13. BÖLÜM – SONUÇ VE ÇAĞRI   (Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

13. BÖLÜM – SONUÇ VE ÇAĞRI   (Mehmet Yapıcı ( Devrimi )

(Arifane Canların Bildirisi Üzerine Açıklamalı Yorumum SON)
(Hakikat Yolunda Bilinç, Direniş ve Aydınlanmanın Çağrısı)
13.1. Yolun Dönüm Noktası
Alevilik, insanlık tarihinin en kadim, en özgürlükçü ve en insancıl felsefelerinden biridir.
Bu yol; doğanın, insanın ve evrenin birliğini esas alan,
bilgiyle, sevgiyle ve rızalıkla yürüyen bir hakikat öğretisidir.
Bugün ise bu yol, tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birini yaşamaktadır.
Çünkü tehlike artık dışarıdan değil, içeriden;
inançtan değil, bilinçsizlikten gelmektedir.
Aleviliğin karşısındaki en büyük tehdit,
baskıdan çok asimilasyon, unutkanlıktan çok yabancılaşmadır.
Yol, kimliğini kaybetmeden, biçimsel kalıplara sıkışmadan,
özündeki hakikati yeniden hatırlamak zorundadır.
Bu çağrı, yalnız bugünün Alevilerine değil,
yarının insanına, bilime ve doğaya sevdalı herkese yöneliktir:
“Gerçeği dışarıda değil, kendi özümüzde arayalım.”
13.2. Asimilasyon ve Başkalaşma Tehlikesi
Alevilik bugün, devletin, tarikatların, sözde akademinin ve bazı kurumların eliyle kontrollü bir asimilasyon ve dönüşüm sürecine sokulmuştur.
Bu süreç “tanıma”, “destekleme”, “kültürel sahiplenme” gibi kavramlarla süslenmekte,
ancak gerçekte başkalaştırma amacını taşımaktadır.
Amaç Aleviliği “İslam’ın yorumu”, “kültürel zenginlik” ya da “folklor unsuru” gibi göstermek, onu hakikatçi niteliğinden koparmaktır.
Yolun özü, mezhep değil; bilinçtir.
Alevilik dinin alternatifi değil, insanın kendini bilme yoludur.
Bugün Asimilasyon; kılıçla değil, kalemle, baskıyla değil, ikna ve manipülasyonla yürütülmektedir.
Bugün devletin elinde Alevilik “yaşatılmıyor”, yeniden tanımlanıyor.
Bu tanımın içinde rızalık yok, eleştiri yok, bilim yok, görgü yok, ikrar yok, yarın yanağından gayri paylaşım yok; yalnız itaat ve biat var.
Hakikatçi Alevilik bu nedenle uyarıyor:
“Dönüşüm hakikatçe olursa doğaldır, ama başkalaşma ihanettir.”
Dönüşüm, zamana ve cağa göre bilimsel olunca gelişmektir; bilgiyle, sevgiyle büyümektir.
Başkalaşma ise özden kopmaktır, heleki egemenin eliyle yapılan dönüşüm yolu terk edip başkalaşmak yoldan sapmaktır.
13.3. Hakikati Dışarıda Değil, İçimizde Aramak
Yüzyıllardır Aleviler “Hakk nerededir?” sorusuna şu cevabı vermiştir:
“Hakk insandadır, doğadadır, evrendedir.”
Hakikatçi Alevilik bu öğretinin çağdaş yorumudur.
O, insanın kendi özündeki bilgeliği, doğayla uyum içindeki yaşamı
ve toplumsal paylaşımı esas alır.
Bugün birçok insan gerçeği kitaplarda, devlet belgelerinde,
ya da dış otoritelerde aramaktadır.
Oysa hakikat, insanın kendisini bilmesinde yatar.
Kendi özünü bilmeyen toplum,
başkalarının tanımladığı bir kimlikle yaşamaya mahkûmdur.
Gerçek Alevi bilinci, kendi öz varlığını, kendi hakikatini tanıyan bilinçtir.
Bu yüzden yolun ilk dersi hep aynıdır:
“Kendini bil, çünkü Hakk sensin.”
13.4. Bilim Rehber, Aşk ve Işk Mürşittir
Alevilikte rehberlik, dogmalarla değil, bilim ve bilinçle yapılır.
Pir’in görevi, öğretmek olduğu kadar aynı zaman da uyandırmaktır.
Yolun mürşidi, soyla değil, bilgiyle büyüyendir.
Bilim, Aleviliğin düşmanı değil; tam tersine onun en büyük yoldaşıdır.
Çünkü bilim, dogmayı kırar, bilineni sorgular,
hakikatin katmanlarını açar.
Aşk ve Işk (ışık), bilimin kalbidir.
Aşk, insanın içindeki sevgi ve vicdanın sesi;
Işk ise bilginin aydınlığıdır.
Bu ikisi birleştiğinde, insan “Kâmil İnsan” olur.
Bu yüzden Hakikatçi Alevilik diyor ki:
“Bilimle düşün, Aşk’la hisset, Işk’la yaşa.”
13.5. Emeğin, Rızalığın ve Paylaşımın Erdemi
Alevi yolunun bütün felsefesi,
emek, rızalık ve paylaşım üzerine kuruludur.
Emek; insanın alın teriyle yarattığı değerdir.
Rızalık; bireyin toplumla kurduğu vicdani sözleşmedir.
Paylaşım ise, bu sözleşmenin ahlaki eyleme dönüşmüş hâlidir.
Alevilikte kimse yalnız değildir;
çünkü “yarın yanağından gayrı her şeyde ortaklık” vardır.
Bu ortaklık yalnız malda değil;
sevinçte, kederde, bilgide ve yürekte de geçerlidir.
Hakikatçi Alevilik, bugünün dünyasında bu değeri yeniden diriltmeyi hedefler.
Çünkü kapitalist düzen, insanı yalnızlaştırarak tüketirken,
Alevi yolu insanı birleştirerek diriltir.
13.6. Cehaletten Aydınlanmaya: Yolun Son Sözleri
Cehalet, insanın kendine körleşmesidir.
Alevilik ise, bu körlüğü bilgiyle, sevgiyle ve sorgulamayla aşmanın yoludur.
Bugün Aleviliği kurtaracak olan ne yeni kurumlar ne de siyasetlerdir.
Yolu yaşatacak olan, hakikati arayan bilinçli canlardır.
”Hakikatçi Alevilik derki”
Kim ki cehaletin karanlığından çıkıp,
çerağını kendi yüreğinde yakmıştır,
işte o Hakikat Yolunun gerçek yolcusudur.
Bu yüzden Arifane Canları’nın çağrısı nettir:
“Cehaletin karanlığından çıkıp, aydınlanmanın çerağını yakan tüm canlara: Aşk Olsun.”
13.7. Herkes Sunu İyi Bilmelidirki, Yol Bitmedi, Yol Biziz
Alevilik bir gelenek değil, yaşayan bir bilinçtir.
O, sadece kitapta değil, insanda; sadece tarihte değil, vicdanda yazılıdır.
Yol, bitmiş bir tarih değil; her cağda canla yeniden gelişen ve yürüyen sonsuz bir hakikat ırmağıdır.
Yolu kurtaracak olan, sadece onu sahiplenenler değil;
onu yaşayanlar, sorgulayanlar, emek verenlerdir.
Hakikatçi Alevilik bir çağrıdır: bilime, sevgiye, barışa, rızalığa, insana ve doğaya…
Ve bu çağrı, her cana aynı sözü fısıldar:
“Yol sensin, çerağ sensin, Hakk sensin.”
HUNKAR HACE BEKTAŞ VELİ derki
Abdal, Hakk’a hayran olandır.
Adalet her işte, Hakk’ı bilmektir.
İnsan suretinde olan herkes,
İnsan değildir.
İnsan’ın İnsan’lığı; akıl, hayâ ve ilim iledir.
Âlimlere ve kendini bilenlere, alçak gönüllülük yaraşır.
Hakk ile gönül arasında perde yoktur.
Araştırma, açık bir sınavdır.
Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.
Ariflerin içinde, murdar nesne (kötülük) eğlenmez.
Aşk meydanı, erenlerin ve bilenlerindir.
Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
Bizi sevenlerin gönüllerinde biz oturur, dillerinde de biz konuşuruz.
Cahiller ve hak tanımazlara, sükût ile karşılık veriniz.
Ara, bul.
Cennet için ibadet geçersizdir.
Çalışan insan kötülük düşünmez.
Çalışmadan geçinenler, bizden değildir.
Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz.
Dil mızraktan, daha derin yaralar.
Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir.
Doğruluk dost kapısıdır.
Düşmanınızın bile, insan olduğunu unutmayınız.
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu
Düşünce, davranış ve sevgiyi, Hakikat lezzeti olarak tadın.
Edep elbisesini, sırtınızdan ölünceye kadar çıkartmayınız.
Elden gelen her iyiliği, herkese yapınız.
Bizim semahımız, ilahi bir aşktır!
Hararet nârdadır, sacda değildir,
Keramet sendedir, tâçda değildir.
Her ne arar isen, kendinde ara,
Kudüs’te, Mekke’de, Hâç’da değildir.
Sakın, bir kimsenin gönlünü yıkma,
Gerçek erenlerin sözünden çıkma.
Eğer insan isen ölmezsin, korkma,
Âşığı kurt yemez, uc’da değildir.
Gönül Kabesine girmesin hülya,
Nefsine hâkim ol düşme bed huya.
Kirleri arıtan baksana suya,
Hep yüzü yerlerde, bucda değildir.
Dostumuzla beraber, yaralanır kanarız,
Her nefeste aşk ile hakkı anarız.
Erenler meydanına, vahdet ile gir de gör,
Kırk budaklı şamdanda kırkımız bir yanarız.
Edep, erkâna bağlıdır, ayağımız başımız,
Güllerden koku almıştır, toprağımız taşımız.
Soframızda bulunan, lokmalar hep emeğimiz,
Yiyenlere sifa olur, ekmeğimiz aşımız.
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
“Aşk ile Diren Yolcu” ( Devrimi )
Cehalet karanlık, yol ışık olur bize,
Bilimdir rehberin, aşk seninle birlikte.
Hakikat sendedir, dışta değil içinde,
Kendini bil, yol senden ikrar ister.
Asimile rüzgârı savurur bazen seni,
Bozar öz dilini, soldurur gülünü.
Dönüşüm gerek, ama bil ki bilimi,
Başkalaşma değil, yola irfan gerek.
Emeği kutsal bil, paylaş lokmanı,
Cana can ol, yücelt hakkı insanı.
Toprakla bir tut doğanın canı,
Rızalıkta doğar hakikatin lisanı.
Bilimle düşün, aşk ile yan,
Işk’la aydınlan, sözüne inan.
Pir demiş, “yol sensin” ey can,
Hakikat gönülde, dışta aranmaz.
Devrimî der; çerağını yak can,
Cehalet sönsün, yanışın nurdan.
Aşk ile diren, geri durma yoldan ,
Yol senle yürür, sonsuz hakikattesin.
Aşk İle Gül Cemallere Mehmet Yapıcı ( Devrimi )