ALEVİLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR YOLCULUĞUMDA ŞÜPHECİLİK ve BİLİM (4)

ALEVİLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR YOLCULUĞUMDA
ŞÜPHECİLİK ve BİLİM (4)

Alevîlik, Anadolu’da ve komşu coğrafyalarda sınıflı toplumların ortaya çıkışı ile ezilen sınıflarının ezen sınıflara karşı koyuşu olarak hayatın pratiği içinde yaşam bulmuş, hak arama temelli felsefi bir öğretidir.

Oysa ki, yıllardır Alevîlik ile ilgili araştırmalar yapan, yazan, çizen ve söz söyleyen birçok kişi, Alevîlik’in başlı başına bağımsız bir din olduğu iddiasının yanı sıra, herhangi bir dinin mezhebi, tarikatı veya heteredoks yanı olduğu ve hatta başkaca dinlerden beslenen senkretik bir din öğretisi olduğu yönünde birbirinden farklı iddialarda bulunmuşlardır. Bu iddiaların tümü, “din” kurumsallığı içinde bir Alevîlik tarifi yaptıkları için hatalıdır ve koskocaman bir yanlışlar havuzunda birikmektedir.

Alevîlik’in farklı isimlerle tarih sahnesine çıkışından bu yana, yaşananlar hangi kesitte incelenirse incelensin, tarihi hafızamızda iz bırakan en temel özellik, ilgili dönemlerdeki ortadoks dinî inancın ruhban sınıfı tarafından kurumsallaştırılan baskıcı devlet aygıtı eliyle Alevîlik’in yok edilmeye, yok edilemeyince de yok sayılmaya çalışıldığıdır. Tüm bu süreçlerde Alevîler’in kitlesel olarak katli ile birlikte, düşünsel ve felsefi öğretisine de saldırıldığını ve topyekûn bir asimilasyona tabi tutulduğunu da görmekteyiz. Yani Alevîlik’in yaşandığı hangi coğrafya olursa olsun, tüm zamanların tamamında ilgili coğrafyada hâkim olan dini otorite adına hareket eden baskıcı devlet aygıtları, Alevîler’e ve Alevîlik’e karşı aynı mezalimi ve katliamları reva görmüşlerdir.

O halde binlerce yıldır Anadolu’da ve komşu coğrafyalarda sürekli var olma mücadelesi vermek zorunda kalan kadim inanç Alevîlik’in, baskıcı devlet aygıtlarınca sürgit hedef tahtasına konmasının sırrı nedir ? Neden Alevîlik inancı ve Alevî önderler her daim müesses nizama tehdit olarak görülmüşlerdir ? Gerçekten de Alevîlik kadimden bu yana kurulu düzenlere karşı hep başat tehdit miydi, günümüzde de aynı özelliğini korumakta mıdır ? Alevîlik’in günümüz ruhban sınıfı ve baskıcı devlet aygıtı tarafından asimilasyona tabi tutulmasının özel ve genel amaçları nelerdir ?

Tüm bu sorulara birbiri ardınca Alevî toplumunu ikna edici, bilimsel, tarihi gerçekleri yadsımayan, en doyurucu cevapları vermek akademik çevrelerin, Alevî aydınların ve Alevî önderlerin boynunun borcudur. Bu sorulara bilgisizlikleri nedeniyle gerçekçi cevapları veremeyen veya takiye gerekçesi ile cevap vermekten kaçınan herkes, Alevîlik’in asimile edilmesine ve nihayetinde işgaline boyun eğmiş demektir. O halde sorarım canlar, hiç boyun eğer mi insan ?

Tarih boyunca, zalimin zulmüne boyun eğmeyen, erenlerin aşkına, gerçeklerin demine devranına, yazılı birkaç satır bırakmayı kendi adımıza övünç kaynağı sayarız. Yazalım o halde aşk ile ;

Anadolu coğrafyasında yar yanağından gayrısına uzanmayan elleriyle, ortaklaşa ürettiği her şeyi eşitçe paylaşmayı destur bilen Işık Taifesi’dir adımız. Hitit İmparatorluğu’nun baskıcı devlet aygıtına karşı duran isyanlarıyla var ettiği eşitlik tohumunu, kırk budak dağıldığı topraklarda yeniden yeşerten ve gasp edilen emeğinin hakkını almak için, birbiri ardı sıra Roma İmparatorluğu’na, İslâm İmparatorluğu’na, Anadolu Selçukluları’na, Osmanlı İmparatorluğu’na ve daha nicelerine başkaldırısıyla, direnişiyle yazmıştır tarihini Kızılbaş kimliğiyle, Alevî ismiyle, Bektaşî namıyla, Baldırı Çıplaklar olarak.

Baldırı Çıplak demiştir bize, şalvarı şaltak Osmanlı. Ekende yok, biçende yok, yiyende ortak Osmanlı’dan farklı değildir tarihte geçmişimiz. M.S. 325 tarihli İznik Konsülü sonrası ezaya uğratılan Anadolu’nun emekçi halkıydık biz. Eşitlik arayışımız Roma kral fermanları ile dizildi boğazımıza değen keskin kılıç darbeleriyle. Tarihin sayfalarını sardıkça geriye doğru, istisnasız Hattuşili’den İskender’e kadar, binlerce yıllık sağılmışlığımızı görürüz ele güne karşı üşüyen fidelerimizde. Harmanımızın kesat kaldığını anlatır ve fukaralığımızın hesabını sorar Ahmed ARİF eşsiz dizelerinde ;

“Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!”

Hak davası güder Alevîlik, Hakîkât yolcusudur, gerçekler demine aşkını sunar. Kimsenin kimseden hakkı kalmayacaktır ve kimse kimsenin hakkına tecavüz etmeyecektir Alevîlik inancına göre. Ortak üretim ve eşit paylaşım ilkesi esas alınacaktır evvela, ortak mülkiyet kurulacak ve ikrar verilerek girilen yoldan Rıza Şehri’ne varılacaktır. Buna göre rızalık kurulacaktır canlar arasında. Rızalık da hak da bu dünyadadır, başka bir dünya yoktur Alevîler için. Onun içindir ki binlerce yıl boyunca sömürü düzenlerini tanrı adına kutsayan her hükümdar göçüp gitmiştir gölgesiz.

Kölelerin birer mal gibi alınıp satılmalarına, insan onuruna yakışmayacak şekilde her türlü işkenceye maruz bırakılmalarına, hem de bunu İslam dini adına kurumsallaştıran halifeye ve halifenin müesses nizamına baş kaldırıp can veren ama hak vermeyen Hallac-ı Mansur’la, aynı yolun yolcusu Nesimi ile dar kurar Alevîler Erkan-ı Cem’lerde.

Alevîlik, Babaîler’le hak arayışını örgütler Selçuklu’ya karşı, Bedrettin’le keser hesabı Osmanlı’ya, Börklüce’yle direnir, Pir Sultan’la dar ağacında mahkûm eder insanın insana kulluğunu Anadolu’nun orta yerinde. Tarihler boyu, her türlü sömürüyü kurumsallaştıran dinlerin karşısına, eşitlik arayışıyla çıkan Alevîlik, hak mücadelesi içinde yoğurduğu deneyimini felsefi bir öğretiye dönüştürmüş ve tüm insanlığa hediye etmiştir.

Hakk’ı evrende bilen, cenneti de cehennemi de bu dünyada gören Alevîler’in ne hesap vereceği bir tanrı, ne de gidecekleri öte bir dünya yoktur. Bu nedenledir ki Alevîlik’in tüm sömürü düzenlerine karşı temel aldığı ne varsa, gerek müesses nizamın kurucuları ve yürütücüleri, gerekse müesses nizamdan beslenen asimilatör Alevîler eliyle yok edilmeye ve Alevîlik’in içi boşaltılmaya çalışılmaktadır.

İçi boşaltılmış, felsefesi iç edilmiş ve kendi gerçekliğinden soyutlanmış bir Alevîlik’in İslâm içine entegre edilerek, tasavvufî bir mezhep görünümünde İslâm dininin vitrinine çıkarılmaya çalışılması, çok yönlü bir asimilasyon politikasının ürünüdür. Böylece, beş bin yıldan buyana üretici güçlerle, üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduranlar arasında, bugüne kadar büyüyerek gelen çelişkinin karşısında durma iradesini gösterdiği için yaşayan Alevîlik tabuta konulacak ve sömürü düzenine karşı başat tehdit olmaktan çıkarılmış olacaktır.

Anadolu tarihi, emek mücadelesinde bedel ödeyen, eşitlik ve özgürlüğe susamış güllerin kadını ile erkeklerin tarihidir. Geçmişimizden aldığımız derslerle, geleceğe yürümek adına boyun eğmek istemiyorsak örgütlenmek zorundayız. Biliyoruz ki örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.

Felsefe yoldaşınız, bilim yardımcınız olsun. Aşk ile…

(DEVAM EDECEK)

Murat KILIÇ
15 Kasım 2020

Please follow and like us:

1 Comment

  1. Ben`de Aleviligin Caferi- Sii Mezsebin bir kolu olup, Hz. Ali ve onun soyunun devami olduguna inandirilmis biriydim.

    Bunun baslica nedeni; hic kuskusuz 1400 yildan beri islam tarafindan surudurulen cirkin asimile politikasi, ozellikle yasadigimiz YASSAKLAR diyari Turkiye sirinirlari icinde arasirtirarak dogrulari ve gercekleri bulma gibi bir yapilanma olmadigindan dolayi, zorla adapte edilen, baska bilmiyeceksin, bunu boyle bileceksin!! mantigindan oteye gitmiyen baski ve zulumlerin sonucu insanlar Inandiklari gerceklerden uzaklastirma, kendi inanclarini zorla bir baskasina empoze etme cabasindan baska bir sey degildir.

    En basit ornegini Dedelerimiz ve halaa yasiyan insanlarimizin bizzat kendilerinin yasadigi Soykirim, Katliam, Zulum ve insanligin kabul edemiyecegi, Yer yuzunde yasiyan ve yasamis olan, Vahsi dedigimiz Hayvanlardan daha vahsice yapilan yiginlarla uygulamalari, yine zorla bu insanlara toz pembe gosterilmeye, suclu degilmis gibi gosterilmeye, suclu baskasiymis gibi gosterilme vs vs cirkin Hile ve Yalan Politikalari ile gunumuze kadar surdurulmus olup. Kendi katilini sevdirme politikasini ALEVI halki icine yerlestirilme cabasi ile Bol, Parcala ve Yonet onursuzluklarini yiginlarla halklarin uzerinde uyguladiklari gibi…. Alevi Halki Uzerinde`de bu igrenc uygulamalar yasatilmistir.

    Ilerici, Aydin, Demokrat ve Butun Duyarli insanlarin, Insanliga yonelik yapilan butun haksizliklara tepki gosterirken, yine duzen tarafindan yetistirilmis veya gorevlendirilmis olup Demokrat, Aydin, Ilerici ve Duyarli forumlarda kargasa yaratmak ve bir yigin olumsuzluklari beraberinde getirmek icin gorevli olan bu duzenin gorevlileri…. burada oldugu gibi baska forumlarda`da ayni gorevlerini yapmaktadir.

    Bazilari Alevi olmayip, Alevilikle ilgi ve alakalari olmamasina ragmen, Alevi Yasam Felsefesinde Hizir olgusunun bile olmadigini, bilmedigini, ilk kez duydugunu vs vs soyliyen kisi ve kisiler Alevi oldugunu, Aleviligi bugune kadar boyle yasadiklarini, Aleviligi farkli kiliflar icine koyan bu kisilerin Kominist ve Ateist olduklarini vs vs gibi iddalarla kendilerini Alevi kabul ettirip, yazdiklari yorum ve yazilarla Alevi Yasam Felsefesini Karalama ve Asimile etme politikalarini en iyi sekilde yapan, Duzenin Gorevlileri, gorevlerini yerine getirmek icin butun cabalarini harcamaktadirlar.

    Bunlarin cabalari belirli bir yere kadar basarili gorunsede, Alevi Yasam Felsefesinde var olan gercekleri bugune kadar yok edemedilerse… Alevi halkini Camiye gonderemedilerse, Namaz Kildirmadiylarsa, Oruc tutturmadilarsa, Hacca gonderemedilerse….. Dun oldugu gibi, Bugunden sonra cabalari yine bosunadir

    Saygideger Hayat Can Dostun kisa ve anlamli aciklamasi, nice canlarin degerli yorumlari ile karanliklarin aydinliga cikmamasinin mumkunu varmidir?
    San-olsun karanliklari aydinliga cikarma mucadelesini veren butun canlara.

    Alevilik : İnsanlığın doğuşundan beri gelen ve menzil nerede bilinmez ama menzile kadar gidecek olan kadim bir yoldur. Bu ne demek? Alevilikte yaradılış yoktur doğuş vardır. Doğuş ilk ne zaman olmuştur? Alevi öğretisi buna cevap veremez. Çünkü bu bilimin işidir. Fakat insanlık tarihini güruhu Naci Naciye ile yani doğuşla başlatır. Neden Adem ile Havva değil? Çünkü Adem inanç söylencesine göre, çamurdan yaratılmıştır, Havva kaburgasından ve şeytan vardır hikayesinde.

    Oysa Alevilikte şeytana yer yoktur. Nereden biliyoruz? Şeytan kötülüğün aldatmacanın simgesidir. Kötülük ve aldatmacanın yolumuzda yeri yoktur. Şeytan ikiliğin simgesidir. Alevilikte ikiliğe yer yoktur. O yüzden Cemlere şeytan, herkes giremez. Cemde sorgu sual vardır. Hakk yolundan çıkanlara hesap sorulur. Şeytan insanları yoldan çıkarmak için vardır. Yoldan çıktım şeytana uydum Alevilikte yoktur. Çünkü akıl devreye girer. Yol öğretisi devreye girer. “Hakk Erenlerinin ise dini ve mezhebi yoktur. Yol vardır. Yol din değildir. Hakk Erenlerinin Yol’u Allah’a bağlı değildir. Hakk Erenlerinin Yol’u Hakk’a bağlıdır. Hakk Yol’unda dinin ne işi var? Hakk Erenlerinin Yol’unda Şeytan’ın ne işi var? Hakk Erenlerinin Yol’unda doğruluk vardır. Yani doğruluk Hakk’tır”
    Doğru, iyi, güzel, gerçek olan haktır.

    Hakk yolunda yürümekle sorumlusundur. “Hakk, evrenin hakimi doğrudur. Hakk ikrardır”. . (eğilip doğrulmak ile, aç kalmakla, iki yardım etmekle olmuyor) Rızalık razılık öğretisi bireylerin birbirinden razı gelmesi ve rızalık vermesini şart koşar. Bu ne demek kişinin hem kendini hem de toplum içindeki bireyleri denetlemesi demek kötü birine razılık verebilir miyiz? Her zaman yazıp söylerim. Aleviliğin nerden geldiği, tarihsel köklerinin, ne olmadığının zerre kadar önemi yok. Çok basit gibi görünen yol öğretisinin özün dışa yansıması olan sözlerini yani felsefesinin derinliğini doğru kavramak gerekir.

    Bunun içinde öncelikle bize verilmiş öğretilmiş değerleri kendi içimizde yıkmalıyız. Araştırmalıyız. Araştırmalarımızı, okuduklarımızı yaşam kültürümüzle karşılaştırmalıyız velhasıl sentez-analiz sentez doğruları alıp yanlışları atabilmeliyiz. Alevi yaşam zor zanaattır. Herkesin harcı değildir. Mangal gibi yürek ister. Bu yüzden Alevilikte yola çağrı yoktur, yola duruş vardır. Kendisine güvenen, gönülden yürekten yolu yürümek isteyenler, ikrar verip, talip olup, yola dururlar.

    Aleviliğin doğuş ve birlik yol öğretisi çok doğru kavranılmalı. Yolun özü ve temelidir. Neden Irk,millet, din, inanç-inançsızlık, cins ayrımı yok ? Neden 72 millete aynı nazarda bakarız. Yine söylenceye göre neden eşit.? Neden kırklar cemi büyüğümüz, küçüğümüz bir. Neden sadece insan? Neden bir gömlekte ikiliği, birbirini yemeyi kabul etmez. Yolumuzun temeli üzerine oturmayan hiçbir görüş teori yaşam biçimi alevi öğretisinde uzun süreli olamaz. Popülist ve geçici olmaktan öteye gitmez.

    Sonuc olarak Alevi Yasam Felsefesi tarihler boyunca Haklinin, Dogrunun ve Guzel olan her olusumun yaninda yer almis, gendisini gelistirmek ve yenilemek adina insanlik icin dogru olan ve insanliga hizmet eden butun guzellikleri alarak insanliga hizmet etmeyi kendisine amac edinmis bir yasam felsefesidir.

    Ne Cennet hevesine nede Cehennem korkusuna kapilmistir, elinin tersi ile itmis,
    Cennet denen yerin hayali ve gercekle bagdasmadigini, varsa oyle bir yer Edep ve Erkandan uzak insanligin kabul edemiyecegi bir yasam olup, uckur duskunlerin ve cinsi sapiklarin ihtiyac duydugu bir yer oldugunu…. Eline, Beline ve Diline sahip olanlarin boylesi sapik bir iddadan medet ummasi ve umut bagliyarak hayali bir dunya aramasi INSANLIK ISI olmadigini kavramis olup, Cinsi sapik ve uckur duskunlerine meydan okumustur……

    Cehennem denen Iskence haneyi yine elinin tersi ile itmis, Ben zaten senin zulumunden, adaletsizliginden, insanliga yonelik butun haksizliklarindan gerektigi kadar iskence cekiyorum, senin Cehenneminde gorecegim iskence bana viz gelir,
    Iskence Insanlik Sucudur. Insanlik Onuru Iskenceyi Yenecektir… slogani ile sozde var olan O Allah`a meydan okuyorsa, Insanlik Kendisini hem Cennetinde hemde Cehenneminde yargilayip hak ettigi yere gonderecektir….. Diyorsa….

    DINIM SEVGIDIR.
    OKUNACAK EN BUYUK KITAP INSANDIR.
    INSANLIKTAN DAHA GEGERLI BIR VARLIK YOKTUR.
    YARATAN VE YARADANDA INSANIN KENDISIDIR.
    SEVGI VE INSANLIK YOLUNDAN BASKA BIR YOL YOKTUR.
    DUSUNCE KARANLIGINA ISIK TUTANLARA NE MUTLU.
    BILIMLE GITMIYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR.
    BENIM KABEM INSANDIR.
    BIR OLALIM, IRI OLALIM, DIRI OLALIM.
    GELIN CANLAR BIR OLALIM, ZALIME KILIC CALALIM.
    HAKKIN VE DOGRUNUN OCUNU ALALIM.
    MADDE KARANLIGI, AKIL OLGUSU ILE.
    CEHALET KARANLIGI, BILIM OLGUSU ILE.
    NEFIS KARANLIGI, MARIFET VE BELINE SAHIP OLMAKLA
    GONUL KARANLIGI, SEVGI ILE AYDINLANIR….
    HARARET NARDADIR, SACDA DEGILDIR.
    KERAMET BASTADIR, TACDA DEGILDIR.
    HER NE ARARSAN KENDINDE ARA, KUDUS`DE MEKKE`DE HAC`DA DEGILDIR.

    Yukarida saydiklarimiz ve sayamadiklarimizi goz onunde bulundurursak….
    Alevi Yasam Felsefesinin yaninda dunku cocuk olan Suc Makinasi, Insanlik Dusmani ve Cinsi Sapiklik uzerine kurulmus ISLAM, Alevi yasam felsefesi ile taban tabana zit bir yapilanmadir
    Dogusu Savaslarla Ortaya Cikmis,Savaslarla devamliligini surduren, Kendi Inancini Zorla Baskasina Kabul Ettirme Adina, Nice Soykirim ve Katliamlara Imza Atmis, Sozde Allah Adina, Bas Kesen, Kol Kesen, Yakan ve Insanligin Kabul Edemiyecegi Haksizliklara Imza Atan Uckur duskunu Islam Denen Suc Makinasi ile, Alevi yasam felsefesinin taban tabana zit oldugunu gormemek icin kor olmaktan oteye gitmez.

    Saygi ve Insani Sevgilerimle.

    Baskoylu

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*