BÖLÜM 2 : YAS-I MATEM GERÇEĞİ
Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

İmam Ali ve Ehl-i Beyt’in Tarihsel Kimliği: Alevi Değillerdi, Peki Neden Alevi Gösterildiler?
Tarihsel açıdan incelendiğinde, İmam Ali ve Ehl-i Beyt ailesi İslam’ın kurucu kadrosunun önemli parçalarıdır. İmam Ali, Hz. Muhammed’in damadı ve halifesi; Ehl-i Beyt ise onun ailesi olarak tanımlanır. Ancak bu figürler, tarihsel bağlamda Alevilik olarak bildiğimiz öğretinin parçası değildir. Yani İmam Ali bir Alevi değildi. Buna rağmen, neden Alevi literatüründe başköşeye yerleştirildiler?
1. İmam Ali’nin İslamî Konumu
Tarihsel belgeler, İmam Ali’nin, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ilk kabul eden erkeklerden biri olduğunu göstermektedir.
İslam devleti kurulurken aktif rol almış, İslam’ın siyasi ve askeri yayılmasında katkıda bulunmuştur.
İslam’ın şeri hukuku, halifelik mücadelesi ve Arap kabile kültürüyle iç içe yaşamış bir figürdür.
Bu tanım, dogmatik İslam’ın merkezinde yer alan bir kişilik çizmekte olup, halk inancı olan kadim Aleviliğin doğasıyla çelişmektedir.
2. Ehl-i Beyt ve On İki İmamlar Kimliği
Ehl-i Beyt; İslam peygamberi Muhammed’in soyundan gelenleri kapsayan bir terimdir.
İslam tarihi boyunca Ehl-i Beyt’e yönelik zulüm, Şiiliğin temel meşrulaştırma aracına dönüşmüştür.
On İki İmamlar inancı, daha sonraları İran’daki Şii kuramcılar tarafından sistematize edilmiştir.
Bu sistem, doğrudan devlet ideolojisinin bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır; halkların inanç sistemine değil, mezhepçi siyasete dayanır.
3. Aleviliğin Kadim Kökeni: Din Dışı Bir Yol
Alevilik, ne İslam’la başlamış ne de İmam Ali ile ortaya çıkmıştır. Anadolu, Mezopotamya, İran coğrafyasında binlerce yıl önce şekillenen doğa merkezli, bâtıni, halkçı bir inanç sistemidir.
Bu yol, evren-insan-doğa birlikteliğini temel alır. İbadeti cemdir, kıblesi insandır, tanımı Hak’tır.
Dolayısıyla Alevilik; ne bir mezhep, ne bir tarikat, ne de bir dini fraksiyon değildir.
Aleviliği bir “İslam mezhebi” gibi göstermek, onu İmamlar silsilesine bağlamak, özünden saptırılmış bir yaklaşımdır.
4. Neden Aleviliğe Ehl-i Beyt Monte Edildi?
Safevi devleti, Anadolu’daki özgürlükçü ve direnişçi Alevi toplulukları etrafında siyasi bir birlik inşa etmek istiyordu.
Bu nedenle, halkın dilinden konuşan bir “dini araç” üretmek adına Ehl-i Beyt kültü yaygınlaştırıldı.
“İmamlar, seyyidler, evlad-ı Resuller” söylemiyle Aleviler, Şii çizgiye çekilmeye çalışıldı.
Bu ideolojik montaj, binlerce yıllık Alevi hakikatine en büyük zararı verdi. Artık cemlerde doğanın adı değil, İslamî figürlerin adı anılır oldu.
5. Hakikatçi Alevilik Bu Kurguya Neden Karşı?
Hakikatçi Alevilik, bu yapay bağları kopararak, Aleviliği tekrar özüne döndürmeyi amaçlar:
Hakk, insan ve doğa merkezlidir.
Tarihsel bağlamdan koparılan figürlere değil, evrensel değerlere dayanır.
Hiçbir dine, mezhebe, kutsal kitaba ya da imama dayanmaz.
Yol; bilim, sevgi, rızalık ve paylaşım üzerinedir.
İmam Ali’nin Alevi gösterilmesi; bir inancı asimile etmek, dönüştürmek ve İslamileştirmek için kullanılan bir devlet mühendisliğidir.
Hakikatın ta kendisi
Bu bölümde gösterildiği üzere, İmam Ali ve Ehl-i Beyt figürleri, kadim halk inancı olan Aleviliğe dışarıdan eklemlenmiştir. Tarihsel gerçeklikler ve Aleviliğin öz değerleri dikkate alındığında, bu figürlerin Alevi olmadığı, sadece ideolojik süreçlerin sonucu olarak Aleviliğe yamandıkları ortaya çıkar. Alevilik, kendi kimliğini ve öğretisini bu türden bağlardan kurtararak özgün Hakikatci yapısına dönmelidir.
“Yolu Bozanlar”
Devrimî
1. İmam Ali’nin İslamî Konumu
Tarihsel belgeler, İmam Ali’nin, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ilk kabul eden erkeklerden biri olduğunu göstermektedir.
İslam devleti kurulurken aktif rol almış, İslam’ın siyasi ve askeri yayılmasında katkıda bulunmuştur.
İslam’ın şeri hukuku, halifelik mücadelesi ve Arap kabile kültürüyle iç içe yaşamış bir figürdür.
Bu tanım, dogmatik İslam’ın merkezinde yer alan bir kişilik çizmekte olup, halk inancı olan kadim Aleviliğin doğasıyla çelişmektedir.
2. Ehl-i Beyt ve On İki İmamlar Kimliği
Ehl-i Beyt; İslam peygamberi Muhammed’in soyundan gelenleri kapsayan bir terimdir.
