Toprak Ana, insanın yaşamındaki en temel unsurlardan biridir. Çünkü yiyecek, su, barınak ve yaşamın döngüsü doğrudan toprağa bağlıdır.
Yiyecek: İnsanların ve tüm canlıların besini topraktan gelir. Tarlalar, bahçeler, meyveler, sebzeler, tahıllar toprağın üretkenliğiyle mümkün olur.
Su: Toprak, yağmuru emer, yer altı sularını besler, kaynakların doğmasını sağlar. Susuzluğa çare, toprağın dengesindedir.
Barınak: Tarih boyunca insanlar evlerini topraktan yapmış, kerpiçten, taştan, ağaçtan barınaklar kurmuştur.
Yaşam: Toprak yalnızca üretim değil, aynı zamanda yaşamın döngüsünün başladığı ve bittiği yerdir. İnsan doğar, yaşar ve sonunda tekrar toprağa döner.
Hakikatçi Alevilikte bu yüzden söylenir: “Toprağa düşen, topraktan doğar.” İnsan toprağın bağrına girdiğinde yok olmaz; toprağın özünde dönüşerek yeniden yaşamın parçası olur.
Bilimsel Bakış: Toprak Ekosistemi Ve Modern bilim, toprağın yalnızca cansız bir madde değil, canlı bir ekosistem olduğunu ortaya koyar. Bir avuç toprakta milyonlarca bakteri, mantar, böcek, kurtçuk, organizma yaşar. Bu canlıların her biri toprağı verimli kılar, suyun tutulmasını sağlar, bitkilerin besinlerini almasına aracılık eder.
Toprağın yapısındaki mineraller (azot, fosfor, potasyum, kalsiyum vb.) bitkilerin büyümesini sağlar. Tarımın temeli bu döngüye dayanır. Eğer toprak kimyasallarla zehirlenirse, bu canlılık zinciri kırılır ve tarım çöker. Bu da insanlığın geleceğini tehdit eder.
Toprak ayrıca karbon döngüsünde önemli bir rol oynar. Ormanlar ve toprak birlikte iklimin düzenlenmesini sağlar. Toprak zarar gördüğünde, küresel ısınma ve iklim değişikliği hızlanır.
Hakikatçi Alevilikte Toprakla Kurulan Bağ toprak yalnızca üzerinde yürünülen bir zemin değil, kutsal bir anadır. İnsan, doğar ve büyürken topraktan beslenir; öldüğünde yeniden toprağa döner. Bu nedenle toprakla kurulan bağ, varoluşun en temel bağıdır.
Deyişlerde sıkça geçen “Toprak Ana” kavramı, hakikatin sürekliliğini anlatır:
“Toprağa düşen, topraktan doğar.”
“Toprakla geldik, toprağa gideceğiz.”
Bu sözler, yok oluş değil, dönüşüm felsefesinin ifadesidir. İnsan toprağa karıştığında, aslında yeniden yaşamın parçası olur. Bu yüzden Alevilikte ölüm bir son değil, dönüşümün kapısıdır.
Toprağın İnsan Kültüründeki Yeri: Rızalık, Emek ve Paylaşım
Toprak, insan kültüründe yalnızca üretim değil, aynı zamanda rızalık, emek ve paylaşımın sembolüdür.
Rızalık: İnsan, ektiği üründen pay alırken önce toprağa rızalık sunar. “Bismişah” diyerek, hakikat adına şükreder.
Emek: Toprak, alın teriyle verimlenir. Emeksiz ürün olmaz; bu yüzden toprakla uğraşmak, yolun bir erkanıdır.
Paylaşım: Topraktan çıkan ürün yalnızca kişinin değil, bütün toplumundur. Cemlerde lokmanın paylaşılması, toprağın bereketinin rızalıkla dağıtılmasıdır.
Hakikatçi Alevilikte “Yarın yanağından gayrı her şeyde ortak olmak” ilkesi, doğrudan toprağın cömertliğine dayanır. Toprağı tekelleştirmek, sömürmek, paylaşımı engellemek hakikate aykırıdır.
İnsan-Toprak İlişkisi: Sömürü Değil, Şükran; Modern dünyada toprak çoğu kez bir mülk, bir mal, bir meta olarak görülür. Büyük şirketler toprağı sömürür, zehirler, betonla kaplar. Bu anlayış, toprağı “satılacak” bir şey gibi görür.
Oysa Hakikatçi Alevilikte insan-toprak ilişkisi sömürü değil, şükran üzerinedir. İnsan, toprağa teşekkür ederek yaşar; ondan aldığı ürünün değerini bilir. Toprağa emek veren kişi, ondan rızalıkla faydalanır.
Toprağa ihanet eden insan, aslında kendi yaşamına ihanet eder. Çünkü toprak yok olduğunda, yaşam da yok olur.
Cahil İnsana Öğretecek Ders: Cahil insan, toprağı yalnızca para ve çıkar gözüyle görür. Onu kirletir, betonla kaplar, zehirler. Ama bilmez ki:
Toprak olmazsa yiyecek olmaz.
Toprak olmazsa su tutulmaz.
Toprak olmazsa yaşam sürdürülemez.
Cahile öğüt şudur:
“Toprağa sahip çık, ona ihanet etme. Çünkü sen de topraktan geldin, toprağa döneceksin. Ona ihanet eden, özüne ihanet eder.”
Hakikatçi Alevilikte Toprak Ana: Yaşamın temeli, üretkenliğin kaynağıdır. Bilimsel olarak canlı bir ekosistemdir. İnsan için rızalık, emek ve paylaşımın simgesidir. Ölümle yeniden doğuşun, dönüşümün kapısıdır.
Toprakla bağını kaybeden insan, hakikatten uzaklaşır. Ama toprağı tanıyan, ona şükran duyan insan, hem yaşamı hem de hakikati kavrar.
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Ya Hakk, Ya Xızır, Ya Pir Toprak Ana gerçeğine Aşk ile
Toprak Ana, Sen ki yaşamın ilk beşiği, son durağısın.
Karnımızı doyuran lokmanın, İçtiğimiz suyun, Sığındığımız yurdun gizli özüsün. Biz seni çiğnenen bir zemin değil, canların anası bilir, öyle eğiliriz huzuruna.
Ey Toprak Ana, bağrında sayısız can saklayan canlı ekosistem,
bir avuç toprakta bile milyonlarca nefes taşıyan ana rahmi…
Biz bilmeyiz sanma; Bilen gönüller, her taneciğinde hakikatin sırlarını görür.
Bizden sana nasip; Saygı, emek ve rızalık ola. Ey insan, ey can, işit bu gülbengi: Toprağa düşen, topraktan doğar. Sen de topraktan geldin, yine toprağa döneceksin. Toprağa ihanet eden, özüne ihanet eder.
Bunu bil, bunu belle, bunu unutma.
Diyoruz ki: Toprak olmazsa lokma olmaz, toprak olmazsa su tutulmaz, toprak olmazsa yaşam sürmez.
O halde mal diye sattığın, betonla kapattığın, kimyasalla zehirlediğin her karış yer, aslında kendi ömründen çaldığın candır ey insan. Toprak Ana adına niyazımız şudur: Eken, emek veren, ter döken her el, rızalıkla ürüne kavuşsun. hiçbir can lokmasız kalmasın,
hiçbir sofra nimeti boşa gitmesin, toprağın bereketi, paylaşan gönüllerde çoğalsın. Yaşamın meydanında söz verelim: Toprağı mülk değil, emanet bilelim. Toprağı çitleyen ( sınır çeken ) değil, toprağı ortaklaştıran olalım. Yarın yanağından gayrı her şeyde ortak olma ilkesini, önce Toprak Ana’da, sonra soframızda ve yaşamımızda diriltelim.
Cahile nasihatimizdir: Toprağı hor görme, onu kirletme, üzerine beton dikmeden önce bir an dur, düşün. Her bastığın yerde,
henüz görmediğin, tanımadığın milyonlarca can yaşar.
O canlara kıyan, kendi geleceğini karartır.
Toprağa el uzatan, önce kendi vicdanını zehirler.
Toprak Ana, senin bağrına kavuştuğumuzda yok olmayız,
dönüşür, yeni yaşamlara can veririz. Bu yüzden biz, ölümü yokluk değil, dönüşümün kapısı biliriz. devri daim olan canlarımız sana emanet, biz de sana emek ve şükranla bağlıyız.
Dileğimiz odur ki: Her çocuk, çıplak ayakla toprağa bassın,
her genç, toprağın dilini öğrenip korusun, her yetişkin, toprağı meta değil, yoldaş bilsin. her yaşlı, toprağa dönerken “Ben emanete ihanet etmedim” diyebilsin.
Toprak Ana’nın hatırına: Bilgiyle, emekle, sevgiyle, rızalıkla yaşayalım. Toprağın hakikatini tanıyan, insanın hakikatine de erer.
Dört Ana’nın, Kâinatın, Tabiatın, Toprağın ve İnsan’ın
Birliğine niyaz ederiz. Toprak Ana gerçeği için,
Gerçeğin demine, Toprak Ana aşkına hü…
Aşk ile Mehmet Yapıcı ( Devrimi )
Resim: Mualla Coşkun

