Alevi LGBTI+’lar – Dosyası 1-7 Ceren Atas

Alevi LGBTI+’lar – 1:

Aleviyim derim ancak eşcinsellik meselesi zor”
“Göğsümü gere gere Aleviyim dedim ancak eşcinsellik meselesini konuşmak kolay değil”

Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay, biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin “Onur Ayı” olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayı’na bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Tek başına bu durum bile ne kadar ağır bir konuyla karşı karşıya olduğumuzu anlatmaya yetmekle birlikte, ilk kez konuşmaya başlayacağımız bu konuda ismini gizli tutmak isteyenleri anlayışla karşılayacağınızı umuyorum. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”
Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Kadın. Kendime kadın demek beni mutlu ediyor. Ancak teorik olarak panseksuelim diyebilirim. Herkes herkesi, her şeyi sevebilir!

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Aleviliği hem inanç hem kültür hem felsefe hem de politik görüş olarak benimsiyorum. Bunların hiçbiri bence birbirinden ayrı meseleler değil konu Alevilikse; çünkü Alevi olmak kendince bir inanç felsefesi barındırmak demek olduğu kadar hayata karşı bir de siyasi duruş getiriyor beraberinde. Hepsi birbirini besliyor.

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?
Alevi olduğumu söylememem gerektiğini ailemden öğrendim; ama ben hep söyledim. Göğsümü gere gere Aleviyim dedim. Çok tersine gittim insanların bu konuda, cesurumdur. Ancak eşcinsellik meselesini konuşmak o kadar kolay değil. Cesaret yetmiyor. Çevrenizde insanların sizi bırakacağını, sizden tiksineceğini, sizinle dalga geçeceğini bilmek dayak yemeyi göze almaktan daha zor. Çünkü düşünsenize “normal değilsiniz”, deli gibi aşık da olsanız asla bu aşk kabul görmeyecek. Gerçek bir ilişki olarak adlandırılmayacak. Dolayısıyla Alevi kimliğimi hep söyledim ancak eşcinsel olduğumu bilen insan sayısı çok az.

Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Ben Alevi inancına baktığımda kendimi iyi hissediyorum, sanki tüm kapılar kapanıyor ancak Aleviliğin kapısı bana açıkmış, bir kişi elbet beni içeri alırmış gibi… O deyişler, o güzel sözler boşa söylenmedi ya, o naif insanlar boşa nefes alıp vermedi ya. Alevilik insana iyi hissettiriyor.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?

Kendimi dışlanmış hissediyorum çünkü bu konuda birkaç kişi hariç kimse konuşmuyor. Alevi kanaat önderleri cinsiyetçi söylemlerde bulunuyorlar. Her sene Onur ayı kutlamaları yapılıyor, bir iki Alevi kurumu ve oluşumu hariç bu ayda eşcinsellere dair açıklama yapan kimse yok. Elbette ki bu bir görmezden gelme ve dışlama. Dolayısıyla evet kendimi dışlanmış hissediyorum.

Hiç Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?
Cemevine gittim, ceme katıldım. Çok ağladım, hep ağladım. Bana kendimi gerçekten çok iyi hissettirdi. Bu bir gerçek mi, değil; ama cemevine gidip ceme katıldığınızda etrafınızdaki herkes iyi insanlarmış gibi geliyor.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Fark var demek isterdim ama eğer gerçekçi konuşacaksak fark yok. Ben hiçbir eşcinselin, eşcinsel olduğu için Alevi babası-abisi tarafından öldürüldüğünü duymadım. Olmamıştır demiyorum, bilmiyoruz bunu ama duymadık öyle değil mi? Ancak yukarıda da anlattığım gibi Alevi toplumu gitgide erkekleşen bir yolda ilerliyor. Kanaat önderleri, temsilcileri hep cinsiyetçi konuşan erkekler. Alevi toplumunda kadın oluşumları, kadın kurumları kuruluyor, onlar da kendi mücadelesini vermeye çalışıyorlar çünkü Aleviler erkek egemen bir topluma dönüştü. Kadınlar haklarını almaya çalışıyor, eşcinseller evet şu an bir adım yok ama belki ilerde olur ve onlar da haklarını alırlar. Hak almaktan kastım “eşitlenmek”, dışlanmamak…

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Ben şahsen bir şey yaşamadım; ancak Cemevinde eşcinsel bir arkadaşın karşılaştığı kötü muameleye şahit oldum. İyileştirilmesi gereken, hastalıklı biri gibi görüldü. Küfür etmediler “kendilerince” hakaret etmediler, güya onu sahiplenip “normalleştirmek” istediler. Bu eşcinsellerin ötekileştirildiğine dair gördüğüm en somut ve bana yakın örnekti. Başka da aklıma gelen, tanıdığım pek çok eşcinsel arkadaşın bu kimliğini saklamak zorunda kalması. Bunlar küçük meseleler değil, asla değil. Hepsi çok zor ve üzücü.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Neden ihtiyaç olmasın? Bu kadar eşcinsel Alevi varken, onların haklarını savunacak bir oluşum kurum her ne ise muhakkak olmalı. Eşcinsel evlilikler (Pir nikahı) yapılmalı, eşcinsel Dedeler, Analar da posta oturmalı, yani hetero bireyler ne yapabiliyorsa eşcinseller de Cemevinde ya da Alevi toplumunda bunları yapabilmeli. Ama zor gözüküyor çünkü Aleviler zaten hep belden aşağıya hakarete maruz kalmış bir toplum oldukları için bu alanda çalışmak çok zor. Ben böyle bir hareketin içinde yer alabileceğimi sanmıyorum.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup çevre/ oluşumlar var mı?

17+ Alevi Kadınlar var, sizin oluşumunuz. Seneler önce Onur Ayında dayanışmacı paylaşımlar yaptılar, daha sonra siz ve diğer 17+ Alevi Kadınlar temsilcileri bu konuda şahsen de dayanışmacı, destekleyici söylemleriniz oldu. Tabii eşcinsellere en yakın yine feminist kadın hareketi olur.

Alevilikte eşcinsellik gibi konular politik ve teorik olarak da ele alınıyor mu? Ne düzeyde? Neler yapılabilir?

Politik olarak bir şey yapılmıyor sanırım, görmedim. Teorik olarak da iki akademik çalışmaya denk geldim. Henüz inceleme fırsatım olmadı ama demek ki girişimler var. Alevi teolojisi içinde eşcinselliğe dair araştırma yapılabilir. Orada eşcinsellere bir alan açılabilir.

Ceren Atas

15.06.2020

Alevi LGBTI+’lar – 2:

“Bu alanda hiç konuşmamak veya görmezden gelmek de bir ötekileştirmedir”
Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay, biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin Onur Ayı olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayına bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”

Görüşmeci: Miran Koçkır (İzni ile ismini paylaşıyorum)

Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Bu soruya biraz politik biraz da kendi anlam dünyamdan yaklaşmam mümkün. Bir tanımlama yapma zorunluluğu bu coğrafya da tam anlamıyla bir kader haline geldi. Kategorilerden, kimliklerden ve ideolojilerden bağımsız bir yaklaşımda bulunmak daha da zorlaşıyor zira yaşadığımız süreç iktidarların da karşı taraflarında dayatmasıyla kimliklerin dışında bir tanımlamaya gitmeyi zorlaştırıp önemsizleştiriyor. Bu soruya şöyle bir yanıt verebilirim sözü çok dolandırmadan; “kendimi hissettiğim ölçüde yöneliyorum” yani şu an hemcinslerime karşı bir tutkum söz konusu. Politik olarak eşcinsel, teorik olarak bu sınıflandırmanın dışında bir var oluşumun olduğunu düşünüyorum. İnsanın yaşam öyküsünü kendini, yaşadığı coğrafyayı, kültürü ve dünyayı anlamlandırma süreci olarak ele alırsak bu öykünün şu ana kadar ki sürecinde bu sınırlama ve kategorilerin dışında aşık oldum. Yaşadım, var oldum. Başkaları beni nasıl tanımlarsa tanımlasın ben kendimi bu çerçevede hala tanımlamaktan çekiniyorum. Bu yüzden şu duruma da düşmekten kaçınıyorum “ben kendimi bildim bileli böyleydim”. Hayır, ben kendimi tanıdıkça duyguların nasıl tanımsızlaştığı, kavramların insanları nerelere hapsedip sınırladığını, cinsiyet ve toplumsal cinsiyetin ne kadar büyük kurgular olduğunu, büyük anlatıların dünyasında yaşadığım birçok şeyin öğrenilmişliklerle dolu olduğunu kavramaya başladım. Ancak şunun da farkındayım ne kadar kaçınsak da politik açıdan hak mücadelesi veriyorsak belirli tanımlamalara sarılmak durumundayız. Bu yüzden politik olarak eşcinselim veya hemcinslerime aşık oluyorum diyebilirim.

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Aleviliği tanımlamak birçok açıdan zorlaşıyor. Çocukluğumda inanç, lise döneminde kültür ve üniversitede felsefi yanlarına dair kendi içimde tartışmalarım oldu. Ben şu an bunların çok ayrı tartışmalar olduğunu düşünmüyorum. Bunlar iç içe geçmiştir. Temelinde “kültürel bir yaşam şekli” olarak ele alırsak inanç ve felsefeyle dallanıp budaklanarak büyük bir öğreti haline gelmiştir. Eklektik bir inanç olması veya felsefi açıdan beslendiği kanallara baktığımızda Aleviliği insanın hayat öyküsünde olgunlaşmasına yardımcı olabilecek bir öğreti olarak da görebiliriz. Temelde ben dediğim gibi Aleviliği bir bütün olarak kavramaktan yanayım. İnanç yönü ve felsefesi benim hayata bakışımda önemli bir yer tutmakta. Tabi yol bir sürek bindir. Benim Aleviliği kavrayışım daha çok benim hayat hikayemle iç içedir bu yüzden şunu söylememde yarar var ben inanç açısından gönlü kabe olarak görenlerdenim, kibir ve kinden arınmaya ve insanı kamil olmaya yönelik derin yönünü inancın esası olarak alıyorum. Niyetim “Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme.” sırrına erişmektir.

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?

Açıkçası Alevi, Kürt ve Eşcinsel kimliklerimle ayrı ayrı hayatım boyunca zorluklar çektim. Benim içimde çatışmayan bu kimlikler pek çok kişiyi rahatsız etti. Yaşadığımız toplumdaki gibi egemen bir kimliğiniz yoksa yaşayabileceğiniz ayrımcılıkların birçoğunu bende yaşadım diyebilirim. Kendimi aktivist olarak tanımladığım zamanda inançlı olmam çoğunlukla yadırganıyordu. Yine çoğunlukla inançlı Alevi arkadaşlarımdan gördüğüm ayrımcılığı dışarıda görmediğimi söyleyebilirim. Ama şunu söyleyebilirim eşcinsel olarak diğer kimliklerimden daha çok dışlandım zira Alevilerin ve Kürtlerin azınlık olması onların bu konuda daha anlayışlı ve politik olduğu anlamına gelmediğini yaşayarak öğrendim.

Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Aslında benim açımdan hiçbir sıkıntı yok. Kendimi inancımla iyi hissediyorum. Burada soru Alevi toplumu içerisinde diğer kimliklerinizle nasıl hissediyorsunuz şeklinde algılanması gerekiyorsa o konuda ciddi çekincelerim var. İnançtan çok onu uyguladığını ve yaşadığını söyleyen bir takım kişi ve gruplarda ciddi sıkıntılar var. Özellikle zahiri islama daha yakın olan Şiilikle iç içe geçmiş Alevi gruplar açısından düşkün görüldüğümü söyleyebilirim. Onların olduğu ortamlarda kendimi güvende hissetmiyorum açıkçası. Tabi bu yoğunluk ve netlikle de alakalı. Onların bakışlarının netliğini biliyorum ama kendini aydın olarak tanımlayıp onlardan daha çok tepki gösteren “inançlı” insanlarla tartışmak daha anlamsız ve daha rahatsız bir ruh haline girmeme neden oluyor.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?

Bu çok göreceli bir hal alabiliyor. Zira bir Alevi toplumu kategorisi oluşturmak git gide zorlaşıyor. Diğer topluluklara göre sözlü geleneğin hala ağır basması, yöresel olarak değişimler, diğer kültürlerin etkisi ve birçok faktör Aleviliğin mahalleden mahalleye bile toplumsal açıdan değişmesine neden olmakta. İstanbul’da Alevilerin en yoğun olduğu yerlerden birinde Sarıgazi’de büyüdüm. Dersim’de bir süre eğitim için bulundum. İki farklı Alevi toplumunu en azından deneyimlediğimi söyleyebilirim. Dersim’de kendimi daha çok dışlanmış hissettim açıkçası. Benim olduğum dönem bir LGBTİ örgütlenmesi kurmaya çalıştık. O dönemin belediye başkanından tutunda kimi inanç önderlerine kadar aldığımız tepkiyi Sarıgazi’de görmedim. O şehri çok sevmeme rağmen hayatımdaki en büyük dışlanmaları orada yaşadığımı söyleyebilirim. Açık kimlikli bir aktivist olmak en azından 2013’lerde Dersim’de pek kolay değildi. Bu yüzden gettodaki Alevilerle çoğunluğun Alevi olduğu yerlerdeki Alevilerin arasında dışlama açısından çok büyük farklar var. Ancak durum Sarıgazi’de de cennet değil. Ben birçok kişinin bu konuda samimiyetsizce davrandığını düşünüyorum. Alevilerin sosyolojisinin Sünnilerinkine benzemeye başladığını hem pratiksel açıdan hem de bakış açısından gözlemliyorum. Bu tabi bize bakışlarını da dönüştürmekte. Bu gün kendimi bu yüzden tam anlamıyla Alevi topluluğunun bir parçası olarak göremiyorum.

Hiç Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?

Evet tabii ki. Cemevi gençliğinde yer aldım. İnancı gençlere öğrettiğim zamanlar oldu. On iki hizmette yer aldım. Semah eğitimi aldım. Sadece Muharremde değil lisedeyken elimden geldiğince her Perşembe Cemlere katıldım. Cem’deyken kendimi gerçek anlamıyla bir can olarak hissedebiliyorum. Benim açımdan manevi olarak hakikate yaklaşmanın bir yolu. Bu yüzden kendimi hep huzurlu hissediyorum ibadete katıldığım zamanlarda.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Bu da duruma, mekâna, kişiye ve zamana göre değişebiliyor. Homofobi bakımından bence çokta fazla diğerlerinden iyi olduğunu söylemek bazı şeyleri görmezden gelmemize de yol açacaktır. Coğrafi olarak Dersim, Hatay ve Mersin’de Alevilerin homofobisi diğer kentlerde yaşayan Alevilere nazaran daha yoğun diyebilirim. Kimi zaman çok daha iyi yaklaşımlar olsa da kimi zaman ya görmezden gelinerek homofobi uygulanıyor ya da alenen. Bu yüzden böyle bir kıyasa girmek doğru olmayacaktır. Benim yaşadığım yerlerin çoğunda Aleviler yoğunluktaydı ve en büyük homofobiyi de buralarda yaşadım, yaşıyorum.

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Elbette dışlama ve ötekileştirme açısından bazı konular var. Bir ara Avrupa’daki Alevi İnanç Kurulu’nun eski başkanlarından biri verdiği röportajda eşcinselleri yok saymadıklarını ama nikah kıymanın mümkün olmadığından bahsetmişti. Bunu da üremeyle alakalı olarak görüyorlardı. Aslında üstü örtük bir şekilde cinsiyetçi ve homofobik bir yaklaşım. Bunun gibi birçok tutum kamusal alanda pek görünür olmasa da bireysel durumlarda mevcut. Bu alanda hiç konuşmamak veya görmezden gelmekte bir ötekileştirmedir. Yine de şunu söylemekte fayda var son zamanlarda Alevi hareketinin eşcinsellere karşı tutumu değişmekte. Belki bu sayede toplum içerisinde de dönüşümler gerçekleşebilir. Bence Alevi toplumu dönüşüme diğer topluluklardan daha açık ancak bazı bariyerleri diğer toplumlar kadar çok. Bu bariyerleri aşmak ise ciddi zaman istiyor.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Bence hareketlenmelerin çoğu doğal süreçte ortaya çıkmalı. Şu ana kadar bir hareketlenmenin olmamasının bir nedeni var. Alevi örgütlenmelerinin çoğu yaşlı ve kapalı yapılanmalar. Kadınların neredeyse hiç olmadığı ya da temsili konusunda göstermelik kotaların olduğu kendi iç dinamiğini oluşturmakta zorluk çeken kurumlar. Durum böyle olunca örgütlenmekte, iç örgütlenmelerdeki görünürlülükte sıkıntılı ve sancılı olabiliyor. Alevi LGBTi+’ların ciddi çekinceleri var. Zira Alevi örgütlenmesi içinde kabul görmemeleri durumunda çok daha fazla dışlanmaya maruz kalacaklardır. Kitlenin küçük olması hareket alanını ve nitelikli çalışmaların olmasını daha da zorlaştıracaktır. İhtiyaç tabii ki var ama ne yazık ki bunun oluşması şu süreçte zor. Ama Alevi hareketiyle etkileşimli bir örgütlenme olursa Türkiye’deki birçok Alevi LGBTİ+ içinde umut olabilecek iyi bir örgütlenme olması da mümkün.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup çevre/ oluşumlar var mı?

Açıkçası yok. Zira Alevi kurumlarında çok ciddi sıkıntılar var ve bunlara sadece LGBTİ+ gözüyle yaklaşmaktan çok bir Alevi olarak yaklaştığımız zamanda bu sıkıntıları görebiliyoruz. Öncelikle bir çatı gençlik örgütlenmesi veya kadın örgütlenmesinin eksikliği Alevi gençlerinin hareketi ve aidiyetini etkiliyor. Mevcut kurumların çoğunu bazı kişiler siyaseten bir sıçrama alanı olarak kullanmaya başlandı. Hepsini kastetmiyorum tabi ama bu durum arttıkça insanların güveni de azaldı. Birkaç kez örgütlenmeye çalışmama rağmen kurumlardaki iç çatışmalar, gruplaşmalar ve ideolojik yaklaşımların yoğunluğu inançsal ve kültürel Aleviliğin örgütlenmesini git gide daha çok engellememekte olduğunu gördüm ve uzaklaştım. Zaten parçalı bir halde yaşayan Alevilerin bir araya gelmeleri git gide bu kurumlar yüzünden de zorlaşmakta. Avrupa’daki Alevilerden belki öğrenmemiz gereken çok daha fazla şey vardır. Yenilenip ve kurumsal açıdan dönüşmeden herhangi bir örgütlenmede yer alabileceğimi sanmıyorum.

Alevilikte eşcinsellik gibi konular politik ve teorik olarak da ele alınıyor mu? Ne düzeyde? Neler yapılabilir?

Yeni yeni tartışmalar yapılmaya başlanıyor. Kimi kurum başkanları artık çekinmeden bu konuda konuşabilir hale geldi. Bazı örgütlenmelerin de atölyeler yaptığını, bazı dedelerin nikahlar kıydığını duydum. Bu çok iyi bir ilerleme. Tabii ki toplumsal dönüşüm sağlanması için daha fazla konunun gündeme getirilmesi gerekiyor ve LGBTİ+ oluşumlarla ortak çalışılması gerekiyor. Politik ve teorik tutum hava da kalmamalı pratikte de ciddi dönüşümler için karşılıklı etkileşimin arttırılması gerekiyor. LGBTİ+ kurumlarda örgütlü onlarca Alevi aktivist var onlarla ortak etkinlikler yapılabilir. Yine Alevilerin yakından takip ettiği kanaat önderleri bu konuların tartışmaya açılmasında önemli bir konumda yer almakta. Ayrıca Avrupa’daki Alevi kurumları bu konuda daha nitelikli çalışmalar yapabilir. Zira çok fazla Alevi eşcinsel yurtdışına yerleşmek durumda kaldılar. Onlarla etkileşim her iki taraf içinde verimli çalışmaların ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır. Son olarak bölgesel çalışmalar bu konuda önemli. Zira kentteki dönüşüm kadar kırsaldaki dönüşümde çok önemli.

Ceren Atas

16.06.2020

 

Alevi LGBTI+’lar – 3:

“Aleviler çocuklarının eşcinsel kimliğini gizlemeyi seçiyor”

Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay, biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin Onur Ayı olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayına bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”

Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Kendimi eşcinsel erkek (gey) olarak tanımlıyorum.

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Dindar bir insan değilim. Aleviliği dini bir pratik olarak hiçbir zaman yaşamadım. Ancak, hem bir etnik kültür olarak hem de politik bir direniş alanı olarak Aleviliği benimsiyorum.

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?

Türkiye toplumunda Alevi bir aileye doğmuş bir eşcinsel erkek olarak, eşcinsel kimliğimin toplumsal alanda daha az kabul gördüğünü düşünüyorum. Alevi kimliğim her ne kadar toplum içerisinde, çoğunlukla konuşulmaması gereken, tabu bir konu gibi görülse de, en azından Aleviler arasında her zaman güvenli bir alan buldu ve hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Eşcinsel olarak ise, özellikle de ergenlik dönemimde ciddi derecede yalnız hissediyordum. Eğitimli, liberal ve hatta sosyalist görüşlü insanlar arasında bile, eşcinsel olduğumu dile getirmek çok kolay değil. Öte yandan, bu gruplar içerisinde Alevi kimliğim hakkında rahatça konuşabiliyorum.
Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Bir önceki cevabımda da söylediğim gibi, dindar bir insan değilim. O yüzden Aleviliğin dini anlamda inanç boyutu ile çok ilgilenmiyorum. Ancak, yüzyıllar boyunca egemen devlet dini tarafından yok sayılmış ve yok edilmeye çalışılmış bir inancın içine doğmuş biri olarak, bu mirası yok sayamıyorum ve baskıcı, tek tipçi devlet zihniyetine karşı yüzyıllardır süren onurlu bir direnişin bugün de ayakta olan temsilcisi olarak görüyorum. Bu bağlamda Alevi inancının en çok benimsediğim prensiplerinden biri, Hz. Ali’ye atfedilen, “Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma” sözü.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?

Türkiye’de Alevi toplumu homojen bir topluluk değil. Dini inançlar olarak birbirlerine benzeseler de, toplumsal açıdan birbirinden ayrışan gruplar var. Örneğin benim ailem İç Anadolulu ve köylü bir aile. Her ne kadar Türkiye genelinde görülen Anadolu bağnazlığını kendi ailemde görmesem de, konu eşcinsellik olunca, Türkiye toplumunun genelindeki ataerkil, homofobik tutumları kendi ailem içinde de görüyorum. Daha henüz eşcinsel olduğumun tam olarak farkında olmadığım çocukluk yıllarımda, aile içinde Zeki Müren ya da Bülent Ersoy gibi ünlüler hakkında edilen lafları dinleyerek büyüdüğüm için, eşcinselliğimi fark ettiğimde doğal olarak gizlemem gerektiğini düşündüm çünkü geleneksel ataerkil Anadolu aile değerleri içinde eşcinselliğe yer olmadığı mesajını çoktan almıştım. Günümüzde, eğitimli ve muhalif bir kısım Alevi arasında politik olarak LGBTİ+ hakları savunulsa da, genel olarak Alevi toplumunun hala eşcinselleri dışlayıcı bir tutuma sahip olduğunu düşünüyorum.

Hiç Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?

Yetişkin hayatımda Alevi cem ibadetine hiç katılmadım. Köyden İstanbul’a taşındıktan sonra annemler bazen ceme katılırdı ama beni hiç götürmediler. Bir çocuk olarak gözlemlerim ise, genel olarak köy hayatı hakkında hatırladıklarım ile o kadar iç içe ki, köy hayatının doğal bir parçası olarak hatırlıyorum.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Daha önceki cevabımda da söylediğim gibi, Türkiye toplumunun genel ataerkil aile ve ahlak değerleri içinde maalesef LGBTİ+ var oluşa yer yok. Her ne kadar bu ataerkil değerleri reddederek demokratik ve insan haklarına saygılı tutum takınan (özellikle de kadın mücadelesi içerisinde) çok sayıda Alevi olsa da, topluluk olarak Türkiye Alevilerinin eşcinselliğe bakışını Türkiye toplumunun genelinden çok da farklı görmüyorum. Türkiye toplumun en çok dile getirdiği eşcinselliğin “günah” olduğu inancı Aleviler arasında da mevcut. Ayrıca, Türkiye genelinde var olan, “eş dosta rezil oluruz”, “el alem ne der?”, “duyulursa toplum içine çıkamayız” ya da “bizden öyleleri çıkmaz” anlayışları Aleviler arasında da yaygın. Eğer bir farktan söz edeceksek, belki bu fark Alevi ailelerin çocuklarını öldürmek ya da reddetmektense, genellikle çocuklarının eşcinsel kimliğini etraftan saklamak yolunu seçmeleridir.

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Bütün Aleviler hakkında genelleme yapmak pek mümkün olmasa da, ağırlıklı olarak,

Alevilerin de Türkiye toplumunun geneli gibi eşcinselleri ötekileştirdiğini, sessizleştirmeye çalıştığını ve LGBTİ+’ların görünürlüğünden rahatsızlık duyduğunu düşünüyorum.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Alevi LGBTİ+ şeklinde bir öz örgütlenmenin çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Ancak gerek var olan Alevi örgütlenmelerinde, gerek sosyalist/feminist örgütlenmelerde gerekse LGBTİ+ örgütlenmelerinde Alevilik ve LGBTİ+ var oluşun kesişimsel olarak ve samimi bir şekilde tartışılabilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup çevre/ oluşumlar var mı?

Bildiğim kadarıyla öyle bir topluluk ya da oluşum yok. Kendimi daha çok sosyalist/feminist oluşumlara yakın hissediyorum.

Alevilikte eşcinsellik gibi konular politik ve teorik olarak da ele alınıyor mu? Ne düzeyde? Neler yapılabilir?

Gözlemlediğim kadarıyla, Alevi toplumu eşcinselliği ya da LGBTİ+ haklarını daha çok demokratik eşitlik ve çağdaş insan hakları bağlamında değerlendiriyor. Bu bağlamda da kimi zaman, bazı Alevilerin eşcinselliği içlerine sindiremeseler de laikliklerine halel gelmesin diye ses çıkarmadıklarını düşünüyorum. Öte yandan, eşcinselliğin Alevilikte teorik ya da teolojik olarak tartışıldığını pek göremiyorum. Her ne kadar ben dindar olmasam da, Alevi toplumunun kendi içlerindeki LGBTİ+ Alevileri ötekileştirip cemaatten uzaklaştırmamak adına, LGBTİ+’ların hem aile ve toplum içerisindeki hem de cem’deki yerlerini netleştirecek tartışmalara girmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Eklemek istediğiniz bir konu varsa serbest alan:

Eşcinsel bir Alevi olarak bu yaşıma kadar Alevilikte LGBTİ+ bireyleri kucaklayıcı ve kapsayıcı bir tutum görmesem de bunun ileride değişeceğine dair umudumu kaybetmiyorum. Yüzyıllar boyunca egemen zihniyet tarafından ezilmiş iki topluluk olarak Alevilerin ve LGBTİ+’ların birbirlerini anlamalarının zor olmayacağına inanıyorum ve bu iki kesim arasında karşılıklı anlayış ve dayanışmanın inşasında LGBTİ+ Alevilerin kilit konumda olduğunu düşünüyorum.

17.06.2020

Alevi LGBTI+’lar – 4:

“Aleviyim diyen herkes ezilenlerin mücadelesinin yanında olmalı”

Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay, biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin Onur Ayı olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayına bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”

Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Cinsel yönelim olarak kendimi eşcinsel erkek (gey) olarak tanımlıyorum.

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç̧ olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Alevilik aslında benim için bir yaşam biçimi, hem bir inanç, hem toplumsal kuralları içeren ve bir toplumun yaşamıyla ilgili kuralları içeren bir sistem. Kendisine ben “Aleviyim” diyen yukarıda yazdığını her alanda kendi hayatını Aleviliğe göre düzenlemesi gerek diye düşünüyorum. Yani örneğin Alevilik inancı gereği ezilenin tarafındadır, baskılara, zulme rağmen hep başı dik durmuş insanların inancıdır. Bu sebeple örneğin inançsal manada kendisine Aleviyim diyen birinin mantıken politik olarak da ezilenlerin mücadelesinin yanında olması gerekir. Benim için soracak olursan eğer benim A’dan Z’ye yaşamımı yöneten bir öğreti, bunun içine inanç da giriyor, kültür de, felsefe de… Dünyaya baktığım pencere bu yönde.

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?

Zaman zaman zorlayıcı oldu. Ancak hiçbir zaman açıkça “sen eşcinsel olduğun için” diye başlayan bir cümle ya da homofobik bir tavırla direkt olarak karşılaşmadım. Ancak benim yaşadığım en üzücü olaylardan bir tanesi benim başıma gelmese dahi gittiğim cemevine sürekli gidip gelen, kadından erkeğe trans olduğunu bildiğimiz 11 yaşında bir çocukla ilgiliydi. Ben ve semah eğitimi veren arkadaşımız bu trans olduğunu bildiğimiz çocuğu korumak için elimizden geleni yaptık. Ancak sırasıyla önce arkadaşımı sonra da beni cemevinden uzaklaştırdılar. Semah eğitimi veren arkadaşımızı uzaklaştırdıktan sonra cemevinin gençliği diyebileceğimiz bir grup bu trans birey arkadaşımızı aralarına alıp, kendisinin bir “kız çocuğu” olduğunu ama ceme gelen herkesin kendisini erkek sandığını, kendisinin “kız çocuğu” olduğunun anlaşılması için de Cem sırasında on iki hizmette “Süpürgeci” hizmetine kalkmaya zorlayıp “Biz üç bacıydık, Güruh-u Naci’ydik diye başlayan gülbengi okutmaya zorladılar. O gün benim o cemevine gittiğim son gündü. O çocuğun ağlayarak süpürgeci hizmetinin gülbengini Dedenin sohbeti sırasında ezberlediğini ve nasıl titrediğini unutamıyorum.

(C.A.: Burada görüşmecinin bahsettiği on iki hizmet, cemevlerinde cem ibadeti esnasında bazı kişilere verilen görevlerdir. Bu görevleri yerine getirerek cem ibadetinin bütünlüğü sağlanır. “Süpürge” hizmeti de insanlar Cem yapılacak yere gelmeden önce o yeri temizleyen yetkili kişidir. Bugün büyük şehirlerde, şehirli Alevilerin cem ibadetinde süpürge hizmet “temsili” yapılır ve genelde “üç kadın” hizmetli bu hizmeti yapar. Elbette bu hizmetin yalnızca kadınlara verilmesi veya hizmetlerde kadın-erkek ayrımı yapılması baştan aşağıya cinsiyetçidir. Çünkü bahsedilen on iki hizmetlerin hiçbirisinde “cinsiyet” yoktur, burada herkes can olmalıdır. Kadına ve erkeğe belli roller biçilmemiştir.)

Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Ben Alevi inancına baktığımda kendimi oldukça iyi hissediyorum. Alevilik bir yol, elbette Hakk’a ulaşan pek çok yol var, bunlardan bir tanesi de Alevilik, 4 kapı – 40 makam sistemi, görme-görülme, herkesin birbirinden sorumlu olması özünde çok güzel şeyler. Ancak şunu da söylemeliyim ki Alevilik şehirlerde yaşanması zor bir inanç. Alevilik’in özünde kırsal bir inanç olduğunu düşünüyorum. Büyük şehirlerde müsahipliğin, görgü cemlerinin ya hiç olmadığını ya da olması gerektiği gibi olmadığını düşünüyorum.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?

Alevi toplumunda kendimi dışlanmış hissettiğim zamanlar oldu ancak bu sadece benim gey olmamla ilgili değildi. Cemevlerindeki erkek egemen, sistem yanlısı durumu eleştiren kadın, erkek, LGBTİ ya da değil herkesin başına gelen şeylerdi.

Hiç Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?

Evet katıldım, hatta geçtiğimiz sene sürekli düzenli olarak katıldığım bir dönem oldu bir sene boyunca. Cem inanılmaz bir birlik ortamı, benim kıyafetlerim, tipim, şivem geri kalan herkesten farklı olmasına rağmen ama ne güzel ki bu fark ortadan kayboluveriyordu Cem esnasında… Bir olmak, Cem olmak… inanılmaz bir hissiyat. Cem benim için affetmek, af dilemek, tövbe etmek, secdeye kapanmak demek. Öyle güzel ki, kökümüz, atamız, toprağımız kokan, birleştirici bir ibadet. Öyle ki sazla, sözle, semahla, gözyaşlı, kucaklamalı, hem yaratıcı drama, hem yas, hem kutlama çemberi gibi.

Ancak benim için en özel Cem Yalıncak Sultan Ocağının Hızır cemiydi. Öyle bir şeyi tekrar yaşayabilir miyim bilmiyorum, hissettiklerimi anlatırsam sırrı bozulur diye de korkuyorum. Ancak yaklaşık bir buçuk saat boyunca gözleri nemli insanlarla semah dönmek, herkesle bir olmak çok anlamlıydı benim için. El ele, el Hakk’a dedikleri bu olsa gerek, sen elini gönlünü verince başka eller, gönüller seni bambaşka diyarlara götürüp getiriyor.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Bence var, mesela şu konuda eminim ki, bir Alevi aile hiçbir zaman çocuğunu eşcinsel olduğu için öldürmez, varoluştan gelen bir meseleye önce tepkiyle yaklaşsa bile mutlaka bir yerden sonra kabul eder. Bir de bazen mesela çok okumuş, entelektüel görünen kesimlerin bile konu “eşcinsellik” olduğunda karikatürlere konu olabilecek düzeyde trajikomik tepkileri olurken ben Alevilerin genel olarak kabul etmeye ve anlamaya yönelik bir tavırları olduğunu düşünüyorum. Elbette yine yobaz bakış açısına sahip insanlar olacaktır ama bunun yine de çok çok fazla olduğunu düşünmüyorum.

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Bu konu beni hep düşündürüyor. Zaman zaman insanların beni anlamadığını ya da anlamak istemediğini düşünsem bile kendimi anlattığımda dinleyen, anlamaya çalışan, anlamasa bile saygı duyan insanlar olduklarını düşünüyorum. İnsanların zaman zaman korktukları doğru bu sebeple zaman zaman ayrımcı davrandıkları da, bunu söyleyene hayır diyemem ancak bu dışarıda yaşanan bir nefret içeren korku değil, daha çok eşcinselliğin ne olduğunu bilmemenin yarattığı bir korku.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Benim bu konudaki kişisel görüşüm Alevi inancı içinde bir LGBTİ+ hareketinin Alevilikte yer alan “can” kavramına aykırı olduğu yönünde. Hünkar Hace Bektaş’ın o meşhur portresindeki gibi ceylanlar ve aslanların bir olduğu bir bağ Alevilik inancı ancak ne ceylan ceylanlığından ne de aslan aslanlığından vazgeçmeden barış içinde yaşıyorlar. Eğer inancın özünde yer alan barış sistemi kurulabilirse ben bir LGBTİ+ hareketine ihtiyaç olmadığını düşünüyorum.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup çevreler/ oluşumlar var mı?

Var elbette, 17+ Alevi Kadınlar var örneğin. Bu gibi oluşumlar ile LGBTİ+  hareketinin büyük kesiştiği yer bence şu; kadınlar da, eşcinseller de erkek egemen sistem tarafından eziliyorlar. Feminist mücadele ve Kuir mücadelenin bence en büyük kesiştiği nokta bu. Bu erkek egemen sistemle ilgili yaşanan sorun öyle ki; bir sihirli değnek olsa ve bizler içimizdeki bu “erkeği” öldürebilsek hiçbir sorun kalmayacak.

Alevilikte eşcinsellik gibi konular politik ve teorik olarak da ele alınıyor mu? Ne düzeyde? Neler yapılabilir?

Benim takip ettiğim kadarıyla elbette bir takım akademik çalışmalar var, bununla birlikte HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun bu konuyla ilgili açıklamalarını doğru ve yerinde buluyorum. Bir de en son mesela Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı homofobik açıklamaya karşı çıkan bildiride pek çok Alevi kurum ve kuruluşunun imzacı olduğunu ve birçok Alevi kurum temsilcisinin imzacı olduğunu gördüm. Bu beni çok mutlu etti.

Ancak bu konuyla ilgili söylenecek, yapılacak çok şey var, Alevilik inancında kadın mücadelesinin açtığı alanın LGBTİ+ mücadelesi açısından çok manalı olduğunu düşünüyorum.

Eşitlikle ilgili mücadele Alevilik inancında her zaman kendine yer bulmuş çok büyük tartışmalara yol açsa dahi. Sırf bu yüzden bile yapılacak çok şey var elbet… Benim aklıma ilk gelenler cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğiyle ilgili eşitlik konusunda cemevlerindeki gençlere ve çalışanlara eğitimler verilmesi, hem cinsler arası evlilik, eşcinsellerin yola ikrarı, eşcinsel çiftlerin musahipliği konusunda düzenlemelerin yapılması gerektiğini düşünüyorum.

18.06.2020

 

 

Alevi LGBTI+’lar – 5:

“Alevilerde Lut Kavmi anlatısı gibi bir söylem yok”

Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay,  biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin Onur Ayı olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayına bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”

Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Öncelikle yönelim kelimesi, tercih kelimesi gibi beni rahatsız hissettiriyor. Özneye bir bilinçli davranış atfediyor ‘yönel-‘ eylemi. O yüzden cinsel kimlik daha yerinde sanki. Cinsel kimliğimi gay olarak tanımlıyorum.

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç̧ olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Aleviliği biraz kültürel olarak politik olarak biraz da felsefi olarak benimsediğimi söyleyebilirim. Sadece inanç olarak benimsemiyorum diyebilirim. Kültürel olarak da bahsettiğim inanç pratiklerinin hayatımda geleneğe dönüşmesi değil. Daha çok gündelik yaşama çocukluğumdan itibaren nasıl dahil olduğum. Bu giyim kuşam, kadın erkek ilişkileri ya da daha spesifik olarak ailemin oruçlu iken benden böyle bir şey beklememeleri gibi.

Sanırım Alevi olup da politik olmamak mümkün değil gibi. Çevremde olmayanlar da var elbette ya da bunun derecesi farklı olabiliyor belki fakat kendimi bildim bileli bir Alevi olarak hakim inanç ve siyaset karşısında durduğumu söyleyebilirim. Belki Alevi arkadaş çevremde politik olarak en çok ‘Alevilicilik’ yapan benim sanırım. Tasavvufi boyutuyla da kimi noktalarda kendimi yakın hissediyorum.  Ama bu tam olarak Aleviliği felsefi olarak benimsediğim anlamına da gelmiyor sadece Alevilik içinde ortaklıklar bulduğumu düşünüyorum.

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?

Tabii ki gay olmak. Her ne kadar ortalıkta Aleviyim diye dolaşmasam da ya da bu kimliğimi güvende hissedene kadar dışarı vurmasam da Alevi olduğumu çoğu zaman saklamıyorum. Gay olduğumu ise sadece en yakın olduğum insanlarla paylaştığım bir şey.

Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

İslam etkisinde bir ailede büyümediğim için kendimi şanslı hissediyorum ama bunun cinsel kimliğimle kesişen bir noktası var mı emin değilim. Genelde bunu düşündüğümde bu daha çok dini pratiklerle ilgili oluyor. Sabah namazım yok, 30 gün oruç tutmak zorunda değilim, 12 imamlar oruçlarını tutmam konusunda da bir baskı görmedim, hatta ailem tuttuğunda bana yemek hazırlanırdı, bu yüzden şanslıyım ama dediğim gibi cinsel kimliğimle ilişkili olarak kesin bir şey söyleyemiyorum. Neticede inançlı bir insan olmama gibi bir ihtimalim hep var. Sünni bir gelenekten geliyor olsaydım da yine kendimi kabul etmem böyle kolay olur muydu bilemiyorum. İnançlı biri olur muydum bilmiyorum.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış̧ hissediyor musunuz?

Açık değilim, o yüzden bu soruya yanıt veremeyeceğim. Açık olsaydım bu diğer inançlara göre farklı bir durum teşkil eder miydi? Pek sanmıyorum.

Hiç̧ Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?

Çocukken katılmıştım. O zamanlar eğlence gibiydi gittiğimizde. Daha sonra uzun yıllar sonra 2018’de bir araştırma için bir Cem’de bulunmuştum. Belki biraz nostaljik belki biraz deyişlerden dolayı duygusal bilemiyorum.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Yani aslında ne ile kıyasladığımıza da bağlı sanki.  Seküler kesimlerde bir bakış açısı farkı olduğunu düşünmüyorum ama tabii ki İslamcı birinin bakışıyla da bir değil. Neticede onlar için kesin bir söylem var ve ona göre hayatları şekilleniyor. Alevilikte ise böyle bir söylem yok. Bir diğer etken ise ataerkil kültür. Burada da belirleyici olan eğitim olabilir belki. Bu durumda millete özgü bir fark değil bu. Din faktörü daha etkin sanırım.

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Alevilik her ne kadar kadın erkek eşitliğinde idealize edilen bir kültür olsa da gerçekte diğer toplumlar gibi ataerkil bir kültür. İslama göre nispeten daha iyi evet. Çünkü yukarıda söylediğim gibi kültür içinde Lut Kavmi anlatısı gibi dolaşan olumsuz ya da gayleri hedef alan bir söylem yok. Fakat kültürel olarak da olumlanan ve kabullenilmiş bir olgu da değil. Bu noktada çok farklı olduğunu düşünmüyorum.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç̧ var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Nerede durursak duralım düşman aynı düşman: Ataerkil kültür. Alevi kültürü içinde böyle bir harekete ihtiyaç var mı? Bilemiyorum, bunun üzerine hiç düşünmedim. İkna olursam böyle bir hareket içinde yer alabilirim.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup, çevreler/ oluşumlar var mı?

Hayır yok.

Ceren Atas

19.06.2020

 

Alevi LGBTI+’lar – 6:

“En çok dokunan ötekileştirilen bir toplumun sizi yok sayması”

Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay,  biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin Onur Ayı olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayına bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”

Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Biyolojik olarak erkek olarak doğmuş. Erkek olmayı seven ancak erkeklerden hoşlanan eşcinsel (gey) bir birey olarak tanımlıyorum.

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Aleviliği öğreti olarak sevsem de uygulamalarında daha çok ayrımcı bir inanış biçimi olarak görüyorum.

Söylemlerinde birleştirici, bütünleştirici, herkesi can olarak görse de pratikte tamamen ayrımcı bir dil kullanılmaktadır.

Bırakın LGBTİ+ bireyleri kadınları bile ayrılan bir pratiği bulunmaktadır.

Kadın her zaman dedenin arkasında Neden?

Ne oldu sizin eşitliğiniz, nerede 40’lardaki* tek can olma öğretiniz? Her ne olursan gel öğretisinin karşısında ‘’normal’’ ol tedavi ol da gel pratiği bulunmaktadır.

Alevilik inancının içerisinde bazı noktalar var çok naif olan şeyler kendime uygun olanları seçip kendi içimde yaşamaya çalışıyorum.

(Görüşmecinin bahsettiği “Kırklar” anlatısı, Alevi inancının temel anlatılarından biridir. Muhammed peygamberin, peygamberliğinden azade olarak “kabul edildiği” kutsal bir meclis anlatısıdır. Burada bulunan kırk kişinin cinsiyet dağılımı 17 kadın ve 23 erkek olarak geçmekle birlikte anlatının özü, peygamberlik dahil tüm sıfatlardan, cinsiyetten, maddiyattan ayrılmış, sıyrılmış kişilerin girebildiği bir sır alemidir. Buradaki 40 kişi can olmuştur ve Alevilikteki batın aleminde bir olmuşlardır. (Akkaya, 2017) Kırklar Meclisi anlatısı Alevilik inancının her anlamda eşitlikçi yanına referanstır.)

 

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?

Zaten Sünni toplumun içerisinde Alevi olarak bir kere öteleniyorsunuz. Aleviler kendi içlerinde eşcinselleri öteliyor. Trans olmayan bireyler transları, translar da travestileri ötekileştiriyor.

Örneğin bir topluluğun içine girdiğinizde nereli olduğunuzu otomatik Alevi olduğunuz anlaşılıyor ve ilk gelen yanıt şöyle oluyor “olsun onlarda insan” bir kere hayata -1’le başlıyorsunuz.

Düşünsenize daha cinsel yöneliminizden bahsetmiyorsunuz bile…

Sonra cinsel yöneliminizi eğer kendi içinizde bunu aştıysanız ve dile getiriyorsanız önce kendi içinde olduğunuz inanış grubunda olan kişiler ‘’hiç Alevi ibne oluyor mu ‘’ diyorlar.

Ya da memleketinizden bahsettiğinizde bizden ibne çıkmaz diyorlar. Tabi bu heteroseksüel yapılar içerisinde böyle oluyor.

Benzer ayrımcılığı eşcinsel bireyler kendi aralarında daha feminen davranan ya da trans eğimleri olan kişileri ötekileştirerek gerçekleştiriyorlar “Olur mu öyle karı gibi davranışlar’’, “erkek olan adam erkek gibi davranır.”

Birebir yaşadığım bir örnekten bahsetmek isterim, çok sevdiğim trans bir arkadaşım cinsiyet değiştirme ameliyat olmamış bir arkadaşı için “putkasız gacı mı olur’’ diye ötekileştirmeye başladı.

Anlayacağız kimin gücü kime yeterse…

Yukarı türkürseniz bıyık aşağı tükürseniz sakal, her türlü ötekileştiriliyorsunuz. Çünkü sünni ve heteroseksüel değilsiniz ya da güçsüzseniz ötekileştirilirsiniz

Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Sünni inanışına mensup olan kişilere istinaden kendimi daha şanslı hissediyorum ya da bu inançla ilgili mi bilmiyorum anadan aldığımız öğretiler bana iyi geldi.

Çocukken annem bizi karşısına alıp “Çocuklarım” derdi “Elinize, belinize, dilinize sahip çıkın. Birinin evine gittiğimizde bir iğne bile haber vermeden almayın, namusunuza sahip çıkın, kimsenin kul hakkına girmeyin” derdi… Hayatımdaki doğruları sanırım bu öğretiler çerçevesinde kurdum.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?

Uzak durmayı tercih ediyorum. Yani içeride siz, siz olduğunuz için kabul edilmiyorsunuz.

Es kaza kendi cinsel yöneliminiz hakkında bilgi verdiniz diyelim. Siz şaşırmış, yolunu kaybetmiş bir birey olarak görülüyorsunuz ve onlar gibi davranmazsanız o zaman toplumdan dışlanıyorsunuz. Bildiğim bir şey için de topluma girmeyi tercih etmiyorum.

Hiç Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?

Evet katıldım. Ergenlik döneminde sanırım ait olma hissi ile çok huzur doluyordum. Ancak daha sonrasında biraz daha kendimi anladığımda (çözdüğümde) Sünni inanışına göre Alevilik inanışında da şekilciliğin çok fazla olduğunu fark ettim. Kendi içimde ibadetimi yapmak daha huzur veriyor bana.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Her toplum bizi yani LGBTI+ bireyleri ötekileştiriyor. Her topluma mensup arkadaşlarım var ve hepsi ötekileştirilmiş bireyler. Yaşam içerisinde farklı iseniz başınız daha dikse ezmek için her şey yapılabilir.

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Bu konuda sadece gülmeyi tercih ediyorum. İnsana da en çok dokunan şey ötekileştirilen bir toplumun sizi yok sayması.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Sadece Alevi LGBTI + bireylere ihtiyacımız yok. Bence bütün ötekileştirilen LGBTI + bireylerin bir olması gerekmektedir. Etnik grup, siyasi görüş, dini inanış fark etmeksizin hepimizin bir olması gerekir. Sadece Alevi LGBTI+ hareketin oluşumu yine ötekileştirişmiş bir oluşum olacaktır.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup çevreler/ oluşumlar var mı?

Hayır yok. Böyle gruplar varsa bile katılmayı tercih etmem.

Alevilikte eşcinsellik gibi konular politik ve teorik olarak da ele alınıyor mu? Ne düzeyde? Neler yapılabilir?

Eşcinsellik daha Türkiye içerinde kabul edilmemişken, homofobinin tavan yaptığı, bu son zamanlar da bir adımı Aleviler asla atmayacaklardır. Çünkü ötekileştirilen bir inanç grubu başka bir ötekileştiren bireylerin yanında asla olmayacaklardır.

Konu ibnelerse herkes uzak durmayı tercih edecektir.

Eklemek istediğiniz bir konu varsa serbest alan:

Bu dünyaya tekrar gelme fırsatım olsa yine eşcinsel olarak gelmek istedim.

Biz çok renkliyiz, bir her yerdeyiz alışın artık her yerdeyiz…

20.06.2020

 

Alevi LGBTI+’lar – 7:

”Bir gün özgürce kendimi ifade etmek isterdim”

Geçtiğimiz hafta avrupaforum1.org’ta “Alevi eşcinseller vardır” başlığı ile bir yazı yayımladım. Bu yazı, esasında bir giriş yazısıydı. Tüm dünyada LGBTI+ (lezbiyen, gay,  biseksuel, transseksüel veya travesti, interseks, queer+) bireylerin Onur Ayı olarak kabul edilen Haziran ayında Alevilik çalışan bir araştırmacı olarak Alevi toplumundaki durumu incelemek istedim. Onur Ayına bir de Alevi toplumu açısından/ içerisinden bakmayı, LGBTI+ ve Alevi olan bireylerin neler düşündüklerini, neler yaşadıklarını görünür kılmak adına bir röportaj serisi gerçekleştirdim. Diyelim ki, “aşk kazanacak!”

Cinsel yönelim olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Aslında her birey için olduğu gibi benim içinde bu süreç zor ve derin geçti. Bir dönemler kendime hetero dayatmaları yaptığım oldu ve kız arkadaşlarım oldu. Hatta uzun süren bir hetero ilişkim dahi oldu. Ancak içimdeki duyguyu çok küçük yaşlardan beri biliyordum. Buna bağlı olarak küçük yaşlarda deneyimlerim oldu. Eşcinsellerin duyguları olabileceğini öğrendiğimde yani daha açık olmak gerekirse bu yönelimin gizli kalmış cinsellikten öte bir şey olduğunu anladığım zaman bir çok şey değişti benim için. Bu meseleyi biraz kavradıktan sonra bir süre sonra daha açık olmaya karar verdim. Etrafımdaki bir çok insana açıldım, buna ailemde bazı bireylerde dahil. Çalışma ortamımda biliniyorum, arkadaşlarım tarafından biliniyorum. Toplumsal baskıyı tam olarak üzerimden atmış değilim ancak birçok insana karşı gayet açığım. Kendimi nasıl tanımladığım meselesine gelince hâlâ benim için bir muamma bu soru. Ancak eşcinsel yanım bu noktada daha baskın ve şu an düzenli biriyle ilişkim var. LGBTI+ birey olduğum su götürmez bir gerçek.

Aleviliği nasıl benimsiyorsunuz? (İnanç olarak, politik olarak, kültür olarak, felsefe olarak vs.)

Bu sorunun cevabını ilerideki sorularda bulabileceğiz. Ancak yeri gelmişken şunu belirteyim cinsel kimliğim bu süreçte belirleyici bir rol aldı. Zaman içinde çok değişim gösteren bir bakış oldu. Geçtiğimiz zaman içerisinde kendimi politik olarak Aleviliğe daha yakın görüyorum. Köklerim benim için önemini koruyor ancak eskisi kadar katı değilim.

Toplum içerisinde hangi kimliğinizle (eşcinsel-Alevi) öne çıkmak sizin için zorlayıcı oldu?

Çok küçük yaşlarda Sünni bireylerin yoğun olduğu bir mahallede yaşamanın dezavantajlarından kaynaklı Alevilik kimliğim benim için travmatik ve zor bir hal aldı. Ancak ilerleyen zamanlarda bu durum çok değişti ve özgüvenliyim bu konu da gerektiği kadarıyla. Ancak cinsel yönelimim benim için daha ön plana çıkma konusunda çok zorlayıcı oluyor hâlâ. Homofobik tehditlerle çok sık karşı karşıya kalıyoruz.

Alevi inancına baktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Bu soru inancın içinde faal olan ve bu hareketin mücadelesi içerisinde bulanan eşcinsel bireyler için -açık, gizli- çok zor cevaplanacak türden. Çok karmaşık aslında bir yandan bağlı olduğunuz bir inanç, diğer yandan doğumunuzdan beri taşımak zorunda olduğunuz cinsel kimlik. İkisi arasındaki ince çizgi hayatın bir çok noktasında karşınıza çıkıyor. Buna bağlı olarak içinizde bir burukluk her zaman var oluyor. Bu durumu uzun süre hep aynı şekilde sürdürmek zorlanıyor. Yukarıda bahsettiğim gibi itikadı zayıflatıyor. İnancın politik yanına bağlı kalmanıza sebep oluyor. Ben inançsal açıdan zayıfladım ve bu durum beni üzüyor.

Alevi toplumuna baktığınızda kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?

Tabi ki toplumun hiçbir kesimden farklı bir bakış yok burada. Homofobik yaklaşımlar sürdürüldüğü için hiçbir zaman tam içinde hissedemiyorum.

Hiç Alevi cem ibadetine katıldınız mı? Ne hissettiniz?

Defalarca kez, yüzlerce farklı bölgenin cemine katıldım. Hepsinde farklı bir duygu içerisine giriyorum ve hepsinin sonuçları farklı oluyor. Bazılarına kendimi çok ait hissediyorum. Bazıları ise çok yabancı ve soğuk geliyor. Hatta kimi cemlerde kendimi kaybedip başka alemlere daldığım dahi oldu. Hayatımın en olumlu yanlarından biri bence bu. Bunların birçoğunu görebilmek bana köklerimi hatırlatıyor ve onlarla bir bağ kurmama neden oluyor. Aynı zamanda inancın birçok yönünü öğrenme imkanı sağlıyor.

Sizce Alevi toplumu ile diğer Türkiyeli toplumların eşcinsellik meselesine bakışı arasında fark var mı? Varsa nasıl?

Bu sorunun cevabı bizim temel sorunumuz bence. Yaşadığımız dönemde asla bir fark olduğunu, öncesini bilemiyorum tabi ki. Ama günümüzün güncel baskıları, toplumsal baskıya direnmeyen ve buna uygun davranan Alevileri etkiliyor. Bu baskıdan uzak kalmayan Aleviler bizi de baskı altına alıyor. Lafın kısası bir fark yok kesinlikle. Ama tabii ki her birey açısından aynı şey geçerli değil. Her toplumda dışlama var, bizim toplumuzda daha yakın ve sıcak görüşler var.

Alevi toplumunun sizi ya da eşcinselleri ötekileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Eğer öyle olmasaydı kimliği gizlemek zorunda kalmaz ve görüşlerimi özgürce ifade edebilirdim. Ancak ötekinin içindeki ötekileriz biz ve bu öteki olmaktan zor bir şey zannımca.

Sizce Alevi LGBTI+ harekete ihtiyaç var mı? Varsa içinde yer almak ister misiniz?

Bu sorunun net cevabı bende yok. Ancak mücadele her alanda olmalı. Bireylerin kendilerini özgürce ifade edebileceği platformların önünü açabilmeli. Bunun da tek yolu örgütlenme ve kendimizi anlatmak. Ancak ben bunun içerisinde yer alacak bir cesarete hâlâ sahip değilim. Büyük öteki yanımı topluma karşı içimde saklayacağım sanırım bir süre daha. Bir gün özgürce kendimi ifade etmek isterdim. Ailem, arkadaşlarım ve canların beni ötekileştirmediği bir dünyada yaşamak isterdim.

Şu anda Alevi alanında kendinize yakın hissettiğiniz grup çevreler/ oluşumlar var mı?

Evet var. Hatta bütün mesaimi buna harcıyorum. Profesyonel olarak da Alevi hareketi içerisinde çalışıyorum. Yani her anlamda çok içinde biriyim.

Alevilikte eşcinsellik gibi konular politik ve teorik olarak da ele alınıyor mu? Ne düzeyde? Neler yapılabilir?

Aslında bu soru da benim uzun yıllardır cevabını aradığım kendimce doğruya ulaştığım bir noktada. Bu konu üzerine birçok kanaat önderiyle sohbetler gerçekleştirdim. Bu inancın öne çıkan bazı önderlerinin eşcinsel ilişkiler yaşadığını görebiliyoruz. Ancak Alevi yolunun bazı kuralları var. Kesinlikle bu kurallara bağlı olarak bizim yola girme imkânımız yok. Şöyle açıklamak gerekirse. Bir bireyin yola girmesi için evlenmesi ve “üretken” olup çocuk yapması gerekiyor. Bu durumun tersi olan akımlarda var ancak oralarda da yola eşcinsel kimliğimizle girebilmemiz mümkün değil. Bu duruma engel bir çok yol kuralı var. Bu noktada kendimi Sünnilerden daha dezavantajlı görüyorum. Çünkü onlar inançlarını bireysel olarak sürdürebiliyor. İnandıkları Allahla aralarında bir engel yok. Biz de insanın şeriat makamını* geçebilme durumu dahi bile yok. İnançsal olarak eşcinselliğe açık bir yol yok.

Ben bunun günümüz şartlarına uygun hale getirilmesini istiyorum. Nasıl başka konularda yapıldıysa, örneğin Hakka yürüme erkanlarında olduğu gibi, bu durum da değişebilir. Ancak toplumdaki homofobi bu değişim konusunda karşımızda bir engel teşkil ediyor.

(C.A.: *Alevilik inancına bağlı bazı süreklerde, kişinin Alevi olabilmesi için “yola girmesi” gerekmektedir.)

Eklemek istediğiniz bir konu varsa serbest alan:

Sadece sana çok teşekkür ederim. 17+ Alevi Kadınların verdiği mücadeleyi de buradan selamlıyorum…

Ceren Atas

21.06.2020

Please follow and like us:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*