EHL-İ BEYT KÜLTÜNÜN TARİHSEL KÖKENİ (2)

EHL-İ BEYT KÜLTÜNÜN TARİHSEL KÖKENİ (2) EHLi BEYT KuLTuNuN TARiHSEL KoKENi  2

Alevi toplumunun kutsadığı Kerbela’ya atfedilen “Ma’tem” kültü ile “Ehl-i Beyt” Kursal Aile kültü özdeştir. Zira Ana Tanrıçanın ölüm günlerinde fantezi türü yiyecek ve içecek kullanılmaz yas tutulur, Ana Tanrıça ya atfen kadının bulunduğu her yer ve mekan kutsanırdı. Kutsal Aile kültü, kadının kutsandığı Ana Tanrıça çağından beri tarihsel evrim sürecinde farklı adlarla günümüze taşınmış, baskın İslami kültür altında İslam peygamberi Muhammet’in kızı “Fatma” adı örtüsü altında sır edilmiştir. Fatma Ana’dan geriye doğru Anadolu’nun kronolojik Ana Tanrıça tarihine göz atmak, Aleviliğin kadim Kutsal Aile (Ehl-i Beyt) kültüyle bağını ve ilişkisini göz önüne serecektir.

Kibele veya Kybele (Magna Mater: Tanrıların anası), Anadolu kökenli bir ana tanrıçadır. Ana tanrıça inancı, birçok kültürde farklı isimlerle yer alır. Yunan anakarasında Rhea, özellikle Roma dönemi Mısır kültüründe İsis ve Yunan adaşı gibi bekaretle değil, doğurganlık ve bereketle ilişkilendirilen Efes Artemis’i (İyon Kibelesi), belli başlı ana tanrıça figürleridir.

Hıristiyan dininin “Kutsal Ruh, İsa ve Meryem” üçlemesinde ki (Teslis) Meryem Ana, Kadim Ana Tanrıçanın makamına oturtulmuştur. Tarihte, Akdeniz çevresinde, Asya’da ve kuzey ülkelerinde birçok kültür ve uygarlıkta çeşitli isimlerle anılan bir Ana Tanrıça kültü ile karşılaşmak mümkündür. Anadolu’da yapılan kazılar, Ana Tanrıça figürünün MÖ 6500 – 7000’lere kadar dayandığını ortaya çıkartmıştır. Analığı, üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve dolayısıyla bereketi simgeleyen Ana Tanrıça ayakta, oturmuş ya da uzanmış olarak betimlenir; düzgün vücudu her zaman tasvir konusudur.

Anadolu’da Kibele’yi baş ilahe (Ana Tanrıça) olarak kabul eden bir topluluğun vecde dayalı bir organizasyon biçimini Frigyalılar döneminde kazandığı sanılmaktadır. Eski metinler Koribantlar denilen Frigyalı Kibele rahiplerinin psişik yeteneklere sahip olduklarını, tılsımlı taşlar kullandıklarını ve kendilerini hadım ettiklerini bildirmektedir. Enerjik etkinliğe sahip olduklarına inanılan bu tılsımlı taşlardan en ünlüsü vaktiyle Pessinus’ta (Eskişehir) bulunan, Kibele kara-taşı olarak bilinir. Friglerde bereket ve çoğalmanın simgesi olmuştur.

Bu inanış daha sonra Yunanlara ve Araplara geçmiştir Kybele inancı daha sonraki uygarlıkları da büyük ölçüde etkilemiştir. Özellikle Yunan ve Roma mitolojisinde, Frigya dönemindeki bazı tapınma ritüelleri aynı formda kültik olarak devam etmiş, Kibele’nin özellikleri farklı tanrı ve tanrıçalarda yeniden hayat bulmuştur. Bunun en bilinen örneği Yunan mitolojisindeki Artemis’tir; Artemis Roma mitolojisinde Diana adını almıştır. Kybele inancı daha sonraki uygarlıkları da büyük ölçüde etkilemiştir. Özellikle Yunan ve Roma mitolojisinde, Frigya dönemindeki bazı tapınma ritüelleri aynı formda kültik olarak devam etmiş, Kibele’nin özellikleri farklı tanrı ve tanrıçalarda yeniden hayat bulmuştur. Kybele, edebiyatta en çok sözü edilen tanrıçalardan biridir.

Özellikle Romalı yazarlar Kybele’den çok sık bahsetmişlerdir. Baş tapınak anlamında ki “Kıble” sözcüğü Kybele kavramının bir türevidir. Pessinus Mabedi’nde Ana Tanrıça Kybele adına her sene düzenlenen şenliklerde de bu tapınakta rahip olmak isteyen erkeklerin hadım edilmesinin ve kesilen cinsel organlarının bir çam ağacı altına gömülmesinin kökeni budur. Bu inanış daha sonra sami ırkında (Arap ve Yahudiler) cinsel organı değil ama ucunu kesme (sünnet olma) şeklinde günümüze kadar devam etmiştir.

Devam edecek

Bekir Özgür 03 Kasım 2015.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın