BÖLÜM 3 : YAS-I MATEM GERÇEĞİ – Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

BÖLÜM 3 : YAS-I MATEM GERÇEĞİ

Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

Aleviliğe Sonradan Eklenen İslamî Unsurların Kökeni Yolun İçine Sızan Yabancı Unsurlar
Alevilik, binlerce yıl öncesine dayanan bir halk inancıdır. Evren, doğa ve insan merkezli bu öğreti, doğrudan yaşamla ve hakikatle iç içe gelişmiştir. Ancak tarihsel süreçte, özellikle Safevi propagandası, Osmanlı baskısı ve Cumhuriyet dönemi politikaları yoluyla bu kadim inancın içerisine İslamî öğeler sızdırılmıştır. Bu bölümde, bu unsurların nasıl, neden ve hangi mekanizmalarla eklendiğini sorgulayacağız.
Safevilerle Başlayan İdeolojik Dönüşüm
Safevi devleti, 1500’lü yıllardan itibaren Alevi toplulukları “birleştirmek” adına Şii İslam’ı resmî ideolojiye dönüştürdü.
Erdebil Tekkesi, bu dönüşümün beyni hâline geldi. Anadolu’dan götürülen dede ve pirler burada eğitildi ve tekrar Alevi köylerine gönderildi.
Görevleri: Aleviliği On İki İmam inancı, seyyidlik soyu, imamet zinciri gibi Şii unsurlarla yoğurmak.
Cem Ritüellerine Enjekte Edilen Kavramlar
Önceden doğa ve evrenle uyum içinde yapılan cemler, artık “Muhammed-Ali” ile başlatılır oldu.
On iki hizmetin her biri bir imama atfedildi. Böylece felsefi anlamı olan hizmetler, kişiselleştirildi.
“Hak Âlem İnsan” söylemi yerini “Hak Muhammed Ali”ye bıraktı.
Bu dönüşüm, cemlerin ruhunu Şii terminolojiye teslim etti.
Aşure Orucu ve On İki İmamlar Bağlantısı
Alevilikte oruç; doğaya, mevsime, evrene, cana saygı anlamına gelir.
Ancak Kerbelâ anlatıları ve İmam Hüseyin’in şehadeti, bu orucun anlamını dönüştürdü.
Aşure orucu artık matemle, yasla ve Şii geleneğiyle özdeşleştirildi.
Bu da bir inanç pratiğinin, tarih dışı bir ideolojik anlatıya yamanmasıdır.
Dede, Seyyid, Evlad-ı Resul Gibi Kimliklerin Uydurulması
Alevi toplumlarında dede, pir, mürşit; yol bilgisine ve toplumsal rızalığa göre seçilirdi.
Safevilerden sonra, bu makamlara “evlad-ı resulüm” diyen, soy iddiası taşıyan kişiler getirildi.
Seyyidlik, İslam’la meşrulaşmak için kullanıldı. Oysa Alevilikte soydan değil, yoldan gelen kabul görürdü.
Bugün hâlâ bu iddialarla pirlik yapanlar, aslında asıl Alevi öğretisini bozan yapılardır.
Kitaplaştırma ve Şeriatlaştırma Süreci
İslamî unsurlar yalnızca sözlü değil, yazılı kaynaklar aracılığıyla da yayıldı.
Menakıbnameler, secereler, dualar, gülbenkler “Muhammed Ali”, “On İki İmam” anlatılarıyla örüldü.
Aleviliğin bâtıni dili yerini dogmatik dini metinlere bıraktı.
Bu metinler, halkın gönül yolunu, kalıplı kurallara ve mezhepçi şablonlara hapsederek sistemin araçları hâline geldi.
Hakikat Yerine İtaat Telkinleri
Aleviliğin temel değeri, bireyin aklı ve vicdanıdır. “Yol cümleden uludur” denir.
Oysa Şii söylemle birlikte “İmamlara bağlılık” ve “itaat” esas kılındı.
Bu da Alevi toplumunda eleştirel düşüncenin, özgür iradenin zayıflamasına neden oldu.
Alevi yolunda dogma değil, sorgulama esastır. Bu öz saptırıldı.
Asimilasyonun Haritası
Bu bölümde ortaya konduğu gibi, Alevilik yoluna dışarıdan sızdırılan İslamî öğeler planlı, sistematik ve ideolojik bir projeyle yerleştirilmiştir. Bu projelerin arkasında daima bir devlet gücü, bir mezhebi yapı ve bir iktidar arzusu bulunmuştur. Alevilik bu öğelerden arındırılmadan, kendi özüne ve bâtıni felsefesine geri dönemeyecektir.
“Yol Mezhep Değildir”
Devrimî
Mezhep değil, bir yoldur bu,
Ne Arap’ın ne Fars’ın su.
Ne Şafi’yiz ne Hanefi,
Canla akar, hakikat bu.
Sünni de değiliz elbet,
Şii’nin de değil niyet.
Biz doğayız, canın sesi,
Aşk ile yürür her niyet.
Kur’an’la değil cemimiz,
Ne fermanla ne emrimiz.
Vicdandır bizde mihenk taş,
Can canadır bizim işimiz.
Kılıçla kurdular mezhep,
İnancı boğdular kanla hep.
Oysa bizde tek bir ilke:
Yol, barıştır, rızadır hep.
Ali’yle olmaz bu iş,
Ne imamız ne de seyidiz.
Hakk’a giden yolda durma,
Canla yürü, eğilme, hiç.
Mezhep dedikçe unutur,
İnsan insanı yitirir.
Bizim yolumuz rızalıkla,
Aşkla yürür, hep direnir.
Yolum şiia değil canım,
Ben özümde Hakk’ı tanım.
Ne başımda bir imam var,
Ne ardımda saray hanım.
Devrimi yol yürüyen canı,
Hakk ile bir olur her anı.
Ne din tanır ne imanı,
Baş acık yalın ayak bilesin.

Mehmet Yapıcı ( Devrimi )