İslam tarihi boyunca Ehl-i Beyt’e yönelik zulüm, Şiiliğin temel meşrulaştırma aracına dönüşmüştür.
On İki İmamlar inancı, daha sonraları İran’daki Şii kuramcılar tarafından sistematize edilmiştir.
Bu sistem, doğrudan devlet ideolojisinin bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır; halkların inanç sistemine değil, mezhepçi siyasete dayanır.
3. Aleviliğin Kadim Kökeni: Din Dışı Bir Yol
Alevilik, ne İslam’la başlamış ne de İmam Ali ile ortaya çıkmıştır. Anadolu, Mezopotamya, İran coğrafyasında binlerce yıl önce şekillenen doğa merkezli, bâtıni, halkçı bir inanç sistemidir.
Bu yol, evren-insan-doğa birlikteliğini temel alır. İbadeti cemdir, kıblesi insandır, tanımı Hak’tır.
Dolayısıyla Alevilik; ne bir mezhep, ne bir tarikat, ne de bir dini fraksiyon değildir.
Aleviliği bir “İslam mezhebi” gibi göstermek, onu İmamlar silsilesine bağlamak, özünden saptırılmış bir yaklaşımdır.
4. Neden Aleviliğe Ehl-i Beyt Monte Edildi?
Safevi devleti, Anadolu’daki özgürlükçü ve direnişçi Alevi toplulukları etrafında siyasi bir birlik inşa etmek istiyordu.
Bu nedenle, halkın dilinden konuşan bir “dini araç” üretmek adına Ehl-i Beyt kültü yaygınlaştırıldı.
“İmamlar, seyyidler, evlad-ı Resuller” söylemiyle Aleviler, Şii çizgiye çekilmeye çalışıldı.
Bu ideolojik montaj, binlerce yıllık Alevi hakikatine en büyük zararı verdi. Artık cemlerde doğanın adı değil, İslamî figürlerin adı anılır oldu.
5. Hakikatçi Alevilik Bu Kurguya Neden Karşı?
Hakikatçi Alevilik, bu yapay bağları kopararak, Aleviliği tekrar özüne döndürmeyi amaçlar:
Hakk, insan ve doğa merkezlidir.
Tarihsel bağlamdan koparılan figürlere değil, evrensel değerlere dayanır.
Hiçbir dine, mezhebe, kutsal kitaba ya da imama dayanmaz.
Yol; bilim, sevgi, rızalık ve paylaşım üzerinedir.
İmam Ali’nin Alevi gösterilmesi; bir inancı asimile etmek, dönüştürmek ve İslamileştirmek için kullanılan bir devlet mühendisliğidir.
Hakikatın ta kendisi
Bu bölümde gösterildiği üzere, İmam Ali ve Ehl-i Beyt figürleri, kadim halk inancı olan Aleviliğe dışarıdan eklemlenmiştir. Tarihsel gerçeklikler ve Aleviliğin öz değerleri dikkate alındığında, bu figürlerin Alevi olmadığı, sadece ideolojik süreçlerin sonucu olarak Aleviliğe yamandıkları ortaya çıkar. Alevilik, kendi kimliğini ve öğretisini bu türden bağlardan kurtararak özgün Hakikatci yapısına dönmelidir.
“Yolu Bozanlar”
Devrimî
Soyla gelen dede olmaz,
Yol bilmeyen pir de kalmaz.
Evlad-ı resul deyip de,
Hakikat eğilmez, canlar.
Yol bilmeyen pir de kalmaz.
Evlad-ı resul deyip de,
Hakikat eğilmez, canlar.
Cem’di doğa, aşk, erenlik,
Yarattılar imam ile benlik.
Her hizmete bir ad taktılar,
Unutturuldu öz benlik.
Yarattılar imam ile benlik.
Her hizmete bir ad taktılar,
Unutturuldu öz benlik.
Aşureydik biz, şükürdük,
Güz’le dostla bütünürdük.
Kerbelâ’yla bağ kurarak,
Hakikati matemle örttük.
Güz’le dostla bütünürdük.
Kerbelâ’yla bağ kurarak,
Hakikati matemle örttük.
Hak Âlem İnsan’dı bir zaman,
Dönüştü“Muhammed-Ali”ye aman.
Ne zaman ki isim çoğaldı,
Kayboldu içteki ilim, irfan.
Dönüştü“Muhammed-Ali”ye aman.
Ne zaman ki isim çoğaldı,
Kayboldu içteki ilim, irfan.
Kitap yazdılar, yolun diye,
Koydular şeri ferman niye.
Yoldan geleni cevirdiler soya,
Hakikat Söyleyeni sustursunlar diye?
Koydular şeri ferman niye.
Yoldan geleni cevirdiler soya,
Hakikat Söyleyeni sustursunlar diye?
İmam, seyyid, şecereyle
Doldurdular her yüreğe.
Unuttuk ki can ne bilir?
Yol yoldaşla yürür yine.
Doldurdular her yüreğe.
Unuttuk ki can ne bilir?
Yol yoldaşla yürür yine.
Bugün hâlâ o izdeyiz,
Sıyrılırız her gölgede biz.
İmam değil, hakikat ileyiz,
Doğa der ki: “Bensiz ne siz?”
Sıyrılırız her gölgede biz.
İmam değil, hakikat ileyiz,
Doğa der ki: “Bensiz ne siz?”
Devrimi sırrı aşikar eyledi,
Hakikatı talibe beyan eyledi.
Gerceh Hak, Alem, İnsan dedi,
İmamları degil Pirini taç eyledi.
Hakikatı talibe beyan eyledi.
Gerceh Hak, Alem, İnsan dedi,
İmamları degil Pirini taç eyledi.
