3. BÖLÜM – YOL DİLİ VE KÜLTÜREL SAFLIK (Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
(Arifane Canların Bildirisi Üzerine Açıklamalı Yorumum)
3.1. Dil: Kimliğin Aynası ve Hafızanın Taşıyıcısı
Alevilikte “dil” yalnızca iletişim aracı değil, bir yol bilincinin taşıyıcısıdır.
Bir toplumun dili, onun düşünme biçimini, duygusunu, kültürünü ve inancını yansıtır. ( ”İnanc kavramını” dini oterite kavramı ile karıştırmayalım)
Bu nedenle Alevilikte dil, yalnızca kelimelerden değil; anlamın, edebin, sevginin ve bilincin örgüsünden oluşur.
Arifane Canları’nın bu bölümde altını çizdiği en önemli gerçek şudur:
Alevi toplumu, yol dilini koruyarak kimliğini korur.
Dil bozulduğunda düşünce de, inanç da, kültür de yozlaşır.
Yüzyıllardır süregelen baskılar, katliamlar ve asimilasyon politikaları sonucu Alevi toplulukları, komşu inançların diline mecbur bırakılmıştır.
Bu mecburiyet, zamanla bir alışkanlığa; alışkanlık da bir yabancılaşmaya dönüşmüştür.
Bugün birçok can farkında olmadan “Allah rahmet eylesin” dediğinde, kendi inanç dünyasının dışındaki bir kavramı kullanır.
Oysa Alevi yolunda ölüm, son değil Hakk’a yürümedir; “ölü” değil, can vardır; “rahmet” değil, devriye vardır.
Bu nedenle dilin korunması, sadece kelimelerin değil, hakikatin korunmasıdır.
3.2. Yol Dili Nedir?
Yol dili, Alevi öğretisinin kendi anlam dünyasından doğmuş, her kelimesi bir yaşam felsefesini temsil eden özgün bir anlatım biçimidir.
Bu dilde sözcükler yalnız anlam taşımaz; bir bilincin işaretleridir.
Örneğin “Aşk ile” ifadesi, sadece bir selamlama değil, “sevgiyle, hakikatle, içtenlikle” anlamına gelir.
“Vakitler aşk olsun” derken, zamanı kutsayan değil; an’ı bilince dönüştüren bir dilek sunulur.
Bu dilde “Hızır aşkına” demek, bir duaya değil, dayanışma bilincine çağrıdır.
Hızır, Alevilikte bir kurtarıcı değil, vicdanın, paylaşımın ve direncin sembolüdür.
Dolayısıyla “Hızır aşkına” dediğinde insan, yardımın dışarıdan değil, kendi içinden doğacağını hatırlar.
Yol dili, Alevi insanını şekillendiren bir terbiyedir.
Bu dil, nebevi ve benzerlerinden değil; doğadan, sevgiden ve insandan doğmuştur.
Bu yüzden Alevi kelamında emir, yasak, günah, ceza gibi korku kavramları yer almaz.
Yerine; rızalık, sevgi, edep, gönül ve ışık gibi aydınlatıcı sözcükler bulunur.
3.3. Semavi Söylemlerin Yol İçinde Bozucu Etkisi
Arifane Canları’nın vurguladığı gibi, Alevi toplumunun kendi dilinden uzaklaştırılması, asimilasyonun en derin biçimidir.
Zira inançların dönüşümü önce dil üzerinden başlar.
Kavramlar değiştikçe düşünce biçimi de değişir; bir süre sonra insan, neye inandığını değil, neye inandırıldığını konuşmaya başlar.
“Selamün Aleyküm” ifadesi Arapça kökenlidir ve bir teslimiyet biçimini temsil eder.
Oysa Alevi yolunda teslimiyet değil, rızalık ve bilinçli birlik vardır.
Bir Alevi, “Selamün Aleyküm” dediğinde farkında olmadan bir hiyerarşiyi kabul eder; oysa “Vakitler aşk olsun” dediğinde eşitliği, sevgiyi ve paylaşımı ifade eder.
Benzer şekilde, “Allah rahmet eylesin” dendiğinde dışsal bir otoriteye başvurulur.
Oysa Alevi öğretisinde can, Hakk’a yürüdüğünde “ışığa karışır.”
Bu nedenle Alevi yol dili, “Hakk’a yürüyen canın nuru daim ola” der.
Bu ifade, ölümün yokluk değil, devriyenin devamı olduğunu anlatır.
Dil, inancın elbisesidir.
Elbise başkasına ait olduğunda, kişi kendi bedenine yabancılaşır.
Bugün Alevi toplumu, kendi öz dilini yeniden kuşanmak zorundadır.
3.4. Dilin Kutsallığı ve Alevi Öğretisinde Sözün Gücü
Alevi felsefesinde “söz”, yalnızca konuşma aracı değil, bir yaratıcı güçtür.
Evren, “söz” ile başlar; “Kelam” hakikatin sesidir.
Bu nedenle Aleviler, “Dilin kemiği yoktur ama can yakar” der.
Bu söz, yalnızca ahlaki bir öğüt değil, varoluşun özlü bilgisidir:
Söz, evreni kurar; yanlış söz evreni bozar.
Yol dili, bu yüzden dikkat ve bilgelik ister.
Bir Alevi pirinin sözü, rastgele değildir.
Her kelam, hakikate hizmet etmek, gönül kurmak, insanı olgunlaştırmak içindir.
Bu dil, “Eline, diline, beline sahip ol” ilkesinin doğrudan karşılığıdır.
Çünkü Alevi yolunda dil, nefsin aynasıdır; doğru kullanılmadığında insanı Hakk’tan uzaklaştırır.
Bu nedenle Alevi toplumu, her kelimesini bir niyaz, her cümlesini bir dua, her sessizliğini bir ibret olarak yaşar.
3.5. Kültürel Saflık: Dilden Başlayan Direniş
Kültürel saflık, dışarıya kapanmak değil; özünü koruyarak dünyaya açılmaktır.
Alevilikte “öz”ün korunması, hakikatin yozlaşmadan aktarılması anlamına gelir.
Bugün Alevi toplumu için en büyük tehlike, inançtan çok dilin kaybıdır.
Çünkü dil yok olduğunda, bellekteki anlam da, duygudaki derinlik de silinir.
Arifane Canları’nın uyarısı, bir çağrıdır:
Aleviler, kendi yol diline dönmeli; semavi dinlerin kavramlarını kendi kimliğine yapıştırmaktan vazgeçmelidir.
Aleviliğin dilinde “dua” yerine “niyaz”, “namaz” yerine “görgü”, “ibadet” yerine “cem”, “ölüm” yerine “Hakk’a yürüme” vardır.
Bu farklar yalnız sözcük değil, felsefi temelleriyle ayrıdır.
Dilini korumak, bir topluluğun varoluşunu korumaktır.
Bu nedenle Aleviliğin dilini yaşatmak, yalnız geçmişe sahip çıkmak değil; geleceği kurmaktır.
Yol dili; sevgi, bilgi, tevazu, doğa ve insanın kutsallığıyla yoğrulmuş bir hakikat dilidir.
Bu dil, ne dogmanın ne otoritenin dilidir; bu, gönül ve akıl birliğinin dilidir.
Bu dili korumak, Aleviliğin özünü korumaktır.
3.6. Sevgili Canlar Dili Koruyan Yolunu Korur
Dilin korunması, yolun korunmasıdır.
Alevi insanı, kendi sözünü söylediğinde, kendi kimliğini yeniden inşa eder.
Bu nedenle “Vakitler aşk olsun” demek, sadece bir selam değil; bir duruştur, bir varoluş ilanıdır.
Bu dil, geçmişten geleceğe taşınacak olan Hakikatçi Alevilik bilincinin can damarıdır.
Arifane Canları’nın bu bildirideki uyarısı; bir hatırlatmadır, bir uyanıştır, bir direniştir:
Yolu bozanlar çoktur ama dili bilen yolunu kaybetmez.
”DEVAM EDECEK”
“Sözün Mayası Aşktır”
Söz gönülden doğar, dilden dökülür,
Aşk ile yoğrulmuş, kelam söyler.
Kelam cemin bülbülü çerağda gülüdür,
Sözün mayası aşk, özü edep’tedir.
Selam değil artık, aşk ile diyen,
Hızır aşkına, darda gönüle girer.
Ne “rahmet” bekle, ne “cennet”,
Rızalık isteriz her candan önce.
Her kelam bir aynadır insana dönük,
Hak sözü söylenmez yalanla örüp.
Dili saf tutmayan gönüller çürük,
Temiz dil, temiz can, yolun direğidir.
Pirler der ki, “Sözüne sahip ol can,”
Sözde eğrilik, gönülde olmaz yalan.
Dili temiz tutan, Hakk’a varır inan,
Sözün özü Hak’tır, söyler dili Devrimi.
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
