2 . BÖLÜM – TABİAT ANA (Mehmet Yapıcı( Devrimi )

2 . BÖLÜM -TABİAT ANA (Mehmet Yapıcı( Devrimi )

2. 3. Bilimsel Boyut: Ekoloji ve Biyolojik Çeşitlilik
Ekolojinin Temel Gerçeği: Bağlantılılık
Modern ekoloji bilimi bize şunu öğretir: Doğada hiçbir şey tek başına var olmaz. Her canlı ve cansız unsur, birbiriyle bağlantılıdır. Bir böceğin yok olması, bir çiçeğin polenleşememesi demektir. Çiçeğin yokluğu, bir kuşun aç kalmasına; kuşun azalması da toprağın dengesinin bozulmasına yol açar. Zincirin sonunda insan da bu dengesizlikten etkilenir.
Hakikatçi Alevilik bu gerçeği binlerce yıldır “Her can Hakk’tandır” sözüyle dile getirmiştir. Bir canı yok saymak, bütünün dengesini yok saymaktır.
Canlı Türlerinin Zenginliği
Bilim insanlarının tahminlerine göre, Dünya üzerinde yaklaşık 8,7 milyon canlı türü bulunmaktadır. Bu türlerin her biri yaşam ağında bir işlev görür.
Böcekler toprağı havalandırır ve polen taşır.
Ağaçlar karbondioksiti emerek oksijen üretir.
Mantarlar ve mikroorganizmalar çürüyen maddeleri dönüştürerek toprağı besler.
Her bir tür, varoluşun büyük senfonisinde bir nota gibidir. Bir notanın kaybolması, müziğin ahengini bozar. Bu nedenle Hakikatçi Alevilikte doğa, bütünlüğüyle kutsaldır; parçalanamaz, bölünemez.
Türlerin Yok Oluşu ve Zincirin Kopması
Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, insan eliyle hızlanan tür yok oluşu, gezegenin en büyük krizlerinden biridir. Bir tür yok olduğunda, ekosistemin bir halkası kırılır. Bu kırılma, sadece o türün kaybolması değildir; tüm zincirin sarsılmasıdır.
Örneğin, arıların azalması yalnızca bir böcek türünün yok olması anlamına gelmez; tarımsal üretimi, besin zincirini ve insan yaşamını doğrudan etkiler. İşte bu noktada Hakikatçi Aleviliğin “doğayı incitme, dengesini bozma” öğretisi, yalnızca bir inanç değil, ekolojik bir zorunluluk olarak karşımıza çıkar.
İklim Krizi ve Hakikatçi Öğreti
Günümüzde doğanın dengesi bozulduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: İklim krizleri, kuraklıklar, orman yangınları, sel felaketleri,
Türlerin kitlesel yok oluşu.
Bütün bunlar, insanın doğayı yalnızca bir kaynak gibi görmesinin sonucudur. Hakikatçi Alevilik, bu yıkıcı yaklaşımı reddeder ve doğayla rızalık içinde yaşamayı öğütler. Çünkü doğanın dengesini bozan insan, aslında kendi yaşamının temelini de yok etmektedir.
Hakikatçi Alevilikte Ekolojik Bilgelik
Hakikatçi Alevilik, doğaya saygıyı yalnızca ahlaki bir görev olarak değil, hakikatin özünü kavramanın şartı olarak görür. Çünkü evrenin düzeni, doğanın dengesiyle aynıdır. Doğa, hakikatin aynasıdır.
Modern bilimin ortaya koyduğu ekolojik gerçekler, Hakikatçi Aleviliğin şu kadim sözlerinde karşılığını bulur: “İncitme.” “Her can kutsaldır.” “Rızalıkla yaşa.”
Bugün insanlığın karşı karşıya olduğu iklim krizi, aslında bu kadim öğretiyi bilmediğimizin ya da unuttuğumuzun sonucudur.
Cahil İnsana Öğretecek Ders
Cahil insan çoğu zaman bir böceğin yok olmasını önemsiz görür, bir ağacın kesilmesini küçük bir kayıp sanır. Oysa hakikat yolcusu bilir ki: Bir böceğin yokluğu, toprağın bereketinin azalmasıdır. Bir ağacın yokluğu, havanın zehirlenmesidir. Bir derenin kuruması, yaşamın tükenmesidir.
Cahile öğüt şudur:
“Doğayı hor görme; her can hakikatin parçasıdır. Bir canı yok sayarsan, kendi yaşamını yok sayarsın. Doğanın dengesini bozma, çünkü onun dengesi senin dengen, onun yaşamı senin yaşamındır.”
Ekoloji ve biyolojik çeşitlilik bize şunu öğretir:
Evrenin düzeni, doğanın bütünlüğünde saklıdır.
Her canın bir işlevi vardır; yokluğu tüm dengeyi bozar.
Doğanın dengesi bozulduğunda, insan da bundan kaçamaz.
Hakikatçi Alevilik bu nedenle doğayı yalnızca korumayı değil, onunla bir olmayı öğütler. Çünkü doğayı incitmek, hakikati incitmektir.
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
TABİAT ANA GÜLBENKİ
Ya Hak, Ya Xızır, Ya Pir aşk ile
Canların nefesiyle uyandırılan çerağın nuruna aşk ola.
Birliğe eren gönüllere aşk ola.
Tabiat Ana’nın bereketli döngüsüne aşk ola.
Hakikat der ki:
Evren bir ağ ise, her can o ağın düğümüdür.
Bir düğüm çözülürse, bütün ağ gevşer; bütün düzen sarsılır.
Bizler, ağacı yalnız köküyle değil, gölgesiyle;
suyu yalnız akışıyla değil, yaşamı taşımasıyla biliriz.
Yaşayan toprak, nefes alan çiçek, şakıyan kuş,
Toprakta kıvranan solucan, göğe yükselen buhar,
Her biri birer sır, birer hakikat nurudur.
Bu nur sönmesin diye niyazdayız.
Tabiat Ana şahittir:
Ağacın dalı kırılırsa hava boğulur,
Arının kanadı kırılırsa bereket susar,
Böceğin sesi kesilirse toprağın nefesi daralır.
Bizim niyazımız:
Hiçbir canın sesini kısmayalım,
Hiçbir yaprağın hışırtısını boğmayalım.
Hak yolcusuna öğüt:
Doğayı incitme, incitirsen kendi gönlünü incitir.
Bir canı yok sayarsan, kendi nefesini eksiltirsin.
Evrenin dengesiyle rızalaş,
Çünkü doğanın dengesi bozulursa, hakikat dili susar.
Bu gülbenkte dileğimizdir:
Kuruyan derelerin gözü yaşarsın,
Yanan ormanlar fıdan versin;
Bal arısının kanadı kırılmasın,
Toprağın bereketi bitmesin.
Bizim ikrarımız:
Her can kutsaldır.
Her tür yaşamın şarkısında bir notadır.
Bir nota ölürse türkü susar,
Türkü susarsa evrenin ahengi susar.
Hakikat Ana, Tabiat Ana, Toprak Ana;
Canların nefesinde, yaprakların dilinde, suların şırıltısında
birlik can olsun.
Bu meydanda niyazımız:
Nebatata rızalık, hayvanata şefkat, toprağa hürmet, suya vefa,
Göğe sükun, rüzgâra muhabbet ola.
Rızalıktan doğan bereket önümüzden,
Hakikatten doğan dirlik ardımızdan gelsin.
Doğayı koruyan gönüllerimiz
Hak yolunun gül bahçesi olsun.
Gönüller saf, niyetler pak ola.
Tabiat Ana’nın yüzü güle,
Yaşam ağının dalları çoğala,
Canlar bir, nefes bir, rızalık bir ola.
Hak bereketi üzerimize,
Doğanın devri daim ola.
Hal ola, kabul ola, aşk ola.
Gerçeğe Hü!
Aşk ile Mehmet Yapıcı( Devrimi )