KEMAL SOYER’in DAB’a YÖNELİK SALDIRILARINA CEVAP (28.11.2017 – DAB)

KEMAL SOYER’in DAB’a YÖNELİK SALDIRILARINA CEVAP  (28.11.2017 – DAB)

KEMAL SOYER (KS); 4 Temmuz 2017’de yayınlanan Hacebektaş Deklarasyonunun ardından; 7.7.17 ve 19.9.2017 tarihlerinde yayınladığı 2 uzunca yazısında; başta Devrimci Aleviler Birliği (DAB) olmak üzere bir dizi kişi ve kuruma yönelik asılsız YALAN iddia ve suçlamalarda bulunmuştur.

Kemal Soyer’e; Öncelikle DAB hakkında yayınladığı iddialarının doğru olmadığını, bunların kendisine ve yolumuza yakışmadığını ilettik ve bu 2 yazısını kaldırmasını istedik. Ve BEKLEDİK…..

Sonuçta kendisine “hakaret” edildiğini ileri sürüp, yazıları kaldırmayacağını bildirdi.  Dolayısı ile bizde alttaki cevabı, kamuoyuna açıklamak Zorunda kaldık.

ÖNCELİKLE:

  • Kemal Soyer DAB karşı asılsız, YALAN açıklamalarda bulunana kadar: DAB kurum olarak Kemal Soyer hakkında hiçbir açıklama veya hakarette bulunmamıştır.
  • Kemal Soyer “4 Temmuz Hacıbektaş Yol Erkan deklarasyonu” konusunda sosyal medyada bazı, DAB üye veya gönüllüleri ile karşılıklı tartışmış olabilir. Kişisel tartışmalar kişiyi bağlar.
  • Kemal Soyer, kendisi de belirttiği gibi, “DAB’lılarla tanışmış”, DAB genel kuruluna tebrik mesajı gönderecek kadar DAB’ı yakından tanıyan, olumsuz bir durum varsa, kamuoyunda DAB’a saldırmadan önce, DAB yönetimini bilgilendirecek, kendi deyimi ile “yüksek mimar diplomalı” biri olarak, akli selim davranması gereken birisi, olsa gerekti.
  • Durup durduğu yerde kimse kimseye hakaret etmez. Kemal Soyer DAB düşüncelerini savunan canları, “PKK kuyrukçuluğu Kürt milliyetçiliği yapıyorsunuz” vs. diye suçlayıp ırkçılık yaparsa, bilimsel olarak başka kaynaklarca da yeteri kadar kanıtlanmamış abartılı iddialarını, diplomalı Prof. İzzetDin gibi, Alevi toplumuna empoze etmeye çalışırsa; DAB’lı canların ağzında “susturucu” yok, “sorgulayıcı” var, kişisel olarak sorgular ve gerekli cevabı veririler.

KS İDDİA ve CEVAP ÖZETİ

1-  Kemal Soyer başta: 2 Temmuz Sivas katliamı sonrası, 24 yıllık Alevi örgütlenmesi, içindeki tutarsızlıklardan zorunlu olarak ortaya çıkan, yasal kurulmuş tüzüğü, yöneticileri, faaliyetleri her şeyi kamuoyuna açık olan DAB’ı bağımsız olmamakla suçlamakta. Devrimci Aleviler Birliği DAB’la ilgili bir dizi ASILSIZ, yalan iddialarda bulunup, DAB’ın kendisinin tezlerinden esinlenerek kurulduğunu iddia etmektedir. Diğer yandan DAB’la birlikte, DAB’la direk hiçbir ilgisi olmayan şahıslarında adını verip; DAB’ın sözde ““Batılı küresel emperyalist güçler ve onların yereli Türk Kürt siyasi Alevi İslam işbirlikçilerinin ve PKK’nin, DAB’ı kurduğu ve kuyrukçusu olduğunu iddia etmektedir.  DAB kurum olarak bağımsıdır, fakat baskıya zulme sömürüye eşitsizliğe karşı tarafsız değil, dünyada ezilen hakların yanında oldu olacaktır. Kemal Soyer var olan Alevi kurumlarını, kendisinin “Yolun Ezeli tezlerine” karşı kurulan küresel örgütlenmeler olduğunu belirtip DAB ve DAB’lıları, Avrupa’da yaşayan Alevi emekçileri AB (sosyal) fonlarından beslenen, Kürt milliyetçisi ırkçı, “PKK terör örgütü” ve üyeleri olduğunu, iddia edip, dünya kamuoyuna ve faşist AKP OHAL TC. Devletine “terörist” olarak lanse ederek, bilerek hedef gösterip ihbarcılık “ajanlık” yapmıştır.   KS’in her 2 yazısında adı geçen canların başına, bir bu yersiz iddialardan dolayı herhangi bir şey gelirse, sorumlusu Kemal Soyer’dir.

2-  Kemal Soyer: Her 2 yazısında da Sivas katliamından bugüne kadar “24 yıldır”, Alevilikle ilgili olumlu her ne söylendi, yapıldı ise “ilk önce” kendisinin söylediğini yaptığını iddia etmektedir. KS, Arkeolojiden, sosyoloji, felsefe, siyasete, “vel hasılı kelam” var olan tüm bilim dallarında KenDini  uzman akademisyen, gizli sırları farş eden bilim adamı,  yüksek kariyerli, yüksek maaşlı TC devlet memuru müze müdürü odluğunu belirtip;  Resmi devlet memuru olarak yaptığı bazı işleri de Alevilik faaliyeti olarak göstermektedir. Alevilikte yeni yol erkân çalıştayları sonucu yayınlanan, 4 Temmuz HBV deklarasyonun da, direk hiçbir alıntı olmamasına rağmen; Bunların kendi çalışmalarının bir ürünü “noter tasdikli telif hakkı olduğunu” iddia ettiği görüşlerinin “kaynak kişi olarak adının verilmeden” izinsiz kullanıldığını, emeğinin yendiğini iddia edip;  Bencil egosunu havaya uçurup, kendisini eleştiren sorgulayan herkese, her yöne “fırtına” estirmektedir.

3-   Kemal Soyer: Alevilikle ilgili iddialarında özetle; “Sadece ZAZA’lar Alevidir, Alevilik kadim Sümer – Hitit uygarlığı kökenli ve onların devamıdır. Anadolu-Mezopotamya ZAZA – ALEVİ’lerin Anayurdu Vatanıdır.  Diğer halklar işgalci, ırkçı, Türkçü Kürtçü, siyasi İslamcı, küresel emperyalist güçlerin uşağıdır. Onlara Anadolu /Mezopotamya’da yer yoktur, “” Kürt diye bir halk yoktur. Bu toprakların hiçbir parçası (Zaza/Aleviler dışında) belli bir kesim için özelleştirilemez”” diyerek; KS, Anadolu ve Mezopotamya’yı noter tasdiki ile kendi özel mülkiyetine “tapulamaktadır”. Kendisini eleştirenleri diplomasız cahiller diye küçümseyip, kendisi diplomalı cahillik ve ırkçılık yapmaktadır.  Ve KS; Tek tanrılı semavi dinlerin beşiğini sallayan, KÖLECİ sömürücü işgalci Sümer – Hitit imparatorluğunu ve tapınak fahişeliğini, kadim Alevilik diye sunmaktadır. Hitit Krallarını vs. Alevi piri diye tanıtmakta. Hitit kral ve tanrılarına, işte hz. Alinin sırı, işte çatal kılıcı, iste 12 imam, iste Ehlibeyt vs. diye Aleviliği İslam bataklığı içinde dolandırmaktadır. Kendi söylemi olduğunu iddia ettiği “Alevilik İslam dışıdır” söylemini de boşa çıkarmaktadır.  ZA-ZA -LU-LU- DUMU ALU TURKU ULU vs. birkaç kelime oyunu, benzerliği ile başkalarını “Alevi toplum mühendisliği” ile suçlayıp, kendisi “ TC Noter tasdikli Alevi mimarlığı” yapmaktadır.  ZAZA Alevi katili olan Faşist Kemal AtaPutu, Köleci Sümer-Hitit ve Faşist TC devletini, ZAZA ALEVİ MASKESİ altında Alevilere UYGARLIK diye pazarlamakta, Alevilere celladını sevdirmeye çalışmaktadır. Kemal Soyer yazısın sonunda; doğru çözüm önerisi olarak; “Eşit İnsan hakları, Ortak Vatan, Ortan Yönetim” Abdullah Öcalan ve Kürt hareketinin HDP’nin çözüm sürecinde dile getirdiği önerileri savunup, bütün kustuklarını geri yalamaktadır.  2 eğri bir doğruyu götürür misali, Hitit “Fırtına tanrısı Kemal Soyer” müzede, gördüğü birkaç doğruyu da kendi çıkardığı fırtınaya kaptırmıştır. Bazıları da Fırtına Kemalin yeline kapılmış fırıldak gibi dönüp durmaktadır. Yalanla bilim, yalancıdan bilim adamı olmaz. Kemal Soyer bu 2 yazı ile, Yolun-Ezeli olayım derken, Yolun-Rezili olduğunu kanıtlamıştır.

DAB gyk.

(KS’nin 2 yazısı Asılsız iddia ve suçlamaların altı kırmızı ile çizilerek bu yazının sonuna Link ve kopya olarak en alta eklenmiştir.)

http://alev-i.com/kemal-soyerin-daba-yonelik-saldirilarina-cevap-28-11-2017-dab/


Kemal Soyer’in İDDİALARINA- CEVAP:  

KS İDDİA – 1:  Kemal Soyer, “DAB’la tanışma sürecim: Bu gurubun üyelerinden  xxx kişilerle  12-14 Mart 2015 tarihinde, grubun değil, Serdar TANAL’ın “bunların sizin bilgilerinize ihtiyacı var diye ısrarla çağırdığı”, Abdal Musa-Akçaeniş Cem Evi’nde yapılan Erkanname toplantısında, tanıştım… Ancak DAB Anadolu Aleviliğine dair özel bilgiler sunduğum bu Abdal Musa toplantısından sonra 24. 05 2015 de kurulmuştur. “

DAB CEVAP-1:  ÖNCELİKLE; DAB’ın kuruluşu süreci ve söz konusu “Alevilikte öze dönüş, yeni yol erkan (deklarasyon) çalışmaları” nasıl başladı bir açıklık getirelim. Bilenler bilir, bilmeyenlere ve Kemal Soyer’e de ayan olsun.

DAB; 1993 Sivas katliamının ardından oluşan, Türkiye, Avrupa Alevi örgütlenmesi içerisinden gelen ve dile getirilen eleştirilen, önerilen fakat ilgili yönetimlerce yeterince dikkate alınmayan, eleştiri ve önerilerin toplanması;

İçerisinde araştırmacı, yazar, sanatçı, Pir, milletvekili, AKM başkanları Federasyon yöneticilerinde olduğu (isim kişi kariyer değil işin peşinde olan (O listede Kemal Soyer yok) 40 canın somut yazılı önerileri ile 2013’te 1 yılık bir çalışma sonucu hazırlanan;

Özetle: Aleviliğin İslam semavi dinler dışı, bilim yolu olduğu, 72 millete bir baktığı ırkçı faşist (Kemalist) olmadığı, paylaşımcı ve haksızlığa karşı direniş sosyalist devrimci olduğu, Kadın erkek eşitliğine dayandığı, doğayı bilimi sevgiyi insanı kutsadığı, yoğun İslami ve ırkçı asimilasyondan dolayı Alevi yol erkânında köklü bir öze dönüş, devrimin zorunlu olduğuna, vurgu yapmak için, Devrimci Aleviler Birliği DAB adıyla;

15.02.2014 yayınlanan “Kâmili insanlık yoluna Alevi kamuoyuna’’ başlıklı bir ÇAGRI, sosyal medyada başlatılan imza kampanyası ile DAB ortaya çıkmıştır.

Amaç; bu çağrının Alevi toplum ve kuruluşlarınca dikkate alınıp değerlendirilmesi, burada dile getirilen görüşlerin Alevi yol erkânında, toplumunda BELİRLEYİCİ yer edinmesi idi.  Çağrı yoğun ilgi gördü, birçok Alevi kanaat önderi, federasyon AKM başkan ve yöneticileri de çağrıyı imzalayıp desteklediklerini açıkladı.

Fakat 1 ay sonra, 21. Mart 2014’te Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu (DABF) genel kurulunda divan başkanlığı yapan AABK genel başkanı TURGUT ÖKER, DAB çağrısını yayınlayan ve imzalayanları; “DAB’ı terör örgütü, destekleyenleri terörist” ilan edip, başta DAB kurucularından FA.  vs. birçok kişiyi usulsüzce Alevi kurumlarından attırmıştır. DAB’ı ilk terörist ilan etme telef hakkı; maalesef Kemal Soyer’den önce Turgut Öker aittir.   https://www.youtube.com/watch?v=Eqf9VMRLqw8 )

Bunun ardından 29 Nisan 2014’te yapılan DAB grup toplantısında, DAB çağrısındaki düşünce ve ilkelerini ısrarla savunulması için bir öğütlenmeye gidilmesi ve Türkiye’de özel bir ‘Öze dönüş Yol erkân reform çalışması başlatılmasını kararlaştırdı.

Bu arda DAB girişimcileri; gelen istek öneriler üzerine, 18.Temmuz 2014 Paris, 14-15. Eylül 2014 Düzeldorf ve Hollanda’da, başta FEDA (Kürt Avrupa Alevi örgütlenmesi) ve bir dizi kişi, kurumla görüşmeler yapıtı. FEDA temsilcileri, AABK’ya üyeliğe alınmadıklarından yakındı. FEDA temsilcileri, DAB’ın kendilerine (FEDA’ya) katılmasını önerdiler. DAB olarak ilkelerimizi açıksa savunursanız FEDA’ya katılırız dedik. FEDA toplum tabanı ve kurum olarak şu an bunları kaldırmayacaklarını, DAB ilkelerini açıkça savunamayacaklarını bildirdiler.  Bizde kendilerine o zaman, DAB olarak bağımsız örgütlenmeye gideceğimizi bildirdik.

27.10.2014 DAB grup toplantısında alınan kararla; DAB tüzük program taslağı ve kuruluş çalışmalarına başlandı. 21.12.2014 tarihinde DAB dernek tüzük ve program taslağı hazırlandı, kurucu üyelerin belirlenmesi ve kuruluş genel kuruluna gidilmesi kararı alındı. Aynı toplantıda Türkiye’ye yönelik çalışmalar hakkında; DAB kurucularından “‘KA’’nın; “Yol, can dara düşünce, pire gider. Bu yol dardadır, bu yol erkâna son şekil veren Abdal Musa’dır. Bir tek onun adına özel cem yapılır. Bir grup Alevi Pir aydın yazar sanatçı vs. Abdal Musaya çağıralım, DAB olarak önerimizi sunalım, onlar bu işi götürsün.’’ önerisi üzerine, DAB “Alevilikte öze dönüş Abdal Musa yol erkân çalıştayı kararını alındı. Ve aynı zamanda bu çalışmaların DAB’tan veya herhangi bir Alevi kurumundan tamamen bağımsız özerk, bilimsel bir şekilde yürütülmesini baştan kararlaştırıldı.  Daha sonra yaklaşık 25 kişiye çağrı gönderip (DAB’tan 5) toplam 19 kişinin katıldığı 1ci, Abdal Musa Alevi çalıştayı 12-14 Mart 2015 tarihinde yapıldı. Çalıştaylara katılan DAB’lı canlarda, DAB adına değil kişisel olarak bu çalıştaylara katılıp, düşüncelerini, çalıştaylarda yazılı ve sözlü olarak sundular.

Sonuçta 13 Nisan 2015’te DAB kurucu üyesi olan/olmak isteyen 50 kişiye davetiye gönderilip; 24 Mayıs 2015 tarihinde Almanya Frankfurt’ta yapılan kuruluş genel kurulu ile DAB, AB/DK yasalarına uygun olarak, resmi bağımsız yasal dernek olarak CVR-nr. 36612150 kurum numarası ile kurulup faaliyetine başladı.

(Yukarıdaki bilgilerin belgeleri DAB toplantı tutanak ve arşivinde mevcuttur.)

  • Kemal Soyer; Ne DAB’ın ilk çağrısı sürecine, nede DAB’ın resmi kuruluşu sürecine katılmamıştır. DAB kuruluş sürecinde 1 defa olsun Kemal Soyer adı bile geçmemiştir. DAB’ın tüzük program taslağı ve kuruluş kararı Abdal Musa toplantısından önce alınmıştır.
  • Abdal Musa toplantısına katılan 5 DAB’lı can, Kemal Soyer’den DABın kuruluşuna katkı sunacak 1 kelime dahi rapor etmemiştir. Abdal Musa sonuç bildirgesinde yayınlanan konular eksiği fazlası ile DAB çağrısında zaten vardır.
  • Kemal Soyer DAB’ın; “Ancak kendisinin Anadolu Aleviliğine dair özel bilgiler sunduğu Abdal Musa toplantısından sonra kurulduğunu” iddiası KÜLLEN YALANDIR, Kemal Soyer’in kendi egosunu tatmin etmekten başka bir şey değildir.

KS İDDİA – 2:  Kemal Soyer: Abdal Musa 1.ci Alevi Yol erkân çalıştayından sonra 3-5 Eylül 2015 Tarsus ve 4-6 Şubat 2016 Çorum çalıtaylarına katıldığını ve “4 Temmuz HBV deklerasyonun sonuç bildirgesinde, 3.2.2016 tarihinde Çorum çalıştayında sunduğum, “Aleviliğin varlığın birliği, semavi dinler öncesi, Anadolu –Mezopotamya” kaynaklıdır vs. bilgiler. “‘Tarafıma ait (noter tasdikli telif hakkım olan) yazılardan alınmıştır, fakat kaynak kişi olarak, (deklerasyonda) adıma yer verilmemiştir.’’

  • DAB CEVAP-2:  Çorum çalıştayında K. Soyer’in yaptığı sunum, verdiği kaynak bilgilere bakıldığında, birkaç serpme kelime dışında, iddia ettiği cümleler Çorum veya Hacıbektaş deklarasyonu sonuç bildirgesinde yer almamaktadır.
  • Deklarasyon çalıştaylarına, DAB’tan arkadaşlarda dahil yüzlerce can katılıp kakı sunmuş 3 yıllık bir çalışma sonucu, eksiği fazlası ile daha da geliştirmek Alevi erkanlarını bilim ışığında çağdaşlaştırmak amacıyla ortak bir metin ortaya konulmuştur. Yazının içeriğinde “kaynak kişi” olarak kimsenin, adı dolayısı ile Kemal Soyer’in ‘de adı verilmemiştir.
  • “Aleviliğin İslam dışı olduğu, Aleviliği Anadolu – Yukarı Mezopotamya” kaynaklı olduğu, Alevilikte Vahdeti Mevcut “Varlığın Birliği” anlayışını vs. ilk dile getiren Kemal Soyer değildir. Yüz yıllardır Alevi edebiyatında birçok Alevi Piri ulusu ozan sanatçı araştırmacı yazarçizeri kitaplarında ve deyişlerinde (Örnek Yunus Emre, Mehmet Bayrak, DAB kurucu üyelerinden Haşim Kutlu dahil) bunları Kemal Soyer’den çok önce dile getirmiş, bazı Alevi kurumlarının Alevilik tanımlamalarında yer almış yayınlanmıştır.  Dolayısı ile bu iddiası da YALANDIR.
  • 1890 yıllarından bu yana yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan, müze ve kütüphanelerde bulunan, daha önceden yerli yabancı araştırmacıların yayınladığı kitaplarda yer alan belge ve bilgiler herkesin kullanım ve yorumuna açıktır, Kemal Soyer’in tapulu malı değildir. Kemal Soyer’in; şark/köylü kurnazlığı ile bunları “noter tasdikli telif hakkım diye üzerine “tapulama”, sonrada çıkıp başkalarını hırsızlıkla suçlamaya hakkı ve hadi yoktur.
  • Kemal Soyer’in her 2 yazısı okunulduğunda, amacınız üzüm yemek, Alevi yol erkanın özüne döndürmek çağdaş bir şekilde geliştirmek değil, bağcıyı (bu arda Kürtleri) dövmek ve Aleviliğin bilgi, paylaşımcı kültürüne yakışmayan bencil egonuzu tavana çıkarmak olduğu açıkça görülmektedir.
  • Kemal Soyer; Deklarasyon genel değerlendirmesinde:

    Asılsızca deklarasyonu ve yayınlayanları, Kürt-Türk milliyetçiliği yapmakla suçlayıp, kendisi tüm Alevileri sadece ZAZA gösterip diğer hakları yok sayıp, esas kendisi, Aleviliğin ırklar üstü “Varlığın Birliği” ilkesine aykırı bir şekilde ırkçılık milliyetçilik yapıp Alevi toplumunu bölmektedir. Tek tanrılı dinlerin ön aşaması başlangıcı olan, köleci, katliamcı Sümer ve Hitit uygarlıklarını Alevilere-Zazalara mal etmektedir. Zaza cephesine geçip oradan ırkçılık yapmaktadır.  Deklarasyonda açıkça Aleviliğin İslami ve ırkçı unsurlardan vs. arındırılması yazarken, Kemal Soyer deklarasyonda ‘’Küresel emperyalist güçler yerli işbirlikçileri ile Türk, Kürt ve Alevi İslam siyasi İslam yapılaşması önerilmektedir” gibi Deklarasyonda ve somut hayatta karşılığı olmayan, kendi kavram ve YALANLARINI geveleyip durmaktadır. Alevileri öncelikle asimle eden; Amerika, Rusya, Çin, TC Tayyip, Kürt hareketi vs değil, Alevilerin kendisidir, cahilliğidir.

 

KS İDDİA – 3:  ””Çalıştay gündeminde “Alevilerin Yurt ve Toprak Sorunu” başlıklı bir maddenin yer alması gerektiğini belirttim. Tekin Özdil Kemal bey “Alevistan mı istiyorsunuz”? dedi… “” Anadolu-Mezopotamya toprakları Alevilerin asli vatanıdır , vatansız halk olmaz..””

  • DAB CEVAP – 3:  Enel Hak, Vahdeti mevcut ”varlığın birliği” ”kendine reva görmediğini başkasına reva görmeme” anlayışında olan Alevilik, tüm dünyayı kendi vatanı, dünya halklarını da kardeşi bilir. Dünya halklarının ezmeden ezilmeden, tüm dünyada, eşit özgür insanca barış içinde mutlu yaşamasını savunur. Alevilik geleneksel anlamda “ilahi tanrılı” kitaplı, peygamberli cennet cehennemli vs. bir din değildir. Varlığı doğayı insanı bilimi paylaşımı kutsayan felsefi bir İnanç öğretisidir. Felsefi inanç öğretileri (ideolojiler) dolayısı ile Alevilik belirli bir ırka, dile dine bağlı değildir. Ulus, “vatan millet Sakarya” anlayışı daha çok ırk dil birliği üzerine kurulur.  Bu, felsefi bir inanç öğreti (belirli bir ideoloji) etrafında devlet kurulamaz veya aynı coğrafya topraklarda yaşayamaz anlamına gelmez. Çeşitli etnik kökenden dillerden halklardan oluşan Alevilerin ve Halk inancı Aleviliğin kadim Anadolu-Yukarı Mezopotamya’da ortaya çıktığı ve halen halk inancı olarak yaşadığı doğrudur. Fakat bölgede aynı zamanda başka haklarda var olmuştur. Dönem, dönem Alevi kimliği etrafında “beylikler, devletleşme” girişimleri görülmüştür, fakat Alevilik hiçbir zaman hakim sömürücü sınıf ve devlet dini / inancı olmamıştır.   Alevilerin inanç kimliği yaşam öğretilerinden dolayı, tarih boyu baskıya katliamlara asimilasyonlara maruz kalmıştır. Bugün Alevilerin varlığının da tanındığı, Eşit özgür laik demokrattık ortak bir düzen sağlanamazsa, Alevilerin yoğunlukla yaşadığı bölgelerde, bir tür “Alevistan”  talep etme hakkı da doğal olabilir. Yoksa bu bölgede yaşayan hakların varlığını inkâra ve imhaya dayalı bir Alevi anlayışı olamaz, bu Aleviliğin özüne ve öğretisine aykırıdır.

KS İDDİA – 4:  “Başlarını Hasan Kılavuz’un çektiği Bekir Özgür dışındaki DAP;lı ekip (Devrimci Aleviler Birliği) özetle “Alevilik İslam öncesidir ancak Kürt Kültürü ve inancıdır” demeye getirmekte”.

  • DAB CEVAP – 4: Hasan Kılavuz değerli bir Alevi Piridir fakat DAB’la hiçbir örgütsel bağı yoktur ve olmamıştır, DAB’In başını çektiği iddiası KS’nin yalanıdır. Kemal Soyer her 2 yazısında Pir Hasan Kılavuz’la birlikte, DAB’la hiçbir ilgisi ilişkisi olmayan (başka xx ) kişileri de “DAB’lı Kürt, PKK’lı terörist” diye ilan ve dolayısı ile tabir yerinde ise OHAL ortamında TC. Faşizmine ihbar ederek gönüllü ajanlıktır yapmıştır.  Kişiler herhangi örgüte sempati duyabilir veya üye olabilir, bilerek İsim verip bunlar ‘PKK’lıdır vs. diye” açıklamak, ihbarcılıktır gönüllü ajanlıktır, karanlık güçlere ve cahil çevrelere Canları hedef göstermektir.
  • DAB hiçbir zaman Alevilik Türk, Arap veya “Kürt Kültürü ve inancıdır” yönünde bir açıklama yapmamıştır.  Kemal Soyer yazısında adın verdiği; Hasan Kılavuz, Hatice Çevik, Haydar Selçuk, Aysel Kılavuz, Hasan Harmancı, Süleyman Deprem ve Hüseyin Gazi Metin dedenin de “Alevilik Kürt inancıdır “diye hiçbir açıklaması yoktur, tam tersi Aleviliği kâmili insanlık yolu olarak yorumlamışlardır.  KS’nin bu iddiaları da yalandır.
  • Bekir Özgür DAB kurucularından değerli bir candır. Fakat 1.8.2015 tarihinde, “DAB’ın Kürt hareketini yeteri kadar desteklemediği” yazılı gerekçesiyle DAB’tan istifa etmiştir. (İstifa dilekçesi DAB arşivindedir gerekirse yayınlarız.) Daha sonra 8 Kasım 2016 da bir DAB gyk toplantısına katılıp DAB’a geri gelmek istediğini bildirmiştir, fakat aidatını ödeyip resmi üye olmamıştır. Kürt hareketini yeteri kadar desteklemediği iddiası ile DAB’tan ayrılıp, sonra fırıldak gibi dönüp DAB’ı kürkçülükle, teröristlikle suçlayan, KS’yi desteklemek “Fırtına Tanrısı” Kemal’in yeline kapılmak olsa gerek.

KS İDDİA – 5:  “Hasan Kılavuz’un, . Berlin’deki  Konferansımda  edindiği bilgiler temelinde; Alevilik İslam dışıdır; söylemine başlamıştır”.

  • DAB CEVAP – 5:  Hasan Kılavuz, Aleviliğin Anadolu Mezopotamya kökenli ve İslam dışı olduğu yönünde açıklamalarını, Kemal Soyer’in 2009 Berlin konferansından sonra yaptığı iddiası da KÜLLEN YANALNDIR. Hasan Kılavuz birçok kez dile getirdiği bu düşüncesini, Aralık 2003 AABK Almanya Extertal toplantısında yaptığı konuşmada dile getirmiş ve yazılı olarak ta toplantıya katılan 200 AKM başkan ve yörecilerine dağıtmıştır.
  • DAB içinde o toplantıya katılmış, açıklamayı dinlemiş, AABK kuruluş çalışmalarına katılmış, ilk AABK tüzüğünü yazan canlar vardır. Kaldı ki Aleviliğin İslam dışı olduğunu yol erenleri yüzyıllardır, deyiş ve söylemlerinde dile getiriyor. Bu yönde Sivas katliamı sonrası ilk resmi açıklamaları 1994-95 yıllarında  Nejat Birdoğan, Ali Doğan, Ali Haydar Cilasun, ve daha sonra Erdoğan Çınar vs. de dile getirmiştir. Kemal Soyer’in bu tarihlerde Alevilik İslam dışıdır vs. bir açıklaması yoktur. KS’nin öyle bir açıklaması olsa idi, o zaman var olan Alevi kurumları içinde olan bizler de duyar ve KS’yi o zaman takdirle alkışlardık.  O zaman KS’de bizim gibi Alevi İslamcıların kara listesinde yer alırdı.

KS İDDİA – 6:  “Alevilik “İslam Dışıdır” söyleminin yaygınlaştırılarak Kürt Alevilerin PKK’nin safların çekilmesine yönelik gizli toplantı Hasan KLAVUZ ,   DAP kurucuları- Kürt Hareketiyle ilişkileri :

Abdal Musa Çalıştayından hemen sonra internet ortamında yaptığım küçük bir gezinti sonucu Sözcü Gazetesinin PKK’nin İsviçre BASEL’de yaptığı gizli bir toplantıda bu amaçla görev verdiği Hasan KLAVUZ ‘la ilgili haberine ulaştım. (Bkz. 29 Kasım 2013 tarihli SÖZCÜ).  Bu haber Abdal Musa Çalıştayına katıldıktan sonra DAB’ı kuran perde arkası siyasi erkin amaçlarını ortaya koyuyor.” http://www.sozcu.com.tr/2013/genel/pkkdan-alevileri-kizdiracak-sov-hazirligi-415542/

DAB CEVAP – 6: 12 bin yıllık tarihi araştırdığını söyleyen YÜKSEK mimar Kemal Soyer, Faşist Gözcü gazetesinin birkaç yıllık düzmece YALAN haberini hangi maksatla referans alıp DAB’ı suçluyor? Basel’de yapılan “GİZLİ” bir toplantıdan bahis ediliyor. Hiçbir kanıt belge gün tarih bilgi yok. Böyle bir toplantının yapıldığını bizde ilk defa duyuyoruz. Kemal Soyer’in DAB’ın sözde Kürt hareketi ile ilişkisini bulup açıklamakla amacı ihbarcılıktan başka ne olabilir?. Kemal Soyer bu yalan habere dayanarak; PKK’nın Kürt Alevileri PKK saflarına çekmek amacıyla, Hasan Kılavuz kanalı ile DAB’ı kurduğunu iddia ediyor. Hasan Kılavuz saygı duyduğumuz değerli bir Alevi Piridir, fakat DAB’ın kuruluşu veya sonrasıyla hiçbir ilgisi yoktur, olmamıştır. Kürt hareketinin 1994 ten bu yana kendi Alevi örgütlenmesi vardır. Kürt haraketlinin kendini savunacak gücü küretti vardır, DAB’ı kurmaya kurdurmaya veya DAB’ın onları savunmasına ihtiyaçları yoktur.  KS’nin DAB’ı kürt hareketinin kurduğu vs. iddiaları da küllen YALANDIR.

Başta da belirtiğimiz gibi DAB, Temmuz ve Eylül 2014’te (Kürt Avrupa Alevi örgütlenmesi) FEDA ile kendisi direk görüşmüş, sonuçta DAB ilkelerini açıkça savunamayacaklarını bildirdikleri için, DAB bağımsız olarak örgütlenmeye gitmiştir.

Ayrıca Kürt Alevi örgütlenmesi; FEDA 3.4.2016 tarihinde üyelerine yönelik yayınladıkları bir yazıda, DAB ilke ve reform önerileri hakkında, 13 sayfa 37 maddelik eleştiri yazmıştır (DAB arşivinde mevcuttur). Kemal Soyer gibi, bazı DAB düşüncelerini ilk önce kendilerinin (FEDA’nın) ortaya koyduğunu, vs. ve DAB’ın devlet tarafından kullanılan/bilecek bir örgüt olduğu, dile getirip, kitlelere, tabanına bu örgütten uzak durun mesajı vermiştir. DAB’ı Kürt özgürlük hareketi kurmuş olsa, üyelerine niye bu örgütten uzak durun desin ki. (DAB olarak 2. Haziran 2016’da kendilerine cevap verilmiştir).

DAB’ı ilkelerine bağlıdır, Kürt Alevi örgütlenmesine de diğer federasyonlara bağlı alevi örgütlenmelerine de bu ilkeler ışığında yaklaşır. Alevi toplum ve kurumlarının bu ilkeler etrafında birlikte hareket etmesini savunur.

 

KS İDDİA – 7:  “”DAB Eşbaşkanı Veli Balaban .. “HDK”ya üye olmaya ve maddi destek vermeye “çağırmıştır. “DAB’ın Kürt Hareketinden bağımsız bir grup olmadığını” net bir şekilde ortaya koymuştur.””

“”7-HDP,  HDK vb. Kürt örgütlenmeleri, … HDP kuruluş tüzüğünde yer alan “Halkların Kardeşliği” sloganına karşın “Bu partiye üye olan herkes Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkını kabul eder” ibaresini koydurmuştur.  Böylece amacın … Siyasal İslamcı bir Kürt Devletinin kurulması,   … Alevi-Zaza Halkın Kürtleştirilmesi, ..  .. Kürtleri de tek başına Kadim Anadolu Uygarlıklarının varisi yapmak olduğu anlaşılmıştır.””

“”15-17 Şubat 2013 tarihlerinde Danimarka’nın üç şehrinde verdiğim konferanslar sürecinde tanıştığım Feramuz Acar “Kürt Değilim,  Ancak ben bir Kürt Özgürlük Savaşçısıyım “ demiştir.””

DAB CEVAP – 7:  Kemal Soyer’in yaralarına mehlem olacaksa, DAB resmi olarak 8 Kasım 2016 da HDK ‘ye katılma kararı almıştır.  78’liler, birçok sendika, LGBT vs. 40’tan fazla değişik STK kurumun özerk kimlikleri ile katıldığı HDK içinde DAB’ın yer alması, bu platformda da Alevilerin hak ve taleplerinin gündeme getirilmesi DAB’ın bağımsız kurum olmasına gölge düşürmez. DAB Gericiliğe ve Faşizme karşı her ittifakın içinde yer alır.

10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimleri öncesi, DAB çağrı yapmış, Demirtaş ve HDP’nin Aleviler hakkında politikasını kamuoyuna açıklamasını istemiştir.

Demirtaş’ın meclis grup konuşmasında yaptığı; “Aleviler ne istiyorsa noktasına virgülüne dokunmadan bize düşen onu savunmaktır” açıklaması ve Birlikte yaşam projesi üzerine, DAB açıkça HDP – HDK’yi; “Kürt halkı her ne istiyorsa bize düşen onu desteklemektir” kararı almıştır.  (https://www.youtube.com/watch?v=FkTAg0PNMv8)

DAB Aleviliğin “Kendine reva görmediğini başkasına görme” anlayışından hareketle, kayıtsız şartsız “Halkların kendi kaderini tayin hakkını savunur”.  DAB bağımsızdır fakat tarafsız değildir. Yolun gereği her zaman ezilenden mazlumdan yanadır, haksızlığa adaletsizliğe sömürüye karşı ezilen hakların yanında taraftır. Kürt halkının nasıl bir düzen devlet istediğine Kemal Soyer veya DAB değil, Kürt halkı kendisi karar verir. Kürt hareketinin İslamcı bir devlet kurma, Alevileri Zazaları Kürtleştirme, Tek başına Anadolu uygarlıklarının VARİSİ olma gibi bir çabası yoktur.  Tam tersi Kürt özgürlük hareketi (hem de kadın) gerillaları, İŞİD AKP ve Şİİ İslamcılara karşı, Rojava da verdikleri mücadele ile Demokratik Laik bir sistem kurmak istediklerini gösteriyor. Kemal Soyer ise TC noter tasdiki ile Anadolu Mezopotamya’nın TEK “VALİSİ” olmak istediğini açıkça gösteriyor.

Feramuz Acar’ın “Kürt Değilim, Ancak ben bir Kürt Özgürlük Savaşçısıyım“ diye bir cümle kullandığını hatırlamadığını, fakat kendisinin “Geçmiş Köleci Hitit kıranlarının soytarısı olacağına, Kürt Özgürlük Savaşçısı olmayı tercih ettiğini” buradan Kemal Soyer’e iletmiş olalım.

KS İDDİA – 8:  “ÖZE DÖNÜŞ; adıyla lanse etse de, DAP;ın Kürt ,Türk, ve Alevi İslamcılara İslam öncesi uygarlıkçı özümüze dönelim gibi bir çağrısı bulunmamaktadır.”

“” Kürt gruplarıyla enjiyoları “Öze Dönüş” kavramını …Kürt Kültürü olarak .. ele almaktadırlar. Doğuş kaynağı her neresi olursa olsun her türlü,  ırk,  din, kandaş düşünce ve yapılaşmalardan arınmamış hiçbir kişi ve toplum VARLIĞIN BİRLİĞİ’nin tanımladığı evrenin en üst ölçekte tekamülü olan” Kamil İnsan” temelli barışçıl toplum yapılaşmasını gerçekleştiremez.

DAB CEVAP – 8:  DAB Aleviliğe Kemal Soyer gibi ırkçı veya milliyetçi gözle bakmadığı için her “Alevi veya İslam” vs. kelimesinin başına sonuna Türk-Kürt kelimesi koymayı uygun görmez.

Uyarlık kavramı bir toplumda maddi manevi değerlerin tümü kapsar, bu onların (İslam öncesi her uygarlığın) evrensel eşitlikçi özgürlükçü adaletli paylaşımcı bilimsel çağdaş laik demokratik vs. olduğu anlamına gelmez. DAB tüm Alevilere en açık net bir şekilde, “Ne Allah, Ne Muhammed, Ne Ali, Yolumuz İSLAM değil kâmili insanlık yolu”” diye Aleviliğin içine sokulan İslami her türlü eylem ve söylemi çöpe atma çağrısında bulunmuştur.

Kemal Soyer; “Öze dönüş” ve “Varlığın Birliği” kavramlarını keser gibi hep kendinden yana yontmaktadır.  Alevilikte öze dönüş Aleviliğin Semavi dinlerden (İslam’dan), Irkçı faşist düşüncelerden, arındırılması, Paylaşımcı toplumsal kültür, Kadın erkek eşitliği, doğa çevre bilimci, sorgulayıcı bilimsel yaklaşım ve Yol erkânın Asimilasyondan arındırılıp, çağdaş bir şekilde güncellenmesidir. Alevilikte Öze dönüş köleci Sümer Hitit Kıralıklarına geri dönmek değildir.  “Varlığın Birliği” tüm canlıların, halkların diline kimlik kültür yaşam haklarına saygı duymaktır. Ezmeden ezilmeden insanca birlikte mutlu yaşamaya çalışmaktır. Kemal Soyer önce kendini ırkçı dinci düşüncelerden arındırmadan başkalarına ders vermeye kalkmayı bırakmalıdır.

 

KS İDDİA – 9:  Abdullah Öcalan’nın; İslam Bayrağı altında toplanma çağrısı; ile DAP adlı Platformla ilişkili olan ekibin;  Kırmanc  kavramını Kurmanc/Kürt  zannedilmesinden  yararlanarak Alevileri Kızılbaş  Kürt ilan etme anlayışı  bu temelde irdelenmelidir”.   “”Alevi ve ZAZA halkı ırkçı-milliyetçi temelde Türk ve Kürt İslam asimilasyonuna tabi tutma amacı taşıyanlar, Kürtlerin Hurri, Türklerin Sümerli olduğu savlarına sarılmaya başlamışlardır”.

DAB CEVAP – 9:  Kemal Soyer; DAB’ın Öcalan’ın “İslam Bayrağı altında toplanma çağrısı” ve Alevileri Kürt ilan etme ile ilişkisi olduğundan bahis ediyor. DAB, Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2013 Newroz mitingine gönderdiği mesajda geçen “İslam Bayrağı altında” ayrıca Kürt hareketinin 10-11 Marta 2014’te Diyarbakır’da düzenlediği ”Demokratik İslam Kongresi” ne gönderdiği ‘Medine Antlaşması’’ vs. içerikli mesaj ve kongre sonuç bildirgesi hakkında olumlu olumsuz yanlarını ortaya koyan bir eleştiri yayınlamıştır. Kaldı ki çarpıtılmadan okunduğunda, Abdullah Öcalan mesajında barış, kardeşlik, eşitlik, demokrasiden laiklikten bahsediyor, İslam sancağını vs. savunduğu da yoktur.

DAB hiçbir yazısında “Kırmanc Kurmanc” kavramı kullanmamıştır. DAB hiçbir yazısında, “Kürtlerin Hurri, Türklerin Sümerli” olduğu savını savunmamış veya Alevileri Kürt veya Türk ilan etmemiştir. Bunların hepsi Kemal Soyer’in kendi kurgu uyduruk yalanlarıdır.Kemal Soyer, bu ve başka yazılarında, sadece “Zazaları Alevi, Alevileri Zaza” gösterip diğerlerini yok sayarak, tersinden/ gizli ırkçılık ve milliyetçilik yapmaktadır.

 

KS İDDİA – 10: Önceleri kısmen Şii olan Kurmaçların Yavuz döneminden itibaren Şafii kimlikle Alevilere-Ezidilere karşı mücadele ettikleri bilinmektedir.”  “1000 yıllık İslam kardeşliği kapsamında Kürtlerle ortaklaşa Alevi Soykırımları yapan”…

DAB CEVAP – 10:  Kemal Soyer, burada üstü kapalı olarak, tartışmalı bir “Yavuz Selim, İdris’i Bitlis” antlaşmasına gönderme yaparak, önce Şii sonra Şafi olan Kürtler, Şii-Şah İsmail döneminde Alevilere katliam yaptı diyor.

Öncelikle İdris’i Bitlis’in Kürt kökenli olunduğunu doğrulayan kaynak yok. İdris’i Bitlis, Farsça, Arapça, Türkçe eserler yazıyor, Kürtçe eseri yok. Kürtlerin olduğu bölgede doğmuş, sonradan Kürtçe öğrenmiş veya aslen Kürt’te olabilir.  İran’da kalıp eğitim alıyor, Şah İsmail Safaviler iktidar olunca, onlarla anlaşamıyor oradan kaçıp iltica edip Osmanlıya sığınıyor. Osmanlı’nın maaşlı memuru oluyor. Osmanlı Sefavi / Sünni-Şii İslam iç tartışması, emperyalist savaşında, Kürt beylerini Osmanlının yanında savaşmaya ikna etmek için görevlendirilmiş, AKP Mehmet Metiner veya Ataputcu Prof İzzetDin Doğan gibi satılmış bir KÖPEK.   Buna dayanarak Kürt halkı/ Kürtler Alevilere katliam yapmıştır denebilir mi? Veya cana kıyan avcı kasap katilleri ceme almayan Alevi halkının, dönem, dönem Osmanlının katliam yapıp kontrolü atına aldığı, Bektaşilerden dolayı;  Aleviler Osmanlının mehter marşına gülbank verip Avrupa, Asya, Afrika haklarına katliamlar yapmıştır denebilir mi? Aynısı TC’nin kuruluş sonraki sonra ki dönem içinde geçerlidir.  Alevilerde Kürtlerde, kendi kurtuluşları için, Kemalist iktidarı destekledi fakat en çok zulmü de, Osmanlının devamı olan Kemalizm/faşizmden gördü.

Adaşı gibi tekçi Kemal Soyer, tüm Alevileri Zaza, Alevi Kürtleri de Yavuz-İdris tarafından Zaza’ca yerine “kurmanci” konuşmak zorunda bırakılmış Zazalar olarak değerlendirip, yine Kürt varlığını dilini kimliğini inkâr etmektedir.  Perinçekci at gözlükleri ile dünyaya bakan Kemal Soyer, adaşı beton Kemalistlerin uyguladığı milliyetçi ve İslami asimilasyonu, Aleviliği yasaklamalarını, Koçgiri’de, Dersim’de ‘’Alevi ZAZA’’ halkı katletmelerini hiç gözü görmüyor. Kemal Soyer’in Kürt halkının Alevi ve Ezidi halklara katliam yaptığı yalanlarına, en iyi cevabı, Kürt hareketi İŞİD ve AKP Siyasi İslam’a karşı savaşarak, bölgedeki Ezidileri de, Alevileri de koruyarak vermektedir.

 

KS İDDİA – 11:  “Kürtlerin İ. Ö 12 YY da Doğu Avrupa’dan, gelerek Anadolu-İran halklarına karışan Bacnavi ve Boht kökenli Kurmançlar ile Kırmac halklar biri birilerine karıştırılmaktadır.

DAB CEVAP – 11:  Kemal Soyer’in, Kürtlerin Avrupa Bacnavi ve Boht kökenli olduğu iddiasını, başka yerli yabancı hiçbir kaynak doğrulamıyor.  Bütün kaynaklar Kürtlerin en az 5 bin yıldır bölgenin yerleşik haklarından olduğunu gösteriyor. İngiliz oryantalist Godfrey R.D Kürt  teriminin 5 bin yıl önce Sümer tabletlerinde ”Karda”  kuzeyde, İran Irakta çadırlarda yaşan ”nomade” kabileler için kullanıldığını belirtiyor. Ayrıca İran dolaylarında yaşayan Cyrtii ve  Corduene , kabilelerine  Arapların bölgede İslami işgalleri sırasında  Arapça ”Kurd” (çogul A-krad). Perslerin “Kwrt’  daha sonar “Qardu” “Karda” terimlerini kullandığı, Kuran’da böğe yer adı olarak Gudi (Kürtçe Cudi dağı) vs. birçok kaynakta geçiyor. Yunan tarihçi Xenophon,  Carduchoi kabilensin Kuzey Mezopotamya dağlarında 10 bin yunalı paralı askere karşı direnişinden bahis ediyor. Eski Ermeni ve Jahudi kaynaklarında bölgede yaşayan Kürtlere “Karduchoi” terimi kullanıp çeşitli hikâyeler anlatılıyor. “Med” imparatorluğu zamanında da Kürtlerin çeşitli adlar altında, geniş bir coğrafyada varlıkları görünüyor. Ve 4 ayrı Kürtçe lehçe kullandıkları biliniyor. Newroz la ilgili yabancı Asur kaynakların Kürtlerin, zalim kral Dehak’ı öldüren Kawa’yı lider kral olarak seçen halk olduğundan bahis ediyor. Evliya Çelebi Ermeni tarihçi Mighdisî’den aktardığı efsanede; “Nuh tufanından” sonra yapılan ilk şehrin Judi, ardından Sinjar ve Mifariqin kalelerinin olduğunu Judi şehrinin Nuh alilesin den Melik Kürdim tarafından yönetildiğini aktarıyor.

Kemal Soyer’den başka hiçbir ciddi kaynak Kürtleri Avrupalı “Bacnavi ve Boht” (her ne ise) kökenli göstermiyor. Dolayısı ile bu yalanda TC noter tasdikli (ırkçılıktır olarak) Kemal Soyer’in himmetine kayıtlı duruyor.

 

KS İDDİA – 12:  “İslam kardeşliğine dayalı bin yıllık asimilasyon ve imha programları kapsamında Türk,  Kürt ve Alevi-İslam adlarıyla paketlenen, Alevi halkı çalışmalarımızın gösterdiği yönde İslam öncesi Anadolu Aleviliğine yönelmiş,  bu süreçte Avrupa ve Türkiye’de taban kaybetmeye başlayan ırkçı-şöven örgütlerse ,  devrimci,  solcu vb.  ön ekli “……Alevi” adıyla yeni paravan örgüt ve platformlar oluşturmaya başlamışlardır”.

DAB CEVAP – 12:  Alevi yolu bugüne kadar İslam’ın temel kurallarına uymayarak, ona karşı yüzlerce ayaklanma gerçekleştirerek “gerilla savaşı vererek” asılıp kesilip yakılıp derisi yüzülerek fakat boyun eğmeyerek, İslam-i olmadığını, İslam kardeşliğini kabul etmediğini zaten göstermiştir.  Sorun özelikle 1500 yıllardan sonra Aleviliğin içine sokulan sembolik İslami terimlerin uygulamaların ve TC’nin kuruluşu sürecinde dayatılan, ırkçı Kemalist faşist düşünceleri Alevilerin Alevilikten atmasıdır. Kemal Soyer “Alevi Halkı çalışmalarımızın gösterdi yöne, yönelerek” diye sanki ondan başka kimse “Anadolu Aleviliği” terimini hiç kullanmamış gibi, yine kendi egosuna pay çıkarmakta, “üstüne bal kaymak olsun diye” kendi ırkçı düşüncelerini gizlemek için Devrimci solcu Alevileri ırkçı-Şovenlikler, paravan olmakla suçlamakta. Kürt düşmanlığı yapmak için bin bir dona girip ırkçılığını gizleyen Kemal Soyer paravanın ta kendisidir.

 

KS İDDİA – 13:  Kemal SOYER YOLUN EZELİ PROGRAMIYLA Türk Tarih Tezi,  Kürt Tarih Tezi,   Aleviliğin İslam’ın Mezhebi olduğu tezi,   Alevilerin Türk ve Kürt oldukları Tezi,  Alevilerin Orta Asya Halkı oldukları,   Kürtlerin Mezopotamya orijinli oldukları gibi tezlerle birlikte BOP’un işgal,  talan ve sömürü amaçlı ırkçı –köktendinci örgütlenme argümanlarını çürüttüğünden””

Bu coğrafyada yaşayan tüm halkların kaderi ortaktır. Hiç biri diğerinden bağımsız olarak kendi kaderini tayin etme hakkı ve koşullarına sahip değildir. Bu tez Ortadoğu halklarını bölen,  parçalayan ve ana vatanlarını küresel güçlere yemlik yapma amacı taşıyan Batılı bir tuzaktır. … Bu toprakların hiç bir parçası belli bir kesim için özelleştirilemez. … Bu Temelde Kadim halklar için önerimiz; VARLIĞIN BİRLİĞİ TEMELİNDE,  Ortak Anavatan,  Evrensel Kültür,   Eşit insan Halkarı,  Ortak egemenlik ve Ortak Yönetim ilkeleri etrafında birleşmektir.”

DAB CEVAP – 13:  Kemal Soyer, 17 sayfalık yazısında baştan sona Kürt düşmanlığı ırkçılık yapıp, DAB’ı Kürtçülük PKK’lı olmakla suçluyor. Sözde bütün; ‘’ Ortaysa Türk, Mezopotamya Kürt, Arap Alevi-İslam, batılı emperyalist sömürücü güçlerin BOP  plan, tarih teorilerini kendisinin çürüttüğünü iddia ediyor.” Çürüttünse bunlar halen niye varlığını sürdürüyor diye sormazlar mı?

Kemal Soyer, Burada üstü kapalı olarak, Kürt hareketinin, ABD-AB emperyalizmi ile iş birliği yapmakla (emperyalizmin uşağı) olmakla vs. suçlamak istiyor.  ABD ve AB’nin Kürt özgürlük hareketi (PKK’yı) daha düne kadar ve halen terörist olarak tanımladığını, fakat İŞİD belasına karşı cepheye asker göndermekten çekindikleri için Kürt özgürlük hareketi ile ittifak yapmak zorunda kaldıklarını görmezlikten geliyor.

Kemal Soyer sonuç çözüm önerisinde doğru olarak; “Eşit İnsan hakları, Ortak Vatan, Ortan Yönetim”  vs. Abdullah Öcalan ve Kürt hareketinin HDP’nin çözüm sürecinde dile getirdiği düşünceleri savunup, kendi kendini çürütmekte, kustuğunu geri yalamaktadır. Yolun-Ezeli olayım derken, Yolun Rezili olmuştur.

“”Demokratik Cumhuriyet, ORTAK VATAN ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması. Vs..””. (Çözüm sürecinde APO’nun sunduğu 10 Maddeden alıntı)   Dikkat et syn. Kemal Soyer; DAB’ı terörist ilan etmeye çalışırken, Öcalan’ın çözüm önerilerini kullandığın için AKP “terörist” olarak seni içeri almasın. Öcalan’a sahip çıkan bir Kürt Halkı var. Yayınladığın 2 yazıda çatmadığın Alevi kişi ve kurum kalmamış, artık sana sahip çıkacak Alevi’de bulunmaz.

 

KS İDDİA – 14:  ANADOLU ve bağrından doğan Fırat-Dicle’nin bereketlendirdiği ENGÜR toprakların asli sahibi olan Sümer, Hatti,  Hitit ve Hurri adlı Alevi Halklar ana yurtlarını; Hattice KUR URU HATTİ,   Sümerce Ki.  ENGURRA (Hünkar) ve ANADOLU adlarıyla TANRI YURDU,   insanı ZA-ZA ve LU-LU insanoğlunu ise DUMU. LU. ULU. LU adıyla tanımlamış, …. Engür Suyu Uygarlığı,   başta Akad ve Asur olmak üzere Babil,   Hellen,  Roma ,  Bizans,  Pers ,  Finike ve Mısır gibi kadim uygarlıklara yaşam vermiş,  vs. vs..

DAB CEVAP – 14:  İlk insanların başta Afrika Nil, Fırat/Dicle, İndus gibi ekvatora yakın büyük tatlı su nehirleri etrafında yaşadıkları bilimsel bir geçek. Dolayısı ile bu bölgeler tüm dünya haklarının anayurdudur. Kemal Soyer istese de buraları noter tasdiki ile kendi mülkiyetine tapulayamaz.   Kemal Soyer hiç sorgulamadan; ”Za Lu Dum Ulu Taru Ali”  kelime oyunları ile Aleviliği götürüp, ilk tek tanrılı dinlere beşiklik etmiş, köleci, işgalci katliamcı, kadın erkek eşitliğinin olmadığı, kutsal evlilik/ tapınak fahişeliği gibi tören, geleneklerin olduğu (5 bin yıl öncesi) sömürücü Sümer, Hitit imparatorluğu krallarını, savaşlarını kutsallarını vs. öven, kabartmalara bakıp, ”kadim uygarlık/lar diye” Alevilere pazarlamaya kalmaktadır. Kemal Soyer’in bahis ettiği Sümer ve Hitit ‘’uygarlığı’’ kıralık imparatorlukları savaş işgal yağma katliamlarla oluşmuş kölece toplumdur. Bugünkü tek tanrılı Semavi dinleri (islam’ın)  ilahi Allah dinini inanış anlayış ve ibadetlerini çoğunun kökeni Sümerlere dayanır. Sümer Hitit tablet yazıları, kaya kabartmaları ve heykelleri, görkemli tapınak ve sarayları, hakim sömürücü sınıfın, kıralların, rahiplerin, askeri sivil bürokratların tüccarların köle sahiplerinin, inanç ve kültürünü yansıtmaktadır. Bu tapınaklara veya dini tören, kutlama, festivallere vs. sıradan halkın gelmesi, girmesi bile yasaktı. Bazı dini törenlerde köle, esir veya sucuların kurban edildiği bile görülmekte. Ayrıca hakim Hitit inancında, büyücülük, kehanet, fal vs. de çok yaygındı. Dini rahiplerle bu büyücü falcılar kendi başına bir sınıftı.  Bunlar İnsanı canı emeği kutsayan Aleviliğin Rıza şehri, eşitlik anlayışı, bilimsellik öğretisi etik kuralları vs. ile bağdaşmaz. Sümer ve Hitit gerçek sıradan halkın yaşam ve inançları ile ilgili bilgi belgeler çok sınırlıdır.  Dün Osmanlıda, bugün Cumhuriyette nasıl bir hakim inanç, birde Alevilik veya başka inançlar gibi halk (başka) inançlar varsa Sümer ve Hitit uygarlıklarında da başka halkın inandığı doğal inançlar vardı.

Aleviliğin kökenlerinin, halka kendini tanrı diye yutturan taptıran, Köleci Sümer Hitit kralların tapınakları dini törenlerinde değil, yerli ve yerel halkların doğa ile iç içe olan doğal paylaşımcı eşitlikçi yaşam kültüründe aramak gerek. Hititler ve öncesi dönemlerde sıradan halkın yaşam ve inançları, Çatalhöyük vb. yerleşimler, Göbekli Tepe ve öncesinin, Alevilik açısında incelenmesi önemlidir. Fakat yine de unutulmamalıdır, Alevilik evrimsel değişime gelişime açık bir öğretidir, Aleviliği bir bütün olarak belirli bir tarihe veya uygarlığa millete bağlamak mümkün değildir. Aleviliğin köklerine izlerine, sembollerine bölgedeki birçok halk kültüründe inancında ve uygarlıkta rastlamak mümkündür. Örnek; Eski Pers ve Mısır uygarlığında da, saz, dans, içki dem, lokma paylaşımı, geyik ceylan aslan güvercin turna, 12 kültü vs. Alevilikteki benzeri semboller vardır. Konuya sadece sembolik açıdan bakmak yetmez, toplumsal alt üstyapıya üretim ilişkilerine vs. de bakmak gerekir. (Kemal Soyer’in Sümer-Hitit = Alevilik tezlerine ayrıca yorum yapılacaktır.)

 

KS İDDİA – 15: 80’li yıllardan başlayarak günümüze dek sürdürülen kültürel ve bilimsel çalışmalar özetle aşağıda sunulmuştur.  “KEMAL SOYER’in AÇIĞA ÇIKARARAK TANIMLADIĞI ANADOLU ALEVİLİĞİ İLE ALEVİ HALK KİMLİĞİNE KARŞI GELİŞTİRİLEN RESMİ-KÜRESEL POLİTİKALAR VE KARŞI ÖRGÜTLENMELER:”

DAB CEVAP – 15:   Bu bölümde Kemal Soyer 13 madde altında, resmi mesleki işleri ile sözde Alevilikle ilgili yaptığı mimari vs. işleri sıralayıp. Yolun ezeli TV programı, Yolun ezeli web sitesi, paneller de vs. her anlattığı abartılı benzetmeler, somut kanıtlanmamış iddiaları insanların doğru kabul edip benimsediğini sanmakta veya istemekte, yetmedi “ben bilim adamıyım” diye dayatmaktadır.

Kemal Soyer önüne gelen herkesi, Alevi kurumlarını, TV kanalı medya kuruluşlarını, resmi ve STK’larını, yetmedi küresel emperyalist güçlerin ve yerli işbirlikçilerinin birleşip, sözde kendisinin tanımladığını iddia ettiği “Anadolu Aleviliği ve Anadolu Halk kimliğine’’ karşı örgütlendiğini iddia etmektedir. “Anadolu Aleviliği” kimliği ile adıyla yayınlanmış 5-6 tane kitap var. Anton Josef Dierl’in  ‘’Anadolu Aleviliği’’ 1991. Sizin neyiniz var.  Yalanlar noterde tasdikleme doğru olmaz. Kimsenin işi gücü yok ta, Kemal Soyer’in yalanlarına karşımı küresel örgütlenmeye gitsin ?

 

KS İDDİA – 16:  ”5- Kültürlerin Belleği Anadolu Afişi (1999)  üzerinden Alevilerin Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarını yaratan Sümer, Hitit ve Hurrilerin torunları, Hacı Bektaş-ı Veli  ile  Balım Sultan’nın da kadimin  Tanrı Kültünü temsil ettiklerini açıkladım.” 

DAB CEVAP – 16:  ”Kültürlerin Belleği Anadolu Afişi (1999) Kemal Soyer’in neyi ortaya koyduğu, açıkça ortadadır.. Ermeni Rum Kürt ve Zaza Alevi halkı katleden, Aleviliği yasaklayan, HBV dergâhını vs. kapatan, Diyaneti kuran, put Kemal Atatürk’ü Ve Dersim’de Alevileri uçakla bombalayıp gazlayan evlatlığı Sabiha Gökçen’i, Aleviliğin belleği uygarlık çağdaşlık evrensel değer diye yutturmaya, Alevileri Cellatlarına âşık etmeye çalıyor. Osmanlının başlattığı” Cami-Cemevi” mimarisini, cami mihrabını, Hitit “inandık vazosu” ”tapınak fahişeliği” kutsal evlilik törenini, püsküllü bağlama semah diye sunup, Osmanlı mehter alayını vs. birbirine karıştırıp, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu”, Osmanlının Alevileri asimle etmek için kullandığı Balım Sultan’ında üstüne bal kaymak olarak sunuyor.  (Afişi alta veya bu linkte görebilirsiniz.)

 

KS İDDİA – 17:  “AVUPA ALEVİ DİASPORASI VE DAB (DEVRİMCİ ALEVİLER BİRLİĞİ) ADLI GRUP:  

Yolun Ezeli .. programa karşı bilimsel hiçbir kariyeri-araştırması bulunmayan ve çoğu AB’nin sosyal yardımlarıyla geçinen kesimlerden birkaç kişinin bir araya gelmesiyle “ALEVİ” adını taşıyan gerçekte Kürtlerin siyasi beklentilerine uygun faaliyetler yürüten yeni oluşumlar türetmişlerdir. “  “..Alevi Halk Kimliği ve Kültürünün 14 Bin yıllık köklerine ulaşılmış olması karşısında..”

DAB CEVAP – 17:  Faşist TC devletinin, yüksek maaşlı, yüksek kariyerli müze müdürü, DİAS Kemal SoyEr; İçinde/başında DAB kurucularında olduğu, bin bir emekle, Avrupa ve Türkiye Alevi federasyonlarını ve YOL-TV’yi vs. kuran, ’Yolun Ezeli programları” ile ”KS” senin DİASlarına” Alevi medyasında ve Alevi kurumlarında yer veren, emekli maaşında senin ’’panel’’ ücretini yol paranı ödeyen,  Avrupalı emekçi emekli Alevi canları ve DAB’lıları, ”Kürtlerin siyasi beklentilerine uygun faaliyet yürüten”, ”AB’nin sosyal yardımlarıyla geçinen ”çulsuz fakirler” ırkçı siyasal İslamcı cahil, kopuntu kırıntı (diaspora) kesimler olarak niteliyor. Kemal Soyer halkın vergisinden aldığın maaşlar “helal hoş” olmasın. Avrupalı emekçi Alevi canlardan aldığın, yediğin boğazından inmesin. Ve Kemal Soyer; her cümlesinde üstü kapalı olarak Alevileri Kürt Halkına düşman etmeye çalışarak ırkçı faşist kimliğini gizlemeye çalışıyor. Faşist TC devletinin beklentilerine göre faaliyet yürütmektense, Kürt halkının, emekçilerin siyasi beklentilerine uygun faaliyet yürütmek onurlu bir davranıştır. Bırakın 14 bin yılı, ”Daha Allah ile cihan yok iken, biz vardık” diyen Alevi öğretisini, Sümer ve Hitit imparatorluğuna köle etmeyin.

 

KS İDDİA – 18:  Alevileri Kürt etnisitesi içinde eritme amacı güden örgütlerin Avrupada taban kaybetmesiyle oluşan siyasi boşluklar “…. . Alevi” adıyla kamufle edilmiş yeni oluşumlarla kapatılmak istenmektedir.

İşte DAB’ın gerçek hikayesi ve Kürt Hareketiyle İlişkisi:  DAB 25. 05. 2015 de Frankfurttta aşağıdaki kişilerce oluşturulmuştur.

DAB CEVAP – 18:  DAB yasal bağımsız bir Alevi kurumudur. Kuruluş süreci, gerekçesi, tüzüğü kurucuları yönetimi vs. hepsi ortadadır saklısı gizlisi yoktur her şey resmi www.alev-i.com  web sayfasında mevcut ve kamuoyuna açıktır. İsterse TC devleti arar bulur. DAB’ın gerçek hikayesini, Kürt hareketi ile ilişkisini, yöneticilerinin adını açıklamak, sana mı düştü, sayın “alçak” mimar Kemal Soyer bu yaptığınız, DAB ve yöneticilerini ”PKK’li Kürt terör örgütü” diye TC devletine ihbar etmek ajanlıktır. Kemal Soyer bu ihbarcı ajanlık kimliğini de TC noteri ile üzerine tapulamış oldu.

 

KS İDDİA – 19:  Face sayfalarında Alevi Ozanları ve kutsallarının adlarını pervasızca kullanarak tarihi misyonlarına ve işlevlerine gölge düşüren yüzlerce kişi, grup ve platformlardan bazıları Anadolu Aleviliği konusunda ortaya çıkardığımız tarihi gerçekleri intihal ederek kendi üretimleriymiş gibi sunmakta,   kimileri bilgisizlik eseri gerçekleri anlayamadan çarpıtmakta ,  kimileri ise Siyasal Türk,  Kürt ve Alevi İslam propagandalarıyla kara propoganda yapmaktadır.

DAB CEVAP – 19:  KS’ bunu DAB başlığı altında yayınladığına göre; Suçlamalar geneleme olsa da DAB yönelik olsa gerek.  Be Yolun-Rezili,  DAB hangi yazı söylem eyleminde Siyasal Türk, Kürt veya Alevi İslam kara propagandası yapmış?  DAB sözde senin ortaya çıkardığın hangi saçmalıkları, ”kendi üretimi imiş gibi” sunmuş?  DAB hangi Alevi kutsalını Ozan adlarını, hangi tarihi misyon için kullanmış.  DAB senin gibi;  Hitit fırtına tanrısını,  İnsanları sırtına binen köleleştiren HİTİT kralı, karısı ve çocuklarını, “işte Ehlibeyt” diye gösterip, üstü kapalı İslam propagandası yapmıyor.

 

KS İDDİA – 20:  “Başta DAB üyesi olduğunu belirten H.C. olmak üzere yakın çevresi,,, AB’nin sosyal ödenekleri kapsamında emperyalist kültür,  ideoloji ve örgütlenmelere mahkum edilmiş kişi ve çevrelerin şahsımla ilgili başlattıkları karalama kampanyası nedeniyle yazılmıştır”.

DAB CEVAP – 20:  KS’ burada DAB’ı AB emperyalist güçlerin kurduğunu, DAB’ın AB sosyal kültür fonlarından maddi yardım aldığını iddia ediyor. YALAN üstüne yalan.  AB emperyalist güçlerin başka işi gücü yok Devrimci Aleviler Birliği adıyla örgüt kurup maddi yardım verecek. DAB’ın ne başvurmuş nede herhangi bir kurum veya fondan maddi yardım almamıştır. KS’ bu iddiasını asla kanıtlayamaz çünkü öyle bir durum yok. Bu nedenle KS  bir kez daha yalancı “alçak” mimar olduğunu kanıtlamıştır.

 

KS İDDİA – 21:  “DAB, BAĞIMSIZ BİR ALEVİ HAREKETİ DEĞİLDİR. YOLUN EZELİ 40 YILLIK BİR EMEĞİN –BİLİMİN ÜRÜNÜDÜR. … …SÜMER, HİTİTLER vs. ALEVİ OLDUĞU TESPİTİNİ …YAPAN İLK KİŞİ KEMAL SOYER’dir.

YOLUN EZELİ ; TAM BAĞIMSIZ VE DEMOKRATİK ANADOLU ALEVİ HALK HAREKETİNİN DOĞUŞ KAYNAĞIDIR.  .. ALEVİLER  BU TEMELDE  …ÖRGÜTLENMESİNİ MUTLAKA GERÇEKLEŞTİRECEKTİR.”

DAB CEVAP – 21:  Köleci Sümer ve Hitit Karalıklarını Alevi olduğu görüşü ve “Yolun Ezeli Bağımsız örgütlenmesi de” kesinlikle, YolunRezili olarak KS’nin noter tasdikli arşivlerde, saklı kalacaktır. DAB kurum olarak bağımsız fakat baskıya zulme sömürüye eşitsizliğe karşı tarafsız değil, dünyada ezilen hakların yanında oldu olacaktır.

 

KS İDDİA – 22:  “DAB üyesi H.C. hiçbir konu, alan ve düzeyde muhatabım değildir. ….Ahlak,  edep,  fikri mülkiyet ve emeğe saygı gibi konularda Bekir ÖZGÜR ve Osman YILMAZ kendisine gereken cevapları vermişlerdir.”

“”Fikir ve emek sömürüsüne karşı fikri mülkiyet olarak koruma altına alınan çalışmalar, yaşamlarıyla AB’nin sosyal yardımlarına ve direktiflerine mahkum olan, ….  Sizler .. AB’de işçi -emekçi olarak yaşayacaksınız,,  …. sonra haddinizi aşarak bilim adamlığına soyunacaksınız,  bilim adamlarını yargılamaya kalkışacaksınız. Bu halde sizin, tüm insani, tarihi, bilimsel ve kültürel değerleri yerle yeksan eden diplomasız bir cihatçıdan ne farkınız kalır? “”

Bekir ÖZGÜR YOLUN EZELİ Çalışmasının derinliklerinden haberdardır. Bu nedenle yakın zamanda iyi niyetle DAB’ın yetkili kişilerine bazı önerilerde bulunmuş, ancak YOLUN EZLİ’nin üzerinde “ Kemal SOYER’in adı var” cevabı verildiği de bilgimiz dahilindedir.

Alevi tarzı yaşam kültürü,   edep, erkan ve yol bilgisi ile insanlık ve uygarlık tarihinden mahrum yetişmiş ,  küresel güçlerin toplum mühendisliği kapsamında yabancı bozguncu kültür ve ideolojilere mahkum edilmiş insanlardan yüksek kültür,  uygar davranış,   hoşgörü,   bilime,  emeğe ve insan haklarına saygı beklenemez.

DAB CEVAP – 22:  Bekir, Osman, fırtına Kemal’in fikir “mülkiyet” bekçiliğini yapabilirler. Yârin yanağından garı her şey ortak diyen bizler KS’nin ve kimsenin özel mülkiyet bekçiliğini yapmayız.

TC’ye paralı memurluk yapacaksın, senin maaşını vergisi ile ödeyen emekçileri, Avrupa’da panellerde vs. yol paranı ücretini ödeyen gurbetçileri küçümseyip haddini aşacaksın, olur olmaz, müzede gördüğün her şeyi, hiç sorgulamadan abartarak ve çaptırarak, Köleci Hitit krallarını, kutsal evlilik törenlerini, ‘Sacaea” yılbaşı törenlerini veya, askeri zafer kutlamalarını, hokkabaz saray soytarılarını, işte “ayini cem”, işte saz, iste semah, iste sivri külahlı HBV, vs. işte Alevilik diye pazarlayacaksın.  Soruya sorgulamaya dayanamayıp, sonar bize diplomalı TC noter tasdikli bilim adamı “cahilliği” taslayacaksın. Yemezler.

DAB yetkililerinin öngörülü olup, Kemal Soyer’i ciddiye almamakla ne kadar haklı olduklarını, KS bu 2 yazısı, ile açıkça ortaya koymuştur.

Biz İzzetdin Doğan gibi çok üniversite bitirmiş, sözde aydın prof doktor, satılmış sahtekâr yalancı çıkarcı kariyerci, ırkçı dönek, yol düşkünleri, göçmen işçi emekçileri, AB sosyal fonlarından geçinenler diye aşağılayan, TC yüksek maaşlı, Faşist TC memuru noter tasdikli Alevi mimarları gördük.

Alevilik; her şeyi ben yaptım ben bilirim diyen, “Allah’ı” bile “Anan yoktur baban yoktur sen benzersin piçe tarı” diye sorgulayan bir yoludur.  Kemal Soyer; çıkmış “siz kimsiniz ki beni sorguluyorsunuz” diye “Allahlık” taslıyor. Yalanla bilim, yalancıdan bilim adamı olmaz. DAB geldiği yolda durduğu darda dik durmayan herkesi sorgulamaya devam edecektir.

Devrimci Aleviler Birliği (DAB)  gyk. 28.11.2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 ___________________________________________________________________________________________

1.“Alevi Kamoyu ve STK’larına  05-07.2017  http://www.yolunezeli.com/?p=4654  ve

2 ‘”Yolun Ezeli (özel safasında) tanımlanan Anadolu Aleviliği ile Alevi halk kimliğne karşı gelitirilen resmi küresel politikalar ve karşı örgütlenmeler’’ 19.9.2017 http://www.yolunezeli.com/?p=4752

 

ALEVİ KAMUOYU VE STK’LARINA Kemal SOYER/ Y.Mimar

“Alevi Pirleri ve Aydınlarının” 05.07.2017 tarihli  Hacıbektaş  “Alevi Yol ve Erkan” bildirisi “ üzerine   :

Bildirgede benden alıntı yapılan kimi doğrular yanında, Aleviliğin içeriğini boşaltan bir çok söylem ve ifade de var.Bu bildirge, Siyasal İslam tabanlı Türk, Kürt ve Alevi İslam Örgütlenmesinin karanlık yüzünü  deşifre etmemiz sonucu Alevi-Bektaşiliğin  kökenleri açısından kadim kültür ve uygarlıklara yönelen genç nesilleri ve halkı belli siyasi yapı ve örgütlere kazandırma amacı taşıyan  tasarımlara konudur.2015 ‘ten itibaren bir grup bilim adamı, araştırmacı, yazar ve kanaat insanının  katıldığı altı oturumluk Alevi Çalıştay’ı sonuç bildirgesinde ilk üç oturumuna katılarak Alevi-Bektaşiliğin tarihi ve evreni temelleri, Alevi-Bektaşilerin  halk kimliği, ana vatanı ve kültürel mirasına  yönelik önceden yayımlanmış tespit  ve görüşlerime yer verilmesine rağmen  bildirgenin altında alıntılara yönelik kaynak kişi olarak  adıma yer verilmemiştir.

Bildirgenin Alevi-Bektaşiliğin  kadim zamanlardan gelen ve Semavi dinler öncesi Anadolu-Mezopotamya Uygarlıklarından  kaynaklı “varlığın birliğine” dayalı  evrensel ölçekte bir kütür ve uygarlık birikimi olduğuna dair  tespitleri ile Alevi-Bektaşi ulularının kadimden  tanrısal kişilikler olduğuna dair  atıfları şahsıma ait olup, arkeolojik verilere dayalı  40 yıllık  çalışmalarımın 

özeti  “http://www.yolunezeli.com” www. yolunezeli. Com sitesinde yayınlanmıştır.

2016 da yapılan Çorum Çalıştayından sonra gerçekleşen  Hititler Dönemi  Alacahöyük ve Hattuşa  gezisinde  Alevi-Bektaşi Halk Kültürü ve İnançlarını Siyasal İslama dayayan Alevi Dedeleri ile  araştırmacı yazar gibi 30’u aşkın  katılımcıya  tarafımca Hitit anıtları üzerinden Alevi-Bektaşi gerçeği anlatılmış ve çalıştaya konuyla ilgili arkeolojik-bilimsel belgeler sunmuş olmama rağmen 05.07 2017 tarihli Hacıbektaş sonuç bildirgesinde benden yapılan alıntılar konusunda kaynak kişi olarak adıma yer verilmemiş ve bu yolla bilimsel tespitlerim intihal edilmiştir.

Çalıştaylar Sürecinde yaşananlar:Çalıştay çalışmalarına Abdal Musa-Akçaeniş Cem Evindeki ilk çalıştaya ev sahipliği yapan Serdar Tanal’ın daveti üzerine katıldım.   Bekir Özgür, Hasan Klavuz, Ali Köylüce , Süleyman Zaman , Abbas Tan, Hatice Çevik, Aydın Dost,Tekin Özdil, Hüseyin Gazi Metin ve Mehmet Turan  ve Süleyman Deprem  gibi kişilerin de yer aldığı  İlk çalıştay aşağıdaki gündemle açılmıştı .

1-Alevi-Bektaşi  Kimliğinin bilimsel temelde irdelenerek tarihi kaynaklarına  oturtulması,

2- Alevi toplum yapılanmasında yaşanan ırkçı eğilimlere karşı     Aleviliğin ırklar üstü niteliklerinin öne çıkarılması için çalışma yapılması,3-Asimilasyon amacıyla Alevi ritüellerine sızan İslam kökenli  söylem ve ritüellerin ayıklanarak Erkannamelerin Alevi Yaşam Biçimine göre Güncellenmesi4- Alevi ve Bektaşi Halkı  tek çatı altında birleştirecek  yeni bir örgütlenmenin alt yapısının oluşturulması.

Abdal Musa Akçaeniş  toplantısında Hasan Kılavuz her fırsatta Kızılbaş -Kürt olduğunu ve  Alevi  kültürünü “Pirler,Dedeler ve Mürşitlerin  yarattığını” ve  Kızılbaş-Aleviliğin temelde Kürt kültürü  olduğunu belirten açıklamalarda bulundu. Bunun üzerine Alevilerin Anadolu Mezopotamya topraklarının asli sahibi olarak büyük uygarlıkları  yaratan Sümer,Hatti,Hitit ve Hurri gibi kadim halkların torunları  olduklarını, Hasan Klavuz’un  temelde Kürt Milliyetçilerine  ait  siyasi amaçlı  tanımının kabul edilemeyeceğini belirterek Çalıştay gündeminde “Alevilerin Yurt ve Toprak Sorunu başlıklı bir maddenin yer alması gerektiğini belirttim.Tekin Özdil Kemal bey  “Alevistan mı  istiyorsunuz”?dedi,bunun üzerine “ Aleviler kimsenin mezhebi değil ,kadimden halktır,Anadolu-Mezopotamya toprakları Alevilerin asli vatanıdır , vatansız halk olmazyanıtını verdim ve bu madde eklenmezse toplantıdan ayrılacağımı belirttim. Bunun üzerine  konu gündeme alındı ,gerekli açıklamaları yapmama rağmen yüzeysel tartışmalarla geçiştirildi. Sonraki toplantılarda ısrarla gündeme getirdiğim bu öneri ile Alevi Kimliğine yönelik tarihi tespitlerim Kürt Siyasetini savunan  Hasan Kılavuz, Hatice Çevik ,Haydar Selçuk ve Aysel Kılavuz ‘un yanı sıra  Hasan Harmancı  ve Süleyman Deprem  gibi kişilerin işbirliğiyle  sürekli olarak arka  plana itildi.

İlk toplantıda yoğun olarak Alevilerin Anadolu –Mezopotamya;da(Ki .Engurra-Hünkar Yurdu ) büyük uygarlıklar kuran Sümer, Hatti, Hitit ve Hurri Halklarının devamı olduğunu anlattım .Aleviliğin tarihi ve evreni temellerine işaret ederek  Hızır Ali,Hacı Bektaş, Abdal Musa,Kadıncık Ana,Yunus, Kaygusuz Abdal ve Karacaoğlanın  kadim zamanların  tanrısal kişilikleri olduğunu belirttim. Toplantının Video kayıtları Serdar Tanal’dadır .O süreçte Hüseyin Gazi METİN Dede  ile Süleyman DEPREM adlı kişiler HDP’den aday adayı olacaklarını  beyan ederek Kürt hareketinde  yer aldıklarını açıklamışlardı.

2.nci  Çalıştay 3-5 Eylül Tarsus Çamalan’da yapıldı.Bu toplantıya bilgilerimin güvenliği ve telif haklarım  açısından  notere onaylatarak yolunezeli.com sitemde yayımlanan ;Ali’nin Sırrı; başlıklı bildiriyi sundum.3.cü çalıştay 4-6 Şubat Çorum’da yapıldı.Bu Çalıştayda ise burada tartışılan 05.07.2017 tarihli   “Alevi Yol ve Erken Bildirgesi”nin çeşitli bölümlerini esas aldığı “Alevi ve Bektaşiliğin Evreni ve Tarihi Temelleri” başlıklı noter onaylı bildiriyi sundum.Toplantı sonunda   çalıştay raporunu yazmakla görevli  komitenin  ısrarlı itirazlarına konu olan   “www.yolunezeli.com“ da yayımladığım “Çorum Çalıştay Bildirisi” başlıklı yazıyı kaleme aldım. Bildirinin içeriğini  sonradan değiştirdikleri için sitemde yayınladım.Basına açıklanan Çalıştay Sonuç Bildirgesi okunduğunda bildirgenin Semavi dinler öncesi  vurgularının  tarafımdan yazılıp yayınlanan Çorum Çalıştay Bildirisi’ne dayandığı açıkça görülecektir.Çalıştay sonucu yayınlanan “Alevi Yol ve Erkan Bildirgesi”nde alıntılarla ilgili kaynak kişi olarak adıma neden yer verilmediğinin temel gerekçesi ;Alevilerin Anadolu-Mezopotamya topraklarının asli sahibi olan  kadim halk olduklarını, Alevilerin Orta Asyalı -Jön Türk, Kürt ve Arap gibi ırkçı ve siyasal doğmalara konu dini kimlikler altında tanımlanamayacağı,

Yakın dönemde siyaseten etkinleştirilen  Kürt ve Türk  terimlerinin Anadolu Fırtına Tanrısının adı ve tapınağından uyarlandığı gerçeğini  yıllar öncesinden açığa çıkartarak sırrı   faş etmiş olmam, uyguladıkları tarih ve kültür politikalarıyla yerel halkları kendi ana vatanlarında   işgalci duruma düşüren Jön Türk, Kürt ve Alevi İslamcı  çevrelerin   karanlık yüzünü  açığa  çıkartmış olmam  , ayrıca Çalıştay sürecindeki  açıklamalarımı noterden onaylatarak belli kişi ve kesimlere  intihal etme şansı tanımamış olmamdır.

Alevi-Bektaşi halkın Anadolu ve Kİ.ENGURRA denilen Sümer Yurdunun asli sahipleri olduğu ,Sümerce İlk insan adının LULU=ZAZA, halk adının DUMU.U.LU LU ,Türk adlının Anadolu Fırtına Tanrısının Taruko adı,KURTİ kavramının Tanrı Dağı olduğu, Hatti ve Hititlerin  günümüzde XIDIJ, Hurrilerin Hormek, Sümerlerin Dumulu ve Lulu adıyla yaşamaya devam ettiği  gerçeğini açığa çıkarmam  üzerine, bölgede yaşayan  Alevi ve ZAZA halkı ırkçı-milliyetçi temelde Türk ve Kürt İslam asimilasyonuna tabi tutma amacı taşıyanlar, Kürtlerin Hurri,Türklerin Sümerli olduğu savlarına sarılmaya başlamışlardır.

Abdullah Öcalan’nın; İslam Bayrağı altında toplanma çağrısı; ile DAP adlı  Platformla ilişkili olan ekibin  Kırmanc  kavramını Kurmanc/Kürt  zannedilmesinden  yararlanarak Alevileri Kızılbaş  Kürt ilan etme anlayışı  bu temelde irdelenmelidir.

Dersimin Peri Suyu ile Munzur Çayı arasındaki toprakların   ortaçağdaki adı olan ;Kırmanciya Beleqe; son Alevi devletlerinden olan Karaman Beyliği ile Anadolu Fırtına Tanrısı Baal;in adından kaynaklıdır. (Qereman/ciye Baalqa.) Böylece İ.Ö.12 YY; da Avrupa; dan gelerek Anadolu-İran halklarına karışan Bacnavi ve Boht kökenli Kurmançlar ile Kırmac halklar biri birilerine karıştırılmaktadır. Önceleri kısmen Şii olan Kurmaçların Yavuz döneminden itibaren Şafii kimlikle Alevilere-Ezidilere  karşı mücadele ettikleri bilinmektedir.

Alevilerle bütünleşmesi beklenen Kurmançlar   günümüzdeki  Siyasal İslamcı kimlik ve politikalarla  ne demokrasi, ne barış ne de uygar bir toplum yapılaşması geliştiremezler. Anadolu; nun kadim halklarıyla birlikte hareket etmek istemeleri durumunda yapmaları gereken şey; Anadolu-Kİ ENGURRA  Uygarlıkları  temelinde  yerelleşmek, bu uygarlıkları yaratan kadimden  yerli halklarla Semavi dogmaları aşan yeni bir  Kültür Devrimi eşliğinde bütünleşmektir. Zira Anadolu-Mezopotamya halklarını bölen yegane olgular ırkçılık ile Siyasal İslamcı yapılaşmadır.

Değerli Canlar:

Bildirgenin yayımlandığı gün Abbas Tan telefonla aranmış,metindeki bir kısım alıntılarla Alevilik tanımlarının tarafıma ait olduğu, bu nedenle sonuç bildirgesinde kaynak kişi olarak adıma yer verilmesi gerektiği  ,aksi takdirde  basın açıklaması yapılacağı bildirilmiştir. Abbas Tan konuyu komiteye ileteceğini belirtmiştir.

06.07.2017 de Bildirgenin kaynak belirtmeden alıntı yaptığı tarafıma ait noter onaylı yazıların  başlıkları ve sitenin adı  Abbas Tan’a  mesajla gönderilmiş, kendisi bana”  komiteyle görüştüm.Ancak arkadaşlar biz gerekli açıklamaları yaptık,gerisi kişilerin kendi bileceği iştir”cevabını  verdiklerini yazılı mesajla iletmiştir. Bunun üzerine başta Hasan Kılavuz olmak üzere komite üyelerinin Alevi kamuoyunda   sansasyonel bir çıkış yaparak,  Türk ve Kürt İslamcı  partilerde siyasi ikbal  peşinde oldukları kanısı uyanmıştır.

Bu sürece nasıl gelindi:2009 Aralık ‘ta Berlin Cemevi’nde sunduğum “Alevilerin 12 Bin Yıllık Tarihi” başlıklı  belgesel konferansın ardından  Hasan Klavuz ,Hasan Harmancı ve Dr.Yüksel Özdemir’in şahsıma yönelik  hasmane tutumlarıAlevi camiasında  ses getiren Aralık-2009 Berlin Konferansı öncesinde AABF  Dedeler Kurulu Eski  Başkanı olan Hasan Kılavuz  30’u aşkın Alevi Dedesinin  çağrısıyla  Hamburg’dan Berlin’e getirilerek tezimi çürütmesi amacıyla görevlendirilmiş, ekranda  izlediği belgesel programda Aleviliğin 12 Bin yıllık tarihine  ilişkin arkeolojik belgelere ilk kez tanık olmuştu. Program bittiğinde tezimi eleştirememiş, İmam Cafer;in sunni oluşuna filan değinerek görevini savuşturmuştu.Soru cevap bölümünde önlerde oturan pala bıyıklı  bir dede şahsıma hakaret etmeye yeltenmiş, kendisini ayağa kaldırarak “Muhammet ve Ali   soylumusunuz? Sorusuna  ;evet eyvallah;cevabını vermişti. Devamında;dedeleriniz Muhammet ve Ali   siyasal İslamı , Mushafı  ve  5 şartını getirdi. Neden atalarınıza  uyup da Camiye gitmiyorsunuz, Cem Evi’nde ve Semahta ne işiniz  var;?dediğimde salon alkıştan inlemiş.Gençler dedeleri yuhalamış ve salonu terk etmek zorunda kalmışlardı.Bu konferansta Alevi-Bektaşiliğin evrene ve kadim tarihe dayalı  uygarlık  delili yakılmış, gençler Türk,Kürt ve Alevi İslam kimliklerini  sorgulamaya başlamış, Yüksel Özdemir yönetimindeki Cem Evi’nin Türk, Kürt ve Alevi İslam tabanlı politikası çökmüştü. 2002 yılında Almanya Ankara Büyükelçiliği;nin GEOTHE ENSTİTİSÜ aracılığıyla hazırladığı  gezi kapsamında  Hamburg’da ziyaret ettiğim Alevi Derneğinin Başkanı olan Kılavuz;a  Aleviliğin aslını sorduğumda özetle :  “Derneğimiz 12 yıllıktır .Hamburg;da Dinler Enstitüsü kurulacak.Alevi deyimi ilk kez Safevilerde kullanıldı.Alevilikte Budist,İslami ve Yahudi etkiler var,bu nedenle senkretiktir.” demeye getirmişti.Beni görüştürdüğü Araştırma Görevlisi Dr. Martin ise “Alevi Örgütlenmesi,Alevilerin Biyografisi ve gelecek süreç, Alevilerarası ve Alevilerin Uluslararası İlişkileri  üzerinde Kılavuzla birlikte çalıştıklarını belirtmiş idi.(Görüşmenin El yazısı kayıtlarından)26 Haziran 2004’de İbrahim Klavuz’un davetiyle Saalbau Bockenheim -28 60486 Frankfurt am Main adresindeki  Anadolu Evi’nde  slaytlar eşliğinde konferans verdim. İbrahim Klavuz DAP adlı platformda yer alıyor.Hasan Kılavuz;un Anadolu Alevi-Bektaşi Kültürünün Anadolu-Mezopotamya kaynaklarına yönelik herhangi bir araştırması ve yayını yok. Berlin;deki  Konferansımda  edindiği bilgiler temelinde  ;İslam dışıdır; söylemine başlamıştır.Dr.Yüksel ÖZDEMİR:2009 Berlin konferansının ardından  Cem Evi’nde  yakılan uygarlık delilini söndürmek amacıyla  “Skandal” adlı kitapla   Alevilerin Hititlerle ,Sümerlerle ,kadim uygarlıklarla ilişkisi yoktur diyen Hasan Harmancı   ile Hamza Aksüt’ü finanse ederek Berlin;e götürdü. Moderatörlüğünü bizzat yaptığı toplantıda her iki konuşmacı aracılığıyla Alevi töresine aykırı olarak şahsımı  gıyaben  yargılatıp tezimi çürütmeye çalışmıştı.Toplantı CD’si elimdedir.Kemal Soyer’in tezini çürütmeyi amaçlayan Hasan Harmancı ile  bu tarihten itibaren ortaklaşan  Dr.Yüksel Özdemir  , Haydar Selçuk ve Veliyettin Ulusoy’dan el aldığı bilinen  Mehmet Turan Dedeyle birlikte AABF’nin finansmanıyla Almanya;da EN EL HAKK   toplantıları yaptılar. Finansmanı sağlayan Turgut ÖKER’in AABF ‘si  ise  Alman İslam Konferansının  üyesi olmuştu.Mehmet TURAN  : Dertli Divani  ve Enver Cemal Şahinle birlikte Türk İslamcı fikir ve uygulamalarıyla bilinen Veliyettin Ulusoy’dan El aldı. Tarsus Çamalan toplantısında  Dertli Divani;yle  kendisine ; Alevilerin Hacı Bektaş Dergahını geri almalarını  engellemek amacıyla  CHP’nin Ankara’da Serçeşme adıyla iki Cem Evi  yaptırdığını, Yenimahalle Cem Evi’ni Veliyettin Ulusoy’a tahsis ettiğini ,bu merkezin görevli bazı kişilerce denetim altında tutulduğunu söylediğimde, önce şiddetle karşı çıktılar, sonra Emel SUNGUR adlı birinin orada bulunmaması gerektiğini Veliyettin Beye ilettiklerini ancak sonuç alamadıklarını belirttiler. Sonrasında Yenimahalle Serçeşme Cem Evinde  Kültür Bakanlığında emekli Daire Başkanı  Osman Yılmaz  ve Eski Milletvekili Kamil Ateşoğulları;nın da hazır bulunduğu  ortamda Veliyettin Ulusoy;la görüşerek kendisine hediye ettiğim Kültürlerin Belleği Anadolu Afişi  üzerinden Alevilerin Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarını yaratan Sümer ,Hitit ve Hurrilerin torunları, Hacı Bektaş-ı Veli  ile  Balım Sultan’nın da kadimin  Tanrı Kültünü temsil ettiklerini açıkladım. Veliyettin Bey iki saati aşkın görüşmenin sonunda  “Bu konuda elimden bir şey gelmez” demişti.Toplantı süresince Emel Sungur en az üç kez içeriye girmiş, Veliyettin Bey kendisini azarlayarak dışarıya çıkarmıştı.Enver Cemal ŞAHİN Veliyettin Ulusoy’dan el alanlar arasında bulunan  Cemal ŞAHİN   Sivas  Saraç Köyü’nde kadimden beri  yağmur törenlerine sahne olan  Şeme Baba adlı at nalı biçimli ziyareti  kare plana çevirerek halkın belleğinde diri olan Alevi  Erenine mezar yapan ekibin içinde yer almıştır. (yolunezeli.com. Sivas Saraç Köyü Şeme Baba Ziyareti)Hasan Klavuz, Hasan Harmancı, Yüksel Özdemir  ve Mehmet TURAN’dan oluşan dörtlü ekibin tüm uyarılarıma  rağmen  Çalıştay Sonuç Bildirgesinde  kaynak kişi olarak adıma yer vermemeleri  bir tesadüf  eseri değil.Bu tutum  şahsıma karşı  derinlemesine  bir ortaklaşmanın  varlığını  hissettiriyor.Bu dörtlünün   yanı sıra  HDP ‘li Hatice Çevik, Alevi İslamcı olarak bilinen Efe Engin  ve Abbas TAN  da intihal girişiminin diğer ortakları arasındadır.Aşağıdaki Alevilik tanımları ile  açıklamalar  tarafıma ait yazılardan derlenmiş veya paralel ifadeler haline getirilmiştir.“Alevilik: Hak-Evren-İnsan birliğini, varlığın birliği temelinde bir bütün olarak gören, toplumsal yaşamı insan haklarında eşitlik ve etno-kültürel çeşitlilik içinde birlik temelinde düzenleyen; tarihini, kültürel ve inançsal varlığını insanlık tarihi ve kadim uygarlıklardan alan, (ekolojik sistemin sürdürülmesini öncelikli gören bir ekonomik ve felsefi düşüncesi)  ırklar üstü  nitelikli evrensel bir  kültür ve yaşama biçimidir.“Alevilik, evreni varoluşsal yapısı ve işleyiş düzeniyle toplumsal bir yaşam biçimi olarak kavratan inanç, öğreti ve ritüeller bütünüdür”“Alevi-Kızılbaş-Bektaşi inancı Anadolu ve Mezopotamya kaynaklı olup Balkanlardan, Hindistan’a, Ortadoğu’da ve Alevilerin göç-göçertme sonucu gittiği dünyanın her yerinde hala yaşamaktadır”

Özgün metin için bakınız Kemal SOYER’ait http://www.yolunezeli” www.yolunezeli.com da

Çorum Alevi Çalıştayına sunulan   03.02.2106 tarihli Alevi-Bektaşiliğin Evreni ve Tarihi Temelleri konulu bildiri  ve 07.07.2015 tarihli Neolitik Dönemden  Günümüze Anadolu Alevi Halk Kültürü ve İnançları ve Hattili Aleviler Zeredest Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli  başlıklı yazılar)Bu bildirge ; Türk ve Kürt Milliyetçilerinin  Alevi ve Zazaları Kürt veya  Orta Asyalı Türk  ilan etme amaçlı asimilasyon  ve inkar  politikalarına  uygun  şekilde “ Alevilik yaşayan bir  inançtır” vurgusuyla Aleviliği kadimden  kültür ve uygarlık birikimi olmaktan çıkararak sadece inanç boyutuna indirgemiş , Alevi ve Zazaların Anadolu Mezopotamya topraklarının asli sahibi ve Sümer ,Hatti, Hitit ve Hurri Uygarlıklarının yaratıcıları olan kadim halk oldukları gerçeğini inkar etmiştir. Bildirgede yer alan ; Alevilik Tek Bir Millete Ait Değildir ;başlığı Kızılbaş Kürt (Kürt Milleti)  anlayışına kapı aralamaya yöneliktir. Oysa ki Evrenin aynı asıldan birliğine dayalı Alevilik-Bektaşilik ;Varlığın Birliği; temelinde ırkçılığı ret etmiş, ırk esasına dayalı millet kavramından uzak durmuş,halkların kardeşliği ve barışa dayalı birlikte yaşam kültürünü geliştirmiştir. Bacnavi Boht  kökenli Kürtler Aleviliği -Ezidiliği yaratmamış, İslamla birlikte önce Şii,sonra Şafii yolağına girerek  Anadolu Alevileri  ile adlarını Hatti Güneş Tanrısı Estan;dan alan Ezidilere   yönelik yüzlerce saldırı ve katliamlarıyla anılagelmiştir.Bizim arzumuz Kürtler dahil, Anadolu-Kİ ENGURRA (Sümer) yurdunda yaşayan kadim halkların Siyasal  İslamı aşarak  kadimden uygarlıkçı bir temelde bütünleşmesidir.

Başlarını Hasan Kılavuz’un çektiği Bekir Özgür dışındaki DAP ;lı ekip (Devrimci Aleviler Birliği) özetle “Alevilik İslam öncesidir ancak Kürt   Kültürü ve inancıdır” demeye getirmekte Alevi, Kızılbaş ve Bektaşi ayırımlarıyla Alevilerin bölünmesine-ötekileştirilmesine kapı aralamaktadır. Bununla birlikte kimi platformlarda kendisini ;

ÖZE DÖNÜŞ; adıyla lanse etse de, DAP;ın Kürt ,Türk, ve Alevi İslamcılara İslam öncesi uygarlıkçı özümüze dönelim gibi bir çağrısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla din ve ırk siyaseti üzerinden asırlardır sürdürülen  çatışmalara ,insan ve doğa katliamlarına neden  olan kirli siyasi  zemine dokunulmamaktadır. Bu tutum Irklar üstü Aleviliğin “Varlığın Birliği” ilkesine aykırıdır. Bildirgenin Aleviliğin siyasal İslamı aşan kadim bir kültür ve inanç olduğu vurguları dışındaki bölümleri Alevi Kültünü bir bütün olarak ortaya koymaktan uzak, eklektik, ırk ve din  siyaseti eksenli kurgusal bir içerik taşımaktadır.DAP adlı Platform geçen yıl yayınlanan DAP İLKELERİ  adlı açıklamada kullandığı ilkelerin de şahsımın çalışmalarından derlendiği biliniyor.

“Alevi-Kızılbaş-Bektaşi İnancının temelinde; Cem, Semah, Bağlama, İkrar, Sorgu-Görgü, Musahiplik, Talip-Rehber (Rayber)-Pir-Mürşit ilişkisini belirleyen Erkân’lar vardır” cümlesindeki  “Talip,Pir ve Mürşit “ vurgularıyla  Hünkarın emri olan ;Bilim ve Aydınlanma ; yerine Alevi Halka yeni süreçte de  asimilasyonlarla geliştirilen Arap soylu Ocak siyaseti eşliğindeki  Alevi İslam yapılaşması  önerilmektedir.Bu bildirge, Alevi-Bektaşi Halkın Kadimden Tanrı Makamı olan Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’ yi ve Asitane denilen Makamını , yol uluları olan Abdal Musa’yı,Balım Sultanı, Kadıncık Ana’yı,Yunus’u ,Karacaoğlanı ,Pir Sultan Abdal’ı yaşatan kadim kültü dışlamış,bunlardan tek kelime etmemiş olmakla  Alevileri birleştirecek  olan;Varlığın Birliği; ilkesine   vurgu yapmamış, art bağlamda küresel güçler ile yerli işbirlikçilerinin  Türk,Kürt ve Alevi İslam eşliğinde yaygınlaştırılan bölünme siyasetine geçit veren kapıları açık tutmuştur.

SONUÇ Temelde  kısmi   intihal eylemi olmakla birlikte 24 yıldan beri açıkladığım Semavi dinler öncesi Alevi-Bektaşi  Kültürü ile  kadimden halk ve uygarlık gerçeğine konu tezimin ana omurgasını  teşkil eden  uygarlıkçı vurguları bildirgeyle kabul etme cesareti gösterdikleri için DAP;lı unsurlar dahil, tüm Çalıştay katılımcılarını , bildirgeye destek verdiklerini açıklayan yurt dışı ve yurt içindeki Alevi  STK’larının değerli yöneticilerini  kutluyor, bildirgenin tüm eksikleri  , yanlışları  ve “İslam öncesidir ancak, Kürt İnancıdır “ gibi  siyasi algı yaratma amaçlı yönlerine rağmen Alevi- Bektaşi  Halkıyla birlikte  Anadolu Mezopotamya;nın diğer kadim  halklarına   atalarının oluşturduğu uygarlıkçı kimlikleri ve evreni inançlarına işaret ederek özlerine dönme kapısı açacağını umuyor, toplumsal ölçekte öze dönüşün gerçekleşmesi  sonucu, küresel güçlerin ablukası altındaki  ortak ana vatanımıza  ve yaşam kaynaklarımıza  birlikte sahiplenme  konusunda toplumsal ölçekte  tarih, kültür  ve  savunma bilinci oluşturmasını diliyorum.

Söz konusu bildirgeyle tezimi kısmen  intihal eden Hasan Klavuz, Hasan Harmancı, Hatice Çevik,Yüksel Özdemir,Mehmet Turan ,Efe Engin ve Abbas Tan’ın Alevi-Bektaşi  adabı, erkanı, yolu ve töresine aykırı davranışlarını Alevi toplumunun vicdani yargısına bırakıyorum.Bu dileklerimle birlikte, Semavi ad edinen dinlerce  Cennet olarak tanımlanan Anadolu-Mezopotamya topraklarının işgali amacıyla  Alevi ve Bektaşi halkı ile diğer yerli halklara  siyasal İslamcı -ırkçı melanet  gömleği giydirerek kültür ve inançlarımızı asimile eden, halkımızı  ve kültürel  varlıklarını mezhep ve inanç boyutuna indirgeyerek tarihi kimliklerimizi   inkar   eden , halkımızı ana vatanında işgalci pozisyona düşüren , bu amaçla   kadimden ortak ana  vatanımızın  işgali ve uygarlıklarımızın karartılmasına, Aleviliğin ırklar üstü temelde savunduğu  “Varlığın Birliği” ilkesini  inkar ederek toplumun bölünmesine ,bu yolla çıkarılan  savaş ve yıkımlarla  insan ve doğa katliamına  hizmet eden, siyasi dogmalara dayalı doğuştan üstün ırk ve soy iddialarıyla   kendilerini ,Molla, Dede, Seyit, Seyda, Hacı ve Hoca kisveleriyle  tanımlayan   kişi ,ocak vb. dini çevrelerin  ortaya çıkan  tarihi gerçekler karşısında  özlerini dara çekerek öz eleştiri yoluyla  halka hesap vermeleri  gerektiğini de belirtmek istiyorum.Anadolu Alevi Bektaşi ve Ezidi Halk Kültürü ve İnançları Anadolu Mezopotamya halklarını kadim anavatan toprakları üzerinde bir araya getirecek, küresel emperyalizme karşı bir iri ve diri kılacak yeğane tarihi ve kültürel varlıktır.Alevi-Bektaşi ve Ezidiler  insana, doğaya, emeğe, insan haklarına  ve bilime dost, edebi, erkanı yolu  ve töreyi  bozan yol düşkünleri ile emek hırsızlarına  ise  yabandırlar.Yol Cümleden Uludur.Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu ve Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyerek bizleri Bir, İri ve Diri olmaya çağıran Hazreti Hünkarın nefesiyle. Kemal SOYER  Y.Mimar  07.07.2017 ANKARA

Sunulan 03.02.2106 tarihli “Alevi-Bektaşiliğin Evreni ve Tarihi Temelleri” konulu bildiri ve 07.07.2015 tarihli “Neolitik Dönemden Günümüze Anadolu Alevi Halk Kültürü ve İnançları” başlıklı yazılara bakınız)

________________________

BİLDİRGEYLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME:

Bu bildirge ; Türk ve Kürt Milliyetçilerinin Alevi ve Zazaları Kürt veya Orta Asyalı Türk ilan etme amaçlı asimilasyon ve inkar politikalarına uygun şekilde Anadolu Aleviliğini , Kızılbaş,Alevi-Bektaşi adları altında “Alevilik yaşayan bir inançtır” vurgusuyla sadece inanç boyutuna indirgemiş ,Alevi ve Zazaların Anadolu Mezopotamya topraklarının asli sahibi ve Sümer Hatti,Hitit ve Hurri Uygarlıklarının yaratıcıları olan kadim halk oldukları gerçeği inkar edilmiştir.

Başını Hasan Klavuz’un çektiği ekip, özetle “Alevilik İslam öncesidir ancak Kürt veya Türk Kültürü ve inancıdır” demeye getirmektedir. Bildirge Varlığın Birliğine oturtulması gereken Alevi,Kızılbaş ve Bektaşi ayırımlarıyla Alevilerin bölünmesine kapı aralamaktadır. Bununla birlikte Kürtlere ve Türklere ve Alevi İslamcılara özünüze dönün Siyasal İslamı terk edin çağrısını yapmamaktadır.Dolayısıyla din ve ırk siyaseti üzerinden asırlardır sürdürülen çatışmalara ,insan ve doğa katliamlarına nenden olan küresel ve yerel siyasi zemine dokunmamaktadır. Bu tutum Irklar üstü Aleviliğin “Varlığın Birliği” ilkesine aykırıdır. Bildirgenin Aleviliğin siyasal İslamı aşan kadim bir kültür ve inanç olduğu vurguları dışındaki bölümleri Alevi Kültünü bir bütün olarak ortaya koymaktan uzak, eklektik ve Türk,Kürt ve Alevi İslamcı eksenli kurgusal bir içerik taşımaktadır.

“Alevi-Kızılbaş-Bektaşi İnancının temelinde; Cem, Semah, Bağlama, İkrar, Sorgu-Görgü, Musahiplik, Talip-Rehber (Rayber)-Pir-Mürşit ilişkisini belirleyen Erkân’lar vardır” cümlesindeki “Talip,Pir ve Mürşit “ vurgularıyla Hünkarın emri olan Bilim yerine yeni süreçte de Alevi Halka asimilasyonlarla geliştirilen Arap soylu Ocak siyaseti eşliğindeki Alevi İslam yapılaşmasını önermektedir.

Bu bildirge Alevi-Bektaşi Halkın Kadimden Tanrı Makamı olan Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’ yi ve Asitanesini , yol uluları olan Abdal Musa’yı,Balım Sultanı, Kadıncık Ana’yı,Yunus’u Karacaoğlanı ,Pir Sultan Abdal’ı yaşatan kadim kültü dışlamış, bunlardan tek kelime etmemiş olmakla art bağlamda küresel güçler ile yerli işbirlikçilerinin Türk,Kürt ve Alevi İslam eşliğinde yaygınlaştırılan bölünme siyasetine geçit veren kapıları açık tutmuştur.

Konuyla ilgili detaylı açıklamalar www.yolunezeli.com da “Alevi Pirleri ve Aydınlarının” 05.07.2017 tarihli Hacıbektaş “Alevi Yol ve Erkan” bildirisi “ başlıklı yazımda dile getirilmiştir.


 

YOLUN EZELİ’NCE TANIMLANAN ANADOLU ALEVİLİĞİ İLE ALEVİ HALK KİMLİĞİNE KARŞI GELİŞTİRİLEN RESMİ-KÜRESEL POLİTİKALAR VE KARŞI ÖRGÜTLENMELER

Kemal SOYER /Y. Mimar ,  Kültürel ve Doğal Mirası Araştırma ve Koruma Uzmanı.

ANADOLU ve bağrından doğan Fırat-Dicle’nin bereketlendirdiği ENGÜR toprakların asli sahibi olan Sümer,  Hatti,  Hitit ve Hurri adlı Alevi Halklar ana yurtlarını; Hattice KUR URU HATTİ,   Sümerce Ki.  ENGURRA (Hünkar) ve ANADOLU adlarıyla TANRI YURDU,   insanı ZA-ZA ve LU-LU insanoğlunu ise DUMU. LU. ULU. LU adıyla tanımlamış  kendine has insan ve doğa sevgisine dayanan kültür ve inançlarıyla da dünyaya en büyük uygarlıkları armağan etmiştir.

Anadolu’nun kadimden günümüze akan Engür Suyu Uygarlığı,   başta Akad ve Asur olmak üzere Babil,   Hellen,  Roma ,  Bizans,  Pers ,  Finike ve Mısır gibi kadim uygarlıklara yaşam vermiş,  Çöl halklarınca Cennet olarak tanımlanıp Semavi ad edinen dini doğmalar eşliğinde işgal edilen bu kutsal yurt,   adına Musevi ,  Hiristiyan ve İslam denilen siyasi oluşamlar eliyle binlerce yıllık işgal,  sömürü,  gasp ve talana,  halkları katliama uğratılmış,   kadim uygarlıkları karartılmıştır

Anadolu Aleviliğinin kadim uygarlıklarından kaynaklı binlerce yıllık bir tarih,  kültür ve uygarlık birikimi,   Alevilerinse Sümer Hatti,  Hurri ve Luvi gibi Anadolu halklarının torunları olduğu gerçeğini Arkeolojik ve çivi yazılı belgelerle açığa çıkartmış olmamız nedeniyle Alevileri başta Siyasal İslam olmak üzere Siyasal İslamcı Türk ve Kürt Kimliği içinde eritmeye çalışan Küresel güçler ile onların yerli uşşakları Face sayfalarında “çamur at izi kalsın” hesabıyla şahsıma yönelik “Devlet Ajanı” sıfatını yakıştırmaya yönelmişlerdir.

YOLUN EZELİ adlı Sitemde ;

Semavi ad edinen dinlerin Anadolu’ nun işgalini ön gören siyasi birer tasarım

Arap Ali’nin Sümer tanrısı El’in nitelik ve işlevlerine büründürülen tarihi bir kişi

Peygamberlerin Güneş Tanrısının nitelik ve işlevlerine oturtulmuş sanal kişilikler

Alevilerin Anadolu –Kİ.  ENGURRA (ırmaklar arası –MEZOPOTAMYA ) topraklarının asli sahibi olan kadim halk

Türk,  Kürt ve Alevi İslamın Anadolu Alevilerini asimile eden Siyasal İslamcı-Irkçı oluşumlar

Kürtlerin İ. Ö 12 YY da Doğu Avrupa’dan gelen Bacnavi ve Boht toplulukları olduklarının açıklanmasıyla;

İslam kardeşliğine dayalı bin yıllık asimilasyon ve imha porogramları kapsamında Türk,  Kürt ve Alevi-İslam adlarıyla paketlenen Alevi halkı çalışmalarımızın gösterdiği yönde İslam öncesi Anadolu Aleviliğine yönelmiş,  bu süreçte Avrupa ve Türkiye’de taban kaybetmeye başlayan ırkçı-şöven örgütlerse ,  devrimci,  solcu vb.  ön ekli “……Alevi” adıyla yeni paravan örgüt ve platfomlar oluşturmaya başlamışlardır.

Aşağıdaki yazı,   başta DAB üyesi olduğunu belirten Haydar CEYLAN olmak üzere yakın çevresive başkaca platformlarda kümelenmiş Alevi edebi ,  erkanı ve yolundan mahrum oldukları anlaşılan ve

AB’nin sosyal ödenekleri kapsamında emperyalist kültür,  ideoloji ve örgütlenmelere mahkum edilmiş kişi ve çevrelerin şahsımla ilgili başlattıkları karalama kampanyası nedeniyle yazılmıştır.

Sivas Katliamı sonrasında hızlı bir örgütlenme sürecine giren Aleviler,   insanlık tarihi ,   dinler tarihi ve Anadolu uygarlıkları konusunda tarihsel bilinçten yoksun oldukları bir ortamda Gerek Siyasal İslam ,   gerekse küresel güçlerin Anadolu-Mezopotamya’nın işgali kapsamında hayat verdikleri Türk,  Kürt ve Alevi İslam tabanlı ırkçı ve dini ideolojilerle kuşatılmış,  geçen yirmibeş yıllık süreçte bilimsel ve tarihi temelde beklenen Alevi Halk Aydınlanması ve bağlı olarak Anadolu Alevi-Bektaşi Tarzı Halk Örgütlenmesi gerçekleşmemiştir.

Alevilerin binlerce yıllık kültürel mirasına dayalı araştırma,   belgeleme ,  dokümantasyon,   eğitim ve yayın hizmetleri için zorunlu olan bilimsel kurumlar oluşturulmamıştır. Devlet -CHP ve HDP’nin kuşattığı Alevi STK’larının Anadolu uygarlıklarına bağlı bilimsel çalışmaları ötelemesi ve görmezlikten gelmesiyle Alevi halk varlığı Türk-Kürt ve Alevi İslam yapılaşmasına mahkum edilmiştir.

Arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan yazılı ve görsel verilere dayalı Anadolu Aleviliğinin Sümer,   Hatti,   Hurri ve Luvi gibi kadim halklara dayalı tarihi temellerinin açığa çıkarılmasıyla çoğu Alevi Dernekleriyle Vakıfları CHP ile HDP’nin arka bahçesi haline getirilmiş,  Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Siyasal Türk,   Kürt ve Alevi İslam yolaklı vekil rampası ve bu vekiller aracılığıyla Alevi direnişini kontrol etme işlevine soyunmuş,

Karacaahmet,   Şahkulu,  Hüseyin Gazi gibi onlarca Alevi Kültür Mirası devlete yandaş çalışan STK’ların eline verilmiştir.  Anadolu’nun kadimden tanrı Ocağı olan Hacı Bektaş-ı Veli Ocağının karartılması için Arap kökenli Alevi İslamcı çakma ocaklar yeniden örgütlendirilerek öne çıkarılmış,   Serçeşme Dergahı’nın Alevi Halkça geri alınmasını engellemek amacıyla CHP Yenimahalle ve Çankaya Belediyeleri aracılığıyla Ankara’da iki adet Serçeşme Cem ve Kültür Merkezi yaparak birini Nakşibendi yolaklı Veliyettin ULUSOY’a tahsis etmiş,

CHP ile HDP “Alevi-Sunni” karşıtlığı içinde Siyasal İslam-Alevi İslam propogandaları yürütmüş,   Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Sahte Alevi açılımlarıyla toplumsal beklentileri boşa çıkarmış,   Devlet olanaklarıyla kurulmuş CEM Vakfı Siyasal İslamcı Alevi İslam politikalarıyla Kadim Alevilik ile Alevi Halk Kimliğini karartma faaliyetlerini yürütmüş,   Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı Siyasal İslamcı çevrelerle ilişkilenerek Hüseyin Gazi Makam Türbesine Mescit yapmış,   bunun ardından Devlet,   Alevi kurumlarına Cami-Cemevi projelerini dayatmış,   buna karşın Alevi toplumunun insan hak ve hürriyetleri konusundaki haklı talepleri yerine getirilmemiştir.

Yukarıda özetlenen süreçte Devlet,  Siyasal İslamcı –Irkçı Partiler,  örgütler,  Devlet kurumları ve Yurt İçi ve dışında oluşturulan Türk,  Kürt ve Alevi İslamcı örgütlerin Alevi halka dayattıkları Alevi İslam yapılaşmasına tarafımızca karşı çıkılmış,   Alevi halk kimliği ile Anadolu Aleviliğini siyasal İslam öncesi kadim temelleri üzerinde yeniden inşa etmek amacıyla kişisel olarak 80’li yıllardan başlayarak günümüze dek sürdürülen kültürel ve bilimsel çalışmalar özetle aşağıda sunulmuştur.

1-Sivas- Banaz PİR SULTAN ABDAL ANITI FİKİR ve UYGULAMA PROJESİ : Cahit Koççoban,  Kemal Soyer,   Cihangir Canbolat ,  Mustafa Akpolat ve Murtaza Demir (1978),  Hatti Güneşi Formunda Birlik Meydanı ve Anfi Tiyatro Yapımı :Kemal SOYER (1993)

Ana tema : Aleviliğin toplumsal ve kültürel direniş sembolü olan Pir Sultan Abdal adıyla Anadolu Aleviliğini kadim kökleri üzerinde canlandırmak,   kırsal yerleşmelerde Anadolu Alevi Halk kültürüne dayalı toplumsal hafızayı güçlendirmek.

2-Sivas -Şarkışla Sivrialan Köyü Aşık Veysel Şatıroğlu Evi’nin Müze’ye dönüştürülmesi (1980) Kemal SOYER

Ana Tema:Aşık Veysel Müzesi ve bünyesinde Cem Evi Kurulması ,   Anadolu Aleviliğinin diri bir kültür olarak yaşatılması.

3-Antalya- Elmalı Tekke Köyü Abdal Musa Kültür Merkezi ve Anfi Tiyatro Yapımı Projesi . Kemal SOYER (1993)

Ana tema: Abdal Musa Kültür Merkezi aracılığıyla Alevi tarihi,   kültürü ve edebi kaynakları temelinde yöre Alevilerinin eğitimi ve kültür şenlikleri yoluyla Aleviliğin geniş kitlelere tanıtımı.

4-Ankara Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Merkezi Projesi ve uygulaması(1994). Kemal SOYER

Ana tema: Anadolu Aleviliğinin kültür ve bilim merkezleri aracılığıyla kurumlaştırılması,  halkın ekonomik,  kültürel ve sosyal ağlarla bütünleştirilmesi. Alevi kültür ve doğa mirasının araştırılıp korunması. Eğitim,  bilim ,  arştırma ,  dökümantasyon ve yayın organlarının oluşturulması

5-Kültürlerin Belleği Anadolu Afişi (1999)-30. 000. adet .  Kültür Bakanlığı –Tasarım Kemal SOYER  Ana tema: Anadolu kültür ve uygarlık ekini ile temel harcı olan Anadolu Aleviliğinin tarihsel köklerinin Arkeolojik belgelerle ortaya konulması.  30. 000 adet basılan afişin baskıdan sonra dağıtımı yasaklanmış,   ancak kişisel çabalarla 10. 000 adedi ülke genelinde dağıtılmıştır.

6-Kültür Bakanlığı ana binası cephesine Anadolu Uygarlıkları ve bu kapsamda Alevi temalı rölyeflerin yapılması. Bu çalışma tarafımdan planlanmış,  sanatçı Cahit Koççoban ile Ali Ekber Bal tarafından uygulanmıştır. Söz konusu çalışma halen aynı yapı cephesinde korunmaktadır.

7-Hitit Dönemi Alevi eserlerinden oluşan İsviçre St. Gallen Alevi Kültür Merkezi,  AABF Köln Genel Merkez Binası Kültür merkezi Tasarımı,  Varto Çaylar ve Gölyayla Köyleri Cem Evi Projeleri ,   Aydın Çine Tahtacı Kültür ve Eğitim Merkezi Projesi yapımı ve Uygulaması ,   İzmir Buca,   Konya Ereğli,  Mersin Merkez Cem evi ve Kültür merkezleri projelerine mimari katkı verilmiştir.

8-YOLUN EZELİ PROGRAMI kapsamında 1994 den başlayarak TMMOB- Mimarlar Odası Ankara Kültür Komisyonu Çalışmaları kapsamında (5),  Türkiye Geneli (45),   Almanya(14),   Fransa(1),   İngiltere(1),   Avusturya(2),   İsviçre(1),  Danimarka (3),  Hollanda’da (1) kez 3 saat süreli Anadolu Aleviliği saydam gösterileri sunumları ve Belgesel Konferans verilmiştir.  Varto özelinde 2012-2014 arası üç kez “HAMURPET ALEVİ ŞENLİKLERİ “ düzenlenmiş yörede Alevi kültürü canlandırılmıştır.

9-YOLUN EZELİ PROGRAMI .  45’er dakika süreli 16 bölümden oluşan bu program,  Anadolu Aleviliğini Anadolu uygarlıklarını oluşturan kadim kökleriyle belgesel tarzda ortaya koymuş,  Alevilerin bu toprakların asli sahibi halk olduğu gerçeğini Türkiye ve dünya kamuoyuna göstermiş,  YOL TV ekranlarından sunulan bu proğram toplumda “Aleviliğin Tarihsel Hafızası” işleviyle yer almıştır.

10-YOLUN EZELİ SİTESİ’nin kuruluşu 19. 06. 2011

Altı yıldır yayında olan bu site,   Kemal SOYER’in bilimsel çalışmalarını yaygınlaştırmış,   Siteye olan ilgi giderek çoğalmış,  günlük okuyucu sayısı ortalama 80-150 kişiye ulaşmıştır. Bu sitede yayımlanan ALİ’nin SIRRI ile TÜRK ADININ SIRRI,  KADİM ANADOLU HALK KİMLİKLERİ gibi onlarca makalelerle Anadoluyu işgal eden Siyasal İslamcı güçlerle onları yöneten Küresel Güçlerin tezleri amaç ve içerikleriyle sergilenerek çürürtülmüş,   Kürtlerin Avrupa’dan gelen BACNAVİ ve BOHT  Zaza’ca konuşan Alevilerle ZAZA’ların SÜMER ,  HATTİ HİTİT halklarının torunları olduğu,   Alevilerin EZEL ve AHİR ALİ dedikleri Ali’nin Sümer Tanrısı ELİ,  HACI BEKTAŞ VELİ BALIM SULTAN ve ABDAL MUSA’nın kadim tanrısal kişilikler belgeleriyle olduğu ispatlanmıştır.

11- Anadolu Uygarlıklarından kaynaklı Alevilik ile Alevilerin kadim halk olduğu gerçeği Kültürlerin Belleği Anadolu Afişiyle başta CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal olmak üzere Türk İslamcı Kemal KILIÇTAROĞLU,   Murat KARAYALÇIN,   Adnan Keskin,   eski Kültür Bakanları Fikri Sağlar,  Ertuğrul GÜNAY ve İstemihan TALAY’n yanısıra TKP Eski Genel Sekreteri Haydar KUTLU gibi kişilere tebliğ edilmiş ,   PSAKD Genel Merkezi,  Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı,   Cem VAKFI gibi Alevi STK’ları ile HDP Ankara İl teşkilatı ,  TMMOB,   TBB ,   Ankara Barosu ve bir çok siyasi partiye gönderilen afişlerle duyurulmuş,  bu kişilerden secereleriyle Kureyşanlı –Arap kimliğiyle bilinen KILIÇTAROĞLU ile Abbasi Mansur Ocağı bendesi DEMİRTAŞ dışındakiler Alevi İslam argümanını kullanamaz duruma getirilmiştir.

12-Alevi Kültürü ve Halk Kimliğinin Hititlerle ilişkisi konusunda Ankara Milletvekili Prf. Dr. Mehmet TOMANBAY aracılığıyla TBMM’ne sunulan Çorum Ortaköy Şapinuva Kazı verileri üzerinden ” Günümüzde yaşayan Anadolu kültürünün Hitit kültürüyle ilişkisi varmıdır ? “ konulu 7/12534-18873 Esas Nolu soru önergesine Kültür Bakanı Atilla KOÇ imzalı cevabi yazıda “Hitit Kültürü günümüzde yaşayan Anadolu Kültürünü oluşturan önemli ögelerden biridir” açıklamasıyla Türklerin 1071 de Orta Asya’dan geldiğini ilan eden Siyasal İslamcı Devlet ,   Anadolu Kültürürünün dolayısıyla Anadolu Aleviliğinin Hitit kültürüyle bağlantısını açıkça kabul etmiştir.

13-KAYSERİ KARAÖZÜ ŞAHRUHLULAR DERNEĞİ’nce 2014 -2016 arasında Ankara,   Çorum,   İzmir,   Mersin,  Antalya ve Çorum Kuşsaray ‘da düzenlenen Kültür etkinliklerine katılınmış ,  Prof. Mehmet Tomanbay,   CHP Milletvekili Gülsüm BİLGEHAN ve MHP eski Milletvekili Yusuf HALLAÇOĞLU’nun da bulunduğu platformlarda Anadolu Aleviliği belgeleriyle sunulmuş,   ırkçı ve inkarcı çevrelere gereken yanıtlar verilmiştir.

Yukarıda sunulan bilimsel ve kültürel çalışmalar sonucunda Aleviliğin İslamın Mezhebi ,   Alevilerinse etnik temelde Kürt,  Türk veya Arap olduklarına yönelik siyasi iddialar ile ırkçı politikalar çökertilmiş,   Anadolu Alevi Gençliği Anadolu Uygarlıkları temelinde kadim kimliklerinin yanı sıra giderek ağırlaşan yaşam sorunlarının nedenlerini de kadim tarih ve kültür varlıkları üzerinden yeniden sorgulama sürecine girmiştir.

Anadolu’da 250 yıl öncesinden günümüze süren bilimsel kazı ve araştırmalarla açığa çıkarılan örenyerlerinin yanısıra yerli Müzeler ile Alman,  Fransız,  İngiliz,  Avusturya ve Amerika gibi ülkelere çoğu kaçak yollardan aşırılmış yazılı ve görsel tarih verileri bu topraklarda Sümer,   Hatti,  Hitit,   Luvi ,   Hurri ve Urartu gibi gibi kadim uygarlıkların varlığını ortaya koymuş,   ancak,   yerli ve yabancı bilimsel yayınlarda bu halklar ile Anadolu Alevileri arasında bağ kuran tek bir satır açıklamaya yer verilmemişti.

Osmanlıyı yıkan Batının işgal -sömürü ve asimilasyon amaçlı tasarım ve uygulamalarına sahne olan Cumhuriyet,   Batının Paris’te kurulan İttihat-Terakki Partisi,   Ermeni Taşnak Partisi ve Kürt Tealli Cemiyeti üzerinden pompaladığı ırkçı ve ayrıştırıcı politikalar eşliğinde Anadolu Alevilerinin ataları olan Sümer ve Hititler Orta Asya orijinli Türk,   Anadolu Alevileri ise Türk,  Türkmen Kürt ve Alevi İslam olarak ilan edilmiş,   böylece Alevi halklar Anadolu’daki tarihsel varlıklarından soyutlanarak yurtlarında işgalci konuma düşürülmüştü.

Cumhuriyet Dönemindeki siyasi varlığını Kürt karşıtlığı üzerinden geliştiren İttihatçı Türk-İslamcı güç,   Alevilerin yasama,   yürütme ve yargı erklerinden uzuk tutulduğu Siyasal İslamcı politik zeminde günümüzdeki Kürt –İslam hareketini de canlandırıp yedekleyerek Parlementoya taşımış,

Türkçülerin “Türkiye Türklerindir” sloganıyla benzer şekilde ”Kürdistan Kürtlerindir” söylemiyle ortaya çıkan Yeni Kürt Hareketi de Anadolu Alevilerini Türk,  Kürt ve Alevi İslam olarak tanımlamış,   bölgedeki Asuri,   Keldani,   Arap,   Ezidi,   Nusayri,   Alevi ve Türkmen gibi kadim halkların tümünü “Kürt” adıyla paketlemiştir.

Bilimsel zeminde belgeleriyle kanıtlanmış Ortadoğu tarihine aykırı olarak Küresel güçlerin BOP kapsamında uyguladıkları sahte tarih ile köktendinci kültür ve eğitim politikaları eşliğinde Sümerli,   Hititli ve Hurrili Aleviler Anadolu-Kİ. ENGURRA’daki(ırmaklar arası) tarihi köklerinden koparılarak İslamik mezhep boyutuna indirgenmiş,   Anadolu kökenli olmayıp Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri boyunca egemen güçlerle işbirliği yaparak yerel halkları katledip ,  topraklarını işgal eden toplulukların önemli bir kesimi Türk tarzı taşeron devlet vaadiyle Küresel güçlere hizmet eden yeni birer taşeron olarak yapılandırılmıştır.

Gerçekleştirdiğim uygulamalı proje ve yayınlar sürecinde Anadolu Uygarlıklarına ait tarihi belgelerden ve halk kültüründen edindiğim bilgi ve tarihsel deneyimlerle Devlet,   yabancı güçler ve Alevi -İslam örgütlerince ”ALEVİ-SUNNİ” karşıtlığı içinde kasıtlı olarak İslamın Mezhebi olarak sunulan Anadolu Aleviliğinin İslamın içine sığmayan kadim bir kültür,  tarih ve uygarlık birikimi ,   Alevilerinse Anadolu’nun kadim halkı olduğu gerçeği belgeleriyle ortaya konulmuştur.

Bu çalışmaların öncülüğünde bazı araştırmacı ve yazarlar Anadolu Uygarlıklarıyla ilgilenmeye başlamış,   kitaplarının kapaklarına Sümer ,  Hatti ve Hitit eserleri koyarak ilgi çekmeye çalışmış olsalar da ,   çalışmalarında kadim halklara yönelik kendi tespitleri olan herhangi bir belge ve bulgu sunamamışlardır. Yine bir çok popülist yazar Siyasal İslamcı Türk ,  Arap ve Kürt politikalarına uygun olarak Ezel Ali,   Hacı Bektaş-ı Veli ,   Abdal Musa ve Yunus gibi erenleri Siyasal İslamın belirlediği siyasi konsepte uygun olarak tarihi birer şahsiyet olarak sunmuş,  şahsım ise bu erenlerin kimliklerine yönelik Anadolu Uygarlıklarından tarihi belgeler sunarak Siyasal İslamcı resmi ve ırkçı tezleri çürütmüştür.

25 yıldan beri Almanya,  Avusturya ,  Fransa,  İsviçre,  Danimarka ,  Hollanda ve Türkiyede onlarca belgesel konferans ve saydam sunumlarıyla Anadolu Uygarlıkları temelinde açıkladığımız Anadolu Aleviliği ve Alevi Halk Kimliği gerçeği Siyasal İslamcı kurumlaşma ile birlikte bir çok ırkçı ve köktendinci yapıyı sarsmış,

buna karşın mevcut Alevi örgütlenmesine alternatif olabilecek kadim kültür ve uygarlıklara dayalı ırklarüstü bir örgütlenmenin oluşmaması nedeniyle çalışmalarımızı rehber edinerek Alevi İslam yapılaşmasını aşan Alevi gençliği,   Avrupadan beslenen Alevilik adıyla sırlanmış yeni bir takım ırkçı örgütlerle karşı karşıya kalmıştır.

12- Devlet Memuru ,  Yönetici ve Teknokrat Olarak Kemal SOYER:

1977 de göreve başladığım T. C. Kültür Bakanlığındaki Türk İslamcı kurumlaşma ve kültür politikalarının Anadoluyu kuşatan Siyasal İslamcı güçlerin hakimiyetini sürdürmesi temelinde Anadolu uygarlıklarını karartma ve bu kapsamda Anadolu Alevilerinin kimlik ve kültürlerini inkar etme amacı taşıdığına bizzat şahit olmuş,  bu nedenle de Alevi Kimliği konusunda geleneksel halk kültürünün yanısıra kadim uygarlıkları araştırmaya yönelmiştim.  Bakanlığın Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ,  Ankara Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünde Müdür,   Şube Müdürlüğü,   Daire Başkanlığı,   Koruma Yüksek Kurul Üyeliği ve Genel Müdür gibi yetkin üst görevler sürecinde Batılı güçler T. C’yi kuşatan Siyasal İslamcı –ırkçı resmi ideolojinin inkar ve asimile ettiği Anadolu Aleviliği ve kadim uygarlıklar alanında söz sahibi olabilmek,   yerli ve yabancı kaynakların bu kültürü inkar eden sözde bilimsel (!) tezlerini çürütmek adına bilimsel kariyerimi Y. Lisans ve doktora çalışmalarıyla geliştirmiş,  Küresel güçler ve devletin kültür ve tarih politikalarına muhalif bir bilim,  kültür ve sanat adamı olarak öne çıkmıştım.

ANAP’lı Mükerrem Taşçıoğlu’nun Bakanlığı sürecindeki güvenlik soruşturmalarında her hangi bir yasal engelim bulunmamasına karşın ,  salt Alevi –Zaza olmam nedeniyle gizli ve gizlilik dereceli işlerde çalıştırılmamam yönünde 20. 8. 1985 tarihli 36 sayılı karar alınmış (Belge-1),  ancak uygulamalı bir sanat okulu olan Ankara Yapı Enstitüsü,  ADMMA-Mimarlık Fakültesi ,   Y. Lisans,  Doktora gibi aldığım mesleki –bilimsel eğitim,   araştırma ve uygulamalarla pekişmiş yetkin uzmanlığıma her zaman ihtiyaç duyulmuş,   bu nedenle kademeli olarak sorumlu mevkilerde görev almam engellenememiş,   son olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü makamına atamam yapılmış idi.  Böylesine bilimsel kariyer ,  liyakat ve yetkin uzmanlık gerektiren bir makama hangi gerekçelerle atandığım bilgim dışında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine yazılmış olan Bakan imzalı gerekçeli yazıda açıkça belirtilmiştir (Belge :2)

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi olarak aldığım görevlerle ilgili liyakatım ve yetkin deneyimlerim ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Kürsüsü ve Ankara Koruma Kurulu eski Başkanı merhum Prof. Dr. Gönül TANKUT’un bilimsel değerlendirmesiyle ortaya konulmuştur (Belge .  3)

Siyasal Türk İslamcı niteliklere sahip T. C’nin memuru olarak bu devletin resmi politikalarına ve ona hayat veren Siyasal İslama karşı ,   1400 yıldır inkar ve imha edilen Anadolu Aleviliği ile Alevi Halk kimliğini bilimsel kaynaklarıyla ortaya koyan şahsım hangi amaçlarla “Devlet ajanı” olarak sunulmak isteniyor:

Kemal SOYER YOLUN EZELİ PROGRAMIYLA Türk Tarih Tezi,  Kürt Tarih Tezi,   Aleviliğin İslamın Mezhebi olduğu tezi,   Alevilerin Türk ve Kürt oldukları Tezi,  Alevilerin Orta Asya Halkı oldukları,   Kürtlerin Mezopotamya orijinli oldukları gibi tezlerle birlikte BOP’un işgal,  talan ve sömürü amaçlı ırkçı –köktendinci örgütlenme argümanlarını çürüttüğünden ,  kadim Anadolu Mezopotamya halklarını

Kadimden Ortak Anavatan,  Evrensel Kültür,  Eşit insan hakları,  Ortak egemenlik ve ortak yönetim” ilkeleriyle Emperyalist güçlere karşı “VARLIĞIN BİRLİĞİNDE” bütünleşmeye çağırmasından kaynaklı olarak karalanmaya çalışılmaktadır’’

KEMAL SOYER’in AÇIĞA ÇIKARARAK TANIMLADIĞI ANADOLU ALEVİLİĞİ İLE ALEVİ HALK KİMLİĞİNE KARŞI GELİŞTİRİLEN RESMİ-KÜRESEL POLİTİKALAR VE KARŞI ÖRGÜTLENMELER:

1-PİR SULTAN ANITI ‘yla başlatılan Alevi Aydınlanmasına karşıt olarak Türk-İslamcı derin güçlerce ALEVİ AYDINLARININ SİVAS’ta KATLEDEİLMESİ ve 1994 de kurulan HBVAK Vakfına(Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı) karşı CEM VAKFI ve CEM TV’nin KURULMASI.

2- AŞIK VEYSEL EVİ’nde Kiler,  Ahır ve Samanlık bölümlerinden dönüştürülerek projelendirilen Cem EVİ mekanlarının yaptırılmayarak projenin yarım bırakılması.

3-ABDAL MUSA KÜLTÜR MERKEZİ’ne karşıt CEM VAKFI’nın Tekke Köyü Derneği ile Vakfını ele geçirmesi ve Kültür Merkezine ALEVİ İSLAM DİN HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI LEVHASINI ASMASI.

4-HACI BEKTAŞ-I VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFININ KURULUŞU ve 1994 deki temel atma törenlerinde Kemal SOYER’in Anadolu Aleviliğini “10. Bin yıllık Alevilik-Evrensel Alevilik” olarak açıklaması ve ardından yapılan bilimsel çalışmalara karşıt olarak :

a-Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL şahsımı iki kez köşkteki makamına çağırarak Anadolu Alevi Kimliğini hangi ölçekte bildiğimi sorgulamış,  kendisine Küpü Dolu Kadıncık Ana olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin Hattiler Dönemine ait Matara formlu küpü ve Sümer,  Hatti,  Hitit ve Hurri kültürü eşliğinde Alevilerin Anadolu topraklarının asli sahibi halk oldukları gerçeği anlatılılmıştır.

Vakıftan Ahmet ŞAHİN’nin de hazır bulunduğu bu görüşmenin ardından Vakıf Başkanı Ali Doğan ve vakıfta görevli Alevi İslamcı ekip onaylı projeye aykırı olarak Kültür Merkezi bünyesinde Anadolu Uygarlıklarına ilişkin her hangi esere yer veremeyecekleri konusunda karar almış,  şahsımın yapıyı Hatti-Hitit ve Sümer eserleriyle dekore etmesi engellenmiş,   giriş kapısında Hacı Bektaş-ı Veli’nin yanı sıra yapımı planlanan Küpü Dolu Kadıncık Ana heykeli yerine M. Kemal heykeli dikilmiş,  zaman içinde Kültür Merkezi devlet yapısı işlevine oturtulmuştur.

b-İnşaat sürecinde Vakfa iki kez gelerek bilimsel açıklamalarım ile belgesel konferaslarımı izleyerek bulgularımı Alevi İslam açısından çok tehlikeli bulduğunu açıkça belirten İzettin Doğan’a 1995 de Devlet olanaklarıyla Namık Kemal ZEYBEK’in konrolündeki CEM VAKFI kurdurularak Alevi İslam propogandası başlatılmıştır. Bu Vakın Kültür Bakanlığı yapmış Türk-İslamcı bir bakanın kontrolüne verilmiş olması sıradan bir olay değildir. Devlet,   Alevi gerçeğini anlatan tüm eserleri Müzelerinde korumaktadır. Kürt-İslam açılımlarından çekinmeyen Türk-İslamcı devlet,   kadim Alevilikle ilgili gelebilecek yeni açılımların önüne bu tür oluşumlarla set çekmiştir.

c-HBVAKV ‘da başlattığım Anadolu Aleviliği açılımının engellenmesi,   Alevi Örgütlenmesinin kontrolu kapsamında Vakıf bünyesine kurucu ve üye olmayan yeni bir çok kişi sokulmuş,  Alevilik yerine Atatürk İlke ve Inkılapları faaliyetleri başlatılmış,   Kültür Bakanlığı katkılarıyla DSP Eski Sivas M. Vekili Cengiz GÜLEÇ ‘in öncülüğünde Ayhan Yalçınkaya vb. kişilerin kurduğu,  açılışına Türk İslamcı Nakşi Bendesi Veliyettin Ulusoy ,   Alevi dosyasının takibi için Amerikadan CHP ve HBVAKV’ına transfer edilen Aykan ERDEMİR ve AKP’li Bakan Ertuğrul Günay’ın katıldığı ,  kurdelasını Vatikan Ankara Büyük Elçisi’nin(PAPALIK !) kestiği ALEVİ ENSTİTÜSÜ bir protokolle HBVAKV bünyesine entegre edilmiş,   Türk-İslamcı Prof. Dr.  Zafer İlbars bir dönem HBVAKV’na danışman yapılmıştır.

YOL TV de katıldığım bir TV Programının ardından Ayhan YALÇINKAYA’ya merhum Rıza AYDOĞMUŞ’un huzurunda Vakıflarının kuruluş amacının Anadolu Alevi açılımımızı karartma olduğunu söylemem üzerine Yalçınkaya “BİZİM İÇİN ALEVİLİK ALEVİLERE BIRAKILAMAYACAK KADAR ÖNEMLİDİR” yanıtını vermişti ! Şimdilerde Vakıf Başkanlığına getirilen kişi Cengiz Güleç Enstitüsü üyesidir.

d-Ali DOĞAN’ın ölümüyle Vakfın başına getirilen Ercan GEÇMEZ Yapıyı Kültür Merkezi olmaktan çıkarıp kreş ve hastaneye çevirmiş,  2009 yılında da Kültür Merkezini devletin YOLUN EZLİ Programına karşı başlattığı “ALEVİ AÇILIMLARININ “karargahı haline getirilmiş idi.

5-KÜLTÜRLERİN BELLEĞİ ANADOLU AFİŞİ .

  1. C’nin Kuruluşunun 75 . ci Yıl Kutlama Etkinlikleri kapsamında Kültür Bankanlığı Projeleri arasında tasarımı şahsıma ait olup Bakan, Başbakanlık Kutlama Komitesi ve Milli Güvenlik Kurulu Gn. Sekreterliğinin onayı ve uygundur görüşü alınan bu afiş,   baskısının ardından Okyanus ötesi uyarılarla etnik bir kökeni öne çıkardığı gerekçesiyle(Alevi Etnik Kökeni) “ dağıtımı durdurulmuş,  şahsım Genel Müdürlük görevinden alınarak Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargıya tabi tutulmuş ve 5 yıl süreyle benzeri etkinlikleri yapmaktan yasaklanmıştı. Ancak kişisel çabamla bu afişten 10 bin adedi yurt içinde dağıtılmış,   Servet ÜNSAL’ın maddi katkılarıyla 2001 de tasarladığım bir takvimle afişte yer verilen benzer temalar 5000 adet baskıyla Ankara ,  İstanbul,  İzmir gibi büyük metropolllerde dağıtılarak Alevilerin kadim hafızası uyarılmıştı.

BAYKAL’IN ANADOLU SOL ÇIKIŞI : Anadolu Alevi gerçeğinin Kültür Bakanlığınca T. C’nin kuruluşunun 75. Yılında çıkarılan bir afişle ortaya konulmuş olması devlette ve Türk-İslamcı CHP’de büyük bir tedirginlik yaratmış,   uygarlıkçı açılımımızın kadük edilmesi için CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL ”21 yy.  eşiğinde kendi toprağına basma ,  toplumsal değişim ve dinamikleri okuma ve buna göre yapılanma şansını yakalamak üzere kendi değerlerine sahip çıkma ve din,  dil ve mezhep farklılıklarını aşarak toplumsal barışı oluşturma “şeklinde dizayn edilen “ANADOLU SOL PROJESİNİ” sahaya sürmüş bu çıkışla toplumsal barışın yakalanabileceği umudu ekilerek Alevilerin Türk Kimliği ve CHP ile siyasi bağı güçlendirilmeye çalışılmıştı.  Baykal ,  Hititler Dönemi Anadolu Fırtına Tanrısı HADDU BAAL adını taşıyan Şah EDE BALİ’yi Türk kimliğiyle algılatan propagandaları etkinleştirmiş,   2000 yılında emekliye ayrıldığımda beni partiye üye yapmış,  ardından Kültür Komisyonuna atamış idi. Bu atamadan sonraki hafta içinde yapılan görüşmede “Kültür Politikalarını hangi temelde ele alıcağımızı sorduğumda “1071 ve Müdafa-i Hukuk asli temelimizdir” diyerek Anadolu Uygarlıklarını dışlamış,  bunun üzerine Komisyona katılmayarak sonrasında parti üyeliğinden istifa etmiştim

Bu gelişmeler üzerine ,  Devletin Anadolu Uygarlıkları ve bu uygarlıklara dayalı Alevi Halk Kimliğini Asimile eden Siyasal Türk İslamcı kültür ve eğitim programlarına karşı Alevi Halkı korumak ve ona kendi tarihi gerçeğini göstermek amacıyla hazırladığım YOLUN EZELİ PROGRAMINI Merhum Rıza AYDOĞMUŞ’un katkılarıyla YOL TV ‘den devreye sokma kararını verdim.

6-YOLUN EZELİ PROGRAMI

YOL TV EKRANLARINDAN HAZİRAN 2008 ‘de başlatılan 45 er dakika süreli 16 bölümlük bu program öncelikle AABF Dedeler Kurulu’nun engellemelerine takıldı. Programın önceden belirlenen haftalık yayın saatleriyle sürekli oynanarak izlenmesi engellenmeye çalışıldı,   ardından devreye giren devlet ,   programın etkisini azaltmak ve başlatılan Anadolu Alevi Aydınlanmasını karartmak amacıyla adeta hareket üssü gibi kullandığı HBVAKV ve paralelindeki ALEVİ STK’larının katıldığı sahte “ALEVİ AÇILIMLARI”nı devreye soktu.

7-HDP,  HDK vb. Kürt örgütlenmeleri Anadolu Alevilerini Türk Irkçıları gibi Kürt,  Türk ve Alevi İslam kimliğiyle tanımlamış,   HDP kuruluş tüzüğünde yer alan “Halkların Kardeşliği” sloganına karşın “Bu partiye üye olen herkes Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkını kabul eder” ibaresini koydurmuştur.  Böylece amacın halkların kardeşliği ,  Demokratik Halk Hareketi,   eşitlik ve demokrasiyi inşaa etmek olmadığı,  Demokratik ULUS gibi saçma bir kavramın ardına saklanan Siyasal İslamcı bir Kürt Devletinin kurulması ,   bu kapsamda Alevi-Zaza Halkın Kürtleştirilmesi,   Zazacanın Kürtçenin şivesi olarak kabul edilmesi,   Kadim uygarlıklardan gelen Alevi Halk kimliğinin inkarı ve Alevilerin mezhep olarak benimsenmesiyle de Türklerin Sümer ve Hititleri Türk ve Eti Türkleri adıyla aşırmaları gibi Kürtleri de tek başına Kadim Anadolu Uygarlıklarının varisi yapmak olduğu anlaşılmıştır.

 

8- ALEVİ STK’larının YOLUN EZELİ’nce tanımlanan ANADOLU ALEVİLİĞİNE KARŞI BAKIŞI

Bu programın yayınıyla karşı atağa geçen devlet,  siyasi partiler ve Siyasal İslamcı kesimlerin aksine Alevi STK’larının bu açılıma sahiplenmesi veya en azından tezimizin kendi platformlarında tartışmaya açılmasını sağlamaları beklenirdi.

Ancak durumdan vazife çıkaran Türk-Kürt ve Arap karması Alevi İslamcı derin kuşatma altındaki ALEVİ STK’ları bu yönde açılım yapmak yerine ,  Yolun Ezeli’nin Anadolu sathındaki şubeleri aracılığıyla halka ulaşmasını engelleyen girişimlerde bulundular.

Ali Balkız,   Kemal Bülbül,   Ercan Geçmez ,  Necdet SARAÇ,   Turgut ÖKER ,  Cafer KAPLAN ve Turan ESER vb.  kişiler programın Alevi STK’larının gündemine girmemesi için çok özelde çaba gösteren kişiler olarak öne çıktılar.

Karşı kampanyada çok özelde öne çıkan örneklerden biri de BERLİN CEMEVİ’dir. 2009 de “ALEVİLERİN 12 BİN YILLIK TARİHİ ”başlığıyla verilen konferansın ardından Dr. YÜKSEL ÖZDEMİR ve Ekibi Türkiyeden apar topar Hamza Aksüt ile Hasan HARMANCI adlı kişileri Berline çağırmış,   yapılan toplantıda kişiler kendi görüşlerini sunmak yerine çok özelde Kemal SOYER’in açılımını tartışarak gıyabi yargılama yoluna gitmişlerdi. . Bu olayın ardından Berlin Alevi gençliği Cem Evi’ni terketmiş,   sonraki yıllarda uğradığım Cem Evi’nde insanların etrafımda toplanmalarıyla Dedeler “Kemal Soyer gelince kimse bizi dinlemiyor” diye sızlanınca da Başkan Halit BÜYÜKGÖL sohbetlerde masaların birleştirilemeyeceği talimatı vermiş,   AABF Kültür Komisyonu üyesi yapılan Haydar SELÇUK adlı kişi de CemEvi’nde açıktan Kürt-Alevi propogandalarına başlamıştır.

9-YOLUN EZELİ-ANADOLU ALEVİLİĞİNE KARŞI MEDYA ÖRGÜTLENMESİ:

Devlet ve Siyasal İslamcı kesimler Türk,  Kürt ve Alevi İslam propogandasını yayıp etkinleştirmek amacıyla onlarca TV kanalı açmış,  CEM TV,   BARIŞ TV ,   HALK TV ve ULUSAL KANAL Anadolu Alevileri ile ataları olan Hititler,  Sümerler ve Hurriler gibi kadim hakların kimliklerini Türk adıyla karartan programlar ve kitap kampanyaları yürütmüştür. TV 10,   HALK TV ve karşıtı gibi görünen ULUSAL TV ,  Yolun Ezeli programlarını sunum talebimizi geri çevirmiş,   Halk TV ile Ulusal Kanal Hititler ve Sümerlerin Alevi olduklarının anlaşılmasını önlemek amacıyla ,   Siyasal İslamı “ANADOLU MÜSLÜMANLIĞI” adı altında kadim bir din ve inanç ,  Anadolu Alevilerini ise İslamik mezhep olarak tanıtmıştır..

10-ABD-AB ,  KÜRESEL BOP-AMAÇ ve ÖRGÜTLENMELER:

BOP temel olarak Ortadoğunun uzun vadede işgali ve geçiş sürecinde işgalci güçlere taşeron ve vassal devletçiklerin oluşturlması amacına hizmet eden küresel bir pprojedir.  ABD’nin 2003 te Irak’ı işgal etmesiyle başlattığı ilk eylem,   Irak Müzelerinin soyulması ve yerel halkların tarih ,  kültür ve inançlarını belgeleyen arkeolojik eserlerin tahribi ve önemli bir bölümünün Amerikaya kaçırılmasıdır.  ABD bu yolla bu toprakların asli sahibi olan Sümer ,  Hurri,   Hatti,  Hitit gibi kadim Alevi halklar ile onların torunları olan Anadolu Alevilerini,  İran Ali Allahi ve Ehl-i Hak Alevilerini,  Nusayri ve Türkmenler ile bu toprakta 3. Bin yıldır yerleşik olan Kürtlerin yerli halklarla olan tarih bağlarını koparıp geçmişlerini karartarak herbirini ayrı ayrı sanal kimlikli birer taşeron durumuna oturtmak,  Alevi kökenli kadim halkları Orta Asyadan gelen işgalci Türk,   yöreye sonradan gelen Türk,  Kürt ve Ermeni gibi halkları ise Sümer,  Hatti,  Hitit gibi kadim halklara eklemleyen sahte bir tarih programı kapsamında kendi siyasi ve ekonomik iktadarlaını kurma faalietlerine başlamış,   bölge halklarını kendi üertimi olan İŞİD vb. Siyasal İslamcı-Irkçı çetelerle iç savaşa sürüklemiştir.

ABD,  AB,   İngiltere ve gizli ortak İsrail vb.  ülkelerden oluşan Küresel İşgal Konsorsiyumu BOP adlı Proje kapsamında İslam Coğrafyasını işgale başlamış,  bu kapsamda onlarca ülkede eşbaşkanlı –bağımlı taşeron yönetimler oluşturmuş,   Türkiye’de de BOP’un alt ayağı olan ILIMLI İSLAM PROJESİ kapsamında TÜRK,  KÜRT VE ALEVİ İSLAM yapılaşmasını dayatarak siyasi partilerin başına Siyasal İslamcı Eşbaşkanlarını oturtmuş,  ülkede kamusal ve bilimsel kurumlaşmayı ,  çağdaş eğitim kurumlarını,   ekonomik kurum ve kuruluşları iktisadi devlet kuruluşlarını,  orduyu,  polis teşkilatını,  yasama,  yürütme ve yargı erklerini ele geçirip,  ülkeyi önemli oranda kendi amaçlarına uygun bir alt yapıya dönüştürmüştür.

Bu konsorsiyum Anadoludaki Alevi tabanlı uygarlıkçı demografik yapıyı Siyasal İslamcı yapıya dönüştürmek amacıyla Suriyede iç savaş çıkartarak yaklaşık 4. milyon İslamcı Arab’ı Anadoluya sürmüştür. Dünyanın bir çok yerinden getirilen islamcı kesimlerle Başkent Ankara,  İstanbul ve İzmir gibi metropollerde sokakta yürüyen insan profili değişmeye başlamıştır.

Alevilerin Anadolu ve Kİ. ENGURRA veya Yunanca Mezopotamya denilen Sümer topraklarının asli sahibi halk olduklarının,  Aleviliğin ise kadim uygarlıkları yaratan evrensel kültür ve uygarlık birikimi olduğunun anlaşılmasıyla Devletin finanse ettiği Cem Vakfı Başkanı İzettin DOĞAN ile AABF eski Genel Başkanı Turgut ÖKER’in girişimleriyle Alevi Kimliği İslamın içinde kendine özgü bir inanç olarak tanımlanmış,   AABF ,  AB’nin lideri olan Almanya’nın Kurduğu Alman İslam Birliğine üye yapılmıştır.  Turgut Öker ve yandaşları tüzüklerinde Aleviliği önceki tanımı olan” kültür” yerine İslamın içinde kendine özgü bir inanç olarak tanımlamış,   halka ise “İslamın dışında” algısı yaratan söylemler geliştirmişlerdir

11–AVUPA ALEVİ DİASPORASI VE DAB (DEVRİMCİ ALEVİLER BİRLİĞİ) ADLI GRUP:

Yolun Ezeli Programı bilimsel nitelikli belgesel sunumlarıyla Avrupada olumlu tepkiler almış ,   çeşitli platformlarda etkin bir şekilde tartışılmış,  Alevi Halk Kimliği ve Kültürünün 14 Bin yıllık köklerine ulaşılmış olması karşısında başta Kürt örgütleri olmak üzere bir çok köktendinci ve ırkçı örgütler kendi siyasal varlıklarını ve tarihi argümanlarını ciddi bir şekilde irdeleyip çürüten bu programa karşı bilimsel hiçbir kariyeri-araştırması bulunmayan ve çoğu AB’nin sosyal yardımlarıyla geçinen kesimlerden birkaç kişinin bir araya gelmesiyle “ALEVİ” adını taşıyan gerçekte Kürtlerin siyasi beklentilerine uygun faaliyetleryürüten yeni oluşumlar türetmişlerdir.

Face sayfalarında Alevi Ozanları ve kutsallarının adlarını pervasızca kullanarak tarihi misyonlarına ve işlevlerine gölge düşüren yüzlerce kişi ,  grup ve platformlardan bazıları Anadolu Aleviliği konusunda ortaya çıkardığımız tarihi gerçekleri intihal ederek kendi üretimleriymiş gibi sunmakta,   kimileri bilgisizlik eseri gerçekleri anlayamadan çarpıtmakta ,  kimileri ise Siyasal Türk,  Kürt ve Alevi İslam propagandalarıyla kara propoganda yapmaktadır.

Kurucu unsur olarak kendilerine ait herhangi bir bilimsel çalışması,  kariyeri ,  araştırması ve yayınları bulunmayan 8-10 kişinin oluşturduğu DAB adlı gurubun ortaya çıkış argümanı “ALVİLİĞİN İSLAM DIŞI BİR İNANÇ “olduğu iddiasıdır.

Bu iddia da benim 1994 yılında Hacı Bektaş-Veli Anadolu Kültür Merkezinin temel atma töreninde dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL’in huzurunda seslendirdiğim “10. Bin yıllık Alevilik –Evrensel Alevilik” sloganıma karşın Vakıf Vaşkanı ALİ DOĞAN’ın çarpıtarak kendileştirmeye çalıştığı “ALEVİLİK İSLAM DIŞIDIR” açıklamasına dayanmaktadır. (Bkz. Belge 4) Halbuki bizim tezimiz Aleviliğin sadece inançtan ibaret olmayan, Anavatanı Anadolu ve Kİ. ENGURRA olan Sümer,  Hatti,  Hitit,  Hurri,  Luvi gibi Alevi halkların yarattığı kadim bir kültür ve uygarlık birkimi olduğunu ortaya koymuş,   Alevilere ait olan kadim coğrafik ve ilahi kavramlara zamanla toplum muhendisliği kapsamında etnik mana yüklenerek oluşturulmuş KÜRT,  TÜRK VE TÜRKMEN Aleviler gibi Alevileri siyasal ve kültürel açıdan bölen yaklaşımlar Aleviliğin ırklarüstü nitelikleri gereği red edilmiştir.

Çünkü,   Alevilerin cennet olarak bilinen anavatanına yerleşmeye çalışan her işgalci kavim siyaseten Anadolu halkına ait tanrı,   halk ve coğrafya adlarını kullanmış veya zamanla kendileştirmiştir.

Başka bir örnek ise bir dönem Hitit toprağı olan Suriyede Hitit kültürünün yarattığı demografik oluşumlardır .  Arap zihniyeti taşımayan Nusayriler ve Suriye Alevileri ile Kürt veya Persli olmayan İran Alevileri bu dönemin kalıntılarıdır.

DAB’ın Aleviliğin inançtan ibaret olduğu söylemi,   Ortadoğuda yaşanan ırkçı,  bölücü ve siyasal islam tabanlı köktendinci yapı ve örgütlere hayat veren ideolojilere ve bu temelde Alevi halk kimliğini inkar ve asimile eden Küresel güçlerle onların yerli işbirlikçilerinin işgal,  imha ve asimilasyon tasarımlarına kapı aralamaktadır. Alevilik salt inançtan ibaret olunca,   Aleviler Kürt,   Türk,  Ermeni,  Çerkez veya Arap sayılabilirler. Halbuki Aleviler evrendeki varlık aleminin aynı asıldan kardeş olduğunu binlerce yıllık “VARLIĞIN BİRLİĞİ” ilkesi ile ,   “İnsan Hakta Hak İnsanda ne ararsan bak insanda” ve “Binbir donda baş gösterdi Ali El Murteza” deyimleriyle yaşama geçirmişlerdir.

Alevi halkı Irka dayalı toplum yapılaşmasını redetmiş,  uygarlıkçı atalarınca oluşturulan evrensel Hakk Yolu’nda birleşmişlerdir.

Alevileri Kürt etnisitesi içinde eritme amacı güden örgütlerin Avrupada taban kaybetmesiyle oluşan siyasi boşluklar “…. . Alevi” adıyla kamufle edilmiş yeni oluşumlarla kapatılmak istenmektedir.

İşte DAB’ın gerçek hikayesi ve Kürt Hareketiyle İlişkisi:

DAB 25. 05. 2015 de Frankfurttta aşağıdaki kişilerce oluşturulmuştur.

DAB Eş başkanları: Barış Aydın Fransa,   Elif Kaya Almanya

Türkiye sorumlusu: Bekir Özgür

Sekreter :Tayfun Yasin Hollanda

Kasadar: Feramuz Acar Danimarka

GYK üyeleri(Genel Yönetim Kurulu)

Aydın Dost ,  İsveç

Hacı Cirik,   Almanya

Haydar Ceylan,   Hollanda

Kamil At,   İsviçre

Öznur Deniz ,  Almanya

Tekin Acik,   Fransa

Yedek üyeler

Peri Akar İsviçre

Davut Kurun Almanya

Mali denetleme Kurulu

Süleyman Deprem Türkiye

Abidin Onay Hollanda

 

DAB’la tanışma sürecim:

Bu gurubun üyelerinden Bekir ÖZGÜR,  Aydın GENÇ ve Davut Kurun’ la 12-14 Mart 2015 tarihinde Abdal Musa-Akçaeniş Cem Evi’nde yapılan Erkanname toplantısında ,   Elif Kaya ve Hacı Çirik ile 2016 da Berlinde,   Süleyman DEPREM’le 2011 de İzmir’de tanışmıştım.

Ancak DAB Anadolu Aleviliğine dair özel bilgiler sunduğum Abdal Musa toplantısından sonra 24. 05 2015 de kurulmuştur.

Toplantıda moderatörlüğü Bekir ÖZGÜR yapmış ancak,   çalışma grubu ağırlıklı olarak Hasan KLAVUZ tarafından yönetilmiş idi.  Çalışma Grubunun profili ağırlıklı olarak Kürt Aleviyim diyen,  Hasan Klavuz,  Tekin ÖZDİL,  Aydın Genç,  Ali Köylüce,  Davut Kurun,   Hüseyin Gazi Metin,   Abbas Tan,  Süleyman Deprem vb.  kişiler idi.

Bu nedenle çalıştay grubunun gerçek amacını hasıl etmek üzere “Alevilerin Toprak-Yurt Sorunu” konusunun gündeme alınmasını önerdim. Kıyamet koptu. Tekin ÖZDİL “Kemal Bey ,  Alevilik inançtır ,  ALEVİSTAN MI istiyorsunuz ” diye şiddetle karşı çıktı. Kılavuz sabırla bekledi.

Gündeme almazsanız çalıştayı terk ederim dedim. Bunun üzerine Klavuz Alevilik İnançtır,  Bekir ÖZGÜR ise gündeme alıp tartışabiliriz,  çünkü Aleviler aynı zamanda halktır dedi. Konu gündeme alındı ancak,   sürekli olarak ötelenmeye çalışıldı.  Beni bu toplantıya bu grup değil,   Akçaenişli Serdar TANAL ısrarla çağırmış,   bunların sizin bilgilerinize ihtiyacı var demişti.

Böylece Kemal SOYER üç gün anlattı onlar belgeleri izleyip dinledi.  Alevilerin kadim Sümer –Hitit ve Hurri Halkları olduğu anlaşılınca bu toplantının ardından 25. Mayıs 2015 de kurulan DAP Kuruluş argümanını Alevilerin Anadolu-Mezopotamya topraklarının asli sahibi kadim halklar olduğu gerçeği üzerine değil ,   özellikle de Kürt Ulusu Projesi kapsamında “Alevilik İnançtır”o halde Kürt Kültürü’dür tasarımı üzerine oturtmuş,   böylece temel amacın Anadolu Alevi Halk kimliğinin yeni siyasi ve kültürel projeksiyonlarda öne çıkmasını engellemek ,  mevcut Kürt ,   Türk ve Alevi İslamcı konseptlere hayat vermek olduğu anlaşılmıştı.

Alevilik “İslam Dışıdır” söyleminin yaygınlaştırılarak Kürt Alevilerin PKK’nin safların çekilmesine yönelik gizli toplantı ,   Hasan KLAVUZ ,   DAP kurucuları- Kürt Hareketiyle ilişkileri :

Abdal Musa Çalıştayından hemen sonra internet ortamında yaptığım küçük bir gezinti sonucu Sözcü Gazetesinin PKK’nin İsviçre BASEL’de yaptığı gizli bir toplantıda bu amaçla görev verdiği Hasan KLAVUZ ‘la ilgili haberine ulaştım. (Bkz. 29 Kasım 2013 tarihli SÖZCÜ).  Bu haber Abdal Musa Çalıştayına katıldıktan sonra DAB’ı kuran perde arkası siyasi erkin amaçlarını ortaya koyuyor

Kurucu üyelerin Alevilikle ilgili bakışları da özetle şöyledir:

DAB Kurucu Eşbaşkanı Barış AYDIN: Aleviliği inanç boyutuyla sınırlayan düşüncelere sahiptir.

Hüseyin Gazi Metin Dede ile DAB’ın kurucularından Süleyman DEPREM 2015 de HDP ‘den aday adayı olmaya çalışmış,   yakını Mustafa DEPREM Kürt-Alevi Propagandası yapan TV. 10 Kanalında görev almış,  TV. 10 sorumlusu Şükrü YILDIZYolun Ezeli programlarının kanalda yayınlanması yönündeki talebimizi geri çevirmiştir.

Kurucu üyeler arasında bulunmayan Hasan Klavuz ile Hüseyin Gazi Metin Diyarbakırda düzenlenen Kürdistan Alevi Konferansına katılmış,  Cem yürütmüş ve “Mezopotamya Aleviler Birliği “nin kurulması görüşüne iştirak etmişlerdir. Kürdistan Alevi Konferansına Necdet SARAÇ,  Piri ER ve Hasan HARMANCI’nın çağrılması da son derece ilginçtir.

Bu konferansın sonuç bildirisindeki incilerden biri “ALEVİLİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜ KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR,  KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ ALEVİLİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR” Konferans sonucuna göre Aleviler Kürttür..

15-17 Şubat 2013 tarihlerinde Danimarka’nın üç şehrinde verdiğim konferanslar sürecinde tanıştığım Feramuz Acar “Kürt Değilim,  Ancak ben bir Kürt Özgürlük Savaşçısıyım “ demiştir.

Ela KAYA-Hacı ÇİRİK: Berlinde yaşayan Ela Kaya Kureyşanlı olup Berlinde bir yandan tezimle ilgilenip çeşitli etkinliklere kapı aralarken,   diğer yandan Kürt Örgütleriyle ilişkisini gizlememeiştir.

Mahsuni ŞeriF’in yakını olan Hacı ÇİRİK ise Alevi kimliği konusunda net olmayan düşüncelere sahiptir.

Türkiye Sorumlusu Bekir ÖZGÜR: Yolun Ezelini benimsemiş,  Aleviler ile Kürtlerin Anadolu’nun kadim halkları olduğu konusundaki görüşlerini netleştirmiştir. Tam bağımsız Alevi örgütlenmesi ile ezilen halkların emperyalizme karşı ortak mücadelesini savunmaktadır.

DAB-HDK ve KÜRT HAREKETİ :12 Aralık 2016’da Berlin Çaykovski Cafe’de DAB .  Eş Başkanı Veli Balaban ve Hasan Klavuz’un yakını İbrahim Klavuz’la görüşme:

20’yi aşkın katılımcının hazır bulunduğu görüşmede Alevilerin kadim Halk olduklarına,   etnik olarak Türk veya Kürt olmadıklarına,   Alevi Halkın Anadolu-Mezopotamya topraklarının asli sahibi olduğuna vurgu yapan açıklamalarıma karşın,   DAB Eşbaşkanı Veli Balaban kendi kişisel değerlendirmelerini yapmış ve toplantıda hazır bulunan DAB üyelerini Kürt Hareketinin oluşumlarından olan “HDK”ya üye olmaya ve maddi destek vermeye “çağırmıştır. Eş Başkan bu açıklamasıyla “DAB’ın Kürt Hareketinden bağımsız bir grup olmadığını” net bir şekilde ortaya koymuştur.

ÖZE DÖNÜŞ KAVRAMI : Kürt gruplarıyla enjiyoları “Öze Dönüş” kavramını Aleviliğin Siyasal İslamcı etkilerden arındırılarak Kürt Kültürü olarak benimsenmesi olarak ele almaktadırlar. Doğuş kaynağı her neresi olursa olsun her türlü,  ırk,  din ,  kandaş düşünce ve yapılaşmalardan arınmamış hiçbir kişi ve toplum VARLIĞIN BİRLİĞİ’nin tanımladığı evrenin en üst ölçekte tekamülü olan” Kamil İnsan” temelli barışçıl toplum yapılaşmasını gerçekleştiremez.

Anadolu –Mezopotamya Kültür ve Uygarlık Mirası ile ,  insanlık ve uygarlık tarihinin getirisi olan eşit insan hakları ve evrensel kültür değerlerini dışlayıp,   Siyasal İslamcı -Irkçı Ulus yaşam biçimini toplumsal yaşam harcı yapan topluluklar insan ve doğa sevgisine dayalı varoluşsal özlerini yitirmiş,  kendi toprağında işgalci-cihatçı olmuşlardır.  Bu nedenle daima egemen güce tapıp,   uygarlıklarımızı karartmışlardır.  Türkler ve Kürtler Siyasal İslam Moğol ve Muhammet soylu ırkla hayat ve kimlik bulan topluluklardır.  Anadolu’nun gerçek sahipleri olan Aleviler ise tarihleri boyunca Siyasal İslamı ve ırkçılığı ret etmişlerdir.

Anadolu –Mezopotamya denilen Sümer topraklarında yaşayan halkların kültürel Özü ,   Semavi ad edinen dogma dinler öncesi kadim uygarlıkların geliştirdiği insan ve doğa sevgisine dayalı Anadolu ALEVİLİĞİ’dir.

Bu kimliği edinemeyenlerle ortaklığımız,  kader birliğimiz olamayacaktır. Aleviler kendilerini cihatla -fetihle katleden,  yurtlarını uygarlıklarını ele geçirip talan eden hiçbir inanca saygı duyamazlar. Bu kapsamda “Herkesin inancına saygı duyulmalı” söylemi sorgulanmalıdır..

Bu coğrafyada yaşayan tüm halkların kaderi ortaktır. Hiç biri diğerinden bağımsız olarak kendi kaderini tayin etme hakkı ve koşullarına sahip değildir. Bu tez Ortadoğu halklarını bölen,  parçalayan ve ana vatanlarını küresel güçlere yemlik yapma amacı taşıyan Batılı bir tuzaktır.

Anadolu-Kİ. ENGURRA Kadimden ortak anavatandır ve bugün üzerinde yaşayan tüm halklarındır. Bu toprakların hiç bir parçası belli bir kesim için özelleştirilemez.

Bu Temelde Kadim halklar için önerimiz ;VARLIĞIN BİRLİĞİ TEMELİNDE,  Ortak Anavatan,  Evrensel Kültür,   Eşit insan Halkarı,  Ortak egemenlik ve Ortak Yönetim ilkeleri etrafında birleşmektir.

SONUÇ:

DAB üyesi olduğunu belirten Haydar CEYLAN adlı şahıs hiçbir konu ,  alan ve düzeyde muhattabım değildir.  Kendisini tanımıyorum. Ahlak,  edep,  fikri mülkiyet ve emeğe saygı gibi konularda Bekir ÖZGÜR ve Osman YILMAZ kendisine gereken cevapları vermişlerdir.

DAB . içinde iyi niyetli unsaurlar barındırıyor olsa da BAĞIMSIZ BİR ALEVİ HAREKETİ DEĞİLDİR

YOLUN EZELİ 40 YILLIK BİR EMEĞİN –BİLİMİN ÜRÜNÜDÜR.

250 YILLIK BİLİMSEL KAZI VERİLERİ TÜM DÜNYA MÜZELERİNDE HER KESİN GÖRÜŞ VE YORUMLARINA AÇIK OLDUĞU HALDE SÜMER; HATTİ-LUVİ ,  HİTİT VE HURRİLERİN ALEVİ OLDUĞUNA YÖNELİK BİLİMSEL TESPİT VE ÇIKIŞLARI YAPAN İLK KİŞİ KEMAL SOYER’dir.

YOLUN EZELİ ; TAM BAĞIMSIZ VE DEMOKRATİK ANADOLU ALEVİ HALK HAREKETİNİN DOĞUŞ KAYNAĞIDIR.  HALKIMIZ VE ANADOLU GENÇLİĞİ BU TEMELDE BİRLEŞİK VE UYGAR BİR TOPLUM ÖRGÜTLENMESİNİ MUTLAKAGERÇEKLEŞTİRECEKTİR.

Fikir ve emek sömürüsüne karşı fikri mülkiyet olarak koruma altına alınan çalışmalar,   yaşamlarıyla AB’nin sosyal yardımlarına ve direktiflerine mahkum olan,   uygarlık ve insan tarihi kapsamında ele aldığımız Anadolu Aleviliği konusunda hiçbir bilimsel yetkinliği,   uzmanlığı ,   araştırması ve yayını bulunmayan kişilerin haddini aşan içerik ve derinliktedir.

Luvr,  Bergama,  Britsch müzeleri yanı başınızdayken ,   AB’de yaşayan kaç Alevi bilim adamı bu konuya işaret edebilmiştir?

AB’de işçi -emekçi olarak yaşayacaksınız Kİ; EMEĞE SAYGILIYIZ,   sonra haddinizi aşarak bilim adamlığına soyunacaksınız ,  bilim adamlarını yargılamaya kalkışacaksınız .

Bu halde sizin tüm insani ,  tarihi,  bilimsel ve kültürel değerleri yerle yeksan eden diplomasız bir cihatçIdan ne farkınız kalır?

1000 yıllık İslam kardeşliği kapsamında Kürtlerle ortaklaşa Alevi Soykırımları yapan T. C .  akıl tutulmasına mı yakalanmıştır ki; Kemal Soyer’e Alevilikle ilgili gizli bilgileri versin.

Emin olun devlete egemen olan siyasal İslamcı ve ırkçı hiçbir kafa kadim eserlere gizlenmiş Alevi düşüncesi ile evrensel temaları anlayamaz ve çözemez.

Bekir ÖZGÜR YOLUN EZELİ Çalışmasının derinliklerinden haberdardır. Bu nedenle yakın zamanda iyi niyetle DAB’ın yetkili kişilerine bazı önerilerde bulunmuş,   ancak YOLUN EZLİ’nin üzerinde “ Kemal SOYER’in adı var” cevabı verildiği de bilgimiz dahilindedir.

Alevi tarzı yaşam kültürü,   edep ,  erkan ve yol bilgisi ile insanlık ve uygarlık tarihinden mahrum yetişmiş ,  küresel güçlerin toplum mühendisliği kapsamında yabancı bozguncu kültür ve ideolojilere mahkum edilmiş insanlardan yüksek kültür,  uygar davranış,   hoşgörü,   bilime,  emeğe ve insan haklarına saygı beklenemez.

YOL CÜMLEDEN ULUDUR

  1. 09. 2017-ANKARA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1 yorum

  1. Cambazlıgını ince ipte oynamak istiyenler, aleviğin özünden ne kadar bahsetsede inandırıcılığı bana göre aydınlatıcı değil.Bu insanlar yazdıkları ile kalemleri ile para kazanmaktan öte gitmiyor.Bizi bize bıraksınlar gölge etmesinler.Bizleri gizli saklı gibi başka kuruluşların yandaşı gibi göstermeleride ayrıyeten yüz karasıdır.Bu açıklamaları ile belirili ğüçlere hizmetkar olduklarınıda beyan etmiş oluyorlar.

Bir Cevap Yazın