HIZIR MEYDANI

1653995_1603855699847728_1331429328453997573_n

HIZIR MEYDANI

BismişahHalla!.. Halla!..
BismişahHalla!.. Halla!..
BismişahHalla!..Halla!..

Ya Hızır!.. Ya Düzgün!.. Ya Ana Fadime!

Lokmamız hak bula
Hak katında makbul ola
Her Ocağa Pay gide
Lokmamız Üçler için ola
Beşler gözcü ola
Yediler menzil vere
Onikiler katına yete
Kırklarda Cem ola
Cemimiz mubarek ola
Cümle mazlum nasib ala
Hanemize bereket gire
Günümüz gündüzümüz hayırlı ola
Hayırlar feth ola!.. Şerler def ola!
Sunduğumuz lokmadan ,durduğumuz Dar’dan
Nardan ,Nurdan, her can nasib ala , aradığını bula
Münkir münafık berbat ola, her kötülük bizden uzak dura
Dil bizden ol, himmet hazireti Pirden ola
Gerçeğe Hü !….

Hızır Orucu

Hızır orucu(*); bu gün kullanılan takvime göre değil, daha önceki takvime göre uygulamaya konulan, Kızılbaş Aleviliğin, en temel dinsel etkinliklerinden biriydi. Buna göre Hızır başlangıcı, Ocak ayı sonu Şubat ayı başlangıcı olarak belirlenmişti. Ocak sonundan bir gün, Şubat ayından iki gün alınarak üç günlük bir oruç ve bir Hızır Cemi ile Hızır Günleri başlatılmış olurdu. Genel anlamıyla bir „Yeniden Doğuş“ u simgeleyen ve yeni doğum yılına hazırlık anlamına gelen „kutsal günler“ olarak kabul edilmiştir. Bir tarım ve çoban toplum olan Kızılbaş Aleviler açısından taşıdığı en önemli kutsallık, „Yeniden Diriliş“ ve „Doğuş“ olarak taşıdığı anlamdır. Diriliş ve doğuş; ülkemizin bulunduğu coğrafyada, Kış mevsiminin sona ermeye yüz tuttuğu ve Baharın (**) işaret verdiği başlangıç günleriyle kendini gerçeklemeye durur. Bunun için Tanrısal bir işaret gereklidir. Bu işaret gökseldir. Kış mevsimini takip eden ilk şimşeğin çakması ve gök gürlemesi (***) bu göksel işarete delil olarak kabul edilir. Bu gök gürlemesi ve şimşeğin çakması ve aynı anda yağmurun yağması,
(*)“Hızır Orucu” konusu, kendi bütünlüğü içinde, “Ateşin ve Güneşin Yeryüzündeki Tezahürü BOZATLI HIZIR” adlı kitabımızda yeralmıştır. Burada, sadece erkan ile ilgili olarak yer veriyoruz
(**) İlk Şimşeğin Çakması ve göğün gürlemesiyle Kozi yada Cemre yola düşmüştür. Doğuş yapmıştır. Ikinci hafta havaya düşer ve bir hafta havada kalır.Üçüncü hafta suya düşer ve bir hafta suda kalır. Dördüncü hafta toprağa düşer ve tekmil doğa doğuma durur. Can bedende cana gelir. Bitkiler cana gelir, Hayvanlar cana gelir, İnsanlar cana gelir.
(***) Bahar; Kürtçe „Ba–Har“ iki sözcüğün sıkışmasından meydana getirilmiş bir sözcüktür. (Ba ), hava demektir ve soğuk olana işarettir. (Har) ise ateş demektir ve sıcağa işarettir. Bahar sıcağın ve soğuğun karıştığı mevsim anlamınadır. Bir farkla soğuk geride sıcak öndedir. Soğuk ölümdür sıcak yaşam. Ölüm arkada kalmıştır doğum öndedir bu bağlamda. Gündüz ve gece Bir’lenmiştir. Bir farkla, gece arkada kalandır. G ündüz önde olandır. Gece ölümdür, gündüz doğum. Bu bağlamda da, ölüm arkada kalmış cümle alemler doğuma durmuştur. İşte bu Newrozdur.

Toprak Ana’nın ve her şeyin doğuş için döllenmesi olarak kabul edilir. İşin esası budur. Kızılbaşlığın bir tarım toplumu dini olduğunu unutmadan anlam vermek zorundayız. Nasıl yaşanılıyorsa öyle de inanılıyor. İnancın bütün kutsallıkları, bütün ibadet ve tapınımları, bu temele yönelik biçimlenmiştir.

Hızır Cemine Hazırlık

Bu günkü takvime göre 14-15 Şubat günleri, Hızır orucu için arife günleridir. l6 Şubat günü her Kızılbaş, Hızır orucu için niyetli olacaktır. 16 Şubat gününü seçmemizin nedeni; Hızır ile Newroz ya da Nuroj arasındaki geleneksel birliği sağlamak bakımından, makul bir sürenin kalması içindir. Gelenekselde bu süre dört haftadır. Ancak Ocak sonu ile Şubat başı diyerek başlanılmış olsa idi, aradaki süre çok fazla olacaktı ve Hızır ile Newroz birliği kopacaktı. Zaten şimdilerde olan da budur. Böyle olduğu içindir ki ikisi arasında bir birlik kurulamamaktadır ve bugün, sanki ayrı ayrı etkinliklermiş gibi görülmektedir. Tarihi böyle saptamamızın nedeni bu kopukluğu az da olsa giderebilmektir.
14-l5 Şubat günlerinde, Hızır orucu için hazırlıklar yapılır ve bu hazırlıkların başında da genel temizlik gelir. Köy yerlerinde kışlık yiyecek depoları gözden geçirilir. Tohumluk olacaklar ayrıldıktan sonra oralarda da genel temizlik yapılır. Pir ve Rehber bütün talibi dolaşır. Talipler arasında „Kırgınlık- Dargınlık“var isebu giderilir. Herkesin birbiriyle Dar olması ve Yar olması sağlanır. Kızılbaş Alevilikte oruç niyeti için gerekli olan abdest budur. Özdarı, Öz temizliğidir.
Dört adet mum, Niyet Çerağı(delil) uyandırmak için gereklidir. Eskiden her hanenin ocağında, üç gün boyunca söndürülmeden yandırılmak üzere ağaç kütüğü hazır edilirdi. Onun yerine şimdilerde mum yakılıyor. Evin ayak altı olmayacak bir yerinde bir sehba hazırlanır. Üzerine Kürt Kızılbaşlarda (Pışte Xweda = Hüda’nın Kuşağı), Türkmen, Çepni ve Tahtacı Kızılbaşlarda (Kün-Eki yada Gök Kuşağı ya da Ebem Kuşağı) olarak tanımlanan gök kuşağını temsilen Sarı-Kırmızı-Yeşil (Kesk u Sor u Zer) bir örtü örtülür. Sanıldığı gibi bu renkler, bir siyasal kimlik belirtisi değil bir kült, bir inanç simgesidir. Her Kızılbaş artık kendi değerlerine, kendi yolağıyla ilgisi olmayan ideolojilerin pençeresinden bakmaktan ve kendi kendini dövmekten vazgeçmelidir. Hızır kapısında bu tutum bin kerre daha gereklidir. Kızılbaşlar için tarihin hiç bir döneminde ne bir „öteki“ anlayışı ne de bir „öteki korkusu“ olmuştur. Olmaz da!..
El emeği, göz nuru olacak lokmalar hazır edilmelidir. Lokmaların Yanına Şilan( Hitit tapınaklarında da Kuşburnu şerbeti kutsal içki olarak sunuluyor ve buna Hatal Kişna deniyor) şerbeti de hazırlanır. Niyet ve Oruç açmalar, Şilan şertbetiyle yerine getirilir. Zorunlu olarak bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz; „Cebrail“ adı altında bir kan akıtma alışkanlığıdır sürüp gidiyor. Biz bir kere daha takrarlayalım; Alevilikte kanlı kurban yoktur. Kanlı lokma da yoktur. Bir taraftan,“Can’a kıyma Can Hak“tır diyeceksin, bir taraftan nefsin için cana da kıyacaksın, kan da dökeceksin!. Sonra da ibadet edeceksin. Hiç bir dinde bile yapılmayanı, en azından bu kadar yapılmayanı, sen Kızılbaş Meydanı’nda „Haktır“ diyecek ve yapacaksın!? Olacak gibi değil! Tahılı, sebzeyi ve meyveyi nefsine az gören, kibir sahibi Pirlerin yolağıdır bu, kanlı lokma uydurması. Bir Talip yolağı ve erkanı değildir. Kızılbaşlık ise yol güden, emek sahibinin, hak sahibinin Meydanı’dır, keyf sürenin değil!.. Ne demiş Koca Pir; „Gelüp ihlas ile yola gidenin /Zerrece gönlünde güman gerekmez / Sil süpür kalbini evin pak eyle /Talibinin aynası duman gerekmez/*/ Bir kişinin iki yerde eli olsa / faydası omaz ona Ali oğlu olsa / Müsahipden gizli yeri olsa /Ondan sana gelen iman gerekmez.“
15 Şubat akşamı, her Kızılbaş Talibin kendi ev hanesi; eşler birbiriyle, Ana-baba çocuklarıyla, bacı-kardeş bibiriyle dar olurlar, karşılıklı rızalık verip niyazlaşırlar ve niyet ederler. Niyet Gulbankı şöyledir; „Bismi Şah Halla Halla!… Ev halkı olarak dar olduk didar gördük. Teslimi rıza kıldık. birbirmize yar olduk. Niyet ettik Hızır darına durmaya. Hak katında kabul ola. Hızır yoldaşımız ola. Şah-ı Merdan mihmanımız, Hazreti Pir reyberimiz ola. Gerçeğe Hü!..“
Niyetten sonra, Evin en temiz köşesinde hazırlanmış olan sehba üzerinde „Dört Kapı-Dört Doğuş“ hakkı için Delil (Çerağ) uyandırılır. Delil uyandırılırken şu gulbank okunur;
“Bismişah Halla Halla!..Ya Hızır! Sen her yerde hazır olansın. Her cana nazır olansın!. Niyet ettik darına durmaya. Çerağımızı yandırmaya. Dört kapıda dört çıra hakkı için olsun. Hak katında şefaat bulsun. Hanemiz şenlik olsun. Rızkımız bereketli olsun. Cümle canlara nasip gitsin. Ocağımız, çerağımız sönmesin. Hanemizden taş gözümüzden yaş dökülmesin. Yarliğimiz, dirliğimiz daim olsun. Muhabbetimiz eksik olmasın. Üçlerin, beşlerin, Kırkların hakkı için olsun. On dört masumu pak, onyedi kemerbest katarından ayırmasın. Akşamlar hayır olsun. Hayırlar feth olsun! Şerler def olsun. Dil bizden, kerem hazreti Pirden olsun. Gerçeğe Hü!..“
Kızılbaş Alevilikte “Sahur” yoktur. Akşam yemeği aynı zamanda niyet yemeği olur. Yemek hazır edilir. Herkes birbiriyle görüşüp niyazlaşılır. Sofraya niyet için oturulduğu ifade edilerek üç kez „Bismişah Halla Halla!“ denilir. Sonra „Ya Hak!.. Ya Hızır!… Ya Fadime Ana „ denilerek yemeğe başlanır. Yemek sonrası şu gulbank okunur; „Bismişah Halla Halla!… Ya Hızır! Ya Düzgün! Ya Fadime Ana!.. Lokmamız kabul ola. Soframız hak bula, Hak katında makbul ola. Her Ocağa Pay gide. Lokmamız Üçler için ola. Beşler gözcü ola. Yediler menzil vere. Onikiler didarına, Kırkların katarına yete. Cümle Canlara nasip gide. Her belaya gadaya karşı gele. Kazanandan, pişirenden, getirenden götürenden hak razı ola, Hızır yoldaşı ola. Nefs için olmaya hak için ola. Dil bizden kerem hazreti Pirden ola!. Gerçeğe Hü!….“
Bu erkan, üç gün boyunca sürdürülür. Oruç açma vakti gün batımıdır. Oruç açmak için kişi nefsini zorlamaz. Mümkün olduğunca mütevazı bir bekleyiş içine girer. Çocuklar vakit için zorlanmaz. Amaç mideyi aç bırakmak değildir. Amaç özün, nefsin terbiyesidir. Açlık ve susuzlukla erkan kurmaktaki amaç zorluklara darlıklara karşı alçak gönüllü bir yürüyüşün sahibi olmaktır. Nefsin kavgasına düşmemektir. Tokluğun, refahın kıymetini bilmektir.
Üçüncü gün akşam oruç açımından sora, Hızır Cemi için Meydan açılır. Asıl olan Üçüncü gün oruç açımını, Cem lokmasıyla açmaktır.
Hızır Ceminde de Oniki hizmet haktır. Lokmalar, herhanenin kendi kudreretince ve mümkün olduğunca el emeği ürünler olmasına dikkat edilerek hazırlanır. Cem için „Yedi Doğuş“ (Ateş, Hava, Su, Toprak, Bitki, Hayvan, İNSAN ) hakkına yedi Çerağ(mum) hazır bulundurulur. Sakka suyu (Ab-ı Kevser) için Şilan şerbeti karılır. Hızır Cemi için Üçler hakkına üç lokma hazır edilir. Lokma, zurfat ya da kömbe yada börek ya da çörek olarak yapılır. Üç lokmadan birincisi; ev halkı içindir. İkincisi; yedi kapı hakkı için Halkın Lokmasıdır. Üçüncüsü, Cem meydanı için Hak Lokması‘dır. Hali vakti yerinde olanlar için bu üç lokmayı da hazırlamak haktır. Ancak, lokma rızalık erkanı üzerine helal olacağından, miktarı sözkonusu edilmez.

Hızır Meydanı

Lokmasını hazır eden ve ev halkıyla Dar-ı Didar (cemal cemale görüşüp niyazlaşma) olan Canlar, Cem evine giderler. Meydan açılmadan, en başta Pir olmak üzere Oniki hizmet görevlileri, Cem Meydanı‘ndaki yerlerini alırlar. Meydana giren her Can, eşikte kemend- dest (ellerini erkan için önünde bağlamak) ederek niyazda bulunur. Meydancı ile Dar olur. Meydancı, gelen Canı „Edep erkan Canlar„ diyerek Pir önüne götürür. Pir önüne varıncaya kadar üç kez Meydan erenlerine, „Ya Hak-Ya Hızır-Ya Fadime“ diyerek baş kesilir. Selam verilir. Meydan erenleri, verilen selamı „Allah eyvallah!“ diyerek alır, sağ el baş parmağına niyaz ederek, pencesini kalb üzerine götürür ve başını hafif yere eğer. Bu tür selamlamaya „baş kesme“ denir.
Pir önüne gelen talip Dar olur. “Bismişah halla halla!.. yüzüm yerde özüm darda. Tenim tercüman canım kurban. Benden incinmiş gücenmiş bir can varsa, buyursun dile gelsin. Hakkı geçen hakkını alsın. El rıza versin. Versin ki hal ile haldaş olalım, yol ile yoldaş olalım.Tek can tek nefes olalım. Gerçeğe Hü!…“ der. Pir Meydana sorar. Hazır gelen Canlardan diyeceği olan Pirden „destur“ diler ve söz alıp söyleyeceğini söyler. Yok eğer söz yok ise Pir, „Bu can için her can ağzını mühürleye. Meydanda söylemediğini başka yerde demeye. Erkana koğu kaybet sokmaya. Gerçeğe Hü“ der ve Canlara gulbank okur; „Bismişah Halla Halla!.. Durduğunuz dar, verdiğiniz ikarar sizinle olsun. Akşamlarınız hayırlı olsun. Hayırlarınız feth olsun.Yolunuz yolsuza, ikrarsıza, uğursuza düşmesin. Hızır yoldaşınız olsun. Bereketini hanenizden eksik etmesin. Dil bizden, kerem Bozatlı Hızırdan olsun. Gerçeğe hü yuf münkire!..“
Kapıya her gelen can yada canlar topluluğu, bu erkandan geçerek meydanda Meydancı tarafından kendilerine gösterilen yere, erkana uygun olarak otururlar. Her gelen Can, lokmasını da beraber getirir. Pir, gelen canların darını alıp gulbank ile kutsadıktan sonra, gelen lokmalar için de gulbank okur; „Lokmanız hak bula. Hak katında makbul ola. Her Ocağa pay gide. Lokmanız üçler için ola. Beşler gözcü ola.Yediler menzil vere. Onikiler didarına, Kırklar katarına yete. Cümle canlar ile aç ve çıplak bu lokmadan nasiplene. Her belaya ve gadaya karşı gele. Nefs için olmaya hak için ola. Kazanandan pişirenden, getirenden hak razı ola. Hanesine Hızır uğraya. Yiyene helal hoş ola. Gerçeğe hü!..“
Böylece, herkes gelip yerlerini aldıktan sonra Hızır Cemi için Meydanın açılacağı Rehber tarafından Canlara bildirilir. Canlar, „Edeb ve erkan“ a çağrılır. Gözcüler tarafından kapılar kapatılır. Pirlik Makamının gerçek sahibi Pir Ana, iki elinin üzerine koyduğu Pir postuyla Meydan alır. „Destur Erenler-Destur Bacılar“ der. En başta Pir olmak üzere Meydanda hazır bulunan cümle Canlar, Rehberin „edep- erkan“ demesiyle ayağa kalkarlar. Pir,“Ya Hak–Ya Hızır-Ya Ana Fadime „ diyerek Üç adım atar. Diz çöküp Meydan hakkı için secde eder. Sonra. „Bismişah Halla halla“ diyerek Meydan’da bulunuş sebebini açıklar. El ve Rızalık verilirse Hızır Cem Ayinini başlatmak istediğini bildirir. El vermek Pir Anadan gelecektir. Rızalık, Meydan’daki Canlardan gelecektir. Meydan’daki Canlar „Gerçekler Aşkına Hü!“ deyip başkestiklerinde Rızalığı vermişlerdir. Pir Ana ile Pir omuzlarından Üç kez niyazlaşırlar ve Post Pire teslim edilir. Pir Posta,“Ya Hak-Ya Hızır–Ya Ali“ diyerek Üç kez niyazda bulunur. Sonra postu makama serer ve üzerine diz çöker. Pir Ana’da Makamdaki yerini alır. Zakir Meydan’ın açılması için hizmetlileri Meydan’a davet anlamında bir nefes dillendirir. “Oniki Hizmet Görevlisi“ Meydana toplanıp Dar olurlar. Pir, hepsine toplu olarak bir Gulbank verir. Erkana uygun şekilde dağılıp hizmet yerlerini alırlar.
Reyber Delil hizmetlisinin Meydan’a alınmasını bidirir Meydancıya.
Rehber „Edep erkan Canlar!..Yürüye erkan yürüye!.. Gerçeğe Hü!…“ der. Bütün Meydan, Delil ile beraber Dar olur „Gerçekler Aşkına Hü!….“ deyip baş keser.
Delilci, “Yedi Doğuş” hakkına sarı kırmızı yeşil örtü serilmiş bir sehba üzerinde yedi mum ile diz çöküp Dar olmuştur.
„ Bismi şah Halla Halla!… Ya Hak!.. Ya Hızır! Ya Fadime!.
Uyandırdım Çerağımı Bozatlı Hızır aşkına!
Uyandırdım Çerağımı Dört Kapı Kırk makam aşkına!
Uyandırdım Çerağımı Üçler, Beşler,Yediler, Oniki Nur aşkına!
Uyandırdım Çerağımı Ondört Masumu Pak, Onyedi Kemerbest aşkına!
Uyandırdım Çerağımı Hezaran gevni (binlerce eski)hezaran nüvi (binlerce yeni-
gelecek)aşkına!
Uyandırdım Çerağımı Nur-i nebi keremi Ali aşkına!
Kırkların Meydanı’nda Güruhu Naci-Naciye aşkına!
Pirimiz mürşidimiz Fadime Ana aşkına!
Rehberimiz Şah-ı Merdan aşkına!
Cem ü Civat Meydanımız aşkına!
Hal ehli, yol ehli aşkına! Dar-ı Didar gören nur cemaller aşkına!
Akşamlar hayır ola! Hayırlar fethola! Şerler defola! Gerçekler aşkına! Ya
Bozatlı Hızır!..
Delil gulbankını okurken aynı zamanda da teker teker çerağları uyandırır. Uyandırma önceden yandırılmış olan hazır bir mum ile olur. O mum oraya konmaz tekrar alınır. Pir Delil’in Gulbankını verir.
Pir; „Bismi Şah Halla Halla!.. Hizmetin kabul ola. Verdiğin hizmet seninle ola. Makbul ola. Yüzün ak ola dileklerin fethola. Durduğun dar verdiğin ikrar daim ola. Yolunu aydınlata. Uyandırdığın delil meydanımızın ışığı ola yüreklerimize delil ola. Cümle karanlığı cehaleti faş ede. Üçler, Beşler, Yediler, Oniki Nur delilimize mihman ola. Kırkların niyazı meydanımızda ola. Bozatlı Hızır gözcümüz ola. Yardımını meydanımızdan esirgemeye. Oniki Ocak, Mürşidi hak, Oniki Nur-u iman, Ondört Masumu Pak, Onyedi Kemerbest hakkı için Meydanımıza nur gele. Cehalet defola. Bu Meydan’dan her haneye nasip gide. Hızır yoldaşları ola. Fadime Ana her ocağa nazar ede. Dil bizden kerem Hazreti Pirden ola. Gerçeğe Hü !…“
Deliller yandırılıdıktan sonra Pir; Bütün bir yıl üzerine, Yol üzerine, erkan üzerine, Talip halleri üzerine bir konuşma yapar. Öğütlerde bulunur.
Zakir Nefes için meydan alır. Pir Zakire destur verir. Zakir yol üzerine, erkan gereğince üç nefes okur;

Gerçeğe Hü!..

Yine mihman gördüm şad oldum
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz
Karkış yağar iken bahar yaz oldu
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz

Misafir aşk kapısının dilidir
Hızırı sev kim sahibinin gülüdür
Hak misafiri pirim Merdan Ali^dir
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz

Bir eve kahr ola misafir gelmez
Çalınsa çırpınsa ektiği bitmez
Çağırsa bağırsa bir ere yetmez
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz

Himmet eyle sen ki daima gele
Yavan yaşık bizim yüzümüz güle
Büyük küçük anı hep Hızır bile
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz

Misafir gelir kısmeti ile
Misafir Hızırdır özürünü dile
Hatayi’m uğruyu tut ver gel ele
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz

***

Temennaya geldim erenler size
Temenna edeyim destur olursa
Mür’vet kapıların bağlaman bize
Andan içeri gireyim destur olursa

Pirim deyu divanına geçeyim
Destinizden Ab-ı hayat içeyim
İzniniz olursa ağzım açayım
Bir Ma’na söyleyim destur olursa

Talip gühkardır pir meydanında
Dar-ı Mansur kemend boynunda
Rehberi yanında hak meydanında
Kemerbest olayım destur olursa

Pir Sultan Abdalım güzel Şahım
Meydanda üryanım yok pinhanım
Hem öldüm dirildim Can kurbanım
Tende tercüman olayım destur olursa

***

Sultan Nevruz günü Cemdir erenler
Gönülleri şadoldu ehli imanın
Cemal-i Yari görüp doğru bilenler
Himmeti erince Newroz Sultanın

Cümle eşya bu gün destur aldılar
Aşk ile didara karşı yandılar
Erenler ceminde bade sundular
Himmeti erince Newroz Sultanın

Sultan Newroz günü canlar uyanır
Hal ehli olanlar nura boyanır
Muhib olan bu gün Ceme dolanır
Himmeti erince Newroz Sulatnın

Pir Sultanım eydür erenler nazda
Cümle muhibban aşk-ı niyazda
Cuşa geldi canlar irfanda sazda
Himmeti erince Newroz Sultanın

***
Aman Mürüvvet Bozatlı Hızır
Bozuldu bu alem düzelmez ebed
Kimisi ileri gitti kimisi geri
Aradan adavet kesilmez ebed

Gayet evliyanın battı delili
Dervişlerde yol erkanı unuttu
Talibin rehberden korkusu gitti
Talip de rehbere sorulmaz ebed

Şah Hatayi’m yanar bağrımın başı
Durmayıp akıyor gözümün yaşı
Ezeli bu irfandan nasipsiz kişi
Elbet bu demlerde bulunmaz ebed

Zakir nefesini tamamlar, sazına niyaz eder ve meydana yönelip başkeser. Pir, Zakire, “Eyvallah imanım! Hak nefesin tutula! Nice meydanlar göresin„ der. Reyber bu kez Meydancıya,Sakinin alınmasını söyler. Saki, Ab-ı Kevser (yaşam suyu) adı verilen Şilan Şerbeti’ni meydana getirir. “Havzı Kevser“ adı verilen kap, şilan şerbetiyle doludur. Kepçe içindedir. Eskiden şerbetin kutsanması için Pir, üç boğumlu asasını (Darik) kullanırdı. şimdilerde darik sır oldu! Saki kepçeyi Pire uzatırken aynı zamanda Dar olur; „Bismişah Halla halla! Destur Pirim!..Bozatlı Hızır hakkı için dolu geldi. Dolumuz Oniki Ocaktan, Oniki nur hakkı için geldi. Dört kapı kırk makam hakkı için geldi. Dem ola devren yürüye. Pirim himmet eyleye. Meydan hakkı için el rıza vere!. Gerçeğe Hü dost!..“
Pir; „Aşk ola erenler!. Dem ola, Devran yürüye. Gittiği yeri arıta duruta. Her derde derman ola. Cümle hakka yürüyenlere aşk ola! Ruhları şad ola! Gerçeğe hü!..“ der ve „Ya hak!.Ya Hızır! Ya Fadime!.. „ diyerek üç kez kepçeyle şerbeti karıştırıp karar. Sonra Saki ile niyazlaşıp kepçeyi ona uzatır. İlk Şerbet Dolu’sunu, Pire niyazlaşarak verir. Pir doluyu Niyazlaşarak Pir Anaya uzatır. İkinci dolu Pire verilir. Sonra Rehbere ve Zakire verir. Dolu bu kere meydana yönelir ve Saki, „Aşk-ı Nur ola! Gittiği yer dert görmeye. Arılığın duruluğun ve kardeşliğin kabesi ola„ der. Meydan, „Gerçekler aşkına Hü!„ der ve başkeser. Şerbet dolusu meydana sırayla dağıtılır.
Dolular dağıtılırkenZakir Meydan alır. Üç nefes söyler;

Gerçeğe Hü!..

Güzel şah’tan bize bir dolu geldi
Bir sen içi sevdiğim bir de bana ver
Bir dolu da Bozatlı Hızır’dan geldi
Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver

Her kes sevdiğini tanır sesinden
Şahın muhabbeti beni mest eden
Selman’ın keşkülün doldur badeden
Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver

Beline kuşanmış nurdan bir kemer
İçmişim doluyu yüregim yanar
Dot dostundan dolusun umar
Bir sen iç sevdiğim birde bana ver

Senin aşıkların kaynadı coştu
Cananı uğruna serinden geçti
Kul Hüseynim bir dolu içti
Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver

***

Ulu dağ başında yattım
Yetiş pirim hızır yetiş
Selam verdim selam aldım
Yetiş pirim Hızır yetiş

Elinde kamçısı yeşil
Saatte alemi dolaşır
Car diyenlere ulaşır
Yetiş pirim Hızır yetiş

Depüp atın doldurmadın
Çağırıp da kaldırmadın
Kim olduğun bildirmedin
Yetiş Pirim Hızır yetiş

Kul Himmetim yetemedim
Yollarında ölemedim
Kim olduğun bilemedim
Yetiş pirim Hızır Yetiş

***

Umutsuzların umudu
Yetiş ya Bozatlı Hızır
Gaip erenlerin adı
Yetiş ya bozatlı Hızır

Bereketi veren sensin
Ağları güldüren sensin
Menzile erdiren sensin
Yetiş ya bozatlı Hızır

Yolcuya yolun açan
Dertlilere derman saçan
Günahtan kusurdan geçen
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Açları doyuransın
Haklıyı kayıransın
Kavgayı ayıransın
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Haksın ve hakkın varlığı
Aydınlat bu karanlığı
Zalime göster darlığı
Yetiş ya Bozatlı Hızır

İsyani gönül katında
Hem derviş hem pir zatında
Hem zahir hem batında
Yetiş Bozatlı Hızır

***

İro rojhilat roja roni
Çerx ü pervaza xwe roni
Dil ü çave heq be roni
Tewbe tewbe xwade tewbe

Lı rie gulani nur bı bare
Xwade tewbe dar didare
Nura ocaxe sor ü zere
Tewbe tewbe Xızır tewbe

Be xweng ü bra sema heq bu
Ma vena er du ezman çerx bu
Nur ü kerema heq heq bu
Tewbe tewbe Xızır tewbe (*)

Üç deyişin arkasından Zakir, peşreve girer ve semah için Dara çağırır Meydanı. Reyber; „Gerçeğe hü!. Erenler! Edep erkan „ der.
Pir destur verir „Meydan Açılır“ Zakir Peşrevden semaha girer; sıra ile Üçler, Yediler, Kırklar semahları çark edilir. Pir semah girişi için gulbank verir;
Pir ;
„Bismişah Halla halla!.. Açıldı Meydan! Görüldü Rahman!.. Meydanıma Hü!.. Rahmanıma hü!.. Pervaz vuran Canlara Hü!..Dem ola!. Devran ola!.. Çark-ı Pervaz hakka ola!. Seyir için olmaya Hak için ola!. Hakka yürüye. Yürüye Semah yürüye. Yürüye Şah yürüye!. Gerçeğe hü yuf Münkire !…“
Kırklar Semahı’nın son bölümünde Semah Birlenir. Zakir, Çarkı gulbank için döndürür ve Semah “Bir” lenip saf olur. Pir Gulbank verir; „Bismişah Halla Halla!. Semahlar saf ola! Saflar nur ola! Münkir münafık berbat ola! Semahınız hakka yete! Birliğinize dirliğinize ışık tuta! Üçler birliğinizi daim kıla! Beşler rehberiniz ola! Yediler şefatgahınız ola, Oniki nur Meydanınız ola, Kırklar divanınız ola!. Güruh-u Naci Katarınız ola!.. Bozatlı Hızır katarından didarından ayırmaya! Gerçeğe Hü!…“

(*) Kaynak; Ali Bali. Bu deyişin son kıtası Ali Balinin (Pir Bali) şeklinde kullandığı mahla ile geçmekte. Bir görüşmemizde onu bize vermişti. Ne yazık ki, bir taşınma esnasında bu belge kayboldu. Yenisi alma olanağımız da olmadı.

Semazanlar teker teker birbiriyle niyazlaşırlar, sonra Pir ile, Reyber ile, Zakir ve Meydan erenleri ile niyazlaşırlar.
Bu arada lokmalar hazırlanıp pay edilmiştir. Rehber, Lokmacıyı Meydana aldırır ve Lokma gulbankı verilmek üzere Lokmacı, Pir önünde dar olur.
Pir; „Bismişah Halla Halla!…Ya Hak! Ya Hızır! Ya Fadime!….Lokmanız hak bula. Hak katında makbul ola. Her Ocağa bu meydandan pay gide. Aç, çıplak cümle mazlum nasiplene. Darda olan, zorda olan verdiğiniz lokmadan nasibini ala. müşkülünü hallede. Dertlere deva ola. Belalara karşı gele. Binlerce eskinin ruhları şad ola. Binlerce geleceğe rehber ola. Kazanana, getirene, hazırlayana Hızır yardımcı ola. Hanelerinden bereket eksilmeye. Duvarlarından taş gözlerinden yaş dökülmeye. Yiyene rızalık lokması ola. Helal hoş ola. Yılın son sofrası ola. Yenisi nur ile gele. Pir ile gele. Helal kazanç ola. Bereketli ola. Dil bizden Kerem Bozatlı Hızır‘dan ola! Gerçeğe Hü !..“
Lokmacı Pir ile Niyazlaşır ve Meydana döner; „Elimizde yoktur Altın Terazi / Her can oldu mu hakkına Razı“ diyerek üç kez sorar. Meydan rızalık verir ve „Gerçekler aşkına Hü!„ der. Lokmacı,“Hızır yardımcınız olsun, helal hoş olsun„ der. Pir Önüne gelen lokmadan bir parça alır, elini meydana uzatarak „Yürüye Şah Lokması yürüye“ der. Şah lokmasını almak için taliplerden kim gelmiş ise lokmayı ona verir ve lokmaların yenmesi böylece başlatılır.
Lokmalar yendikten sonra Pir, sofra için Gulbank verir ve sofralar kaldırılır. Sofralar kalktıktan sonra, Meydana Süpürgeci girer. Süpürgesi kultuğunun altında Dar olur. Kendi Gulbankını okur. Pir nefesi diler. Pir Süpürgeciye Gulbank okur. Meydan, “Gerçekler Aşkına“ der başkeser. Niyazlaşırlar. Bu kez meydana Hizmetlilerin tamamı çağrılır ve bütün hizmetliler meydana alınır. Pir önünde Dar olurlar. Pir hizmetlilere toplu Gulbank veririr. Hizmetlerinden dolayı Meydanın şükranını bildirir.
Zakir „destur“ dileyip Cemi Bir’leyecek bir nefes okur. Pir, Cemi Bir’ler ve Mühürler.
Rehber; „El ele El hakka Canlar!“ der. Bacı-kardeş bütün Meydan ayağa kalkar elele tutuşup Dar olurlar. Secde edip eğilirler.
Pir; „Bismişah Halla Halla!… Ya Hak! Ya Hızır! Ya Fadime!.. Akşamlar hayır ola! Hayırlar feth ola! Günahlar af ola. El ele el hakka cemi canlar birbirinden razı ola. Gam, kasavat, adavet meydanımızdan ve hanelerimizden uzak dura. Verdiğimiz İkrar bizimle ola. Durduğumuz Dar, bizi hiç bir mecliste zora düşürmeye. Yolumuz yolsuza, uğursuza, İkrarsıza düşmeye. Yılımız uğurlu ola. Hanelerimize Hızır uğraya. soframız bereketli ola. Ocağımız gür yana. Hızır gözcümüz ola. Mansur Darından, Kırkların katarından, Oniki nur nazarından ayırmaya! Fadime Ana şefaatçimiz ola. Her haneye meydanımızdan nasip gide. Darda olanın darına, zorda olanın carına yete. İkrar iman her cana nasip ola. İkrarsız, imansız, kimse hakka yürümeye. Rızasız lokma yedirmeye. Her hizmetlinin hizmetini hakka yetire. Hanelerimizde yürek ferahlığı, yüreklerimizde dost sıcaklığı eksik olmaya. Acısı olanın acısı dine. Mutluluğu, sevinci olanın sevgisi daim ola, yol kardeşleriyle pay ede. Fakirin fukaranın yüzü güle. Mazlumlar için aydınlık bir yıl getire. Zındanda olanlara Hızır sabır götüre, aydınlık götüre, özgürlük götüre. Hak için, adalet- vicdan için düşmüş bedenler, hakka yürüye, menzilleri hakka yete. Soframız bereketli, kazancımız helal ola. Hiç bir can muhanete muhtaç olmaya. Aç görürsek doyuralım. Çıplak görürsek giydirelim. Kin, kibir, benlik, kovu, kaybet bizden ve kapımızdan ırak ola. Sevgi imanımız, muhabbet mihmanımız olsun. Dem ola devran döne. Bu yıl gide yenisi gele. Hayırlar getire. Şerleri götüre. Binlerce eskiye rahmet ola. Binlerce yenisine yetire. Cem „Bir“ ola. Demler „Sır“ ola. Sırlar, deliller mühürlene. Dil bizden ola. Kerem Bozatlı Hızırdan ola. Gerçeğe Hü!…Mümine Ya Hızır!….“
Pir Posta niyaz eder. Pir Ana’yla niyazlaşır. Reyber ile niyazlaşır. Zakir ile niyazlaşır. Cemi Canlar birbiriyle niyazlaşırlar. Sıra ile gelip Pir Ana ve Pir ile niyazlaşırlar. Reyber ile zakir ile niyazlaşırlar. Her can nasibiyle evine döner. Kapıdan en son gözcü, meydancı, kapıcı çıkar.

* * *

Cemden sonraki hafta, Şilan Hızır Haftası‘dır ( Xızır e Şilan). Kızılbaş gençler çeşitli kültürel şenlikler düzenleyebilirler. Perşembe günü yetişkinler (Ehli Kamil) niyetli olurlar. Akşam, Muhabbet Meydanı(Cemi) kurulur. Sonraki hafta, Müsahipler Hızır’ı (Xızıre Müsawi) dır. Cümle Müsahipler o hafta Dar olurlar. Yeni müsahip adaylar birbirlerini o hafta içinde nişan ederler. İkrardan geçmek için gün belirler. Lokmalar dağıtırlar. Perşembe günü niyetli olurlar ve akşam Muhabbet Meydanı açarlar. Sonraki üçüncü hafta- ki, Hızır orucunu tutulduğu haftayla birlikte bu dördüncü hafta olmaktadır- Bu haftaya, Üryan Hızır Haftası denilir. Bu hafta, Hızır günlerinin en kutsal haftasıdır. Yeniden doğuşun gerçeklik kazandığına inandığımız haftadır. Bu haftanın Çarşamba(Çarşemi sor=Kızıl Çarşamba) günü, Hızır’ın doğuş günüdür. Kutsal doğuş nedeniyle lokmalar dağıtılır. Küsler, dargınlıklar bitirilir. Savaşlar durdurulur. Kan dökülmez. Kirli gezilmez. Kutsal dinlenme günüdür. Bu gün “Yedi Doğuş” hakkına yedi Çerağ uyandırılır. Gulbanklar okunur. Perşembe günü oruçlu olunur ve akşam Meydan (Cem) açılır. Bu Haftalara, “birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü Heftamal denildiği gibi Cemre ya da Kozi de denmektedir.(Bkz.Haşim Kutlu. Ateşin ve Güneşin Yeryüzündeki tezahürü BOZATLI HIZIR)

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın