ALEVİLERDE EZBER BOZMAK!

ALEVİLERDE EZBER BOZMAK! sorgula

“Eğitim görmüş halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür; idare etmek kolay, köleleştirmek imkânsızdır” der, Lord Brougham

Tarihteki bütün sınıflı toplumlarda eğitim, egemen sınıfın ideolojisinin yeniden üretiminin ve topluma yayılmasının, kabul ettirilmesinin bir aracı olarak işlev görmüştür. Egemen sınıflar, hegemon konumlarını koruyabilmek ve bireyleri üretim ilişkilerine uygun olarak yetiştirmek için eğitimi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmışlardır. Bu bağlamda eğitim, egemen sınıfların ideolojik araçlarından biridir.

İnsanın kendi yaşamına yön verirken almış olduğu eğitim belirleyici oluyor. Kişi eğitimle kimlik bulur. Eğitilmemiş insan, kontrol altına alınamayan ateş gibidir, vereceği zararın boyutunu önceden kestirmek zordur. Eğitimsiz insan; toplum için en büyük tehlikedir. Yaşadığının farkına varma, eğitilmiş insana ait bir özelliktir. Eğitimsiz insan, hayatın anlamını bilmediği için, hayatı anlamından saptırır.

Eğitim kişiye okuduğunu, gördüğünü anlayabilme sorunları kazandırdığı tecrübeye dayanarak ya da kendi çözümünü üreterek çözebilme, analitik düşünebilme, bilmedikleri üzerine kafa yorma gibi çok sayıda yetenek katar. Ancak en önemlisi; kişinin eğitim süreci devam ettikçe yeni bilgilere ulaşması bu da benim bildiğim acaba ne kadar doğru sorgulamasına yol açmasıdır. Eğitimsiz insan bilmediği bir konuya ilgi göstermezken eğitim arttıkça okumaya, araştırmaya meyletmektedir. Çiçero’nun dediği gibi, “Kitapsız bir ev ruhsuz bir cesede benzer”

Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Okumanın ne yaşı ne de zamanı vardır. İnsan istediği zaman bir şeyler okuyabilir, öğrenebilir. Okudukça aydınlanır. Okumayan insanın kendisine has bir düşüncesi de olamaz. Dedesinden, babasından ne duyduysa onunla yetinir. Yeniliklere de kapalı olduğundan o toplumun gelişmesinin önünde engel teşkil eder. Okumayan insan masal ve hurafelerle günlük yaşamını dizayn etmeye çalışır. Kendi yaşamını kararttığı gibi çevresine de zarar verir.

Okumaktan söz etmişken yaşadığım ülke olan Fransa’nın 77 bölgesinde Hüseyin isminde bir dostumuz var. Paris ve çevresinde açılan AKM (Alevi Kültür Merkezi) çalışmalarına katılmış, maddi ve manevi katkılarını esirgemeyen emektar bir canımız. Bölgemizde Hakk’a yürüyen canlarımızın cenazelerini yıkar. Cenaze meydan duası verir. Kırk yemeklerinde dualar okur. Duaları Türkçe okumasına rağmen cami hocalarını aratmazdı. Zaman zaman gençler tepki gösterirlerdi. Hüseyin canımız ise “ben babamdan böyle öğrendim Kuran bizim kitabımız, ‘esas Müslüman biziz’” der de başka bir şey demezdi. Bundan dolayıdır ki Hüseyin can Aleviliğin İslam’la bir alakası olmadığını söyleyebilecek en son kişi olarak bilinirdi, en azından ben öyle bilirdim.

Yaklaşık iki hafta önce Paris’e giden trende Hüseyin’i kitap okurken gördüm. Öylesine dalmıştı ki tam da karşısında olmamıza rağmen bizi fark etmedi.
Yanımdaki arkadaşa: “Bak Hüseyin kitap okuyor” dedim.
Arkadaş: “Ne var bunda, Hüseyin kitap okuyamaz mı, sen bundan ne çıkarıyorsun?” dedi.
Bundan sonra karşınızda başka bir Hüseyin göreceksiniz!” dedim arkadaşa.
“Boşuna ümitlenme Hüseyin asla değişmez!”
Geçen hafta Hüseyin’in kaldığı bölgede bir arkadaşı görmeye gittim. Kafe’de arkadaşı beklerken Hüseyin arkadaş içeri girdi. Beni orada görünce sevindi. Sağ olsun saygıda asla kusur etmez. Merhabalaştık hal hatır sorduktan sonra, Hüseyin yerinde duramıyordu bir şeyler söyleyecek cesaret edip söyleyemiyordu.
“Hayırdır bir sorun mu var?” dedim.
Hüseyin gülerek “Barış abi sizden özür diliyorum, haklıymışsın” dedi, “biz aleviler Müslüman değilmişiz!”
“Bunu diyeceğini biliyordum”
“Nereden biliyorsun?”
“Seni trende kitap okurken gördüm”

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Osmanlı’nın devamı olan Kemalist sistem Müslüman inancın dışında başka inançlara eğitim hakkı tanımadı. Alevilik yasaklandı. Cemevlerinin kapısına kilit vuruldu. Alevi inancına ait bütün kaynaklar imha edildi. Bununla da yetinmediler. Alevileri Müslümanlaştırmak için yaşamları boyunca camiden çıkmayan şeriatçı on iki imamları Alevi inancın kurucusu olarak tanıttılar. Yetiştirdikleri çakma dedeler aracılığıyla “esas Müslüman biziz” diyerek Alevileri inandırmaya çalıştılar.

Yaşanan Alevilik yaşanması gereken Alevilik mi?

Katliamlarda kurtulmak için takiyye yapan Aleviler yağmurdan kaçarken doluya yakalandılar. Kültürel erozyona maruz kaldılar. Alevilik adına İslam karışımı bir yol güttüler. Bununla da yetinmediler “Alevilik bir inanç değil, bir kültür, bir yoldur” propagandasını etkin bir biçimde kullandılar. Bazı alevi aydınları da buna alet oldular. Gerçekleri bildikleri halde bedel ödemekten korktukları için takiyye yaptılar. Aleviliği değerlerinden uzaklaştırmaya çalıştılar. Devlet bunu fırsat bilerek Alevi köylerine cami yaptı. Milyonlarca Alevi’yi Müslümanlaştırdı. “4 Kapı 40 Makam” öğretisi yerine “kitabımız Kuran” dediler.

Alevilik insan, doğa ve ışık eksenli bir inanç olarak anlatılmasına rağmen pratikte yaşanılan Alevilik ile öğretilmeye çalışılan Alevilik aynı değildi. Tam bir tezatlık arz ediyordu. Alevi gençliği bunu sorgulamaya başladı. “4 Kapı 40 Makam” öğretisi ile Kuran’ı karşılaştırdıklarında yaşanan Alevilik Kuran değil “4 Kapı 40 Makam” öğretisi olduğunu, yaşanması gereken Aleviliğin de Alevilik değil İslam olduğunun farkına vardılar. “esas Müslüman biziz” diyenleri sorgulayan okuyan araştıran kendi inancıyla yüzleşen eğitimli ezber bozan bir alevi gençliği yetişti.

Konfüçyüs der ki, eğitimli insanların dokuz düşüncesi vardır.

1- Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler.
2- Dinlediklerinde iyi duymayı düşünürler.
3- Sıcak bir görünüşe sahip olmayı düşünürler.
4- Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler.
5- Konuşmalarında doğru olmayı düşünürler.
6- Kuşkuya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler.
7- Öfkelendiklerinde, sorunları düşünürler.
8- İşlerinde ciddi olmayı düşünürler.
9- Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler!

Ezber bozmak, en iyi bildiğimizi sandığımız doğruları, kararları ve yargıları dahi hiçbir önyargıya kapılmaksızın yeniden gözden geçirmektir. Önüne konulan ezberi kabul etmek değil, düşünmek, eleştirel bakmak ve sorgulamak önemlidir. Bugün Alevi Gençliği bunu başarıyor. T.C. devleti bunun telaşı içinde. Gezi olaylarında yayınladıkları rapor bunu işaret etmektedir. Alevi kurumları ise hâlâ yeterince bunun farkında değiller. Takiyye yapmaya devam ediyorlar.

Burada bir kez daha Alevi Gençlerine çağrıda bulunuyorum. Bilgi çağında yaşıyoruz. Unutmayın ki; dünyanın en zeki insanı olarak kabul edilen ve Nobel ödülü Sahibi olan Einstein üniversite mezunu değildir. Onu başarılı yapan okuma alışkanlığıdır. İnancınızı yaşamak istiyorsanız hepinizi okumaya araştırmaya davet ediyorum. Hurafelere inanmayın! Alevilik bir akıl inancıdır. Her alevi mutlaka şu soruyu kendisine sormalıdır. Bugün Yaşanan Alevilik yaşanması gereken Alevilik mi?
Barış Aydın

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın