KÖRBELA KAZANI (muharrem ourucu)

KÖRBELA KAZANI

Alevi Federasyon, İnanç Kurulları Ve Tc. DinAyetinden “Kerbela” Asimilasyon Çorbası.

Aleviliği “sözde” kendine özgü bir inanç olarak gören Alevi kurumlarımız; Avrupa-ABK ve Türkiye Alevi Bektaşi Federasyon ve inanç kurulları; Sözde “2022 yılı Muharrem yası matemi, 12 imam Orucu- Aşure konulu” 2 açıklama. Ve ayrıca TC. içişleri bakanlığının 81 ile gönderdiği “Muharrem Ayı” genelgesi hakkında; ortak bir, “İslami ASİMİLASYON “Körbela” çorbası niteliğinde” (ilişikteki) 3 açıklamayı yayınladı. Bu arada, iç işleri bakanlığı “Muharrem ayı genelgesiyle” Alevi kurumlarına SALDIRIYA geçen Devlet DinAyeti, Allah Kuran Peygamber AKP iktidarı Halife RTE (minaresiz camiye dönmüş olan) Cemevlerine girip, Pir Postuna oturup “Alevi İslam’ınızı” resmen tanımış oldu, Muharramınız “mübarek” olsun.

Öncelikle Alevi kurumlarının ortaya koyduğu bu “Asimilasyon Körbela çorbası kazanının” kapağını açıp bakalım, içinde neler var? Şii Sünni Müslümanlar bu çorbayı yiyebilirde; Aleviler bu çorbayı yer mi, yemeli mi.?

 

1. İNANÇ KURULU.

Açıklamalarda 14 yerde İNANÇ kurulu, inancımız vs. geçiyor:
İNANÇ; Eldeki veriler ışığında bir şeyin doğruluğuna kanaat getirmek, gönülden bağlanmak anlamında, içine Dini de alan çok geniş bir kavram. Fakat özelikle Türkiye’de inanç deyince = sadece DİN olarak algılanmakta. Din ilahi (varlığı kanıtlanmamış), yoktan yaratıcı bir tanrıya (Allaha) onun dini, kitabı, peygamberi cennet cehennem ahiret vs. inanıp, o tanrı emirlerine uymayı ibadet etmeyi (tapınmayı) sistemleştiren bir kurumdur. Açıklamada çelişkili bir şekilde “İnancımız BİLGİ ile İBADETİN bir KAZANDA kaynaması ile bugüne gelmiştir” denmektedir. “Bilgi, zekâ” dediğiniz şey ibadetin neresinde.? Bilgi ile Din-ibadet bir kazanda kaynamaz. İbadet körü körüne tapınmaktır. Bilgi sorgu görgü araştırılıp gerçek doğruluğu kanıtlanan yolda bilerek, sevgiyle gitmektir. Pirimiz HBV. 800 yıl önce “Bilimden gidilmeyen YOL’ un sonu karanlık” Kur’anlıktır. Alevi YOL’u bilim yoludur diyor. Yol sorgu görgü bilerek gidilen, Hü gerçeğin demine denile, hak hakikat yoludur. Yolu bugüne kadar buraya getiren (pirlere dedelere saygılıyız; fakat artık bu bilim teknoloji çağında, doğru dürüst ilk okul diploması bile olmayan dedelere ve Allah, Muhammed, Ali “dine inanca” dayalı inanç kurulları kaldırılmalıdır. Geç olsun güç olmasın.

Öncelikle ALEVİ üst kurumlarımız, İnanç kurulu yerine; Yol Erkan BİLİM Kurulu oluşturulmalı, kurul üyeleri (%50 k/e) en yüksek eğitimi olan üyeler arasından seçilmelidir.

 

2. ASİMİLASYON.

Alevi kurumları yaptıkları ortak açıklamada; İç işleri bakanlığının 81 ilin valiliklerine vs. gönderdiği; “Muharrem ayının ilk günlerinde vali ve kaymakamların ev sahipliğinde cemevi yöneticileri, vakıf veya derneklerdeki vatandaşlar ve kanaat önderleri ile oruç açılması, Muharrem ayı içerisindeki şükür ve paylaşmanın ifadesi olan “aşure etkinliklerinin” de en geniş katılımla gerçekleştirilmesi sağlanılmasına dikkat edilmesi istenmiş bulunmaktadır.” Genelge ile; Devletin siyasi iktidarın, egemen din anlayışıyla Alevileri asimle edildiğinden yakınılmakta.

Evet Asimilasyon “benzeşmek ve kendine uydurmak’ tektip-leşme-tirme. Somut olarak Alevilerin Türk-İslam’laştırılmasıdır. Bu DIŞ Asimilasyonu devletin; Diyanet, eğitim sistemi, medya ve Alevi kurum yöneticilerini satın alarak yapmaktadır. Aleviler bugüne kadar buna karşı direndi, direniyor. Daha bizi cumaya camiye namaz kılmaya, Hacca şeytan taşlamaya götürmediler.

Fakat az kaldı, İç Asimilasyon; Alevilerin kendi kendini İslam’a benzetmesi, İslamlaşması, bu süreci hızlandırmaktadır. Deve kuşu gibi başını “Körbela” çölüne gömen “dedeleri” Alevi kurumlarını artık oradan, din İslam devlet diyanetinin, Mekke’ye Kâbe’ye kolayca götürdüğünü görüyoruz. İç asimilasyon, Alevilerin kendi bilim, sevgi sorgu görü yolunu iyi bilmemesi, körü körüne hiç sorgulamadan okuyup araştırmadan, Körbela söylencelere inanması, yoldan ayrılması, yani eğitimsizlik bilgisizlik cahilliktir. Alevi üst kurumlarımızın yaptığı bu Muharrem orucu açıklamaları bile baştan sona İslami asimilasyonla dolu. Esas tehlikeli olanda bu iç asimilasyondur. Aleviler Asimilasyondan ANCAK köklü bir aydınlanma bilinçlenme ve Alevi yol erkanını din İslami asimilasyon kirliliğinden temizleyerek kurtulabilir.

• Alevi kurumlarımız bir an önce, Alevi cem cemevlerini, eğitim merkezi haline getirmeli, Alevi yol erkanını, Din-İslam Asimilasyon unsurlardan temizleyip gerçek Alevi öğretisin Alevilere anlatmalıdır.

 

3. SÜNİLİK.

Alevi kurumların ortak açıklamasında, 4 yerde Aleviliğin SÜNİLİKLE ilgisi yok, okullarda Sünnilik dayatılıyor vs. deniyor. Bu Aleviliği din İslam çöl kum bataklığına sürükleyen kaypak bir zemindir. Bu Alevilik = Şiilik anlamına, veya biz İslam’ın özüyüz, veya biz İslam’ın başka yorumluyoruz, İslam’ın başka bir mezhep tarikatıyız, en olumlu anlamda korkudan “takiye yapmak” kimliğini gizlemek anlamına gelir. Halbuki ne Alevilik İslam’ın, ne de İslam Aleviliğin hiçbir şart kuralına uymaz, uymamış, uymuyor. İnsan olarak hepimiz kardeşiz, fakat hepimiz Müslüman “Din kardeşi” değiliz olmakta zorunda değiliz. Alevi kurumları ve Aleviler artık biz Sünni değiliz diye, Şii İslam perdesi arkasına saklanmayı bırakmalıdır.

• Alevi toplumu kurumları olarak artık; Takiye yapmanın zamanı değil, Din-İslam Müslüman değiliz diye, gerçekleri haykırmamın zamanıdır.

 

4. ALİ   ALEVİ mi ?

Açıklamalarda 24 yerde ALEVİ, 2 yerde “Allah Muhammed ALİ” Şahı merdan ALİ kelimesi geçiyor?
ALEVİ kelimesi, İslam’ın 4cü halifesi damat imam Ali onun evi, Ali’cilik veya, Ali taraftarlığı değildir. İmam Ali Alevi değildir, İslam şeriatına uyup uygulamış katı bir Müslümandır.
Alevi kelimesi insanların güneşin ısı ışık enerjisinin yaşamsal önemini anlayıp, ateşi kontrol atına alıp, hayatın her alanında kullanmaya bağladığından bu yana, Evrenin varlığın özü Bigbang galaksilerden, güneşten dünyaya, Atomun içindeki en ufak kuantum dalgacık titreşimlerine kadar var olan güneş, ocak, ateş Alevi Işı doğal enerji ve aydınlanma kültü ile ilgilidir.
ALEVİ kelimesi Türkçe Farsça Kürtçede “Alaw, Alaz Alev (ocaktan ateşten çıkan ışık, ışığa bağlı olan) anlamındadır.

Tarihte Alevi topluluklar Güneş Işık ocak alev aydınlanma kültüne bağlı; Mitra, A-Luvi, Zerdüş, Mazdek, Karmati “kiremit- kızıl alev gözlü. Babek Huremi (“Mutlu Kızıllar” (kızıl giyenler) SoraSer (güneş nur kızıl alevden gelen baş) Kızılbaşlık, Arevi, Işıkçılar, Işık Taifesi, Işı ehli, Sıraç, Rea-Hak Hakikat yolu, 12 köşeli teslim taşı güneş ışık kültü, Qorasan (Güneşin yükseldiği yer), Şah kulu, “Şahı merdan” (Şah-Ra eski Mısırda güneş kültü, vs. hepsi bu ışık, alev, aydınlanma kültürü adı sembolleri altında varlıklarını sürdüre gelmişlerdir.

Lenin’in dediği gibi: “Dünya Âlem birdir ne bir tanrı tarafından ne de bir insan tarafından yaratıldı. Belirli yasalara göre parlayan güçlenen ve sinen yeniden canlanan ve her zaman için sonsuza kadar canlı bir alevdir ve Alev olacaktır.” Felsefenin temel ilkeleri – Georgzer Politzer – Sol yayınları s. 192)

Alev-i “ışık ehli” topluluklar bir ocağa (okula) bağlıdır. Cemlerde delil/çırağ uyarılmadan cem yürütülmez. Alev-i-lik Alevizm Rea-Hak (Hak hakikat bilim ışık aydınlanma, bilinçli bilge insan olma yoludur.
Alevi Aleviler kelimesi, 1500 yıllarda başlayan Şii İslami asimilasyonun sonucu olarak, yaklaşık 150 yıl önce ses benzerli ile, Halife Ali ile ilişkilendirilerek özellikle Türkiye’de cumhuriyet döneminde kullanılmaya başlansa da, Alevi kelimenin İslam’ın 4cü halifesi damat imam Ali onun evi, Ali’cilik veya, Ali taraftarlığı ile ilgisi yoktur. Kaldı ki Alevi deyişlerinde bir takiye unsur olarak geçen “Ali” kelimesi dahi “O zaman kandilde nur idi Ali” vs. yine ışık kültü olarak kullanılmıştır.

Alevi kurumları, “Alevi” kelimesini, Allah Muhammed Ali, Ehlibeyt, Kerbela vs. din İslami söylem, eylem, semboleler birlikte kullandığın sürece, (bizim Alimiz başka Ali deseniz de) “ALİ” deyimi Aleviliği götürüp Din İslam’a bağlayacaktır.

• Alevi toplumu kurumları, açık net bir şekilde “ALEVİ” kelimesi ve Aleviliğin İslam halifesi imam “ALİ” ile vs. hiçbir ilgisi olmadığını açıklamalıdır.

 

5. 12 İMAM

Açıklamalarda 8 yerde, 12 İMAM orucu vs. geçiyor.
Değişik kültür inançlarda görülen 12 sayısının kökeni, insanların toplayıcı, avcı, göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçmesini sağlayan, dünyanın güneş etrafında bir yıllık döngüsünün 12 yıldız/burçla belirlenen, 12 aylık TAKVİM’İN bulunması ile ilgilidir. Bu takvimin insanların doğal toplumsal yaşamı için büyük önemi vardır. Bunun somut kanıtlarından biri, 12 bin yıllık Urfa Göbeklitepede’ki 12 dikili taş ve üzerindeki sembollerdir. Alevilikteki 12 Hizmet, 12 post, bu 12 aylık doğal döngü, 12 aylık doğal yaşamla ilgilidir.

Fakat gönderilen açıklamalarda belirtilen “12 İmamlar” neyi nesi? Alevilikte imamlık var mı? Açıklamada 12 imam sevgisi aşkı, uğradıkları “mezalimlik” eziyetten, 12 imam orucundan söz ediliyor. 10 Muharrem, 680 Kerbela’da 12 imam mı vardı, doğmamış imamlar için oruç yas mı tutulur? 12 İmamların 6’sı en yakınları; “İmam Ali” kendi taraftarı kölesi, “İmam Bakır” amcası, İmam Hasan ve Taki eşi, İmam Naki kızı, İmam Askeri cariyesi tarafından öldürülüyor. Mehdi 5 yaşında salgın hastalıktan ölüyor. Mehdi dışında 12 İmamların hepsi, günde beş vakit namaz kılıp, Ramazan’da 30 gün oruç tutup Hac’ca gitti, Din İslam şeriat için cana kıyıp ganimetten pay aldılar. Köleleri cariyeleri vardı, Kadına değer vermeyip, her birisi (5-10) çok evli eşliydi. İmam Hasan’ın 36 “garısı” vardı. Yaşamları boyunca cami de çıkmayan, 20-30 camii imamlığı yapmış bu imamlar için, Alevilere oruç tutturuyorsunuz.
Başta İmam Ali olmak üzere; 12 imamların hiçbiri, sazlı sözlü semahlı kadınlı erkekli, ikrarlı musahipli, lokmalı demli, sorgulu görgülü bir ceme katılmışlar mıdır? Katılmamıştır. Açıklamada 12 gün cana kıymayın, kan akıtmayın diyorsunuz, peki başta Şii İslam 12 imaların başı ‘kasap” İmam hz. Ali, Hasan, Hüseyin vs. Din İslam şeriatı için kaç kelle kesmiştir?

Alevi Pirleri Mansur, Baba İshak/İlyas, H. Bektaş Veli, Yunus Emre, Taptık Emre, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal, Şeyh Bedrettin, Şah Kulu, Nur Halife, Şeyh Celal, Baba Zün’nü, Kalender Çelebi, Pir Sultan Abdal 12 imam orucumu tuttular mı? Tutmadılar.

1500-1600 yıllarında Sünni Osmanlı ile Şii Sefaviler İslam arasındaki çatışmada, bazı Aleviler Şah İsmail’i destekledi, yenilmesinden sonra, Alevilerin çoğu baskı altında İslamlaştı, 12 imamlarda bu süre içinde Aleviliğin içine girdi. Alevileri kadim tarihten bu yana tuttuğu Şubat (Hızır) ayındaki oruçları zamanla 12 imam Muharrem orucuna dönüştürüldü.

Alevi tarihi katliamlar tarihidir, canlarımızın pirlerimizin çoğu asılmış kesilmiş derisi yüzülmüş yakılmış, onların için bir gün yas oruç tutmayıp, 12 Şii İslam cami imamı için insanları oruç yas tutmaya çağırmak, 12 imam resimlerini derneklere cem evlerine asmak Alevilik açısından utanç verici olsa gerek.

• Alevi kurumları 12 imam söylemini, orucunu ve 12 imam resimlerini Alevi yol erkanı ve Alevi kurumlarından cemevlerinden kaldırmalıdır.

 

6. MUHARRA/EM

Açıklamalarda 14 yerde; MUHARREM ayı orucu yası matemi vs. geçiyor.
MUHARREM ayı, İslam Hicri (eski ay) takviminin (İslam’da sözde savaşın vs. yasak olduğu 3 HARAM ayların 1’ci ayıdır. 1 Muharrem Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretinin başlangıcı olarak, 639 da Halife Ömer tarafından ilan edilmiştir. İslam kendi koyduğu bu (savaş haram yasak) kuralına hiçbir zaman uymamıştır, Kerbela’da bunun örneklerinden sadece biridir. Mübarekler bu “muharam” ayı mübarek Cuma namazından camiden çıkıp Maraş, Çorum, Sivas vs. Alevileri katletmedi mi?
“MuHarram” Arapça “haram” (yasak) kelimesinden türemiştir. Ve Arapçada 10 manasına gelen ‘aşara’ sözcüğü, Semavi diller arasında ortak olduğu görülmekte ASURA İbarence de “yasak” anlamına geliyor. Aşura, Musevilik inancında da “Büyük Kefaret Gün” 10 yasağa karşı yapılan günahlar için on pişmanlık tövbe orucu günü olarak kullanılmıştır. Biz Aleviler ne suç işledik de neye tövbe edeceğiz.?

İslam’da 30 gün Ramazan orucu Kuran Bakara suresi 185’ci ayetinde vardır. Fakat 10-12 gün Muharrem orucu diye bir şey Kuranda, İslam’da yoktur. Bilinenin aksine Şii Müslümanlar bile Muharrem orucu diye bir oruç tutmazlar, 10 Muharrem’de AŞURE tatlısı pişirilmesini hoş görmezler, onlar için Kerbela tatlı değil, tuzlu, acı bir olaydır.
Şii Müslümanlar Muharrem ayının 10’unda Kerbela olayını canlandıran tiyatro yaparlar, yas tutup ağıt yakıp gözyaşı dökerler, sırtlarını zincirleyip, başlarına hançer çalıp kan akıtarak, Kerbela‘da yaptıkları “döneklik” için “günah” çıkarırlar.

Hicri AY takvimi tam doğru olmadığı için, miladi GÜNEŞ takviminden 11 gün kısadır bu nedenle inançsal günler bayramlar her yıl 11 gün kaymaktadır. Sembol olarak Arapların kızgın çöl ortamında GÜNEŞ yerine, karanlığı gece serinliğini AYI kutsaması doğaldır. BU nedenle İslam’ın sembolü hilal Aydır Al-lah’ta ay tanrısıdır.
Muharrem orucu Alevilerin tuttuğu tutacağı bir oruç değildir. Örnek daha düne kadar, Tokat Zile Anşa Bacı Ocağına bağlı Aleviler, 12 İmam/Muharrem orucu bulunmuyordu. Kerbela anması da yapmıyorlardı. Hem kendine peygamberim diyeni Muhammed’i vs. kırklar cemine almıyorsun. Hem peygamberin Hicret takvimine uyup 11 gün geriden İslam kuyrukçuluğu yapıyorsun. Bu ne yaman çelişki? Bugün dünyada kullanılan “miladi takvimi” GÜNEŞ takvimini ilk doğru hesaplayan (Celali takvimi yapan), rubaileri ile vs. Aleviliği en iyi anlatan Pir Qmer Hayyam’dır. Alevi cemevlerine vs. 12 imalar yerine Qmer Hayyam’ın resmini asmanız daha anlamlıdır.

Kısaca Alevilerin orucunu aşuresini, İslami Kurban Bayramından 20 gün sonrasına İslami ‘’haram’’ hicri Muharremin aynın 10’cu gününe (Kerbela’ya) 12 imamlara bağlayıp İslam kuyrukçuluğu yapmanın hiçbir gereği yoktur.

Alevilikte 13-15 Şubat Hızır Orucu vardır, orucun kaynağı da, kışlık erzakların azaldığı çetin kış günlerinde günde 1 öğün yiyerek var olanı birlikte paylaşarak, yaşamı sürdürmek, 21 Mart gün dönümünde bahara ve bolluğa kavuşmakla ilgilidir. Gerçek doğal ASURE lokma paylaşımı da 21 Mart Nevrozdur.

• Alevi toplumu kurumları; Hicri ay takvimi kullanmayı, Muharrem orucu tutmayı 10 Muharrem’de aşure kaynatıp, İslam kuyrukçuluğu yapmayı bırakmalıdır.

 

7. İBADET (CEMEVİ İBADETHANE Mİ?)

Açıklamalarda 9 yerde İBADET, cemevi ibadethane vs. kelimesi geçiyor. İnsan hakta, hak insanda Enel-Hak diyen Alevi Cemi erkanı, cemevleri, “ilahi bir tanrı Allaha” ibadet etme tapınma yeri midir? Enel-HAK diyenlerin ibadet-hanesi mi olur.?

Cem ve cemevi ibadethane, tapınma yeri değildir Alevi kültür eğitim merkezleridir.
Kadın erkek çocuk, 3 can bir cemdir. 40’lar cemi meclisi, kadim tarihten bu yana insanların doğada mağaralarda veya komün köy odalarında, bir ocak ateş etrafında toplanıp, günlük ortak yaşamın koordine edildiği, sorunların rızalıkla çözüldüğü, var olan canların doğal unsurları kutsandığı, zor günlerde doğa ananın 12 ayda verdiği ürünlerin aşure edilip, lokmaların rızalıkla paylaşıldığı canların bilgi birikimlerini sevgi saygılarını birbirine aktardığı muhabbettir.
Muhabbeti; kamili insan olmanın okulu biliriz. Alevi cemleri cemevleri, olmayan bir Allah’ın, öbür dünyada cenneti, hurileri vs. için, haftanın belirli gün saatlerinde ibadet tapınma yeri değildir.

Tarihte köy kırsal yaşama göre şekillenmiş olan, Alevi cemleri, cemevleri özüne uygun olarak, şehir güncel yaşam koşullarına göre, toplumumuzun her türlü sosyal kültürel eğitimsel ihtiyacını karşılandığı mekânlar olarak yeniden güncellenmelidir. Cemevlerine cami gibi ibadethane statüsü alması Aleviliğin yararına değil zararınadır.

Aleviler Cem evlerine cami (ibadethane) statüsü alma sevdasından vazgeçilmelidir.
Aleviliğin ve Cemin cemevlerimizin amacı toplumu bilinçlendirmek, ezmeden, ezilmeden ‘’Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’’ Dünyada barış içinde insanca eşit mutlu ortak yaşamı Rıza şehrini inşa etmektir.

• Alevi toplumu kurumları; Cemevlerine ibadet-hane demekten ve cemevlerine cami gibi ibadethane statüsü alma sevdasından vazgeçmelidir.

 

8. ORUÇ AŞÜRE

Açıklamalarda 21 yerde ORUÇ ve AŞÜRE kelimesi oruç tutmak açmak ve AŞURE geçiyor. Orucun ve Aşurenin tarihsel toplumsal kaynağı kökeni nedir? Oruç tutmanın kime ne faydası vardır. ? Sünni Şii vs. İslam Müslümanlar Muharrem orucu tutmazken Aleviler niye Muharrem orucu tutuyor.? Alevi takviminde oruç ve Aşurenin yeri nedir, ne hangi günler olmalıdır.?

Orucun tarihi, doğal ve toplumsal kaynağı kökeni, tüm canlılar gibi insanlarında ilk çağlardan bu yana, yazın kış için stokladıkları erzakları kara kış Şubat ayı ortasında azaldığı için, günde bir öğün yiyip, “zorunlu” olarak oruç tutarak bolluk bereketin başlangıcı 21 Newroz’a kadar süren ve geçen 12 aydan doğa ananın sunduğu nimetlerden geriye klan ürünlerden 21 Newrozda “aşure” yapıp aş-üleşerek, paylaşılarak baharın bolluk bereketin gelişinin, Alevilikte olduğu gibi birçok kültürde kutsandığı bir gelenektir.

Peygamber Muhammed, Hicret sırasında Yahudilerin Aşura günü oruç tuttuklarını görünce, “Bu neyin orucudur?” diye sormuş, (mealen) “Tanrı’nın İsrail oğullarını Firavun ’un şerrinden kurtarışı (Yom Kipur / Yahudilerin Büyük Kefaret günü) üzerine Musa’nın tuttuğu orucunu tutuyoruz” cevabı alması üzerine “bu hayırlı bir oruçtur” diyerek Müslümanlara farz kılmıştı. Farz kılınmasına rağmen Sünni veya Şii Müslümanlar bu orucu tutmaz.
Siz bu Orucu ve Aşureyi doğal toplumsal tarihi kökeninde çıkarıp, Körbelaya bağlamakla, Sünni Şii Müslümanlardan daha iyi Müslüman veya daha iyi Yahudi mi olmayı mı amaçlıyorsunuz?

Kaldı ki oruç tutmanın bir kerameti olsa, Afrika’da ve dünyanın birçok yerinde açlık sınırı altında yaşayanlar, çok inançlı ibadetli “mübarek” insanlar olsa gerek. Çok yemek zararlı olduğu gibi, az yemek oruç tutmakta zararlıdır, oruç tutmanın aç kalmanın insana zerre bir faydası var mı, hangi doktor tıp kurumunun bu yönde bir açıklaması var?
Tüm canlılar gibi insanlarında hayatta kalması sağlıklı olması için günde normal 3 öğün bir şeyler yemesi içmesi gerekir. Hem geçmişte hem güncel yaşamsal önemi olan “açlık” konusunu hatırlatmak Alevilikte ve genelde TOPLUMSAL PAYLAŞIM kültürünün önemini vs. anlatmak açısında sembolik olarak Alevilikte olduğu gibi 3 gün 13-15 Şubat’a Hızır orucu erkanımız var. ABF/AABK olarak aşureyi doğal toplumsal tarihi 21 Mart Nevroza Almayı düşünmüyormuşsunuz.? Bir yanda Alevilikte oruç nefsini tutmak, ömür boyu kendine reva görmediğini başkasına görmemek, ıkrarlı olmak vs. deyip diğer taraftan; Din İslam şeriatı, hilafeti, ganimeti için birbirini kesip, ciğerini yiyen İslam kasaplarına onların çocuklarına oruç yas tutmak bize mi düştü? Bu oruç değil, Alevilerin akıl tutulması değil mi.?

Sen tutarsın orucunu
Aç kalırsın canın çıkar
Ben kaçarım oruçlardan
Oruç gelir beni tutar.

• Alevi toplumu kurumları; Doğal yaşamda, kadim tarihte olduğu gibi, Oruç PAYLAŞIM kültürünün sembolü olarak orucu 3 gün 13-15 Şubat’a hızıra, aş-üleşme Aşüre paylaşımını da 21 Mart Newroz tarihine alıp sabitleştirmelidir.

 

9. YASI MATEM

Açıklamalarda 10 yerde YAS-ı MATEM geçiyor.
Alevi kurumlarının Alevilikle insanlık davası, bilim doğa sevgisi ile hiç ilgisi olmayan, ömründe sazlı sözlü semahlı, kadınlı erkekli lokmalı demli sorgu görgülü bir ceme katılmamış, Din İslam şeriatı savaş ganimeti huri cenneti için birbiri ve İslam olmak istemeyenlerin kellesini kesmiş İslam imamları halifelik kavgası için oruç yas matem tutturmayı bırakmalıdır. Dünyada ve Alevilikte yüzlerce yas matem tutulacak katliam varken, ağıtlarımızı umuda çevirmek varken, Alevileri Kerbela çöllerinde dolandırıp diz döndürmenin bir anlamı yok.

Tek tek çeşitli canlar dile getirdi, 8 yıldır Devrimci Aleviler Birliği (DAB) Alevilikte bir öze dönüş, sorgulama, çağdaşlaşma, aydınlanma, Alevilikte köklü bir reform- devrim hareketi başlattı. Alevilik kendine özgün bir yol öğreti, ve Bilimden gidilmeyen yol karanlık ise; En azında şu din-İslami ve ırkçı eylem, söylem ve semboller Alevi yol erkanından çıkarılmalıdır; ( Din, İslam, Allah, Muhammed, Kuran, Peygamber, Hz. İmam Ali, Zülfikar, 12 imam, Ehlibeyt, Evladı Resul, Hüseyn-i – Kerbela, Mersiye, Tvhit, Hicri takvim, Muharrem ve Orucu, kurban ve Bayramı, Duazı İmam, Secde Tarikat Mezhep, Salavat, Müslüman, Cennet Cehennem, Miraç/lama, Halka namazı, 14 Masumu pak, 17 Kemerbest, Cenaze Namazı, Dua Amin Eyvallah, Cenaze namazı, 48 Perşembe, Sünnet kirvelik, Atatürk resmi, Milli bayrak.)

• Alevi toplum kurumları, İslam’ın halifelik kavgası için oruç yas matem tutmayı bırakmalı, Alevi yol erkanını, her türlü din İslam ırkçı milliyetçi eylem söylem ve sembollerden arındırmalıdır.

 

10. PERŞEMBE (Perişanlığı)

TR ABF inanç kurulu açıklamada sözde Muharrem orucunun, 30 Temmuz başlayıp, 10 Ağustos’ta bittiği “”11 Ağustos “PERŞEMBE” gününden itibaren aşure çorbası pişirilip dağıtabilir ve canlar şükür kurbanlarını tığlayabilirler” denilmekte. Hangi takvim, hangi doğal, tarihsel, toplumsal olay ve gerekçeye göre, bu günleri evirip çevirip Perşembe (akşamına) getiriyorsunuz.? Perşembe Alevilerin “mübarek ibadet”, cem delil uyandırma günümü?

İslam kuyrukçusu İzzetDinciler bir de başımıza “48 hafta Mübarek Perşembe” gecesi çıkardılar. Her perşembe akşam TV’de cem yayınlayarak bunu pekiştirmeye çalışıyorlar. Neymiş Aleviler 48 perşembe oruç tutarmış, 48 hafta Perşembe’yi cumaya bağlayan gece Cem tutarmış, gece yarısı cuma başladığı için, tüm Müslümanlardan önce Müslüman olmuş, Cuma namazı yerine, Cuma cemi yapmış olunuyor, İslam’ın özüyüz diyen bu İslamcı Aleviler.
Neden 52 hafta değil de 48 Perşembe? Ramazan ayında Aleviler Oruç tutmazmış. Veya o yalan tutmadı, Muharrem ayında cem yapılmazmış da ondan 48 haftaymış.
Bir hadise göre de Muhammed hacdan dönerken Medineli 48 mümin Muhammed’e biat etmiş, Muhammet bunlardan 12 mümini Nakip olarak seçmiş, bu biat üzerine Fetih suresi 10 ayeti inmiş vs. Bazı ‘düzmece Alevi deyişlerinde;

(“”Din Muhammed dini Taptığım tapı,
Yıkılmaz Allah’ın yaptığı yapı,
On iki bahçede kırk sekiz kapı,
Onların arasında açan bir çift gül nedir’”’
benzeri söylemler geçer.)

12 sayısı burç aylar ile ilgilidir. 48 cuma günüleri, ”çift gül” 2 Bayram namazı (ramazan ve kurban bayramıyla ilgilidir), Hicri ay takviminde 50 hafta vardır.
Erdebil Dergâhı Şeyhi Şah İbrahim Veli’nin 900 sayfalık “48 Cuma Nasihati” isimli kitabı da zaten perşembe demiyor Cuma diyor. Yani ne yana evirip çevirsen iş Cuma çıkıyor.

Peki, Perşembe gününün oruç ve cem tutmanın gerekçesi neymiş? Güya Allah dünyayı 6 günde yaratmış. 3 gün çalışmış yorulmuş, hafta ortası perşembe günü dinlenmiş, sonra 3 gün daha çalışmış, dünya âlemi ademi yaratmış.

Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık diyen bir yolda, ancak bu kadar saçmalık yapılabilir. Allah peygamberlere perşembe akşamları “hutbeler okuyun buyurmuş”. Muhammed ve birçok peygamber ve 12 imamların 11’i perşembe günü ölmüş. Belge kaynak yok.

Bir gün olsun sazlı sözlü semahlı kadınlı erkekli lokmalı demli 12 hizmetli bir ceme girmemiş. Ömürleri boyunca ganimet ve cennet hurileri peşinden koşmuş sözde peygamberler ve 12 cami imamları için her perşembe oruç yas, cem tutmaya ancak yağmurdan kaçıp, doluya tutulan “Mübarek” Alevilerin akıl tutulması denir.

Ayrıca İslam’da 3 ayların başlayıcı Recep ayının ilk “Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gecesi” “Regaip Kandilidir” konuyla ilgili Diyanetin ve İslami kurumların açıklamalarına bakın. Alın size kandilli- perşembe gecesi. Esas somut alıntı da buradandır, sonuçta İslami asimilasyondur.

DİN Her şeyin, doğa (insan) üstü (İlahi ide’al) bir güç/tanrı (Allah) tarafından yoktan yaratıldığına, O tanrının melek, Kitaplar, peygamberler gönderdiğine, Ahiret günü hesap soracağına, Cehennem cezası, Cennette huri mükafatı vereceğine, hayır şerri kaderi her şeyi bilen, belirleyen yöneten o Tanrıya ve buyruklarına şüphesiz mutlak doğru olarak inanmayı, ona TAPINMAYI (İBADETİ) sistemleştiren toplumsal bir kurumdur. Neymiş
İBADET ne imiş? İlahi ispatı olmayan yaratıcı bir tanıya tapınmakmış. Alevi öğretisi varoluşçuluğa hakikate dayanır. Cem ve cemevleri tapınma yeri değildir. Alevilikte ibadet yoktur muhabbet vardır. Alevilikte en büyük “ibadet” çalışmak, paylaşmak, kendine reva görmediğini başkasına görmemektir, bununda yeri zamanı şekli yoktur. Yılın belirli günlerinde Hızır, Muhabbet cemleri, bir de yılda bir defa görgü cemi yapılır, bunu da katılım açısından canalar hangi gün uygun görüyorsa o gün yapar.

• Alevi toplumu kurumları; Uydurma her perşembe akşamı Alevi cem ibadet delil uyandırma günü uygulamasını derhal kaldırmalıdır.

 

11. ŞÜKÜR KUBANI

Açılamalarda, 12 gün oruç boyunca düğün, nişan, sünnet törenleri ve doğum günü kutlamaları yapılmaz. Av yapılmaz balık tutulmaz, havan kesilmez kan akıtılmaz, toplu oruç açımına kadar, cemevlerinde gündüzleri yemek ve çay hizmetleri verilmeyecektir deniyor. Saç sakal tıraşta olmayın banyo ya da yapmayı diye yazmayı umutmuşsunuz? Nedir bu Diyanet fetvası gibi, kimin oruç tutup kimin tutmadığına siz mi karar veriyorsunuz? O yasak, bu yazsak, bırakın insanlar yesin içsin eğlensin mutlu yaşasın şu 3 günlük dünyada. Bir yandan kan akıtmayın diyorsunuz sonra da elinize bıçak alıp Aşure gününden itibaren “ŞÜKÜR KURBAN tığlamaktan” söz ediyorsunuz. Şükür oruç bitti kurbanımı, neye şükrediyorsunuz? Kurban Bayramı’nda hızınızı alamayıp aşurede kurban kesiyorsunuz. Kurbanla sırat köprüsünü mü geçeceksiniz. Kurban Koyun tüccarı İbrahim ve deve tüccar Muhammedîn hayvanlarını satmak için uydurduğu masallar değil mi? Cemevlerini yem evine çevirdiniz, hep boğazdan mideye doldurmayı bırakın, birazda gözden kulaktan beyine bilim dolduralım. Hiç mi yol erenlerinin sözlerine kulak asmıyorsunuz, bakmıyorsunuz?

Canım erenlere kurban,
Serim meydanda meydanda,
İkrarım ezelden verdi,
Canım meydanda meydanda,

Gelmişiz cananın asitanına
Sıtkıyla sarıldık dost damenine
Canla baş koymuşuz aşk meydanına
Hayvan kesmek gibi KURBAN gerekmez

Hac’ca hacı gitmiyoruz
Kanlı bayram tutmuyoruz
İyi günde kötü günde
Dost olanı kutluyoruz

Güzel şahım sana bir canım kurban
İstemem kurbanı kestim de geldim

Kah geliriz, kah gideriz
El ele, el Hakk’a deriz
Döner nefsimizi yeriz
Kurban için koç gerekmez

Çarşafım yok türbanım yok,
Ehl-i sünnet fermanım yok
Arafat’ta kurbanım yok,
İslam bizim neremizde

Sen, kesersin kurbanını
Hak, kabul eylesin diye
Benim Hakk’ım cümle candır
Hakk’a olmaz kan hediye

• Alevi toplumu kurumları; Kurban bayramı, kurban kesimi vs.  Alevi yol öğretisinde çıkarmalıdır. 

 

12. TELLİ KURAN

ABF inanç kurulu açıklamasında “Muharrem programlarında “Telli KURAN’ımız eşliğinde deyişler, mersiyeler seslendirilecek, semahlar dönülecektir.” Deniyor. 12 imam ve Körbela için deyiş söyleyip ağıt yakılacak, mersiye okunacak, semah dönülecek bir dudum yok. Kuran ayetlerinde hadislerde açıkça kadın erkekli müzik dans saz çalmak türkü söylemek eğlenmek yasakken. Telli Kur’an’ımızla diye kuranı yüceltmeye ne gerek var.? Aşı Dertli Telli Kuranımız mı diyor? Kuran ayetleri şeytan ayeti konusuna girmeyelim. “Şeytan” bile huri tüccarına ve onun Kur’anına secde etmemiştir.

Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler, ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
KUR’AN’ bunun neresinde?

Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Kadı gibi haram yemez
KURBAN bunun neresinde?

Venedik’ten gelir teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allahın şaşkın kulu
İMAM bunun neresinde?

İçinde mi, dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
İSLAM bunun neresinde?

Dut ağacından teknesi
Girişten bağlı perdesi
Behey insanın teres’i
HARAM bunun neresinde?

Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok, kuyruksuzdur
ŞEYTAN bunun neresinde?

• Alevi toplumu kurumları olarak; mümkün olduğunca İslami terimleri kullanmaktan kaçınmalıyız, Kuran bizim kitabımız değildir.

 

13. İMAM HÜSEYİN (Duruşu mu?)

Açıklamalarda 3 yerde HÜSEYİN-i, duruşu, Kerbela’da Şah Hüseynin hak adalet mazlum masum, mücadelesi vs. geçiyor: İmam Hüseyin kimdir? ‘’Allah böyle istiyor”” diye körü körüne Körbelada ölüme gitmeden önce neler yapmıştır.? Aleviler İmam Hüseyin’e sahip çıkmalı mı?
Baskı korku takiye ile 500 yıldır Şii Din İslam’la asimle edilen; Osmanlı ve T.C. din devleti kontrolüne giren, Alevi dedelerinin yöneticileri, kendisine zulmedilmiş, haksızlığa uğramış, ezilmiş masum “Kerbela Şehitler şahı imam Hüseyin, yalan yanlış abartılı söylencelerle Alevi canları uyuttular.
Sorgulamadan gidilen yol karanlıktır. İmam Hüseyin’i nasıl bilirdiniz, sorgulayalım?
İmam Hüseyin 9 Ocak 626 Medine’de doğdu, 10 Ekim 680 Kerbela’da öldürüldü, 35 yıllık hayatı Kerbela’da geçmedi tabi ki;

İmam Hüseyin 656 yılında, babası Halife Ali ile Muhammed’in dul eşi Aişe arasındaki Cemal (deve) İslam’da ilk (aile) iç savaşında, 30 yaşında, babası Ali ile Çoluk-çocuk demeden 20 bine yakın insanın ölmesi / öldürülmesinde hiç sorumluluk payı yok mudur?

İmam Hüseyin 657 Sıffin Savaşına (sol ordu komutanı olarak) babası Ali ile katılıp, yenilmek üzere olan Muaviye’nin mızraklarının ucuna Kuran sayfası taktığı için, “Kur’ana karşı” savaşmayız deyip, Hakemlik olayını kabul edip, halifeliği Muaviye’ye kaptırmadılar mı?

İmam Hüseyin babası Ali ile, hakemlik olayına karşı gelen, kendi asker taraftarlarını, 658 Nehrevan savaşında (kaçıp kurtulan 9 kişi hariç) binlerce Hariciyi kendi asker taraftarlarını katledip, çukurlara doldurup yakmadılar mı?

İmam Hüseyin, babasının Ali’nin (Kendi taraftarı ve kölesi, Nehrevan katliamında kurtulan Harici Mülcem tarafından) öldürülmesinden sonra, kardeşi Hasan’la birlikte Muaviye’ye ile anlaşıp ona biat etmediler mi?

İmam Hüseyin, Muaviye’nin halifeliği dönemin de 12 yıl boyunca Muaviye iktidarında görev alıp Medine’de (bakanlık) baş imamlık yapıp Muaviye’den maaş alıp, Muaviye’nin aldığı kararları onaylayıp, uygulayıp Muaviye’nin Din İslam şeriatı için işlediği suçlara ortak olmadı mı?

İmam Hüseyin, 12 yıl 6 aylık Medine’de baş imamlık yaptığı dönemde Kuranda kadını aşağılayan ayetlere, insanın köle cariye olarak alınıp satılmasına karşı çıktı mı? İmam Hüseyin Kurana İslam şeriatına göre yaşayıp, 5 tane karısı, cariye ve köleleri yok muydu?

Muaviye ölümünden önce 677 yılında oğlu Yezit’i Şam valisi (genel kurmay başkanı) olarak atadığında İmam Hüseyin karşı çıkmadı, daha sonra Halife tayin ettiğinde de gelsin toplum önünde Yezit’e biat edeceğini söylemedi mi?

Fakat aynı zamanda gizlice amcaoğlu Müslim b. Akil’i Kûfe’ye gönderip 20 bine yakın Küfe’liden kendine biat alıp, asker toplayıp kendisi Halife olmak için, Yezit’e darbe yapmaya kalkmadı m?

Yezitte bunun haberini alıp, Küfe valisini değiştirip Müslim’i katledip, Küfelikleri biatlarından geri döndürmedi mi? İmam Hüseyin “Küfe’lilerin gönlü senden fakat kılıçları Yezit’ten yana” bunu bile bile, geri dönmesi için uyarılmasına rağmen; “Allah böyle istiyor” diye, körü körüne Küfeye “Körbelaya” gidip orada katledilmedi mi? Kahramanlık yiğitlik dik duruş bunun neresinde.?

İmam Hüseyin, Yezitten 15 gün önce Küfeye varıp, ordusunun başına geçip Yezidi öldürmüş olsaydı, Yezit Mazlum mu olacaktı, onun için mi oruç tutacaktınız.?

Körbela’da Yezyit ile Hüseyin’in bugün ki RTE ile FETO arasındaki (İslam’da ganimet) kavgadan farkı yoktur. Sorgulamadan gidilen yol, Hüseyin-i Körbeladır.

• Alevi toplumu ve kurumları; İmam Hüseyin’i masum vs görüp sahiplenmekten sahiplenmekten vazgeçmelidir.

 

14. KERBELA – KÖRBELA

Açıklamalarda 13 yerde KERBELA kelimesi geçiyor: Kerbela Aleviliğin neresinde?
Dünyada ve Alevilikte Kerbela’dan bin beter başka yüzlerce katliam insanlık davası direniş dramı varken, neden onlardan biri değil de Alevilere KERBELA yası matemi orucu dayatıyorsunuz?
Çünkü Aleviler ancak Kerbela masalları ile İslam’a asimle ediliyor İslamlaştırılıyor.

Kerbela olayı; Gerçek mi mitoloji mi? (Ayşe Hür 02/11/2014) 10 Muharrem 680 Kerbela olayı hakkında en eski kaynak 9-10 yy Ebu Hişam El Kalbi geçiyor. 680 yılarına yakın ne Arap, ne Bizans, ne İran, ne Süryani kaynaklarında Kerbela olayı hakkında bilgi yok. Yani Kerbela 200 yıl sonradan uydurulmuş, iyi kötü sembolik metafor benzetme hikâye masallarda ibaret.

Kerbela İslam’da Halifelik kavgasının özeti.
Muhammed eşleri tarafından zehirlenip öldürülmeden önce son “veda” haccında dönüşte Gadir-i Hum’da (Şii kaynaklara göre) damadı İmam Ali’yi kendinden sonra halife ilan ettiği ve halifeliğin daima “Ehlibeyt” Muhammed’in (olmayan) soyunda olması gerektiği iddia edilir. Siyasi veya dini liderliğin ebedi bir aileden olası doğru mudur? Soyumdan, belimden gelen değil, Bilim YOL’unda giden bu yolun yolcusudur diyen. Bu yol ve Alev-i canlar bunu kabul eder mi, ediyor musunuz sormak gerekir?

Muhammed ölmeden önce, Gadir-i Hum’da İmam Ali’yi kendinden sonra Halife tayin ettiği söylense de. Şura halife seçimi yapacağı zaman; Damat Ali; “En uygun kişi Ebu Bekir, daha sonra Ömer ve Osman’dır” diye bu tartışmaya noktayı koyar. Peygamber Muhammet’in yaşlı kayınpederi Ebu Bekir’in halife seçilme sürecinde, Ali ve eşi Fatma’nın evine yapılan baskın sonucu, Fatma yaralanıp sonra ölse de, Ali buna aldırış etmez. Ve Ali 3 halifeye de sonuna kadar tam destek verir. Yaşı Ebu Bekir hastalıktan ölünce, Ömer seçilir Ömer hançerlenip öldürülür. Onun yerine Halife seçilen, İmam Ali’nin bacanağı, halife Osman bir ayaklanma sonucu öldürülmesinin ardından, İmam Ali halife olur.

Aişe ve Osman’ın akrabası Şam valisi Muaviye, Ali’yi Osman’ın öldürülmesinden sorumlu tutar ve Ali’nin halifeliğine karşı çıkar. (İmam Ali Bedir savaşında, Muaviye soyundan, (Ümeyyeoğulları = Emevilerden, birçoğunun babasının kellesini kesmiştir) Arada üstü kapalı bir husumet, kan davası vardır.) Ali Önce Basra’da Camel deve savaşında Aişe ile çarpışır. Ali savaşı kazanır 20 bine yakın insan ölür, bu İslam (ailesinde) ilk iç savaşırdır. (İslam’da Muhammed 4 halife ve Muaviye içli dışlı delme takma birbirine akrabadır, bu ayrı bir yazı konusu.)

Daha sonra İmam Ali büyük bir ordu ile Muaviye kontrolündeki Suriye eyaletini işgal eder. Sıffin savaşı’nda Muaviye ordusunu kuşatınca, (Hüseyin bu savaşta sol ordu komutanıdır). Kaybedeceğini gören Muaviye Mızrakların ucuna kuran sayfaları asarak, “Savaşın sonucuna Kuran Allah karar versin” diye, bir “Hakem” heyeti önerir, Halife Ali bunu kabul eder.
Hakemler eşitlik olsun diye Ali’nin parmağındaki halifelik yüzük mührünü çıkarmasını isterler, çıkarınca halifelik yüzüğünü alıp, Muaviye’nin parmağına takıp onu halife ilan ederler.

Fakat Ali taraftarlarından büyük bir grup (Hariciler = Şehir dışında yaşayan fakir halk, köleler vs.) Ali’nin Hakem olayını kabul etmesine karşı çıkarlar.
Kuran hakemse Kuran (En’âm:57 ayeti) “Hüküm yalnızca Allah’a aittir.” Ve (Hucûrat:9 Ayeti) “Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın.” diyor, ya teslim olsunlar ya savaşalım derler.

İmam Hüseyin ve babası Ali; hakemlik olayına karşı gelen, kendi asker taraftarlarını, 658 Nehrevan savaşında (kaçıp kurtulan 9 kişi hariç) binlerce Hariciyi “dinden dönenler” diye katleder, kuyulara doldurup yakarlar. İmam Ali (661 de) (Kendi taraftarı ve kölesi, Nehrevan katliamında kurtulan Harici) “A. B. Mülcen” tarafından zehirli bir kılıçla yaralanıp öldürülür. Bunun üzerine Ali’nin oğlu Hasan halifeliğini ilan eder. Hakem olayı ile halife olan Şam Valisi Muaviye 60 bini ve Hasan 40 bin kişilik bir ordu ile Küfede karşı karşıya gelir. Hasan’ın ordusunda çözülmeler olur, bu durumda Hasan aşağıdaki şartlarda Muaviye ile anlaşır.

1. Kufe beytül-mali Hasan’a bırakıldı (5 milyon dirhem)
2. Darabcerd bölgesinin haracı Hasan’a ait olacak.
3. Kardeşi Hüseyin’e 2 milyon dirhem verilecektir.
4. Hasan’ın babası Ali lanetlenmeyecek, en azından Hasan bunu duymayacaktı.
5. Iraklılara, Haşimoğlularına vs. intikam güdülmeyecek.
6. Hasan, halifeliği Muaviye’ye devredecek, kendisinden sonra hilafeti saltanata döndürmeyecek; bunun yerine istişare ile ardılının seçilmesine izin verecekti.
(Bu anlaşmanın Şii Sünni ulema arasında farklı yorumlar vardır.)

Hasan ve Hüseyin vs. Küfe’liler ile birlikte Muaviye’ye biat ederler Muaviye’nin Halifeliğini desteklerler, bu arada Hasan 18. eşi Ca’de Kays tarafından Zehirlenip öldürülür (670).
Muaviye ölmeden önce oğlu Yezidi İslam ordusuna başkumandan yapar, İmam Hüseyin’i de Medine Din Şûrasına baş imam olarak atar. Muaviye ölmeden önce Medine din şurasına valiliklere oğlu Yezid’in halife olarak seçilmesini önerir. Ve Muaviye (18 Nisan 680) ölmeden hemen önce son bir mektup göndererek oğlu Yezidi halife ilan ettiğini, biat etmeyenlerin kellesinin vurulmasını bildirir. Muaviye’nin ölümünün ardından Yezit halifeliğini ilan edip valilerden, kendi adına halkın biatını almasını ister.

Hüseyin, yezit için biat isteyen Medine valisine; “Bizlerin biatı gizli olmaz, zaten halkın önünde olacak, sen halkı çağır gereğini yaparız biat ederiz” der. Bu arada İmam Hüseyin Küfenin ileri gelenlerinden, Zezit’e değil sana halife olarak biat edecekleri yönünde elçi mektuplar alır. Hüseyin amcaoğlu Müslüm’ü gizlice, biat almak ordu kurmak için Küfe’ye gönderir, Müslim 1 ay içerisinde 20 bine yakı biat alır/asker toplar, Hüseyin’e olumlu mesaj gönderir. Bunun üzerine Hüseyin muhafızları köleleri, ailesinden oluşan yaklaşık bir grupla Küfeye doğru yola çıkar. Fakat haber Yezid’e ulaşır, Yezid bir ordu gönderir, Müslim yakalanarak idam edilir. Bu idam, Hz. Hüseyin’i davet eden Kûfelileri sindirir bazıları da yezitle anlaşırlar. Hüseyin Küre’de ki durumdan haberdar edilir. Küfe’ye gitmeyip Yemen veya başka bir yere gitmesi konsun da uyarılır. Fakat Hüseyin “Allah böyle istiyor” istemeyen benimle gelmeyebilir deyip (72 kişilik) bir grupla yola devam eder körü körüne bilerek Kerbela’ya ölüme gider.

Kerbela denilen bölgeye geldiklerinde 4000 kişilik Yezit ordusu bunları 10 gün kuşatıp, Yezit’e biat etmesini, yoksa öldürüleceğini belirtir. 10 Muharrem Cuma 61/10 Ekim 680’de her iki taraf sabah namazını kıldıktan sonra, savaş vaziyeti alırlar. İmam Hüseyin atına binip, bir konuşma yapar. Kendisinin bizzat Kûfe ordusunda orada bulunan kişilerin davet mektupları sebebiyle burada olduğunu söyledikten sonra Mekke’ye mektup gönderenlerin isimlerini teker teker sayar. Ancak oradakiler biz böyle bir şey yapmadık diyerek Hz. Hüseyin’e yaptıkları davet çağrılarını inkâr ederler. Hüseyin kadınlara ve çocuklara dokunulmamasını ister, ardından savaş başlar.
İmam Hüseyin’in korumaları teker teker ölür ve sonunda yezidin askerleri oklarla saldırdılar. Saldırıda İmam Hüseyin kendisi, ikinci eşi Leyla, çocukları Ali Ekber’i, Abdullah ve Cafer de ölür. Yezidin askerleri; İmam Hüseyin’in diğer dört eşini Urvet, Kuzaa, Kilap, Talha ile İmam Zeynel Abidin ve çocuklarına dokunmazlar.

Geriye kalanları Şam’a yezidin huzuruna götürülürler. Yezit Muhammed’in torunu Hüseyin’in öldürülmesine gelen tepkileri azaltmak için, kalanlara iyi davranır. İmam Zeynel Abidin Yezide biat eder, daha sonra Mescidi Aksa Camisinde yıllarca İmamlık yapar.
Küfeliler Hüseyin’i Yezit’e karşı bir pazarlık kozu olarak kullanırlar; Yezit’ten istediklerini koparınca da Hüseyin’e sırt çevirirler. Diğer yandan Hüseyin Küfe dışında da bir destek bulamaz.
Kûfeliler, yaptıkları bu ihanetten pişman (Tevabın tövbe edenler) olurlar.
10 Muharrem i Hz. Hüseyin’in intikamını alma ahdinin tazelendiği bir matem güne dönüştürürler.
963 yılında, İran ve Irak’ta hüküm süren Büveyhiler tarafından 10 Muharrem’i resmi olarak matem günü ilan ettiler.

Şiiler günah çıkarırcasına her yıl 10 Muharremde dövünerek, kendilerine işkence yaparak bu ihanetin pişmanlığını çıkarırlar. Çok kadim bir geçmişe sahip İRAN farslar, Arap milliyetçiliğine karşı, kendi Şii İslam kültünü geliştirmiştir. “Her yer Kerbela” “Her gün Aşure” “İmam Hüseyin direnişi” vs. diye Kerbela kavramı etrafında bir Cihat ve “şehitlik” kültü oluşturulmuştur.

1400 yıllarda Bedreddin ayaklanması ardından baskı altına alınan bazı Anadolu Alevi grupları 1500 yıların başında Sünni Osmanlı Yavuz ile Şii Safavi İsmail arasındaki savaşta, Şah İsmail’i desteklediler. Kerbela hikâyeleri Şii İslami asimilasyon unsurlar da bu dönemde Anadolu Kızılbaş Alevi Bektaşiliğin içine girdi.
16. 17. Asırda Osmanlı Padişahları katliamlar da sağ kurtulan Alevileri asimile etmek için özel fetvalar verdiler. Alevilerden gayrı Müslüm Kızılbaş vergisi aldılar. Özel olarak çakma Alevi Dedeler yetiştirdiler. Yetiştirdikleri çakma Dedelere Ehl-i Beyt Evladı Resul unvanını vererek Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelere gönderdiler. Öyle ki Aleviler Anadolu’da İslam’a direnen kendi pirlerini bile anmaz oldular.

Sonuçta Hz. Hüseyin’in amacı Küfe’de asker toplayıp, Yezit’ten halifeliği almaktı. Yezit elini çabuk tutmasaydı, muhtemelen Hz. Hüseyin’in uğradığı sona kendisi uğrayacaktı. (O zaman Alevi-İslamcılar Yezid için yas oruç tutarlar mıydı dersiniz?) Bu açık bir iktidar halifelik kavgasıdır. Kerbela’da mazlumun zalime boyun eğmemesi diye adlandırabileceğimiz bir olay değildir. Bu söylem fars abartı sanatının en seçkin örneğidir. Alevilerin, Kerbela olayını her şeyin üzerine çıkarıp bununla dövünmeleri kendi tarihlerine yabancılaşmadır. Kendi tarihine yabancılaşmak yoluna da yabancılaşmaktır!

Tarihte Kerbela’dan bin beter yüzlerce Alevi katliamı olmuş, lideri katledilmiştir, bunları anmayıp, cemlerde, özel olarak Kerbela’yı imam Hüseyin’i anmanın bunlar için yaz oruç tutmanın tutarlı bir yanı yoktur. Yezit veya Hüseyin İslam’a halife olmuş olmamış bundan bize ne. 2014 yılında Fethiye’de Tahtacı Alevi bir amca ile imam Hüseyin Kerbela’nın Alevilikle ilgisi olmadığı konusunu konuştuk: “– Peki biz bundan sonra cemlerde, ah Hüseyin vah Hüseyin yerine, ne diye dizimizi döveceğiz”, diye sormuştu. Dedim “Amca artık dizimizi döğmeyeceğiz, hepsi bu kadar”.
Ne yönden bakılırsa bakılsın Kerbela olayı, haklı ile haksızın, masum mazlum ile zalimin arasında bir sınıf savaşı insanlık davası değil, 2 Arap kabilesi arasında İslam ganimeti, halifeti için KAN davası, iktidar kavgasıdır. İmam Hüseyin’in 1400 yıl önce, Kerbela’da şehit olmadan önce son sözleri; ‘’Artık İslam’la vedalaşmak gerekir, çünkü ümmet Yezit gibi bir yöneticiye duçar (uşak) olmuştur’’’ diye söylediği rivayet edilir. Aleviler İslami olan her şeyi Alevi yol erkânından çıkarıp atmalıdır, Kerbela’ya ağıt yakmayı bırakmalıdır, din İslam’la vedalaşmalıdır. Kerbela İnsanlık davası değil İslam’ın halifelik iktidar kavgasıdır. Yasını orucunu tutmak biz Alev-i-lere düşmez, Cemlerimizde de yeri olmamalıdır.

• Alevi toplumu ve kurumları artık, Sorgulamadan körü körüne gidilen yol “Kerbela” ve İslam’la vedalaşmalıdır.

 

15. EHL-İ-BEYT (evladı resul)

TR ABF açıklamasında “Muharrem oruç yası, EHLİ-BEYT 12 imam sevgisini aşkını yüreğinde hisseden tüm canlara mübarek olsun” vs. deniyor. EHL-İ-BEYT ve Evladı resul ne demek. Muhammed’in kaç eşi, cariyesi vardı? Fatma dahil Muhammed’in hiçbir biyolojik çocuğu oldu mu? Kevser suresi ne diyor

Sözlüğü açıp bakın EHL-İ-BEYT kelimesi; “Hz. Muhammed’in ev ahalisi, ailesi, hane halkı, kızı çocukları damadı torunları vs. ailesine verilen ad.” olarak geçiyor. Yani Ehlibeyt terimi; Muhammed’in tüm eşleri “çocukları” evlatlığı, cariye, köle ve en yakın akrabalarını kapsıyor. Ve Kur’anda Ehlibeyt 2 ayette geçiyor.
(Şûra: 23) “(Ey Peygamber! Müslümanlara) De ki: Sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum; istediğim, ancak yakınlarıma (Ehl-i Beytime) sevgidir.”
(Ahzab: 33) “Allah, yalnızca siz Ehl-i Beyt’ten her çeşit pislik ve kötülüğü giderip sizi tertemiz kılmak ister.”

Muhammed’in kendi baba soy sopunu burada karıştırmadan. Ehli-Beyt, Evladı-Resul, FATMA üzerinden Muhammed SOY’undan geldiğini iddia eden (özelikle) Alevi DEDE’lerine soralım. MuhammeDin kaç tane nikâhlı, nikâhsız eşi, cariyesi vardı, kaç kadınla birlikte oldu? (Bu sayı İslami kaynaklara göre 69 kadar çıkıyor.)

Peki Amca oğlu, damat halife İmam ALİ ile evlenen, FATMA dahil, Muhammed’in kaç tane ÇOCUĞU vardı? (Tek bir tane biyolojik oldu mu? Olmadı.

Sözde Muhammed’in Hatice’den; Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukiye, Gülsüm ve Fatma 6 ve ayrıca cariyesi Maria’dan 1 İbrahim, toplam 7 çocuğu olduğu iddia edilir. Maria (tacize uğradığını) İbrahim’in Muhammed ten olmadığını açıklamıştır. İslami kaynaklar Hatice’nin 40 yaşında (594 yılında) Muhammed’le evlendiğini söylüyor. Öncelikle bu yaştan sonra bir kadının 6 çocuk doğurması mümkün mü? Ayrıca çocukların doğum, evlilik, ölüm yılları, yaşadığı olay tarihlerine bakıldığında ciddi bir çelişki görülmektedir. Örnek Hatice’nin Fatma’yı 614 yılında yani 60 yaşında doğurduğu vs. ileri sürülüyor. Araştırmacı Arif Tekin’in İslami kaynaklara dayanarak verdiği bilgiye göre; Hatice’nin çocukları Muhammet’ten değil eski eşinden kalma. Hatice Muhammed’le evelediğinde, ya Fatma hamile idi, veya Fatma daha başka birisinden. Çünkü Muhammed 60’tan fazla doğum yapabilecek kadınla birlikte olmasına rağmen hiçbirinden çocuğu olmamıştır, Zeyd bin Hârise’yi evlatlık edinmiştir. Hiç biyolojik çocuğu olmadığı içinde soyu kesik kısır söylentileri üzerine. Kur’an Kevser suresini indirmiştir.
Kevser suresi: “Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla. Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.” Allah elçisine bir çocuk vereceğine, cennete kevser şerbeti veriyor.

Evladı resul Ehlibeyt soyunda geldiğini iddia eden dedeler. Güncel bilim DNA testi ile soyunuzun Muhammet’ten geldiğini kanıtlamak mümkün, bizim için değil kendiniz için kanıtlayın.

Bizim açımızdan hiçbir canlı, kendi ana babasını (soyunu) kendi seçemez. Bundan dolayı suçlanamaz. Herhangi bir abana anadan doğmakta hiç kimseyi diğerinden üstün kılmaz. Her canlı yavru (insan) anasından doğduğunda, yaşamsal zorunlu ihtiyacı aaa ağlar, karşılandığında güler… Başka bir şey bilmez. Sora her türlü yaşamsal kaynağı bilgiyi doğadan ve iyi kötü normları içinde yaşadığı toplumsal çevreden alır. Muhamme’din veya Atatürk’ün babalarının belli olmayışı, veya çocuklarının olmayışı, onları diğer canlardan küçük kılmaz. Hatta evlatlık alıp onlara, anne baba sevgi şefkati göstermek daha üstün bir insanlık erdemlik olsa gerek. Bu “Türk İslam” liderleri eşlerine evlatlıklarına bu gereken insani sevgiyi vs. göstermiş mi? Sorgulayın araştırın öğrenin.

Her kim olursa olsun, özellikle de “lider” konumunda olanlar, yetiksin yaştan sonra, yaptıkları yanlış hatalardan dolayı, o gün ve bugünün şartlarında sorgulanabilir. Sorgulamak ders çıkarmak öğrenmek içindir. ((Ancak sorgulayıp araştırarak gerçekleri öğrenebilirsiniz, ona göre de, ya bilerek sever, ya da yanlışı terk edersiniz. HBV’nin soyumdan dölünden gelen değil, yolumdan giden bu yolun yolcusudur, ulusudur diyor. Bel değil yol evladı diyor. Siz halen Ehli Beyit Evladı rezillik yapıyorsunuz.

• Alevi toplumu ve kurumları, Ehlibeyt ve Evladı resul söylemlerini terk etmelidir.

 

16. ŞAH-ı MERDAN “ALİ mi”

Açıklamasında 2 yerde; ŞAH-I MERDAN ALİ ve ŞAH Hüseyin, ŞAH kelimesi geçiyor.
Şah kelimesi daha çok İran Afganistan kullanılan, güçlü “kral, hükümdar” anlamındadır.

Alevi cemlerinde Pirler gülbank vs. söylemeye veya bir hizmete, örnek delil uyandırmaya başlarken B’ismi-Şah, ya HAK derler. Alevilikte Şah kelimesi HAK kelimesi ile eş anlamdadır. Alevilikte ışığı Alev-in, bir isimde Şah’tır, büyük ışık enerji anlamındadır. Şahı-Merdan dünya âlemin çarkını döndüren hareket ettiren büyük yiğit enerjik güç HAK Hakikat anlamındadır. Big-Bang’tır. Eski Mı-sır’da 12 ulu tanrı inancı vardı. Bunlardan en önemlisi ışık güneş tanrısı “RA” idi. Gökyüzünün gece gündüz genellikle açık olduğu Ekvator bölgesinde yaşayan Eski Mısırlılar iyi bir gözlemci idiler. Uzayda güneşten ‘RA’dan daha büyük güneşler yıldızlar olduğu kanaatine vardılar ve uzayda “Orion’da” gördükleri en parlak yıldıza ŞAH-RA dediler. Büyük güçlü ışık güneş anlamında, Mısır’dan kuzey Afrika’ya uzanan SAH-RA çölünün adı, büyük güneş tanrısının ülkesi anlamında, buradan gelir. Kendi küllerinden yeniden doğan ateş Alev “anka” veya “turna” kuşu, cemlerde delil uyandırılması, Alevileri bir ocağa bağlı olması vs. hepsi sembolik olarak bu ışık güneş ALEV kültü ile ilgilidir. Pir Sultan bir deyişinde bu konuyu şöyle dile getirmektedir.

Hazreti Şahın avazı
Turna derler bir kuştadır
Asası Nil deryasında
Hırkası bir derviştedir.

Halife İmam Ali ve imam Hüseyin, ne madde cevher element olarak ışık enerji, ne de bir bilge pir olarak toplumu aydınlatan bir şah ışıktır. Şii İslam İranlıların Ali ve Hüseyin’i Halife hükümdar padişah olarak görme arzusudur.

• Alevi toplumu kuruları, İmam Ali ve imam Hüseyin’i kendilerine ışık ŞAH olarak görmeyi bırakmalıdır.

 

17. DEDELER/İMİZ

TR ABF İnanç kurulu açıklamasında 3 yerde “DEDELER/İMİZ kelimesi geçiyor. Ve Alevi üst kurumlarımızın 3 açıklamada da ANA veya KADIN kelimesi geçmiyor.
‘Erkek dişi birdir bizde eksiklik noksanlık senin görüşlerinde”. diyen bu yola, DEDELER SİZ hangi yoldan geldiniz, nereden doğdunuz? Alevilikte kadına anaya yer yok mu diye sorar sizlere.?

Aleviliğin anayurdu Anadolu’da tüm Alevi dergahları kadim Ana Ma-betleri üzerine kuruludur. Yol-anaların yoludur. Kadını köle cariye, sex hurisi, erkeğin Adem’in kaburga kemiğinden çıkardığını söyleyen “Allah Muhammed Ali” din İslam’dan egemen erkek anlayışından ne zaman kurtulacaksınız DEDE’ler. Kadın mı senin kaburga kemiğinden çıktı, yoksa seni mi kadın ananın şeyinden çıktın. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Hani 40’lar ceminde büyük küçük, erkek dişi vs. bir eşit candı? Yola hizmet eden, bu yolu bu günlere gelmesine hizmet eden 3-5 dedeye saygımız sonsuz. Yıllardır canlarımızı sömüren, dün bugün devlet dinAyetten “beslenen” dedelere söyleyecek sözümüz çok, kısa keselim, dedeler siz nereden geldiniz.?

Bölük bölük olup gelen dedeler
Dedeler, siz yağmadan mı geldiniz?
Bölük bölük olup gelen dedeler
Dedeler, siz yağmadan mı geldiniz?

Dedelik edersin gezdiğin yerde,
Muzuluk edersin azdığın yerde,
Yarmayı, bulguru sezdiğin yerde,
Dedeler, siz yağmadan mı geldiniz?

Şeriattan tarikata erdiriiz,
Hakikatin evin nerde gördünüz,
Bir düğeyi yardı, yedi dördünüz,
Dedeler, siz yağmadan mı geldiniz?

Haramilik dedelikten iyi mi?
Biz varmadan tuttuğunuz toyumu,
Yardığınız anbar mıdır, kuyu mu?
Dedeler, siz yağmadan mı geldiniz?

Halifelik nişanı vardır börkünde,
Çok keramet vardır sarı kürkünde,
Arpa mıdır, buğday mıdır terkinde,
Dedeler, siz yağmadan mı geldiniz?

Kul Himmet’in bu sözüne küstünüz,
Hasım olsun hırka ile postunuz,
Talipleri damızlıktan kesdiniz,
Dedeler, siz yağmadan mı geldiniz?

• Alevi toplumu kurumları artık bu, din İslam “Allah Muhammed Ali,” DEDE erkek egemen anlayışı ter edip ANA-Yoluna gelmelidir.

 

18. EŞİT YURTAŞLIK?

Alevi kurumlarının açıklamasında 2 yerde EŞİT YURTAŞLIK hakkı vs. geçiyor. Ne anlama geliyor bu eşit vatan yurttaşlık? T.C. devleti Kemalist Türk-İslam ideolojisi üzerine kuruludur. TC. hiçbir zaman Laik demokratik eşitlikçi olamamıştır. Alevi kurumları bu eşit yurttaşlık talebi ile; TC. devleti vatandaşı/yurttaşı, Türk- İslam’a Müslümanlara ne veriliyorsa, biz Alevilerde aynısı verilmesin. 72 millete aynı nazarla bakmıyoruz, bizde Türk-İslam Müslümanız mı demek isteniyor? Neyi içeriyor bu eşit yurttaşlık talebi? Bunu Alevi yol öğretisine uygun, açık net anlaşılabilir bir şekilde belirtmek gerek.

• Alevi toplumu ve kurumları, eşitlik, hak, adaleti, taleplerini, sömürücü hâkim kapitalist Türk-İslam din ırkçı güçlerin çıkarlarına göre kıvırmaktan vaz geçmelidir.

 

19. KILAVUZ

TR ABF inanç kurulu açıklaması altında, “ABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan KILAVUZ” adı geçiyor. Biz Hasan Kılavuz’u 2003 yılında Almanya’nın Extertal şehrine yapılan AABK kurultayında yaptığı (ve 5 sayfa yazılı dağıttığı) konuşmadan; “Aleviliğin din İslam’la zerre ilişkisi yoktur Alevilik din İslam’dan ayrı kendine özgü/özgün bir inanç öğretisidir”, Ve son birkaç yıla kadar bu YOLda dik duruşundan dolayı Pir “KILAVUZ” olarak bilirdik. (Şahsen bana, sorgulamayı ve Aleviliği öğrenmemi öğreten en önemli kişilerden biri idi. Kişi olarak saygıda kursu etmek istemem. Fakat kurumsal planda, son dönelerde yaptığı altına imza “dönekliği” Kılavuzu din İslam olanın burnu, Kur’an karanlığı, bataklığında çıkmaz diye sorgulamak zorundayım/ız. Benzetmek gibi olmasın fakat; Hasan Kılavuzun duruşu durumu, İmam Hasan’ın Muaviye ile antlaşmasını, Pir Sultanları asan hınzır paşaları anımsatıyor. Ali Erbaş’tan sonra TC. DinAyeti başkanı olmayı mı hayal ediyorsunuz diye sormak gerekir.
Hasan Kılavuz’un ABF inanç kurulu başkanı olarak altına imza attığı açılamadan sonra, açıklamayı savunma niteliğinde yaptığı canlı yayında link >> 400 yıldır süren asimilasyonu alevi geleceği olarak  savunması, ve Aleviler resmi olarak TC devleti tarafında tanınmak istiyorsa, devletin diyanetin Alevilik tanımına uyması anlamına gelen açıklamaları, bu güne kadar asılıp kesilip yakılan, bu yola canını veren canlar açısından utanç vericidir.

• Alevi toplumu kurumlarının artık, Kılavuzu AtaPut Türk – İslam, Kur’an karanlık olanlarla yolunu ayırma zamanı geldi.

 

20. YOL AYRIMI

8-10 yıldır ısrarla uyarıyoruz, halen vurdum duymaz bir şekilde, “Allah Muhammed Ali”, Körbela İslam’da ısrar ediyorsunuz, sonunda Alevilere ölümü gösterip sıtmaya razı eden, Allah Kuran Peygamber “AKP” RTE’yi cemevine sokup, pir postuna oturtunuz. Seçimler yakın, yakında TC. Türk-İslam cumhuriyeti sizin “Alevi-İslam İzzetdininizi” İslam’ın 6’cı mezhebi olarak RESMEN tanıyacaktır DinAyete başkanda yapacaktır.

• Alevi toplum kurum yöneticilerini son kez uyarıyoruz. Ya kendinizi din İslam’dan kirliliğinden arındırın, yoksa Yol sizi kaldırıp atacaktır.

* **
• Kılavuzu din İslam olanların yolu, Kur’ana karanlığa çıkar.
• Gerçeği hakikati ne zaman öğrenirsen o zaman diline susturucu takmadan söyle.
• Yalanlarla insanları kandırmak yerine doğrularla kaybetmeyi tercih ederim.
• Sorgulamayan Cahil, Sorgulatmayan Canidir.

Feramuz Acar – 8.8.2022

 

 

EK BELGELER

 

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.