HAKİKATÇİ ALEVİLİKTE VARDAN VAR OLMAK  – Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

HAKİKATÇİ ALEVİLİKTE VARDAN VAR OLMAK  –

Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
Varlık Anlayışının Kaynağı: Yoktan Değil, Sonsuz Potansiyel Olan Vardan Var Olmak
Hakikatçi Alevilik, evreni, doğayı ve insanı bir bütün olarak gören ve bu bütünlüğü “Hakk” olarak adlandıran kadim bir felsefi öğretiye dayanır. Bu öğretide, evrenin ve yaşamın kaynağı yokluk değil, varlığın kendisidir. Yani “Vardan var olmak”, Alevi düşüncesinde yaratılış mitoslarını, tanrısal müdahaleleri ya da dogmatik başlangıçları reddeder. Var olan her şey bir başka var olandan meydana gelir, dönüşür, çoğalır ve biçim değiştirir.
Hakikatçi Alevilikte yoktan yaratılma düşüncesi, Tanrı merkezli semavi dinlerin temel inanç kalıplarına aittir ve bu düşünce, Alevi öğretisinde yer bulmaz. Çünkü Alevilik, insanın ve evrenin özünde Hakk’la bir olduğunu, bu nedenle herhangi bir dışsal yaratıcıya ihtiyaç duyulmadan “özden öz’e” bir var oluşun gerçekleştiğini savunur.
Bu anlayışta “Varlık ezelidir”, yani başlangıcı ve sonu yoktur; yalnızca değişim ve dönüşüm içindedir. Tohum toprağa düşer, yeşerir, çürür ve tekrar toprağa karışır. İnsan da doğar, gelişir, yaşar, ölür ve bedeni toprağa karışarak yaşam döngüsüne yeniden katılır. Bu, Alevi öğretisinde ‘’DEVRİ DAİM’’ doğanın döngüsel yasası olarak kabul edilir ve kutsaldır.
Hakk’ın Kendisi Olan Varlık: İnsanın ve Evrenin Özde Birliği
Alevilikte “Hakk” yalnızca soyut bir varlık değil, evrenin, doğanın ve insanın içindeki özü ifade eden gerçekliktir. Bu anlayışa göre Hakk, bir tanrı değil; varoluşun kendisidir. Bu varoluş, ne yoktan ne de dışsal bir gücün buyruğuyla olmuştur; her şey Hakk’ın kendisinden doğmuş, Hakk’la birlikte var olmuştur.
Bu bağlamda insan, doğa ve evren birbirinden ayrılmaz bir bütündür. İnsan, evrenin bir yansımasıdır; evren, insanın bir aynasıdır. Alevilikte “En-el Hakk” (Ben Hakk’ım) söylemi, bu birlik anlayışının bir ifadesidir. İnsan, Hakk’ı dışarıda değil, kendi özünde aramalıdır. Çünkü var olan her şey, Hakk’ın bir parçasıdır; dolayısıyla insan da Hakk’tan ayrı değildir. Bu düşünce, “varlıkta birlik” öğretisinin temel taşıdır.
Bu nedenle Hakikatçi Alevilikte evrene, doğaya ve insana saygı göstermek bir ibadet değil, varlığın özüne rıza göstermek, onunla bir olmak anlamına gelir. Vardan var olma öğretisi, insana “yaratılmış” bir varlık değil, yaratıcı potansiyeli kendi içinde taşıyan bilinçli bir varlık olma sorumluluğunu yükler.
Bilimsel ve Felsefi Zemin: Madde, Enerji ve Dönüşüm Yasası
Hakikatçi Alevilik, varlık anlayışını yalnızca bir inanç konusu olarak değil, aynı zamanda bilimsel bir gerçeklik olarak da değerlendirir. Modern bilim, hiçbir şeyin yoktan var edilemeyeceğini, yalnızca bir halden başka bir hale dönüşeceğini söylemektedir. Bu, Alevi öğretisinin bin yıllardır savunduğu “vardan var olma” düşüncesiyle birebir örtüşür.
Evrendeki her şey; atomlar, yıldızlar, toprak, su, ateş, hava ve canlılar bir dönüşüm zincirinin halkalarıdır. Hiçbir şey yoktan gelmemiş, yokluğa da gitmemektedir. Ölen bir canlının bedeni toprağa karışır, toprakta başka canlılara hayat olur, su buhar olur göğe çıkar, yağmur olur tekrar yeryüzüne döner. Bu döngü, “var olanın sürekli başka bir biçimde var olmaya devam etmesi” demektir.
Bu anlayış, Hakikatçi Alevilikte “ölüm” kavramını da farklı bir boyuta taşır. Ölüm bir son değil, bir halden başka bir hale geçiştir. Bir insan öldüğünde yalnızca bedensel varlığı son bulur; özü, bilgisi, sevgisi ve emeği topluma ve doğaya karışır. Bu yüzden Aleviler, ölüyü “Hakk’a yürüdü” şeklinde tanımlarlar. Çünkü aslında Hakk’tan gelmiş, Hakk’ta yaşamış ve Hakk’a dönmüştür.
Vardan Var Olmanın Ahlaki ve Toplumsal Boyutu
Hakikatçi Alevilikte “vardan var olmak” yalnızca evrenin oluşumu ile ilgili bir felsefe değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk alanıdır. Çünkü insanın Hakk’tan ayrı olmadığına inanmak, ona bireysel bir bilinç ve toplumsal bir görev yükler. Bu görev, sadece kendi varlığını sürdürmek değil; başkalarının varlığını da korumak, geliştirmek ve rızalıkla yaşamak üzerine kuruludur.
Eğer her can Hakk’tan ise, kimsenin kimseyi küçümsemeye, dışlamaya, sömürmeye ya da yok saymaya hakkı yoktur. Çünkü her varlık Hakk’ın bir parçasıdır, her birey evrensel varoluş zincirinin bir halkasıdır. Bu anlayış Alevilikte toplumsal eşitlik, paylaşım, dayanışma ve rızalık ilkeleriyle hayata geçirilir.
Bu nedenle “vardan var olma” öğretisi, sınıfsız, sömürüsüz, barışçıl bir yaşamın da temelidir. Alevilikte insan eline, diline, beline sahip olarak kendisini eğitir; kendisini eğiten insan, toplumunu dönüştürür. Bu dönüşüm, kendi içindeki Hakk’ı fark eden bireylerin bir araya gelmesiyle gerçekleşir.
Toplum, özünü bilen bireylerin birliğinden doğar. Bu birlik, “Rıza Şehri” olarak simgelenir. Rıza Şehri, insanların birbirine karşı değil, birbirleriyle birlikte yaşadığı bir hakikat topluluğudur. İşte vardan var olma düşüncesi, böyle bir toplumun ruhsal ve felsefi temelini oluşturur.
Varlığın Alev-i Olarak İnsan
Hakikatçi Alevilik, insanı yalnızca düşünen bir varlık olarak değil; düşüncesini sevgiyle harmanlayan, emeğiyle yoğuran ve evrenle bir olan bir hakikat varlığı olarak görür. İnsan, doğanın bir parçası değil; doğanın bilincidir. Bu bilinç, “vardan var olma” ilkesiyle anlam bulur. Çünkü o, Hakk’ın özünden gelen bir kıvılcımdır: “Alev”dir.
Alevilikte bu yüzden cana kıymak, doğayı kirletmek, emeği sömürmek, yalan söylemek yalnızca birer ahlaki suç değil; Hakk’a ihanettir. Çünkü Hakk, dışsal bir varlık değil, içimizdeki hakikattir. Bu nedenle Hakikatçi Alevilik, dışsal tapınmalardan değil; içsel uyanıştan ve toplumsal vicdandan doğar.
Vardan var olmak, insanın yalnızca doğayla değil, toplumla da barış içinde yaşamasını şart koşar. Her şeyin özünde Hakk olduğunu bilen bir insan, kendini de, başkasını da, evreni de kutsal bilir. Bu bilgi, bireyi kemale, toplumu Rıza Şehri’ne ulaştırır.
VARDAN VAR OLDUK
Yoktan var olmadık, özden geldik biz,
Topraktan, havadan sudan, ışıktan .
Evrenle birdir her canın cemali,
Aynadır insana kâinatın cevheri.
Ne cennet umarız, ne de cehennem,
Sevgiyle yoğrulur özümüzde dem.
Her nefes bir sırdır, her an bir âlem,
Vardan var olduk, budur öz benligimiz.
Birliktir yolumuz, Hakk’tır gerçeğimiz,
Her canda çırpınır hakikat dirligimiz.
Neye bakarsan bak, gör yeter ki biz,
Topraktır, havadır sudur, ışıktır canım.
Dönüşür her zerre aşkın ateşinde,
Her varlık dirilir özdeş bileşimde.
Yokluk bir yalandır hakikat düşünde,
Var olanla yürür gerçek yolumuz.
İnsan evren kadar geniş ve derin,
Bilgiyle örülür gönlümüzde yerin.
Elinde sevdayı, dilinde kelam derin,
Kendini bilenler bilir Hak bizdedir.
Ağaçta dal, suda damlayız biz,
Semahla döneriz, halkayız biz.
Her biri bir özdür, aynıyız biz,
Birlikte Hakk olur Hakka döneriz.
Aşkla yoğrulmuşuz, emekle güce,
Doğayla barışık, can ile yüce.
Dönüşen her canın yönü bize,
Devrimi Vardan varız, hakkız biz.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )