MUSAHİBLİK ERKANI (Ali Koçak / Eli MaSor)

MUSAHİBLİK ERKANI (Ali Koçak / Eli MaSor)

Sevgili Canlar, İkrar gününde sizlere aşkı niyazlarımla, muhabbetle, sıtkı sevdayla mihman olmaya geldim.
Ayrıca 4 Kapı 40 Makam’ı anlatmaya devam edeceğim. Hukuk ve Yol kapılarını geçen yazılarda sunmaya çalıştım. 3. kapı olan Marifet Kapısı ise ancak Musahiplik ikrarında geçenlere anlatılır. Hakk-Yol’unda marifeti ve hakikati anlatabilmek ve anlaşılmasını sağlamak için Musahip ikrarını bilmeniz ve anlamış olmanız gerekir. Musahip ikrarından geçmeniz veya en azından Marifet Kapısı’nın anlaşılabilmesi için Musahiplik ikrarı nedir, bilmeniz gerekir. Onun için bu yazımda Musahip İkrarının inceliklerini ve gereklerini anlatmaya çalışacağım.
Her Can bu bilgilere ve sevgiye ulaşabilmesi için bu Musahiplik ikrarını paylaşsın. Paylaşanlara aşk ola, Xızır yoldaşınız ola. Aşk ile ola.

 

Yolun İkrarı Aşkı ile Delil Uyandıralım

Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir. Delili yolun muhabbetinde, Musahiplik İkrarı aşkına; emeğe, paylaşıma, eşitliğe ve adalete uyandırıyorum. Delilin, kini, kibri, benliği silip atmasına; düşmanlıkların ve savaşların son bulmasına, silahların susmasına; kalıcı bir barışın inşasına, Musahiplik Erkanının inşasına, gönüllere ışık tutmasına; Xızır aşkına, Hakk aşkına, Pir aşkına uyandırdım.
Delil uyandı. Meydanımız aydınlandı. Gönüllerde aydın ola. Ya Xızır, sen Gerçeksin. Gerçeğe HÜ. Aşk ile.

 

Sevgili Canlar, Hak Yolu’nun kapılarını, makamlarını, İkrar Erkanlarını anlatacağız.
Bizi dinleyen canlar net olmalı. Eğer İslamcı veya Şia gibi bir çıkmaz içindelerse, bizi dinlemelerine ve Erkanlarını öğrenmelerine gerek yoktur. Hele hele Musahip Erkanına gelmelerinde ya da bu Erkanı okumalarında dahi yol açısından uygunluk olmaz. Çünkü İslamcı ve Şia’cılara göre Musahiplik yolu, “Yarın yanağında gayrı her şeyin paylaşıldığı bir yaşam” olduğunu anlayamazlar, bilmezler ve bilmedikleri için ağır gelir onlara.

Hakk-Yolu; aşkla, sevgiyle, sevdayla, darla, rızalıkla, niyazla ikrar verilen bir yaşam yoludur. Bu yola giren, ikrar verenler Rıza Şehri’ni inşa ederler.

 

Sevgili Canlar; Hakk-Yolu’nda sevgi ile yürüyerek yaşamak için bilgi, bilinç, rızalık ve ikrar gerekir.
Onun için sizlere yolun muhabbetinde bildiğim kadarıyla Hakk-Yolu’nda nasıl yaşanır, hangi ikrarlar verilir, anlatmaya çalışacağım.
Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir. Başlıyoruz.

 

MUSAHİB NASIL OLUNUR?

MUSAHİB ERKANI NEDEN YAPILIR?

Alevilik ve Bektaşilik gibi yaşam yolu, Hakk-Yolu, Rea HEQ’dır (Yoldur). Yolu geçen yazımda kısaca olsa da açıkladım. Burada da aktarmada fayda var: Kısaca, cümleden ulu olan bu yol nasıl bir yoldur? Yaklaşık olarak 13,8 milyar yıl öncesinde bir Nur noktası vardı. Bu Nuru Naciye’dir; “Güruhu Nacide” deriz. “Yeşil Kandil” veya “Cavidan Hane” yani Işık Evi / doğum yeri hepsi eşittir Xızır. Bir patlama (Big Bang) oldu ve gaz bulutları her yöne dönerek dağılmaya başladı. Bunların dağıldığı yönler “yol”dur. O yol olmasa cümle âlem durağan olur; durağan olunca yaşam olmaz. Onun için yol cümleden uludur.
Bu yolu açan ve aydınlatan Xızır’dır. Böylece Xızır’ın yolumuzdaki önemine de vurgu yapmış olduk. Yani Hakk Yolu’nda diyoruz ya: Cümle Âlem Haktır ve bu yolda Hakk yürüdüğü için Hakk Yolu deniliyor. Hakka da, cümle âlemde yolu veren, aydınlatan, gösteren Xızır’dır.

 

Hakk-Yolu sevgiyle yoğrulmuş, gönülle bağlanılan, paylaşımcı, eşitlikçi, özel mülkiyetin olmadığı; sınıfsız ve sınırsız bir yaşam içinde Ortaklar Topluluğu ile kemalete varılarak Rıza Şehri inşa edilir.
Bu toplumda kadını, erkeği, büyüğü, küçüğü herkes can’dır ve eşittir.
Askeri ordusu, hükümeti, devleti olmayan; ikrarlı, rızalıklı, niyazlı ikrar kardeşliği ile barış içindeki gerçek bir yaşamın adıdır.

 

Musahip (Musavi olmak = eşitliktir)
Etimolojisi: Mu = Ana; Sahib = korumak, kollamak, zarar gelmemesi için dikkatli olmak, kontrol altında tutmaktır.
İkrar = Dille söylenip verilen söze gönülden bağlı olmak ve tasdiklemektir.
Alevi Yol Erkanında eşine, eşitine, Pire teslim olup anaya, Pire verilen ikrar; Hakk-Yolu gereği bir oruçtur. Bu ebediyen bozulmayan bir oruç olduğu için ikrardır.
Biz, talibi olduğumuz, acaba-sız, fakatsız kabul ettiğimiz bu yola ikrar verdik.

 

NEDEN MUSAHİB İKRARI:
Musahiplik kurumu, Alevi toplumunun çimentosu ve kirecidir. Toplumun birbirinden ayrılmadan birlikte barış içinde yaşamasının yapıştırıcısı ve bir arada tutanıdır dersek abartmış olmayız.
Musahip olan dört Can ve o canların aileleri birbirine ikrar verirler.
Yaşam içindeki kederde, tasada, sevinçte, zenginlikte, fakirlikte, varlıkta, yoklukta hep yan yana, beraber olacaklarına söz verirler. Birlikte aç kalmaya, birlikte refah içinde yaşamaya, birlikte ağlamaya, birlikte gülmeye söz verirler.

Bu demektir ki dört Can ile ana babaları yani dört aile, en az 12 can diyebiliriz. Kardeşlerin tamamı ve diğer aile bireyleri bir topluluk olur. Bunlar birlikte üretip birlikte tüketeceklerine söz verirler. Bu toplumda kapılarda kilit olmaz, kapılar daima açıktır. “Yarın yanağından gayrısı ortaktır.”

Musahiplik / Yol Kardeşliği ve benzerleri, doğayla iç içe yaşayan, doğal inançlı topluluklarda büyük önem arz etmektedir.
Hani deriz ya: “Kapınız, gönlünüz ve sofranız açık ola.” İşte musahiplik bu deyimde ifade bulmuştur.

Her Alevi Can; Mürşit/Ana, Pir, Reyber hepsi Musahip-İkrar Kapısından içeri girerler ki Alevi ve Talib olabilsinler, Yola hizmet sunabilsinler.
Bu da Reyber, Pir, Da-Pir-Ana / Mürşit olabilmenin ikrardır.

Bu kapıdan geçmeyen, ikrar vermeyen Alevi olamaz.
Ayrıca yalnız Pirlik Ocak evlatlarına ait değildir. Yolun bilgisine ermiş her Can Pir olabilir. Pir; Yol ehli olmak, ikrarı, görgüyü, sorguyu ve bilimini öğrenmiş, pratiğini yapmış ve özümsemiş olması ile olur.

Rızalıkla, Yola, Mürşite/Anaya, Pire ikrar verilir.
Rızalık ve Niyaz, Hakk Yolu Erkanlarının esaslarıdır. İkrarı tasdik eden ve mühürleyenlerdir.
Rızalık, gönülden kabullenmektir. Teslimi rızalıkla Yola, Pire, Ocağa, topluma bağlanmaktır. (Bu bir biat değil, sevgidir.)

 

Hak Yolunda:

  • Hukuk Kapısının simgesi havadır. Burada yola bağlılık aşk ile olur.
  • İkrar Kapısının, Yol Kapısının simgesi ateştir. Burada yola bağlılık sevgi ile olur.

Bu ilk iki kapı öğrenme kapısıdır. Aşk ile sevgi ile öğreniriz. Sorarız, sorgularız; onun için biat etmeyiz.

İkrar bağlayıp Yol Kapısının tüm hizmetlerini harfiyen yerine getirdik mi:
Marifet Kapısına — Arifler Meclisine / Arifler Cemine kabul ediliriz.
Bu kapının simgesi sudur; yıkar, Pir ü Pak eder.

Bu Meclise kabulümüz bizi sevdayla buluşturur; sevdayla bağlanırız. Ariflerin bilgisinde yıkanır, Pir ü Pak oluruz.
Pir ü Pak olan, Hakikat Kapısına varandır. Simgesi topraktır, sabırdır, asalettir. Buraya varan Can, Yolun ve Kâinatın kara sevdasına tutulur. Buradan ötesi ufukları geniş ve ebruli olan bir Aleme varılır.

Niyaz, bağlanan ikrarı mühürler ve Pirine, Ocağa, topluma ve Kâinata teslim eder.
İkrar ve teslimi rızalık, Hakk-Yolu Erkanı’nın esaslarındandır.

 

“El ele, el Hakka” düsturuyla Talip, Rehber, Pir, Ana/Mürşit; ikrarlarıyla var olmuş eşitlikçi, komünal bir yapı içinde birlikte yaşamaya verilen söze teslimi rızalığın ikrarı deriz. Yaşamda ve Erkanlarda, Hakk-Meydanı’nda rızalık esas alınır ki ikrar verilebilsin.

Bu nedenle deriz ya:
“Gönül kalsın, Yol kalmasın.”

Bu ilke, ikrara, yola zarar verilmemesi için söylenmiştir; şahısların incinmesi, gönüllerin kırılması Yol Erkanı, ikrar açısından ikinci sırada kalır.

Yol cümleden uludur demişiz. Bu Yol; her Canlının hatta her varlığın gittiği Hakk-Yolu’dur, bir Devriye Yoludur.
Cümle: Uzayda var olan varlıkların tümüne denir. O da Hakk’tır. Cümle Hakk ise Yol, Hakk’tan da uludur. Xızır ana kaynak olduğu için hepsinden de uludur. Yolu aydınlatan, gösteren Xızır’dır.

Bu Yol bizi İnsan ve İnsan-ı Kâmil eden olduğu için uludur.

 

Bu bilgiler ışığında:

Kimler birbirleriyle Musahip olabilir?

17 yaşına kadar kemerbest olmuş, Pire Yola ikrar vermiş, evlenip eşine eşitler/gönül birleme erkanı ile ikrar vermiş olanlar musahip ikrarına aday olabilirler.

 

Onun için deriz:

“İkrar kaynağımız Ana/Mürşit Ocağının kapısıdır.”
(Bu kapı bir ev, bina kapısı değil; bu bir gönül kapısıdır. Gönül kapısına varılmadan, oraya niyaz olunmadan ve ondan destur alınmadan Alevi olunmaz.)
O kapı Musahip Kapısına, ikrara götürür. Yola ilk adımı atma kapısıdır, Yolun eşiğidir. Bu eşikten içeri kendi rızamızla gireriz.

Buradan dönüş yoktur. Bu yolun gerçekliğine varıldığında divane âşıklar gibi sevgiyle bağlanılır. Bu bağlılık Yolu tek yönlü olur; insanlığa, gerçeğe, kemalete, Enel Hakka götüren yol olur.
Onun için dönüşü kesinlikle yoktur.
İşte Pir Sultan’ın “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” dediği yol bu gönül yoludur.

Bu noktada Yola girerek İnsan-ı Kâmil olabilmenin üçüncü ikrarı vardır.

Her Can bu ikrarlardan geçmeli ki kemalete ulaşabilsin.

  1. İkrar: Kemerbest olmak. En geç 17 yaşına kadar ebeveynlerin isteği ile kemerbest olunur. Günümüzde bu konuda geç kalındığı için güncellemek gerekir ve günümüzde yalnız yaşayan ve Yolun Edebi’ne zarar vermemiş olan Canlar; yalnız yaşıyorsa yalnız, evli ise eşleriyle birlikte kemer bağlayıp kendilerine, Yola, Kâinata ve Pire ikrar verebilirler.

 

  1. İkrar – Gönül Birleme İkrarı:
    Evliler, Eşine/Eşitler ikrarı yaparken bu ikrarla; eğer eşlerden biri kemerbest olmamışsa önce iki eşe ve varsa çocuklarına Eşitler ikrarında her Cana ve çocuklarına kemer bağlanır, hepsi kemerbest olur. Masum u Pak olurlar.

Sonra eşler birbirine ikrar verirler. Bu meydan-erkanında kemerbestler ve Eşitler, kendilerine, Yola, Kâinata ve Pirleriyle birlikte, Pirin Ocağı’na ikrar verirler.
Bu Erkanı Mürşit/Ana, Pir ve Rehber birlikte yürütürler.

Hakk Yolu’nun tek eşli olduğu burada eşlere altı çizilerek, özellikle vurgulanarak anlatılır.
Eşine karşı herhangi bir yanlışlığın Hakk-Meydanı’nda Dara kaldırılacağı öğretilir, bazı konularda da yol düşkünü olunacağı vurgulanır.

Evli Canlar; kendilerine Hakk-Yolu’nda birlikte yürüyebilecekleri evli bir çiftle anlaşarak, birbirlerini severek ve bu sevgileriyle ailelerinin de rızalığını alarak Musahip olurlar.

(Bunu bir önceki yazımda açıklamıştım.)

 

  1. İkrar: Musahip – Yol Kardeşliği

Dört Can, Rehberleri tarafından Musahiplik İkrar erkanına hazırlanır.
Mürşite/Anaya/Pire haber verilir. Birkaç Ana ile (bu erkânda Ocak Anası Mürşitdir, tektir fakat birden fazla Ananın-Pirin divanda olması gerekir) Ocak Anası ve Piri birlikte ikrar erkanı için gün belirlerler.

“Eşitlik kardeşliği, bir Yol kardeşliğidir.
Yol ise talibi, Rızalık Şehri’ne götürür.”

Gerçeğe HÜ!

 

Musahipler dört Can birlikte ya da kendi aralarında bir Can’ı elçi olarak seçerler. Bu genelde yaşça büyük olan olur. Bu Can, Musahiplik Erkanı için Ocak Pirine/Ananın kapısına gidip davet etmesi için görevlendirilir.

Bunun için Musahip adayları, Canlar bir kızıl elma elçilerine teslim ederler. O kızıl elma, dört Can’ın davetiyesi olarak Ocağa sunulur.

Ocağın kapısına varan Cana, kapıyı açan çoğunlukla Ana olur. Elçi / Peyik şöyle der:

“Ana, Ana! Biz Hakk-Yoluna yolcu olmaya geldik.
(Demektir ki Hakk Yolu’na yolcu olabilmek için Musahip İkrarından geçmek gerekir.)
Pirimin Ocağında destur isteriz. Pirimin Ocağı kimi münasip görmüş ise bu kırmızı elmayı davetiye olarak getirdik. Pirimin Ocağı aşkına, bizi kapınızda boş çevirmeyin.”

Elmayı uzatır.

Davetiyeyi kabul eden Ana şöyle der:

“Kızıl elmanız kızıl başım üstüne.
Hizmetiniz kabul, muradlarınız hasıl ola.
İkrarınız daim ve kaim ola. Gerçeğe HÜ!”

Davetiyeyi kabul eder. Elçi, erkan gününü öğrenir ve geldiği yere döner.

İkrar-Erkanı çağrısı yapılır. Bu Ceme yalnız ikrarlı, Musahipli olarak Yola, Pire ikrar veren Canlar katılırlar. Yukarıda söylediğimiz üç ikrardan birine ikrar veren katılabilir.

İkrar vermemişlerin alınmadığı cem, bu meydanıdır.

Analar, Pirler davet edilen evlere misafir olurlar. Oradaki evleri tek tek gezip hâl hatır sorarlar, ikrar verecek olan Canların eksikliklerinin olup olmadığını sorarlar.
Gittikleri evler Pirine ikrar vermiş taliplerin evleridir. Pir, her vardığı evin Canlarını gelen komşularıyla birlikte erkân meydanı açarak Dara kaldırır, onları kendi evlerinde didar eder.

Bu demektir ki Canlar, İkrar Cemine görgü görmüş olan Masum u Paklar olarak katılırlar.

 

Sevgili Canlar, sizlere bir önerimiz var:
Pirlerinizi bu konuda uyarın. Kendinize, Yola, Kâinata ve sevdiğiniz bir Ocağın Anasına/Pirine ikrar vereceğinizi söyleyin. Siz isteyin ki Pirler de cevap verebilsin.

Çünkü “Bu pazar, Rıza Pazarıdır. Bu pazar, ver pazaradır.”
Siz isterseniz Piriniz mutlaka size ikrar bağlamak zorunda kalır.

Belki bazı Pirlerimize ikrar bağlamak ağır gelebilir. Biz her Ocağın Anasına/Pirine bildiğimiz kadar yardım edebiliriz. Bu anlamda taliplerin istemiyle Pirler de birbirine destur vererek ikrar vermesini sağlamış olurlar. Böylece ikrarlı bir topluluk inşa etmiş oluruz.

İkrar Meydanı ve Erkanı hakkında bilgi isteyen Analar ve Pirlerimizle çalıştaylar yapıp birbirimizi eğitebiliriz.
Biz talebe ve öğretmen olmaya hazırız. Aşk ile…

 

MUSAHİB ERKANINA HAZIRLIK VE MEYDANIN AÇILMASI İÇİN NELER YAPMAK GEREKİR?

Musahip Canlar; tüm kapı komşusu, akrabası ve aile büyüklerinden rızalık almalıdır.
Onlar da bu ikrar erkanına katılacaklardır. Pir meydana sorduğu için, biraz önce söylediğim gibi, her eve gidip Canları Dara kaldırarak sorgu ve görgüden geçirir ve ikna olduktan sonra meydanı açtırır.

Erkan-Meydanında tekrar sorar:

“Bu ikrar yürüsün mü? Bir diyeceği olan meydana gelsin, diyeceğini desin ki ikrarı bağlayabilelim. Eğer şimdi söylemiyorsa ömür boyu ağzını mühürlesin.” Pir: “Canlar aşk ola.” Canlar: “Aşk ile erenler.” diyerek rızalık verirler.

 

HAZIRLIĞIN NASIL OLMASI GEREKİR?

Bu hazırlığın en temel kuralı, önce kadın eşitlerin, dört canın musahipliğine “rızalık” vermeleridir. Eğer kadınlar rızalık vermezlerse erkân olmaz. Erkek kardeşlerin musahipliği, bacıların onayı olmadan olmaz. Onlar onaylamazsa erkân yürümez. Birinci ve en önemli basamak budur.

Kadın can-kardeşlerin verdiği rızalığa bağlı olarak lokmalar hazırlanır, taliplere haber verilir, erkân hazırlığına başlanır. Dört cana musahiplik meydanı için beyaz, yakasız gömlek hazırlanır. Beyaz; arınmanın, duru olmanın, öz temizliğinin işaretidir. Beyaz bilgeliğe, mürşitliğe giden bilim yolunun rengidir.

Musahip erkânı için “Terceman” denilen kanlı kurban kesilmez. Biz erkânlarımıza avcıları, cana kıydıkları için almayız. Eğer bir cana kıyıp kan akıtılacaksa o erkân kabul olmaz, Alevilik ile bağdaşmaz. Musahiplik erkânıyla ise hiç mi hiç bağdaşmaz.

Musahiplik lokması “elma”dır. Musahipliğin, gerçekte “Terceman”ın ne olduğu Pir Sultan Abdal tarafından belirtilmekte ve kızıl elmaya işaret edilmektedir.

 

Yolun edeb-erkânını takip etmeyenler, yolunu yönünü başka kâbilelere çevirmişlerdir.

Pir Sultan Abdal gibi Kul Himmet de, yol ve erkânı bozmaya kalkan kimi “Dede”leri ve “Pir”leri şöyle dara kalkmalarını istemiştir:

“Bir düveyi yardı yedi dördünüz
Dedeler siz yağmadan mı geldiniz”

diyerek erkânı kanlı yapanlara sitem ediyor.

(Sözün kısası: İbrahim Peygamber’den kaldığı söylenen, İslam’ın da en temel iki bayramından birini oluşturan “Kurban” ve “Kurban Bayramı’nın” Kızılbaş Alevilikle hiçbir bağlantısı yoktur.)

 

Bütün bunlar Osmanlılar ve Safeviler tarafından 1400’lü yıllardan sonra Alevilere yamamaya çalışılmıştır.

Musahip meydanına, Cem-Erkanına sadece musahip olanlar dara durup ikrarlılar; sorgu ve görgüden geçen canlar hizmet sunarlar. Diğer ikrarları veren canlar da Pirin destur verdiği kadarıyla erkâna katılırlar.

Musahip adayları “dört baş bir bedende can olurlar.” Musahiplere lokma olarak bir elma, dört baş için dörde bölünerek pay edilir.

 

Musahiplik ikrarında elmaya yemin edilir.

Bir Kızılbaş için “elma lokması” sadece musahiplik erkânının lokması değil; toplum için önemli sayılan her erkânda “ikrar” veriliyorsa, elma lokması niyaz ile ikrarın mührü olarak alınır ve kabul edilir.

Musahiplik erkânının yürütülmesi ile iki kişilik ve iki başlı olan *“Ocak Aile”*yi daha büyütüp paylaşan ve “4 Başlı Yol Ailesi” haline getirir. Bu özellik hiçbir şekilde hatırdan çıkarılmamalıdır.

Biyolojik kardeşlik burada sona ermese de ikinci planda kalır; yol kardeşliği öne çıkar ve esas alınır.

Musahiplik makamı ve açtığı ocak, Kızılbaş toplumsal örgütlülüğünün temelini ve çekirdeğini oluşturur.
Bu birim ve bu birimin özellikleri doğru anlaşılmadan ne yol ne de erkân doğru anlaşılır.

İşte bu birim, yani musahiplik, Rıza Şehri’nin ortaklar topluluğunun temel taşıdır.

 

Meydan açılmadan bir iki gün önceden musahip adaylar, rehberleri ve rehber yardımcısı mürebbileri/öğretmenleriyle birlikte Pir makamına/ocağa çıkartılırlar. Pir, herkesi meydan ve erkân sırasına göre görür.

Konuyu enine boyuna sorar, soruşturur. Hazırlığın ne boyutta olduğunu anlar. İkrardan ve görgüden geçmeye ne kadar hazırdırlar, ne kadar değildirler, bunu netleştirir.

Henüz kardeşler arasında “dört baş bir beden” olmaya hazır bir akıl ve ruh birliğine ulaşılmadığına kanaat getirirse kardeşlere “pişmek ve olgunlaşmak” için süre verir ve evlerine gönderir.
Bu birkaç günlük bir süre olabileceği gibi bir yıla kadar da uzatılabilir.

Eğer hazır olunduğuna ilişkin tam bir kanaat oluşursa, meydan açılması (Cem kurulması) için destur verilir. Rehber meydan hazırlığını derhal yönlendirir.

 

Hizmet ehillerine meydan için görevleri bildirilir.
Her hizmet ehli, hizmetinin gerekleri doğrultusunda ikrar verdikleri günden itibaren eğitildiği için ne yapacağını bilir ve cem meydanı hazırlığını her can gereğini yerine getirerek tamamlar.

 

Musahip meydanının açıldığı gece, ikrarlı bütün talipler cem olurlar. Cemde, üç ikrardan birini vermiş olanlarla ve ikrarlı musahiplerle yürütülür/bağlanır.
İkrar meydanında her can, musahipiyle gelir ve dara durur.

Kemerbest ve Eşitler ikrarı verenler cemde arka sıralarda dara dururlar ve orada oturup cemden öğrenmesi gerekenleri öğrenirler.

Meydan açılır ve hizmet makamları yerlerini alırlar. Hizmetlerin ve Post Makamı (Ocak’ta Post Sahibi) Ana’dır. Pirlik makamı yerini alır.

 

Cem Aşığı/Zakir, Pirliğe yönelik bir nefesle/deyişle erkânı açar.
Bu noktada Aşık Daimi’nin “Kâinatın Aynasıyım” nefesi uygundur.

Meydan kapısından meydana girecek ve yeni ikrar bağlamak isteyen talipler, Gözcü’nün meydana (ekseriyetle Rehber’e) bildirmesiyle içeri alınır.

 

 

MUSAHİBLİK ERKANI BAŞLAR

Aslında buraya kadar verdiğimiz bilgilerle erkânı yeterli görmekteyiz. Çünkü yolumuzda bundan sonraki bilgiler Ehline verilir. Ehil olmak isteyen canlar bizimle iletişime geçebilirler. Biz öğrenmeye ve öğretmeye hazırız.
Bu bilim çağında hiçbir erkân sırda kalmamalı, diyoruz. Onun için bugün Musahip-İkrar-Erkânını aşikâr edip anlatmak için Pirlerimden, Erenlerden ve Canlardan destur aldım. Bizi okuyan ve dinleyen analardan, Pirlerden de destur isterim. Biz ikrarı anlatmak için desturumuzu Pirimizin Anasından aldık. Aşk ile Gerçeğe HÜ.

Cem Aşığı, birkaç nefes okuduktan sonra:

  1. Nefes: “Kâinatın Aynasıyım” – Aşık Daimi
  2. “Ervahi Ezelden” – Aşık Sümmani
  3. “Sorma be birader mezhebimi” – Nesimi

Şimdiye kadar ikrarın özetini anlattım. Reyber açılış Gülbangı verir.
“Edeb erkân Gerçeğe HÜ”
derken canlar Dara kalkarlar.
Tene can, yola ışık olan Xızır’ın aşkı ile.

 

YA HAKK

Biz varlığa, varlığın birliğine inandık. Hakk-Yolu’na ikrarla bağlandık.
Kâinatın sevgisini gönlümüzde topladık. Pir nefesini Hakk bildik, Hakk’ı kabul ettik. Çağırdık Xızır’a, katılsın meydanımıza. Gerçeğin eri, gönüllerin sırrı, yetiş carımıza. Pirlerin himmetiyle meydanımız Hakk-Meydanı, divanımız Pir divanı, postumuz Mürşit postu ola.

Sevgili canlar, geldiğiniz yola, durduğunuz dara, ikrar verdiğiniz Pire, Edeb-Erkâna sahip çıkın. Sahip olun ki yolumuz yürüye, darlar didar ola.

Erkân-Meydanımız Erenlerin Cemi ola.
Dilden dilekler, gönülden muratlar hasıl ola.
Bedenen ve canen niyetler, verilen lokmalar, emekler, sunulan Gülbanglar Hakk-Meydanında Pir divanına ulaşa, kabul ola.

Varlığın birliği, Mürşit’in bilgisi, kerameti, Evliyanın sırrı hakikat. Kemalet mertebesinde bizi nasipsiz, muratsız bırakmaya.

Ziyaretlerin gerçekliği, Pirlerin varlığı bizlere güç kuvvet ola.
Cümlenin-yolu, dört kapının sırrı, Mürşit’in ışığı, delilimiz ola.
Semalar evrenin pervazı ola.

Saz ile, söz ile, öz ile, ikrar hakkı ile bulunduğumuz meydan Hakk-Meydanı ola.

Yaşam binasında insanlığı kemalete erdiren Pirlerin nefesi “evveli ve ahiri” delilimiz ola.
İkrar verenler, insanlığın kadrini bilenler, aşk ile tiğbend olup didar görenlerin delilleri, Gülbangları öncümüz gözcümüz ola.

Din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmayan, insanı ötelemeyen; inkâr ve imhaya karşı çıkan tüm canların dilekleri kabul, muratları hasıl; menzilleri pak ola.

Hakk-Yolu hizmeti satanlar, yobazlar, zorbalar, zalimler, emeği sömürenler, insanlık dışı muamele yapanların taş yürekleri yumuşaya, merhametli insanlar ola veya o zihniyetler dünyamızdan yok ola.

Canlarımız sağlıkla, sabırla ve Hakk-Yolu edebiyle yaşaya.
Dileklerimiz gerçeklere ulaşa, kabul ola.
Yüzler ak, özler pak ola.
Erenlerin, mürşitlerin rızalığı bizimle ola.
Hak sahibi hakkını bula.
Eksikler yok, doğrular Hakk ola.
Hakk-Yolu yürüyen menzile ere.
Xızır; darda, zorda, çaresiz kalana yetişe, koruya, kollaya.

Bu dileklerimizi Hakk-Meydanında hakikate sunduk, kabul ola.
Dil bizden, nefes BaMaSor / Pir’den ola.
Ya Xızır sen gerçeksin. Gerçeğin HÜ.

 

Cem Aşığı “Canlar otursunlar.” der.

Rehber / Reyber, bu Gülbangı ile erkânı özetlemiş olur. (Bu şu demektir: Pirlerimizin Gülbangları, canları eğiten Gülbanglar olmalı.)

 

MUSAHİBLİK ERKANI

Musahip olacak talipler gelir, Rehberin önünde dar olurlar. Bu meydana geliş, erkânın bir provası gibidir.
Rehberle musahip adayları meydana varıncaya kadar dört kez durur ve niyaz olurlar.
Ve meydana aşkı niyazlarını sunarlar. Dört kez durmanın anlamı, “Dört Kapı hakkı” içindir.

Her niyazda (Kelley Xwe Dıbırın):
– Sağ elin başparmağı dudaklara götürülüp niyaz edilir,
– Pençe açılıp göğüs üzerine konur ve başparmak boynun yönünü gösterecek şekilde durarak baş eğilir.
– Bu esnada sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağı üzerine konularak ayaklar mühürlenir ve birlenir.

Musahipler, Rehber önünde dar olup, sağ elin başparmağına niyaz olurlar.
Ve meydana adımlar atılmaya başlandığında:

  1. Duruşta Rehber: “Aşk ile Hukuk Kapısı (Şeriat) erenleri”
  2. Duruşta Rehber: “Aşk ile Yol Kapısı (Tarikat) erenleri”
  3. Duruşta Rehber: “Aşk ile Marifet Kapısı erenleri”
  4. Duruşta Rehber: “Aşk ile Hakikat Kapısı erenleri”

diyerek birlikte meydana varmayı tamamlarlar.

Tekrar musahip adayları Rehber önünde dar olurlar.
Demek ki musahip olma erkânına ikrar vermek isteyen canlar, erkâna gelen canlar önünde dört kapı için dört sefer duraklayarak meydana gelir ve dar olurlar.

 

Dar’a duran Musahiplerden biri Terceman okur:

“Aşk ile Erenler!
Yüzümüz yerde, özümüz darda; tenimiz terceman (tenimiz kurban), canımız mihman.
Biz fakirlerden incinmiş, gücenmiş bir can varsa buyursun dile gelsin, hakkı yerine gelsin.
Hakk Meydanındayız, Mansur darındayız. Kırdığımız varsa tamir edelim, döktüğümüz varsa dolduralım, açtığımız varsa örtelim ki meydan erenleri bize rızalığını versin.
Hakk Meydanında tek can, tek nefes olalım.
Cümle ile Cem olalım.
Gerçeğe HÜ.”

Böylece tüm Ceme katılanlara sorulmuş olur.

 

Rehber, devreye girerek meydana sorar:

“Gerçeğe Hü Erenler! Bu canlar Hakk Meydanında, Mansur darındalar.
Dardan inip Cem olmak dilerler.
Bu canlara diyeceği olan var mıdır? Varsa meydan onlarındır, gönlümüzde onlardandır.
Buyursunlar dile gelsinler. Eğer söylenecek söz yok ise ya da burada söylenmeyecekse bu kapıdan çıkıldığında ağızlar mühürlensin. Canlar hakkında kov u kaybet edilmeye. Ebediyyen susula.

Bunun üzerine, dara duran canlar hakkında şikâyeti olan varsa dile gelir, söyleyeceğini söyler.
Konu meydanda görüşülür, karara bağlanır ve erkân için rıza alınır. Ancak bu durumda yeni Musahip adayı canlar meydanda Ceme katılabilirler.

Eğer hiçbir şikâyet yoksa bütün meydan:

Aşk ola” veya “Aşk ile

der ve ellerinin başparmağına niyaz olurlar (kelley xwe dıbırın).

 

Böylece bu niyaz, Cem–Erkan–Meydanının açılmasına rızalık verildiği anlamına gelir.

Rehber bunun üzerine dardaki canlara gülbang okur:

“Niyet ettik demin dolusuna.
Girdik Hakk yoluna.
Uyduk Pirimizin Gülbangına.
Cemalimiz Hakk insanda.
Sabrımız toprağın sırrında.
Delilimiz Pir Ocağında.
İtikatımız, ikrarımız Pire; niyazımızda.
Niyetlerimiz, niyazlarımız kabul ola.
Yüzler ak, gönüller pak ola.
Darınızda, carınızda Xızır yardımcınız ola.
Aşk ola.”

Diyerek dardan indirir ve didar eyler.

 

Erkân Düzeni

Rehber ile karşılıklı niyazlaşan Musahip adayı canlar, erkân için gösterilen yere otururlar.
Gerekli hazırlıkları öğretmenleri ile birlikte yaparlar ve beyaz elbiseleri içinde meydan kapısına (bina kapısı değil, gönül kapısıdır) gelirler.

Meydan tamamen ikrar verecek taliplere açılır.

Meydancı, Rehbere haber verir:

“İkrar verecek talipler geldi.”

Talipler Rehber’in önüne gelir ve dar olurlar.

Rehber önde, ardından öğretmenler; sonra Musahip bacı, erkek musahip kardeş; onların arkasında diğer bacı kardeş dizilir.
Hepsi yalınayak, başları açık; Musahip adayları kemersiz, Musahipler beyaz giysileriyle meydana alınırlar.
Rehber yardımcısı (mürebbi/öğretmen) sol başlarındadır.
Kadınlar çapraz durur: birinci erkek kardeşin eşi, ikinci erkek kardeşin arkasında; ikinci bacı da diğer kardeşin arkasındadır.

Musahip bacılar, erkek musahiplerin işaret parmaklarından tutarlar.

Bu şekilde meydan kapısında yerlerini alırlar.
Rehber de meydandaki yerine geçer.

Meydancı, meydana gelmek için Mürşit Ana, Pir ve Divan Erenlerinin hazır olduklarını Rehbere bildirir.

Rehber ayağa kalkar ve meydan erenlerine:

“Edep erkân canlar.”

der. Meydan erenleri ayağa kalkıp dar olurlar.
(Meydan erenleri, erkâna katılan ikrarlı canlardır.)

 

Meydan Girişi

Önde Mürşit Ana, ardında diğer Analar ve Pirler meydana girer.
Meydanda üç kez durup her seferinde:

“Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir”

deyip dar olurlar / kelley xwe dıbırın.
(Niyaz sağ el başparmağınadır.)

Mürşit-Ana, Pir’in elleri üzerinde Ocak Anasının Postunu taşır.
Divan önüne geldiğinde iki dizi üzerine çöker (Darı Fuzuli) ve elindeki posta üç kez:

“Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir”

deyip niyaz eder.

Ayağa kalkıp Pire ve meydana döner.

Bu kez Pir, Mürşit/Ana önünde diz çöküp Fuzuli Darı’na durur.
Posta oturur ve erkân yürütmesi için Mürşit/Ana’nın destur vermesini bekler.

Mürşit/Ana meydana sorar:

 

“Canlar! Pirimizin posta oturup erkân yürütmesine destur verilmiştir. Meydan erenlerinden (Ceme katılan tüm Canlar):
‘Pirimize rızalık var mıdır? Razı mısınız?… Razı mısınız?… Razı mısınız?’ der.
Meydan erenleri her seferinde: ‘Aşk ile Erenler’ derler.

Pir ayağa kalkar, Ananın omuzlarına niyaz olur ve onaylanır. Bunun üzerine Mürşit-Ana, Pire şu Gülbangı verir:

Pirimizin Postuna Aşk ola.

Ya Xızır, Ya Hakk… Cem birliğine. Sohbetin sırlığına,
Yolumuzun aydınlığına, bilimin ışığına.
Postun kutsallığına.
Erkânın Pirine verdim postu.
Canını Pire teslim eden Talibin aşkı ile.
Pir nefesinde canlanan ikrarların aşkı ile.
Meydana, yola ışık olan nefeslerin aşkı ile Pirin postu Hakk Meydanına geldi.
Canlar Pire Yola ikrar vere.
İkrarlar daim ola, hizmetler kabul ola.
Meydanımızda darlar didar ola.
Posta sahibinde himmet ve hidayet ola.
Gerçeğe HÜ.

Mürşit/Ana, posta üç kez niyaz olur ve Pire teslim eder.
Pir, posta üç kez niyaz olur ve divanda serilmesi için Post Hizmeti sunan ehil canlara verir. Hizmet sahipleri posta niyaz olup yerine sererler.

Mürşit/Ana divandaki Mürşit makamına (Ocak başına) oturur. Pir de kendi makamına. Diğer Pirler ve Analar da divandaki yerlerine otururlar.

Sonra Meydan Erenlerine buyur eder ve herkes yerine oturur.
Reyber, önce Mürşit Ana’yla, Pir-Analarla, Pirlerle niyazlaşarak yerine oturur.

Sonra Pir, hizmet görevlilerini meydana çağırır. Hizmet sunacak canlar meydana gelerek dar olur.

  • Süpürge Hizmetlisi süpürgesiyle,
  • Delil-Çerağ Hizmetlisi delil çerağ tepsisiyle (bir bardak su, bir tabak toprak, bir parça ekmek ile),
  • Lokmacı, lokma tepsisi üzerinde bulunan lokmalarla birlikte bir kızıl elma ile gelir.
  • Saki, demi ile gelir.
  • Meydancı, asasıyla gelir.
  • İbrikdar, ibriği, leğeni ve havlusu ile gelir.

Meydanda dar olurlar. Burada her hizmet için dört musahip can birlikte hizmet sunar.

Pir, Hakk-Meydanına ve Cem-Erenlerine sorar:

“Hizmet ehli canlar hakkında bir diyeceği olanın var olup olmadığını sorarım!
Bu canlarımız Hakk hizmeti sunacaklar. Hizmet sunmalarına rızalık veriyor musunuz?
Bu canlardan razı mısınız? Rızalığınız var mı?”

Erenler: “Rızalık Hakk’tan ola.” derler.

Hizmetliler için Cem Erenlerinden rızalık alındıktan sonra:

“Rızalık veren dilleriniz, tasdikleyen gönülleriniz var ola.
Xızır yardımcınız ola. Gerçeğe HÜ.”

denir ve hizmet sahiplerine Hizmet Gülbangı verilir:

 

 

HİZMETLER GÜLBANGI
Yola ışık olan gerçeğin aşkına.
Ya Hakk, âlemin birliğine inandık.
Kâinatın sevgisini gönlümüzde topladık.
Pir nefesini Hakk bildik, Hakk’ı kabul ettik. Hakk-Yoluna ikrarla bağlandık.
Cümlede var olan ışığın aşkına.
Varlığın birliği aşkına.
Toprağın sırrı aşkına.
Delilin nuru aşkına.
İkrar verenlerin ikrarı aşkına.
Meydana çalınan süpürge aşkına.
Sunulan lokmalar aşkına.
Nûş edilen demler aşkına.
Demler demli ola.
Güzellikler çok ola.
Gönüller şen ola.
Hizmetler kabul, muratlar hasıl ola.
El ele, el Hakk’a vara.
Huzur, mutluluklar hanelere dola.
Canlar birbirinde razı ola.
Birbirine Xızır ola.
Anaların, Mürşitlerin nur cemalleri gönüllerimizi aydınlata.
Canlarımız sağlıklı ola.
Evlatlarınız kendilerine, sizlere ve insanlığa yakışır şekilde bilim insanları olarak
dünyamıza, doğamıza bilimsel veriler suna.
Canlarımız utanılacak fiillerden uzak dura.
Edebe-erkâna uygun yaşaya.
Canlarımız marifet kapısında mahrum kalmaya.
Niyet ettik vaktin nuruna.
Girdik Hakk-Yoluna. Uyduk Pirimizin Gülbangına.
Cemalimiz Hakk insanda.
Sabrımız toprağın sırrında.
Delilimiz Pir Ocağında.
İtikatımız, ikrarımız Pire; niyazımızda.
Niyetlerimiz, niyazlarımız, ikrarımız kabul ola.
Yüzlerimiz ak, gönüllerimiz pak ola.
Gerçeğe HÜ.

Her can, kendi başparmağına niyaz olur (kelley xwe dıbırın).

 

Gülbangtan sonra Lokma tepsisi Pir önüne bırakılır.
Sonra, Musahip ikrarında geçmiş hizmet sunan Musahipler Delil (İkrar erkânlarında uyandırılan delil, ikrarın şahididir) uyandırırlar.

Dört Kapı hakkına dört Delil/Mum hazır bulundurulur. Delil hizmetlileri, her delili bir Musahip can sırası geldiğinde uyandırır.
Buradaki Musahip canlar, çok önceleri ikrar vermiş ve hizmet sahibi olmuş ehil canlardır.

 

Delili Uyandırma Tercemanı:

Gerçeğin aşkı ile,
Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.
Delilerimizi bugünkü yolun ikrarına,
Yolun Hukuk Kapısı hakkına,
Musahip Kapısı hakkına,
Marifet Kapısı hakkına,
Hakikat’in Sır Kapısı hakkına uyandırıyoruz.

Delil hizmetlileri kendi hizmetleri için Pir Divanı önünde dar olurlar. Biri terceman okur:

 

“Aşk ile!.. Uyandırdık delilleri dört kapı, kırk makam aşkına.
Hakk ceminde delili, vardan var eden Hakk’ın aşkına!
Dört can bir bedende can olacak, cem olacak, edep erkân görüp haldaş olacak.
Bu meydandan el–rıza alıp kardeş olanlar aşkına, hal ehli aşkına, yol ehli aşkına!
Dar-ı didar gören nur cemaller aydın ola!
Akşamlar demli ola! Demler yerine otura.
Kötülükler yok ola… Gerçeğe HÜ!”

Nefesi Pir’dedir.

Hizmetli canlar Darda bekler. Pir, delil hizmetlilerine Gülbang vermeden önce Cem Âşığı seslenir:

 

Cem-Aşığı:

“Ateş ile üflet olmaz. Nefesini Meluli’den okur.”
(Hizmet Ehli Canlar Darda bekler.)

Nefesin ardından Pir der ki:

 

“Aşk ile! Hizmetler kabul ola, verdiğiniz hizmet sizinle ola.
Makbul ola. Yüzünüz ak ola.
Dilden dilekleriniz, gönülde muratlarınız hasıl ola.
Durduğunuz dar, yürüdüğünüz yol sizinle ola, aydınlık ola, gönlünüz ferah ola, Yola yol ola!
Pir u Pak Mürşitin hayır himmeti üzerinizde hazır ola.
İkrarlı Kemerbestler hakkı için meydanımız aydın ola.
Karanlıklar yok ola. Bu meydandan her haneye nasip gide!
Xızır yoldaşınız ola!
Dil bizden, Nefes BaMaSor-Pir’den ola.
Gerçeğe HÜ.”

Hizmet sunanlar, Pirler Divanı’na aşk ile niyazları için başparmaklarına niyaz olurlar.
Sonra hizmet ehli canlar birbirinin omuzlarına niyaz olurlar ve Dardan inip makamlarına geçerler.

 

Süpürge Hizmeti Tercemanı:

Süpürge hizmetlileri meydana gelir. Dört candan biri, meydana üç kez süpürge vururken:

“Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir”

der ve ardından tercemanını okur:

**“Hü! Gerçekler aşkına!
Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Mürşit-Ana, Ya Pir.
Işıkta nur idik, biz dört can idik. O noktada Nuru Naciye idik.
Kâinatın her zerresinde var idik. Meydana geldik dar’a durduk.
İkrar erkânında süpürgeci olduk; arılığa, duruluğa kapı olduk; nasip dağıttık.
Gerçekler aşkına, yol verdik düşküne!
“Aya, Güneş’e, Xızır aşkına. Aşk ola Pirim!”
Aya, Güneş’e, Xızır aşkına. Aşk ola Pirim!
Aya, Güneş’e, Xızır aşkına. Aşk ola Pirim.”
Der ve üç kez süpürgesine elini sürerek başparmağına niyaz olur.
“Nefesi Pir’dedir.”

 

Pir şöyle der:

“Aşk ile… Ya Xızır.
Hakk nuruyla meydan nurlandı. Meydanımız paklandı.
Meydanımız Hakk ile haklandı.
O Nuru nokta evvelinde pak idi. Evvel ahir Hakk idi.
Hoş geldi sesi. Sırdan sır oldu nefesi.
Üçler Hakk’ı bilene, ondan nasip alana.
Seri verdik yoluna.
Doğruya karar kılına.
Nefesi Hakk ola. Hizmeti pak ola.
Xızır yardımcınız ola.
Gerçeğe HÜ.”

 

Süpürge Ehli Canlar, Pirler Divanı’na aşk ile niyazlarını sunmak için başparmaklarına niyaz olurlar.
Sonra birbirinin omuzlarına niyaz olup yerlerine geçerler.

 

 

REHBER DEVREYE GİRER

“Gerçeğin aşkına aşk ola!
Aşk ile Erenler!
Dem ola! Edeb erkân yürüye!..”

Bütün meydan erenleri duruşlarını düzeltir, erkân düzenini alırlar. Rehber:

“Gerçekler aşkına ola!”

der. Ceme katılan erenler başparmaklarına niyaz olurlar.

 

Rehber önde, sol başta mürebbi; yanında iki erkek musahip kardeş, sağ el sol elin üzerinde göğüs hizasında Kemend-Dest olurlar.
Sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağı üzerine konur, ayaklar birlenir. Bu duruş görgüde Dar duruşudur ve **“dar nizamı”**dır.

Kadın kardeşler sol el üstte olacak şekilde çapraz Kemend-Dest olurlar. Ayaklar birlenir, mühürlenir; boyunlar sol öne hafif eğik “Mansur darı”na dururlar.

Böylece Pir huzuruna yürürken her duruşta aynı şekilde Dar olurlar.

(“Gelme, gelme” denilen söylem burada her adımda söylenir.)

 

Meydana üç adım yürünür.
Rehber ve canlar dar’a durur:

“Aşk ile, Yol Hukukunun (Şeriatın) erenleri…”

Pir seslenir:

“Gerçeğe HÜ!

Ya Hakk-Yolu Hukukunun (Şeriatın) yolcuları; nereden gelip nereye gidiyorsunuz?”

Musahipler, sağ el göğsün solunda pençe, sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağı üzerinde dar olup başparmaklarına niyaz ederler (kelley xwe dıbırın). Bu duruş ve niyaz her durakta tekrar edilir.

Meydan erenleri (Ceme katılan ikrarlı canlar):

“Hü!.. Gerçekler aşkına ola!”

der ve onlar da kelley xwe dıbırın.

Musahip adaylarının bu duruşu masumiyetin ifadesidir.

 

Gülbanktan sonra lokma tepsisi Pir önüne bırakılır.
Sonra, Musahip ikrarında geçmiş hizmet sunan Musahipler Delil (İkrar erkânlarında uyandırılan delil, ikrarın şahididir) uyandırırlar.

Dört Kapı hakkına dört Delil/Mum hazır bulundurulur. Delil hizmetlileri, her delili bir Musahip can sırası geldiğinde uyandırır.
Buradaki Musahip canlar, çok önceleri ikrar vermiş ve hizmet sahibi olmuş ehil canlardır.

 

Delili Uyandırma Tercemanı

Gerçeğin aşkı ile,
Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.
Delilerimizi bugünkü yolun ikrarına,
Yolun Hukuk Kapısı hakkına,
Musahip Kapısı hakkına,
Marifet Kapısı hakkına,
Hakikat’in Sır Kapısı hakkına uyandırıyoruz.

Delil hizmetlileri kendi hizmetleri için Pir Divanı önünde dar olurlar. Biri terceman okur:

“Aşk ile! Uyandırdık delilleri dört kapı, kırk makam aşkına.
Hakk ceminde delili, vardan var eden Hakk’ın aşkına!
Dört can bir bedende can olacak, cem olacak, edep erkân görüp haldaş olacak.
Bu meydandan el-rıza alıp kardeş olanlar aşkına, hal ehli aşkına, yol ehli aşkına!
Dar-ı didar gören nur cemaller aydın ola!
Akşamlar demli ola! Demler yerine otura.
Kötülükler yok ola… Gerçeğe HÜ!”

Nefesi Pir’dedir.

Hizmetli canlar Darda bekler. Pir, delil hizmetlilerine Gülbank vermeden önce Cem Âşığı seslenir:

 

Cem Âşığı

“Ateş ile üflet olmaz.”
Nefesini Melûlî’den okur.
(Hizmet Ehli Canlar Darda bekler.)

 

Pir der ki

“Aşk ile! Hizmetler kabul ola, verdiğiniz hizmet sizinle ola.
Makbul ola. Yüzünüz ak ola.
Dilden dilekleriniz, gönülde muratlarınız hasıl ola.
Durduğunuz dar, yürüdüğünüz yol sizinle ola, aydınlık ola, gönlünüz ferah ola, yola yol ola!
Pir u Pak Mürşitin hayır himmeti üzerinizde hazır ola.
İkrarlı kemerbestler hakkı için meydanımız aydın ola.
Karanlıklar yok ola. Bu meydandan her haneye nasip gide!
Xızır yoldaşınız ola!
Dil bizden, Nefes BaMaSor-Pir’den ola.
Gerçeğe HÜ.”

Hizmet sunanlar Pirler Divanı’na başparmaklarına niyaz ederek aşk ile niyaz olurlar.
Sonra hizmet ehli canlar birbirinin omuzlarına niyaz olur ve Dardan inip makamlarına geçerler.

 

Süpürge Hizmeti Tercemanı

Süpürge hizmetlileri meydana gelir. Dört candan biri meydana üç kez süpürge vururken:

“Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.”

der ve ardından tercemanını okur:

 

“Hü! Gerçekler aşkına!
Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Mürşit-Ana, Ya Pir.
Işıkta nur idik, biz dört can idik. O noktada Nuru Naciye idik.
Kâinatın her zerresinde var idik. Meydana geldik, dar’a durduk.
İkrar erkânında süpürgeci olduk; arılığa, duruluğa kapı olduk; nasip dağıttık.
Gerçekler aşkına, yol verdik düşküne!
“Aya, Güneş’e, Xızır aşkına. Aşk ola Pirim!”
Aya, Güneş’e, Xızır aşkına. Aşk ola Pirim!
Aya, Güneş’e, Xızır aşkına. Aşk ola Pirim.”

Der ve üç kez süpürgesine elini sürerek başparmağına niyaz olur.
“Nefesi Pir’dedir.”

 

Pir şöyle der

“Aşk ile… Ya Xızır.
Hakk nuruyla meydan nurlandı. Meydanımız paklandı.
Meydanımız Hakk ile haklandı.
O Nuru nokta evvelinde pak idi. Evvel ahir Hakk idi.
Hoş geldi sesi. Sırdan sır oldu nefesi.
Üçler Hakk’ı bilene, ondan nasip alana.
Seri verdik yoluna.
Doğruya karar kılına.
Nefesi Hakk ola. Hizmeti pak ola.
Xızır yardımcınız ola.
Gerçeğe HÜ.”

 

Süpürge Ehli Canlar, Pirler Divanı’na aşk ile başparmaklarına niyaz ederek gelir.
Sonra birbirinin omuzlarına niyaz olup yerlerine geçerler.

 

REHBER DEVREYE GİRER

“Gerçeğin aşkına aşk ola!
Aşk ile Erenler!
Dem ola! Edeb erkân yürüye!..”

Bütün meydan erenleri duruşlarını düzeltir, erkân düzenini alırlar.

 

Rehber:

“Gerçekler aşkına ola!”

der ve Ceme katılan erenler başparmaklarına niyaz olurlar.

 

Rehber önde, sol başta mürebbi; yanında iki erkek musahip kardeş, sağ el sol elin üzerinde göğüs hizasında Kemend-Dest olurlar.
Sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağı üzerine konur; ayaklar birlenir. Bu duruş, görgüde *“Dar duruşu”*dur ve “dar nizamı” olarak bilinir.

Kadın kardeşler, sol el üstte olacak şekilde çapraz Kemend-Dest olurlar. Ayaklar birlenir, mühürlenir; boyunlar sol öne hafif eğik Mansur darına dururlar.

 

 

Böylece Pir huzuruna yürürken her duruşta aynı şekilde Dar olurlar.

(“Gelme gelme” denilen söylem burada her adımda söylenir.)

 

Meydana üç adım yürünür.
Rehber ve canlar dar’a durur:

“Aşk ile, Yol Hukukunun (Şeriatın) erenleri…”

Pir seslenir:

“Gerçeğe HÜ!

Ya Hakk-Yolu Hukukunun (Şeriatın) yolcuları; nereden gelip nereye gidiyorsunuz?”

Musahipler, sağ el göğsün solunda pençe, sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağı üzerinde dar olup başparmaklarına niyaz ederler (kelley xwe dıbırın).
Bu duruş ve niyaz her durakta tekrar edilir.

Meydan erenleri (Ceme katılan ikrarlı canlar):

“Hü! Gerçekler aşkına ola!”

der ve onlar da kelley xwe dıbırın.

Musahip adaylarının bu duruşu masumiyetin ifadesidir.

 

“Hakk ve Hakikatte sizlerden razı ola.
Xızır yardımcınız ola. İkrarınız, şahitliğiniz ebedî ola.” der ve Aşk niyazlarını sunar.

Sonra dardaki Canlara ve meydana döner:

“Gerçeğe HÜ erenler! İkrar için erkân olun.”

 

Rehber:

“Edep erkân! Gerçeğe HÜ!”

Asıl erkân şimdi başlar. Meydan sükût eder.

 

Duruş Düzeni

  • Divanın sol tarafına: “İkrar veren dört Can ile aileleri” (yani musahip kardeşlerin yaşayan ebeveynleri) dururlar.
  • Sağ tarafına: “Rehber, Rehber Ana, Mürebbi, Mürebbi Ana ve Cem Erenleri” yer alır.

Erkân bu duruş düzeniyle yürütülür.

 

Kadın kardeşler, öndeki erkek kardeşlerin sol işaret parmaklarından çaprazlamasına tutarlar. Erkeklerin boşta kalan elleri dizleri üzerine serbest bırakılır. Dördü birden başlarını hafif sol öne eğerler.

Kemer bağlama başlar.

  • Birer kemeri Rehber Ana ve Rehber, sağ baştaki bacı ve erkek kardeşin önüne bırakır.
  • Diğer kemerler Mürebbi Ana ve Mürebbi tarafından sol baştaki bacı ve erkek kardeşin önüne getirilir.
    (Eğer Rehber ve Mürebbi toplamda 4 can değilse, kemerleri ikrarlı başka musahipler de bağlayabilir.)

 

İkrar Gülbangı

Analar, erkek musahiplere; Mürebbi ve Reyber de bacı musahiplerin kemerlerini bağlar. Pir ikrar gülbangını okumaya başlar. Yeni Musahipler de tekrar eder:

 

“Gerçekler aşkına ola!
Düşünceyi doğru düşüneceğim, sözü doğru söyleyeceğim, işimi doğru yapacağım!”

(Burada durulur. Kemer önce erkek kardeşlerin, sonra bacıların beline bir kez dolanır. Meydan erenleri “Gerçekler aşkına!” der ve kelley xwe dıbırın yapar. Pir:
“Gelemezsiniz, yol zordur, yürüyemezsiniz.” der. Sessizlik olur.)

Devam edilir:

“Elime – toprağıma, dilime – ana dilime, belime, evladıma sahip olacağım!”

(Kemer bu kez ikinci kez dolanır. Tekrar meydan erenleri: “Gerçekler aşkına!” – kelley xwe dıbırın. Pir yine: “Gelemezsiniz…”)

“Eşime – yoldaşıma, haldaşıma, işime ve aşıma sadık olacağım. İkrar verir, itikatla bağlanırım!”

(Kemer üçüncü kez dolanır. İlk düğüm bağlanır. Tekrar meydan erenleri: “Gerçekler aşkına!” – kelley xwe dıbırın. Pir: “Gerçeğe HÜ.”)

 

Yeni musahipler tekrarlayarak üç düğümü bağlarlar:

“İkrar verir, itikatla bağlanırım!”
(Birinci düğüm)
“İkrar verir, itikatla bağlanırım!”
(İkinci düğüm)
“İkrar verir, itikatla bağlanırım!”
(Üçüncü düğüm, meydan erenleri “Gerçekler aşkına!” diyerek niyaz olur.)

 

 

Pençe Erkânı

Pir:

“Aşk ola erenler! Pençe için Edep-Erkân.”

Rehber, erkek kardeşleri yüz üstü yere yatırır; başları Ocağa dönük, eşikten yana. Ayak parmakları mühürlü ve bitişik. Üstleri beyaz örtüyle örtülür (Mürşit Ana ocak başında oturur).

Kadın kardeşler birbirlerinin ellerinden tutarak, erkek kardeşlerin ayak uçlarına çapraz çökerler. Dâr-ı Fazlıdadırlar.

Burada yürütülen erkân, “Can verme / ölme ve yeniden doğma” erkânıdır. Hakk’tan gelip, Hakk ile Hakk olmaktır. Doğum kapısından doğarak kendini gerçeklemedir. Kendini gerçekleyen Hakk’tır.

Meydan Erenleri, Rehber, Mürebbi; herkes Mansur darında durur.

 

Pir Darık veya sağ eli ile sırtlarına hafifçe dokunarak der:

“Gerçekler aşkına!
Ya Hakk sahibi, Mürşit Ana nazarını esirgeme!
Ya Xızır, ikrarlarına haldaş, yollarına yoldaş ol; şaşırmasınlar.
Ya vardan var eden, doğan, doğuran, esirgeyen, bağışlayan; Gerçek Dar-ı Didarı kabul eyle.
Üçlerin birliğinde, beşlerin sırrında,
Pir Ocağının narında, on yedi kemerbestlerin katarından ayırma!
Ocaklarını gür, nasiplerini bol, sofralarını bereketli; soy ve süreğini hayırlı, uğurlu ve demli kıl.
Ay ve gün hanelerini şenlendire; ışığından, sıcağından, ateşinden mahrum etmeye.
Rehbersiz, Pirsiz, Mürşitsiz, İkrarsız kalmayalar!
Dört Cana, Sekiz Ata hakk ola, hakk biline!
Yoldaki güzellikler ikrarlılarınızı kucaklay’a.
Muhtaç olup haksızın kapısından hacet dilenmeyeler!
Hakk sırr-ı yüreklerinde hakikat ola; möhkem ola, kadim ola, Hakk’a yet’e.
İnsan’ı en yüce Hakk bileler! Gerçeğe HÜ!..”

 

Yerde yatan musahipler ve bacılar ayağa kalkar; tümü Mansur darına durur.
(Burada Fazlı darı, Nesimî darı ve Mansur darı olmak üzere üç dara durarak didar olurlar.)

Pir, Cem Erenlerini de dara kaldırır.
Darık ile veya sağ elinin pençesiyle üç kez musahiplerin sırtını sıvazlayarak der:

 

“İkrarınız Xızır aşkına, Hakk aşkına, Pir aşkına sonsuza kadar yürüye.”

Canların ikrarını pekiştirir, kutlar. Meydan erenleri:

“Gerçekler aşkına HÜ!”

der ve rızalık verir.

Ebeveynler de Cem erenleri ile birlikte ayakta Mansur darında bekler.

 

Pir Nasihat Eder

“Yılda yedi meydanda:
Gağand ile başlayan yardımlaşma günlerine… Hakk-Yolunda bu zaman ‘birinci Çile’ sayılır; 40 gün sonra
2. Çile başlar – Xızır günleri. 46 gündür.

Bu günlerde niyetlenip oruç tutacaksınız ve komşuya, ihtiyacı olanlara maddi-manevi paylaşımda bulunacaksınız.
Xızır ayı içinde Heft-Mal’da 5 ve 7 gün niyetlenip aşure kaynatacak, en az 7 komşuyla paylaşacaksınız.
Xızır günlerinde niyetlenip fakir-fukaraya lokma sunacaksınız.
Edep’li olacaksınız.
Ne yalan söyleyeceksiniz, ne de yemin edeceksiniz.
Dedikodu yapmayacaksınız. Tamah etmeyeceksiniz.
Elinizle koymadığınızı almayacaksınız.
Gözünüzle görmediğinizi ‘gördüm’ demeyeceksiniz.
Kulağınızla duymadığınızı ‘duydum’ demeyeceksiniz.
Özünüz ve sözünüz; öz öze, yüz yüze olacak – bir olacak.
Aldığınız gibi vermesini de bileceksiniz.
Kimsenin hakkını kimsede koymayacaksınız.
Bilmediğinizi daima bir bilene, Rehbere, Pire danışacaksınız.
Eksiklik yapmayacaksınız.
Birbirinizin çocuklarına ve kendi çocuklarınıza sahip olacaksınız.
Çocuklarınızın hakkını her zaman kendi hakkınızdan önce gözeteceksiniz ki, görev istemeye de hakkınız ola.”

Gulbank Sunar:

 

“Gerçeğin aşkı ile, ya Xızır.
Nar’da, niyazda, durduğunuz dar’da, verdiğiniz ikrarınızda;
Hakk ve hakikate ulaşa. Yolunuz aydınlık, menziliniz pak ola.
Hakk Meydanı’nda yeriniz daim ola. Erenler gönlünde muhabbetiniz var ola.
Xızır ikrarınızı daim eyleye, saklaya, bekleye. Gerçeğe HÜ!..” der.

Gülbank bittikten sonra Pir, lokmalarla birlikte getirilen kızıl elma için:
“İkrarınızın mühürü bu elmadır.” der.

Önündeki tepside hazır bulunan bir kızıl elmayı dörde böler ve her birine bir dilim verir.
Karşılıklı niyaz ile elma lokmaları alınır ve orada yenilir. Bu işlem bitince Pir,
“Şimdi görüşün, niyaz olun.” der.

Musahip kardeşler erkâna uygun olarak önce bacı–kardeş görüşürler.
Sonra Mürşit Ana’yla, Analara ve Pirlere görüşürler.
Görüşme, cemal–cemaldir.
El etek öpmek erkân değildir.

Mürşit Ana’nın, Pir’in, Rehber’in ve Mürebbi’nin omuzlarına niyaz olunur.
İkrarlı masum-u paklar (yeni Musahipler) Pirler Divanı karşısında dar’a dururlar.

Sonra kemer bağlayanların önünde dar’a dururlar.
Sonra da tüm meydan erenleriyle görüşülür, niyazlaşırlar.

Bu bittikten sonra Rehber, Musahipleri eşiğe yakın bir yerde (Ceme giriş ve çıkış kapısının eşiğinde) meydan halkasına katarak oturtur.
Cem erenlerinin hepsi didar olmuştur.

 

Dem Hizmeti

Meydana Saki gelir. Demini ikrar demi olarak sunar.
Saki, bir bardak doldurur ve Pir önünde dar olur:

 

SAKİ: “Destur Pirim, Hakk için dolu geldi. Dolumuz Pir Ocağında, nur için geldi. Dem ola, devran yürüye; Pirim himmet eyleye.” der.

 

Pir:  “Aşk ola.” diye yanıt verir.

Sâki, elindeki doludan bir damlasını delilin su dolu kabına damlatır ve dolusunu Pire uzatır.
Niyazda bulunur: “Aşk-ı nur ola” der.

Pir bu doluyu Mürşit Ana’ya uzatır; niyazlaşırlar.
Saki, birer dolu da Pirlere ve Analara sunar:
“Birer dolu Rehber Ana’ya, Rehber’e, Mürebbi Ana’ya ve Mürebbiyye. Aşk-ı nur ola.” derler ve niyazlaşırlar.

Sonra bir dolu erkek Musahipe, bir dolu bacı Musahipe verir. Musahipler, birbirleriyle paylaşırken:
“Aşk-ı nur ola.” derler.

 

Herkes, birbirinin dolusundan bir yudum alır.
Saki:

“Aşk-ı nur ola. Gittiği yer dert görmeye, arılığın duruluğun bâdesi ola.” der.
Cemal cemal niyazlaşırlar.

Sonra Saki, meydan erenlerine sırayla ikrar dem’ini dağıtır.
(Dem alınmadan sema dönülmez.)

Demi içen Musahip canlar, Cem Âşığı’nın sema nefesiyle sema dönerler.
Bitince Pir, sema Gülbankı sunar:

 

Sema Gülbangı

Tene Can, Yola ışık olan Kâinat’ın aşkıyla.

Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.
Semalar saf ola. Saflar nur ola. Çark-ı pervazınız evrenle bir ola. Muratlar hâsıl ola.
Güzellikler çok ola. Semanız evrenin seması ola. Seyr-i sülûk içinde ola (Seman Yolu’nun döngüsü gibi).
Hakka yete, birliğinize dirliğinize delil ola.

Dem-i devranınız kutlu ola. Döndüğünüz çark-ı pervazlar sizlere hayır himmet vere.
Eksikleri tama yazıla. Canlar Hak Yolunda doğruluktan ayrılmaya.

Erenlerin darında, didarında, katarında yürüye.
Hakk ve hakikatın gerçeği bizleri sır-ı hakikatten mahrum etmeye.

Sema’ya giren, gönüllerini katan canlar, hizmet görenler, Pir’in hakikatinde şefaat göre.

Dil bizden, Nefes BaMaSor Pir’den ola.
Ya Xızır sen gerçeksin, Gerçeğin döngüsüne HÜ.

 

 

 

 

 

Son Bölüm

İkrar bağlanmıştır. Bundan sonrası normal muhabbetle geçilir ve Cem sonlandırılır.

 

 

MUSAHİB OLMANIN SORUMLULUKLARI NELERDİR?
Musahiplikte kimin ne kadar sorumluluğu, ne kadar hakkı var?
Musahip İkrar-Erkânında, ikrar veren canlara ve Ceme katılan tüm canlara ikrarın hukuku, hakları ve sorumlulukları Rehber tarafından teferruatlı anlatılır.

Bu teferruatlar uzun olduğu için, ikrarlı eşlerden biri Hakk’a yürüyünce meydana gelecek olan o eşin yeri ve görevleri nasıl ve hangi sorumluluklarla doldurulacak, bunu en doğrusu Hakk’a varan canın kırkında yapılan Dar erkânındaki anlatımlar ile açıklayalım.

 

KIRK-ERKANINA

Cem-meydanı açılır, rızalık alınır. Bu rızalık, erkânı yürütmek için Pir kendisi ve hizmet edenler için rızalık ister ve alır.
Erkânda: Pir, Cem Âşığı yani Zakir, süpürge hizmetini sunan, delil uyandıran ve lokmaları dağıtanlarla 7–8 can hizmet sunarlar. Süpürge çalınır, deliller uyandırılır. Pir süpürge ve delil gülbangı verir.

Erkâna katılan canlarla kırk erkânı, kısa ikrar ve dar Cemi yapılır ve burada musahiplik ikrarında verilen sorumluluklar, musahipe hatırlatılır. Musahip ve acılı aile dar’a dururlar.

Musahip ailesi canlar, geride kalan dul eşe (erkek/kadın fark etmez) ve çocuklarına bundan sonraki yaşamında mağdur olmamaları için tüm sorumlulukları üstlenir. Ayrıca Hakk’a yürüyen canın vereceklerine, verecekleri varsa bu erkânda hal edilir.

Ceme davet edilen, özellikle (ve daha önce Hakk’a varan canın üçüncü güne kadar 3 ikrarları aile ve ailenin ihtiyaçlarını giderir. Üçüncü günde itibaren 37 aileye lokma çıkarılır.

Toplam 40 aile olur. 40 gülbang ile kırk erkânına gidilir. O aileler erkâna mutlaka katılırlar. Bu Cem “Kırklar Cemi”dir.)

 

Kırk aile önünde musahip söz verir.
Onlar da şahit olurlar. Şahitlik yapan canlara Pir sorar:
“Şahit misiniz?” — “Şahidiz” derler.

Pir onlara hatırlatır:

“İkrarda birinci sorumluluk musahip ailenindir.
İkinci sorumluluk Dar erkânına katılan canlarındır.”

“Musahip canımızın başına bir iş gelirse bu ailenin ihtiyaçlarını karşılayamazsa, siz şahitlik yapıp ikrar verdiniz. Verdiğiniz ikrarla imece usulü, bu ailenin sorumluluğunu üstlenmiş oluyorsunuz. Buna da rızalığınız var mı?”
Ve rızalık alınır.

“Hep soruyorlar; bu 40 lokma, 40 kapı, 40 gülbang olmasa olmaz mı?”
Olmaz. Sebebi işte sorumluluktur.

Bu 40 erkânı ve 40 aile olmazsa, kim bu acılı ailede yetim kalanların gelecekte sefalet içinde kalmamalarını garantiler?
İşte bunun içindir.

 

Pir erkân gülbangı verir. Darlar Didar olur.

Hani deriz ya: “Dardan indirme erkânı” bu darların Didar olmasıyla olur.
Kim dar’a iner? Musahip eşleri ile dul eş ve çocuklar dar’dan indirilir.
(Hakk’a varmış olan can dar’dan indirilmez tabii ki. Neden? Çünkü Hakk Yolu Alevilik yaşayanlara ve var olanlara hizmet verir.)

Sonra lokma gülbangı verilir. Buna “Hakikat Gülbangı” denir.
Yemekten sonra Pir sofra gülbangı sunar.

Meydana süpürgeyi çalıp meydana hizmete açan can süpürgeyle meydanı sırlar.
Meydanı ve gönülleri karanlıktan aydınlığa getirip delil uyandıran can, delilleri sırlar.

Pir ikisine de gülbang verdikten sonra “Gidene Durana Gülbangı” ile erkânı bitirir.

 

Musahiplik erkânında; kederde, tasada, sevinçte yan yana olacaklarına ve “eşler dışında yaşamda her şeyin eşit ve ortak olduğuna” verilen o sahiplenme bu erkânda hatırlatıldı.

MUSAHİB = Ana ve Sahip’in = Ananın çocuklarına sahip olması gibidir.

Diğer ikrarlar gibi, musahiplik de Aleviliğin en önemli sigortasıdır denilmesi de bundandır.

Aşk ile…

 

Gelecek makalemizde/yazımızda Marifet Kapısı’nda Ariflerle sohbet edeceğiz.

 

Sevgili Canlar

Bizi hanelerinize, gönlünüze mihman ettiniz. Aşkı niyazlarımızı sunarız.
Umarız sizler musahiplik erkânını ve ikrarını anlaşılır bir dille sunduk.

Hayat sizleri sevgi ile kucaklasın.
Gündüzleri güneş, geceleri ay sizlere huzur vere…
Xızır cümlenize yaren ola. Darınıza, çarınıza yetişe.

Aşk ola Canlar. Gerçeğe HÜ.

Kaynaklar:

  • Seyid Kekko Koçak (Babam) el yazmaları
    • Haşim Kutlu – Yol Erkân Meydan, Bozatlı Xızır ve Kızılbaş Kadını
    • Mehmet Kabadayı – Hakk ve Hakikat Aşkına Yolu Yürütenler 1–2. Cilt
    • Hasan Harmancı – 99 Soruda Alevilik
    • Hüsnü Gürbey – Kadim Kürt İnanışı Kızılbaşlık, Kökeni, Evrimi ve Felsefesi
    • Etem Xemgin – Mazda İnancında Aleviliğe
    • Pir Ali Bali – Alevi İnancı Hizmetleri
    • Başköylü Seyyid Hasan Efendi – Hakk’ın Emir Rızası
    • Piri Bela (Haydar Buga) – Unutturulmak İstenen Gerçekler Alevilik
    • Aşık Ali Metin – Pençe-i El Aba
    • Esat Korkmaz – Kırklar Cemi

 

Ayrıca her zaman danıştığım Bilge İnsan Pir Mahmut Yıldız’a katkılarından dolayı ve diğer yazarlara, Pirlere aşkı niyazlarımı sunarım.

 

26 Eylül 2024 ve 8.11.2025
Berlin – Eli MaSor AK

Fotoğraf: Semah ve Delil DAB Sayfasında, Alev Xızır ayında kendi Ocağımızda