4 KAPI 40 MAKAM (Pir ALi Koçak)

4 KAPI 40 MAKAMI SİZİN İÇİN YAZIYORUM

Sevgili Canlar, Pirlerimden, Canlardan, Erenlerden rızalık aldım ve Hakk yolunun sırlarını açıklayıp ifşa etmeye çalışacağım. Hangi gün, hangi saatte okuyorsanız; o gün, o saatte gönlünüze mihman olmaya geldim. Hepinize aşk ile niyazlarımı sunarım.

 

IÇİNDEKİLER

4 KAPI 40 MAKAMI SİZİN İÇİN YAZIYORUM.. 2

4 KAPI 40 MAKAM.. 2

Sevgili Canlar; 2

Tüm Alevi canlara çağrımdır: 3

4 Kapı 40 Makam, Aleviliğin Ana Yasasıdır. 3

  1. Hukuk Kapısı (Şeriat) 4

KEMERBEST OLMA İKRAR ERKÂNI 6

Neler hazırlanmalı? Erkan ve ikrar verme nasıl olmalıdır?. 6

Hazırlıklar: 6

Tören öncesi hazırlık malzemeleri 7

Pir eve geldiğinde. 7

Erkânın açıklanması 7

Niyaz Nedir? – Kısaca Açıklama. 8

Not: 9

Erkâna Devam Edelim.. 9

GULBANG.. 9

SÜPÜRGE. 10

Tercüman. 10

Pir Gulbangı 10

Pir’in Öğüdü. 11

Pir Soruyor: 12

Pir, Erkana Katılan Canlara: 12

Masum  Dârında Bekleyen Canlar. 13

Kemer Bağlandıktan Sonra Gulbang Sunulur 13

LOKMA — Lokma Getirilmesi 14

LOKMA ve SOFRA GULBANGI 14

SÜPÜRGE — Meydanın Sırlanması 15

PİR — SÜPÜRGE SIRLAMA GULBANGI 15

İKRAR DELİLİ SIRLANIR. 15

Biz de Edeple Delilimizi — Yazımızı Yolun Muhabbetine Göre Sırlayalım.. 16

DELİLİ SIRLIYORUM.. 16

Kaynaklar: 17

 

 

4 KAPI 40 MAKAMI SİZİN İÇİN YAZIYORUM

Sevgili Canlar, Pirlerimden, Canlardan, Erenlerden rızalık aldım ve Hakk yolunun sırlarını açıklayıp ifşa etmeye çalışacağım. Hangi gün, hangi saatte okuyorsanız; o gün, o saatte gönlünüze mihman olmaya geldim. Hepinize aşk ile niyazlarımı sunarım.

 

4 KAPI 40 MAKAM

 

  1. Kapı: Hukuk Kapısı (Şeriat)
    Yazmaya, sunmaya çalışacağım.

Bu yazıyı sayfalarınızda paylaşın ki bilgilerin sevgisi her Cana ulaşsın. Bilgiyi, sevgiyi ulaştıran Canlara aşk ola. Xızır yoldaşınız ola.

Yolun muhabbeti, Hakikat’in birliği aşkına; delil uyandırarak başlayalım.

Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir!
Delilimizi, yolun muhabbeti aşkına; emeğe, eşitliğe ve adalete uyandırıyorum. Delilimiz; kini, kibiri, benliği silip atmasına; düşmanlıkların ve savaşların son bulmasına; silahların susmasına; kadın cinayetlerinin bir daha olmamasına; kalıcı bir barışın inşasına; tarihe ışık tutmasına; geleceğin aydınlık olmasına, Xızır aşkına, Hakk aşkına, Pir aşkına uyandırıyorum.

Delilimiz uyandı. Meydanımız aydınlandı. Ya Xızır, sen gerçeksin.
Gerçeğe HÜ. Aşk ile.

 

Sevgili Canlar;

Alevi canlar, 12 gün Muharrem orucu ile matem veya yas tutuyorlar. Buna “12 İmam Orucu”, “12 İmamların Yası” diyorlar.

İnanın Canlar, çoğumuz bu orucun manasını ve anlamını bilmiyoruz. Öyle öğrendik ve bu kadarını biliyoruz. Yani körü körüne, anlamını bilmediğimiz bir orucu tutuyoruz. Bizim yolumuz “gör yolu”dur, “kör yolu” değil.

Muharrem, matem/yas ve oruç Alevilerin değildir.

Yüzlerce yıldır bize zorla dayatılarak adapte edilen Şia imamlarına inanmayın. İmamların hiçbiri Alevi değildi. Onlara “Siz Alevisiniz” diyen olsaydı, inanın diyenin kellesini keserlerdi.

Kestikleri kelle sayısını saymaya zamanımız yetmez.
Bu kelle kesme geleneği bile, onların Alevi olmadıklarını anlatmaya yeter.

 

Rea Heq Kızılbaş Alevilerde 12 gün matem niyetleri ve oruçları da vardır. Bu, Mart başında son cemre toprağa düşünce Heft-Mallar ile başlar. Heft-Mallar 9 Mart ile 20 Mart arasında, 12 gün Toprak Ana–Ana Tanrıça, yani Kadın–Pir Ana için matemli olup niyetlenir; 12 gün oruç tutarız.

Bu niyetlerde günde bir sefer yiyecek tüketerek iki öğün azaltırız. Ve bu iki öğünü de ihtiyacı olan komşularımıza veya ihtiyacı olan başka canlarla paylaşırız.

Biz tüm niyetlerimizi, oruçlarımızı; kendi payımıza düşeni tüketmeyerek, artırarak, ihtiyacı olan canlarla paylaşabilelim diye tutarız.

Alevilikte oruç iki fayda için tutulur:

  1. Sağlık ve vücudun dinlenmesi için,
  2. İhtiyacı olanlara, tüketmediğimiz ve artırdığımız öğünleri paylaşmak içindir.

Başka türlüsü Aleviliğe ve doğaya aykırı düşer.

 

Tüm Alevi canlara çağrımdır:

Bugüne kadar egemenlerin dayatması ile bize zorla İslam’ın Şia ve İmam Cafer mezhebine ait olanları, Alevilere aitmiş gibi kabul ettirmelerine artık dur diyelim.

Kimi akademisyenler, yazarlar, Alevi kurumları söz birliği yapmış gibi gerçekleri anlatanlara saldırıyorlar. İnsanın aklına bazı sorular geliyor:
Acaba bunların nemalandığı bir ezberi mi bozuyoruz? Yoksa devletin verdiği istihkaklarının önünü mü kesiyoruz?

Eğer anlattığımız gerçekler bunlara dokunuyorsa, biz gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Kime dokunursa dokunsun, hiç taviz vermeden anlatacağız.

O yola ters düşenlere bir sözümüz var: Gerçek olanı yok sayamazsınız.
Gelin hep birlikte gerçekleri canlarımıza anlatalım. Canlarımızla birbirimize ikrar verelim. İkrarsız toplum olmayalım. İkrar verip ikrarımızla birlikte Ortaklar Toplumunu / Rıza-Şehrini var edelim.

İslam’ın imamları için matem, oruç tutmayın.
Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve diğer yüzlerce katliam için, yani bizim canlarımız için gönlümüze ışık olsun diye yas tutalım, niyetlenelim, lokmalarımızı paylaşalım.

Aşk ile.

 

Sevgili Canlar, Hakk yolunun kapılarını, makamlarını, ikrar erkânlarını anlatacağız.
Bizi okuyan ve dinleyen insanlar net olmalı. İslam ve Şia gibi çıkmazların içinde olmamalı.
İslam ve Şia hakkında kafalarında bir soru varsa ya da hâlâ onlara inanıyorlarsa, gidip onlara biat etsinler.

Bizi dinlemelerine, yazılarımızı okumalarına, Hakk yolu erkânlarını öğrenmelerine gerek yoktur.
Çünkü bizim gerçeklerimiz onlara çok ağır gelir.

Hakk Yolu; aşkla, sevgiyle, sevdayla, rızalıkla ikrar verilen yaşam yoludur.

Canlar, Hakk yolunda sevgi ile yürüyerek yaşayalım.
Alevîce sevgi ile yaşayabilmek de bilgi, bilinç ve rızalıkla ikrar vererek olur.

Onun için sizlere yolun bu muhabbetinde, bilgi daracığımızın elverdiği kadar Hakk yolunda nasıl yaşanır, hangi ikrarlar verilir, anlatmaya çalışacağım.

Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir diyerek başlayalım.

 

 

4 Kapı 40 Makam, Aleviliğin Ana Yasasıdır.

İçinde mahkeme, sorgu, görgü, ikrar akitleri, eğitim sistemi, eşitlik, barış vb. gibi toplumun tüm ihtiyaçlarına cevap veren yazılı olmayan bir yasadır.

Alevi ocak sisteminde 4 Kapı 40 Makam Öğretisi (Çar Çavi, Çel Gozeyi) her yazımda bir kapıyı anlatmaya çalışacağım.
Bu yazımda Hakk Yol’un hukukunu, “Şeriatı”, “Kemerbest Olma İkrarı” ile anlatacağız.

Diğer 3 kapıyı ve gönül birleme erkânı ile musahiplik ikrarını birbirine bağlantılı olarak anlatacağım.

 

1. Hukuk Kapısı (Şeriat)

Tüm kapıları ve makamları anlatırken “Can” için anlatırız.
Can olmalıyız. Can olmak için ikrar vermemiz gerekir.

“Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde;
Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde.
Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok;
Noksanlık eksiklik senin görüşlerinde.”

demiş Pir Hace Bektaş.
Biz Can’ız, cinsiyet bilmeyiz.

Hukuk Kapısı, Şeriat / toplumdaki kural, kaide ve gelenekleri öğrenme kapısıdır.

Burada ocağa bağlı bir ailenin hukukunu anlatacağız.
Bu kapı, bir çocuğun Alevi aileden doğumuyla başlar ve belirli kurallar öğretilir:

  1. A) Aile hukuk kuralları
    B) Mahalle / köy / toplumsal hukuk kuralları
    C) Okula başlamasıyla okul hukuk kuralları
    D) Rehber ile ailenin öğrettiği yolun hukuk kuralları; çocuk bunları öğrenir ve “hawa–hevesle”, oyun oynayarak uygular.

Bu Can için köyü, mahallesi ve toplumu birer okuldur.
İnsan olma okuludur.
(Bizim çocuklarımız bu kurallara göre yetişirse ne kinci ne de dinci olur.)

Eğiten: Aile, mahalle büyükleri, okuldaki eğitmenler, Rehber, Pir ve Mürşid-Ana’dır.
Hukuk Kapısının evrensel simgesi Hava’dır.

Eğitimcisi: Ailesi, mahalle komşuları ve Rehberdir.
(Rehberin cinsiyeti tüm canlarda olduğu gibi aranmaz, zaten yoktur.)

Hukuk Kapısında Rehber, çocuğa toplumun kural, kaide ve değer yargılarını öğretir.
Talip ve Can olma yolundaki talebeye Aleviliğin edebini öğretir.
Varlığın anlamını teorik olarak anlatır.
Rehber daha çok bu konularda öğüt verir.

Doğruluğun anlamını kavrayabilmesi için Rehber her fırsatta sözlü olarak anlatır ve güzel öğütlerde bulunur.

Hukuk Kapısındaki çocuk için her şey hava ve hevestir.
Anlamları öğrenip bilince çıkarınca bir üst makam olan Yol Kapısına girmesine müsaade edilir.

Burada toplum yani komşular, aile büyükleri ve Rehber birlikte karar verir ve onu Yol Kapısına, yani Ceme çağırırlar.

Yol Kapısına girmeye destur verilmiştir.

Destur ne demektir?

  • Dest = El
  • Tur = Dönme, devir, gezme, yürüme.
    Destur = Yol vermek, el vermek demektir.
    Hani “Ben pirimden, mürşidimden el aldım” deriz ya; işte burada Rehber’den destur alınmış olur.

Ceme katılabilme yetkisi (rızalığı), talibeye verilmiştir.
Bir sonraki cem’de Yol Kapısında içeri girmek için bekler.

Hukuk Kapısında Rehber ve Pir, taliplere 10 makamı belirli kurallar çerçevesinde öğretir.

Ocak okulunda pratikte öğretilen dersler şu sıra ile öğretilir.
Öğrenilir; ezberlenmez.
Ezber unutulur. Öğrenme, beynin resim gibi kaydetmesidir.

Hayat içindeki olayların talibeye anlatılması ve kavratılmasıdır.
Yani yaşam içindeki pratiğin farkına vararak öğrenilmesidir.

Anlatılan makamları merdiven basamakları olarak düşünelim:
Her öğrendiğimiz kural, bir sonraki basamağa çıkabilmek için bir adımdır.

Böylece Rehber ve Pir’in öğüdü genç talibin yoluna ışık olur.
Işık aydınlatınca genç talip de önünü görerek hedefe doğru adım atar.

 

Pir ve Rehber’in genç talibe öğrettiği Yolun Hukukunun 10 makamı (delilleri) şunlardır:

  1. Pir’in ve Rehber’in öğütlerine harfiyen uymayı öğrenir.
    (Bu bir biat değil, toplumun hukukunu birlikte yaşama ve öğrenme evresidir. Tıpkı öğrencinin öğretmeninden aldığı ödevleri yapması gibi.)
  2. Birlikte yaşadığı insanlara saygı ve sevgiyle yaklaşmayı ve bu yaklaşımın topluma uyumlu şekilde yapılmasını öğrenir.
    Örnek: Evde bir insan/bir Can kapıdan içeri girdiğinde, evde kim varsa yerinden kalkıp gelen misafire veya evin büyüklerine yer vermeyi öğrenir.
    Yaşlılara yardım etmeyi, konu komşuya gerektiğinde yardıma gitmeyi, akranları ile oynarken veya okuldayken karşılıklı sevgi, saygı ve tolerans göstermeyi öğrenir.
  3. Doğaya, hayvanlara, ekolojiye dikkat etmeyi, korumayı ve kollamayı öğrenir.
    İnsanlara olduğu gibi hayvanlara karşı da sevgi ve saygıyla yaklaşmayı, onlara eziyet etmemeyi, öldürmemeyi ve yaşam alanlarına zarar vermemeyi öğrenerek bilince çıkarır.
  4. Bir başkasına ait olan herhangi bir eşyaya dokunmamayı öğrenir.
    Emeğinin kendisine ait olmadığını bilir.
    Herhangi bir şeye ihtiyacı varsa ve kendisinde yoksa, sahibinden isteyerek ve rızalık alarak kullanmayı veya ödünç alıp geri vermeyi öğrenir.
    Bir başkasının hakkı olana dokunmamayı, sahibinin haberi olmadan gasp etmemeyi (çalmamayı) öğrenir.
    Edebin ilkesi olan “Eline sahip olmayı” öğrenir.
  5. Toplumun değer yargılarına zarar vermemeyi öğrenir.
    Komşuluk ve mahallede insanların koyduğu insani kurallara uymayı, birlikte dostane yaşamayı, paylaşmayı ve yardımlaşmayı öğrenir.
  6. Toplumun yasakladığı, topluma ve değerlere zarar verebilecek fiillerden uzak durmayı öğrenir.
    Örnek:
  • Kendi “eş ve eşiti” dışında bir başkasına kötü gözle bakılmayacağını öğrenir.
  • Hiç tanımadığı bir insana özellikle zayıf birine bir başkası tarafından kötülük yapıldığını görünce müdahale etmeyi, o insanı korumayı ve kollamayı öğrenir.

Böylece beline sahip olmayı da öğrenmiş olur.
Edeb içindeki “B” (Beli), korunmuş olur.
Edepli olma yolunda basamak basamak bir başka kapıya ulaşmak için çaba göstermeyi öğrenir.

  1. İş veya okul hayatında başarılı olmak için çalışması gerektiğini öğrenir.
    Öğretmenlerine, okul ve iş arkadaşlarına saygı ve sevgi ile yaklaşmayı, gerektiğinde yardım etmeyi öğrenir.
    Çalışmanın ve emeğin hak olduğunu, Hakk’a saygı göstermeyi öğrenir.
    El emeği, alın teri ile bir ücret veya ürünü hak etmeyi öğrenir.
    Hakk’ın, insanın emeği ile belirdiğini kavrar.
    Yani insanın emeği Haktır.

Burada “eline sahip ol” derken yalnızca hırsızlıktan uzak durmayı öğrenmez; aynı zamanda elleriyle toplum ve kendisi için üretmesi gerektiğini, emeğin değerli olduğunu öğrenir.
Böylece eline sahip çıkmayı / sahip olmayı öğrenmiş olur.

  1. Yaşamın bir kuralı olan manen ve fizikî temizlik ile güzel giyinmeyi öğrenir.
    Manevî temizlik: kötü niyetli, bed emeller taşıyan düşüncelerden uzak durmayı öğrenir.
    Güzel söz söylemeyi öğrenir.
    Dostunun, arkadaşının, yoldaşının acılı bir durumunda onu teselli etmeyi öğrenir.
    Güzel sözler yürekten çıkar, dille tasdik edilir.
    Diline sahip çıkarken, dil ile güzelliklerin söylenebileceğini; Hakk için gulbangların dille vücut bulabileceğini öğrenir.
    Edeb’le dili kullanırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini öğrenerek diline sahip olur.
  2. Ailesine maddi ve manevi destek olmanın gerekli olduğunu öğrenir.
    Herhangi bir sorun olduğunda bunu ailesi ile paylaşmayı ve birlikte çözmeyi öğrenir.
  3. Daima doğru söylemeyi, yalan söylememeyi öğrenir.
    Yalanın ve yanlışların insanları ve çevreyi hangi zorluklara ittiğini bilince çıkarır.
    Dille dedikodu yapılmaması gerektiğini, bir başkasının arkasından konuşulmamasını ve yalanın doğru olmadığını öğrenir.
    Edeb’le diline sahip olurken kötü, yalan, yanlış söylemlerden uzak durmayı öğrenir.

 

Anlamları öğrenip Edeb’i bilgiye çıkardığında, bir üst makam olan Yol Kapısında, Rehber ile içeri girmeye ulaşmış olur.

Hukuk Kapısı; aile ve toplumla uyumlu yaşamayı öğreten bir kapıdır.
Bu kapı ile belirli bir olgunluğa gelen Edepli Talip, Yol Talibi olması için, Rehber’in aileye ve Pir’e genç hakkında bilgi vermesi gerekir.

Pir de gencin Alevi bir Can olması için kemer bağlanması gerektiğine karar verir.
Ana ile Pir, ailenin evine gelir. Aileye gulbang verirler. Gence kemer bağlayıp kemerbest yaparlar ve aile ile birlikte genç Can’ın geleceği konuşulur.

Ana/Pir öğütler verir:
Genç, evlenip Hakk yoluna uygun Eşler/Eşitler erkânında rızalık vermelidir.
Sonra eşiyle birlikte sonsuza kadar sevgi ile birbirlerine bağlı kalabilecekleri; musahip eşler ve eşitlerle musahiplik sözü kesecekleri; dört Can’ın nişanlı musahipler olabileceği ve Pir karşısına gelip musahiplik erkânından geçmeleri gerektiği anlatılır.

Yola, Ana’ya, Pir’e ve Musahibine ikrar verip talip olabilmesi burada belirlik kazanır.
Henüz Hakk yolunun yolcusu olunmamıştır.
Hakk yoluna yolcu olabilmek için Musahip İkrarı’nın bağlanması gerekir.

Hakk yolunda ikrar bir nehir gibidir:
Gittiği yüreği de, geldiği yüreği de yıkar; pir u pak eder.

 

KEMERBEST OLMA İKRAR ERKÂNI

Sevgili Canlar, Alevi toplumunda reşit olup belirli bir yaşa gelmiş birçok insan, henüz kemer bağlayıp Kemerbest olmamış ve dolayısıyla henüz Alevi olma erkânından geçmemiştir.

Yukarıda Alevi ailesinde doğan çocuk için anlatmaya çalıştık.
Anne ve babanın kontrolünde ve sorumluluğunda çocuk (cinsiyet yoktur), kemer bağlanarak Alevi bir Can yapılmıştı.

Şimdi yetişkin bir insanın Yola Can olması ve Kemer Bağlama İkrarını anlatacağım.
Bu ikrarı verecek olanın kendi rızalığı ile, yalnız başına verdiği bir karar olması gerekir.

Yetişkin bir Can, eğer evli değilse kendi rızalığı ile, evli ise eşiyle birlikte; ailesinin bağlı olduğu ocağın Pirine bağlanıp, Yolda pişmek istediğini söylemelidir.

Ya da ailesinin bağlı olduğu ocağın Mürşidine veya sevdiği bir bilge Pir’e haber vererek niyetini anlatır.
Pir de, biraz önce anlattıklarımıza uymasını söyler ve belirli bir süre verir.
Bu süre içinde Pir veya Pir’e bağlı bir Rehber zaman zaman yeni bilgiler verir, sorular iletir.

Rehber, talip ve Can olmak isteyenin bir isteği ya da sorusu olup olmadığını sorar.
Kemer Bağlama günü gelinceye kadar talibi eğitir, hazırlıklarını tamamlatır.

Talibin hazır olduğuna inanan Rehber ve Pir bir günü belirler.
Bu gün Kemerbest olma günüdür.
Talip; kendine, ailesine, Yola ve Pire ikrarla bağlanacak ve Aleviler katında Can olacaktır.

 

Neler hazırlanmalı? Erkan ve ikrar verme nasıl olmalıdır?

Yetişkin Can kendi kararlarını verecek olgunlukta ve sağlıklı olmalıdır.

Evli ise eşi ve çocukları ile birlikte bu erkândan geçmeleri gerekir.

Hazırlıklar:

  1. Ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına ikrar verip Yola talip olacağını anlatmalı ve rızalık almalıdır.
  2. Kemer bağlanacağı gün:
    Rızalık aldığı ailesini, akrabalarını ve sevdiği arkadaşlarından bir kısmını davet etmelidir.
    Bunlar, ikrar erkânına katılarak şahadet ederler. Böylece onlar da bu şahitlik ile ikrar vermiş olurlar.

 

Tören öncesi hazırlık malzemeleri

  1. Davet: Pir ve ikrara şahadet edecek canlar davet edilir.
  2. Kuşak/Kemer:
    Yedi renkli şeritten hazırlanmış bir kuşak/kemer yapılır.
    Kemerbest olacak Can sayısı kadar kuşak hazırlanır.
    (Bu kemeri Analarımız, 72 iplikle ve en az 7 renk kullanarak örerlerdi.)
  3. Lokma:
    Meyve, kömbe vb. yiyecekler hazırlanır.
    İçinde mutlaka Kırmızı Elma bulunur.
    Kemer bağlanacak Can sayısı kadar kırmızı elma olması gerekir.
    Her kemer bağlanan Can’a bir Kızıl Elma, ikrarın mührü olarak verilir.
  4. Sehpa ve örtü:
    Sehpanın üzerine beyaz bir örtü serilir.
  5. Doğal unsurlar:
    Talip, daha önce uygun gördüğü ve ikrar verdiği bir ziyaretten veya bir ağacın altından bir avuç temiz toprak getirir.
    Bir Delil/Mum, bir bardak su hazırlanır ve sehpanın üzerine düzenlice konur.

Bu hazırlıklar önceden yapılmalıdır.

 

Pir eve geldiğinde

Davet edilen Pir, talibin evine veya erkânın yapılacağı yere vardığında, kapıyı mutlaka Kemer bağlıyacak olan Can açar.

— Pir, eşikten içeri girmeden önce kapının kilit tarafına (kanadına) niyaz olur:
“Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir! Aşk ile kabul ola.”

— Kapıyı açan Talip şöyle der:
“Aşkın ışığı cemeline, Pirim.”
Ardından Pir’e niyaz olunur.
(Pirin önce sağ omzuna, sonra sol omzuna niyaz olunur. Tüm kemer bağlayacak Canlar sırayla Pir’e niyaz eder.)

Bu niyaz, Pir’in kabulünün nişanesidir.

 

Erkânın açıklanması

Hoşbeşten sonra çaylar, kahveler içilirken Pir; neden kemer bağlanılması gerektiğini anlatır.

Bu kemerin doğaya ve kâinata bağlılığın ikrarı olduğunu; gökkuşağının oluşumunu, havaya ve toprağa verdiği o güzel ahengi, renklerin nurunu anlatır.

Bu “Kemerbest olma ikrarı” ile:

  • Yola,
  • Pire,
  • Erkana katılan Canlara,
  • Yere ve göğe,
  • Doğaya ve Ziyaretlere

ikrar verileceğini açıklar.

Bu ikrar, Yola girişin ilk adımı, ilk kapısıdır.

Bu kapıda her Can;

  • önce kendine,
  • sonra Yola-Uzaya,
  • Evrene-Kâinata,
  • Doğaya,
  • Pir’e ve erkâna katılan Canlara

yerin ve göğün şahadetiyle ikrar verir.

(Yani yeri ve göğü hem şahit tutuyoruz, hem de ikrar veriyoruz.
İkrar verdiğimiz doğa/ziyaretler ve erkâna katılan Canlar bizi korur ve kollar.)

Bu erkân, bir İkrar Cemidir.

 

 

Pir, erkân başlamadan önce bu erkânı yürütmek için Kemer bağlanacak Candandan/Canlardan, erkâna katılan Canların önünde rızalık ister ve alır.

Sonra Pir, kendi özünde de razı olduğunu Canlara söyler ve kemer bağlanacak Canlara niyaz olur.

Ardından erkâna katılan Canlara birbirlerinden razı olup olmadıklarını sorar.
“Küskün, dargın olan var mı?” diye sorar.
Varsa, küskünleri barıştırır ve üç kez sorar:

“Birbirinizde razı mısınız?”

Canlar cevap verir:
“Biz birbirimizde razıyız. Hakk ve Hakikatte Pirimiz de razı ola.”

Pir, ardından nişane ister:
“Rızalığınızı birbirinizle niyaz olun ki bir nişane vermiş olasınız.” der.

Canlar niyazlaşırlar.

Pir şöyle der:
“Rızalığınız kabul ola. Hakk ve Hakikate ulaşa.”

 

Niyaz Nedir? – Kısaca Açıklama

Niyaz olmak:
Sevgi ve saygı göstergesi olarak, cemal cemâle gelirken omuzlara karşılıklı niyaz olunması; yani omuzları öpmektir.

Niyaz:
Hakk Yoluna, Pire ve ikrara bağlılığın mührüdür.

Yola verilen ilk ikrar, belimize bağlanan yedi renkli kuşak ile mühürlenir.
Yedi rengin her biri, gökkuşağının nurunu ve kâinatın ahengini temsil eder.
Bu kuşakla:

  • Kâinatı,
  • Doğayı,
  • Evrenin tüm renklerini

belimize bağlamış oluruz.
Niyaz, buna verilen sözün mühürlenmesidir.

Her ikrarda Pirimizle bir akit yaparız.
Bizde kâğıt, kalem ve mühür yoktur; olamaz da.
Pirin gulbangına karşılık verdiğimiz niyaz,
elimizin başparmağını öpmemizdir
(Kürtçesi: Kelle bırîn).

Boynumuz yol ve ikrar için kıldan incedir.
Hakk’a verdiğimiz niyaz, ebedî mühürdür.

Kâğıda yazılan söz:

  • silinir,
  • sele kapılır,
  • kaybolur,
  • yanar, kül olur.

Ama kâinata verilen niyazın bozulma şansı yoktur.

Bu yüzden deriz ki:
“İkrarımız, ebediyen bozulmayan orucumuzdur.”

Çünkü biz ikrarımızı mühürleyip Yolun Pirine vermişizdir.

Doğasıyla, ziyaretiyle, insanıyla, börtü böceğiyle her varlığı korur; onlara niyaz oluruz.
Bu niyaz, doğayı kollayacağımıza dair verdiğimiz ikrarın tasdiki ve mühürlenmesidir.

Niyaz, rızalığın mühürüdür.
Cemde “Birbirinizde razı mısınız?” sorusuna karşılık istenen “nişane”, işte bu niyazdır.

Aşk ile niyaz olmak gerek.

Not:

Niyaz, el etek öpmek değildir.
El etek öpmek biattır ve Alevi yoluna, erkânına uygun değildir.

 

Erkâna Devam Edelim

Pir, erkâna katılan Canlardan kendi için rızalık ister.

“Bu erkânı yürütmemize rızalık veriyor musunuz?”
diye üç kez sorar.

Canlar şöyle cevap verir:
“Biz Pirimizden razıyız. Cümle âlem de razı ola.”

Rızalık alınmış erkân için gulbang verilir.

İki dâr şekli bulunur:

  • Mansur Dârı: İkrar vermiş olan canlar durur.
  • Masum  Dârı: İkrar verecek olanlar durur.

Pir buna benzer bir GULBANG sunar:

 

GULBANG

Tene can, Yola ışık olan Canlar aşkına.
Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.

Biz varlığa, varlığın birliğine inandık.
Kâinatın sevgisini gönlümüzde topladık.
Hakikat yoluna itikat ve ikrarla bağlandık.

Pir nefeslerini Hak bildik, Hakk’ı kabul ettik.
Devri devranda, Hak yolunda sema döndük; döndükçe deme vardık.

Badeler dola, sohbetler bilimle ola.
Canlar Hakk yoluyla hakikate yürüye.

Karanlıklara Mürşidimiz ışık ola.
Pir elinde, dilinde, nefesinde damlayanlar Canlara şifa ola.

Dönüşler, devriyeler Hakk ve Hakikate vara.
Kâinatın çerağı / Güneş, cemi cümlemize delil ola.

Kemâlete varanların nefesi her haneye ulaşa.
Kin, kibir, gıybet, riya gönüllerimizden uzak kala.

 

Yolumuz, yolsuza, pirsize, cahile uğramaya.
Sohbetler, yaşamlar sağlıkla, huzurla son bula.
Hakk eden Hakk’a vara.
İnsanı Kâmil yardımcınız, Xızır yoldaşınız ola.
Geceleri Ay, gündüzleri Güneş hanenize huzur vere.
Kötüler, kötülükler sizlerden uzak dura.
Hayat sizleri sevgi ile kucaklaya.
Kemer bağlayan canların ikrarları daim ve kâim ola.
Ya Xızır sen gerçeksin.
Gerçeğin demi devranına HÜ.
Aşk ile.

Yolumuza aşk ile, sevgiyle, sevdayla ikrar verdik.
Biz yolun aşkından sarhoş olmuşuz.
Böyle salınmamız ondandır, Erenler.

Şems-i Tebrizî der ki:

“Elâlem şarap içer sarhoş olur; biz aşk ehliyiz, içmeden sarhoş olmuşuz.”

Erkânın yapılması için Delil uyandırılır.
Delilimiz bu erkânın şahididir.

Delilimizi Xızır aşkına, Hakk aşkına, Pir aşkına;
Yola, Pire, Kâinata ikrar veren canın kemerbest olması aşkına uyandırıyorum.
Delilimiz, canların gönlündeki sevgi aşkına uyandırıyorum.

Delilimiz uyandı.
Meydanımız, gönüllerimiz aydınlandı.

Ya Xızır, Ya Hakk. Gerçeğe HÜ.
Aşk ile.

 

 

SÜPÜRGE

Süpürge veya bir mendille, meydanda üç sefer yere çalınır.
Mendil/süpürge yere çalınırken her seferinde:

“Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.”
denir ve dar olunur. Ardından tercüman okunur:

 

Tercüman

Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.
Bu meydanı süpüren Canlarız.
Pak eyleyip vardık sırrına.
Meydanda kalan sırrın ikrarına aşk ola tüm canlara.
Meydanda dar olan gelsin aşka.
Aşkla baksın Hakk’a.
Canlara âşikâr ola.

Bugün süpürge ile meydanın mührünü/sırrını açtık.
Sırr-ı Hakikat göründü, âşikâr oldu.
Nur ola.

Hizmetle geldik huzura.
Nefes Pirdedir. Der.

 

Pir Gulbangı

Meydana vurulan süpürgenin aşkı ile Hay Hakk.
İkrar veren sır–derya demine, Hakk’tan içe, candan geçe, yoldan geçmeye…

Candır süpürge çalan.
Hakk için söylendi kelâm.
Sır ile paklandı meydan.
Sır olan inciler âşikâr oldu o an.

Aydın ola cihan.
İmdada yetişe Kâmil İnsan.
Hizmetler kabul, muratlar hâsıl ola.

Dil bizden, nefes BaMaSor-Pir’den ola.
Ya Xızır sen gerçeksin.
Gerçeğe HÜ.

 

Böylece meydanımızı açtık; muhabbetimize başlamış olduk.

Gulbangdan sonra:
Hizmeti yapan Canlar, darda; göğsündeki elin başparmağına niyaz olur.
Aynı zamanda divana aşk ile niyazın ve meydandaki hizmetinin kabul edilmesinin mührü ile mühürlemiş olurlar.

Beyaz örtü üzerine konulan kemeri bağlayacak Can veya Canlar, kemeri/kemerleri Pire getirir.
Reyberi ile birlikte, reyber yoksa kemer bağlayacak canların aile büyükleri; anası ve babası ile dar olurlar.

Bu dar, Mansur Dârı değil; Masum  Dârıdır.
Çünkü Masum  canlara kemer bağlanacaktır.

 

Reyber de, kemerbest olacak canlarla birlikte Masum  Dârına durur.
Yola, Pire ilk ikrar verilirken Masum  olarak girilir.

Reşit bir can olduğu için Pir, kemerbest olacak cana şu ikazları okur:

“GİDER BİLESİN” dediğimde, kısaca duraklarım ve sen:
“Aşk ola Pirim” dersin.

 

 

Pir’in Öğüdü

Gelme bu erkâna, uyamazsın.
Ağır gelir; bu yolu bulamazsın.
Yolunu da erkânını da anlayamazsın.
Gelme, gelme… Gelirsen malın,
Gidersen de canın gider, bilesin.
Aşk ola Pirim.

 

Ocağında ömür boyu yanarsın.
Yangını gönül içinde anlarsın.
Bu yolda yeniden canlanırsın.
Edebe uygun yaşarsan malın,
Yaşamazsan canın gider, bilesin.
Aşk ola Pirim.

 

Pir’in kelamları balın tadında,
Verilen hizmet bilimin adında.
Bağlama gelir marifet katında.
Yolda marifete uyarsan malın,
Uymazsan canın gider, bilesin.
Aşk ola Pirim.

 

Toprağa, ateşe, suya; bak havaya.
Binbir nefes sorarsın dört anaya.
Gönülden bağlanırsın bir kayaya.
O bir simgedir; bağlanırsan malın,
Bağlanmazsan canın gider, bilesin.
Aşk ola Pirim.

 

Dört can, beyaz kefene sarılırsın.
Bir de yedi renkli kemer bağlarsın.
İkrarda can verip, Pir’den can alırsın.
Eli Masor der, bu işi zor anlarsın.
Meydanda ikrarı anlarsan malın,
İkrardan dönersen canın gider, bilesin.
Aşk ola Pirim.

 

Pir Soruyor:

Tekrar soruyorum sevgili canlar:
Bu yol demirden leblebidir, yutulmaz.
Ateşten gömlektir, giyilmez.

Bunlara razı mısınız?
Aşk ola Pirim.

Razı mısınız?
Aşk ola Pirim.

Kâinata; yani yere ve göğe ikrar vereceksin.
Bu yol zordur; uyarsan malın, uymazsan canın gider.

Bunlara razı mısınız?
Aşk ola Pirim.

 

 

 

Pir, Erkana Katılan Canlara:

“Canlar; bu canımız veya canlarımız, Yolun EDEB’ine ve erkânına uyacağına ikrar verecekler; niyaz edip mühürleyecekler.
Sizler de buna şahidlik yapacaksınız.

Şahidlik yapacaksanız kalın; yapmayacaksanız kalmayın, evinize gidin.” der.

Aklınıza “Pir bizi kovuyor” gelmesin.
Gönül kalsın, Yol kalmasın.
İşte bunun için söylenmiştir.

Sizler de kabul ederseniz kemer bağlanır.

Bu yol Rızalık Yoludur.
Rızasız lokma yenilmez, rızasız kapı açılmaz.

Razı mısınız Canlar?
Aşk ola Pire.

Razı mısınız Canlar?
Aşk ola Pire.

 

Canlar, Yola; Pire; yere ve göğe söz veriliyor.
Bu söz İkrardır.
Bu ikrar — Yerin Göğün Direğidir.

Alevilik dilinde bu ikrar direğine Hustuna Heyştan deriz;
o da yeri-göğü birbirine bağlayan İkrar Direğidir.

Bu ikrar verildi mi, ebediyen bozulmayan bir oruç, bir söz, bir ikrar olur.
Verdiğiniz rızalık ile bu ikrara şahidlik yapacaksınız.
Anladınız değil mi?

Razı mısınız?
Aşk ola Pirimize.

Aşk ola anlayana.
Aşk ola gönülden rızalık verene.
Rızalığınız kabul ola; Hakk ve Hakikate ulaşa.
Hanelerinize huzur dola.
Xızır yoldaşınız ola.
Gerçeğe HÜ.

 

Masum  Dârında Bekleyen Canlar

Canlarımız Masum  Dârında beklemekteler.
7 renkli kemer Pire sunulur.
Diğer canların kemerlerini bağlayanlar, Pir ile birlikte aynı kelamları tekrarlayarak bağlar.

Pir buyurur:

Gerçeğin aşkı ile,
Kâinatın kemeri ola.
Rengi gökkuşağı rengi ola.
Doğayı temsilen ola.
Bu kemerle yolun eşiğinde içeri giren canlara aşk ola.
Aşkın ışığı yüreklerine dola.

Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.

Kemer soldan sağa bağlanır gibi, bu erkânda da bu söylem üç defa sunulur.
Üçüncüde:

“Destur Canlar…”

Sonra:

“Bu İkrar Kemerini Xızır aşkına, Hakk aşkına, Pir aşkına,
Kâinata verilen ikrar aşkına…”

diye üç defa tekrar edilir ve:

“Kemerleri bağlıyorum / bağlıyoruz.”

denir.
Kemerler bağlanır.

Kemerleri bağladık.
İkrarımızı kendimize, ailemize, doğamıza, Yola, Pire verdik.
Kâinatın sevgisi ile mühürledik.

Hakk ola, Hakikate vara.
Gerçeğe HÜ.

 

Kemer Bağlandıktan Sonra Gulbang Sunulur

Tende canı, yolda ışığı bulan gönlü pakların aşkına…
Ya Hakk.

Biz varlığa ve varlığın birliğine inandık.
Evrendeki sevgiyi gönlümüzde topladık.
Cümlenin gittiği yola ikrarla bağlandık.

Pir nefesini Hakk bildik, Hakk’ı kabul ettik.
Gönülleri gönlümüze mihman eyledik.

Havada nefesin, güneşte ışığın, çeşmede suyun, toprakta sırın aşkıyla…
Çar Ana sırda Hakk’a vardık.

Pir nefesi ile can olduk, Canan’ı bulduk.
Edeb–erkânla Yola talip olduk.
Çile doldurduk, erkâna geldik.
Ocağın kazanında kaynadık, piştik.
Hakk yolunda edebi–erkânı, ilmi, irfanı seçtik.
Sohbeti gıda, nefesi meze, bağlamayı dem eyledik.

 

Bugün bu hanede verilen rızalıklar sonsuza kadar kâim ola.

X……. Y……. (Xıdır)
(Eğer birçok cana kemer bağlanıyorsa, her canın ismi tek tek söylenir.)

Canımızın/canlarımızın Yola, kendilerine, Pire verdiği ikrarları daim ola.
Bize verilen rızalık, edeb-erkânın ve ikrarın rızalığı ola.
Verilen sözler yerini bula; Hakk ve Hakikate ulaşa.

X…….. Y…….. (Xıdır)
Canımızın/canlarımızın bu andan itibaren yaşamları, ikrarlı Alevi CANLAR olarak sevgiyle, huzurla, mutluluk deminde ola.

Bu kemerbest olma ikrarı, Yolumuza, Ocağımıza ve Post Anamızın dergâhına vara.

Yerin, göğün ve Delilimizin şahadetiyle;
Canların / Cem Erenlerinin şahadetiyle;
Toprağın, suyun, ateşin ve havanın şahadeti ile kabul ola.

 

 

Dil bizden, nefes BaMaSor–Pir’den ola.
Aşk ile ola; Darınız didar ola.
Biz kabul ettik; Hakk ve Hakikate ulaşa, kabul ola.
Ya Xızır sen gerçeksin.
Gerçeğe HÜ.

Sevgili Canlar, Erenler;
Bu meydanda X…… Y…… (Xıdır) bu canımız/canlarımız kemer bağlayıp kemerbest olarak Yola, Pire ikrar verdi/vertiler.
Sizler de buradasınız, gördünüz. Şahidlik eder misiniz?
Aşk ile demeniz yeterlidir.
Şahidlik eder misiniz?

Sizler bu ikrarın şahidi oldunuz.
İkrara şahidlik eder misiniz?
Aşk ile.

Şahidliğiniz kabul ola.
Hakk ve Hakikate ulaşa.
Ocağınıza nur doğa.
Gönülleriniz ferah ola.
Xızır yoldaşınız, yardımcınız ola.
İşleriniz rızalıkla, bolluklu ve bereketli ola.
Gerçeğe HÜ.

Kemerbest can/canlar ve Pir niyazlaşırlar.
Ve ikrarı sonsuza dek mühürlerler.
El, dil, bel — yani EDEB mühürlenmiş olur.

Rızasız hiçbir iş ve eylem yapılamaz.
Haklının hakkı verilir; haklının hakkı savunulur.
Haksıza karşı durulur.

Tüm canlar birbirine niyaz olurlar.
Kemerbest olan can/canlar tebrik edilir.

LOKMA — Lokma Getirilmesi

Lokma için; kaç can kemerbest olmuşsa o kadar Kızıl Elma konularak getirilir.
Lokmayı getiren Mansur Dârına durur.

 

LOKMA ve SOFRA GULBANGI

Gerçeğin lokması aşkına…
Lokmalar kabul ola, muratlar hâsıl ola.
Yüzleriniz ak, gönülleriniz pak ola.
Lokmalarınız rızalıkla, emekle kazanılmış ola.
Nimeti Hakk, bereketi toprak; rızalık ver canlarımıza ey Lokmayı Mutlak.
Yiyenlere şifa, yedirenlere delil ola.

Bir lokmanız bin ola.
Emekler boşa gitmeye; bed emellerden sizleri koruya.
Kazanıp getirenlerin, pişirip yetirenlerin elleri ayakları dert görmeye.
Dertlere derman, hastalara şifa ola.
Ya Xızır, Ya Hakk.

Lokma sahipleri lokmalarında şifa bula.
Dört kaynaktan kırk göze ulaşa.
Hakk yoluna yol ola.
Erenlerle aynı sofraya otura.
Lokmalarında bereket bula.
Yaşamları sevgi ile ola.
Evlatları hayırlı evlatlar ola.

Hak hizmetini sunan eller dert görmeye.
Hakk yolu, delillerin aydınlattığı sırlara ulaşa.
Lokmalar nur ola.
Gönüllere yar ola.

Dil bizden, nefes BaMaSor–Pir’den ola.
Ya Xızır sen gerçeksin.
Gerçeğin sofrasına, Hak Lokmasına HÜ, der Pir.

Gulbanglı elmalar kemerbestlere birer birer verilir.
Kemerbest olanlarla niyazlaşır.
Bu elmalar ile kemerbestlik erkânı tamamlanır.
Kızıl Elma’ya ve doğasına ikrar verilir.
Bizim ikrarımız Elma’yadır dediğimizde, Elma’nın doğasına da ikrar verilmiş olur.
Aşk ile.

 

SÜPÜRGE — Meydanın Sırlanması

Meydana süpürge üç sefer çalınır; meydan sırlanır.
Meydanı sır’layan canlar üç sefer:

“Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir”
der ve:

“Meydanı sırladım; sırrını Hak Meydanına, Pire, Erenlere bıraktım.
Nefes Pir’dedir.”
der.

 

PİR — SÜPÜRGE SIRLAMA GULBANGI

Hizmetiniz kabul ola.
Sırladığınız meydanın incileri sırda kala.
Xızır yardımcınız ola.
Darınıza, cârınıza, imdadınıza yetişe.
Gerçeğe HÜ.

 

 

İKRAR DELİLİ SIRLANIR

Delilimiz sır ola, gönüllere nur ola.
O nur hanelere vara, cümle canlara yar ola.
Pirimizin nefesi bizimle ola.
Dil bizden, nefes BaMaSor–Pir’den ola.
Ya Xızır, sen gerçeksin.
Gerçeğe HÜ.

Delilimizi sırladık; sırrını Pire bıraktık.
Delili sır ettik.
Bir daha uyandırana kadar Kainata teslim ettik.
Gerçeğe HÜ.

 

 

Sevgili Canlar,
Bu canı gönlünüze mihman ettiniz; aşkı niyazlarımızı sunarım.
Xızır cümlenize yâren ola.
Hayat sizleri sevgi ile kucaklaya.
Kapılarınıza mutluluk güllerini yığa.
Hizmetleri kabul ola.
Emekler zayi olmaya.
Hakk ve Hakikate ulaşa.
Kabul ola.

 

Biz de Edeple Delilimizi — Yazımızı Yolun Muhabbetine Göre Sırlayalım

 

DELİLİ SIRLIYORUM

Ya Xızır, Ya Hakk, Ya Pir.
Delili sırlıyorum; sırrını Hakk gerçeğine, Pir nefesine ve Çar Ana sırra bırakıyorum.
Delilimiz sır ola, nur ola, gönüllere gül ola.

Sırladığım delili yeniden uyandırana kadar
Xızır’a, Pire ve sevgili canlar sizlere teslim ediyorum.

Dinleyenle, görünenle, görünmeyenle sır ettik delili.
Sır oldu çerağın Alev’i.
Sır kapısında Hakk’a ulaşa.
Cümle canlar aşk ola.
Xızır hanenize ve gönlünüze mihman ola.
Birliğiniz, dirliğiniz daim ola.
Hayatınız güzelliklerle dolu ola.

Dil bizden, nefes BaMaSor–Pir’den ola.
Ya Xızır sen gerçeksin.
Gerçeğe HÜ.
Aşk ile.

Önümüzdeki günlerde İkrar Kapısı ile kaldığımız yerden yazmaya
ve Yolun sırlarını ifşa etmeye devam edeceğiz.

Görüşmek üzere;
Hoşça, dostça, sağlıkla, insanca ve huzurla kalın.

Hizmet Hakk içindir. Hakk ise cümle âlem.
A.K.

Aşk ile.
19 Temmuz 2024
Yeniden redakte ve düzeltme: 3 Kasım 2025
Berlin – Eli MaSor Ali Koçak

 

 

 

Kaynaklar:

  • Babam Pir Kekko Koçak’ın el yazmalarından.
    • Kuryeş Ocağında danıştığım bilge Pir Mahmut Yıldız’dan.
    • Haşim Kutlu – Yol, Erkân, Meydan kitabı.
    • Mehmet Kabadayı – Hak ve Hakikat, Aşkın Yol Yürütenleri (2 cilt).
    • Hüsnü Gürbey – Kadim Kürt İnanışı, Kızılbaşlık Kökeni, Evrimi ve Felsefesi.
    • Erdoğan Yalgın – Kürt Aleviliği 2 – Rea Heqi İnancı ve makaleleri.
    • Pîrî Bela / Haydar Buga – Unutturulmak İstenen Gerçekler.
    • Hasan Harmancı – Alevi İlkeleri: Mitolojiden Felsefeye, İnsanı Kâmil İnancı vb. çalışmalar.

Bu kaynaklardan yararlandım.
Cümlesine aşkı niyazlarımı sunarım.