Alevilik Din Değildir (4)

10993403_1602859169947381_7997492607316742707_n

Alevilik Din Değildir (4)

Dinsel boyutu olsun veya olmasın herhangi bir sosyal yapıyı inceleme söz konusuysa, onun oluştuğu coğrafyada ve tarihsel evrede ki mülkiyet sistemini, bu maddi altyapıya tekabül eden siyasal üstyapı ve hukuk anlayışını temel alan yaklaşımla sorunu ele almak gerekir. Ancak bu yaklaşımla dönemin tüm toplumsal ilişkilerini, bu ilişkilerin yansıması olan töresel kültürleri maddi temeline oturtarak anlamakla, doğru ve gerçekçi veriler elde etmek mümkün olur. Tarihin sosyal ve kültürel oluşumlarını araştıranların çoğunluğu, maddi altyapı olan mülkiyet biçimine değinmeden yaptıkları çalışmalarda yalan üretmekten başka bir iş yapmıyorlar.

Aleviliğin ortakçı mülkiyet olgusunu, adil eşitlikçi tutkusunun ve dayanışma geleneğinin nedenlerini anlayabilmek için; üretimin ilkel, doğa afetleri nedeniyle verimin düşük, besin nesnelerinin toplum ihtiyaçlarını karşılayamaz olduğu çetin yaşam koşullarında, açlıktan kitlesel ölümleri aza indirmenin insan vicdanın öngördüğü tedbirler olarak algılanması, doğru ve gerçekçi bir yaklaşımdır.

Dinci ve ırkçı perspektifin esiri, egoist tutkuların saplantısı içinde ki tarihçiler, Aleviliğin, ne tür çetin yaşam koşul ve ortamında ekilebilir tarım arazisini ortak mülkiyet biçimi olarak benimsediğini, bu toplumun yarattığı siyasi erkin demokratik niteliğini, hukuk kurallarının adil ve eşitlikçi olduğunu, bütüncül bu ilişkilerin biçimlendirdiği toplumsal yapının ürettiği kültürel değerlerin ne anlam ifade ettiğini anlayamazlar.. Bu tip yazarlar, sınıflı toplum devletinin resmi görüşünün borazanıdır. Sözde bilim adına ürettikleri yalana dayalı senaryoların bedelini fazlasıyla alır, toplum sıkıntı ve sorunlar yumağı içinde kıvranırken, onlar tatil keyfi sürerler.

Türkçü İslamcı yazarlar arasında yer alan Alevi kökenli zevatın Alevilik adına yaydığı kirli bilgi, Alevi toplumunun zihnini karıştırmış, ufkunu bulanıklaştırmış, perspektifini daraltmış, yaratılan bu kafa karışıklığı ortamında -deyim yerindeyse- Aleviler kaybettiği Yol Erkânı bulma telaşı içine düşmüşledir. Baskıyla sindiremediği, katliamla yok edemediği Alevileri devlet, bu kaos ortamında kullandığı kınalı keklikler marifetiyle cem evi denilen mekanları ibadethane adı altında minaresiz camiye dönüştürürken, Aleviliğin de haksızlık karşıtı, emeği ve doğayı kutsayan özünü boşaltıp, hümanist değerlerden arındırıp dinleştirerek, böylece devlete karşı tarihsel bir beladan kurtulma planını aktif bir şekilde uygulamaktadır.

Alevi Yol Erkânının kurallarını tarihin derinliklerinde geliştiren ışık ehli Mürşitlere, ağır bedeller ödeyerek eğik bükük de olsa bu değerleri günümüze taşıyan dedelere hiç şüphesiz saygı duymalıyız. Ancak, aktüel cem evlerinin çoğunluğunda devletin asimile politikasına hizmet niteliğinde ki ritüelleri ve söylemleri marifet sanıp devam ettiren dede görünümünde ki misyonerlere saygı duyulmaz. Onların gerçek yüzü teşhir edilmeli ve o kutsal (*) mekânlardan uzaklaştırılmalıdır. Bu teşhir faaliyeti ve uzaklaştırma işi, Alevi örgüt yönetimlerinin öncülüğünde halkla birlikte gündeme alınmalı, asimilasyona karşı geliştirilecek hümanist değerlerle donanımlı söylemleri dillendiren dedelere sorumluluk verilerek görevlendirilmelidir.

Bu görüş doğru olmasına karşın, yaşama geçirilmesinin pek kolay olmayacağının bilincindeyim. Ancak bir sorunun çözümü için atılacak ilk adımın önemi büyüktür. Bu yönde girişimde bulunmak, tehlikeye karşı duyarlı ve sorumluluğu olan makamlarda bunuyor olmanın gereğidir. Yol Erkan yürüttüğünü zanneden dedeler “öldürülmesi gereken yılana süt verdiklerinin” bilincinde olmadıkları kanısındayım. Devletin asimile planının önemli bir uygulayıcısı olan aktüel dedelerin zihnini açacak ve onlara yön verecek, kabul etmeyenleri teşhir ve pir makamından uzaklaştıracak tek makamın, demokratik Alevi kurumlarının kolektif yönetim merkezi olduğunu ısrarla hatırlatmak isterim. Zira Alevi toplum yapısı içinde, örgüt yöneticilerinin sahip olduğu olanaklara dedeler sahip değil.

(*) ‘Kutsal’ kavramı, Alevi algısında dinsel bir muhteva taşımaz. Toplumsal kullanım değeri olan mekân ve benzer niteliğe sahip her şey ve yer Alevilikte kutsaldır Devamını Gör

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın