4. BÖLÜM: Devri Daim ve Uğurlama Dili: Rızalıkla Vedalaşmak – Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

4. BÖLÜM: Devri Daim ve Uğurlama Dili: Rızalıkla Vedalaşmak

Giden Yok Olmaz, Özüne Döner
Alevi inancına göre ölüm, bir son değil; dönüştür. Can, bu âlemde tamamladığı devriyesini bitirip, özüne – Hakk’a döner.
Bu nedenle Alevilikte yas, yalnızca bir kaybın acısı değil; aynı zamanda bir vedalaşma, rızalaşma ve hakikate uğurlama halidir.
“Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil”
derken Yunus Emre, Alevi inancının bu temel görüşünü dile getirir.
Alevi yasında ağıt değil, yol vardır. Gözyaşı değil, rıza vardır. Dua değil, dil ile hakikati anma vardır.
Bir can Hakk’a yürüdüğünde, arkasından hakikatin diliyle konuşulur. Çünkü biliriz ki:
“Giden yok olmaz; gelen gider, öz kalır.”
Rızalık: Yolun Temelidir, Uğurlamanın da
Alevi öğretisinde “rızalık”, her ilişkinin temelidir.
İki insan arasında da, toplum ile birey arasında da, bir canın yaşarken yaptığı eylemlerle yüzleşmesi ve sonunda Hakk’a yürümesi arasında da rızalık şarttır.
Hakk’a yürüyen bir can için önce şu sorular sorulur:
Bu can kimseyi kırdı mı?
Emanete hıyanet etti mi?
Yol düşürdü mü?
Rızalık aldı mı?
Ve sonra toplumun önünde “görgü” yapılır.
Görgü, ölümden önce de olabilir. Ancak ölümden sonra da canın arkasından “rızalıkla vedalaşma” yapılır.
Cenaze değil; uğurlama, yas değil; hatırlama, helalleşme değil; yüzleşme ve rıza alma esastır.
Alevi Uğurlama Dilinin Zenginliği
Aleviler, bir canı uğurlarken İslami deyimlerden farklı olarak özgün bir uğurlama dili kullanır. Bu dil sadece bir ağız alışkanlığı değil; hakikatin, doğanın ve evrensel döngünün kabulü üzerinden kuruludur.
Sıkça kullanılan uğurlama sözleri şunlardır:
Devri daim olsun
Işıklar içinde uyusun
Menzili Zöhre yıldızı olsun
Xızır yâr olsun
Mansur’da, Pir Sultan’da didarı olsun
Hak sabır versin, başka keder yaşatmasın
Bu son acınız olsun
Bu sözlerin her biri birer felsefî katmandır.
Cennet ya da cehennem değil; ışık, devriye, rıza, yıldız, cemal ile anılır giden. Çünkü Alevilikte cennet-huri değil; Pir ocağı, yar kucağı, doğa ve Toprak Ana kutsaldır.
Toplumsal Yas: Paylaşılan Hatıra ve Rıza
Alevi yası bireysel değil, toplumsaldır.
Bir can Hakk’a yürüdüğünde sadece ailesi değil, tüm talipler, pirler, yol kardeşleri, komşular onunla vedalaşır.
Ama bu vedalaşma bir matem gösterisi değil, bir şükran ve özlem buluşmasıdır.
Bu uğurlamada:
Can için gülbenkler okunur
Semahlar döner
Deyişlerle hatırası yaşatılır
Ve en önemlisi, herkes “Ben bu candan razıydım” diyerek rızalık verir.
Çünkü bilirler ki rızalık olmadan hakikat tamamlanmaz.
Bir can, yaşarken aldığı kadar, öldüğünde de “alnı ak, yüzü pak” gitmelidir.
Dil Bozulduğunda Uğurlama da Bozulur
Ancak asimilasyon baskısıyla birlikte Alevi uğurlama dili de bozulmuştur.
Bugün birçok yerde, bir can uğurlanırken şu sözler duyulur:
“Mekânı cennet olsun”
“Allah rahmet eylesin”
“Başınız sağ olsun”
Bu sözler Alevi öğretisine ait değildir.
Bu, zorlama bir dini kalıbın, özün üstünü örtmesidir.
Bu yüzden Hakikatçi Alevilik, özgün uğurlama diline yeniden dönmeyi, bu kutsal vedalaşma hâlini rıza ve sevgiyle sürdürmeyi savunur.
Vedalaşmak da Yolun Bir Parçasıdır
Alevi yolunda ölüm yoktur. Don değişmek vardır. ( Don degiştirmeyi Reyalkarnasyon ile karıştırmamak lazım )…
Bu yolculukta uğurlamak da, tıpkı doğum gibi kutsaldır.
Bu yüzden giden cana:
“Devri daim olsun.”
“Işıkla yürüsün.”
“Xızır yâr, Pir Sultan yoldaşı olsun.”
denir.
Çünkü hakikat yolu, yaşarken başlar, ölümle tamamlanmaz.
Can gider, ama hatırası, öğretisi, sözü, rızası kalır.
Rızalıkla Uğurladık
Rızalıkla uğurladık, can yolunu tamamladı
Devri daim eyleyip, özde sırra vuslat oldu
Ten giderken can kalır, ışık olur söz taşar
Her nefeste bir anı, gül cemali bende yaşar
Demedik “başın sağ olsun”, “mekânı cennet ola”
Dedik “ışıklar yoldaşı”, “menzili Zöhre ola”
“Xızır yâr olsun” deyip, semahla yol açıla
Bizde ölüm son değil, vuslattır Hak kapısı
Mansur’da yâr olanlar, Pir Sultan’la yürürler
Her demde bir can var, turlu donda dönerler
Ne kabirde bekleşir, nede huriyi sayarlar
Bizde rıza tek mizan, aşk ile ölçülürler
Don değiştirdi canlar, özleri haktır eksilmez
Kırk yıllık bir yaşamı, yüzyıllar bile silemez
Rızalıkla gidendir, gidişiyle can üzülmez
Onu ağlayarak değil, gülbenkle anarız biz
Pir önünde söz verdik, “razıyım” diye haykırdık
Yüz çevirmedik haktan, hakkıyla devrine durduk
Canın ardı çerağdır, gülbenkle topragı yoğurduk
Giden can yok olmaz, gözden gönüle akar
Devran bir döngü ise, biz onun içindeyiz
Bugün giden, yarın biz; hep yolun peşindeyiz
Don değiştirsek bile, hakikatin içindeyiz
Bu vedaya hüzün değil, rıza katıp dururuz
Devrimî der, aşk ile, vedalaştık rızalık aldık
Ne cennet ne cehennem, Hakka vardık
Can ışıkla yürüsün, bizde yoda kaldık
Bu son acı olsun, Canı uğurladık sevdayla
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )