3. BÖLÜM : Devri Daim’de Alevi Yol Dilinin Asimilasyonu
Dil Giderse Hakikat Gider
Dil sadece bir iletişim aracı değil, bir yaşam biçimidir.
Alevilik’te dil, sadece sözcüklerin toplamı değil; hakikatin sesi, kültürün aynası, yolun taşıyıcısıdır.
Bir inancı yok etmek istiyorsanız, önce onun dilini susturursunuz. Çünkü dil giderse, bellekteki yol bilgisi çözülür. Dil susarsa, hakikat unutulur. O nedenle:
( İnanc sözcüğünü Din kavramıyla karıştırmayalım )“Bir inancı öldürmek istiyorsanız, önce o inancın dilini öldürün”
Bu söz, Hakikatçi Alevilik açısından yüzyıllık direnişin özetidir.
Yol Dili: Sadece Söz Değil, Hakikatin Kendisi
Alevi yol dili; yalnızca terimlerden, deyimlerden ya da benzetmelerden ibaret değildir. O, yolun hafızasıdır.
Her kelam, bin yıllık bir direnişin taşıyıcısıdır:
“Aşk olsun” bir selam değil, kutsal bir haldir
“Devri daim olsun” sadece bir temenni değil, varlık döngüsünün kabulüdür
“Işıklar içinde uyusun” bir teselli değil, canın özüne dönüşüdür
“Rızalıkla gitmiş olsun” bir dua değil, toplumsal yüzleşmedir
Bu dili bilen biri, aynı zamanda yolun felsefesini, ritüelini, cem’ini ve toplumsal duruşunu da bilir.
Bu dili kaybeden biri ise, sadece kelime değil; kültür, hafıza ve direnişi de kaybeder.
Asimilasyonun İlk Hedefi: Dili Yok Etmek
Hakikatçi Aleviliğin tarihsel hafızasında dil, en çok saldırıya uğrayan değerlerden biridir.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, camilerden okullara, televizyonlardan kışlalara kadar, Alevi yol dili “ya susturuldu, ya dönüştürüldü.”
Zorla öğretilen “mekânı cennet olsun”, “Allah rahmet eylesin”, “başınız sağ olsun” gibi ifadeler, yol dilini yok etmek için uygulanan asimilasyonun ürünleridir.
Bunun sonucunda:
“Xızır yâr olsun” yerine “Allah yardımcınız olsun” denilmeye başlandı
“Devri daim olsun” unutuldu, yerine “toprağı bol olsun” denildi
“Görgüden geçmek” yerine “helalleşmek” dendi
“Can” yerine “kardeşim” ya da “vatandaş” demek teşvik edildi
Alevi yolunun özünden çıkan dil yerine, dayatılan bir İslami dil kalıbı oturtuldu. Bu, inancın hem görünümünü hem içeriğini dönüştürdü.
Çakma Dedeler ve Dili Bozmak
Bugün Alevilik adına konuşan birçok “çakma dede”, yol diline değil; mezhepsel, Arapça-İslami bir dile yaslanır.
İmam, vaaz, cennet, günah, sevap, haram, helal, rahmet gibi kavramlar; Alevi öğretisinde yeri olmayan, dışarıdan içeri sokulmuş terimlerdir.
Oysa Alevilik’te:
“Günah” değil, yanlış vardır
“Tövbe” değil, hatalarını görüp onarmak vardır
“İmam” değil, Pir, Rehber, Ana vardır
“Cennet” değil, barışla yaşanan gün kutsaldır
“Allah” değil, Hakk vardır — doğanın, insanın ve evrenin kendisidir
Dili bozan sadece kelime değildir. Dil bozulunca, düşünce bozulur. Düşünce bozulunca, yol da bozulur.
Yeniden Yol Diline Dönmek:
Peki çözüm nedir?
Yol diline dönmektir.
Aşk ile, Işık ola, Rızalıkla, Devri daim, Canlar, Mansur didarı, Zöhre yıldızı, Xızır yâr olsun gibi deyimler sadece nostalji değil; yolun özüdür.
Bu dili yaşatmak:
Cemleri canlı tutar
Gülbenkleri özgünleştirir
Alevi felsefesini korur
Toplumun belleğini diri kılar
Yol dili yaşarsa, yol da yaşar.
Dili geri almak, sadece kelimeyi değil; özgüveni, belleği, hakikati geri almaktır.
Yolun Direnişi Diliyle Başlar
Diline sahip çıkan inanç, yok olmaz.
Aleviliğin bin yıllık direnci, kelamla, deyişle, gülbenkle, semahla, yol diliyle taşındı.
Bugün Hakikatçi Aleviler, asimilasyona karşı yol dilini yeniden kuşanıyor.
Çünkü biliriz:
“Dil gidince, yol gider.
Ama dil dönünce, yol canlanır.”
Dil Giderse Yol Susar
Susturulmuş her kelam, eksik kalır yol sözü
Diline din vurulunca, kırılır Hak’ın özü
Aşk ile selam değil, dilde Hak’tır her sözü
Yol diliyle konuşan, cem olur, can olurmuş
“Devri daim” unutulmuş, “rahmet” olmuş son sözler
Xızır’ın adı silinmiş, cennetle kandırmışlar bizi
Rızalıkla uğrayan, bugün dua sanırmış sözü
Söz giderse can gider, dil susarsa yol susar
Dilin her hecesinde devrim saklıdır canlar
Gönülden gelen her ses, özde yanan bir çerağ
Gülbenk değilse dilin, camide boğulur bağ
Oysa Hak, sözde yaşar, aşk ile akar çağlar
Dedem dedi mi sana, “günahın büyük oğul”?
Yok öyle yolumuzda, “helal-haram”la boğul
Hata bizde görülür, hatada da bir yol bul
Dili bozan düşünce, yolunu da bozar can
Aşk ola, aşk ola der, dilde can cana varır
Başın sağ değil, deriz “bu acı son olsun”
Mekânı nur değil de, menzili Zöhre’ye ersin
Söz dönerse döneriz, dönmeyen don kalır mı?
Pir, Rehber, Ana bizim, İmam değil, halife
Bizde rahmet yoktur , vardır rıza ve cefa
Yalanı süsleyerek, dille kurma sahte hece
Yol dilini koruyan, Hak’la devri daim kalır
Devrimî der canım, dilinle kur erkanın
Sözüne sahip çık ki, yansın ceminde çerağın
Bir tek sözle çökerken, bir dille kurulur anın
Hakikat dilde yaşar, dilsiz kalmasın canın
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
