BABEK DESTANI (1)

18277_945921328781409_2454315588521015078_n

BABEK DESTANI (1)

Ve Babek’in Son Sözleri…
“… Bütün müstebidler
(zalim hükümdarlar) gibi sen de yanılıyorsun. Çünkü benim destanım öyle bir destandır ki, ne Babek’le başlamıştır, ne de Babek’le bitecektir. Ey zavallılar, siz hiçbir zaman özgürlük yangısının ne demek olduğunu anlamayacaksınız. O dehşetli yangı ki, yüreği yakıp küle çeviriyor. Özgürlük, o ister tatlı olsun, isterse acı; yalnız oydu benim secdegâhım! Ve müstebid ki beni öldürüyor, o da hiçbir zaman anlamayacak ki, ölümü ile özgürlük fedaisi büsbütün yok olmuyor…”

KAHRAMANLARINI UNUTAN MİLLETLER BAŞKA MİLLETLERE KUL OLURLAR

Biliniyor, tarih hep dönemin egemenlerince yazılır. Genel adlandırmayla Batini inanç mensuplarının dönemin zalimlerine karşı direnişleri de o dönemin egemenlerince yalan yanlış yazılmış ve gerçek tarihi kaleme alanların eserleri de, egemenlerin ardılları tarafından yok edilmiştir. Toplumların bellekleri silinmiş, insanlığın gerçek tarihinin yerine yalanlarla, egemenleri öven, zalimlere karşı direnenleri ise karalayan bir tarih anlayışı ikame edilmiştir.

Döneminin en ilerici, en eşitlikçi, en devrimci akımına öncülük etmiş Babek’i anlatmak için onun mücadelesine kaynaklık etmiş düşünce akımlarını, onun öncülü hareketleri de dile getirmek gerekiyor. Babek veya Hürremdin düşüncesi köklerini Mazdek ve Zerdüşt felsefesinden almaktadır. Onun öncülü Mazdekçiliktir. Mazdekçilik ise Zerdüşti bir inanç akımıdır.

Zerdüştlük, Dünyanın bilinen en eski tek tanrıcı dinidir. Zerdüştlük dini, ateşin kutsal sayıldığı dinlerden biridir ve ateş, bu inancın tanrısı Ahura Mazda’nın ruhu ve oğludur. Bununla ilişkili olarak ateş, iyi ve kötüyü birbirinden ayıran Tanrısal bir güce sahiptir.

Zerdüştün yaşadığı coğrafyada sonradan egemen hale gelenler, hem Zerdüştün inancını çarpıtarak içini boşaltmış, hem de Zerdüşt’ün etnik kökenini de inkar ederek etkisini yok etmeye çalışmıştır. Oysa Zerdüşt’ün kutsal kitabı Zend Avesta’nın sade bir Kürtçe ile yazılmış olması, tek başına onun Kürt olduğunun kanıtıdır. Zerdüşt’ün kurduğu dinin adına Mazdeizm denilir. Zerdüşt Mazdeizm’le tek tanrılığa yönelirken, egemenlerin gücüyle bütünleşen çok tanrıcılığı aşar ve tanrıyı egemenlerden alarak, insanlığın özlemleriyle birleştiren bir güce dönüştürür.

Zerdüşt’ün felsefi inancı dünyanın beş temel elementten oluştuğunu belirtir. Bunlar toprak, su, ateş, hava ve bitkidir. Bu tespitler kuşkusuz yerindedir. Zerdüşt inancının yaşandığı Mezopotamya bölgesinin coğrafi konumu ve yaşam koşulları bu tespitlerin kaynağını oluşturur. Mezopotamya’nın elverişli topraklarını da düşünecek olursak, Kürtlerin yaşamında doğa koşulları ve tarımın dini inançlarını dahi şekillendirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gelelim mazdek felbefesine; Mazdek geliştirdiği felsefik anlayış ile Zerdüşt sonrası Sasani egemenleri ile ortaklık kuran Zerdüşt rahiplerinin oluşturduğu erkek egemenlikçi devletçi sisteme karşı eşitlikçi, ortakçı ve özgürlükçü bir düzeni savunmuştur. Kürt halk önderi Sayın Öcalan bu durumu en özlü bir biçimde şöyle tarif ediyor; “Mazdek, Hürrem ve Babek gibi ünlü komünalistler tarafından sergilenen isyan ve direnişler, alan ve karakter unsurları nedeniyle Zerdüştizmin son temsili olabilir. Her üçü de hem İran-Sasani çürümüş monarşizmine hem de sefahat içindeki Abbasî sultanlarına karşı direnişleriyle kahramanlık simgesi oldular.”

Biliniyor Ortadoğu’nun kadim tarihi; merkezi uygarlıkların baskılarına karşı etnisite ve din temelli direnişlerle şekillenmiştir. Günümüz insanlığının en çok borçlu olduğu komünal değerler bu direnişlerde yaşatılmıştır. İbrani kabilelerinin direnişi, İbrahimi dinlerin çıkışı, Zerdüştilik, Karmatilik, Haricilik, Alevilik ve daha yüzlerce aşiretsel, kavimsel, mezhepsel, felsefik hareketler baskı ve zulüm karşısında özgürlük hareketleri olarak çıkış yapmışlardır.

Zerdüştilik İran-Sasani imparatorluğunun resmi dini haline getirilip iktidarın aracı haline gelince doğal olarak buna karşı eşitlikçi-özgürlükçü isyan hareketleri de baş göstermiştir. Mazdek hareketi de, ardından karısı Hürremin isyanı da, Hürrem tarafından örgütlenen Babek ve isyanı da etkileri günümüze kadar gelen tarihin tanık olduğu görkemli komünalist hareketler olarak kayda geçmiştir. Başlangıçta Sasani imparatorluğuna karşı gelişen halk isyanları, Sasani devletinin İslam ordularınca yıkılmasından sonra Emevi ve devamcısı Abbasi egemenliğine karşı isyanlara dönüşmüştür.

Aryan halklarında çok önemli bir din de Zerdüştlüktür. Avesta kutsal kitabının orjinali Büyük İskender; Medya alanına karşı yapmış olduğu savaşta on iki bin öküz derisi üzerine yazılmış on yedi cildi toplatarak yakmıştır. Zerdüşt’ün dininde, kamuculuk, bir tür ilkel sosyalist anlayış egemen olmuştur. Sasaniler döneminde devlet dini olarak kabul edilen Zerdüştlük alışagelmiş olağan bir din olmayıp iyilik-kötülük, aydınlık-karanlık düalizmini bir sistem dahilinde insanların emrine sunmuştur. Bu dinin aryan uygarlıklarında egemen olduğu, kaynağını Media olarak anılan coğrafyasından aldıkları tarihçiler tarafından belirtilmektedir. Toprağın en önemli üretim aracı olarak sayıldığı bu dönemde Zerdüşt dininde hayvanlara iyi bakılması, toprağın iyi sürülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sonra aynı coğrafyada Mazdek’in kurucusu olduğu Mazdekçilik de yine ilkel komünist bir model önermiş, militan ve sosyal-reformist kişiliği ile de İslam’ın hedefi olmuştur. Mazdek için ünlü İslam Tarihçisi Taberi; “Daha Muhammed Mehdi zamanında o taife zuhur etti ki onlara zenadıka (Zındık ) derler. İslam dinini inkar ederler ve ahkam-şeriata itikadları yoktur.”… “Ez cümle bütün milletler içinde bunların mezhebinden daha necis ve murdar mezheb yoktu… Tanrı Teala hazretlerini ve peygamber aleyhisselamı inkar edip, derler ki bu cihanın evveli yoktur ve sonu da yoktur. Ve olacak da değildir. İnsan ve hayvanlar da ot gibi bitip ot gibi yok olurlar. Bunların hallerini kimse bilmez ki nereden gelirler ve nereye giderler. Ölenler tekrar dirilmez ve dünyadan başka yerde bir şey olmaz. Bu dünyada olanı biteni ay ve güneş bitirir ve yine onlar olgunlaştırır…” derlerdi.

Mazdekçilik nedir? Mazdek Kimdir?

Mazdek o dönemin koşulları nedeniyle savaşlara neden olan mal, mülk ve kadınlar için kamuculuk tezini savunmuş, Müslümanlar ise bu durumu; “Haram ve helal mefhumlarını tanımadıklarını, mal ve kadın ortaklığını savunduklarını, Mazdek ve taraftarlarının nihai hedeflerinin lezzet ve zevk olduğunu, bu yüzden mal ve kadın ortaklığını” savunduklarını taraftarlarına yayarak gelişen kamuculuk anlayışına karşı durmaya çalışmışlardır.

Nizamülmülk Siyasetnamesi’nde “Dünyada ilk olarak bir dini ifsat eden kişi İran’da Adil Nuşirevan’ın babası Kubad b. Firuz’un şahlığı devrinde yaşayan Mecusiler’in başrahibi olan Mazdek’tir.” der ve Mazdek’in de sonu her yenilikçi ve kamu anlayışına sahip kişilerin sonu ile aynı olmuştur. Bir kireç kuyusuna atılarak feci şekilde öldürülmüştür.

Savunduğu tam eşitlikçi-ortakçı fikirlerden dolayı Mazdek hareketi tarihte ilk komünist hareket olarak anılır. Tüm dünyada olduğu gibi bölgemizde de egemenlerin baskı ve zulüm tarihleri, dönemin ilerici-eşitlikçi-özgürlükçü direnişleri ve bu direnişleri örgütleyenlerin adları dahil, maddi-manevi tüm varlıklarının tarihten silinmeleri amacı üzerine kanla inşa edilmiştir. Bu nedenle Mazdek hakkında da tanıtıcı kapsamlı bir eser geriye kalmamıştır. Fakat günümüze ulaşabilen bilgiler bile Mazdek’in İran ve Ortadoğu demokrasi tarihinde ortakçı yaşam adına geliştirdiği sistematik fikirleri ve direnişiyle adı gururla anılacak bir halk kahramanı olduğunu göstermektedir.

Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Mazdek, Hamedanlı olup M.S 499 tarihinde katledilen reformcu bir halk önderidir. Mazdek geliştirdiği felsefik anlayış ile Zerdüşt rahipleri ile Sasani aristokratlarının ortaklığıyla oluşan erkek egemenlikçi devletçi sisteme karşı eşitlikçi, ortakçı ve özgürlükçü bir düzeni savunmuştur. Bu temelde de; mal ve servetlerin eşit paylaşımını, kadın-erkek eşitliğini, insanlar üzerinde iktidar ve tahakküm kurulamayacağı düşüncesini felsefesinin merkezine koymuştur.

Mazdek, Tüm kötülüklerin ve günahların kaynağı olan özel mülkiyet, şiddet, haset, öfke ve aç gözlülüğün insandan uzak tutularak toplumun bir sevgi ve aşk toplumu haline getirilmesi gerektiğini savunmuştur. Daha sonra islam tarihçileri bu haklı çıkışı karalayabilmek için Mazdekçilerin kadınlar üzerinde de ortak mülkiyeti savunduklarını söylemişlerdir. hala günümüzde Aleviler hakkında söylenen “ana-bacı tanımazlar, mum söndürürler” söylemleri de köklerini ta buralardan almaktadır. Buradan geçerken belirtmeliyiz ki; Alevilik köklerini işte bu ilk tek tanrılı din olan Mazdaizm’den almaktadır. Tıpkı bölgenin diğer batini inançları olan Karmatilik, Ehli Hakçılık, Ali ilahicilik, Dürzilik, Nusayrilik, ve benzeri eşitlikçi-özgürlükçü ve kadını eşit gören inançlar gibi. Zaten “yol bir sürek binbir” özdeyişi de bu durumu açıklıyor aslında.

Kısaca bu şekilde özetlenebilecek olan Mazdek’in düşünceleri ve savunduğu toplumsal düzen anlayışı hızla toplum içinde kabul görüp yaygınlaşmıştır. Bunun en temel sebebi de Mezopotamya topraklarında yaşayan halkların ortakçı yaşama aşinalığı ve o günkü koşullarda halen canlı olan köy komünlerinin varlığıdır.

Mazdek, Hamedan Kürtlerindendir. Ve iktidarla bütünleşerek bozulan Zerdüştiliği, reformdan geçirerek devlet yönetiminde de reformu hedefleyen Mazdek ve taraftarları gittikçe güçlenmişti.Hatta 496’da Sasani kralını tahttan düşürüp ve sonradan kaçıp Ak-Hunlara sığınmış olsa da, Kral Kavas’ı zindana bile atmışlardı. Kavas’ın yerine bir emanetçi olarak geçen Jamaspa, halk içinde etkisini bildiği Mazdek’e hoşgörülü yaklaşmış ve onun düşüncelerini benimser görünmüştür. Ancak sığındığı Ak-Hunların desteğini alan Kavas, 30 bin kişilik Ak-Hun ordusuyla saldırıya geçmiş ve 499’da Mazdek’i tutuklatmış, taraftarlarını yenilgiye uğratmış, Jamaspa da tahtı ona bırakmıştır.

Bir rivayete göre de Mazdek taraftarlarının katliamını başlatan Kavas’ın daha sonra tahta geçecek olan oğlu I. Hüsrev, Mazdek’i halkın önünde yeni dini açıklayabileceğini söyleyerek onu konuğu olarak saraya davet etmiştir. Mazdek ve adamları daveti kabul edip saraya geldiklerinde kurulan tuzakla etkisiz hale getirilmişlerdir. (T.C’nin Seyit Rıza’ya; gelin anlaşalım deyip anlaşmaya gelen Seyit Rıza ve arkadaşlarını idam etmesine benziyor). Hüsrev, Mazdek’in adamlarını ayakları dışarıda kalacak şekilde baş aşağı olarak toprağa gömmüş ‘o şeytani mezhebinin mahsulünü gör’ dedikten sonra Mazdek’i de aynı yöntemle katletmiştir. Hüsrev’in bu katliamına karşılık Mazdek’in ölmeden önce “Bütün halkı katledebilir misin?” diye sorduğu rivayet edilir. Bu soru, aslında Mazdekçiliğin halk arasında ne denli yaygınlaşmış olduğunu göstermektedir.

İslam’ın bölgeye gelmesinden sonra ortaya çıkan isyancı hareketlerden Hürremiler ve onların lideri Babek-Hürremi’nin (798-838) siyasi ve ekonomik görüşleri Mazdekizm’den etkilenmiştir. Bundan kısa bir süre sonra 9. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ve kısa sürede devlete dönüşen Karmatiler ile Mazdekizm arası benzerlik ise daha ileri boyuttadır.

Mazdek’in Avrupa üzerinde de etkileri olmuştur. Mazdek gibi ortak mülkiyeti savunanlardan bir Avrupalı, 1478-1535 yılları arasında yaşamış ve Kral VIII. Henri’ye özel danışmanlık yapmış olan Thomas More’dır. More’un ideal toplum düzeninde özel mülkiyet sözkonusu değildir. Mazdek ve Thomas More’un düşüncelerine benzer bir görüş de Babuef adındaki bir Fransız tarafından savunulmuştur. Fransız devriminin yaşandığı yıllarda Babeuf (1760-1797) adında bir isyancı, mükemmel eşitliğin ancak mal ortaklığı ile sağlanacağını savunmaktaydı ve bu amaçla 1796 yılında “Eşitler Örgütü” nü kurdu. Babuef’in ortak mülkiyet düşüncesi daha sonra başka düşünürler tarafından da savunuldu.

Mazdekçilik ya da Mazdekizm, Aryen kökenli Zerdüşt din adamı Mazdek’in düşünce felsefesine verilen isimdir. Mazdekizm, İsa’dan sonra 5. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan; insan eşitliği ve mal ortaklığını savunan bir akım olarak bilinmektedir. Mazdek, hava ve su gibi, paranın, malın-mülkün de insanlar arasında eşit olarak paylaşılmasını savunuyordu.

Özgürlüğün Yüzyıllarca Yankılanan Derin Çığlığı: Hürremizm

‘Ta hazarda aradım seni

saçların kara mıdır hala

ve döver mi dizlerini

ey isyanın anası

anlatabilir mi seni yalnız

bir payizin savrulan yaprakları’ (Babek Destanı şairi Tuğrul Keskin)

Mazdek’in katledilmesinden sonra eşi Hürrem bu mücadeleyi üstlenmiştir.. Tarih kayıtları ataerkil egemenlerin yazıcılarına kaldığından dolayı Hürrem hakkında pek fazla bilgiye rastlanmaz ve adeta yok sayılır. Hürrem’den beş yüz yıl sonra yaşamış olan Nizamülmülk ve kimi tarihçiler dönemlerine ulaşabilen birkaç bilgi kırıntısını aktarmış olsalar da, bir büyük gerçeğin aydınlanmasında önemli bir rol oynamışlardır. Sonraki hareketlerin özelliklerinden de anlaşılmaktadır ki, Mazdekizm Hürrem tarafından sürdürülmüş ve daha sonra Hürremdin adını alacak olan harekete de kaynaklık yapmıştır.

Anadolu ve Mezopotamya Aleviliğinin de temel çıkış kaynağı olan Hürremizmin kavramsal olarak birden çok kökeni bulunmakta ve muhtemelen tümünün de birbiriyle bağlantılı olarak geçerliliği vardır. Hürrem kasabasından yapılan çıkış veya Hürrem’in anlamı olan hoş sözcüğünden dolayı hoş, iyi, güzel din anlamlarında Hürremizmin kullanıldığı iddia edilse de bunların Mazdek’in eşi ve yoldaşı Hürrem’den bağımsız olması düşünülemez.

Hürrem önderlikli ve eşitlikçi-özgürlükçü komünalist isyan hareketi, Mazdekçi geleneğin emevi-Abbasi İslamına ve bölgenin tüm egemen gerici iktidarlarına karşı son kadın isyanı olmaktadır. Kaldı ki Mazdekizmin ve daha sonra gelişecek olan Hürremi hareketlerin kadın eşitliği ve özgürlüğüne yaptıkları vurgu, Hürrem’in sadece bir simge değil tarihi bir karakter olduğunu göstermektedir.

Hürrem Sasani katliamından sonra Rey şehrine giderek burada Mazdek’in katliamdan kurtulan birkaç yoldaşı tarafından düşüncelerinin yayılmasını örgütlemiştir. Nizamülmülk Siyasetname adlı kitabında hadiseyi şöyle nakletmiştir:

“Mazdek, mal insanlar arasında ortaktır, diyordu. Çünkü insanlar, tanrının kulları ve Âdemin çocuklarıdır. Her biri ihtiyacına göre yek diğerinin malını kullanmalı ve hiç kimse bu haktan yoksun kalmamalıdır. Herkes malca eşit olmalıdır. Mazdekin bu sözleri üzerine herkes malını ortaklığa koymuştu… Mazdek öldürüldükten sonra karısı Hürrem Binti Qade, iki adamıyla birlikte Medayin’den kaçtı. Rey kasabasına giderek halkı kocasının yoluna çağırdı. Peşine takılanlara Hurrem Din adı verildi… Hurrem Dinliler her yana dağıldılar ve her kentte başka bir ad aldılar ve her yerde de sürekli olarak baş kaldırdılar. Bâtınîler onlarla beraber oldu, çünkü her iki mezhebin aslı birdir.”

Mazdekilere karşı takibatlar Mazdek’in öldürüldüğü katliamla birlikte bitmemiş, I. Hüsrev tahta geçtiğinde de ikinci dalga katliamları gerçekleştirmiştir. Bu katliamcı zihniyetten dolayı Hürremizm yayıldığı her yerde farklı adlar almış, bazen yer altına çekilmek zorunda kalmış ve kültürel olarak etkisini toplum içinde ve direnişlerde sürdürmüştür… yani yukarda söylediğimiz gibi, yol bir olmak kaydıyla farklı süreklerde de olsa inanç yaşatılmıştır.

Hüsrev ve kendisinden sonra gelen Sasani kralları Hıristiyanlık, Yahudilik gibi diğer dini inançlara genellikle idareci bir mantıkla yaklaşsalar da, Mazdekçi akımlara tavırları katliamdan başka bir şey olmamıştır. Bunun nedeni bu akımların özünde var olan komünalizm ve rejime alternatif olmalarıdır. İran içte bu tür bastırma hareketlerini geliştirirken Arabistan’da yeni bir din zaferini ilan etmiş ve hızla yayılmaya başlamıştı. Sasani İmparatorluğu da yayıldığı kadar yayılmış ve gücünün doruğunda olduğunu düşünmesine rağmen yayılım gösterdiği geniş toprakları kontrol edememiş ve esasen de kokuştuğu, çürüdüğü için 642 tarihinde nihai olarak İslam’ın kılıcına yenik düşmüştür.

Orta Asya içlerine kaçan İran soyluları daha sonra burada Samaniler devletini kurarak varlığını sürdürürken, İran da dâhil tüm Ortadoğu toprakları 661’de kurulan Emevi Arap İmparatorluğu’nun eline geçmiştir. Bilindiği gibi İran bundan sonra İslamiyet’in Şii kolunu kendine uyarlamış ve İran Şialığını ortaya çıkarmıştır. Kürtler başta olmak üzere bölge halklarının birçoğu zor kullanılarak Müslüman yapılmıştır. Zor karşısında bile Müslümanlığı kabul etmeyen aşiret ve kabileler ise açık veya gizli direnişlerini sürdürmüşlerdir.

İRFAN DAYIOĞLU

Ve Babek’in Son Sözleri…
“… Bütün müstebidler
(zalim hükümdarlar) gibi sen de yanılıyorsun. Çünkü benim destanım öyle bir destandır ki, ne Babek’le başlamıştır, ne de Babek’le bitecektir. Ey zavallılar, siz hiçbir zaman özgürlük yangısının ne demek olduğunu anlamayacaksınız. O dehşetli yangı ki, yüreği yakıp küle çeviriyor. Özgürlük, o ister tatlı olsun, isterse acı; yalnız oydu benim secdegâhım! Ve müstebid ki beni öldürüyor, o da hiçbir zaman anlamayacak ki, ölümü ile özgürlük fedaisi büsbütün yok olmuyor…”

KAHRAMANLARINI UNUTAN MİLLETLER BAŞKA MİLLETLERE KUL OLURLAR

Biliniyor, tarih hep dönemin egemenlerince yazılır. Genel adlandırmayla Batini inanç mensuplarının dönemin zalimlerine karşı direnişleri de o dönemin egemenlerince yalan yanlış yazılmış ve gerçek tarihi kaleme alanların eserleri de, egemenlerin ardılları tarafından yok edilmiştir. Toplumların bellekleri silinmiş, insanlığın gerçek tarihinin yerine yalanlarla, egemenleri öven, zalimlere karşı direnenleri ise karalayan bir tarih anlayışı ikame edilmiştir.

Döneminin en ilerici, en eşitlikçi, en devrimci akımına öncülük etmiş Babek’i anlatmak için onun mücadelesine kaynaklık etmiş düşünce akımlarını, onun öncülü hareketleri de dile getirmek gerekiyor. Babek veya Hürremdin düşüncesi köklerini Mazdek ve Zerdüşt felsefesinden almaktadır. Onun öncülü Mazdekçiliktir. Mazdekçilik ise Zerdüşti bir inanç akımıdır.

Zerdüştlük, Dünyanın bilinen en eski tek tanrıcı dinidir. Zerdüştlük dini, ateşin kutsal sayıldığı dinlerden biridir ve ateş, bu inancın tanrısı Ahura Mazda’nın ruhu ve oğludur. Bununla ilişkili olarak ateş, iyi ve kötüyü birbirinden ayıran Tanrısal bir güce sahiptir.

Zerdüştün yaşadığı coğrafyada sonradan egemen hale gelenler, hem Zerdüştün inancını çarpıtarak içini boşaltmış, hem de Zerdüşt’ün etnik kökenini de inkar ederek etkisini yok etmeye çalışmıştır. Oysa Zerdüşt’ün kutsal kitabı Zend Avesta’nın sade bir Kürtçe ile yazılmış olması, tek başına onun Kürt olduğunun kanıtıdır. Zerdüşt’ün kurduğu dinin adına Mazdeizm denilir. Zerdüşt Mazdeizm’le tek tanrılığa yönelirken, egemenlerin gücüyle bütünleşen çok tanrıcılığı aşar ve tanrıyı egemenlerden alarak, insanlığın özlemleriyle birleştiren bir güce dönüştürür.

Zerdüşt’ün felsefi inancı dünyanın beş temel elementten oluştuğunu belirtir. Bunlar toprak, su, ateş, hava ve bitkidir. Bu tespitler kuşkusuz yerindedir. Zerdüşt inancının yaşandığı Mezopotamya bölgesinin coğrafi konumu ve yaşam koşulları bu tespitlerin kaynağını oluşturur. Mezopotamya’nın elverişli topraklarını da düşünecek olursak, Kürtlerin yaşamında doğa koşulları ve tarımın dini inançlarını dahi şekillendirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gelelim mazdek felbefesine; Mazdek geliştirdiği felsefik anlayış ile Zerdüşt sonrası Sasani egemenleri ile ortaklık kuran Zerdüşt rahiplerinin oluşturduğu erkek egemenlikçi devletçi sisteme karşı eşitlikçi, ortakçı ve özgürlükçü bir düzeni savunmuştur. Kürt halk önderi Sayın Öcalan bu durumu en özlü bir biçimde şöyle tarif ediyor; “Mazdek, Hürrem ve Babek gibi ünlü komünalistler tarafından sergilenen isyan ve direnişler, alan ve karakter unsurları nedeniyle Zerdüştizmin son temsili olabilir. Her üçü de hem İran-Sasani çürümüş monarşizmine hem de sefahat içindeki Abbasî sultanlarına karşı direnişleriyle kahramanlık simgesi oldular.”

Biliniyor Ortadoğu’nun kadim tarihi; merkezi uygarlıkların baskılarına karşı etnisite ve din temelli direnişlerle şekillenmiştir. Günümüz insanlığının en çok borçlu olduğu komünal değerler bu direnişlerde yaşatılmıştır. İbrani kabilelerinin direnişi, İbrahimi dinlerin çıkışı, Zerdüştilik, Karmatilik, Haricilik, Alevilik ve daha yüzlerce aşiretsel, kavimsel, mezhepsel, felsefik hareketler baskı ve zulüm karşısında özgürlük hareketleri olarak çıkış yapmışlardır.

Zerdüştilik İran-Sasani imparatorluğunun resmi dini haline getirilip iktidarın aracı haline gelince doğal olarak buna karşı eşitlikçi-özgürlükçü isyan hareketleri de baş göstermiştir. Mazdek hareketi de, ardından karısı Hürremin isyanı da, Hürrem tarafından örgütlenen Babek ve isyanı da etkileri günümüze kadar gelen tarihin tanık olduğu görkemli komünalist hareketler olarak kayda geçmiştir. Başlangıçta Sasani imparatorluğuna karşı gelişen halk isyanları, Sasani devletinin İslam ordularınca yıkılmasından sonra Emevi ve devamcısı Abbasi egemenliğine karşı isyanlara dönüşmüştür.

Aryan halklarında çok önemli bir din de Zerdüştlüktür. Avesta kutsal kitabının orjinali Büyük İskender; Medya alanına karşı yapmış olduğu savaşta on iki bin öküz derisi üzerine yazılmış on yedi cildi toplatarak yakmıştır. Zerdüşt’ün dininde, kamuculuk, bir tür ilkel sosyalist anlayış egemen olmuştur. Sasaniler döneminde devlet dini olarak kabul edilen Zerdüştlük alışagelmiş olağan bir din olmayıp iyilik-kötülük, aydınlık-karanlık düalizmini bir sistem dahilinde insanların emrine sunmuştur. Bu dinin aryan uygarlıklarında egemen olduğu, kaynağını Media olarak anılan coğrafyasından aldıkları tarihçiler tarafından belirtilmektedir. Toprağın en önemli üretim aracı olarak sayıldığı bu dönemde Zerdüşt dininde hayvanlara iyi bakılması, toprağın iyi sürülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sonra aynı coğrafyada Mazdek’in kurucusu olduğu Mazdekçilik de yine ilkel komünist bir model önermiş, militan ve sosyal-reformist kişiliği ile de İslam’ın hedefi olmuştur. Mazdek için ünlü İslam Tarihçisi Taberi; “Daha Muhammed Mehdi zamanında o taife zuhur etti ki onlara zenadıka (Zındık ) derler. İslam dinini inkar ederler ve ahkam-şeriata itikadları yoktur.”… “Ez cümle bütün milletler içinde bunların mezhebinden daha necis ve murdar mezheb yoktu… Tanrı Teala hazretlerini ve peygamber aleyhisselamı inkar edip, derler ki bu cihanın evveli yoktur ve sonu da yoktur. Ve olacak da değildir. İnsan ve hayvanlar da ot gibi bitip ot gibi yok olurlar. Bunların hallerini kimse bilmez ki nereden gelirler ve nereye giderler. Ölenler tekrar dirilmez ve dünyadan başka yerde bir şey olmaz. Bu dünyada olanı biteni ay ve güneş bitirir ve yine onlar olgunlaştırır…” derlerdi.

Mazdekçilik nedir? Mazdek Kimdir?

Mazdek o dönemin koşulları nedeniyle savaşlara neden olan mal, mülk ve kadınlar için kamuculuk tezini savunmuş, Müslümanlar ise bu durumu; “Haram ve helal mefhumlarını tanımadıklarını, mal ve kadın ortaklığını savunduklarını, Mazdek ve taraftarlarının nihai hedeflerinin lezzet ve zevk olduğunu, bu yüzden mal ve kadın ortaklığını” savunduklarını taraftarlarına yayarak gelişen kamuculuk anlayışına karşı durmaya çalışmışlardır.

Nizamülmülk Siyasetnamesi’nde “Dünyada ilk olarak bir dini ifsat eden kişi İran’da Adil Nuşirevan’ın babası Kubad b. Firuz’un şahlığı devrinde yaşayan Mecusiler’in başrahibi olan Mazdek’tir.” der ve Mazdek’in de sonu her yenilikçi ve kamu anlayışına sahip kişilerin sonu ile aynı olmuştur. Bir kireç kuyusuna atılarak feci şekilde öldürülmüştür.

Savunduğu tam eşitlikçi-ortakçı fikirlerden dolayı Mazdek hareketi tarihte ilk komünist hareket olarak anılır. Tüm dünyada olduğu gibi bölgemizde de egemenlerin baskı ve zulüm tarihleri, dönemin ilerici-eşitlikçi-özgürlükçü direnişleri ve bu direnişleri örgütleyenlerin adları dahil, maddi-manevi tüm varlıklarının tarihten silinmeleri amacı üzerine kanla inşa edilmiştir. Bu nedenle Mazdek hakkında da tanıtıcı kapsamlı bir eser geriye kalmamıştır. Fakat günümüze ulaşabilen bilgiler bile Mazdek’in İran ve Ortadoğu demokrasi tarihinde ortakçı yaşam adına geliştirdiği sistematik fikirleri ve direnişiyle adı gururla anılacak bir halk kahramanı olduğunu göstermektedir.

Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Mazdek, Hamedanlı olup M.S 499 tarihinde katledilen reformcu bir halk önderidir. Mazdek geliştirdiği felsefik anlayış ile Zerdüşt rahipleri ile Sasani aristokratlarının ortaklığıyla oluşan erkek egemenlikçi devletçi sisteme karşı eşitlikçi, ortakçı ve özgürlükçü bir düzeni savunmuştur. Bu temelde de; mal ve servetlerin eşit paylaşımını, kadın-erkek eşitliğini, insanlar üzerinde iktidar ve tahakküm kurulamayacağı düşüncesini felsefesinin merkezine koymuştur.

Mazdek, Tüm kötülüklerin ve günahların kaynağı olan özel mülkiyet, şiddet, haset, öfke ve aç gözlülüğün insandan uzak tutularak toplumun bir sevgi ve aşk toplumu haline getirilmesi gerektiğini savunmuştur. Daha sonra islam tarihçileri bu haklı çıkışı karalayabilmek için Mazdekçilerin kadınlar üzerinde de ortak mülkiyeti savunduklarını söylemişlerdir. hala günümüzde Aleviler hakkında söylenen “ana-bacı tanımazlar, mum söndürürler” söylemleri de köklerini ta buralardan almaktadır. Buradan geçerken belirtmeliyiz ki; Alevilik köklerini işte bu ilk tek tanrılı din olan Mazdaizm’den almaktadır. Tıpkı bölgenin diğer batini inançları olan Karmatilik, Ehli Hakçılık, Ali ilahicilik, Dürzilik, Nusayrilik, ve benzeri eşitlikçi-özgürlükçü ve kadını eşit gören inançlar gibi. Zaten “yol bir sürek binbir” özdeyişi de bu durumu açıklıyor aslında.

Kısaca bu şekilde özetlenebilecek olan Mazdek’in düşünceleri ve savunduğu toplumsal düzen anlayışı hızla toplum içinde kabul görüp yaygınlaşmıştır. Bunun en temel sebebi de Mezopotamya topraklarında yaşayan halkların ortakçı yaşama aşinalığı ve o günkü koşullarda halen canlı olan köy komünlerinin varlığıdır.

Mazdek, Hamedan Kürtlerindendir. Ve iktidarla bütünleşerek bozulan Zerdüştiliği, reformdan geçirerek devlet yönetiminde de reformu hedefleyen Mazdek ve taraftarları gittikçe güçlenmişti.Hatta 496’da Sasani kralını tahttan düşürüp ve sonradan kaçıp Ak-Hunlara sığınmış olsa da, Kral Kavas’ı zindana bile atmışlardı. Kavas’ın yerine bir emanetçi olarak geçen Jamaspa, halk içinde etkisini bildiği Mazdek’e hoşgörülü yaklaşmış ve onun düşüncelerini benimser görünmüştür. Ancak sığındığı Ak-Hunların desteğini alan Kavas, 30 bin kişilik Ak-Hun ordusuyla saldırıya geçmiş ve 499’da Mazdek’i tutuklatmış, taraftarlarını yenilgiye uğratmış, Jamaspa da tahtı ona bırakmıştır.

Bir rivayete göre de Mazdek taraftarlarının katliamını başlatan Kavas’ın daha sonra tahta geçecek olan oğlu I. Hüsrev, Mazdek’i halkın önünde yeni dini açıklayabileceğini söyleyerek onu konuğu olarak saraya davet etmiştir. Mazdek ve adamları daveti kabul edip saraya geldiklerinde kurulan tuzakla etkisiz hale getirilmişlerdir. (T.C’nin Seyit Rıza’ya; gelin anlaşalım deyip anlaşmaya gelen Seyit Rıza ve arkadaşlarını idam etmesine benziyor). Hüsrev, Mazdek’in adamlarını ayakları dışarıda kalacak şekilde baş aşağı olarak toprağa gömmüş ‘o şeytani mezhebinin mahsulünü gör’ dedikten sonra Mazdek’i de aynı yöntemle katletmiştir. Hüsrev’in bu katliamına karşılık Mazdek’in ölmeden önce “Bütün halkı katledebilir misin?” diye sorduğu rivayet edilir. Bu soru, aslında Mazdekçiliğin halk arasında ne denli yaygınlaşmış olduğunu göstermektedir.

İslam’ın bölgeye gelmesinden sonra ortaya çıkan isyancı hareketlerden Hürremiler ve onların lideri Babek-Hürremi’nin (798-838) siyasi ve ekonomik görüşleri Mazdekizm’den etkilenmiştir. Bundan kısa bir süre sonra 9. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ve kısa sürede devlete dönüşen Karmatiler ile Mazdekizm arası benzerlik ise daha ileri boyuttadır.

Mazdek’in Avrupa üzerinde de etkileri olmuştur. Mazdek gibi ortak mülkiyeti savunanlardan bir Avrupalı, 1478-1535 yılları arasında yaşamış ve Kral VIII. Henri’ye özel danışmanlık yapmış olan Thomas More’dır. More’un ideal toplum düzeninde özel mülkiyet sözkonusu değildir. Mazdek ve Thomas More’un düşüncelerine benzer bir görüş de Babuef adındaki bir Fransız tarafından savunulmuştur. Fransız devriminin yaşandığı yıllarda Babeuf (1760-1797) adında bir isyancı, mükemmel eşitliğin ancak mal ortaklığı ile sağlanacağını savunmaktaydı ve bu amaçla 1796 yılında “Eşitler Örgütü” nü kurdu. Babuef’in ortak mülkiyet düşüncesi daha sonra başka düşünürler tarafından da savunuldu.

Mazdekçilik ya da Mazdekizm, Aryen kökenli Zerdüşt din adamı Mazdek’in düşünce felsefesine verilen isimdir. Mazdekizm, İsa’dan sonra 5. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan; insan eşitliği ve mal ortaklığını savunan bir akım olarak bilinmektedir. Mazdek, hava ve su gibi, paranın, malın-mülkün de insanlar arasında eşit olarak paylaşılmasını savunuyordu.

Özgürlüğün Yüzyıllarca Yankılanan Derin Çığlığı: Hürremizm

‘Ta hazarda aradım seni

saçların kara mıdır hala

ve döver mi dizlerini

ey isyanın anası

anlatabilir mi seni yalnız

bir payizin savrulan yaprakları’ (Babek Destanı şairi Tuğrul Keskin)

Mazdek’in katledilmesinden sonra eşi Hürrem bu mücadeleyi üstlenmiştir.. Tarih kayıtları ataerkil egemenlerin yazıcılarına kaldığından dolayı Hürrem hakkında pek fazla bilgiye rastlanmaz ve adeta yok sayılır. Hürrem’den beş yüz yıl sonra yaşamış olan Nizamülmülk ve kimi tarihçiler dönemlerine ulaşabilen birkaç bilgi kırıntısını aktarmış olsalar da, bir büyük gerçeğin aydınlanmasında önemli bir rol oynamışlardır. Sonraki hareketlerin özelliklerinden de anlaşılmaktadır ki, Mazdekizm Hürrem tarafından sürdürülmüş ve daha sonra Hürremdin adını alacak olan harekete de kaynaklık yapmıştır.

Anadolu ve Mezopotamya Aleviliğinin de temel çıkış kaynağı olan Hürremizmin kavramsal olarak birden çok kökeni bulunmakta ve muhtemelen tümünün de birbiriyle bağlantılı olarak geçerliliği vardır. Hürrem kasabasından yapılan çıkış veya Hürrem’in anlamı olan hoş sözcüğünden dolayı hoş, iyi, güzel din anlamlarında Hürremizmin kullanıldığı iddia edilse de bunların Mazdek’in eşi ve yoldaşı Hürrem’den bağımsız olması düşünülemez.

Hürrem önderlikli ve eşitlikçi-özgürlükçü komünalist isyan hareketi, Mazdekçi geleneğin emevi-Abbasi İslamına ve bölgenin tüm egemen gerici iktidarlarına karşı son kadın isyanı olmaktadır. Kaldı ki Mazdekizmin ve daha sonra gelişecek olan Hürremi hareketlerin kadın eşitliği ve özgürlüğüne yaptıkları vurgu, Hürrem’in sadece bir simge değil tarihi bir karakter olduğunu göstermektedir.

Hürrem Sasani katliamından sonra Rey şehrine giderek burada Mazdek’in katliamdan kurtulan birkaç yoldaşı tarafından düşüncelerinin yayılmasını örgütlemiştir. Nizamülmülk Siyasetname adlı kitabında hadiseyi şöyle nakletmiştir:

“Mazdek, mal insanlar arasında ortaktır, diyordu. Çünkü insanlar, tanrının kulları ve Âdemin çocuklarıdır. Her biri ihtiyacına göre yek diğerinin malını kullanmalı ve hiç kimse bu haktan yoksun kalmamalıdır. Herkes malca eşit olmalıdır. Mazdekin bu sözleri üzerine herkes malını ortaklığa koymuştu… Mazdek öldürüldükten sonra karısı Hürrem Binti Qade, iki adamıyla birlikte Medayin’den kaçtı. Rey kasabasına giderek halkı kocasının yoluna çağırdı. Peşine takılanlara Hurrem Din adı verildi… Hurrem Dinliler her yana dağıldılar ve her kentte başka bir ad aldılar ve her yerde de sürekli olarak baş kaldırdılar. Bâtınîler onlarla beraber oldu, çünkü her iki mezhebin aslı birdir.”

Mazdekilere karşı takibatlar Mazdek’in öldürüldüğü katliamla birlikte bitmemiş, I. Hüsrev tahta geçtiğinde de ikinci dalga katliamları gerçekleştirmiştir. Bu katliamcı zihniyetten dolayı Hürremizm yayıldığı her yerde farklı adlar almış, bazen yer altına çekilmek zorunda kalmış ve kültürel olarak etkisini toplum içinde ve direnişlerde sürdürmüştür… yani yukarda söylediğimiz gibi, yol bir olmak kaydıyla farklı süreklerde de olsa inanç yaşatılmıştır.

Hüsrev ve kendisinden sonra gelen Sasani kralları Hıristiyanlık, Yahudilik gibi diğer dini inançlara genellikle idareci bir mantıkla yaklaşsalar da, Mazdekçi akımlara tavırları katliamdan başka bir şey olmamıştır. Bunun nedeni bu akımların özünde var olan komünalizm ve rejime alternatif olmalarıdır. İran içte bu tür bastırma hareketlerini geliştirirken Arabistan’da yeni bir din zaferini ilan etmiş ve hızla yayılmaya başlamıştı. Sasani İmparatorluğu da yayıldığı kadar yayılmış ve gücünün doruğunda olduğunu düşünmesine rağmen yayılım gösterdiği geniş toprakları kontrol edememiş ve esasen de kokuştuğu, çürüdüğü için 642 tarihinde nihai olarak İslam’ın kılıcına yenik düşmüştür.

Orta Asya içlerine kaçan İran soyluları daha sonra burada Samaniler devletini kurarak varlığını sürdürürken, İran da dâhil tüm Ortadoğu toprakları 661’de kurulan Emevi Arap İmparatorluğu’nun eline geçmiştir. Bilindiği gibi İran bundan sonra İslamiyet’in Şii kolunu kendine uyarlamış ve İran Şialığını ortaya çıkarmıştır. Kürtler başta olmak üzere bölge halklarının birçoğu zor kullanılarak Müslüman yapılmıştır. Zor karşısında bile Müslümanlığı kabul etmeyen aşiret ve kabileler ise açık veya gizli direnişlerini sürdürmüşlerdir.

İRFAN DAYIOĞLU

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*