1. BÖLÜM= HAKKA YÜRÜME DEVRİYE/DEVRİ DAİM NEDİR? – Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

1. BÖLÜM= HAKKA YÜRÜME DEVRİYE/DEVRİ DAİM NEDİR?

Ölüm Değil Don Değişmek: Devriye ve Devri Daim Anlayışı
Hakikatçi Alevilik öğretisine göre ölüm, bir son değildir. Ne bir bitiştir ne de bir yok oluş. Ölüm, doğmak kadar doğal, yaşamak kadar gerçek ve evrenin sonsuz döngüsünün bir halkasıdır. Alevi yolu, yaşamı yalnızca bu dünya ile sınırlı görmez; aksine, yaşam bir devriyenin parçasıdır. Can, varoluşun sonsuz döngüsü içinde bir bedenden diğerine akarak; farklı biçimlerde, farklı donlarla ama hep aynı özle varlığını sürdürür. Bu anlayışta ölüm yoktur, sadece “don değişimi” vardır.
Bu kadim bilgi, sadece bir inanç değil; yaşamı ve ölümü bir bütün olarak görmenin, insanı evrenin aynası saymanın bir sonucudur. “Haktan geldik, Hakk’a döneriz” sözü boşuna söylenmemiştir. Can, Hakk’ın özüdür ve bu öz, varoluşun hiçbir ânında yok olmaz. Sadece biçim değiştirir, yer değiştirir, zaman değiştirir… Ama özüyle hep yaşar.
Devriye: Varlığın Dolaşımı
“Devriye” kelimesi, Alevilikte yalnızca bir kavram değil; bir yaşam felsefesidir. Devriye, varlığın bir bedenden diğerine, bir biçimden ötekine geçişini ifade eder. Doğumla başlar gibi görünse de özünde ezelidir; sonsuzdan gelir, sonsuza gider. Can, bir devriye hâlindedir. Bu devriye, sadece insanla sınırlı değil, tüm evreni kapsayan bir hareketin adıdır. Toprak olur, su olur, ağaç olur, insan olur… Ama hep olur. Hiçbir zaman yok olmaz.
Yunus Emre’nin “Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil” sözü, bu inancı şiirsel ve özlü biçimde dile getirir. Çünkü can, bedene sıkışmış bir enerji değil; Hakk’ın kendisidir.
Devriye bir fark ediştir: “Ben varım” demek değil; “Ben hep vardım, hep var olacağım” demektir.
Devri Daim: Duran Değil Dönen Hakikat
“Devri daim olsun” ifadesi, Alevilikte bir temenniden öte, bir hakikatin hatırlatılmasıdır. Bir can Hakk’a yürüdüğünde, “Devri daim olsun” denir. Yani, döngüsü sürsün, donu değişsin ama özü daim olsun, varlığın akışı kesilmesin anlamındadır. Bu ifade, ölümün bir kayıp değil; bir dönüşüm olduğunu kabul eder.
Hakikatçi Alevilik, yaşamı bir düz çizgi değil; döngüsel bir hareket olarak görür. Tıpkı mevsimler gibi, ay gibi, gün gibi, semah gibi… Duran değil dönen bir varoluş vardır. Her son bir başlangıca gebedir. Her yok oluşta bir doğuş saklıdır. Devri daim, bu sonsuzluğun özüdür. ( Alevilikte Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun vb gibi temenniler yoktur. Alevilikte Ölüm yoktur )…
Don Değiştirmek: Canın Yolculuğu
Alevi öğretisinde “don değiştirmek”, bedenin ölmesiyle birlikte canın başka bir bedende yeniden var olmasıdır. Ancak bu yalnızca fiziki bir dönüşüm değil; ruhun, bilincin, hakikatin başka bir biçimde kendini göstermesidir. Don değiştiren can, Hakk’ın yürüyüşüne başka bir şekilde devam eder.
Bu anlayışta mezar taşına değil, “ışığa”, “devriye”ye, “özdeki hakikate” bakılır. Çünkü canın özü Hakk’la beraberdir. Bir çocuğun gözlerinde, bir çiçeğin gülüşünde, bir dağın sessizliğinde… Don değiştirerek yaşamaya devam eder.
Evren-İnsan-Hakk Üçgeninde Sonsuzluk
Alevilik, insanı evrenin aynası, doğanın dili ve Hakk’ın yansıması olarak görür. Bu nedenle ölüm, bir eksilme değil; doğaya, evrene, Hakk’a dönüş olarak algılanır. İnsan, var olduğu her ânda Hakk ile birdir. O nedenle Alevilikte ölüm, hüzünle değil; rızalıkla karşılanır. Çünkü giden yok olmamış, sadece özüne kavuşmuştur.
“Devriye” ve “devri daim” kavramları, işte bu özle hareket eder. Alevilikte cennet- cehennem yoktur ama sonsuzluk vardır. Bu sonsuzluk, insanın kendi özünde taşıdığı Hakk’tır.
Canlar Ölesi Değil
Hakikatçi Alevilik yolunda ölüm, korkulacak bir son değil; bilgelikle kabul edilecek bir geçiştir. Can, asla yok olmaz. Sadece don değiştirir, ışığını bir başka biçimde sürdürür. “Devri daim olsun” diyerek uğurladığımız her can, yeni bir devriyenin parçası olur. Bu döngüde korku değil; rızalık, sevgi ve hakikat vardır.
Bu bilgelik yaşadıkça, Alevi yolunun ışığı sönmez. Çünkü her devriye, bir başka ışığın doğuşudur. Ve o ışık, hep içimizde yanar…
Değişir, Öz Kalır
Don değişir öz kalır, canın devri daim olur
Ten gider, can yürürken Hakk’la murad olur
Semah döner evrende, devranla nazım olur
Ölüm yoktur bu yolda, aşk ile şanım kalır
Ağaçta yaprak olur, suda billur naz olur
Topraktan doğan canlar gökte yıldız toz olur
Giden gitmez özünde, nice sırla söz olur
Hakk’tan gelen can gider, özüyle daim kalır
Gönül gözü açılır, sır perdeler saçılır
Hakikate yol bulan, özde kendin tanır
Sonsuzlukla akarken, bir bedenle ayrılır
Ölüm dediğin nedir? Yolculuktur adım kalır
Xızır ile yürüyen, ışıkla harda harmanlanır
Ser geçer, can geçer, demlerle ugurlanır
Semah döner, yol sürer, öz Hakk’a dayanır
Devran olur, devri olur, can varda kalır
Baş eğmeyiz karaya, kara yazı yazmayız
Ölüm bizde zul değil, yokluk diye sezmeyiz
Her yeni don içinde bir can görür, ezmeyiz
Rızalıkla yürürüz, gül cemalin özde kalır
Ten fanidir ey canlar, bâki olan yoldadır
Dönen devran ne güzel, sırlar hep hak ocağındır
Ölen gül mü, solan mı? Giden sözle çağrıdır
Her don bir aynadır ki, bakarsan senle kalır
Devrimî der aşk ile, yol erkanı bitmezmiş
Can cana sır verince, hiç çerag sönmezmiş
Don gider, öz kalırmış, can ışıksız dönmezmiş
Hakk’a yürürse can, özde devri daim kalır
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )