BÖLÜM 9 : YAS-I, MATEM GERÇEĞİ….. Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

BÖLÜM 9 : YAS-I, MATEM GERÇEĞİ……

Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
Cumhuriyet Dönemi ve Devlet Kontrollü Alevilik
Saltanattan Cumhuriyet’e Değişmeyen Zihniyet
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Alevi toplumu umutlanmış; eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve baskısız bir yaşam beklentisi içine girmiştir. Ancak Osmanlı’dan devralınan “Aleviliği kontrol altında tutma ve dönüştürme politikası”, biçim değiştirerek devam etmiştir. Bu bölümde, Cumhuriyet dönemi boyunca Aleviliğe karşı yürütülen kurumsal, kültürel ve ideolojik müdahaleler detaylandırılacaktır.
Laiklik Söylemi Altında Görünmezleştirme
1925’te çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu ile Alevi dergâhları da kapatıldı.
Bu süreçte Alevilik “laiklik” gerekçesiyle yok sayıldı; ne tanındı, ne de anayasal güvenceye alındı.
Diyanet yalnızca Sünni İslam’a hizmet ederken, Alevilik resmî olarak yok hükmüne getirildi.
Devletin Tanımladığı “Mahkul Alevilik”
Alevilik, folklorik bir unsur gibi görülmeye başlandı.
“Ali sevgisiyle süslenmiş, devlete sadık, mezheple uyumlu bir Alevilik” modeli inşa edildi.
Bu modele uyan dede ve dernekler desteklenirken, özüne bağlı kalan Hakikatci yapılar ötekileştirildi.
Pir yerine konan, Dedelik Kurumunun Dönüştürülmesi
Dedelik, Cumhuriyet döneminde resmî veya resmî olmayan şekilde kontrol altına alındı.
Seyyidlik iddiaları meşrulaştırıldı; Evladı Ressul, Seyyidi sadet şecerecilik öne çıkarıldı.
Yol bilgisi olan, halkın içinden gelen pirler, devlet destekli yapılar içinde marjinalleştirildi.
Alevi Kimliğinin İnkârı ve Asimilasyon Politikaları
Alevilik bir inanç değil, ( İNANCI DİN İLE KARIŞTIRMAYALIM )sözüm onlara bir “mezhep” veya “gelenek” olarak gösterildi.
Alevi çocukları hâlâ zorunlu din derslerine sokulmakta, camilere yönlendirilmektedir.
Bu politikalar, Aleviliğin inançsal niteliğini yok etmeye yönelik asimilasyon süreçleridir.
Devletin Kontrol Ettiği Alevilik Temsili
Cemevleri tanınmazken, “Alevi dedesi” adıyla görevlendirilen kişiler kurumlara konuşmacı olarak gönderildi.
Bazı Alevi kurumları, devletle yakın ilişkiler kurarak kendi inançlarını bir “temsilci mezhebe” dönüştürdü.
Bu, Aleviliğin içeriden denetim altına alınması anlamına gelir.
Bugünkü Durum ve Direniş Alanları
Bugün hâlâ Alevilik anayasal güvenceye sahip değil.
Cemevleri Hakikatci merkezler olarak sayılmıyor, Alevi inancı resmî inanc olarak tanınmıyor.
Ancak özüne bağlı Alevi toplulukları, bu dönüşüm projelerine karşı direnmekte ve Hakikatçi Alevilik ekseninde yeniden yapılanmaktadır.
Yani Sonuç: Cumhuriyet Dönemi, Sessiz Asimilasyon Dönemidir
Osmanlı’nın zorbalığı yerini Cumhuriyet’in “sessiz ve sistematik asimilasyonuna” bırakmıştır. Devletin makbul gördüğü Alevilik şekillendirilmiş, özgün ve hakikat merkezli inanç biçimi ya bastırılmış ya da yok sayılmıştır. Bugün, devletten bağımsız, halktan yana, doğaya ve hakikate sadık bir Alevilik anlayışı yeniden inşa edilmek zorundadır.
“İsimlerle Örtüldü Yol”
Devrimî
Her can kendisi özde ışıktı,
Hakikatle yanar, irfanca pişikti.
İmam dedik, 12 sıra kurduk,
Adla yola yolaga gölge düştü.
Ehlibeyt’ti sözde soyla gelen,
Oysa bizdik yolda semah dönen.
Aileden ilahi tanrı çıkmaz, bilen,
Hak özdedir, sen hakikati bilirsen.
Deyişlerde sıra, sıra dizilen,
On iki ad, her bir ara gezilen.
Unutuldu insan özü, görünen,
Kaldık ismi aradan, hak dersen.
Cemde diller, şimdi Ali derken,
Canın özü kalmaz, tabi erden.
Adla döner çarkı yalan devran,
Aşk susarken, imamlar konuşur.
İkrar verdik, hak yoluna biz,
Düşmedik ne soy, ne sopuz.
Pirlik ilimle, bilimle yürünür biliriz ,
Soy’suz olmaz, yakışır hak divana.
Kutsal değil bizde hiçbir isim,
Hakikatle yanar varlıkta cisim.
Ne Ali’dir, ne Hüseyin neşlim,
Canın özüdür gerçek bilirim.
Bugün canlar kalksın dara,
İsime değil, yön dön vara.
Ne imamda, ne ehlibeytte ara,
Yol yürünür aşkla vardan nara.
Devrimi derki cölde gezen,
Aşlını imamlar’dan yana dizen.
Bizde Alevi’yiz diye yolu bozan,
Bu hatsizlerden hiç değilim.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )