ALEVİLİKTE KÖKLÜ BİR “DEVRİM” ZORUNLUDUR

ALEVİLİKTE KÖKLÜ BİR “DEVRİM” ZORUNLUDUR.

(Feramuz Acar / 17.11.2015)
‘’’’Biz cemlerde; Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin diye dizimizi dövüyorduk, şimdi ne diye döveceğiz? ‘’’

alevilikte devrim zorunludur1

Daha Allah ile Cihan yok iken, diye tarihini VAR-lıkla başlatan, Alevi yol erkânında bugün köklü bir devrim zorunludur. Alevilerin Can dedikleri, hak dedikleri, ŞAH dedikleri; 4 Cevherde uyuyan, bilim ağacında uyanan, Turu-Anka kuşu gibi ALEVlenip uçan, kendi küllerinden yeniden parlayan ALEV, karanlığa IŞIK,üreten KAMİLİ İNSANın eli 5 parmağı EMEKti, gönlündeki AŞTIK. Milyonlarca yıl âlemde dolanmış konacak bir mekân aramış, sonunda NİL balçık deryasında sivri piramit şeklinde BeşTaşın tepesine konmuştu. Ve canını (ruhunu) 4 köşeden 4 unsura salmıştı. Kendisi 5’ci ŞAHtı Devri daimini tamamlayınca da, küllerine mezar olacak O sivri beş-taş yığının tepesinden yine ŞAH-RA’ya yükselecekti.

Bu âleme çok ‘’insan’’ nesli geldi geçti, yok oldu. Bugün ayakta kalan, yaşayan insan neslinin DNAsı Afrika’nın ortası NİL nehri boyundan bundan yaklaşık 40 bin yıl önce toplayıcı ve avcı topluluklar olarak dünyaya dağıldı. Ve 14 bin yıl önce Anadolu’da, Urfa GöbekliTepe’de yerleşik yaşama geçip, tarım ve hayvancılığa başladılar. Güneşi ayı yıldızları izleyip, tarım için çok önemli olan 4 mevsimi 12 ayı, (12 burcu) takvimi keşfettiler. Güneşi, Ayı, 12 burcu kutsayıp ilk inanç merkezlerine sembol olarak 12 post, 12 hizmete yerleştirdiler. Aynı zamanda Güneş erkeği, Ay kadını, 12 burç (Zühre ŞAH-yıldızını) çocukları geleceği temsil ediyordu. Güneş tanrısına ‘’RA’’ diyen eski Mısırlılar Orion yıldız grubundaki en parlak yıldızın Güneş’ten daha büyük olduğun keşfettiler ve ona ‘ŞAH-RA’ dediler.

Anadolu’ya gelip yerleşik yaşama geçen insanlar, binlerce yıl birlikte üretip, birlikte yediler, yaşam için gerekli olan 4 unsuru havayı ateşi, suyu, toprağı ve canlıları, doğa anayı, ağacı, kuşu, ocağı, ateşi, insanı emeği kutsadılar. Ellerindeki bilim ağacından çubuğu (asayı) Pİ ölçü birimi yapıp, ölçüp biçip çok HIRKA dikip, Çok mekân evler Pir-A-mitler inşa ettiler. Canı, (ruhu) yanıp küllerinden yeniden doğup, devridaim eyleyen anka-turna kuşu ile özleştirdiler, abı hayattan dem alıp, devri âleme derviş oldular.

Hazreti Şahın avazı,
Turna derler bir kuştadır,
Asası Nil deryasında,
Hırkası bir derviştedir,

Pir sultanlar böyle çalıp söyleyip, turnalar gibi semah eyleyip, kolektif mutlu bir yaşam sürdüler. Taaki köleci toplum ve onların tek tanrılı dinleri ortaya çıkana kadar.

Köleci toplumla birlikte, DoğaAna inançlarının yerini, erkek egemenliğine dayalı tek tanrılı (sakalı Âminin) semavi dinleri aldı. Hava ateş su toprak, 4 kapıda can, insana dayalı Alev-İ BeşTaşi, inanç öğretisi yüzyıllardır semavi dinlerin baskı, zulüm, katliam ve asimilasyonu altında kaldı. Buna rağmen, Karmeti, Mansur, Hasan Sabah, Baba İshak oldular, Kadıncı ananın kapısına yapısına Hace BeşTaş’ oldular, BedRedDin, Kalender, PirSultan, Celali oldular, Osmanlı ya karşı 150 yıl gerilla savaşı verdiler.

Sünni Osmanlı, Şii-Sefavi çatışmasında, taraf olmak, Alev-i’leri İslam batağının içine sürükledi. Anadolu Alevi Bektaşi Kızılbaş ocakları dergâhları, 1826 katliamdan geçirilip yasaklandı. Ve tekrar 1925 yılında TC tarafından yasaklanıp 1938 de katliamdan geçirildi.
72 millete bir bakmayan bizden değildir diyen Aleviliği Alevileri, Orta Asyadan geldik diye, zorla tek din, tek dil Türk-İslamlaştırmaya kalktılar. Halbuki Aleviler Anadolunun yerli halkıdır. Urfa Göbeklitepe’ya, Dersim’de binlerce yıllık üzeri saz motifli mezartaşlarına bakın. Ege’de Burdur yakınlarında yapılan bir kazıda çalışan Tahtacı Alevi köylülerle, kazıda bulunan 6 yıllık cesedin DNA’sı aynı çıktı. Bu insanlar inançları vs. ile en az 6 bin yıldır bu topraklarda yaşıyor. İslam dediğin dünkü çocuk Anadoluya gireli 900 yıl olmuş.

Hem Osmanlı, hem T.C. tüm Alevi kaynaklarını yaktı, manipüle etti. Aleviliğin en sağlam kaynakları ozanlarımızın deyişleri, bu ozanlar adına sahte deyişler yazıldı. Örnek Pir Sultan mahlası ile deyiş yazan 7 tane ayrı Pir Sultan var. Yunus Emre ve diğer ulu alevi ozanlarıda öyle. Bazı deyişlerde islam çok sert bir dille eleştirilirken, diğerlerinde
“Pir Sultan Abdalım ölürüm deme,, Kıl beş vakit namaz kazaya koma’’ vs.
diye sahte deyişler yazıldı. Bir yanda,, ‘’Çıkmış islam bülbülleri,, Öter Allah deyü deyü, şeriatcı sahte Yunus Emre diğer yanda.
‘’’Gayridür her milletten bizim milletimiz
Hiç dinde bulunmadı din ü diyanetimiz
Bu din ü diyanette yetmiş iki millette
Bu dünya ol ahrette ayrıdur ayatımız.
‘’Hakikatın kafiri Şer’in evliyasıdır’’ diyen Kızılbaş Yunus var.

Herşeye rağmen Canlar Dersim’de Şehri Rıza oldu, Bismi ŞAH deyip, Mansur darına durdu, EnelHAK dediler, semavi dinlere ve onların Allahına Kitabına Peygamberine, Padişahına, Ataputuna yine boyun eğmediler.

Maraş, Çorum ve ardından 2 Temmuz 1993 Sivasbela katliamı, Anadolu Alev-i Kızılbaş toplumu için bir milat oldu. Kemalistlerin dünyanın ‘’en ılımlı’’ ‘’ en Laik’’ İslam ülkesi diye bize yutturduğu i-layık Türkiye’de, Aleviler Allah Kuran Peygamber (AKP) adına diri diri yakıldı. Aleviler olarak 1993’ten sonra kendi bağımsız derneklerimizi kurmaya başladı. TC devleti hükümetleri de, yaz Siz bunları Şii’leştirin, Ya biz Sünni’leştirelim diye, Şii-Sünni İslam, İzzetDincileri kullanarak Alevilere karşı top yekûn yeni bir asimilasyon kampanyası başlattı.
2 Temmuz 1993 sonrası ilk kitlesel kurumlarını (dernek cemevlerini) doğal olarak VAR-olanla; İlkokul eğitimi bile olmayan dedelerle, resmi (Türk-İslam faşist) sistemin Alevilikle ilgili yazdığı kitaplara dayanarak başlamak zorunda kaldık. Öncelikli hedefimiz amacımız; 1. Tüm Alevileri bir çatı altında toplamak. 2. İslam’ın abdest suyu ile iyice bulandırılmış olan Aleviliğin ne olup olmadığını belirlemek Aleviliğin tanım ve tarifini yapmak. 3. Devlet ve resmi inanç tarafından gasp edilmiş, belirlediğimiz Alevilerin 15 hak ve talebi kazanmak geri almaktı. Sivas katliamından bu yana 22 yıl geçti, maalesef Alevi toplumu ve kurumları, bu 3 ana konuda 1 adım yol alamadı.

  1. Evet, Türkiye’de Avrupa’da (içeriği niteliği tartışılır) binlerce Alevi derneği, cemevi kuruldu, fakat aralarında bir birlik koordine ortak Alevilik anlayışı ve ortak çalışma, bir birlik yok. Ve halen Alevilerin büyük bir çoğunluğu hiçbir Alevi kurumuna üye değil. Buda yetmezmiş sistem, AKP ve diğer siyasi parti kendi Alevi derneklerini kurup bir de o yönden Alevi toplumu parçalanıyor.
  2. Aleviliğin ne olup olmadığı konusunda da ortak bir tarif tanımlama ortak bir Alevilik anlayışı sağlanmış değil. Bir gurup çıkmış biz İslam’ın özüyüz diyor. Diğeri İslam’ın bir mezhep tarikatı olarak görüyor. Bir diğeri Alevilik Türklerin, Kürtlerin Arapların, Farisilerin öz İslam anlayışı diyor. Diğerleri Alevilik semavi dinler dışı, kendine özgü bir inanç öğreti, felsefi kültür vs. diyor.

  3. Ve 22 yıllık mücadelede, Alevilerin 15 hak ve talebinden hiç birisi kazanılmış değil. Ne Alevi inanç öğretisinin Türkiye’de resmi olarak tanınıp anayasal güvenceye alındı. Ne Laikliğin gereği Devlet diyanet kurumu ve Zorunlu din dersleri, kaldırılıp her inancın kendi kendini yönetip, eğitimini kendi verdiği, kendi giderini kendi karşıladığı bir sisteme geçilmedi. 15 talepten sadece Madımak oteli kamulaştırıldı, fakat Alevilerin istediği şekilde ‘’utanç müzesi’’ yapılmadı. CEM evlerinin statüsü AIHM ‘de kazanıldı, fakat TC’de halen yasal statüye geçirilemedi. Yasal temeli olmadan açılan cemevlerinin de %98 minaresiz cami veya ataput tapınağımdan farkı yok.

(Avrupa’da nispeten bazı haklar, örnek Almanya’nın bazı eyaletlerinde okullarda Alevilik dersi vs. elde edilmiş olsa da, Avrupa’daki kurumlar ve bu derslerin içeriği de İslam kokuyor.)

Sonuç olarak 3 aşağı, 5 yukarı, 22 yıl önceki başladığımız noktadayız. Ve dün olduğu gibi bugün de yoğun asimilasyon AKP=İŞİD katliamları ile karşı karşıyayız. Aleviler kendileri, hiçbir tartışmaya yer bırakmadan açık net İslam’dan ayrı kendine özgü bir inanç öğretisi olduğunu tarif etmedikleri sürece, hiçbir HAK elde edemeyecek, hep birileri Aleviliği tarif etmeye kalkacaktır. AKP’nin sözde ‘’Alevi Açılımından’’ ortaya çıkan da bu oldu. Alevi kurumları biz İslam’ı söyle böyle yorumluyoruz diye gittiler. Hükümet ve hukuk ta; Çoook güzel, İslam’ı Hanifi, Şafi, Maliki, Hambal, Cafferi, değişik yorumlayan mezhepler tarikatlar çok, fakat hepimizin İSLAMIZ, inanç merkezi CAMi, buyurun camiye dediler. Uyarıp önermemize rağmen 40 kişilik olsun bir Alevi Kurumu çıkıp ta, ‘’Biz İslam Müslüman değiliz’’ deyip. Anadolu Alev-i-Bektaşi-Kızılbaş inancımızın kendine özgün bir inanç olarak, Türkiye’de yasal olarak tanınması (yasal güvence altına alınması) için bir başvuruda bulunmadı.

1993’ten bu yana Alevi örgütlenmesinin içinde olduğumu bilenler, doğal olarak ‘’Feramuz’’ sen ne yaptın veya niye yapmadın diye sorgulayacaklar. Yapmadı değiliz yaptık. Danimarka Alevi federasyonu başkanı iken Aleviliği İslam’dan ayrı kendine özgü bir inanç olarak tarif edip, resmi başvuru da bulunup, dünyada ilk kez bir ülkede (Danimarka’da) Alevi inanç öğretisinin 25 Ekim 2007 tarihinde resmen tanınmasını sağladık. Bu başvuruyu Avrupa’daki bazı Alevi federasyonları da örnek aldı. Bu başvuruda Aleviliğin 1500 yıllardan İslam’ın şerrinden korunmak için Allah, Muhammed, Hz. Ali, Ehlibeyt, 12 İmam, Kerbela gibi bazı İslami terimleri kendine perde edinmesi, sembolik olarak kullanmasına rağmen. Aleviliğin tanrı ahiret anlayışı, etik kural, somut ibadet, gelenekleri ile İslam’dan tamamen ayrı, doğayı insanı canı kutsayan, kendine özgün bir inanç öğretisi olduğunu açıkça geçmekte.

((NOT: Alevilikte, her ne kadar biz kendimize özgün yorumluyoruz dense de: Allah – Muhammed- Halife Hz. Ali, Ehlibeyt, 12 İmam, Kerbela gibi, İslami sembolik yorumları ‘’perdeleri de’’ kökten kaldırmalıyız, çünkü bunların kafa bulandırmaktan başka bir işlevi yok. Hepsi İslam şeriatını sonuna kadar uygulamış, hiç biri Alev-İ yol erkânı, cemine katılmamış, bu yönde bu yol bir hizmet vermemiştir.))

Fakat somut yaşamda bu İslam’dan ayrı konumu, hayata geçirilemedi. Çünkü 4-5 nesildir Şii İslami asimilasyonu ile beyinleri sulanmış dedelerin bunu yapacak kapasitesi ve cesareti yoktu. Olan çağdaş ilerici dedelerimde bir an önce Alevi kurumlarından uzaklaştırıp yerine ‘’asimilatör’’ dedeler getirildi.
Öyle ki bu dedeler bir Alevi cenaze erkannamesi hazırladı: Erkanname, bir can öldüğünde hemen başını kıbleye (kabeye) çevirin ve Fatiha duası okuyun diye başlıyordu. Sağ iken başını kıbleye çevirmemiş kızılbaşın başını, ölünce kıbleye çevirdi bu ‘’imam dedeler’’. Bir AKM de Cem yürütmesi için inanç kurulundan bir dede çağırıyorsun. Bir kelime Arapça bilmiyor, ceme koltuğunun altında Kuranla gelmiş, Arapça ayet okuyor. Cemde sözle sazla deyişle peygamber Muhammedîn 40lar cemine alınmadığını anlatıyor. Öbür taraftan her sözünü, peygamber efendimiz Muhammed Mustafa, vs. diye başlatıp ben evladı resulüm diye bitiriyor. Peygamberin giremedi ceme, peygamber soyundanım diye girip posta oturuyor. Cemde ‘’Sakka suyuna’’ Arapça dualar okuyarak tu tu diye tükürüp, parmakları ile suyu karıştırıp, onu cemde canlara içirmeye kalkıyor vs. vs.. rezilliğin hangi birini sayayım.

Aynı şekilde 72 millete bir bakmayan bizden değildir diyen bir yolda, Alevilikle ilgili olmayan Aleviliği yasaklamış Alevileri katletmiş Atatürk resminin Alevi kurumlarında kaldırılmasını istedim. Kürt kökenli Alevilerin Alevi kurumların alınmamasını eleştirdim. uzaklaştırılmasına karşı çıktım. Bu dedelerin ve derneklerin federasyonlardan atılmasını talep ettim. Alevi kurumlarındaki bu milliyetçi Türk-İslamcı anlayıştan rahatsız olan 40’canın Devrimci Aleviler Birliği (DAB) adıyla yayınladığı; ‘’Kamili insanlık yoluna Alevi kamuoyuna’’ başlıklı çağrıya bende imza attım. Bunlardan dolayı ‘’Alevi Asimilatörler’’ birleşip beni Alevi kurumlarından atmaya kalktı. Bizde ‘’Alevi Asimilatörler’’ boyun eğmedik, rest çekip ayrıldık.

Fakat, açık gizli İslamist, ırkçı milliyetçi (Kemalist) olamayan Alevi kurumları ile bir sorunumuz yok.
Her şeyin bir ölçüsü vardır, ağırlık kilo, uzunluk metre ile ölçülür. Aleviliğin ölçüsü bilim ve sevgidir. Bu ölçüye uyan, her can her insan, her Alevi kurumu, bizim yoldaşımızdır.

((Bazı sözde demokratik, Alevi Federasyon yöneticilerinin, Bilim ve Seviğiyi ölçü olarak almış DAB’ı düşman gösterip; AKM’lere, DAB’tan uzak durun diye, mektup göndermeleri, var olan alavi kurumlarının içinde oldukları ”bakar kör” çıkmazı göstermektedir.))

Bu yıl 2015 Eylül ayında bazı duyarlı canların başlattığı, Alevilikte YENİ YOL ERKAN toplantısı için, Türkiye’de idim. Fethiye’de Tahtacı Alevi yaşlı bir amca ile tanışıp muhabbet ettik. Alevilikle ilgili söyledikleriniz doğru haklısınız, katılıyorum, fakat – ‘’’Biz cemlerde Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin diye dizimizi dövüyorduk, bundan sonra ne diye döveceğiz? ’’’ diye haklı olarak sordu. Amca artık dizimizi döğmeyeceğiz, ağıt yakmak yerine, insanlığın bugünü yarınına IŞIK UMUT olacağız diye kısaca cevapladım. Fakat amcaya katılıyorum, somut olarak eskinin, yanlışın yerine, yeni bir Yol erkanname ortaya koymalıyız.

Bugüne kadar Benim veya Senin ne yapıp yapmadığının pek anlamı yok, çünkü sonuçta Alevi toplumu olarak vardığımız nokta: O sıfır, elde var sıfır, aynı başlangıç noktasındayız. TÜM ALEVİLER, yoldan çıkmış Aleviliği, Yoluna, özüne döndürüp, bugün ve yarınlarımıza ışık tutacak bir şekilde, Birlikte Alevilikte köklü bir reform ‘’devrim’’ yapmalıyız.

Bu güne kadar birçok Pirin, yoldaşın dile getirdiği, Alevilikte öze dönüş, çağdaş somut köklü reform ‘’devrim’’ önerilerine bir sonraki yazımda değineceğim.
Üyesi olduğum Devrimci Aleviler Birliği (DAB) bu öneriler akağadaki başlıklar atında özetlemiş durumda, bende canı gönülden katılıyorum.

  1. Benim kâben insan diyen Alevilik; Sünni-Şii İslam dışı, kendine özgün bir inanç öğretisi, insanlık yoldur.
  2. 72 millete bir bakmayan bizden değildir diyen Alevilik; Türk Kürt vs. ırkçı milliyetçi, Kemalist vs. değildir.
  3. Yârin yanağından gayrı her şey ortak diyen Alevilik; emekten yana, sosyal paylaşımcı, devrimci sosyalisttir.
  4. Erkek dişi birdir bizde, noksanlık eksiklik senin görüşlerinde diyen Alevilik; kadın erkek eşitlikçidir,
    kadınlar da Pir postuna oturmalıdır eş başkanlık uygulanmalıdır.
  5. Börtü böcek bütün evren Semah döner diyen tüm varlığı doğayı hak bilen Alevilik; çevreci ekolojik dengecidir.
  6. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyen Alevilik, dogma dayatmacı değil, bilimsel, sorgulayıcı, eğitici, geleceğe, gençliğe yönelik, dinamik, değişimcidir.
  7. Yoğun asimilasyondan dolayı bugün; Alevi yol erkânında köklü reformlar, ’DEVRİM’ gereklidir.

Alevilikte DEVRİMİ Tüm Alev-İ-ler Birlikte Yapacağız.

Feramuz Acar / 17.11.2015

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın