ÇOK SABIR ETTİK SESİMİZ ÇIKMADI. SUSMIYACAKTIK SÖZÜMÜZÜ SÖYLENECEKTİK

ÇOK SABIR ETTİK SESİMİZ ÇIKMADI. SUSMIYACAKTIK SÖZÜMÜZÜ SÖYLENECEKTİK.
Yunanistan’da onüçbin mültecinin hapsedildiği Morea kampında dün gece nedeni bilinmeyen yada belinen nedenlerden dolayı bir yangın çıktı. Burda belki Yunan Devleti, Hükümeti sorumlu tutulabilinir. Çünkü Yunanistana sığınan insanlar yunan devleti ve hükümeti tarafından korunsunlar diye sığınmışlar. Bu sığınmacılara gerekli yaşam malzemesi eksiksiz temin edilip insani koşullarda yaşamalarına olanak sağlanmalıydı. Bu yapıldımı ? Yapıldıysa nekadar yapıldı ? AB Yunanistana yardım ettimi bu insanlar için ? Yardım ettiyse o yardımlar nereye harcandı ? Gibi soruları çoğaltarak sorabiliriz.
Bu insanlar kendi keyflerinde ülkelerini, ana ocaklarını, doğduğu büyüdüğü yerleri terk etmediler. Bir savaş ortasında kalan insanlar canlarını kurtarmak için bir yerlere kaçıp çoluk çocuklarını, canlarını kurtarmak için mülteci olmayı, bir yere sığınıp azda olsa insanca yaşamayı umud ederek yerlerini, yurtlarını terk edip sığınmacı olmuşlar. Medet umanlar, mazlum insanlar kapınıza gelmiş yeriniz yoksa, ahırınızı, samnlığınızı badana yapıp o insanların rahat yaşamalarını sağlamalısınız. Bu bir insanlık görevidir, amması, fakatı olmadan yapılmalıdır. Yunanistan ve diğer ülkelar yapıyormu ? tam olarak bilmiyoruz, bilemiyoruz.
Dünyada 100 Milyonu aşkın mülteci var, bu insanlar başkasının eline bakıyor yardım yapılırsa yaşama şansları oluyor buda her zaman her yerde olmuyor çünkü o insanlara ulaşmak bazen hiç mümkün olmuyor. Veya mümkün, olankları başkaları tarafında kesiliyor, bırakılmıyorki yardım ulaştırılsın. Bu kadar olumsuzlukların tek sebebi var oda doyumsuz olan kapitalistler. Kasalarını doldurmak ve daha fazla, daha fazlası diyerek başkasına gitmesini engeliyorar. Doğal olarak yetişen yiyecekler dünya nufusunu beslemeye yeterlidir. Fakat adaletli, eşit bir paylaşım yok. Bunun yüzde 80 nini dünyada var olan kapital sahiblerinin. Bu kapitalistler dünya nufusunun yüzde 15 inde daha az olan ailelere ve onların şirketlerine aktarılıyor.
Birinci sırayı silah ve ilaç üreticileri alıyor. Silah satan aileler ve devletlerin yıllık silahtan gelirlleri 2 Katirliyon üzerindedir. Bu silah satışının olabilmesi için halklar arasında suni savaşlar çıkartarak taraflara silahlarını satıyorlar. Bu silahların kulanıldığı bölgelerde yaşayan mazlum halklar sadece canlarını kurtarmak için yerini yurdunu terk etmek zorunda ve mülteci olarak bir yerlere sığınmak zorunda bırakılıyor. En çok silah satn ülkelerde ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya, Çin, Japonya ve birkaç ülke daha. Bunalar silah satıyor savaş çıkartıyor daha fazla silah satıyor ve onların sattığı silahlarla vurulan insanların yakınları yerlerini terk ediyorlar neyazıkki silahı satan ülkelere sığınmaya yola çıkarlarken o ülkeler sınırlarını kapatıyor ve insanları başka, başka acılara gark ederek ölmelerine sebep oluyorlar. Kimileri denizlerde boğularak can veriyor, kimileri mülteci kamplarından ya açlıktan, yada hastalıktan tedavi göremediği için ölüme mahküm ediliyorlar.
Kısaca ilaç firmalerı savaş bölgelerine tıbbi malzeme adı altında savşta yaralanan, hastalanan insanlara gene aynı aileler, aynı devletler uçuk fiatlarla ilaçlarını satarak kazançlarını en üstdüzeye çıkarıyorlar.
Burda şunu anlatmak istedim. Mazlum Halklar uyanmalı bizleri birbirimize karşı kin ve nefretle dolduranlar. Bize deyim yerindeyse tam gaz vererek milliyetçilik yönü, din ve inanç yönlerini yüzyıllardır ısıtarak, ısıtarak önümüze sürüp bizi zehirliyor ve birbirimize kırdırıyorlar. Silahlarını satarak, yaralarımıza ilaç satarak para kazanıyorlar. Onların oyunlarını boşa çıkarmalıyız. İnancımızla, Dinimizle, Milliyetimizle değil İnsani değerlerimizle birleşerek. Emperyelistlerin, hatta Globalistlerin düzenlerini al aşağı edip, yerine humanistçe, insani değerleri önplanda tutan, her insanın insanca yaşıyabileceği. Dünya Eşitler ve Ortaklar Topluluğunu yaratmalıyız.
Bunu yaratırsak silaha ihtiyacımız olamz. Belki bukadar ilaç israfınada ihtiyaç duyulmaz.
Yunanistan’da onüçbin mültecinin hapsedildiği Morea kampında dün gece nedeni bilinmeyen yada belinen nedenlerden dolayı bir yangın çıktı. Sonucunu henüz bilmiyoruz kaç can kayıbı var, kaçı yaralı ?
Bu kamptaki insanların yaşamları hiç bir canlının kabul edemiyeceği koşullarda olduğunu okuduk, gidip gören yardım sever aktivistlerin anlatımlarıda bu yöndedir. Avrupa birliği Yunanistana gelen tüm mültecileri almış olsaydı hatta TC deki mültecilerde dahil olmak üzere 8, 9 Milyon insan AB devletlerin sattıkları silah ve ilaç tan gelirlerinin binde biri ile bu insanların tamamı insanca yaşama olanaklarına suna bilirlerdi.
Almanya Morea kampındaki 13 bin insanı kabul etseydi 80 milyonluk bir Almanya nufusunun yüzde sifisr sıfı 2 si ( % 0,02 si) kadardır. Yaşadığımız ve vatandaşı olduğumuz bu ülkenin büyük bir ayıbıdır.
Umarım bu yangından sonra AB ülkeleri insani duygularına kavuşur ve bunun gibi insanlığın ayıbı olan kamplardaki mültecileri Avrupaya çağırıp insanca yaşama olanaklarına kavuşurlar.
Kapitalizm bir çıkar kırıntısı yoksa elini yiç bir şeye uzatmaz, yardım yapmaz. Aslında yardım dememeliyiz çünkü savaş çıkartıp sattıkları silahlardan aldıkları paralar o mülteci olan insanların doğduğu ülkelerdeki hükümetlere satılarak elde edilen paralar gene mültecilerin zamanında ülkelerine verdikleri vergilerle alınmıştır.
Yani dolaylı olarak gasp ettikleri paralardan sadece binde birlik bir kısmı ile o insanların insanca yaşamalarını sağlıyabilirler.
Silahsız, Savaşsız bir dünya yaratana kadar tüm halkların birleşmesi ve birlikte mücadele etmeleri gerekir. Bizim gelecek kuşaklara huzurlu bir dünya bırkmamız gerekir. Bu bizim bir görevimiz, misyonumuzudur. Bunu mutlaka başarmak zorundayız.
Hep birlikte başaracağız. Biz kazanacağız. Mutlaka biz başararak kazanacağız.
Saygılarımla
9 Eylül 2020 Berlin Ali Koçak

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*