Alevilik Din Değildir (5)

10993403_1602859169947381_7997492607316742707_n

Alevilik Din Değildir (5)

Alevi örgütlerinin çalışanları saygı değer ve çalışmaları da toplumu örgütlü boyuta, toplum bilincini hayli yüksek seviyeye taşımıştır. Aleviler üzerinde asırlarca süren baskıya karşı başkaldırı, katliamların zihinlerde yarattığı korku duvarını yıkmak, dede-talip ilişkisi içinde dar kapsamlı topluluk yapısını örgütlü toplum boyutuna ulaştırmak kolay bir iş, basit bir marifet değildir. Aleviliğin bu objektif sosyal ve zihinsel gelişmişliği gerçeğini tespit etmek, bu gerçekliğin oluşmasında emeği bulunanların hakkını saygıyla teslim etmek, emeğe saygının gereğidir.

Bu görkemli başarılar, Alevi örgüt yönetici ve çalışanlarının hatasız ve zaafsız olduğu anlamına gelmez. Ülkenin iktisadi ve siyasal sisteminin yarattığı ahlaksal olumsuzlukların, özellikle de milli eğitim, Diyanet vb. kurumların Türkçü-İslamcı propaganda bombardımanının etkisi altında ki toplumun bireyi olan Alevi örgüt yöneticileri de, zihinlerinde bu olumsuzlukların izlerini taşımaktadır.

Sistemin pisliği diyebileceğimiz zihinleri körelten, gereksiz ve zararlı bilgi kütlesinin cenderesinden çıkabilmek, izlerini zihinlerden silmek ısrarlı, planlı ve bilinçli mücadele gerektirir. Bu anlam ve bağlamda en ileri ‘Aydınlarımız’ dahi kadüktür. Bu noktada kimseyi suçlamıyorum. Fakat Kemalizm adı altında ki İttihat ve Terakki siyasi akımının zihnimize yerleştirmiş olduğu Türkçü-İslamcı fikirlerin, söylemlerimize nerede yansıdığını, bizi ne tür hatalara düşürdüğünü sıkça sorgulamamız gerektiğini düşünüyor ve ilgililere öneriyorum.

Alevi örgütlerinin ortak görüşü olan ‘Eşit yurttaşlık hakkı’ başlığı altında dile getirilen 8-10 maddelik taleplerin dile getiriliş tarzı, halk algısında, bunların müsebbibi olan ceberut devletten beklenti halini almıştır. Dehşet verici bu algı, hiç şüphesiz içeriği muğlak söylemlerle oluşmuştur. Alevi örgüt yöneticilerinin dilinde anlamı bulanık, niyet ve amaçla örtüşmeyen ve yanlışa götüren önemli söylem hataları var. Söyleme yansıyan bu zihinsel bulanıklığın kaynağı, sorunlara yaklaşımda ki düşünce tarzının bilimsel olmayışıdır.

Alevi örgüt yöneticilerinin “Cem Evleri ibadet yerimizdir, yasallaşmalıdır” talebi, Cem ritüellerinin Şii-İslam niteliği ve mevcut işleviyle, devletin Aleviliği dinleştirme politika ve planı örtüşmekte olduğu ve ona hizmet ettiği görülmeli, bu sinsi planın tuzağına düşülmemeli; bu oyun önce, örgütün yetkili zihinlerinde bozulmalıdır.

Diğer bir dizi yanlış, mitinglerde başlara sarılan “Ya Ali” bantları Alevi mitingine Şii-Caferi görüntüsü vermektedir. Miting alanını dolduran yüz-binlere dinleti olarak devrimci sanatçı ve marşları kenara koyup, türkücülere söylettirilen ve günün anlamına uymayan Şii-İslam içerikli nefesler, alanı devrici sloganlarla çınlatan devrimci, dinamik gençliğin ruh haliyle ne kadar örtüşüyor? Hesabı yapılmalıdır.

Alevi Dergâhlarını kapatan Mustafa Kemal ve İslam Şeriatının kanlı kılıcı Ali posterlerinin Miting sahnesine ve çevresine asılmasının nedenleri mutlak sorgulanmalıdır. Miting sahnesinden “CHP milletvekili, yöneticisi falanca” duyurusu, bu filancalara sahnede söz hakkı verilmesi, Alevi örgüt yöneticilerinin ceberut siyasal sistemin ideolojisinden kopmadıklarını, onlardan ve oralardan siyasi beklentileri mi var? Sorusunu çağrıştırmaktadır.

Bu anlayış içinde ki yöneticiler, kanalizasyon borusu almak için köyüne cami yaptıran Alevi muhtarlara, “Devletin asimile politikasına hizmet ediyor” derken, Aleviliği bir asırdır yok sayan CHP’li siyasilerle sürekli göz temasında olmaları, asimilasyona karşı söylemlerinde ne derece tutarsız oldukları açığa çıkmaktadır. Herkes külahını önüne koyup, nerede yanlışa düştüğünü, doğruyu nasıl yapacağını sorgulamasını önermek, yetkililere sorumluluğunu hatırlatmak bir görevdir.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın