Alev-i-likte Peygamber’e Muhammed’e yer yoktur. 

3/40 Alev-i-likte Peygamber’e Muhammed’e yer yoktur.

(Feramuz Acar – 27.2.2022)

Önsöz / Giriş.

Alev-ilik; 1500’lü yıllardan bu yana Din-İslami ve 1920’lerden bu yana yoğun bir ırkçı milliyetçi (Türkçü) asimilasyon altındadır. Devrimci Alev-iler Birliği (DAB) 2014 yılından Alev-i’lerin bu asimilasyondan kurtulması için 40 tane eylem ve söylemin öncelikle Alev-i yol erkanında çıkarılmasını önermiştir. Asimilasyondan kurtulmak için ciddi bir uyanış görülse de; Alev-i toplumunun çoğunluğu halen Alev-iliği İslam dininin özü veya bir parçası ve Alev-iliği Türklük veya herhangi ırk milletin inancı vs. olarak görmekte. Bu nedenle asimilasyona neden olan, önemli eylem ve söylemleri, yazılı sözlü görsel video TV yayınları ile; tek tek ele alıp, bu konuda HEP BİRLİKTE toplumumuzu bilgilendirip, bilinçlendirip, Alev-ilerin BİR AN ÖNCE, bu akıl mantık bilim sevgi, insanlık dışı DİN-İSLAM, Irkçı MİLİYETÇİ asimilasyondan kurtulmasını umut ediyoruz.

 3/40  Alev-i-likte Peygamber’e Muhammed’e yer yoktur.

Bu yazımızda, son din İslam’ın peygamberi olarak bilinen; esas adı künyesi “Ebu Al Qasım” olan, sonradan peygamber unvanı “Muhammed” adını alan “Peygamber/ler ve Muhammed’din” neden, “Alev-i Yol” erkanında yeri olmadığı ve olmaması gerekliğini, bazı önemli gerekçeleri ile ortaya koymaya çalışacağız.

(#Peygamber #Muhammed #Qasım #babasız #çokeşli, #sübyancı #kısır #katliamcı #köleci #ganimetçi #şizofreni #zehirlenmesi.)      >pdf olarak indir.<

1. Peygamber/ler.

PEYGAMBER; ilahi yaratıcı bir “Tanrının” buyruklarını insanlara bildiren, onları tanrı yoluna, belirli bir dine ibadete çağıran tanrının seçtiği kimse, elçi (nebi, resul) olarak tarif edilir. Tek tanrılı, son semavi din İslami kaynaklara göre, sözde Allah 124 bin peygamber göndermiş, hepsi erkek neden içlerinde hiçbir kadın peygamber yok. Bunlardan 313 ‘resul’ kendisine kitap indirilmiş peygamber olduğu ve bunlardan yalnız 25 tanesinin isimleri Kuran’da geçtiği ve Muhammed’in de Allah tarafından son peygamber olarak gönderildiğine inanılır. Allah tek bir var ise, yarattığı ‘kul” Âdem Hava (insanlar) için bugüne kadar 124 bin peygamber gönderdi ise. Az çok her birisi ortalama 60’ar yıl yaşadığını sayarsak, 7,5 milyon yıl eder ki o tarihlerde, bildiğimiz konuşan düşünen insan türü yaşamıyordu. Allah 313 kitaplı peygamber gönderilmiş, ne zaman, hangi dilde, nerede bu kitaplar, hangi peygamberle gönderilmiş? Dünyada bugün 7 bine yakın dil, ve 4 bine yakın farklı inanç var. Nedense tanrı dünyada yaşayan diğer insanlara dillere inançlara, ne peygamber elçi, ne kitap, hiçbir şey göndermemiş, sadece Ortadoğu’da yaşayan 3-4 dil millete, dine “sözde” Musa, İsa Muhammed’i peygamber, Tevrat, İncil, Kuran ilahi kitap göndermemiş. Kaldı ki bu kitapların hepsi insan yazması ve ilgili peygamberler öldükten yıllar sonra yazılmış, yazanlarında hepsinin kökeni, Ortadoğu’da 6 bin yıl öncesine, Sümerlere ve devamında ortaya çıkan köleci topluma kadar uzanan, yalan ve gerçeğin birbirine karıştırıldığı mitolojik hikayelere dayanmaktadır. (Din, Tanrı Allah konularını 1-2/40 sayılı yazımızda ele almıştık.) Tanrı varsa niye kendi gelmiyor da elçi, aracı, peygamber gönderiyor diye ayrıca sorgulamak gerek.

  • Alev-ilikte yoktan yaratan ilahi bir tanrı, ilah Allah yoktur ve hiçbir peygamber elçide göndermemiştir. Dinler peygamberler evrensel değildir yerel bölgeseldir. Tanrı-Allah’ı, peygamberleri de insanlar yaratmıştır. Var olan doğal varlığı onun bir parçası canı insanı Hakikati Enel-HAK bilen Alev-i öğretisi; “Daha Allah ile Cihan yoğ iken biz (insanlar) onu var ettik, “yaratık” der. Ve kendini peygamber ilan eden Muhammed’e Kırklar Cemi anlatımında olduğu gibi, “Bize peygamber gerekmez, peygamberliğini git ümmetine yap”, diyen Alev-i yol erkanında Peygamber/e Muhammed’e yer yoktur.

 

2.Muhammed ve Din İslam’ın belirsiz kaynağı.

İslam ve Peygamberi Muhammed ile ilgili bilgilere çok kritik yaklaşmak gerekir. Çünkü İslam dininin ortaya atan Muhammed’in yaşadığı söylenen 570-632 yıllardan kalma en ufak bilimsel arkeolojik bir kayıt kaynak kanıt yoktur. Bu tarihlere dayalı Bizans, Fars-Acem, Süryani kaynaklarında Peygamber Muhammed hakkında hiçbir şey geçmez. O döneme en yakın, bilimsel ve tarihi bulgularda da örnek: Ürdün’de Gadara Kaplıcalarındaki Muaviye’nin yazıtı-664. -Mısır’da, Fustat’da bir köprü üzerindeki yazıt-664. -Kudüs’te Abdülmelik tarafından yaptırılan Kaya Kubbesi yazıtları-693. Yine Abdülmelik döneminde yaptırılan Şam-Kudüs yolu üzerinde bulunan bir dikit (695). -Şam’da Velid tarafından yaptırılan bir yazıt (708). -Suriye’nin Humus kenti yakınlarındaki bir yazıt (732). -Medine’de, şimdiki ismi Peygamber Camisi olan yapıdaki yazıtlar (757). Bu somut yazıtlarda da Muhammed ismi ve peygamberliği vs. geçmez.

Müslüman Emevi Halifesi Abdülmelik’in (685 – 705) Kaya Kubbesi yazıtlarında bile; İsa ve Meryem çokça övülür. “İsa, Tanrı elçisidir” vs. denilir. Fakat bu yazıtta bile Allah, Muhammed adı geçmiyor. Kuran’ın Abdülmelik döneminde sonradan, tekrar yazıldığı belli çünkü “Kaya Kubbesindeki” övgüler, Kuranda da İsa 11, Meryem 27, ayettin de olduğu gibi geçmekte. İslam Peygamberi Muhammed adı ise sadece 4 ayette geçer. Muaviye döneminde Suriye Filistin’de, üzerinde hem Hristiyan haç hem hilal ay ve ebcet/gematria hesabına göre “MHMD”= 666 yazılı olan “sikke” madeni para basılıyor.

660-670 Syriac (Süryani), Alphonse Mingana ve Doktrina Jacobi Nuber Baptizati belgelerinde: Muhammed’in yaşadığı rivayet edilen yerlerde, kendini Mesih ilan eden, 10-12 bin kişilik içinde Hıristiyanlarında olduğu, bir ordu ile Musevi/İsmail’i kabilelerine karşı savaşan sahte Mesih “MAMET” adında bir vaizden bahsedilir. Mamet İsa için kullanılan ‘Seçilmiş-Övülmüş’ anlamalarına gelen bir sıfattır. “Mahmed” Kuranda geçmez. Fakat “hamd” kelimesinden türeme, “çok övülmüş” anlamına gelen Arapça karşılığı “AHMED” Kuran Saff 6 ayetinde geçer. Ahmed sözde Muhammed’in sözde 99 isminden biridir.

Muhammed hakkında en eski kaynağın İbn İshak (704-767) adında birinin ‘Es-sire’ isimli rivayetlere dayalı eserinde yer aldığı iddia edilir. Muhammed’den 135 yıl sonra yazılmış bu eserin orijinali ortada yoktur. İbn İshak’ın ‘Es-sire’ kitabını okuyup ona dayanarak ‘Muhammedîn hayatı” kitabını yaza İbn Hişam “Es-sire’de Muhammet Peygambere yakışmayan bilgiler vardı onları kendi kitabına almadım” diye yazıyor. (Muhtemelen ‘Es-sire’ isimli kitap bu nedenle yok edilmiş olabilir.) Malik İbn Anas’ın “Muwaṭṭa” kitabı (711-795) İmam Malik’in elinde bulunan 100.000 rivayet arasından 1900’den fazla rivayeti Muvatta’ya dahil etmek için seçtiği bildirilmektedir.  Muhammet’le ilgili var olan yazılı başka bir kaynak, tarihçi Taberî’nin (839-923 ‘Tarih er-Rusül ve’l Muluk ve’l Hulefa’ adlı eseridir. Daha sonra Tırmizî, 824-892 ve Buhari’nin (810-870) “Kütüb-ü Sitte” esirinde geçer. Rivayet hadise dayalı bu İslami bilgiler daha sonra (1058-1111) Gazali tarafından şekillendirilmiştir.

Yani bugün Muhammed ve İslam hakkında ne biliniyorsa İbn İsak, İbn Hişam, Taberi ve Buhari’nin Muhammed’in ölümünden yaklaşık 200 yıl sonra kaleme aldığı, rivayet hadislere, somut kanıtı olmayan sözlü geleneğe dayanmaktadır. Öyle ki gerçekten yaşadı mı, yoksa sonradan mitolojik hayal ürünü bir figür olarak mı yaratıldı, tarih araştırmacılar arasında tartışma konusudur. Biz İslam’ın kendi rivayet hadis kaynaklarına dayanarak yaşamış olduğunu sayıp, İslami kaynaklar üzerinden yorum yapalım.

Bu kaynaklarda Muhammed’in Kuran’ı kitaplaştırmadan önce öldüğü, Kuranın daha sonra 1. Halife Ebubekir tarafından 21 yaşındaki Yesrib’li Yahudi genci Zeyd’e Kuranı kitap olarak toplayıp yazma görevi verildiği yazar. Tarihçi “Ayşe Hür” Dünyada bilinen en eski 7 tane kuran nüshasının hiçbirinin tam olmadığını, Ebu Bekir kuranı dahil hiçbirinin orijinalinin olmadığı, tarihleri tutmadığı, birbiri ile de çelişkili olduğu, var olan bilinen “standart” kuranın 1920’li yıllarda Mısır Kahire ünv. İslam uleması tarafından yazıldığını vs. belirtmektedir. Kuran konusunu ayrı bir yazımızda ele alacağız.

Müslümanlar Muhammed’in peygamber olarak geleceğinin İncil’de yazdığını iddia eder. Yuhanna İncil’inin 14:16, 14:26, 15:26 16:7, Birinci mektubunun 4:6 numaralı ayeti, Yeni Ahit’in diğer bölümleri ve Kumran yazıtlarında “KUTSAL RUH” veya “Geçeğin ruhu” olarak geçen TARININ, kutsal ruh (elçi) gönderdiği göndereceği konularını içeren ayetlerde geçen ve çeşitli dillerde; Paraklit veya Faraklit Latince Paracletus Paraclete, Yunanca: παράκλητος Parakletos, Süryanice’de “Münhamenna” ve “Mamed” İngilizce: Comforter, Advocate, Kutsal ruh, beraberinde gelen, savunucu yardımcı, avukat anlamına gelen “Paraklit” kelimesinin; Arapça karşılığı ‘Ahmed” seçilmiş beğenilmiş övülmeye değer anlamına gelen, Muhammed’in 99 isminden birinin de “Ahmed” olduğu belirtilir. Muhammed’in, peygamber olarak geleceğinin önceden İncil’den müjdelendiği ileri sürülür. İncil’de geçen bu “ayetlere” dayanarak kendini Mesih peygamber ilan eden Muhammet’ten önce, sonar bugün bile yüzlerce kişi vardır.

  • Diğerleri gibi İslam dini ve peygamber Muhammet’te ilahi vs. yolla gelmemiştir. İslam dini, Yahudi, Hıristiyan mezhebi unsuların, Sümerlere kadar uzanan eski Arap “Halif” çok put, tanrılı inançların yoğrulmasıyla sonradan, özelikle Abbasiler döneminde kurumsallaşıp devlet dini haline gelmiştir. Alev-ilik Din-İslam’ın hiçbir şart, kural kaidesine uymamış uygulamamış, karşı muhalefet etmiştir. Alev-ilikte ilahi Allah peygamber ve dövlet dayatmalı din İslam’a yer yoktur.

 

3.Muhammed’in babası ve künyesi?

İbn İshak’a (704-767) dayanarak “Muhammed’in Biyografisi “Sirat Kitabını” yazan İbn Hisham (1. Bölüm sayfa 25) Muhammed’in dedesi Abdul Muttalip oğlu Abdullah’a Amine’yi istemeye gittiğinde, Amine’nin amcasının kızı “Hale’yide kendine ister ve ikisi aynı günde evlenirler. Hale Abdul Muttalibin oğlu Hamza’yı doğurur. Amine’de (sözde Muhammed’e) hamiledir, fakat eşi Abdullah’a Şam’a gittiği bir kervan yolculuğunda hastalanıp orada 25 yaşındayken ölür. Yine İslami kaynaklar 23 Mart 625 Uhud Savaşında öldürülen Hamza’nın Muhammet’ten en az 2 veya 4 yaş büyük olduğu aktarılmaktadır. Yani Muhammed Hamza’dan 2-4 yıl sonra doğmuştur. Bu durumda ölmüş olan “Abdullah’ Muhammed’in babası değil başka “bilinmeyen” biridir. İslam alimleri yıllarca uğraşıp, bu durumu bir çocuğun ana raminde 2, hatta 5 yıl kalabileceğini ileri sürüp Abdullah’ı bu şekilde Muhammed’in babası yapmışlardır.

Muhammed’in gerçek kimlik adı künyesi “Abu Al Qasim”dır. Hadis ve internete wikipedia vs. Muhammed ile ilgili kaynaklara baktığınızda bunu görüsünüz. Qasım-Kasım, Arapça; 1. Ayıran, bölen, taksim eden. 2. Kırıcı, ezici, ufaltıcı anlamındadır. Fakat bu kelime aynı zamanda Arapça ve bölge dillerinde; قثيم çirkin قاسم Qthem Quthim Qasim, Ingilizce “filthy” anlamına gelen “çirkin pislik vs. ve babası belirsiz” anlamına gelen bir kelimedir. Tunus’lu İslam prof. “Hisham Jait”de bu konuda kitap ve makale yayınlamıştır.  Yine İslami kaynaklar Emine’nin ilk doğan çocuğunu “Muhammed’i diyelim” yaklaşık 1 hafta sonra başka bir kadına “Süveybe” sütannelik evlatlık olarak verdiği daha sonra da “Ümmü Eymen” ve “Halime”’ye verildiğini belirtmekte. Muhammed 4 yaşında iken Halime tarafından annesine geri teslim edildiği hadislerle rivayet ediliyor. İslami kaynaklar, Muhammed 6 yaşında ilken annesi Emine, 8 yaşında iken dedesi Abdul Muttalibin ’in öldüğü, sonrasında amcası Hz. Ali’nin babası “Ebu Talib” yanında büyüyüp yetiştiği belirtilmektedir.

Konuyla ilgili 2012 yılında yayınlanan (İnnocense of Muslim) “Müslümanların masumiyeti” isimli film dünyayı karıştırmıştır. Filimde İslami kaynaklara dayanarak “Muhammed’in” dedesi Abdul Muttalip: “Bu çocuk, babası 6 yıl önce ölmüş, 2 yaşında bir oğlan. Bu ne saçmalık, skandal bu. “Baba sakin ol”, Nasıl sakin olabilirim. Benim oğlumun (ölmüş olan Abdullah’ın) 2 yaşında bir çocuğu olamaz. Biz aynı günde evlendik. Oğlum Hamza 6 yaşına geldi, bu neyin saçmalığı. – İstersen onu köle olarak kabul et, onu sen yetiştir. Adını “babası bilinmeyen” koyarız, diye bir pasaj geçiyor. Burada “Muhammed’in” süt/annesi tarafından vs. 2 yaşlarında “dedesi” Abdul Muttalip’e getirildiği bu senin oğlun Abdullah’ın çocuğu torunun diye teslim edildiği, onun da;

Benim oğlum 6 yıl önce öldü, bu çocuk 2 yaşında bu benim torunum olamaz deyip kabul etmek istemediği fakat ailenin sonuçta çocuğu kabullendiği adının da “istenmeyen, babası belirsiz” anlamına gelen “Qasım” olarak koydukları dile getiriliyor.

Esas adı künyesi “Ebu Al Qasım” olan “Muhammed” bu çift anlamlı “Qasım” adının peygamber adına yakışmayacağı için, Peygamberliğini ilan ederken, yukarıda bahsettiğimiz sahte Mesih “Mamed” ve İncil’de geçen “Paraklit” kelimesinin Arapça karşılığı övülmüş anlamına gelen “hamd” Ahmed sözcükleri birleştirilip bir peygamber sıfatı unvan olarak kendi kendine “MUHAMMET” adını seçmiştir. Ondan önce bu ismi kimse kullanılmamıştır. Kuran Al-i İmran 144, Ahzap 40, Fetih 29 suresinde de bir sıfat olarak “Muhammed bir elçi peygamberdir” deniyor.  İslami kaynaklar ve Müslümanlar Muhammed’in soyunu, hz. İbrahim ve sözde “ilk insan Âdem peygambere” kadar götürüler.

Muhammed ile ilgili tartışmalı ve çelişkili bilgiler İslam’ın kendi kaynaklarında yer almaktadır. İnsanlar neye nasıl inanır inanmaz bizi ilgilendirmez. Akıl mantık insanlık dışı olmadığı sürece, Onların inandıklarına da saygısızlık etmek bize yakışmaz. Biz sadece var olan çeşitli kaynaklardan edindiğimiz bilgileri yorumlayabiliriz.  Muhammed’in babası kim konusunu, ona inan Müslümanlara bırakalım. Onlar ne şekil inanıyorsa mümkün olduğunca ona dayanarak yorum yapalım. İnsanlar ancak reşit olup olgunlaştıktan sonra yatığı eylem ve söylemlerle sorgulanabilir, kaldı bu da bir evrim sürecidir, ayrıca bugünün bilgisi değil, O günün bilgisi ve toplumsal yaşam koşulları ile değerlendirmek gerekir.

Çelişkili İslami kaynaklardan özetle öğrendiğimize göre; Kendi doğmadan babası ölen, annesi tarafında 1 hatalıkken başkalarına sütanne evlatlık verilen, doğuştan, öksüz yetim olan, “Muhammed”; 2 yaşlarında iken “muhtemel dedesi”, varlıklı Abdul Muttalip tarafından sahiplenip “Qasım” adı künyesini alıyor. Dedesinin ölümünden sonra da, 8 yaşlarında iken, yine varlıklı zengin muhtemel amcası Ebu Talib’in koruması altında büyüyor. Onun sürülerine çobanlık, ve deve kervanlarında çalışıp, kervancılıkta deneyim elde ediyor. 25 yaşına geldiğinde Mekke’nin en zengin varlıklı deve kervan tüccarı Hristiyan kökenli bir ailede, 40 yaşlarında dul olan Hatice’nin kervanında çalışmaya başlıyor. Bol kazançlı, Şam’a yapılan bir kervan ticareti sonrası Hatice’nin beğeni ve sevgisini kazanıyor ve evleniyorlar. Muhammed’din ilk 25 yılını kısaca böylece özetlemiş olalım.

  • Muhammed’in babasının kesin belli olmayışı, babasını hiç görmeyişi, annesinin onu daha 1 haftalıkken terk etmesi, 6 yaşında annesinin de ölmesi vs. hayata başlayan her çocuk açısından çok olumsuz bir durumdur. Hiçbir çocuk, kimse kendi anne babasını ve ilk adı künyesini soyunu sopunu, ilk doğup yaşadığı coğrafik veya toplumsal ortamı kendi seçemez, bundan dolayı da yargılanamaz. Ve belirli bir soydan gelmek, hiç kimseyi üstün veya alçak kılmaz. Kişiler reşit 18 yaşını doldurduktan sonarı ki söylen ve eylemleri ile sorgulanabilir. Muhammed ve hayatı ile ilgili bilimsel arkeolojik kaynaklar çok sınırlıdır, rivayet ve hadise dayalı kaynaklar çok çelişkilidir. Evladı resul soy sop iddiasında bulunanlar bu iddialarını ancak DNA testi ile kanıtlayabilirler.  HBV dediği gibi, Alev-ilik soydan gelenlerin değil, bilim sevgi yolunda gidenlerin yoludur. Alev-ilikte Peygamber veya herhangi bir soyundan geldiğini iddia edip diğer Can insanlardan üstünlük tasarlayanlara yer yoktur.

 

4.Muhammed’in Eşleri (Ehlibeyti) ve hiç çocuğu olmayışı?

Farklı görüşler olsa da genel İslam kaynakları, Muhammed (570-632) 25 yaşında iken, 40 yaşında dul olan zengin deve kervan tüccarı Hristiyan aile kökenli Hatice (556-119) ile 595 yılında evlendiğini belirtiyor. Hatice’nin ilk iki evliliğinden 5 çocuğu var. İslami kaynaklar genelde, Muhammed ile Hatice’nin evliliklerinden: Kasım, Abdullah isminde 2 erkek çocukları olduğu bunların küçük yaşlarda öldüğü. Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma 4 kız, toplan 6 çocukları olduğu belirtiyor.  Fakat bazı kaynaklar bu çocukların Muhammed peygamber olduktan sonra, yani Muhammed 40, Hatice 55 yaşından sonra doğduğunu söylese de, bu yaşlarda kadının çocuk doğurması imkansız, ayrıca Hatice 64 yaşında ölüyor. Bu çocukların Muhammed’in peygamberliğinden önce doğmuş olması da çelişkili, çünkü kaynaklar ilk kız Zeynep’in Muhammed 30 yaşında iken doğduğu ve peygamber olmadan önce teyzesinin oğlu ile evlendirildiğini belirtiliyor. Daha önce de 2 oğlan doğmuş ölmüş.  Aynı şekilde Rukiye Muhammed 33 yaşında iken doğduğu ve Muhammed peygamber olmadan 6-7 yaşlarında Ebu Leheb’in oğlu ile evlendirildiği. Ebu Leheb Muhammed’in peygamberliğini kabul etmediği için “Ebu Lehebin elleri kırılsın” vs. Kuran ayeti indirip ondan boşandırıp (Halife) Osman ile evlendiriliyor.  Ruhiye 12 Yaşında iken Habeşistan hicret ettiklerinde çocuk düşürüyor. Genç yaşta Rukiye ölünce, bu sefer Muhammed Ebu Leheb’in 2ci oğlu ile evlendirdiği küçük kızı Ümmü Gülsüm’ü Osman’a veriyor. Ve 10 tane kızım olsa Osman’a veririm diyor. Ebubekir ve Osman Muhammedîn son kızı Hz. Fatma’yı istiyor, fakat yaşı küçük diye onlara vermiyor, fakat daha sonra Fatma’yı yaklaşık 12 yaşlarında Hz. Aliye veriyor.

İslam Kuran Muhammed vs. konularında birçok kitabı olan araştırmacı yazar Arif Tekin ve 12 İmam’cı Şii kaynaklar Fatma dışında çocukların Muhammed’in çocukları olmadığı. Fatma dışındaki çocukların Hatice’nin kız kardeşi “Hale”nin ve onun ölen kocasından kalan yetim çocuklar, evlatlıklar olduğunu, hadisçilerin bunları yanlışlıkla Muhammed’in çocukları olarak kaydettiklerini belirtiyor. Diğer kızlar çocuklar hakkında fazla hadis yokken, Fatma hakkında ve Muhammed’in ona özel ilgi gösterdiği yönünde hadislerden dolayı muhtemelen Fatma’nın Muhammed’in tek biyolojik kızı olduğu (özelikle Şii İslamcılar tarafından) iddia ediliyor. Özelikle Şii İslam geleneğinde Şerif ile Seyitlerin soyları Fatıma ve Ali yoluyla Muhammed’e dayandırılır. Şii İslam asimilasyonu altında klan bazı Alev-i dedeleri de; “Ehlibeyt seyidi sadet evladı resul” soylarını hz. Fatima üzerinden Muhammed’e çıkarılar.

Fatma’da Muhammed’in kızı değildir çünkü:

Sünni İslam kaynakları Fatma’nın Hatice 50, Muhammed 35 yaşında iken peygamberlikten (610) 5 yıl önce 605 yılında doğduğunu. Bazı Şii İslami kaynaklar ise Fatma’nın Hatice 60, Muhammed 45 yaşında iken peygamberlikten 5 yıl sonra 615 yılında doğduğunu iddia etmektedir. Bu iki görüş arasındaki 10 yıllık doğal olarak, Fatma 624 yılında Ali ile evlendiğinde 9 yaşında mıydı, Fatma ödü/ öldürüldüğünde 17’mi yoksa 27 yaşında mıydı, Hasan, Hüseyin, Zeynep, Ümmi Gülsün ve ölümünden önce düşük doğan Muhsin, 5 çocuk ne zaman doğduğu başka birçok tarihi olayı da doğal olarak etkiliyor ve çelişiyor.

50-60 yaşlarında Hatice’nin çocuk doğurması zaten olası değil. Fatma’da diğer çocuklar gibi Hatice’nin kız kardeşi “Hale’den kalma evlatlık, veya Muhammed dışı bir döllenme olsa gerek. Dünya Ehlibeyt Kurumu T.C. sorumlusu “Rahmani Onurşan Hoca” Mekatilu’t Talibin” yazarı Ebul Ferec İsfanani vs. bazı Şii kaynaklara dayanarak; Ali ile evlendiğinde Fatma 18 yaşında idi. Hz. Hatice’nin Muhammed’le evlendiğinde 28 yaşında olduğunu iddia ederek çelikçiyi çözmeye çalışıyor. Fakat, Fatma Hatice’de doğma Muhammed’in kızı ise, niye ne Hatice’nin nedeni Muhammed’in evlendiği birlikte olduğu diğer 10’larca kadından hiç birisinden çocuğu olmadı sorusuna hiç kimse cevap veremiyor.

Muhammed’in Hatice’den sonraki evliliklerinden (kendisine hediye cariye olarak gönderilen) Maria’dan “İbrahim” adında bir çocuk olduğu fakat 2 yaşında öldüğü söylense de, Maria’nın kendisi, (yolda tecavüze uğradığı) bu çocuğun Muhammet’ten olmadığını açıklıyor kimsede tersini iddia etmiyor. Hatice ölene kadar (619) tek eşli olan Muhammed 53 yaşlarından sonra; İranlı araştırmacı “Ali Daşti” isimlerini vererek, Muhammed’in 23 kadınla nikahlanıp evlendiğini belirtiyor. Ayrıca nikah gerektirmeyen Muhammed’in birlikte olduğu, boşanıp ayrılığı, adı bilinen cariyeler, savaş ersi kadınları da listeye eklenirse bu sayı 69’a kadar çıkıyor. (Bu konuya ayrıca bir yazımızda değineceğiz.)

Kuran ayetlerine bile giren Muhammed’in eşlerini isimlerini cinsel hayatını vs. isteyenler ayrıca araştırabilirler. Bu kadınlar içinde birçoğu Ayşe, Safiye Cüveriyye, Marya, Hafsa gibi 9-10 yaşlarında çocukların olması, yakın akraba olması, Muhammed’in çocuğu olmadığı için evlatlık edindiği Zeyd’in hanımı Zeynep’le kuran ayeti indirtip (Ahzab Suresi, 33/37) ondan boşandırıp kendisi evlenmesi. Ayrıca Ahzâb 50 ayeti: ’Ey peygamber! Mehirlerini (parasını) verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği cariyelerini, seninle hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca mümin bir kadın kendini peygambere mehirsiz (karşılıksız parası) olarak bağışlar, peygamber de onunla evlenmek isterse, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere, onu da sana helâl kıldık.” ayeti de çok tartışmalı ahlak dışı durumdur.  Muhammed öldüğünde müminlerin anneleri sayılan 9 dul kadın bıraktığı belirtiliyor.

Sonuçta Muhammed’in evlendiği beraber olduğu onlarca genç doğurgan kadından hiçbirinden çocuğu olmadığını, “soyunu kesik” olduğu görülüyor. Muhammed “soyu kesik” çocuğu olmuyor dedikodular çıkması üzerine, kuran; Kevser suresi indiriyor: “Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu senin soyunun kesik olduğunu söyleyenlerin, kendi soyları kesiktir.

Ayrıca Ahzab suresi 40 ayet: “Muhammed sisin içinizden (erkeklerinizden) hiç birinizin babası değildir; fakat Allah’ın Resul’ü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi en iyi bilendir.” Diyerek Kuranda Muhammed’in çocuğu olmadığı ve kimsenin babası olmadığını doğruluyor. Bazı çevirilerde geçen “erkeklerinizden” söylemi, Muhammed evlatlığı Zeyd’in biyolojik babası değilim dolayısı ile eşi Zeynep’le evliliği meşrulaştırmak için kullanılmış. Sözde yeri göğü yaratan Allah son peygamber elçisine Muhammed’e 1 çocuk vereceğine cennete Kevser’i (bir çeşit tatlı içecek) vaat ediyor. Bir insanın biyolojik olarak çocuğu olmayabilir, evlatlık edinip onlara kendi çocuğu gibi bakabilmesi daha büyük bir erdem olsa gerek. Muhammed’in evlatlıklarına bunu yaptığımda söylenemez.

Muhammed’in Ehlibeyti (ev halkı ailesi akrabaları)

Ehlibeyt altta Kuran ayetlerinde de geçtiği gibi Muhammed’in ev halkı ailesi ve yakın arabaları anlamındadır.

AHZAB 33 ayeti; Evlerinizde oturun, eski cahiliyede olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın, zekâtı verin; Allah’a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (Ehlibeyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.

ŞURA 23 ayeti; Bu Allah’ın, inanan ve iyi işlerde bulunan kullarını müjdelemesidir işte. De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim, ancak yakınlarıma (akrabalarıma) sevgidir ve kim güzel ve iyi bir iş yaparsa onun güzelim mükafatını arttırırız; şüphe yok ki Allah, suçları örter, iyiliğe, mükafatla karşılık verir.”  Burada Muhammed’in 69 varan eşleri (evlatlıkları) onların Ehlibeyt ’in içinden çıkamayacağımız karışı evlilik ilişkilerine girmeden sadece Muhammed’in 4 Halife ile olan evlilik aile ilişkisine kıza bir göz atalım.

Muhammed, kızlarından Fatma’yı Ali’ye, Ümmü Gülsüm’ü de Osman’a veriyor. Bu durumda Ali ile Osman bacanak oluyor. Ömer, kızı Hafsa’yı Muhammed’e veriyor. Yani Ömer Muhammed’in kayınbabası oluyor. Muhammed, torunu, Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’ü Ömer’e veriyor. Yani Ali, Ömer’in kayınbabası, Fatma ise kaynanasıdır. Ömer’in boşadığı Atike’yi Muhammed’in torunu Hüseyin alıyor. Muhammed, Ali’nin de Osman’ın da kayınbabası. Ali ile Osman bacanak. Muhammed Ömer’in eniştesi, Ömer ise Muhammed’in (Kızı Hafsa’dan dolayı) kayınbabası. Ömer, Ali’nin damadı ve Ali Ömer’in kayınbabası (kızı Ümmü Gülsün’den dolayı). Ali, kendi kayınbabası Muhammed’in kayınbabası olan Ömer’in kayınbabası. Muhammed ZEYD’in babalığı. Zeyd’in hanımı Zeynep Muhammed’in gelini. Fakat aynı Zeynep aynı zamanda ZEYD’in de analığı. (Muhammed, daha sonraları evlatlığı Zeyd’in hanımı Zeynep ile evlenmiştir). Muhammed’in torunu Ümmi Ali’nin hanımı, Ümmü’nün anası, Zeynep, Muhammed’in kızı, Ali’nin baldızı ve kaynanası Fatma’nın da bacısı. Ali, Muhammed’in hem amcaoğlu hem de damadı”.  Muhammed’in sözde “Adem’den” gelen, Peygamberlik 4 halife Muaviye Yezit ve sonrası, diğer Halifelerin ve 12 imaların eşleri çocuklarının soy sop ilişkisine hiç girmeyelim, Onu çözecek bir bilgisayar daha gelişmedi, fakat Muhammed’in soy sopunda geldiğini iddiasında bulunan, DNA testi yatırabilir.

  • Muhammed onlarca doğurgan kadınla evlenip/birlikte olmasına rağmen hiçbir çocuğu olmadığı görülüyor. Bir kişinin soyu kesik olabilir (çocuğu olmayabilir), evlatlık edinebilir bu çok doğal insani bir durumdur. Seyidi sadet evladı resul Ehlibeyt soyunda geldiği iddiasında bulunanlar bu iddialarını ancak DNA testi ile kanıtlayabilirler. Burada önemli olan Muhammed’in çocuk yaşta kızlarla evlenmesi ve çocuk yaştaki evlatlık kızlarını din siyasi çıkar için yaşlı adamlara vermesini “pazarlaması”, ve Muhammed’in çok eşliliği ve karmaşık aile içi akraba evlilikleri, bu dünyada şükür öbür tarafta Cennet hurileri sınırsız sex vs. vaat etmesidir; Kadın erkek eşitliği ve tek eşliliği savunan Alev-i edep erkanında, bu gibi poligami (çokeşli) pedofil (sübyancı) Muhammed’e ve Ehli-Beytine yer yoktur.

 

Muhammed’din akıl Hocaları, peygamberlik ilanı.

 İslami hadis kaynakları Turan Dursun ve İlhan Arsel, Muhammed Mekke’de ve deve kervanları ille gittiği yerlerde; Bel’am Yunanlı köle), Yaiş, Addas, Yessar ve Cebr Yemenli köle) ve İranlı Selman (Farisi), İman, Rahip Bahîra, Varaka b. Nevfel, ve Abdullah Ibn-i Selâm’ Osman b. Huveyris, Ubeydullah b. Cahş gibi ve birçok, “Hanif” inancı mensubu, o zamanın Yahudi, Hristiyan ve Arap din alimlerini dinleyip onlardan ders almıştır.  Muhammet’ten 20 yıl önce peygamberliğini ilan eden ilk defa “MÜSLİM” ve “İSLAM’’ kelimesini kullanan (Muhammet’ten önce kendini peygamber ilan eden) Yemenli Rahman- Müseylimetül Kezzab’ ta Muhammed’in akıl hocaları arasındadır. Bunlar arasında özelikle Muhammed’in eşi Hatice’nin kuzeni, amcazadesi Hıristiyan “Varaka Bin Nevfel” ve “İranlı din uzmanı Selman-Farisi” Muhammed’e Tevrat İncil ve çeşitli dinler hakkında özel eğitim verdiği aktarılmaktadır. Muhammed’in “Hilful-Fudul” adlı sivil dini örgütlenme içinde yer aldığı da bilinmekte. 1972 yılında Yemen Sanna ulu camiinde bulunan kuran benzeri ayetler içeren 4 parça; Snaa A, B, C, D metinleri Lyon Kiel, Züric Oxfod ünv. Karbon tahlili yapılan metinlerin 388-566 yani 570’te doğan Muhammet’ten çok önce Arapça yazıldığını ortaya koymaktadır. Muhammed peygamberliğini ilan etikten sonra, muhalifler ona karşı, “Hayır, bu bilgileri daha önce kendileriyle irtibat olduğu şahıslardan almıştır, bu işin Allah’la ilgisi yoktur” gibi eleştirilerde bulunmaya başlayınca, Nahl Suresi’nin 103 ayeti ortaya çıkıyor. ‘’Hiç kuşkusuz, “Kesin olarak bunları ona bir insan öğretiyordediklerini biliyoruz. Oysa ona öğretiyor dedikleri kişinin dili yabancıdır, bunun dili ise açık seçik Arapçadır.”  Kuranın Allah kelamı evrensel vs. olmadığı, Muhammed’in diğer inançlardan aldığı ve daha sonraları yapılan eklemelerden oluştuğu, konularına başka bir yazı değineceğiz. Burada Muhammed’in Peygamberliğini ilan etmeden önce 15 yıl çeşitli din alimlerinden özel din eğitimi aldığını, Kuran benzeri ayetlerin önceden yazılı olduğu, yoksa “Hira mağarasında” gökten Allahtan Cebrail kanalı ile vahyiyle falan almadığını belirtelim. İslami kaynaklar Muhammed’in 12 yaşlarında Amcası Ebu Taliple birçok kervan ticaretlerine katıldığı Suriye’ye gittiklerinde; Rahip Bahîra adında, Hıristiyan “Arius mezhebinden” bir keşişin Muhammed’in peygamber olacağını söylediği, 20 yıl sonra Muhammedîn 2-3 kervan turunda yine Rahip Bahîra karşılaştığı ve görüştüğü rivayet edilmekte. Bu rivayetlerde sağlam değil. Ayrıca birkaç tane Bahira söz konusu Bahira “seçilmiş” anlamına gelen bir unvan, şahıs ismi değil. Hristiyan teolog Şamlı Yuhanna; Bahira’nın, hatalı görüşleriyle Kur’an’a ilham veren sapkın bir keşiş olduğunu Hristiyanlıktan aforoz edildiğini kaydetmiştir. 

(İlahiyat fakültesi mezunu bir (xx) arkadaşın hocalarına dayanarak bana anlattığı bir rivayete ise. Muhammed’in Şam’dan bilge bir ihtiyarı getirip Mekke’de “Hira Mağarasına” yelleştirdiği, ara sıra ona yiyecek ve su götürdüğünü vs. akıl danışıp ayet ürettiğini anlatmıştı. “Hira” kimsesiz yetim arayış anlamlarına geliyor, Rahip “BaHîra ile “Hîra” mağara adının bir ilişkisi var mı belli değil.)

Muhammed’in ilk ve sonraki birçok Kuran ayetini Hira mağarasına uğradıktan sonra açıkladığı İslami hadis kaynakları da bildirmekte. Muhammed sözde ilk vahyi 27 Ramazan (kadir gecesi) 610’da Hira mağarasında alıyor.  Cebrail ona ‘’OKU’’ diyor, Muhammed Okuma bilmem diyor. Sonra Cebrail, Alak Suresi’nin ilk ayetlerini Muhammed’e okuyor: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediği şeyleri öğretendir.”  Kuran Ayetlerinin büyük bir bölümü Muhammed’in akıl hocalarından aldıklarının hayal ürünü ile harmanlanmasından oluşmaktadır.  Ayrıca Hz. Ömer’i de Muhammed’in akıl hocaları arasına almak gerekir, çünkü Muhammed’i yönlendiren ve birçok kuran ayetine imza atanlardan biri de Ömer’dir.

Kuran Hz. Ömer Ayetleri.

İslam tarihçilerinin “cahiliye dönemi” dediği insanlar bile aslında ne öncekilere ne de, Muhammed’in peygamberliğine vs. inanmamış yıllarca direnmişlerdir. Kılıç zoruyla inanmak zorunda bırakılmışlardır.

Muhammed’in peygamber olarak ilan edilmesinin sosyal ekonomik toplumsal boyutu, Mekke ve çevresinde iktidarı elinde tutan çevreye karşı, Arap yarımadandaki diğer kesimlerinde olan güçlerin Arap kabileleri birleştirme, Hristiyan, Yahudi diğer hakları yağmalayıp haraca bağlayıp Araplaştırmak, daha kolay sömürmek için, putları tanrıları dinleri “TEK-BİR’” AL-İLAH’ta birleştirmenin daha yaralı olacağını gördüler. Muhammed’in akıl hastalığını, “kutsallığa” yorup onu peygamber ilan ettiler ve istedikleri, ihtiyaç duydukları ayetleri ona ürettirdiler. Mükafat olarak da Muhammed’e çok kızı kadın ve mal verdiler.

Bunun ipuçlarına Kuran’da rastlanmaktadır. Muhammed’i peygamber ilan eden ekibin başını 2. halife Ömer’in çektiği görülmektedir. Hz. Ömer Mekke’de çok güçlü ekonomik ve otorite sahibi biridir. Otoritesini korumak ve tüm Arabistan’a yaymak peşindedir. İslami hadis kaynakları, Ömer kızı ve damadının, Müslüman olduğunu duyunca sinirlendiğini hatta onları dövdüğünü belirtir. Fakat Muhammed’in peygamberlik ilanı kendi ve diğer hâkim güçlerin yararına kullanmayı hedefler. Muhammed’le görüşür Müslüman olur. Diğerleri Müslüman olduğunu gizlerken O Kâbe’ye gidip orada açıkça Müslüman olduğunu haykırıp namaz kılıp meydan okur. Bu o güne kadar 70-80 kişiyi geçmeyen Müslümanlar İslam dini için bir dönüm noktasıdır. Ondan sonra Müslümanların sayıları hızla artmaya başlar. Muhammed bile Mekke’den Medine’ye gizli hicret ederken, Ömer açık korkmadan meydan okuyarak hicret eder.

Kuranda geçen birçok ayet, Ömer herhangi bir konuda olayda bir eleştiri öneride bulunmuşsa, Muhammed hemen arkasından aynı sözlerle ‘’Allah Ömer” adına ayet dindirip al gülüm ver gülüm tarzı mükâfatlandırmıştır.  Bazen Muhammed haddini aştığında; Onu peygamber ilan den kilit Ömer vs. tarafında, fakirdin yetimdin zengin ettik sahip çıktık, sapıktın doğru yola getirdik, evlatlığının karısını istedin onu Zeyd’den boşandırıp sana verdik, seni adam ettik, yetmedi mi vs. tarzında üstü kapalı Kuran’da bile azarlanmaktadır. Muhammed Ömer için: “Allah hakkı gerçeği Ömer’in dili ve kalbi üzerine kıldı” (Üsdül-Gabe IV 151) diye söz ediyor ki, bu Ömer’in sözünün, Allah Kuran hükmündür anlamına gelir.

 

Ömer ayetlerine birkaç örnek; Medine’de yaşayan bir Yahudi ile “Bişr” adında bir Müslüman arasında anlaşmazlık çıkar. Hakem olarak Muhammed’e giderler. Muhammed Yahudi’yi haklı bulur. Bunun üzerine Müslüman “Bişr” bir de Hz. Ömer’e danışalım der. Ömer’e danışırlar… Ömer oracıkta Muhammed’in hükmüne karşı geldiği için “Bişr” başını keser. Ardından Nisa suresi 65. ayet indirilir.  ”Hayır! Rabbine ant olsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.” ”Adaletin kılıcı” unvanı bu cinayet ayetten sonra Ömer’e verilir. Muhammed, ”Cebrail geldi Allah, Ömer “faruktur”, hak ile batılı birbirinden ayıran kişidir.” dediği aktarılır.

ÖMER: Ey Allahlın elçisi İbrahim’in makamında bir namaz yeri eyleseydik der. Ertesi gün: Bakara 125 ayeti iner: “İbrahim Makamında bir namaz yeri edinin”

ÖMER: Muhammed’in (Afrikalı cariyeye memeleri vs.) yarı açık dolaşan hanımlarını görürü rahatsız olur. Ey Allah’ın elçisi iyi kötü insanlar onlarla konuşuyor, kadınların örtünmesi için bir ayet olsaydı ya der.: Hemen Ahzap 59 ayeti iner.: Ey Peygamber hanımlarına kızlarına ve mümin kadınlara söyle bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de uygundur…

ÖMER: Muhammed ve hanımları arasında çelişki, çekişmeleri görür, “Muhammed sizi boşarsa Allah ona sizden daha hayırlı hanımlar veriri der. Ardından Tahrim 5 Ayeti iner: “Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona sizden daha hayırlı, Müslüman inanan, sebatla itaat eden tövbe eden oruç tutan dul ve bakire eşler verir.

Muhammed, Hamza vs. dahil Müslümanlar genelde şarap içiyordu, sarhoş iken namaz bile kılıyorlardı.

ÖMER; bundan yakındı, Ey Allah’ım şarap konusu ile ilgili bize gerekli sözü ver dedi. Ardından Bakara 219 ayeti geldi. “Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Bu ikisinde insanlar için büyük zarar ve bazı faydalar vardır; zararları da faydalarından büyüktür. Sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını. Allah sizin için ayetlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

ÖMER: bununla yetinmeyip kesin bir söz vermesini isteyince: Maide 90 iner: Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.

ÖMER: Hz. Ayşe’nin bir yolculukta, birisi ile beraber olduğu dedikoduları üzerine; Ömer bunlar iftiradır vs. der ardından Nur 12. 16 Ayet; “Bu iftirayı işittiğiniz zaman… bu çok büyük bir iftiradır deselerdi ya. vs. ayetleri iner.

ÖMER: “Cebrail bizim düşmanımızdır diyen Yahudilere karşı” bir ayet ister akabinde Bakara 98 iner. “Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikâil’e düşmansa, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.”

Bedir savaşında Müslümanlar ilk defa esir alırlar, bu konuda kuran hükmü yoktur, esirlerin çoğu inanmayan kendi akrabalarıdır. Muhammed Esirleri ne yapalım diye sorar; Ebubekir fidye karşılığı serbest bırakılmasını önerir.

ÖMER: İse; “Ali’ye Hamza’ya ve bana en yakın akrabalarımızı verin kellelerini keselim ki örnek olsun. Müşriklere karşı kalplerimizde sevgi taşımadığımızı görsünler”. Ebu Bekir’in fidye önerisi uygulanır. Fakat ertesi gün Ömer’in önerisi doğrultusunda Enfal 67 iner: “Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kesin zafere ulaşıp üstün gelmedikçe) esirleri olması layık değildir. Siz dünya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murat eder. Allah azizdir, hakimdir. Ve Muhammed 4 ayeti iner; “Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın.”

Ömer’in ve Ebubekir’in halife ilan edilmesi sürecinde, Fatma’nın evini bastığı düşük yapıp ölmesine sebep olduğu, daha sonra Muhammet’ten Fatma’ya vs. miras klan Fedak arazisi vs. mal varlığına Ömer’in el koyduğu da rivayet edilmektedir. Ömer vb. ayetlere örnekler çok.

  • Olmayan bir Allah, Cebrail vs. yolu ile Muhammed’e vahi mahi göndermesi söz konusu değildir. Muhammed ticaret kervanları ile gittiği yerlerde çeşitli din-adamları ile tanışmış, onların dini mitolojik masallarından etkilenmiş, Çocukluğunda yaşadığı ezikliği, yetişkinlikte “büyüklük çılgınlığına” peygamberlik hastalığına dönüşmüştür. Mekke ve çehresindeki hâkim otorite sermaye güçleri Ebubekir, Osman vs. bundan yaralanmıştır. Ogünlerde Arap toplumunda olan çok tanrılığı, tek tanrıya düşürmek, sömürülerine devam etmek için kullanmışlar. Muhammed’in sözde vahi ettiği kuran ayetlerine bakılırsa evrensel insani ahlaki toplumsal değerler değil, Muhammed’in cinsel yaşamı ve o günlerde Arap toplumunda yaşan dar sorunlar ile ilgilidir. İnsani evrensel toplumsal değeri olmayan Muhammed dinine kitabı kuranına Alev-ilikte yer yoktur

 

6.Muhammed’din Miracı

Doğmadan babasını daha sonra annesini kaybeden Muhammed ve 620 yılında o güne kadar kendisine babalık yapan amcası Ebu Talibi ve eşi Hatice’yi kaybedince yalnız kalan Muhammed, Cebrail yardımıyla, Burak isimli, kanatlı fantastik bir ata bindirilip, Mekke’deki Mescit-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya oradan da yedi kat göğün üstünde Miraca, Tanrı’ya çıkıp orda teselli bulur. Tanrı bu görüşme sonucu Muhammed ümmetine 50 vakit namaz hediye eder. Dönüşte karşılaştığı peygamber Musa; “50 vakit ümmetine ağır gelir, git Tanrı’yla konuş, azaltsın” der. Hz. Muhammed Tanrı’yla sıkı bir pazarlık sonucu namazı 5 vakte düşürtmüş. (Yoksa Müslümanlar günde 50 sefer yat kalk spor yapacaktı.)

Hz. Muhammed miraç dönüşü taraftarlarına anlattığı anılarının birinde. “Miraçta bana cennet ve cehennem gösterildi. Gördüm ki, cehennem ahalisinin çoğunluğu kadınlar ve fakirlerdi.” (Hz. Muhammed) Bu hadisin uydurma, “fakirlerdi” ibaresinin yerinde, “zenginlerdi” yazdığı söylense de durumu pek değiştirmiyor. Demek ki, kadınlar bu dünyada yaşadıkları ayrımcılığın ve yoksulluğun mükâfatını öteki dünyada cehennemde yanarak alacaklar. İslam’ın adalet (!) anlayışı bu olsa gerek.

Alev-i Kırklar anlatımında Miraçtaki Muhammed.

Muhammed’in Miraç olayı gizemli bir şekilde Alev-i 40’lar meclisi/cemi anlatımına sonradan girmiştir. Burada Muhammed miraca çıkarken önüne bir aslan çıkar, Muhammed parmağındaki peygamberlik yüzük/mührünü aslana vermek zorunda kalır. Muhammed Miraçta Tanrı/Allah’ı, cemali insana (Ali’ye) benzeyen bir alev ışık kütlesi olarak görür. Miraçtan dönüce, gece bir mecliste ışık yandığını görür, merak edip kapıyı çalar. Sen kimsin diye sorduklarında, “Son peygamber Muhammed Mustafa” olduğunu söyler. “Bize peygamber gerekmez. Git peygamberliğini ümmetine yap” diye içeri alınmaz. Geri dönerken Cebrail tekrar kapıyı çalmasını söyler, bu sefer soyu sopu malı mülkü vs. ile kendini tanıtır. “Bize mal mülk soy sop gerekmez” diye yine içeri alınmaz. Kapıyı 3’cü defa çalışında kendini “Hadümül fukara” fakirlerin hizmetçisi olarak tanıtır ve içeri alınır. Bakar kadın erkek çocuk yaşlı, 39 kişi siz kimsiniz, büyüğünüz küçüğünüz (lideriniz) kim diye sorar? “Bize kırklar deler, bizde büyük küçük yok, birimiz kırk, kırkımız biriz” cevabını alır. Muhammed buna inanmaz kanıt ister. Kırklardan birinin bileğine neşter bıçak çalınır hepsinin bileğinden kan akar. Birini sararlar hepsinden akan kan durur (birimizin acısı hepimizin acısı). Bu arada Muhammed kendi peygamberlik mührünü “Ali’ye” benzettiği kırklardan birinin parmağında görür. Ardından Muhammed’e “hadumül fukara” hizmetini marifetini görelim, al şu 1 tek üzüm tanesini 40’lar paylaştır derler. Muhammed zorda kalır, meleklerden yardım ister, sonuçta ne yapması gerektiği öğretilir, üzümü ezip “dem” içki yapar kırklara sunar, kendisi de banar, seri-hoş olup 40’lar ile üryan büryan oda semaha kalkalar, Muhammed’in peygamberlik tacı düşer, onu 41 parçaya bölüp bellerine bağlarlar vs.

Başta Alev-ilikte ve birçok kültürde 40 sayısı ve kırklar ile ilgili yüzlerce söylem vardır. Fakat ne arşta, ne Kudüs, Şam, Mekke’de veya dünyanın herhangi bir yerinde 40 belirli kişi Muhammed’le vs. bir toplantı yapmamıştır. 40 sayısı çoğulu belirten formalisttik bir sayışır. 40 kişi civarında bir grup insan, topluluk demektir. 40’lar meclisi ile ilgili tek somut belge Hünkâr Bektaş Veli’nin 40 mürit pirle yaptığı toplantıyı gösteren Osmanlıdan kalma bir minyatür resimdir. (40’lar konusunu ayrı biz yazımızda ele almıştık.)

  • Muhammed’in olmayan kanatlı bir atla vs. 7 kat göğün üstüne “miraç arşa” vs. çıkması akıl mantık bilim dışıdır. Uzaya çıkmayı bırak bir at veya insan en fazla 2,5 yukarı sıçrayabilir. Uzay aracı ve özel elbisesi olmadan uzaya çıkmak mümkün değildir. İslami baskılardan dolayı, sonradan “Allah-Muhammed-Ali-Miraç” perdesi altında kurgulanmış olan, Alev-i Kırklar meclisi anlatımında; Muhammed’in peygamberlik mührü, unvanı, tahtı tacı elinden alınıyor. Ne peygamber ne mal mülk soy sopluyum dese de ceme alınmıyor. Kırklar meclisi anlatımında Tanrı/Allah, insan cemalinde alev ışık enerji kütlesi olarak tanımlanıp, kırkların ceminde cümle can ene-hak insan olarak görülüyor. Anlatımda ayrıca kadın erkek çocuk yaşlı eşitlik, can/insan, acı tatlı, demli semahlı vs. abı hayatı paylaşımı içeren Alev-i felsefi inanç öğretisi yaşam kültürün anlatıldığı görülüyor. Mitolojik Kırkalar cemine bile alınmayan, Peygamber Muhammed’e, bugün Alev-i cem erkanlarında anmanın bir anlamı yoktur. 

 

7.Muhammed’din Ganimet Mucizesi ve Mal varlığı.

GANİMET; savaşta zorla (elde) gasp edilen mal mülk altın gümüş, para at deve silah vs. demek. Mekke ve çevresinde; kendi ekonomik çıkar otoritelerini put/tanrılarını kaybedeceklerini sanan sermeye çevreleri, önce Muhammed’e karşı çıkıyorlar. Muhammed ve taraftarları 622 yılında Mekke’den Medine’ye “Hicret” iltica edip orada kendilerine bir “getto” kuruyor.  Bu kadar insan, o zaman küçük bir kasaba olan Medine’de nasıl geçineceğiz sorusuna, Muhammed “dahice” GANİMET çözümünü buluyor. “Müslümanların Mekke’deki mallarının Müşriklerce yağmalanıp, Şam’da satıldığı” söylentileri üzerine; Muhammed eli silah tutan erkekleri toplayın, Mekke’ye Şama ve başka bölgelere giden kervanlara el koyun, karşı koyanı öldürün; mal, mülk, altın gümüş, esir, köle, cariye vs. ele geçirdiğiniz GANİMETİ bana getirin diyor. Ganimetin, %80’inin yeni Müslüman olup, İslam ordusuna katılan askerlere vs. dağıtılacağını söylüyor. Muhammed 624’te Mekkelilerle girdiği Bedir savaşını kazanıyor. 625’te Mekkeli müşrikler Medine’ye saldırıyor bu Uhud Savaşı’nı Mekkeliler kazanıyor, Muhammed’in amcası Hamza öldürülüyor. Muhammed savaşın faturasını Medineli Yahudilerden çıkarıyor. 627 hendek savaşı galipsiz sonuçlanır. 629 yılında Muhammed Hayber’i işgal edip, bölgede Yahudileri vs. haraca bağlar. 630 yılında Hz. Muhammed, Hudeybiye anlaşmasına uymadıklarını ileri sürdüğü Mekkelileri on bin kişilik bir kuvvetle kuşatır. Ciddi bir direnişle karşılaşmadan Mekke’yi ele geçirir. Böylece İslam devletini kendi iktidarını ilan etmiş olur.  Sonuçsuz kalan 630 Taif kalesi kuşatması, 631 Tebük Seferi sonrası Muhammed 632 de Mekke’ye hacca gider. Burada “bir hutbe” okur. Daha sonra 8 Haziran 632 yılında 63 yaşında vefat eder (zehirlenerek öldürülür).

İslam dini devleti GANİMET mantığı üzerine kurulmuş bölge haklarına savaş açarak o gün bugündür yayılmaya devam etmektedir. Türkiye’de (Allah Kuran Peygamber) AKP iktidarı bu ganimet mantığıyla iktidara gelip, belirli çevrelere yandaşlarına ganimet dağıtarak iktidarı elinde tutmaktadır. Din-İslam’ın “ganimet” üzerine kurulduğu Kuran’da özelikle; Enfal Suresi, 1. ayet: “Sana savaş-ganimetlerini sorarlar. De ki: “Ganimetler Allah’ın ve Resulündür. Buna göre, ‘Eğer mü’min iseniz Allah’tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah’a ve Resul’üne itaat edin.” Enfal Suresi, 69. ayet: “Artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir” vs. ayetlerinde geçmektedir. Prof. Celal Yeniçeri’nin “Hz. Muhammed ve yaşadığı hayatı” isimli kitabına göre Muhammed’in 79 kölesi olmuştur.  Köleci toplumdan bu yana dinler ve tanrıları, elit bir azınlığın halkı sömürmek üzere kullandığı uyuşturucu ‘’Afyon’’ politikasından başka bir şey değildir.

Muhammed’din mal varlığı

Müslümanlar Muhammed’in “Eşlerinin Evinde bazen 2-3 ay geçerdi de evde ateş yanmaz, sıcak aş pişmez idi. Evde su ve hurmadan başka yiyecek bulunmazdı o kadar fakirdi vs. yalan hadislerin aksine.  Muhammed çok zengin bir kadın olan Hatice’den kalan miras. Ebubekir’in sağladığı mallar, Medinelilerin sağladığı mallar. Düşünülemeyecek kadar Medine yakınlarındaki Hurmalıklar; Hayber Hurmalıkları, Fedek Hurmalıkları çeşitli araziler. Bütün savaşlardan zorla elde edilen ganimetten Muhammed’e düşen pay, Köle (Kadın ve çocuklar), Cariye, Hurmalıklar, verimli-verimsiz bütün topraklar, Deve, at, koyun, kuzu ve her türlü davar, gümüş, altın gibi tüm mücevheratlar, ele geçirilen silahlar ve savaşsız elde edilen harç para fey ve hediyeler. Burada ganimet ve Muhammed’in mal varlığı ile ilgili Kuran ayet ve hadis detaylarına girmeyeceğim. Sadece bir örnek; Hevazin-Huneyn savaşında ganimet olarak elde edilenler Buhari’nin e’s-Sahih’inde sayılıp dökülür: 6 bin kadın; 24 bin deve; 40 bin davar; 4 bin okiyye gümüş. Haşr suresi: 6 – Allah’ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir. Turan Dursun https://turandursunislam.wordpress.com/2011/12/04/muhammedin-mal-varligi/ web sitesinde detaylarını okuyabilirsiniz. Muhammed’in 60 fazla köle 20 cariye, haçta Kabe’de 100 deve kurban kesmesi, “Rukye” nefes okuma üfleme, cin çıkarma sonucu aldığı ücretler vs. Bir hadiste; “Adamın biri peygambere gelip istek, yardım talebinde bulunuyor. Peygamberde o kişiye “iki dağın” arasını dolduracak kadar çok koyun verdi.” Kısaca Muhammed hiç de fakir falan değil tam tersine akıl alamayacak kadar mal mülkü vardı. Ölümünden sonra bir bölümü kamu yararına kullanıldı bir bölümü Fatma öldüğü için Ali ve çocuklarına sus payı olarak verildi. Bir bölümüne de Halife Osman’ın el koyduğu rivayet edilmektedir.

  • Muhammed’in çocuk/genç yaşında Amcası Ebu Taliple, Kervan ticareti dolayısı ile gittiği bölgelerde çeşitli kültür inançlarla tanışması, bunlara ilgili duyması ileri gelen hocalarından bilgi alması, Arabistan’da ortak bir din kültür siyasi sistem yaratma düşüncesi ile öne çıkması vs. doğal karşılanabilir. Fakat zengin Hatice ile evlenip kendini peygamber ilan ettikten sonra, yaptıklarına bakınca; Ekonomik siyasi gücü olan sermaye tüccar sınıfı ile birleştiği, siyasi İslam’ı benimsemeyen, hakları kılıçtan geçirip haraca bağladığı, zorla İslamlaştırdığı, fakir fukara, kadınlara hiçbir hak tanımadığı, cariye ve köleci sistemi koruduğu, savaş ve ganimete (soyguna) dayalı bir sistem kurduğu. Kendi ve çevresindekileri ganimetle zengin ettiği, akıl almaz mal varlığı vs. ile de görülmektedir.
  • Alev-ilik kadın erkeği eşit gören, mazlumun ezilenin yanında olan, haksızlığa adaletsizliğe karşı duran, kul köleliği reddeden, kendine reva görmediğini başkasına görmeyen, bir üzüm tanesini kırklarla ırklarla rızalıkla paylaşmaya vs. dayalı bir öğretidir; Alev-ilikte katliamcı köleci ganimetçi Muhammed’e yer yoktur.

 

8.Muhammed’din Ruh (akıl) Hastalığı.

Bir insana “akıl hastası” tanısı koymak için bir dizi psikiyatrik arattırmalardan testten geçmesi gerekir. 1400 yıl önce ölmüş birine, ancak hakkında verilen bilgiler doğrultusunda olası bir teşhis konulabilir. İslami hadis kaynaklarında direk Muhammed’in kendisi:

“Benim hastalığım bildiğiniz gibi değil, oldukça zordur. Allah Taâlâ, salih ve mü’min kullarını belânın, hastalığın ve musibetin en şiddetlilerine mübtelâ eder. Fakat o belâ, o musîbet ve o hastalık vasıtasıyla, o mü’min salih kulunun derecesini yükseltir, günahlarını yok eder.”  Hz. Ayşe “Hakikaten Resûlullah’ın hastalığından daha zor, daha şiddetli bir hastalık görmedik. “

Abdullah ibni Mes’ud; “Nebînin (a.s.m.) hastalığında vücudu “hummanın” (ateşli hastalık) hararetinden şiddetli sarsıldığı sırada huzuruna varmıştım”. Muhammed’in ruh haliyle ilgili, çocukluğundan beri “sar’a” nöbetleri geçirdiği, titreyip terleyip garip sesler çıkarıp, hayaller görüp, cinnet geçirdiği içine kapandığı vs. yönünde rivayetler var. Reinhart Dozy, Frederick Klein ve Aloys Sprenger, Muhammed’in bir “Halüsinasyon” hastası olduğun, daha sonra “Temporal lob epilepsisi”, son olarak şizofreni teşhis/tanısı ileri sürülmüştür.

Şizofreni hastalarında Pozitif negatif ve düşünsel; Kendini büyük görme (tanrı peygamber vs. olarak görme gibi) gerçek ile hayal kargaşası (melek vs. görme), düşünce okuma, gereksiz yere şüphelenme, garip manevi ruhsal algılar, anlaşılması zor karmaşık iletişim, ses görüntü his tat duyusal bozukluklar, bir şeyin birilerinin kendine konuştuğu, geri çekilme, içine kapanma, kararsızlık, unutkanlık, negatif olumsuz sosyal ilişki/ duygulanma, tatminsizlik, takıntılı davranışlar vs. şizofreni hastalarında  (az çok) görülen genel semptom belirtilerdir.

Hz. Muhammed’in, doğmadan babasını, 1 haftalık iken annesinden ayrılması ve 6 yaşında annesini de yitirmesi, yetim öksüz, yeteri kadar sevgi ilgiden yoksun, dışlanarak, içine kapalı bir çocuk olarak büyümesi, ruhunda derin etki ve yaralar bırakmıştır. Yoksun kaldığı anne baba ilgisinden dolayı ergenlik çağında anne rolünü üslenen 40 yaşında olgun zengin kadın Hatice ile evlenip, Ezik geçmişini geride bırakıp sınıf atlayarak ekonomik alt yapısını değiştiren Muhammed için artık sıra, kültür üst yapısını değiştirmeye girişir.

Ticaret kervanları sayesinde dünyaya açılan Muhammed, Puta tapan kendi Kureyş kabilesi dışında Hıristiyan ve Yahudi vs. çeşitli dinlere mensup insanlarla tanışır kafası iyide karışır. Zihnini toplamak için sık sık Hira mağarasına gider orada derin tefekkürlere dalar. Mağarada halüsinasyonlar vs. görmeye başlar. Ve nihayet 610 yılında 40 yaşındayken peygamberliğini ilan eder. Artık görevi sözde Tanrı’nın kendisine Cebrail adlı melek vasıtasıyla gönderdiği vahiy denilen “mutlak, değişmez ve genel geçer bilgileri” insanlara ulaştırmaktır. İslam tarihçilerinin “cahiliye dönemi insanları” diye küçümsedikleri insanlar, bile buna inanmaz. Sorulardan çok bunalan Hz. Muhammed; “Sizden öncekiler, ancak peygamberlerine çok soru sormaları ve onlara muhalefet etmeleri yüzünden helak oldular.” diye inkarcıları tehdit eder.

Çocukluk yıllarında kendisine bakan baba rolünü üstlenen amcası Ebu Talib ve anne rolünü üstlenen eşi Hatice ölünce; Kendini hayal dünyasında Miraca çıkararak teselli bulan Muhammet’in Hatice öldükten sonra, karşı cinse kadına olan ilgisinde bir kırılma görülür. Çocuk yaşta Ayşe vs. ve evlatlığı Zeyd bin Harise’nin karısı Zeynep’te dahi olmak üzere birçok kadınla evlenir, cariye kadınlarla birlikte olur. Fakat hiçbir çocuğu olmayışı (kimilerine göre erkek çocuğu olmayışı) soyunun devam etmeyişi kendisini tarının elçisi olarak ilan eden Muhammed için ayrıca bir ruhsal bunalımdır.

Şizofreni paranoyadan hastalığı belirtileri gösteren kendini peygamber ilan eden Muhammed’in bazen gerçeği vahyi halüsinasyon hayal birbirine karıştırdığı çelişkiye düştüğü görülür. Bazı ayetlerden sonra; “Hayır, bu sadece karışık bir rüyadan ibarettir.” (Enbiya suresi, Ayet: 5) “Sana indirdiğimizden kuşkun varsa, senden önce kitap okuyanlara sor. Ant olsun ki, sana gerçek Rabbinden geldi. Sakın kuşkulananlardan olma. Sakın Tanrı’nın ayetlerini yalanlayanlardan olma. Yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun.” (Yunus Suresi, Ayet: 94-95) Ve Muhammed, bir konuşmasında, Cebrail’in kendisine “Dıhye el Kelbi” isimli genç yakışıklı bir adamın kılığında geldiğini söylemesi. Ayrıca “Bazı ayetleri Cebrail değil de şeytan indirdi” diyerek geri çekmesi. Müslümanlardan bir kısmının Habeşistan’a göç ettikleri esnada geride, Muhammed, Mekkeli müşriklerle görüşerek onlarla uzlaşma esnasında: Gelen Necm suresi 19-20 “Gördün mü Lat ve Uzza’yı ve üçüncüsü Menat’ı,” “Bunlar yüce kuğu kuşlarıdır (Tanrıçalardır) ve elbette şefaatleri umulur.”

Bunun üzerine Cebrail araya girip, İslami literatürde “Garanik (genç güzel kız) hadisesi” olarak geçen ve Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabına konu olan “Senden önce gönderdiğimiz elçi ve peygamberler, bir şey arzuladıklarında (vahiy beklediklerinde) şeytan onların arzularına da bir şeyler karıştırmıştı. Tanrı, Şeytanın (vahye) karıştırdığı sözleri ya unutturur ya da ortadan kaldırır.” Tarık suresi, 13-14 Ayetleri Muhammed’in içinde bulunduğu zihinsel çelişkileri göstermektedir. (İslam me Muhammed’deki çelişkileri ortaya koyan, Turan Dursun, İranlı Sosyolog Ali Şeriati, Aziz nesin gibi birçok aydın, aşırı dinci Müslümanların hışmına uğramıştır.)

Muhammed’e dair eldeki verileri incelediğimizde; “Cebrail” sanrıları tipik bir şizofreni belirtisi olabileceği gibi keza kendini “Tanrı’nın elçisi” ilan etmesi de bir tür paranoya belirtisini andırıyor.  Sorun Muhammed’in yaşadığı rahatsızlığın hastalığın etkisiyle gördüğü sanrıları gerçek olarak algılaması sonucu, kendisini Tanrı’nın elçisi olarak görmesi değil. Hasat dersin geçersin. Esas sorun bazı insanların peygamberim diyenlere ve “peygamberlik makamına” inanmasıdır.

  • Muhammed’in, doğmadan babasını, 1 haftalık iken annesinden ayrılması, yeteri kadar sevgi ilgiden yoksun, dışlanarak, içine kapalı bir çocuk olarak büyümesi, ruhunda derin etki yaralar bırakmıştır. Katıldığı ticaret kervanlarında tanıştığı farklı dini masallar kafasını iyice karıştırmıştır, gördüğü hayaller vs. sonucu kendini peygamber olarak görmeye başlamıştır. Rivayet edilen hastalık belirtilerine bakıldığında şizofren olduğu görülmekte. Eğer Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanacaksak, o zaman Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi “peygamberler koğuşunda” kalan insanlarında peygamberlik iddialarını ciddiye almak gerekir. Dün kendine peygamberim diyenlere tapıyorlardı, bugün, tımarhaneye, akıl hastanesine atıyorlar. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık diyen bir yolda, Peygamberlik iddiası ve ona inanmak bir akıl hastalığıdır, Alev-i yolunda yeri yoktur.

 

 9.Muhammed’in, eşleri Ayşe ve Hafsa tarafından zehirlenerek öldürülüşü.

Resmi İslami kaynaklarda, Muhammed’in Hayber’in Fethi’nden sonra (629) Zeynep isimli Yahudi bir kadının öldürülen akrabalarının intikamı için Muhammed’e zehirli bir keçi eti sunduğu, etten yiyen sahabelerinden “Bişr Bin Bera” zehirlenerek anında öldüğü, Muhammed daha az yediği için bundan zehirlendiği, bu zehrin etkisiyle 3 yıl sonra “veda hacından” döndükten kısa bir süre sonra hastalandığı ve 8 Haziran 632’de Medine’de karısı Ayşe’nin kucağında öldüğü ve oraya gömüldüğü yönündedir. Muhammed o zehirli ET’ten ya hiç yememiş, ya da yutmadan geri çıkarmıştır, dolayısıyla “Bişr” gibi anında ölmemiştir. Bu zehirden 3 yıl sonra ölmesi akıl mantık dışıdır, hiçbir zehrin 3 yıl sonra etkisi kalmaz olmaz. Yani resmî açıklama, Muhammed’in o zehrin etkisiyle öldüğü doğru olamaz. Başta Buhari, Müslim birçok İslami hadis kaynakları ve araştırmacı yazar Arif Tekin “Bilinmeyen yönleri ile hz. Muhammed’in Ölümü” adlı kitabında “LEDÜD (zehirleme)” Olayına ve Muhammedîn ölümü/öldürülmesini kaynakları ile açıklıyor.  Fakat ondan önce konuyla ilgili Muhammed’e bir de Tebük suikast girişimi var.

Tebük’te suikast girişimi.

Muhammed birçok kez suikast uğramış öldürülmek istenmiştir, bunlardan 3’ü önemlidir. Birincisi üste bahis geçen Hayber fethi sonrası Zeynep tarafından zehirleme girişimi. İkincisi, “Tebük’te” hz. Muhammed’e suikast girişimi. Hicri 9. Yılında Muhammed Suriye “Tebük’te” Bizanslılara karşı yetersiz bir askeri güçle başarısız bir sefer sonrası Medine’ye dönerken, yolda Muhammed’in en yakınlarından olan 12-15 kişilik bir grup Muhammed’i öldürmeye kalkışır. Arif Tekin’in birçok sağlam hadis kaynaklarında aktardığı olay özetle şöyle; Muhammed bir grubun, onun yolunu keseceği yönünde duyum alıp, dönüş güzergâhını değiştirir. Fakat grup yolun değiştiğini öğrenip Muhammed’in peşine düşer. Muhammed’in yanında bir grup ve yakın “korumaları” diyelim “Ammar b. Yaser ve Hüzeyfe b. Yeman” vardır. Saldırgan grup bunlara iyice yaşlaşır, saldırganların yüzleri maskelidir fakat vücut yapısı ve atlarında kimler olduğunu tahmin ederler, (bu günkü tabirle plaka numaralarını alırlar.) Muhammed’in grubundakiler, “Haberiniz olsun sizi gördük tanıdık” diye bağırıp çağırıp, gürültü çıkararak kendilerini kalabalık göstermeye çalışılar. İslam ordusuna da yakındırlar. Saldırganlar suikasttan vazgeçip karanlıkta kaybolup İslam ordusuna karışırlar. Muhammed “Ammar b. Yaser “Hüzeyfe b. Yeman’a” bu saldırganların; “Ebubekir, Ömer, Osman, Talha, Zübeyir, A. Rahaman b. Avf, Ubeydullah, Sad b. Ebi Vakkas, Ebu Ubeyde (ki hep­ si de Muhammed’den cennet müjdesini alan seçmeler) ol­mak üzere, Muaviye, Amr b. As ve Ebu Hüreyre” olduğunu söyler. Muhammed’in arkadaşları Hüzeyfe ve Ammar kendisine: Medine’ye dönünce onları öldürelim, ne dersin? Muhammed hayır olamaz. Çünkü o zaman ba­na karsı olanların ellerine bir fırsat geçer, onlar olumsuz propaganda yapıp ‘Muhammed en yakın arkadaşlarını öldürdü” derler. (İslam dini devleti tehlikeye girer.) Onun için biz tedbirimizi alır o şekilde devam ederiz” der. Ve bu isimleri kimseye açıklamamalarını söyler.  Muhammed’i öldürme girişimi kuran Tevbe suresinin 74. Ayetinde de geçiyor.: “Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü̈ söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler.

Muhammed’i öldürme girişiminin arkasındaki motif; Muhammed hz. Ali’yi kendinden sonra Halife yapmayı düşündüğünü dile getirmiş olması olabilir. (Şiîler, Muhammed’in ayrıca veda hacı dönüşü Gadir-i Hum da ‘Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır.’ Hadisi ile hz. Ali’yi kendisinden sonra gelecek halef tayin ettiğini iddia ederler.) Fakat bu başka kaynaklarca doğrulanmamıştır. Ali’nin oğlu Hasan bile, bu söylem, halifelikle ilgili değil, Muhammed Ali’yi halife tayin etseydi daha açık bir söz kullanır, açık ayet inerdi demiştir.

Muhammed’in yakın akrabası ve toplumda büyük ekonomik güç ve otoritesi olan Ebubekir, Ömer, Osman vs. kendileri devletin başına geçmek halife olmak istemleridir. Halife Ömer ve Osman “Hüzeyfe ve Ammar’i” ölümle tehdit edip konuşmasın diye sürekli baskı altında tutuyorlar. Osman, Ammar’ı dövüp komalık yapıyor. Baskılar üzerine bir toplantıda Hüzeyfe Osman’a; “Sizler (Muhammed’e suikast girişiminde bulunalar) öküz gibi ortaya çıkacaksınız/teşhir edileceksiniz ve deve gibi kesileceksiniz” diyerek, Osman’ın Suikastçı olduğunu yüzüne söylüyor. O günlerde halkın Osman’a karşı büyük tepkisini dikkate alarak, Muaviye Osman’a “konuyu kapat” diyor. Bir hadiste Hz. Ali; “Huzeyfe öyle bir insandı ki, büyük skandalları, detayları ve münafıkların isimlerini bilen biriydi.” diyor. Muhammed’in bu komplocuların isimlerini Hz. Ali’ye de anlatmış olduğu görülüyor. (Daha sonlaları Hz. Ömer’in Fars kölesi “Ebû Lü’lüe” tarafından hançerlenerek öldürülmesi. Osman’ın Müslümanlar tarafından feci bir şekilde öldürülmesi, ardında Ali ile Muaviye arasındaki iktidar kavganın arkasında da bu suikast girişiminin ve halkın bu sömürücülere karşı tepkisinin izleri görülüyor.) Muhammed’i suikastla öldüremeyen damatlar, işi Muhammed’in eşleri olan kızlarına Ayşe ve Hafsa ’ya yaptırıyorlar.

“Ledül” olayı, Muhammed’in Ayşe ve Hafsa tarafından zehirlenerek öldürülmesi.

“Ledül” bir hastaya isteği dışında zorla verilen ilaç anlamına geliyor. Muhammed veda hacından döndükten kısa bir süre sonra hastalanan Muhammed Ayşe’nin evinde kalıyor, Hafsa ’da orada (7 Haziran Pazar 632) hasta yatağında uyurken, bir ara, ağzından ona ilaç verildiği için uyanıyor. Ve Muhammed çok kızıyor, “Sizi, sakın ola bana bir şey içirmeyin diye uyarmadım mı? Neden bana ilaç içirdiniz?  Kim yaptı diye sorunca? Onlar da amcan Abbas yaptı yanıtını verince kendisi, içinizde zaten tek sağlam kişi amcamdır dediği rivayet ediliyor. Ağır hasta olduğu içi yanına gelenlerden İbn’ül Cevzi’nin aktardığı hadise göre; Hz. Muhammed bu arada eliyle Habeşistan’a işaret ederek, “Bu ilaç içirme yöntemi Habeşli kadınların işidir” diyor Habeşli kadınların insan zehirlemekte ünlü olduğu biliniyor). Hadislerde Muhammed’in başına toplananlara “Hepiniz teker teker bu ilaçtan içeceksiniz” dese de. Ne Ayşe ne Hafsa ne de diğerleri bunu dikkate almıyor. Tarihçi “İbni Sad” Muhammed’in “Bakın ben niyetliyim (oruçluyum), sakın ola bana bir şey vermeyin.” “Neden sizi uyardığım halde bana bunu yaptınız, ilaç içirdiniz.” dediği aktarılıyor. Burada Ayşe’nin “Bizim yaptığımız bir şey yok; ancak Muhammed ilaçtan korktuğu için kızıyor.” şeklinde savunma yapıyor. Muhammed kuşku duymuş ki önceden bana bir şey vermeyin/içirmeyin diye uyarmış. Üsame b. Zeyd, “Yanına geldiğimde bana bakıyordu; ancak artık konuşamıyordu”, diyor. Muhtemelen 1-2 ve en son pazar günü ona ilaç (zehir) içiriyorlar, ondan sonra çok ağırlaşıyor ve pazartesi günü, 8 Haziran 632’de yani bir gün sonra vefat ediyor.

Daha sonraları Ayşe’nin birçok hadiste; “Hayatımda Muhammed’in ateşi ve ağrısı kadar şiddetli bir ağrı-ateş görmedim” “Muhammed, Zatü’I cenb denilen normal bir hastalıktan vefat etti.” “Muhammed ölüm döşeğinde iken dedi ki,

Hayber’de yediğim o zehirli yemekten artık takatim kalmadı, beni şah damarından vurdu”. Gibi farklı çelişkili açıklamalarda bulunuyor.

Cinayete doğru giden süreç ve kanıt “Tahrim Suresi” 3-5 ve 10-12 ayetlerinde saklıdır.
3- “Hani peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Ancak eşi o sözü (başkasına) haber verince Allah da bunu peygambere bildirmiş, peygamber bunun bir kısmını (ona) açıklamış, bir kısmından da vazgeçmişti”.
4- “Eğer siz ikiniz (Peygamber eşleri) Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, Salih mü’minler de (onun yardımcılarıdır). Bunlardan başka melekler de ona arka çıkarlar.”
5- “Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha hayırlı, Müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.”

10-(11-12) “Allah, inkâr edenlere Nuh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki Salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, ‘Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!’ denildi.” 11-12 ‘ci ayete Firavunun hanımını ve İmrân kızı Meryem’i iyi örnek olarak veriyor.

Ayetlerde peygamberin, eşlerinden birine gizli bir şey söylediği ve ona, bunu gizli tutacaksın dediği, tutmadığı diğerine söylediği ve iki eşinin kendisine karşı bir komplo içinde olduklarını fark edip onları lanetleyip uyarıp; Allah Cebrail, salih müminler ve başka melekler benimle diye tehdit ediyor.  Ibni Abbas bir hadiste; “Ömer’e “Ayette sözü̈ edilen iki kadın hangileri” diye soruyor. O da, “Hayret sana, ya İbni Abbas! (Yani nasıl halâ bilmiyorsun) bu ilki kadın Ayşe ile Hafsa’dır” diyor.

Bu Muhammed’in öldürülme olayı, İslam’da Muhammed ve sonrasında gelen halifeler arasında iç çatışmalar, son yıllarda İslamcı AKP ile ‘’Fetullah Gülen” cemaati arasında olduğu gibi, it dalaşı ganimet paylaşım kavgalarıdır.

  • Sonuçta Hayber’de Bişr Bin Bera’yı anında öldüren zehrin Muhammed’e 3 yıl sonra etki yapması söz konusu değildir. Tebük’te suikast girişimi ve Tahrim Suresi” 3-5 ve 10-12 ayetleri, ve Muhammed ölmeden önceki son 1-2 günü ve sonrasındaki hadisler dikkate alındığında; Muhammed’in, Ebubekir ve Ömer’in, kızları (Muhammed’in eşleri) Hafsa ve Ayşe aracılığı zehirlenerek öldürüldüğü görülüyor. Ne ekersen onu biçersin misali, Muhammed iktidar hırsında olan en yakınları tarafında öldürülüyor. Alev-ilik açısından, İslam içi ganimet paylaşım kavgalarında Muhammed’e veya diğer halifelerine acınıp sahip çıkılacak bir durumda yok.

 

 10.Alev-ilikte” Peygamber Muhammet” söylemleri ve Muhammed’e yönelik eleştiriler.

1500’lü yıllardan sonra Alev-iliğin içine giren, Şii İslami Asimilasyondan etkilenen bazı Alev-i kurumlarının halen, Alev-ilik tanımlamaların da, bazı Alev-i dedelerin Alev-i erkan hizmet gülbenklerinde, bazı Alev-i ozanların deyişlerinde “Allah/Hak MUHAMMED Ali” üçlemesini kullanıldığı, bolca “Peygamber Muhammed” adının anıldığı görülmekte.  Bunların bazıları övgü, bazıları takiye İslam perdesi altında Alev-iliği anlatmak. Bazıları da H. Mansur O. Hayyam, Yunus E. Kaygusuz A, İbreti, Hüdai vs. Alev-i şathiye deyişleri, Bektaşi fıkralarında olduğu gibi açık net bir şekilde din İslam’ı reddetmektedir.  Konuyu daha fazla uzatmamak için sadece birkaç örnek verelim.

“Ber- cemâli Muhammed Kemlâl-i İmam Hasan ve
İmam Hüseyin alâ Bülend’e râ Salavat.
“Allahümme Salli alâ Seyyidina Muhammed
ve alâ Âl-i Muham­med”Ya Allah, Ya Muhammed ya Ali.Okuyan Muhammed yazan Ali’dir.Dağlar ya Muhammet Ali çağırır.Allah bir Muhammed Ali diyerek.Muhammed’i candan sev ki Ali’yeSelman olasın 

Huri kızları geldiler
Muhammed dinin sordular
Nurdan kundağa sardılar
Muhammed doğduğu gece.

Yerde insan gökte melek yogiken
Kudretinden bir nur indi süzüldü
İki isim bir kandilde nur iken
Ayn Ali mim Muhammed yazıldı

 

 

Ay Ali’dir gün Muhammet
Okunur doksan bin ayet
Balıklar da suya hasret
Çarh dönerler göl içindeKim dokudu bin çiçekli halıyı
Kim diriltti bin yıl yatan ölüyü
Kırklar meclisine gelen doluyu
Dolduran Muhammed içen Ali’dirMuhammed Ali’nin kıldığı dava
Yok meydanı değil, var meydanıdır
Muhammed kırklara niyaz eyledi
Ar meydanı değil, er meyanıdır.
………………………………………Kâbe ve put iman benim
Çark uruben dönen benim
Bulut olup göğe ağan
Yağmur olup yağan benem
Yunus Emreİnsanlıktan başka olmazdı cennet
Yok olurdu İsa, Musa, Muhammet
Kalkardı dünyada mezhep, tarikat
Dinlerin bağını çözer giderdim(İbreti)
Muhammed miraca gidermiş gece
Bizim miracımız Dost otağıdır (Meluli)Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde
(Aşık Dertli)Der Hüdai akıl ilim fen sende
Dünya sende ahret sende han sende
Allah sende kuran sende din sende
Sende ara sende seni bul gardaş
(Hüdai)Muhammet kırkların cemine girmiş
Damadı Ali’ye ikrarın vermiş
Hakikat ehlinin sırrına ermiş
Baştan sona yalan, küfran değil mi?
(Deruni.)Müsahipsiz ceme girdim oturdum
Ali, Muhammed’i posta yatırdım
Arı kovanına çomak batırdım
Dev gibi tabular yıkıldı anda (Deruni.)Yirmi bir ‘karısı’ var, sayısız cariye
Nikâh kıyan, dokuzunda Ayşe’ye
Ganimetci sübyancı peygamberin
Bu yol erkânda ne işi var, ey erenler.
(FeramuzSah Acar)

 

Çeşitli putlara vs. tapan pagan Araplar önceleri Muhammed’in tek tanrıcılığı getirmesine karşı çıktılar. Fakat İslam genelde kendi inançlarını da içerdiği için özelikle sermaye çevreleri İslam’ı benimsediler. Arabistan’daki Yahudiler ve Hıristiyanlar Muhammed’in hem Yahudilikten Hıristiyanlıktan kopyalar alıp, hem aşağılaması, hem somut herhangi bir mucize göstermeden kendini son peygamber ilan etmesi, öbür dünyada cinsel zevk vaatleri nedeniyle iblisler tarafından ele geçirilmiş ruh, “Deli” veya “Perili” “sapkın” sahte peygamber vs. adını verdiler. Modern aydın seküler çevreler Muhammedî, peygamber olduğunu iddia etmedeki ciddiyeti, ahlaki değerleri, kölelere sahip olması, çok ve çocuklarla evlilikleri, dogmatik konulara bakış açısı ve psikolojik durumu, sadizm ve acımasızlıkları, örnek “Beni Kurayza” vs. katliamlardan dolayı Muhammed’i eleştirmişlerdir.

Doğal ortak yaşama, bilime sevgiye dayalı olan Alev-ilik, köleci toplumla birlikte ortaya çıkmaya başlayan tek tanrılı dinlere onların elçilerine karşı muhalefet etmiştir. Köle ayaklanmaları, Yahudi, Hıristiyanlıkta iç muhalefet akımları, İslam’da farklı Harici grupla. Ve özelikle Karmatiler, Hallacı Mansur, Babek Huremi, Hasan Sabah, Babai, Bedreddin, Kalender, Celali vs. ayaklanmaları, Alev-i şathiye deyişleri, Alev-ilerin bugüne kadar İslam’ın, imanın şartlarına uymamış, uygulamamış olması bunun açık kanıtıdır.

 

11.SONUÇ ÖZET; Peygamber- Muhammed söylemi “Alev-i yol erkanında çıkarılmalıdır- çünkü;

 

  • Alev-ilik Din-İslam’ın hiçbir şart, kural kaidesine uymamış uygulamamış, karşı muhalefet etmiştir. Alev-ilikte ilahi Allah peygamber dayatmalı din İslam’a yer yoktur.
  • HBV dediği gibi, Alev-ilik soydan gelenlerin değil, bilim sevgi yolunda gidenlerin yoludur. Alev-ilikte Peygamber ve onun soyundan geldiğini iddia edenlere yer yoktur.
  • Alev-i edep erkanında, poligami (çokeşli) pedofil (sübyancı) Muhammed’e ve Ehli-Beytine yer yoktur.
  • Mitolojik Alev-i Kırklar cemi anlatımında bile “Bize peygamber gerekmez, peygamberliğini git ümmetine yap”, diyen, Alev-i yol erkanın alınmayan Peygamber Muhammed’i, bugün Alev-i cem erkanlarında anmanın hiçbir anlamı, gereği yeri yoktur.
  • Alev-ilikte; İslami cihat savaşçı, katliamcı, köleci, ganimetçi deve tüccarı Muhammed’e yer yoktur.
  • Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlık diyen bir yolda, Peygamberlik iddiası ve ona inanmak bir akıl hastalığıdır, Alev-i yolunda yeri yoktur.
  • Alev-ilik açısından, İslam içi ganimet paylaşım kavgalarında Muhammed’e veya diğer halifelerine acınıp sahip çıkılacak bir durumda yok.
  • Alev-iler, sembolik olaraktan olsa, “Allah Muhammed Ali” gibi İslami söylemleri, kullandığı sürecek, Kendine özgün bir inan öğreti olarak görülmeyip din İslam’a sayılacaktır. Asimilasyonla 1500’lü yıllardan sonra Alev-iliğin içine giren, Peygamber ve Muhammed söylemi, Alev-i yol erkanında tamamen çıkarılmalıdır.

  

Feramuz Acar- 27 Şubat 2022

 

12. Kaynakça.

Prof. Celal Yeniçeri’nin “Hz. Muhammed ve Yaşadığı Hayat”

Bilinmeyen Yönleriyle Hz. MUHAMMED’İN ÖLÜMÜ Arif Tekin

https://da.wikipedia.org/wiki/Muhammed

https://alev-i.com/alevilikte-cem-ve-hakka-ugrulama-erkani/alev-i/  Devrimci Alev-iler Birliği DAB

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/

https://www.kuranmeali.com/

https://hadis.diyanet.gov.tr/

https://www.hadiskitaplari.com/

Taberî’nin İlmî ve Kültürel Şahsiyeti ve Şiiliği Meselesi Medyasafak.net  Ehl-İ Beyt Okulu

Hz. Hamza’nın İslâm’dan Önceki̇ Hayati, Hz. Peygamber İle Olan Süt Kardeşli̇ği̇ Meselesi̇…. Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Önal

Muhammed’in Yahudi̇ eşleri̇ klasik İslam…  Çeviri. Ali̇ Tekkoyun Hasan Yıldız

Hz. Ömer ve Ailesi̇ İsmail Kaya Yüksek Lisans Tezi

Hz. Peygamber’in doksan dokuz ismi̇ ninety nine names of prophet Mohammed- Faris Çerçi̇

İbni Hişam, Sîre: 1/254; İbni Kesîr, Sîre: 1/404

Tanrıya Kafa Tutanlar- İsmet Zeki Eyüboğlu

Alevı̇lı̇ğı̇n Vazgeçilemez ve Değı̇ştı̇rı̇lemez Temel İlkeleri- İsmail Metin

Dit Muhammad Exist? – Robert Spencer.

https://mantiksalteizm.com/hz-muhammed-gercekten-yasadi-mi/  Hz. Muhammed Hiç Yaşamadı İddiasına Cevap

https://noktahaberyorum.com/hz-muhammedin-akil-sagligi-osman-akyol.html  Muhammed’in akıl sağlığı- Osman Akyol 2021

https://www.almaany.com/ar/dict/ar-ar/%D9%82%D8%A7%D8%B3%D9%85/ Arapça sözlük.

https://www.ateistforum.org/arsiv/arsiv/ARSIV-VI/html/t2847.html Muhammed’in köleleri cariyeleri.

https://turandursunislam.wordpress.com/2011/12/04/muhammedin-mal-varligi/ Muhammed’in mal varlığı.

https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=614137&postcount=9  MHMD 666 sikke

https://www.facebook.com/Hz.haticekubra.sa/photos/a.798107226894429/2375379682500501/?type=3   Hz. Fatma

https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%A2dir-%C3%AE_Hum  Gadir-i Hum

https://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed#Veda_Hutbesi_ve_%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC

 

Ayrıca konuyla ilgili alttaki videoları izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=DVMRMIczrlc  Muhammet yaşadı mı? | Prof. Dr. Sami Aldeeb ve Furkan Er

https://www.youtube.com/watch?v=TrfKTcgxH7w Muhammed kısır mıydı çocukları oldu mu?

https://www.youtube.com/watch?v=l3MPtjy5Mmo&t=1305s  Muhammed’i kimler peygamberliğe hazırladı.

https://www.youtube.com/watch?v=DVMRMIczrlc Muhammed yaşadı mı?

https://www.youtube.com/watch?v=2urfZXpi6n0 Müslümanlar 10 soru

https://www.youtube.com/watch?v=7foQuRZoqL4 Ömer’in Kuran’a soktuğu Ayetler

https://www.youtube.com/watch?v=G9h54ysU8tc  Muhammed peygamber nasıl öldü? yaşandı? – İhsan Eliaçık

https://www.youtube.com/watch?v=zYJiS6sxEX4 (Hurufu Mukatta- kesik harfler)

https://www.youtube.com/watch?v=EsxcCFUrWEY Ayşe ve Hafsa Muhammed’i Nasıl Zehirledi? (Arif Tekin)

https://www.youtube.com/watch?v=gQyTQGx8voA  Muhammed’in Büyük Aşkı Dıhye-i Kelbî

https://www.youtube.com/watch?v=UUPCvE_WWs8 Muhammed’in akıl hocaları ve üzerindeki etkileri.

https://www.youtube.com/watch?v=Idwqqp1hAWY  Peygamberlerin Kuranda geçen yalanları.

https://www.youtube.com/watch?v=6WYRChJaOwM  Muhammed’in Künyesi. Muhammed’in Gerçek Ad ve İsmi

https://www.youtube.com/watch?v=gn5fMYTcjKU&t=37s  Muhammed’in Gerçek İsmi Nedir Biliyor musunuz?

https://www.youtube.com/watch?v=o8SyhqosA54  Muhammed’in Gerçek Babası Kimdir?

 

Please follow and like us: