2. BÖLÜM= Gönül Gözünün Açılması: Varlığın Birliği ve Hakk’a Dönüş – Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

2. BÖLÜM= Gönül Gözünün Açılması: Varlığın Birliği ve Hakk’a Dönüş

Hakikatin Özünde Görmekle Bilmek Aynı Şey Değildir…
Göz, maddeyi görür. Gönül, özü…
Hakikatçi Alevilik’te “görmek” salt biyolojik bir eylem değil, bilinçle hakikati kavramak anlamına gelir. Gönül gözü açılan can, varlıkla Hakk’ın, insanla evrenin, özle sonsuzluğun aynı hakikatten doğduğunu sezer. İşte bu seziş, görmekten öte “bilmek”tir, “bir”liğe ermektir. Varlığı parçalayarak değil, bütünlüğüyle algılayarak idrak etmektir.
‘’Devrimi der ki: Her arayan bulamaz; çünkü bakmak başka, görmek başka, bilmek bambaşkadır.’’
Pir’in dediği gibi:
“Her ne ararsan kendinde ara, Mekke’de Kudüs’te Hac’da değil”
Bu çağrı, sadece fizikî bir coğrafyadan vazgeçmek değildir. Bu çağrı, özde olan Hakk’ı aramak gerektiğinin en yalın ve derin ifadesidir.
Varlığın Birliği: Çoklukta Birlik
Alevi felsefesine göre evrende ayrı duran şeyler yoktur. Görünen her şey, özde birdir. “Vahdet-i Mevcut” dediğimiz bu anlayışa göre; dağ da, taş da, insan da, su da, ateş de, gök de, gönül de aynı özdendir. Ayrı gibi duran her şey, hakikatin farklı tezahürüdür.
Canlar bu dünyada farklı donlar giyer, farklı diller konuşur, farklı yollar yürür. Ama öz birdir: Hakk’tır.
“Taşta da Hak var, ağaçta da…
İnsanda da Hak var, semahta da…”
Bu nedenle gönül gözü açılmış bir talip, Hakk’ı sadece mabetlerde değil, varlığın her zerresinde görür. Çünkü o bilir ki Hakk dışarıda arandıkça uzaklaşır; içeriye dönüldükçe yakınlaşır.
Hakk’a Dönüş: Başlangıca Vuslat
Hakikatçi Aleviliğe göre insanın varlıktaki yolculuğu, Hakk’tan doğar ve yine Hakk’a döner. Bu döngüde “ben” diyen benlik çözülür, birliğe eren can yeniden “biz” olur. Ölüm bu döngünün sonu değil, dönüş kapısıdır. Dönmek ise yok olmak değil; kaynağa yeniden karışmak demektir.
İnsan bir su damlasıysa, Hakk okyanustur. Damla, okyanusa geri döner. Birey, bütünle birleşir. İşte Hakk’a yürümek, özle buluşmaktır. Gönül gözüyle bakan bir can, gidenin yok olmadığını; sadece “birliğe erdiğini” bilir.
Sembol Değil Gerçek: Gönül Gözüyle Hakikati Görmek
Alevilikte hakikati görmek, ”uydurulmuş kutsal metinlerde yazanı tekrarlamakla değil;” doğayı, insanı ve evreni anlamakla mümkündür. Her şey Hakk’ın aynasıdır. Ağaç, güneş, semah, çocuk gülüşü, yaşlı gözyaşı, dost muhabbeti… Hepsi Hakk’ın zuhurudur.
İşte gönül gözü, bu zuhuratları birbirinden ayırmadan görendir. Bilimle, sezgiyle, sevgiyle birleşmiş bir gözle bakar:
Hakk’ı gökte değil, göğsünde bulur
Hakk’ı cennette değil, cem’de hisseder
Hakk’ı mezarda değil, canın özünde yaşar
Bu nedenle Hakikatçi Alevilikte yolcu, yolun özünü bulmak için dört kitabı değil, kendini okur.
Dil, Görüşün Aynasıdır: Yol Diliyle Gören Canlar
Gönül gözü açık olanlar, sıradan bir dille değil; yol diliyle konuşur. Çünkü dil, düşüncenin değil; hakikatin aynasıdır. “Vakit aşk olsun”, “Devri daim”, “Menzili Zöhre yıldızı olsun” gibi söylemler, boş temenniler değil; evrensel hakikatlerin dildeki yansımasıdır.
Gönül gözü açık olan kişi için, dil de bir aynadır. Gönül neyle doluysa, dil onunla taşar. Hakikati gören can, kelimelerinde de hakikati taşır. ( Başka inançların uydurduğu mekanı cennet dilemez beklemez’de.)
Kendini Bilmek, Hakk’ı Görmektir
Gönül gözü açıldığında, artık ayrı gayrı kalmaz. Hakk, benlikten doğar. “Her ne ararsan kendinde ara” sözü, aslında bir çağrıdır:
“Kendini bil. Çünkü sen Hakk’sın.
Hakk senden ayrılmaz.
Sen dışarda bir şey arama;
çünkü Hakk senin özündür.”
İşte bu nedenle Hakikatçi Alevilikte gönül gözüyle görmek, en yüce ilimdir. Ne kitapta, ne taşta, ne gökte; Hakk insandadır, doğadadır, cem’dir, can’dır. Bunu gören can, artık ayrılık nedir bilmez. Birliktir. Öz’dür. Hakk’tır.
Gönül Gözümle Gördüm
Gönül gözümle gördüm, ne var ne yok içimde
Dağ da benmiş, taş da ben, her sır varmış biçimde
Yaradan’la yaratılan, bir olmuştu özümde
Ayrı sandım kendimi, meğer Hakk’la bir imişim
Sordum kime kimseyim, cevap verdi nefesim
Ben neyim bir âlem, yanıtladı hevesim
Birlikmiş tüm varlıklar, Hakk’tan gelen sesim
Çoklukmuş bir görüntü, hakikatse birlik
Semahta döner oldum, devranda yol ararım
Her can bir ışıktır der, ben ateşle yanarım
Gönülde ne sır gizli, her bakışta anarım
Bakmayı değil canım, görmeyi istermişim
“Her neyi ararsan” der, “özünde ara” Pir’im
Mekke’yi, Kudüs’leri boş gezdirme yerim
Kendime dön diyerek açtı bana her sırrım
Ben özümü bilmeden, neye inanırmışım?
Ağaçta Hak, taşta Hak, denizde Hak, yeldedir
Can içre bir giz saklı, öz Hak’ta, bedendedir
Birlikle bak her şeye, gerçek oradadır
Gönül gözünle gör ki, Hakk’a özüm vermişim
Tek değildir kalıp, türlüdür bak hakikate
Bakan değil gören ol, ulaş kendin sırrına
Aynada sen bakarken, gör kendini orada
İnsan bilse kendini, Hakk’ı da bilirmiş
Devrimî der aşk ile, gönül gözüm açıldı
Her surette öz gördüm, her devranda saçıldı
Ne dışarda aradım, ne gökte benim içimde
Hakk özümde canlar, ben Hakk ile varmışım
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )