Alevilerin Siyasallaşması Ve Evrensel Yol Partisi

kendi köklerine sahip olamayan başka köklerde sarmaşık olur. Başka köklerde tutunanın da hayata bakışı onun varlık koşuluna bağlı olur. Bu da kendi dışında her şey olacağı anlamına gelir.

Aleviliğin kendi köklerinden uzaklaşması da böyle bir şeye denk düşer. KENDİ DIŞINDA her şey oldu.

Aleviliği KENDİ olmasından korkanlar özelikle siyasetten uzak tutma çabası güderler. Nedenleri elbette benim gibi biri için bir yazıda enine boyuna işlenerek ortaya konması zor olur AMA ” siyaset” yapmaktan kendimi alı koymayacağım(!)

 

Siyasete kaba bir bakış:

Alevilik siyaset “üstü” ve ya Aleviliği siyaset ile işi olmaz söylemi, özenle “seçilerek” kullanılan kavramlar. Sistem siyasal demagogları ile bunu dilimize pelesenge yapmak için elimden geleni yapar. Başarısız oldukları da söylenemez.

Bunla neyi hedeflemek isterler?!

Siyaset nedir: siyasi teorileri ve siyasi teorilerin pratiklerini inceleyen, siyasi sistemler ve siyasi davranışlar alanıyla ilgilenen bir sosyal bilim alanıdır.(wikipedia)

Özetle sadeleştirirsek: her hangi bir düşüncenin pratikte savunulup, toplumda ikna ederek savunulmasını sağlayan araçtır.

Devlet kendi siyasetini ve siyaset dilini böl parçala ve yönet üzerine kurar. Bunla amaçladığı zenginin mal ve can güvenliğini sağlamaktır. Yoksulları aldatıp bir birine karşıt hale getirerek kendisine karşı birleşmesini engellemektir.

Siyaseti, sosyal tüm hayatta (okul, ev, iş, ibadet, insani ilişkilerde) seçkin, eğitimlilerin yaptığı bir durum gibi sunarlar. Halkın böyle düşünmesi içinde ona sürekli her yerde siyasetin eğitimli işi olduğu ya da yapılan baskı zulümler sonucu sakıncalı bir şey olarak gösterirler. Bu yüzden sürekli ana baba eş dost ağzından “siyaset kim biz kim” düşüncesi duyulur. Çocuklarına “aman siyasete bulaşma” sözü de bir nasihat olarak verilir.

Sistem Halkın kendi emeğinin ve sosyal taleplerinin siyasal dili oluşmasın diye, devletin tüm araçlarını devreye sokar. Siyaseti meclis ile sınırlayarak “milletvekilinizi” seçtirip size de oy kullandırarak siyaset yapmayı sağlamış olur. Oy kullanmayı sadece görev olarak bize yükler. Meclisin ise halka ne kadar hizmet ettiği ilan edilen cumhuriyet tarihinden bugüne görmüş okumuş bulunmaktayız.

Siyaset birey ve toplumun kendini anlatmasında gerekli bir araçtır. Devlet siyaseti ve ya burjuva siyasetinin ülkemizdeki mantığına yukarı da biraz değindik. Bunun halka yansımasına da. Kısacası burjuva devleti için siyaset “insan idare ve yönetme” biçiminde ele alınır ve halkı siyasetten uzak tutmak için kullanılır.

 

Aristo siyasete “gerçeğin taklidi”, Eflatun “ideallerin taklitti” olarak ele almıştır. Bence taklitten daha fazlasıdır. Çünkü insan ya da toplum yaşadıklarını ve açmazlarını doğru bir siyasetle yorumlayıp aşa bilir. Sorunlara Çare üretmek, taklitten daha fazlasına ihtiyaç duyar.

Marksın dediği gibi “Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir.” Değiştirme eylemi içinde doğru halka hitap eden siyaset gerekir.

Ülkemizde emekçilerin azınlıkların ezilen ulusların ve inançların da siyaset dilinin olması zorunlu ve kaçınılmazdır. Ezilenlerin siyaset dışı tutulması ezilmelerinin sürekliliğinin sağlanması anlamına gelir. Elbette birey ve toplum siyasetin içinde ve öznesi de olmalıdır.

Yazı konusu Aleviliğin siyasallaş(tırılma)ması olduğunda konunun özüne uygun devam edeceğim.

Aleviler direniş ve isyan tarihinde siyaset sahnesinde hep olmuştur. Bunun aksini iddia edenler az önce kısaca geçtiğimiz burjuva devlet siyaseti ile Alevileri aldatmak siyasetten uzak tutmak için ortaya atmışlardır. Alevilerin siyaset dili olmasa “yârin yanağından gayrı paylaşa bilmek için her şeyi” diyerek direniş ve isyana kalkışmış olamazlardı. Kendi eşit adil ve paylaşımcı Rıza şehri anlayışlarını halka anlatamazlardı.

Alevilerin siyasetle işi olmaz diyenler Alevilerin talep yada anlayışlarının dilsiz kalmasından öte bir şey istememeleri anlamına gelmektedir. Bu anlayacağımız gibi bir safsata ve Alevilerin apolitikleştirilmesi için ortaya atılan bir söylemdir. Daha vahimi Aleviler adına siyaset yaparak kendilerine yedekleme ve Alevilere kendini inkâr ettirme girişimidir.

Bu söyleme en yüksek sesle Aleviler itiraz etmek zorundadır. Siyasetle işi olmayan Alevi kendisini değil başkasının siyasetinin yedeği olur. Oysa kendi siyasi dili özgürlükçüdür ve siyasi alanda yüksek sesle siyaset yapması da gerekir. Alevi siyasetine dost devrimci güçlerinde ihtiyacı vardır. Tabi ki en başta da kendisinin…

 

Aleviliğin siyaset üstü tanımı da dolaylı bir biçimde Alevilere siyaset yapma demek ile eştir. Siyaset üstü kavramı her şeyi aşmış gösterilerek, egoya seslenip kişi ya da toplumu siyaset dışına itme taktiğidir. Siyasi bir taktik hem de. Amaç nettir sen dur senin yerine siyaset yaparlar!

Kısacası her iki tutum(Alevilerin siyasetle işi olmaz ve Alevilik siyaset “üstü” denilmesi) Alevilerin siyaset dışına itilerek istedikleri gibi yönetme taktiğidir. Aleviler bu iki söylemden kaçmalı ve siyasetin içinde kendi dili duruşu ile yer almalıdır.

Her fikir kendi özgün örgütlülüğü ile kendini doğru biçimde ifade edebilir. Alevilikte kendi özgün örgütlülüğünü yarata bilmesi için bu inkâra götüren tutuma Aleviler siyaset üstü ve dışında değil bizzat kendisi olarak siyasetin içindedir duruşunu ortaya koymalıdır.

 

*

 

Alevilerin siyasete olmasına hiç kimse engel olmaz. Sorun Alevilerin kendi siyasetinin öznesi ola bilmesidir. Burjuva devlet buna engel ola bilmek için her kesime olduğu gibi Alevilere de çeşitli oyunlarla saptırıcı engeller koyar. İzzettin Doğanın cem vakıfları, Fettullah gülen güdümlü birçok vakıf ve dedelerin öne sürülmesi, Barış Partisi vs vs. Alevileri dolaylı biçimde devlete yedekleme çabaları hep oldu olmaya da devam etmekte.

Aleviler son süreçte kendi Özüne Dönüş mücadelesinde önemli mesafe kat etmesi devleti ciddi rahatsız etmekte. Birinci ağızdan “Alisiz Aleviliği savunanlar tehlikelidir” diyerek yaygara koparmaları boşa değildir. Çok iyi biliyorlar ki özüne dönen Alevilik sistem için ciddi bir muhalefet gücünün oluşmasında tehdittir.

CHP’nin her geçen gün teşhir olması, Aleviliği İslam’la özdeş tutan dernek vakıfların artık etkili olamayışı, Alevilerin özüne dönüş ısrarı, yeni denemeleri ortaya atmalarına neden oluyor.

 

Bunlardan biride “Evrensel Yol Partisi”.

Şimdi “Evrensel yol partisi”(EYP) kuruluş bildirgesinde okuduklarımız yukarda ki bakışımızdan kaynaklı hiç şaşırtıcı gelmedi. Bildirge kısada olsa çok şey barındırmakta ama ben iki noktayı esas alarak değinmek istiyorum.

  1. Aleviliğin ırklar “üstü” oluşu
  2. “Hak Muhammet Ali” noktası.

 

1.EYP ” Alevilik:…ırklar üstü nitelikte bir kültür….manzumesi olup…” diyor. Yazının içinde siyaset t “üstü” kavramına değinmeye çabaladım. Irklar “üstü” ile de hedeflenen mantık aynı. Bildirge ırklar “üstü” söylemiyle devletin ırkçılığını es geçip “herkesi” kucaklayacak bir söylem yaratma içinde. Kendilerini tanımlayan yazının devamında ise “dilimize(kültür ANA DİL ve uygarlığına) sahip çıkar” diyor. Ana dil derken!?

Hangi ırka sahipseniz o dil ana dilimizdir. Irklar üstü oluyorsanız “Enternasyonal” dile mi sahip çıkacaksınız!? Tutarsız bir durum gibi gözükse de aslında değil. Ülkemizde (ve benzeri ülkelerde) her türlü ırkın “ret” çabası samimiyetsizdir. Ezilen ulusların “reddi” mesajından başka bir şey değil bu. Dilin oportünist kıvraklığıyla ezen ulusa sesleniştir bu. Ezen ulus devlete “Biz sizdeniz” demektir. Aleviler ırklar “üstü” meselesine ezilen ulusların sahiplenmesi noktasından bakar. Alevilerin içinde ezilen uluslardan olanlara kendi ırkını yok saydırma taktiği yani devletin tekçiliğine siyasi bir destektir bu. Bu yüzden bu sadece bir çelişkidir diyerek yaklaşmak esası kaçırmak olur.

 

  1. Varoluşçuluk yaradılışçılık ile çelişir. Varoluşçuluk vardan gelindiğini, yaradılışçılık ise tanrı gibi gücün var ettiğini savunur. EYP(Evrensel Yol Partisi) ne diyor? “Var oluşun kırklar meclisi…ateş hava su toprak” yani Alevilerin savunduğu var oluş felsefesine vurgu yapıyor. “Dört anasır” (ateş hava su topraktan) ile hayatın var olduğunu yoktan gelmediğini savunur. Şimdi tutarsızlığa bakın. EYP “ezel ve ahir olan hak Muhammed aliden alır….” diyor. Hak Muhammed ali yaradılışçıdır. Tanrısı, kitabı, peygamberi, halifesi ile yoktan vara gelişi savunur. Böylesi iki zıt kutbu bir araya yamamak devletin Alevileri asimilesine destek siyasetinden başka ne ola bilir!!?

Devletin Müslümanlaştıramadığı, şiileştiremediği Alevileri böyle “kıvrak” söylemlerle asimile etme çabaları komik.

Bu yüzden EYP üstüne fazla durmayacağım. Aleviler elbette siyasetin öznesi olmalıdır ama böyle bir siyasetsizliğin siyasetinde değil. Aleviler öze dönüş içerisine girdiği süreçte barış partisi denemesinin YENİ versiyonu, benim açımdan sürpriz değildir. Devletin birçok kurum ve işbirlikçilerinin başaramadığı yerde bu girişimlere elbet başvuracaklardır. Bu da öze dönüşün verdiği rahatsızlıktır. Yazının birinci bölümümde değindiğim için tekrara düşmeyeceğim. Toparlarsam tutarsız gelen bu zıtlıklarla dolu anlayış bana bilinçli bir siyasetin “oluşumu” olarak gelmekte. Niyetleri iyi bile olsa “biraz ondan biraz bundan siyasetimize katalım” yaklaşım da kabul edilir olamaz. Oportünizm(faydacılıktan ve siyasette kıvırmaktan) başka bir şey olmaz.

Evet, sıkmadan uzatmadan anlatma yöntemi için kısa bir yazı düşünmüş olsam da ancak bu kadar kısa oluyor.

Alevilikte Öze dönüş ile verdiğimiz rahatsızlıktan gurur duyuyoruz. Alevilerin artık kendi olma yolculuğunda engeller işe yaramayacak.

Tüm bunları düşünürken her şeyin özeti gibi olan, “Serçe nerde olursa olsun aslına çeker” sözüne bir Alevi olarak çok sempati ile bakmışımdır.

Gerçeklerin demine Hü!!!

Haydar Ceylan (Börklüce Mustafa)

04.08.2016

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın