BÖLÜM 8 : YAS-I, MATEM GERÇEĞİ…… Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

BÖLÜM 8 : YAS-I, MATEM GERÇEĞİ……

Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
Osmanlı’nın Alevilik Üzerindeki Baskı ve Manipülasyonları
İktidarın İnanca Müdahalesi
Osmanlı İmparatorluğu, kuruluşundan itibaren Sünni İslam’ı devletin resmi ideolojisi olarak benimsemiş ve bu doğrultuda farklı inançlara karşı baskıcı politikalar geliştirmiştir. Alevilik, yalnızca bir inanç değil, aynı zamanda devlete, saraya ve zorbalığa karşı duran özgürlükçü bir halk felsefesi olduğu için özellikle hedef alınmıştır. Ancak baskı sadece fiziki değil; aynı zamanda kurumsal, kavramsal ve , özsel bir manipülasyonla da derinleştirilmiştir.
Osmanlı Dönemi: Kızılbaş ( Işık Taifesi ) Avı ve Katliamlar
1514 Çaldıran Seferi ile Safevi karşıtı siyasi mücadele adı altında on binlerce Alevi katledildi.
“Kızılbaş” ( Işık Taifesi ) terimi, Osmanlı’da “devlet düşmanı” anlamında kullanıldı.
Bu dönemden sonra Alevilik sadece bir inanç değil, siyasi bir suç hâline getirildi.
Balım Sultan ile Birlikte, Hace Bektaş Dergâhı’nın Ele Geçirilmesi
II. Bayezid döneminde Hace Bektaş Dergâhı’na Sırp kökenli Balım Sultan kayyum olarak atandı.
Bu atamayla birlikte, Alevi-Bektaşi inancı devlet güdümüne alınmaya başlandı.
Dergâhın başına getirilen bu kişi, Bektaşilik adı altında Aleviliği Sünni İslam’a yaklaştıran bir sistem inşa etti. ( NOT: Hünkar, Bektaşilik Diye Bir Akım Oluşturmamıştır…..?)
Dedelik Kurumunun Devletleştirilmesi
Devlet kontrolündeki dedeler eliyle Alevi toplumu içeriden dönüştürülmeye çalışıldı.
Bu dönemde “seyyid”, “şecere”, “evlad-ı resul” gibi söylemlerle toplumun iç dinamikleri bozuldu. Amac Pir’lik gercegini ortadan kaldırmaktı.
”Alevi’likte Pir vardır?” Alevi dedeleri, yol bilgisi yerine devletin hoş gördüğü söylemleri tekrar eden figürlere dönüştü.
Ritüel ve Kavramların Sünnileştirilmesi
Cem ibadetleri baskı altına alınırken, ”Sisteme hizmet eden, Dede’ler” bazı bölgelerde “Cuma namazı kılın, fıkıh öğrenin, Kuran okuyun” baskısı yapıldı.
Alevi çocukları medreselere alınarak Sünni eğitime maruz bırakıldı.
Aşure, Kerbela, İmam Ali, Ehlibeyt temaları öne çıkarılarak, cemler İslamî figürler üzerinden meşrulaştırıldı.
Osmanlı’nın Asıl Hedefi: Aleviliği Mezhepleştirmek
Devlet Aleviliği yok edemeyince, dönüştürerek kontrol etmeye yöneldi.
Şii kılıklı ama itaatkâr bir Alevilik profili çizildi.
Böylece hem özgürlükçü boyut kırıldı hem de inanç devlete entegre bir mezhep modeli içine hapsedildi.
Bu Süreç Bugün Hâlâ Sürüyor mu?
Evet. Osmanlı’dan devralınan bu model, Cumhuriyet döneminde farklı şekillerde devam etti.
Dedelik kurumu hâlâ şecere ve soy esasına dayanıyor.
Devlet destekli Alevilik tanımı, “Ali sevgisiyle süslenmiş Sünni bir model” hâlinde toplumda dolaşıyor.
PEKİ Sonuç: Osmanlı, Yolun Özünü Hedef Aldı. Olmayan Laik Cumhiriyet Bitirmeye Kararlı.
Osmanlı İmparatorluğu Aleviliği yalnızca bastırmakla kalmamış, dönüştürmeyi de hedeflemiştir. Bu baskılar, fiziki katliamlarla başlamış; ideolojik, kurumsal ve ritüel müdahalelerle devam etmiştir. Bugün hâlâ Aleviliğin özüne dönme mücadelesi, Osmanlı’dan miras kalan ve Cumhuriyet ile devam eden bu zihniyetle hesaplaşmak anlamına gelir.
“Adımız Var, Yolumuz Yok Sayıldı”
Devrimî
Cumhuriyet dediler umutla,
Güldük eşitlik gelecek diye.
Oysa eski zihniyetle yine,
Yok sayıldık biz her adımda.
Diyanet kuruldu mecliste birden,
Sadece Sünniye doğru giden.
Alevi’yi sildiler tümüyle dirden,
Görünmez hal var ettiklerinden.
Cemler sustu, çerağ söndü,
Laiklik örtüsü dine döndü.
Hakk’la yürüyen o yolun,
Köprüsü Cumhuriyet ile çöktü.
Kültür dedin, yaşam gelenekle,
İnancı sardın zoraki dilekle.
Dedeler kürsüde konu islam,
Ama yoktur hakikat dillerinde.
Şecereyle dedelik seyitlik var,
Yol bilgisi düşmüş bir hal.
Rıza ile yürüyen cana tımar,
Devletçe vurulmuş hâlâ inkâr.
Cemevimiz Dergahımız hâlâ yoktur,
İkrar, SİYASETTE inkar ile unutulur.
Ama özde yanan aşk var olur,
O ateşle yine hakikat kurulur.
Bugün canlar gerceğe uyanıyor,
Hakikatle dolup yolda taşıyor.
Ne resmiyet, ne kanun tanıyor,
Devrimi Yolu halk kendi yazıyor.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )