LAİK, DEMOKRATİK CUMHURİYET VE ZORUNLU DİN DERSLERİ (Mehmet Kabadayı)

LAİK, DEMOKRATİK CUMHURİYET VE ZORUNLU DİN DERSLERİ (Mehmet Kabadayı)

   “Zulme sesiz kalan bir gün zulme uğrar, haksızlığa karşı durmak insanın onurudur.”

-Yaşar KEMAL-

1982 Anayasası Madde 2. de Türkiye Cumhuriyeti, “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devlettir” diyor. Laik, Demokratik Cumhuriyet? Laik, Demokratik Cumhuriyet, egemenliğin bir sınıfa, hanedana ya da ayrıcalıklı zümreye değil; doğrudan halka ait olduğu yönetim biçimidir. Aynı zamanda Laik, Demokratik Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değil; eşit yurttaşlık, adalet ve özgürlük temelleri üzerine kurulu bir toplumsal düzen’in ifadesidir. Üzülerek belirteyim ki, Cumhuriyet’in birinci yüz yılında rejim tam anlamıyla demokratikleşememiş, laiklik ilkesini de tekçi anlayış çerçevesi içerisinde yorumlamıştır. Cumhuriyet’in birinci yüz yılında (son 100 yıldır) yaşadığımız sıkıntıların ana kaynağının birincisi demoratikleşememe sorunu oluşturuyor. İkincisi ise laiklik ilkesinin tekçi anlayış çerçevesi içerisinde yorumlamasından kaynaklanıyor diyebiliriz.

Eğitim sistemimiz içinde “Çocuğun üstün yararı” ilkesine aykırı olmasına rağmen 43 yıldır uygulanan Zorunlu Din Dersi adı altında bir ders var… 1982 Anayasası ile (14. Madde), Din Kültürü ve Ahlak Öğretimi, ilk ve orta öğretimde zorunlu hale getirilerek, 1982-1983 öğretim yılından itibaren “Din ve Ahlak Bilgisi” adı altında uygulamaya konuldu ve İlkokullarda 4 ve 5 sınıflar da, ortaokulların bütün sınıflarında “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” adıyla okutulmaya başlandı. O tarihten itibaren bu ders zorunlu olarak okutulmaktadır… Zorunlu din dersiyle bir dinin, bir mezhebin kavram, kural ve ritüellerinin devlet eliyle çocuklara dayatılması başta çocuk hakları olmak üzere laiklik, eşitlik ve de Anayasa 24. Madde de yazan “herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir” ilkesine aykırı bir durumdur. Her şeyden önemlisi de ‘eğitimi’ bir asimilasyon aracı haline getirip bir başka inancın (öğretinin) çocuklarını asimile ederek dönüştürmek çocuk hakları ihlalidir.

Demokratik ve laik bir ülkede (rejimde) zorunlu din dersi gibi bir ders olmaz! Çünkü laik eğitim; dinden emir almayan düşünce ve davranış biçimidir. Laik eğitim; dogmatik değil, akılcı ve bilimsel eğitimdir. Diğer bir önemli konu da laiklik yalnızca eğitim alanında geçerli bir ilke değildir. Her tür düşünce özgürlüğünü, yönetim, hukuk ve kültür konularını da kapsar. Bu anlamıyla da laiklik ilkesi gereği toplum ve bireyler tam olarak özgürdürler yani inançları, inançsızlıkları, hangi dine ve inanca inanacakları ya da inanmayacakları yalnızca kendilerini bağlar. Bireyin ya da toplumun inanıp ya da inanmama meselesi devleti ve ikinci şahısları ilgilendirmez. Çünkü inanma ya da inanmama özgürlüğü tıpkı diğer hak ve özgürlükler gibi mutlaktır. Bu bağlamda bireylere, topluma ve de her şeyden önemlisi çocuklara yapılan her türlü dinsel, politik ve sosyal, kültürel baskı insan haklarına aykırıdır…

Din, vicdan ve inanç özgürlüğü en önde gelen temel haklardan biridir. Yukarıda da belirtiğimiz gibi her yurttaşın (insanın) istediği gibi inanma ya da inanmama özgürlüğü vardır. Her yurttaş (insan), kendi dinini ve inancını istediği biçimde yorumlama hakkına sahiptir. Fakat bu durum, kendi dışındakilere, kendi dinini ve inancını (öğretisini) dayatma hakkını vermez. Bir grubun kendi inandığı dini kast ederek; “dinin gereği budur” diyerek başka bir inanç grubuna baskı yapması söz konusu olamaz. Baskı ve dayatma din, vicdan ve inanç özgürlüğüyle bağdaşmaz bir durumdur. Zira yurttaşların (insanların) dinine ve inancına müdahale etmek laik ilkesiyle çelişir bir durumdur. Bu anlamıyla Anayasa’sında laikliği temel ilke olarak kabul etmiş olan devlet (iktidar), yurttaşına din ve bir din’in yorumunu dayatamaz, her Din’e ve İnanca (öğretiye) eşit mesafede durur. Aynı zamanda bütüncül bir şekilde tüm yurttaşların din, vicdan ve inanç özgürlüğünü güvence altına almakla ve korumakla yükümlüdür.

    Sonuç olarak: çocukların zorunlu eğitime tabi tutulduğu bir sistemde haktan, adaletten, eşitlikten, demokrasiden ve barıştan asla söz edilemez. Bu nedenledir ki, Anayasasında ‘laik ve demokratik, sosyal hukuk devletidir yazan devletin (iktidarın) görevi; dinlere, inançlara, inananlara ve inanmayanlara karşı aynı (eşit) mesafede durmak; çok dilli, çok inançlı ve çok kültürlü olan coğrafyamızda toplumun bütününü kapsayacak (kucaklayacak) şekilde davranarak ve yıllardır yaşanılan tüm adaletsizlikleri, eşitsizlikleri ortadan kaldırarak din, inanç ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alarak yurttaşların tümünü barış ve huzur içinde yaşatmak zorundadır…

43 yıldır uygulana zorunlu din derslerine son verilmesi dileğimle; demokrasinin, barışın, sevginin ve kardeşliğin hâkim olduğu; dili, dini, inancı, öğretisi ve etnik kökeni ne olursa olun insanların birbirlerine saygı ve sevgi gösterdiği; savaşların, katliamların ve ölümlerin yaşanmadığı; barış dilinin egemen olduğu bir yıl (2026) diliyorum. Hızır cümlemizin yar ve yardımcısı olsun.

 

Sevgiyle. Aşk ile.  /  Mehmet Kabadayı

#eşityurttaşlık
#çocuklar
#barış
#adalet
#demokrasi