12 Eylül 2020’de gerçekleştirdiğimiz DAB 5. Olağan Seçimli Genel Kongre Bildirisi

12 Eylül 2020’de gerçekleştirdiğimiz DAB 5. Olağan Seçimli Genel Kongre Bildirisi

DEĞERLİ KAMUOYUNA…

VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ …!!!

12 Eylül 1980’de 3K (Kızılbaş, Komünist ve Kürt) üzerine yürütülen darbeyi bilmekteyiz.

70’lerin başındandan itibaren neoliberal politikalarla, küresel kapitalizmin önünü açmak isteyen egemen sistem, 12 Eylül 1980 darbesinin yolunu açmıştır. Darbe sonrası yükselen faşizm, ittihakı teraki’den devralınıp her dönem uygulana gelen, Türk-İslam sentezi ile ayrıştırıcı ve baskıcı yöntemler ile emekçi halkları ve Alevileri bölen, birbirinden uzaklaştıran ve kutuplaştıran politikaları uygulamaya koymuş, nihayetinde 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı ile doruk noktasına ulaştırmıştır.

Bugünleri “ören” askeri faşist darbenin hedefinde Kızılbaşlar, yani bizler de vardık. 3K’nın bir yanıydık. O zamanlardan günümüze kadar Alevilik, ciddi anlamda kan kaybetti ve Aleviler üzerindeki İslami asimilasyonuna hız verildi. Ülkemiz üzerine de büyük bir ölü toprağı serpildi.

O günden bugüne, sadece “mücadele edenler” ve “direnenler” asimile olmadan gelebildi. Bunlardan biri de DAB’dır. Günümüzde DAB bünyesinde bulunan bizler, bulunduğumuz alanlarda, mevzilerimizde üzerimize düşeni yapmaya çalıştık. Bizim dışımızda kalanlar, Kızılbaşlık konusunda hiç bir bir mevzii açamamış veya var olmaya çalışan bazı özneler de Kızılbaşlık’ı resmî ideolojinin tanımları ile yorumlamışlardır.

İslami (Sunni-Şii-Şia v.s.) asimilasyonuna karşı, canlarımızın bireysel olarak başlattığı mücadele, kurumsallaşarak, GERÇEĞE ULAŞMA yolculuğumuzu ve mücadelemizi ayakları üzerinde durmaya itmiş ve örgütlü kılmıştır.

Uzun bir sessizlikle geçen sürecin ardından, kişisel çabalar ile şekillenen mücadelemiz, Kızılbaşlık adına yeniden örüldü ve örgütsel bir zemine taşınarak mücadeleye başlandı. Kızılbaşlık mücadelesi, bu canlarımızla örgütsel olarak DAB ile ilk mevziisini kazanmış, pratikte hayatta da karşılığını bularak taçlanmıştır.

DAB, 12 Eylül 2020’de gerçekleştirdiği 5. Seçimli Kongre’sinde, 12 Eylül’den bugüne, 40 yıl boyunca düzenin tüm asimilasyon çabalarına rağmen, varlığını koruyabilen bizlerin sesi ve örgütlü gücü olmayı başarmıştır. DAB, örgütlü Kızılbaşlık’ın en gür sesi olarak “VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ” diyebilmiş, tüm Kızılbaşlar’ın gururu ve sevinç kaynağı olabilmiştir.

YOLUMUZ UZUN, MÜCADELEMİZ ÇETİN, ARTIK “KOLEKTİF HİZMET” …!!!

Verili durumda, elbette inancımıza yönelik yapılan çok yönlü asimilasyonu durdurabilmiş değiliz. Ancak, bireysel çabalarımızla başlattığımız ve bu yolda bizlerle birlikte yürümeye karar verip, gönlünü katan canlarımızla birlikte var edip örgütlediğimiz DAB’ın gücü sayesinde, geleceğe daha büyük umutlarla bakabilmekteyiz.

Kongremiz, potansiyel olarak içinde buyurganlık ve sultalık bulundurduğu öngörüsü ve daha da önemlisi Kızılbaşlık anlayışı ile bağdaşmadığı değerlendirmesi ile düne ait kavramlar olduğunu kabul ettiği “Yönetim Kurulu” ve “Eş Başkanlık” mekanizmalarının yerine, günümüzün çağdaş örgütlenme modelleri içerisinden kendisi için en uygun olduğuna inandığı “Yürütme Kurulu” ve onun “Eş Sözcüleri”nin eşit temsili olacak şekilde yapılanmanın daha uygun olduğuna karar vermiştir. Dernekler Yasası’nın bize zorunlu kıldığı “prosedür” dışında bu konunun artık bir anlamı kalmamıştır.

Kongremiz’in de kabulü ile artık bugünden itibaren Kolektif Akıl ve Kolektif Örgütlülüğü esas almaktayız. Koltukların oluşturduğu çıkar ilişkilerinin değil, yolun hizmeti için varız ve faaliyetlerimizi bu kolektif çalışma ve kolektif yürütme anlayışı ile ortaya koyacağımız “El Ele El Hakka” anlayışıyla “KOLEKTİF HİZMET” olacağına inanıyor ve kadim yolumuzun etik değerleri açısından da en uygun tanımlamanın bu olduğunu düşünüyoruz.

ONİKİ TEMEL İLKE …!!!

Evvelce ortaya koyduğumuz 7 ilkemizin, Kongremiz tarafından yeniden ele alınarak tespit edilen eksikliklerini, yeni oluşturduğumuz 12 temel ilkelerimiz üzerinden yetkinleştirip aşarak, temel ilkelerimizi daha kapsayıcı ve daha derinlikli bir hale getirdik ve kitle çalışmalarımızı bu 12 temel ilkelerimiz üzerinden yürüterek, canlarımızın kültürel bilincine kazandırmayı hedeflerimiz arasına aldık.

En üst karar organımız olan Kongremiz, demokratik örgütümüz olan DAB’ın, kuruluşundan bugüne kadar sürdürdüğü tüm faaliyetleri, Alevilik’in ahlakî ve etik değerlerini referans alarak yürüttüğünü tasdik etmiştir. Örgütümüz, bir bütün olarak bugüne kadar tüm faaliyetlerini ve kültürel çalışmalarını bu temelde, başarabildiği ölçüde en nitelikli şekilde sürdürmeye çalışmıştır. Örgütümüz, kendisinde gördüğü ve teşhis ettiği sorunların tümünü aşma çabası içinde olmuş, Kızılbaşlık tarihinin bizlere öğrettiği kültürel bilinci, en üst seviyeye çıkarma gayretiyle dillendirdiği temel ilkelerini, tüm Aleviler’in Cem-i Erkânı’na sunmaktan çekinmemiştir. Örgütümüz, önümüzdeki dönemlerde de bu usul ve yöntemden asla taviz vermeme kararlılığı içindedir.

DEMOKRASİ MÜCADELEDESİNDE BİRLİK …!!!

Ortak demokrasi mücadelemizde, demokratik kitle örgütleri ve tüm demokrasi mücadelesi bileşenleri, aydınlar, yazarlar, sanatçılar, aktivistler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte hareket etmenin bilinci ve kararlılığını vurguluyoruz. Dostlarımızla demokrasi mücadelesi alanındaki ilişkilerimizi karşılıklı sıkı bağlar ile örüp, demokrasi, aydınlanma ve laiklik mücadelesindeki yerimizi alırken, İslam (Şii-Şia-Sunni v.s.) asimilasyonu karşısındaki mücadelemizde, bütün bu dostlarımızın da sağlayacakları her türlü katkıya ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Onlardan da bu mücadelenin gereklerini pratik olarak göstermelerini istiyor ve dostlarımızı bu mücadeleye katkı sunmaya davet ediyoruz.

İslam asimilasyonuna kayıtsız kalan veya Alevilik’i hâlâ resmi ideolojinin buyruğuyla tanımlayan dostlarımıza da Alevilik’ten ne anladığımızı ve Alevilik’in kadim felsefesinin neyi kapsadığını, dost meclisi muhabbetlerinde aktarmaya devam edeceğiz. Onları da Alevilik öğretisinin öznesi olmaya, davalarına sahip çıkmaya ve bu mücadeleye katılmaya çağırıyoruz.

Alevilik’i, İslam’ın iki iktidar odağı olan Sünni veya Şii-Şia İslam inanışı ile asimile ederek İslamlaştıran, Alevilik’i kendi varoluşçu gerçekliğinden soyutlayan, Alevi kitlesini takiye ya da sosyolojik ve felsefi gerçeklikten uzak, metafizik-mitolojik topyekûn spiritüalist bir anlayışa feda edip, bu mecrada boğmak isteyen özneler, tarihi süreçler boyunca hep var oldular ve bundan sonra da var olacaklarını biliyoruz. Ancak bu bizi mücadelemizde yıldırmak yerine daha da şevklendiriyor.

Örgütümüz bu asimilatörler karşısında, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da Alevi-Kızılbaş ahlaki duruşunun erdemiyle, hak ve hakikat dili ve “Varoluşçu” felsefesinin bilinci ile “Ortak Üretim-Eşit Paylaşım” arayışımızın parke taşlarını döşediği yolumuzu anlatmaya ve bu uğurda mücadele etmeye devam edecektir.

Örgütümüz, asimilasyona hizmet eden diğer kurum ve kuruluşlar içinde yer alan üye canlarımız ile sürekli temas halinde olmaya devam ederek, onlara Alevi felsefi yolu ve sosyolojisini aktarmaya yönelik kurumsal ve akademik çalışmalar gerçekleştirmeye ve bu alanlarda faaliyet göstermeye gayret edecektir.

Bu aşamada da Alevi kadim yolunun gerçek felsefesi ve sosyolojisinin rehberliğinde, gerçek hak ve hakikat dilini kullanacak ve gerçeğe erme konusunda misyonunu yerine getirmeye devam edecektir.

Genel anlamda Alevi örgütlülüğünü bir ‘Karşıtlık’ örgütlenmesi olarak görmeyen DAB, Alevilik’in çok yönlü asimilasyonun dayattığı dar bir mitolojiye sıkıştırılmış terimler havuzunda boğulmayacak kadar evrensel bir dile sahip olduğuna inanır. Bu bağlamda, salt karşıtlık temelinden yükselen ve asimilasyon havuzundan beslenen her türlü söylem, DAB açısından kabul edilemeyecek keskinlikte bir reddiyeye sahiptir. DAB, kendi felsefesini, kendi engin ve gelişkin literatürü içinden kurduğu bir dille anlatma gayretindedir. Aksi bir tutumun Aleviler’in, ‘Kadim Alevilik Yolu’ ile arasındaki görece çatlakları derinleştireceği öngörüsü ile DAB, asimilasyona hizmet edeceğine inandığı, salt karşıtlık üzerinden dillenen her türlü yıpratıcı kavram ve söylemlerden imtina ederek, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da ‘Kadim Alevi Yolu’nun varoluşçu felsefesine dayanan gerçekliğini esas alıp, bu gerçeklik üzerinden mücadelesini şekillendirmeye devam edecektir.

 

Değerli Canlar,

Yeni Yürütme Kurulumuz’un, İslami asimilasyon karşısında, sizlerden her türlü yapıcı eleştirilerinizi almayı önemsediğini, kendi fikirlerini de yolumuza katıp, birlikte yürümek isteyen dostlarımıza şimdiye kadar kapımızı her daim açık tuttuğunu, bundan sonra da açık tutmaya devam edeceğini tekrar belirtmek isteriz.

İslami asimilasyona karşı duran, diğer kardeş kurumlara örgütlü olan tüm canlara aşk-ı niyazlarımızı sunuyoruz. Direncin yolunu birlikte açmak için DAB’ın her zaman hazır ve nazır olduğunu ve her daim omuz omuza olmaya devam edeceğini belirtmek istiyoruz.

“Bozuk düzende sağlam çark olmaz” diyen Pir’in nefesi ile bilin ki alternatifsiz değilsiniz.

Bizlere olan yaklaşımlarınızda, eşitlik, demokrasi, aydınlanma ve hak mücadelesinde, kadim Alevilik Yolu mücadelesinde ve her alanda, sizlere kucak açtığımızı unutmadan, sizlerle iletişim ve istişare kapılarımızın da her zaman ardına kadar açık olduğunu bilmenizi, ortak demokrasi mücadelesini birlikte örmeyi amaçladığımıza inanmanızı ve bu anlamda olumlu pratik yaklaşımlarınızı göstermenizi bekliyoruz.

“Buz kırıldı, yol açılıyor”. Demokrasi mücadelesi ile birlikte onun bir sonucu ve parçası olan “ama”sız, “fakat”sız kendine özgü öğreti olan Alevilik’i savunmak için “Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım” kadim şiarının demokrasi mücadelesi veren dostlarımızın bilincine ve yol katına yazılması ümidi ile tüm dostlarımızı ortak mücadelemizin sıcaklığıyla selamlıyoruz…

Aşk ile…

 

DAB’ın ilkeleri:

  1. Yolumuz bilim, dinimiz sevgidir. İlahi dogmalara inanmayız.

 

  1. Biz, En-el Hakk, Vahdet-i Mevcut, Varlığın Birliği, Karanlığı Aydınlatan Işık, Aleviyiz diyenlerdeniz.

 

  1. Yetmişiki millete (Tüm dünya halklarına) aynı nazarda bakmayan bizden değildir. Evrensel insanlık değerlerine sahip çıkar, ırkçılığa, her türlü asimilasyonyona ve sömürüye karşı, halkların tam hak eşitliğini ve kardeşliğini savunuruz.

 

  1. “Erkek dişi birdir bizde, noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde.” diyen ve bu düşünceden aldığımız desturla, Erkânlarımızda cinsiyetsiz Pir eşitliğini kabul eder ve örgüt yürütmesinde, kolektif önderlik (kolektif akıl birliği) Eş Sözcüler ilkesini uygularız.

 

  1. Mazlumun yanında olur, zalimin zulmüne boyun eğmeyiz, karşı dururuz.

 

  1. Kendimize reva görmediğimizi başkasına yapmayız. Yapanlara da karşı durur, elimize, dilimize, belimize sahip oluruz.

 

  1. Muhabbeti, İnsan-ı Kâmil (Kendisinde bütün varlık mertebelerini toplayan kişi) olmanın okulu biliriz.

 

  1. Bütün evren semah döner düşünesiyle; Sürekli evrimi, sürekli devrimi savunuruz. Gericiliğe ve asimilasyona boyun eğmeyiz. Hayatımıza dair yaşadığımız çağın gerisinde kalan her şeyi modern çağa ve

geleceğe göre reforme eder, geçmişimizi unutmadan geleceğimize ve gençlerimize sahip çıkarız.

 

  1. CEM olur birleşir, musahip, yoldaş olur acı-tatlı lokmayı ve yâr yanağından gayrısını hak adalet barış eşitlik ve rızalık temelinde bölüşürüz.

 

  1. Dört Kapı, Ateş, Hava, Su ve Toprakta canız. Varoluşçuluğu savunuruz. Her çiçekten öz alır, bal yaparız. Börtü böcek, doğa anamıza sahip çıkarız.

 

  1. Yol Cümleden Uludur, cümlemiz canız, kimseye imtiyaz (ayrıcalık) tanınmayız. Alevi Erkânı ve toplumu içindeki nüansları (küçük farklılıkları) kültürel zenginlik kabul ederiz.

 

  1. Tüm dünyada laik, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü ve emekten yana bir hukuk sistemi ile insanca mutlu yaşayacağımız bir düzen için mücadele ederiz. Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan.

 

DAB Yürütme Kurulu

#DevrimciAlevilerBirliği

 

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*