OSMANLI’LAR HOŞGÖRÜLÜ MÜYDÜ?

Hoşgörü; farklı düşünce ve davranışları olgunlukla karşılamadır. Herkesin diline inancına saygı göstermektir.Hoşgörü; farklı düşüncelere müsamaha, tahammül etmektir. İktidarda olanlar bütün azınlıklara aynı mesafede durmalıdır.Hoşgörü; başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla hem de yan tutmadan birlikte yaşama yani katlanma demektir. Hoşgörü; aynı zaman da ahlaki bir terimdir.

Recep Tayip Erdoğan’ın ruh hali ülkeyi adım adım bir iç savaşa doğru götürüyor. Her konuştuğunda Osmanlı’nın hoşgörüsünden söz etmektedir.
Gerçekten Osmanlılar hoş görülü müydü?
Başka inançlara saygılı mıydı?
Osmanlılar Anadolu topraklarını ve İstanbul’u işgal etmeden önce başta İstanbul olmak üzere Rum, Ermeni, Yahudi, Alevi ve Müslüman cemaatleri birbirlerini kesmeden, boğazlamadan bir arada yaşayabilmişlerdir. Farklı kültürler birbiriyle geçinmiş, asimile olmadan yaşamışlardır. Birbirlerine hoşgörü ile yaklaşmışlardı.

Osmanlılar Anadolu topraklarını işgal ettikten sonra girdikleri her yerde kan gövdeyi götürmüştür. Kendi inançları dışında başka kültür ve inançları yok etmek için her türlü alavere, dalavere, hilekârlığa başvurmuşlardır. Binlerce Alevi dergâhlarını kapatmış yüz binlerce Alevi”yi kılıçtan geçirmiş, ele geçirdiği topraklarda alçakça planlar yapmış başka inançların ibadet ettiği dergâhları ve kiliseleri camiye çevirmişler.

Camiye çevrilen bazı kiliseler

Yağ Cami Adana’daki dinî yapı 1501 yılında camiye çevrilmiştir.

Ayasofya Müzesi – Bugünkü haliyle Jüstinyen tarafından 6. yüzyılda yaptırılan kilise Fatih Sultan Mehmedin İstanbul’u fethetmesinden hemen sonra camiye çevrilmiştir. Minarelerden ilkini yaptırdı. İkinci minareyi II. Beyazıt, birincinin yerine yenisini II. Selim, diğer iki minareyi III. Murad yaptırmıştır. Minber, mihrap, mahfiller, levhalar eklenmiştir.
Güneydoğusunda padişah ve yakınlarının türbeleri vardır. I.Mahmut döneminde külliye olmuştur. Abdülmecit döneminde Kazasker Mustafa Efendi hattıyla Allah, Muhammed, Ali, Ömer, Osman, Ebubekir, Hasan, Hüseyin levhaları asılmış, dış duvarlar sarı kırmızıya boyanmıştır. 1 Şubat 1935’de müze olmuştur.

Koca Mustafa Paşa Camii – Camiye çevrilmeden önceki adıyla Aya Andrea Enti Krisi. Kocamustafapaşa semtindedir. 1486’da camiye çevrilmiştir.

Fethiye Camii – Eski adıyla Pammakaristos. Çarşamba semtindedir. III. Murad 1590 yılı civarlarında camiye çevrilmiştir.
1930’da müze haline getirilen yapı, 1960’da yeniden cami yapılmıştır.

Fenari İsa Camii – Lips Manastırı Fatih’dedir. 15. yüzyılda II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiştir. Molla Feneri İsa Camii olarak da bilinir.

Eski İmaret Camii – Eski adıyla Pantepoptes Manastırı Zeyrek yakınlarındadır. 15. yüzyılda camiye çevrilmiştir.

Zeyrek Camii – Eski adı Pantokrator’dur. İsmini camiden alan Zeyrek semtindedir. 15. yüzyılda camiye çevrilmiştir.

Atik Mustafa Paşa Camii – Camiye çevrilmeden önceki adı bilinmemektedir. Ayvansaray semtindeki yapı II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiştir.

Vefa Kilise Camii – Eski adıyla Ayios Teodoros. Vefa semtindedir. Fatih Sultan Mehmed döneminde camiye çevrilmiştir.

Gül Camii – Eski adıyla Ayia Teodosia. Ayakapı’dadır. 1499’da kiliseden camiye dönüştürülmüştür.

Kariye Müzesi – Eski adıyla Khora Hristos Sofiras. Edirnekapı’dadır. II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiş, 1948’de müze haline getirilmiştir.

Kalenderhane Camii – Eski adıyla Yeotoks Kiriotissa. Veznecilerdedir. Fetihten sonra dinî ve sosyal amaçlara tahsis edilmiş, 18. yüzyılda camiye çevrilmiştir.

İmrahor Camii – Aya İoannes Prodomos. Yedikule semtindedir. II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiştir.

Hırami Ahmet Paşa Mescidi – Eski adıyla Ayios İoannis. Çarşamba semtindedir. 1586’da camiye çevrilmiştir.

Küçük Ayasofya Camii – Eski adıyla Aya Sergios ve Bakos kilisesi. Çatladıkapı’dadır. II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiştir.

İsakapı Mescidi – Eski adı bilinmiyor. Cerrahpaşa’daki yapı 1560’larda camiye çevrilmiştir.

Kefeli Mescidi – Eski adı bilinmiyor. 1626 yılında mescide çevrilmiştir. Karagümrük’tedir.

Sancaktar Mescidi – Eski adının Gastria olduğu sanılıyor. Cerrahpaşa’dadır.

Manastır Mescidi – Eski adı bilinmiyor. Topkapı yakınlarındadır.
Bodrum Camii – Eski adıyla Mireleon Laleli’dedir. 15. yüzyılda camiye çevrilmiştir.

Arap Camii – Eski adıyla Aziz Dominik katedrali ve Aziz Pavlus şapeli Galata’dadır. Fetihten sonra camiye çevrilmiştir.

Kümbet Camii – Kars’ta Ermeni kilisesi olarak 10. yüzyılda yapılmış, ilk olarak 1064 yılında camiye çevrilmiştir. 1964’te müze haline getirilen bina 1993’te yeniden cami oldu. (Kaynaklar Şennur Sezer-Adnan Özyalçıner, Üç Dinin Buluştuğu Kent İstanbul, İnkılâp Y. İst. 2003)

Anadolu topraklarında yüzlerce kilise ve Alevi dergâhları yıktırılmış çoğunun yerlerine ve bitişiğine bilinçli olarak cami yaptırılmıştır. Karaca Ahmet Dergâhına yanında cami yapmışlar. Şah Kulu Dergâhı yanına cami yapmışlar Hacı Bektaşi Veli Dergâhına bakın yanına minare diktiler. Alevi köylerin çoğuna cami yaptırıldı.

Recep Tayip Erdoğan’ın söylemleri bize tarihimizi yeniden hatırlatıyor. Osmanlı tarihine baktığımızda ne zaman hoşgörülükten bahsetmişseler, arkasında katliamlar yapmışlardır. Bugün ise Alevi toplumu yeni bir katliama hazırlıklı olmalıdırlar. Osmanlı zihniyeti yeniden hortlamaya devam ediyor. Osmanlı hoşgörüsü, Anadolu topraklarında yaşayan Kürtler ve Aleviler dışındaki bütün dil ve inançları yok etmiştir. Bugün ise Kürtleri ve Alevileri yok etmek için Recep Tayip Erdoğan sinsice yeniden Osmanlı zihniyetini devlete hâkim hale getirmek istiyor. Bunu görmek için kâhin olmaya gerek yok.

Bugün Osmanlı hoşgörüsü yine işbaşında… Kürtleri imha etme politikası ilerici aleviler tarafından boşa çıkarılmıştır. Aleviler artık eski aleviler değil. Osmanlı oyunlarını bilen bir alevi gençliği yetişmiştir. Bundandır ki alevi gençliği Kürt halkının haklı savaşını desteklemektedir. Halkların kardeşliğini savunan, haklının yanında olan, zalimin karşısında dimdik duran bir alevi gençliği yetişmektedir.

Osmanlı torunları ve onun uzantıları yeni senaryolar hazırlamaktalar. Bölücü, bencil ve bilinçsiz insanları dine göre ayırıp kendi kuş beyinlerine soktukları dini başkalarına da dayatması, başka insanların inancına, ibadetine saygı duymayıp, ibadet yerlerini yıkmayı, kapatmayı düşünen bir anlayış Tayip Erdoğan’la birlikte hortlanmıştır. Böylesi insanların orda burada “Ben Müslüman’ım” diye gezip hava atması katliamlara davetiye çıkarıyorlar. Bu anlayışın kendisinden, Müslümanlığından ve insanlığından da şüphe ederim.

Sorulması gereken soru. Kiliseleri ve Alevi dergâhlarını camiye çevirenler ne kadar hoşgörülü olabilirler. Camiye çevrilen kilisede namaz kılmak caiz olabilir mi? Hani sizler hoşgörülüydünüz. Hani sizler bütün inançlara saygılıydınız. Hani sizler Müslüman’dınız. Orada ibadet edenler Müslüman olabilirler ama asla insan olamazlar. Osmanlılar asla hoşgörülü değildi. Osmanlılar katil, cani, halkları birbirlerine kırdıran, zorba, ırkçı faşist bir anlayışa sahiplerdi.

Osmanlı anlayışı Anadolu topraklarında silinmediği sürece Anadolu halkları bir arada yaşama şansına sahip olamazlar. Recep Tayip Erdoğan zihniyeti şunu anlamalı, Aleviler var oldukça Kürtleri yok edemeyeceklerdir! Önümüzdeki süreç aleviler açısında sancılı olacaktır. Yeniden Aleviler hedef tahtasına konulacaktır. Aleviler bu oyunları boşa çıkarmak için Halkların kardeşliğini öne çıkararak Kürt halkıyla birlikte hareket etmelidirler. Kürt halkı da duyarlı olmalı bu sistemin Alevilere yönelik katliamlarına alet olmamalı.

Haydi, Aleviler, haydi Kürtler tarihi bir fırsat yakalanmıştır. Bu ülkede kardeş kanının, akmasını istemiyorsan, Kürt ve Alevi katliamlarının bir daha yaşanmasın diyorsan, dilini inancını yaşamak istiyorsan, Osmanlı oyunlarını boşa çıkarmak için birlikte hareket etmek zorundasın.
Barış Aydin

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın