TEMEL FARKINDALIK – NEDEN HAKİKATÇİ ALEVİLİK?
Aleviliği Neden Yeniden Düşünmeliyiz?
Bugün Alevilik üzerine yapılan tanımlar, yorumlar ve uygulamalar büyük ölçüde bozulmuş, hakikatinden koparılmış ve çoğu zaman egemen inanç sistemlerinin gölgesinde şekillenmiştir. Bu nedenle ilk sorumuz şudur:
Biz kimiz ve hangi yolda yürüyoruz?
Bu sorunun cevabı için Aleviliği sadece bir kimlik ya da gelenek değil, bir yaşam felsefesi, bir hakikat yolu olarak yeniden düşünmemiz gerekiyor.
TARİHSEL TAHRİBATIN ANALİZİ:
Asimilasyon politikaları: Alevilik yüzyıllar boyunca devletler ve iktidarlar tarafından bastırıldı, karalandı, dönüştürülmeye çalışıldı.
İslamileştirme baskısı: Alevilik, İslam’ın bir mezhebi gibi sunularak özgün öğretileri yok sayıldı.
Diyanet ve resmî tanım oyunları: Devlet, Aleviliği kendi kontrolüne almak için “kültür” veya “inanç içi cemaat” olarak tanımlamaya çalıştı.
Modern yozlaşma: Günümüzde bazı Alevi kurumları bile özden uzaklaşarak “diyanetle eşitlik” ya da “mezhep statüsü” arayışına girdi.
NEDEN HAKİKATÇİ ALEVİLİK?
Hakikatçi Alevilik, bu yozlaşmaya karşı bir duruştur.
Bu öğreti:
Hiçbir dine ya da mezhebe bağlı değildir.
İnsanı, doğayı ve evreni kutsal gören;
rızalık, sevgi, bilgi ve paylaşım üzerine kurulu bir yaşam felsefesidir.
Kökleri binlerce yıl öncesine, Mezopotamya ve Anadolu’nun ışıkçı, doğacı, eşitlikçi inançlarına dayanır.
Bilimsel düşünceyle barışık, dogmalardan arınmış bir hakikat yoludur.
YENİDEN DÜŞÜNMEK NE DEMEK?
Aleviliği yeniden düşünmek, onu: İslam’dan kurtarmak,
devletin tanımından arındırmak, geleneksel ama dogmatik kalıplardan özgürleştirmek, özüne, yani insan, doğa ve evrenle uyumlu bir bilgi yoluna dönüştürmek demektir.
BİR DÖNÜŞÜM :
Kendimizi ve yolumuzu hakikat aynasında yeniden görmek için.
Her türlü inanç dayatmasına, biat kültürüne, kulluk sistemine karşı düşünceyle, sevgiyle ve bilgiyle direnmek için.
“Ben bu yolda varım” diyen herkesin yeniden doğması için.
SORULARLA DERİNLEŞTİRELİM:
Bugüne kadar bize öğretilen Alevilik ile Hakikatçi Alevilik arasında nasıl farklar var?
Aleviliği bir din değil de bir felsefe olarak düşündüğümüzde, hangi kavramlar öne çıkıyor?
Kendi yaşamında Alevilik ne kadar “yaşanan” bir değerler bütünüdür, ne kadar sadece “anımsanan” bir gelenektir?
Hakikatçi Alevilik, bugünün dünyasına nasıl bir çözüm sunar?
“Yol’un Hakikat Aynası”
Karanlık basınca çerağ söner mi,
Hakikat variken gönül döner mi?
Yüz çeviren olsa, özden gecer mi,
Rıza meydanında sırlar görünür.
Yol dediğin aşkın ateşiyle yanar,
Dilinde sevgiyle, kelamdır yazar.
Ne sarık, ne nişan, ne ferman arar,
Özde doğan canla hakikat bulunur.
Yaradılış değil, varlıkta varız,
Doğanın dilinde öz ile harız.
İnsanla başlar her ışık arız,
Kâmil olan bilir, özde durulur.
Rıza şehridir yolun hedefi,
Ne malda, ne mülkte hevesi.
Paylaştıkça artar insanın keyfi,
Gönül terazinde cânlar sorulur.
Devrimî der: Bu yol barışla dolu,
Sevgiyle örülür her canın yolu.
Eline, diline, beline sahip dolu,
Hakikat yoldaş, sırdaşın olur.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

