SON BÖLÜM : YAS-I MATEM GERÇEĞİ – Mehmet Yapıcı ( Devrimî )
İMAM HÜSEYİN’E DEĞİL, KATLEDİLEN HAKİKATCİ YOL ÖNDERLERİNE YAS!

Alevilikte Matem Kültürünün Hakikat Temelli Dönüşümü Üzerine
Yas Tutulacaksa, Hakikat Uğruna Katledilenler İçin Tutulsun
Alevilik; adını doğadan, aşkı insandan, irfanı evrenden alan, kadim ve hakikat merkezli bir yoldur. Bu yol, tarihin hiçbir döneminde adla, soyla ya da kişisel bağlılıkla anlam bulmamıştır. Alevilik öz itibariyle insanı kamil kılmayı amaçlayan, sevgiye, bilgiye ve rızalığa dayalı felsefi ve toplumsal bir öğretidir.( Ne bit din, nede bir mezheptir. )
Bugün “Yas-ı Matem” adıyla sürdürülen ve Muharrem ayında tutulan oruçların, Kerbela merkezli bir matem törenine dönüşmesi; Aleviliğin tarihsel ve felsefi özünden uzaklaştırıldığını göstermektedir. Hüseyin’e bağlılık üzerinden sürdürülen bu yas, Alevi toplumunun tarih boyunca verdiği direnişi ve uğradığı kıyımı unutturmakta, suni bir mezhepsel ağla Alevilik örtülmektedir.
Oysa Aleviler yas tutacaksa, bu matem 12 İmamlar adına değil, bizzat kendi tarihleri boyunca katledilen yol önderleri, pirleri, ozanları ve halk direnişçileri adına tutulmalıdır.
I. CÜMLEMİZ HAKİKATTİR: ALEVİLİK BİR DİRENİŞ YOLUDUR
Alevilik, hiçbir zaman teslimiyetin değil, direnişin yolu olmüştür. Hallac-ı Mansur, “En-el Hak” dediği için Bağdat’ta lime lime edilirken; Seyyid Nesimi, tenini hakikatin mekânı saydığı için Şam’da derisi yüzülerek katledilmiştir. Pir Sultan Abdal, adalet talep ettiği için Sivas’ta darağacına çekilmiştir. Şeyh Bedreddin, ortak yaşam savunduğu için Serez’de idam edilmiştir.
Bu yolun ruhu, zalime karşı dimdik duranların kanıyla yoğrulmuştur. Bu hakikat, 12 İmam anlatılarının gölgesinde kalmamalıdır. Yas tutulacaksa, bu yolda can verenler için tutulmalıdır.
II. UNUTTURULMAK İSTENEN YOL: KATLİAMLARLA SUSTURULDUK
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Aleviliğin direngen sesi sistematik bir şekilde susturulmaya çalışılmıştır. Safevi-Osmanlı ikiliği içerisinde Alevilik ya mezhep çatışmasına çekilmiş ya da kıyım ve sürgünle karşılık bulmuştur. İşte bu tarihi hatırlatmak, Muharrem’de yapılan yasın yönünü değiştirmek demektir.
Osmanlı ve Öncesindeki Katliamlar:
• 922: Hallacı Mansur (Bağdat)
• 1239: Baba İshak (Malya Ovası/Kırşehir)
• 1418: Seyyid Nesimi (Şam)
• 1420: Şeyh Bedreddin (Serez)
• 1511: Şahkulu Sultan (Gökçay)
• 1527: Şah Kalender Çelebi (Nurhak)
• 1547–1551: Pir Sultan Abdal (Sivas)
• 1606: Kuyucu Murat Paşa Katliamları
• 1826: II. Mahmut’un Alevi kıyımları
Cumhuriyet Dönemi Katliamları:
• 1921: Koçgiri Soykırımı
• 1937–38: Dersim Soykırımı, Seyit Rıza’nın idamı
• 1978: Maraş ve Malatya Katliamları
• 1980: Çorum Katliamı, 12 Eylül Darbesi
• 1993: Madımak (Sivas) Katliamı
• 1995: Gazi ve Ümraniye Saldırıları
Bu liste, sadece bir anmanın değil, bilinçli bir tarihsel hafızanın yeniden kurulması gerekliliğini ortaya koymaktadır.
III. MUHARREM ORUCU YENİDEN TANIMLANMALIDIR
Muharrem orucu, Alevi öğretisinde tarihsel olarak doğa, döngü ve yaşamla ilgili ritüeller içerirdi. Ancak Kerbela merkezli mezhepsel anlatılarla bu oruç, suni bir matem ayinine dönüştürülmüş; direniş felsefesi bastırılarak yerine duygusal bir kabulleniş yerleştirilmiştir.
Oysa bizler, Muharrem ayında yas tutacaksak, bu yas;
• Nesimi’nin diri diri yüzülmesine,
• Pir Sultan’ın asılmasına,
• Dersim’de bombalanan mağaralara,
• Madımak’ta yakılan canlara tutulmalıdır.
Matemimiz, kişisel değil, toplumsaldır. Yasımız, mazlumlara değil, zalime karşıdır.
IV. YAS, İSYANDIR; AĞLAMAK DEĞİL, DİRİLMEKTİR, BAŞ KALDIRIDIR
Bugün Aleviler artık şunu demelidir:
Biz yas tutacaksak, bu keramet isnat edilen ”ARABIN 12 İMAMI”tarihsel kişilikler için değil, bizzat bizim yolumuzu sürdürdüğü için katledilen pirlerimiz, analarımız ve canlarımız içindir. Bizim mateme ihtiyacımız yok; hakikate, bilince ve adalete ihtiyacımız var.
Devrimci bir bakışla yeniden yapılandırılmış bir Muharrem, yalnızca geçmişle yüzleşmenin değil, aynı zamanda bugünü dönüştürmenin de adımı olacaktır.
Hakikat Yolu susmaz. Her çağda yeniden doğar.
Ve biz, o doğuşun çocukları olarak artık eğilmiyoruz.
Yasımızla değil, irfanımızla;
Kerbela’yla değil, Kızıldağ, Sivas, Dersim, Madımak’la yol alıyoruz.
Yasımız Hakikattir
Yasımız Hüseyin’e değil,
Bizim canlaradır efendi.
Kerbela’yı değil artık,
Kendi kanımızı gördük efendi.
Dökülen kan Hallac’ındı,
Nesimi’nin derisiydi.
Pir Sultan’ın ipi boynu,
Hâlâ derdimizdir dünü.
Şeyh Bedreddin’in rüyası,
Ortak yaşamın sevdası.
Şah Kalender’in kavgası,
Dirençtir bizim yasımız.
Koçgiri’nin ağıtları,
Dersim’de mağara canı.
Maraş’ın yanık feryadı,
Bunlar bizim acımız.
Madımak’ta ateş düştü,
Yüreğimiz yine pişti.
Gazi’de canımız şaştı,
Matem değil, direniş yanımız.
Bizim yasımız isyandır,
Baş eğmek değil, direnmektir.
Gözyaşıyla durmak değil,
Ayağa kalkıp yürümektir.
Devrimi hakikate oruç tutup,
Yeniden doğsun bilincim.
Artık matem tutmayalım,
Hakikate aksın direncim.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimî )
