BÖLÜM 7 :YAS-I, MATEM GERÇEĞİ…… Mehmet Yapıcı (Devrimi)

BÖLÜM 7 :YAS-I, MATEM GERÇEĞİ……

Mehmet Yapıcı (Devrimi)
Dört Kapı Öğretisinin Tahrip Edilmesi:
Yolun Felsefi Direği Nasıl Değiştirildi?
Dört Kapı öğretisi, Alevilikte insanın hakikate erme sürecini anlatan kadim bir öğretidir. Bu öğreti, hukuk, yol, marifet ve hakikat kavramları üzerinden hem bireysel arınmayı hem toplumsal uyumu sağlar. Ancak tarihsel müdahalelerle bu öğretinin adı ve özü çarpıtılmış, “Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat” gibi İslamî terimlerle değiştirilmiştir. Bu bölümde, bu kavramsal tahribatın hem felsefi hem de pratik sonuçları ele alınacaktır.
Gerçek Dört Kapı: Hukuk – Yol – Marifet – Hakikat
Hukuk: Toplum içinde adaleti, ölçüyü ve rızalığı sağlar. Devletten değil, toplumsal rızadan doğar.
Yol: Ahlaki yaşam biçimi, dayanışma, paylaşım, sevgidir. İnanç değil, yaşam rehberidir.
Marifet: Bilgi, irfan ve içsel aydınlanmadır. Okunmaz, yaşanır.
Hakikat: Tüm varoluşun birliği, özün bilgisi, “Hakk insanın özündedir” bilincidir.
Bu yapı İslam’ın değil, kadim Alevi bilincinin felsefesidir.
Değiştirilen Versiyon: Şeriat – Tarikat – Marifet – Hakikat
Şeriat: İslam hukukudur; ceza, yasak, günah, haram vb gibi kurallarla işler.
Tarikat: Bir tarikata, şeyhe, mürşide bağlanmayı ve sorgusuz itaat etmeyi öngörür.
Marifet: Burada bile “tasavvufi bilgi”ye indirgenmiştir ehli sunnet ehli muslim, mumin vb.
Hakikat: Allah’a ulaşma, kul olma ve cennete erme hayaline sabitlenmiştir.
Bu versiyon, Aleviliğin özgür ve içsel yolculuğunu dogmatik bir dine teslim etmiştir.
Bu Değişimin Nedenleri
Safeviler ve ardından gelen Şii ulema, Aleviliği Şiileştirmek için bu yapıyı oluşturdu.
Osmanlı ise bu yapıyı benimseyerek “sapkınlık” yerine “kontrollü İslamlaşmış” Aleviliği tercih etti.
Cumhuriyet döneminde dahi bu anlayış devam etti; devletin uygun gördüğü Mahkul Alevilik biçimi bu kalıpla sürdürüldü.
Felsefi Yozlaşmanın Etkileri
• Hukukun yerini fetva aldı.
• Yol’un yerini tarikat aldı.
• Marifet sorgulamadan ezberlenmeye başladı.
• Hakikat ise bireyin içsel bilgisi olmaktan çıktı; dışarıda aranan bir cennete dönüştü.
Böylece Alevilik; ahlaki, sorgulayıcı ve özgür bir yol olmaktan çıkarılıp, kurallı bir din biçimine büründü.
Hakikatçi Aleviliğin Duruşu
Hakikatçi Alevilik bu dönüşümü reddeder ve özgün Dört Kapı öğretisine geri dönülmesini savunur:
Rıza toplumu, yasal değil vicdani hukuk ile şekillenir.
Yol, aşk ve sevgiyle yürünür; fetvayla değil, rızalıkla yaşanır.
Marifet, aklın, bilimin ve kalbin birlikte işlediği içsel bilgidir.
Hakikat, insanda, doğada ve evrendedir — dışarıda, Dört kitapta, peygamberde değil.
Dört Kapı’ya Dışarıdan Açılan Kilitler
Alevi öğretisinin dört direği, dışarıdan gelen ideolojik anahtarlarla kilitlendi. Bu anahtarlar “şeriat”, “tarikat”, “itaat”ve ”biat” adıyla sunuldu. Oysa Alevilik bir inanç değil, bir bilinç yoludur. Bu yolu yeniden aralamak, ancak kavramları özüne döndürerek mümkündür.
“Tahtta Oturan Yol Bilmez”
Devrimî
Kızılbaş’ı dağda vurdun,
Canı canla yolda kırdın.
Yavuz geldin, cellat oldun,
Tahtta oturan yol bilmez.
Işık dedin, dergâh bastın,
Sözle değil, ferman kastın.
Hakk’a giden kapıyı yıktın,
Saltanatla yol bilinmez.
Cemi yasak, pir sürgünde,
Aşk yerlerde, yol zincirde.
İkrar veren can sürgünde,
Adaletsiz işle er silinmez.
Seyyid dedin, soyla ördün,
Rıza değil, fıkıh koydun.
Alevi’yi dini şer’le böldün,
Fetva ile can canan eğilmez.
Yolun özü aşkta gizli,
Ne sarayda, ne de izli.
Dili dönen, özü sözlü,
Zorla gönül diz çökülmez.
Bize mezhep siz dediniz,
Devlete kul köle edemediniz.
Her baskıyla ezip sindiremediniz,
Zulüm ile abad hak degiliz.
Devrimi ile hâlâ yanar çerağ,
Ne sönmüştür, ne de tamah.
Canlar bilir, yoldur bize ah,
Tahtla değil, halkla hakla varız.