaz kılarken gördüm” diyen Emekçi o kadar haklı ki.  Hatta, Yenibosna  Cemevin de saza ayet okutmaya kadar vardırdılar. Oysa ne diyordu Ozanımız Dertli, “telli sazdır bunun adı/ne ayet dinler ne kadı”. Şimdilerde, kuranı Kerim nefesler olduk.

Alevice yaşayıp, islam usülleri ile gömülen Aleviliğimiz, devri daim demekten, “ruhuna Fatiha” okur hale geldi.

Oysa Alevilik, Gördüğüne Hü der! Gök Rahman, yer rahim der. Bu yüzden yer yüzü nimetinin bölüşüm meselesini kavramış ve varoluşçu olarak ele alır. Aynı vardan var olduk diyen Veysel de buna işaret eder.  Varoluşu savunuyorsan, yaradılış ile ne işin olabilir?! (Pir İbrahim Kılavuz)

İkisi de (gök ve yer) görülen, duyumsanandır idealist uydurulmuş değil, gerçektir/gerçek ile tarif edilmiştir.

Alevilik neden fiziki ve fikirsel katliama tutuluyor ve günümüzde asimilasyona uğruyor sanıyoruz?!

Alevilik, muhabbet kültürüdür, Sorgu yoludur.

Alevilik, vahdeti mevcut der(vücut demez, dememeli de, yoksa kendi ile çelişir! Bu yanıltıcı bir kavram, batini islamcılığa aittir. Tanrı yansıması! Vahdeti Mevcut ise varoluşçuluktan gelir!). Her şeyin mevcut olduğu, bir şeyden yaratılmadığına işaret eder.

Alevilik, varlığın Birliği der. Evrende ki her şey birbirinin parçası, diyalektik bağı olduğunu savunur.

Alevilik, devri daim der. Ten ölür can ölmez diyen Yunus ile söyler. Ölen başkalaşır, yok olmaz. Dinsel değil varoluşçu bakış taşır.

Alevilik, kadın erkek CAN der.

Dinsel ataerkil yaklaşımı red eder.

Alevilik, babai, börklüce, Celal’i gibi isyanları ile, somut talep ve özgür kollektif toplum için rızalık temelinde yaşam savunur.

Alevili, sorgu yolu olduğunu söyler.

Sevgi “dinimiz” aşktan başka din iman gerekmez der! (Hüdai ve İbreti)

Sevgi ve aşkın ne dini ne kitabı, ne peygamberi olur. Sevgi ve aşk topluma, doğaya, evrene bilinç ve güzellik katar.

Sanata sarılır Alevilik. “Bir sanata kaç sarıldım kim bilir” (Güfrani)

Alevilik, Gerçeğe bel bağlar, bu yüzden egemenler(ve dinleri) tarafından,yok edilesi, tehlikelidir! Hayata faydası olmayan sisteme karşı, faydası olan değerdir!

İki Alevilik olmaz!!! Hangi dil Aleviliğe ait ola bilir?! Hangi dil bilimsel, çağdaş ve kendini geliştiren ola bilir?!

Şuraya sıraladığımız evrensel dili ve değerin zerresi dinlerin içine konsa, “abdestlerini” bozar!

Özcesi : Aleviliği, din ile “terbiye” etmek istiyorlar. imamlara pir diyorlar!

CEVAP  PİRDEN:

“Anan yok baban yok/benzersin PİÇE tanrı”

PİR KAYGUSUZ

#DevrimciAlevilerBirliği 5 yıldır bunu örgütlü bir biçimde, tarihe ışık tutanlar ile birlikte anlatıyor, anlatmaya da devam edecek. Takiyeye başvurmak zorunda kalan ve bugün takiye üzerinden asimilasyona uğrayan Aleviliğin, evrensel değerleri üzerinden inşaa edilmesi gerekiyor.

Aleviler neden katlediliyor?

Ve katledilmesine  sesiz kalmak ne anlama geliyor!? Yukarda ki anlatım çabasında görülmesi dileği ile!

Aşk ile

8 Ağustos 2020

Haydar Ceylan

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*